Kuzey Marmara Otoyolu Kınalı-Odayeri Kesimi Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

08.03.2020

Sevgili İstanbullular,

Aziz Vatandaşlarım,

İstikbalimizin Teminatı Sevgili Gençler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle burada bulunan tüm hanım kardeşlerimin 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü gönülden tebrik ediyorum. 3 Eylül’den beri bölücü terör örgütünün kaçırdığı evlatlarına kavuşma umuduyla bekleyen Diyarbakır annelerine buradan selamlarımı gönderiyorum.

Az önce İstanbul’da Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızca düzenlenen programda 81 vilayetimizin tamamından gelen kadınlarımızın coşkusuna, heyecanına ortak olduk. Türkiye’nin kalkınma ve güçlenmesine mücadeleleriyle destek veren kadınlarımıza bu vesileyle bir kez daha şükranlarımızı sunduk.

Türkiye’nin kadınları dün olduğu gibi bugün de destan yazmaya devam ediyor. İş dünyasından eğitime, aileden bilime, sanata, siyasete kadar hayatın her alanında kadınlarımız varlıklarıyla ülkemizin önünü açıyor, yolunu açıyor. Bu topraklarda hamdolsun Nene Hatun’lar, Şerife Bacı’lar, Halide Edip’ler, Halime Çavuş’lar, Melike Hatun’lar, Kara Fatma’lar hiç eksik olmuyor.

Terör örgütü tarafından haince şehit edilen Aybüke Öğretmen ve Esma Astsubay, sınırlarımız içinde ve dışında alçakça katledilen yüzlerce kadın istiklal mücadelemizin günümüzdeki bayraktarlarıdır.

Biz bu ülkeyi bir asır önce kadını erkeğiyle omuz omuza mücadele ederek, bağımsızlığa taşıdık. Cumhuriyetimizi bugünlere yine kadınlarımızın fedakârlığıyla getirdik. Kadına hak ettiği değeri vermeyen, kılık-kıyafetine göre ayıran, sosyal hayattan dışlamaya çalışanlara rağmen kadınlarımızı özgürleştirdik. Türkiye’ye ve kadınlarımızın yüzyıllara sari mücadelesine yakışmayan o baskıcı, ayrımcı politikalara hamdolsun biz son verdik. Bundan sonra da kadınlarımızı dışlayan, ötekileştiren faşist zihniyete geçit vermeyeceğiz. Türkiye’yi çok daha aydınlık günlere yine kadınlarımızla birlikte kavuşturacağız. 2023 hedeflerimizi, 2053 ve 2071 vizyonlarımızı da kadınlarımızla beraber gerçekleştireceğiz.

Kardeşlerim,

Bugün burada Türkiye’nin gurur abidelerinden olan 400 kilometre uzunluğundaki Kuzey Marmara Otoyolu’nun yeni bir bölümünü daha hizmete açıyoruz. Biliyorsunuz şimdiye kadar otoyolumuzun Odayeri-Paşaköy, Paşaköy-Mecidiye, Hüseyinli-Kömürlük, Yassıören-Odayeri, Kurtköy-Liman Bağlantı Yolu, Çatalca-Yassıören, Liman Kavşağı ve Sevindikli Kavşağı bölümlerini devreye almıştık. Böylece dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’umuzun trafik yükünü önemli ölçüde azalttık. Bugün ise Kuzey Marmara Otoyolunun 29,5 kilometre uzunluğundaki Kınalı-Çatalca kesimini sizlerin hizmetine sunuyoruz.

Kardeşlerim,

Unutmayın her zaman söylerim; yol medeniyettir, su medeniyettir. Ne diyor şair:

“Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya.

Yüzüstü çok süründün ayağa kalk Sakarya.”

Yol da orada, görüyorsunuz su da orada Sakarya.

Otoyolun bu kesimi 3 viyadük, 12 köprü, 14 altgeçit, 9 üstgeçit, 51 menfez, 2 tünel ile 2 kavşaktan oluşuyor. Kuzey Marmara Otoyolunun farklı etaplarının devreye girmesiyle artık vatandaşlarımız kesintisiz, konforlu, güvenli seyahat imkânına kavuşuyor. İşte AK Parti iktidarı budur; laf değil, iş, iş, iş.

