TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Beraberindeki STK Temsilcilerini Kabulünde Yaptıkları Konuşma

02.03.2020

Sivil Toplum Kuruluşlarının Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Ülkemizin bugün 81 il merkezinde oda ve borsalarımızın önderliğinde biraraya gelen sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri saat 11.00’de malum ortak bir açıklama yaptılar. Sizler de 30 sivil toplum kuruluşunun genel başkan ve genel başkan yardımcısı düzeyindeki temsilcileri olarak aynı açıklamayı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği binasında kamuoyuyla paylaştınız.

Türkiye’nin Suriye sınırlarında ve özellikle İdilb’de tarihi bir mücadele verdiği şu dönemde gösterdiğiniz birlik ve beraberlik için her birinize şahsım ve milletim adına ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Burada birlikte olduğumuz sivil toplum kuruluşlarımıza baktığımızda, işçisinden işverenine, memurundan çiftçisine, esnafından sanayicisine kadar milletimizin her kesimini temsil ettiğini görüyorum. Her zaman ifade tetiğim gibi, Türkiye’nin en büyük gücü işte bu birliği, beraberliği, kardeşliği ve dayanışmasıdır. Bizler böyle yumruk gibi birarada olduğumuz, bir duvarın tuğlaları gibi birbirimize kenetlendiğimiz sürece, Allah’ın izniyle bu ülkenin sırtını yere getirebilecek hiçbir güç yoktur.

Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü mücadelenin vatan topraklarımızı ve özgürlüğümüzü koruma, bayrağımızı ve ezanımızı yaşatma, geleceğimize sahip çıkma mücadelesi olduğunu işte buradaki fotoğrafla bir kez daha teyit etmiş bulunuyoruz. Ülkemize terör örgütleriyle kuşatma, şehirlerimize gözün diken rejimlerle tehdit etme, ekonomik tuzaklarla tökezletme peşinde olanlara inşallah aradıkları fırsatı vermeyeceğiz.

Şunu bir defa unutmayalım: Değerli arkadaşlar, bakınız Şubat ayının biliyorsunuz başlarında bir süreç başladı. Ve 4 milyona yakın mülteci bizim ülkemizde, 9 yıldır bunlar bizimle ve şimdi de 1,5 milyon mülteciyi sınırlarımıza sürmek suretiyle bize bir yük daha getirmek istediler. Aylar önce, hatırlayın, ben bir açıklama yaptım, eğer bir yük paylaşımına Batı girmezse kapıları açarız dedim. Ama bunlar bu işi hafife aldılar, dediler ki herhalde blöf yapıyor. Ve şimdi kapıları açınca telefon telefon üstüne gelmeye başladı, telefon telefon üstüne gelmeye başladı, kapıları kapatın. Dedik ki, bitti o iş, artık kapılar açılmıştır, şu anda sizler bu yükler nasibinizi alacaksınız. Dün itibarıyla rakam ciddi manada yükseldi ve yükselmeye de devam ediyor. Şimdi yine telefonlar. Bu akşam Bulgaristan Başbakanıyla biraraya geleceğiz ve aynı zamanda Şansölye Merkel’le yine bir telefon görüşmemiz olacak, işte bir de biraraya ayrıca 4’lü, 5’li gelelim gibi teklifler var. Malum Perşembe günü de Moskova’ya giderek orada da Sayın Putin’le yine bu gelişmeleri değerlendireceğiz. Temenni ederim ki, orada artık ateşkesti veya atılacak diğer adımlardı bunları atar ve bu işi süratle bir neticeye kavuştururuz.

15 Temmuz’da Ankara’da, İstanbul’da başaramadıklarını Suriye üzerinden hayata geçirmeye çalışanları bir kez daha hüsrana uğratmakta kararlıyız. Hatırlarsanız, 15 Temmuz’un hemen ardından ne demiştik? Başaramayacaksınız, milletimizi bölemeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, vatanımızı parçalayamayacaksınız, ezanlarımızı susturamayacaksınız, bu ülkeye diz çöktüremeyeceksiniz, bu halka boyunduruk vuramayacaksınız, bin yıldır yürüdüğümüz bu yoldan bizi geri döndüremeyeceksiniz, evet, bugün de aynısını söylüyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Bu sabah itibarıyla şu ana kadar 135 tank, 22 zırhlı araç, 45 top, 44 çok namlulu roketatar, 5 hava savunma rampası, 12 tanksavar, 4 havan, 29 pikaba monteli uçaksavar, bir İHA, 8 helikopter, 49 çeşitli araç, 7 mühimmat rampası, 24 zırhlı araç, 9 mühimmat depo olarak kullanılan binalar, 2 uçak dün sabah biliyorsunuz, 2 füze rampası ve bu arada son rakam 2557 rejime ait asker ve bunun yanında tabii ki orada yardımcı olarak onlarla beraber bu mücadelenin içinde olan kişiler, bunlar da etkisiz hale getirildi, öldürüldü. Çünkü bu şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak dedik. Bunların bir defa bedelini ödeteceğiz dedik.

İşte dün, evvelsi gün bir şehidimizi ebediyete uğurladık, Emre yavrumuzu. Dün akşam evlerindeydim eşimle beraber. Yine orada aileyi gördüğümde 55 gün terhisine kalan kardeşi bile; Başkanım, ne olur ben askerliğime devam edeyim dedi. Bu millet böyle. Ruhunda o aşk, o heyecan, o coşku var. Hep deriz ya; bir ölür, bin diriliriz.

Dünyada Türk milletinden başka bu kadar kısa sürede bu kadar çok saldırıya maruz kalıp da ayakta kalabilecek başka bir toplum var mıdır, zannetmiyorum. İçimizdeki bazı gafillerin desteği bile bu oyunun başarıya ulaşmasına yetmemiştir. Milletimizin ortaya koyduğu istiklali ve istikbali için ne gerekiyorsa yapma kararlılığı artarak sürüyor. Kahraman askerlerimiz Suriye’nin dört bir yanında teröristlerle ve zalim rejimin unsularıyla mücadele ediyor. Bize düşen; bir yandan onlara dua etmek, diğer yandan kendi işimizi en iyi şekilde yaparak ülkemizin güçlenmesine, kalkınmasına, büyümesine katkıda bulunmaktır. Silah arkadaşları şehitlerimizin kanlarını hamdolsun yerde bırakmıyor. Her bir şehidimize karşılık onlarca rejim unsurunu etkisiz hale getirerek, uçağından tankına tüm malzemelerini imha ederek çok ağır bedeller ödetiyoruz. Ve yine dün biliyorsunuz Neyrab Havaalanı’nı da yerle yeksan ettik, kullanılamaz hale getirdik.

Sizlerden beklentimiz; bu mücadeleye kendi alanınızdaki gayretlerinizle destek vermenizdir. Şayet Türkiye’nin son 17 yılda diğer