Bu güzergâh aynı zamanda yapımı devam eden Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu ve İstanbul-İzmir Otoyolu ile birleşerek kuzey ve güney Marmara’yı nereye bağlıyor? Batı Anadolu’ya bağlıyor. Hizmete açtığımız yol sayesinde Kınalı mevkiinden giren araçlar Kuzey Marmara Otoyolu ile Yavuz Sultan Selim Köprüsünü kullanarak Dilovası, Bursa ve İzmir’e kadar kesintisiz seyahat imkânına kavuşacak; şu güzelliğe bak ya, görüyorsunuz işte, olay bu. Ve ne yapıyor bu? Aynı zamanda kaza riskini de ciddi manada azaltıyor. Biz bunun için çalıştık, 18 yıl buna gayret ettik. Benim Ahmet’im, Mehmet’im, Ayşe’m, Fatma’m arabasına bindiği zaman gayet konforlu bir şekilde en ücra köşeye ulaşsın.

Kardeşlerim,

352 milyon dolarlık bir yatırımla hizmete aldığımız bu projenin bir kez daha şehrimize ve milletimize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Projenin hayata geçmesinde emeği geçen Bakanlığımızdan yüklenici firmalarımıza, mühendis ve işçilerimize kadar herkese teşekkür ediyorum.

Sadece bitirdiğimiz şu yollar bile Türkiye’nin nereden nereye geldiğini, nasıl bir değişim ve dönüşümün içinden geçtiğini müşahhas olarak, somut olarak ne yapıyor, ispatlıyor. Ülkemizin kaynakları israf edilmeyince işte böyle güzel işler yapılıyor. Çıkmış birileri israf, israf, israf diyor. Ne israfı ya, şu mu israf? Hayatınızda sizin böyle bir yol, böyle bir otoyol yapmışlığınız var mı ya? Ey CHP zihniyeti, sizin bırakın icraatınızı, hayalleriniz bile bunlara ulaşamaz.

Elbette bu projeyi sonuçlandırdık, diye tamam demiyoruz, yeni projeler, yeni çalışmalar, yeni eserler inşa etmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Hiçbir ilimizi, ilçemizi ihmal etmeden bize oy versin-vermesin 81 vilayetimizin her birine hizmet götürüyoruz. Şimdi bu yollardan sadece AK Partililer mi geçecek? CHP’lisi geçmeyecek mi, MHP’lisi geçmeyecek mi, İyi Partilisi geçmeyecek mi, diğerleri geçmeyecek mi? Ya herkes için yapıyoruz bunu, yaratılan her Allah’ın kulu için yaptık bunları. Ama bizi anlamak istemeyenler anlamıyor. Ya ister anlasınlar-ister anlamasınlar. Biz ne diyoruz? At denize, balık bilmezse Halik bilir; bu kadar basit.

Ülkemizin her bir karışına eserlerimizle damgamızı vuruyoruz. İki hafta önce İzmir’de yine önemli bir eserin açılışını yaptık. Ana Muhalefetin başı nerenin milletvekili? Kılıçdaroğlu İzmir’in milletvekili. Ona da hafta içi davet yaptım, bak dedim böyle böyle önemli bir açılış yapacağız İzmir’de, muhakkak gel. Gelmedi. Hatta toplantıda sordum burada mı diye, yok. Toplam yatırım bedeli 455 milyon avroyu bulan Menemen-Aliağa-Çandarlı Otoyolunu İzmirli kardeşlerimizin hizmetine sunduk, düşünebiliyor musunuz? Yolla beraber 14 köprülü kavşağı, 5 hemzemin kavşağı, 1 tüneli, 38 köprüsü ve 8 viyadüğü ile İzmir’e yakışan bir eseri ülkemize kazandırdık. Otoyolun hizmete girmesiyle İzmir ile Çandarlı arasındaki ulaşım süresini –bakın burası çok önemli- 1,5 saatten 45 dakikaya indirdik, olay bu.

Yine aynı hafta ülkemizin en büyük kütüphanesi olan Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizi vatandaşlarımızın kullanımına açtık. İçinde 4 milyonu aşkın basılı kitabın olduğu kütüphanemizi şimdiye kadar kaç kişi ziyaret etti biliyor musunuz? 120 bin kişi ziyaret etti. Biz buyuz. Tavsiye ederim, Ankara’ya gelenler muhakkak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin içerisinde bu kütüphanemizi gelsinler gezsinler, otursunlar, orada bir de şöyle güzel kitap okusunlar. Bak pastamız var, çayımız var, ücretsiz, ücret yok. Bekleriz, daveti yaptım.

İstanbul’un kültür hazinesine yeni bir altın halka olacağına inandığım Rami Kışlası Kütüphanesi’nin inşasına da başladık. Rami Kışlası’na yaptığımız muhteşem kütüphaneyi de inşallah yakında siz İstanbullu kardeşlerimizin hizmetine sunacağız.

Türkiye’yi ulaşım, sanayi, üretim, ticaret, sağlık, eğitimle beraber kültür alanında da hak ettiği seviyeye ulaştırana kadar durmayacağız. Hiç şüphesiz bunların başında yüzyılın projesi olarak nitelendirilen bu kardeşinizin çılgın projem dediğimiz, Kanal İstanbul Projesi de en yakın zamanda ihaleye çıkıyor. 2011 yılında ilk kez milletimizle paylaştığımız bu projeyle ilgili olarak jeolojik, jeoteknik, hidrolojik araştırmalar, dalga ve deprem analizleri dâhil, her türlü etüt çalışmasını yaptırdık. Bugüne kadar 11 farklı üniversiteden ve çeşitli kamu kurumlarından 34 ayrı bilim dalına mensup 200’ün üzerinde bilim insanı bu projeyi inceledik. Bakanlıklarımız Kanal İstanbul’la ilgili süreci yakından takip ediyor. Kanal İstanbul, ufku dar, vizyonu dar, vizyonu sığ, önyargılarının esiri olmuş kimi çevrelerin insafına terk edilmeyecek mühim bir projedir. Bu proje, diğer katkılarının yanında Türkiye’nin stratejik gücüne de çarpan etkisi yapacaktır. İstanbul’a ve Türkiye’ye hizmette hiçbir sınır, hiçbir engel tanımıyor, hiçbir bahaneye, hiçbir mazerete de prim vermiyoruz. İdeolojik saplantılarla hareket eden bir avuç hizmet düşmanına değil milletimizin ne dediğine, neyi istediğine bakıyoruz. Tek derdimiz; bu ülkeye uzun yıllar hizmet üretecek eserler ortaya koymak. Bütün derdimiz; aziz milletimize uzun yıllar hizmet edecek eserleri üretmek. Bunun için birileri istemese de kamu, özel sektör ve vatandaş işbirliği ile Boğazın yükünü hafifletecek, şehrimizin marka değerini artıracak Kanal İstanbul’u ülkemize kazandırmakta kararlıyız.

Kardeşlerim,

Bizim siyaset anlayışımızda, tekrar ediyorum; yol medeniyettir, yol demek ulaşım demektir, sanayi, üretim, turizm, ticaret, emniyet, kalkınma demektir. Yol, dünya ile bütünleşme, Asya’dan Avrupa’ya bölgemizle entegrasyon demektir. Sağlam, güçlü ve yaygın bir ulaşım altyapınız yoksa ekonomik refahı sağlayamazsınız. Büyük medeniyetler ancak büyük yollar üzerine inşa edilir. Bunun için maddi kaynaklarınızın yanı sıra büyük ideallerinizin, büyük hayallerinizin, büyük hedeflerinizin olması gerekiyor. Türkiye, hamdolsun son 17 yıldır işte bunu başarıyor. Artık sığ gündemlerin esiri olmaktan çıkmış, küresel ölçekte planlar, küresel ölçekte projeler yapabilen bir ülke konumuna geldik. Türkiye, ayağına vurulan prangalardan bizim dönemimizde kurtuldu. Özgüveni örselenmiş bir millet seneler sonra yeniden kendine güvenmeye, kendine inanmaya başladı. Sadece hayal kurmadığımız, hayallerimizi gerçeğe de dönüştürdüğümüz bir yere geldik. Bir asırlık, 1,5 asırlık arzulardan ilham alıyor, planları projeleri hazırlıyor, kolları sıvıyor o hayalleri artık tek tek hayata geçiriyoruz.

On yedi yıl önce milletin emanetini üstlendiğimizde en büyük sıkıntılarımızdan biri ülkemizin ulaşım altyapısındaki eksikleriydi. Türkiye’nin bölünmüş yol uzunluğu o zaman neydi biliyor musunuz? 6 bin 100 kilometre. Tüm ülke genelinde toplam 50 kilometre uzunluğunda 83 tünelimiz vardı. 1990’da ihalesi yapılan, tam 17 eskiden Bolu Tüneli’nin inşaatı devam ediyordu. Ne diyorlardı? Burayı doğalgaz depolama merkezi mi yapalım, soğan deposu mu yapalım, patates deposu mu yapalım; bunları konuşuyorlardı. Hayır dedik, hayır, burayı biz aynen yine Bolu Tüneli yapacağız ve yaptık mı? Yaptık. Şimdi Bolu Tüneli’nden geçiyor muyuz? İş bilenin, kılıç kuşananın.

Kardeşlerim,

Otoyollarımızın uzunluğu bin 714 kilometreye ulaşıyordu. Mevcut tren hatlarımız dökülüyordu. Dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılan hızlı trenlerden kimse bahsediyor muydu, var mıydı hızlı trenimiz? Yok. Hava ulaşımı ise yalnızca belli kesimlerin kullanabildiği bir lükstü. Karşımızdaki bu kötü tabloyu iktidarlarımız döneminde hamdolsun tersine çevirdik. Cumhuriyet tarihimiz boyunca yapılan hizmetlerden daha fazlasını 17 yıla sığdırdık.

Bir dönem kardeşlerim, bizim 26 havalimanımız varken, şu anda 56 havalimanımız var. Kardeşlerim, yetmez, daha da bu devam edecek. Derdimiz ne? Vatandaş evinden çıkınca yarım saatte, bilemedin 45 dakikada nereye ulaşıyor şimdi, havalimanına. Bu nedir bu? İşte modernizm budur, biz halkımızı buna kavuşturduk. Eskiden lüks otobüslerle yolculuğunu yapıyordu, şimdi uçağa biniyor uçakla yapıyor. Dünyanın en büyük üç havalimanından bir tanesini İstanbul’umuza kazandırdık mı? Gidince bunun ihtişamını görüyorsunuz değil mi? Yani ne mutlu bize diyebiliyor musunuz?

Şimdi onun hemen yakınında dev bir şehir hastanesi yapıyoruz, inşallah bu yıl onu da açacağız, muhteşem bir şehir hastanesi. Artık çok farklı yere değil, hemen buradan atlayacaksınız doğru İkitelli’deki şehir hastanesine gideceksiniz.

Bunları niye yapıyoruz? Sizler için yapıyoruz, halkımız için yapıyoruz, insanımız için yapıyoruz.

Kardeşlerim,

Bütün bunlarla beraber ulaşımda 6 bin 100 kilometreden 26 bin kilometreye çıktık ve daha da iyi olacak. Ve bunun yanında yüksek hızlı trende de çok büyük adımları attık. Avrasya Tünelinden Sabuncubeli Tüneline, Erkenek Tünelinden Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneline, Ovit Tünelinden Cankurtaran Tüneline kadar pek çok projeyi başarıyla hayata geçirdik. Köprü ve viyadük uzunluğu 311 kilometreden 660 kilometreye çıktı. Otoyol uzunluğumuz 3070 kilometreye çıktı. Demiryollarında ülke tarihinde ilk defa ülkemizi hızlı trenlerle buluşturduk. Bugün yurt genelinde toplam 1213 kilometre hızlı tren hat uzunluğumuz var. Son 17 yılda 11590 kilometre demiryolunu da yeniledik. Ankara-Sivas yüksek hızlı tren projesinde son aşamaya geldik. İnşallah bu yıl içerisinde onu da bitireceğiz. Ankara-İzmir yüksek hızlı tren hattının, Sivas-Erzincan, Bursa-Bilecik, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep-Kahramanmaraş hızlı tren projelerinin çalışmaları etap-etap devam ediyor. Ve havayolunu da halkın yolu yaptık, onda da devam ediyoruz.

Kardeşlerim,

Bütün bunlarla beraber özellikle bugün açılışını yaptığımız bu muhteşem 29,5 kilometrelik yolun tüm bölgeye hayırlı olmasını diliyorum. Türkiye, büyük bir ülke, Türkiye tarihiyle, kültürüyle, 83 milyon nüfusuyla, ekonomik ve askeri kapasitesiyle güçlü bir ülke. Aynı zamanda Türkiye yıllarca örselenmiş bu muazzam potansiyelini harekete geçirememiş de bir ülkedir. Bize senelerce yapamazsınız, başaramazsınız dediler, bize yıllarca siz üretmeyin, sanayiye, ileri teknolojiye yatırım yapmayın dediler. Biz şimdi otomobilimizi yaptık mı? Savunma sanayinde insansız hava araçlarımızı yaptık mı? İnsansız hava aracının yanında silahlı insansız hava aracımız var mı? İdlib’de işte onlarla mücadelemizi verdik. Bir yerlerden beklemedik, mücadeleyi onlarla verdik. Milletin cesaretini, milletin iradesini kırmak için onlar her türlü yolu denediler. Ama bu millet dedi ki; biz yaparız ve yaptı. İnşallah şimdi bir üçüncüsü geliyor, o da Akıncı. Akıncıyı da yaptığımız zaman olay çok daha bize büyük güç katacak. Ve bunu da çoğu zaman içerideki devşirmeleriyle, içimizdeki maşalarıyla yaptılar. Dikkat edin, Türkiye ne zaman demokrasi, kalkınma, refah yolunda hamle yapsa hemen birileri devreye girmiştir. Rahmetli Menderes’in 10 yıl boyunca gecesini gündüzüne katarak verdiği mücadele 27 Mayıs darbesiyle akamete uğratılmıştır. Aynı şekilde rahmetli Özal’dan Erbakan Hocamıza ve Türkeş’e kadar ülkesini ve milletini seven nice siyasetçi belli çevrelerin hedefi olmuştur. Türkiye’nin büyümesini ve güçlenmesini engellemek için sokakların karıştırılmasından darbelere kadar her türlü yol denenmiştir. İşte bu FÖTÖ belası, o da aynı değil mi? 15 Temmuz neydi, işte biliyorsunuz. Gereken tokadı yediler mi? Artık bu yollara da kolay kolay başvuramayacaklar.

IMF’e neydi borcumuz? 23,5 milyar dolar. 2013 yılında sıfırladık mı? Sıfırladık. Şu anda bizim IMF’e borcumuz var mı? Yok. Ve bir daha o kapıları çalmak bizim kitabımızda yok. Ama CHP’nin kapısında var.

Aynı şekilde hamdolsun, Merkez Bankası’nın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, ama elhamdülillah şu anda 100 milyar doların üzerinde. Borsa İstanbul, hamdolsun o da yine aynı şekilde tırmandı tırmanıyor. Nereden nereye.

Kardeşlerim,

Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gideceğiz gündüz gece, tamam? Şimdi açılışı burada hep beraber yapıyoruz. Buradan Çatalca Belediyemizi bir ziyaret edeceğim, aynı zamanda parti teşkilatımızı bir ziyaret edip, ondan sonra inşallah bugünkü mesaimize devam edeceğiz. Yarın çünkü Belçika seyahatim var. Belçika’da görüşmelerim, toplantılarım var. Dolayısıyla hemen ilgili arkadaşlarımızı da buraya davet edip kurdelemizi inşallah hep beraber keselim. Evet, hazır mıyız?  

Burada bugün biliyorsunuz minik elinde makaslarıyla kurdelemizi kesecek olanlar da var. Ama bak orada ağlayan bir miniğimiz daha var, eyvah. Hadi o ikisini de alalım, arkadakini de alalım. Bir tane de erkek olsun.

Şimdi kurdelemizi kesiyoruz ve ya Allah Bismillah diyoruz.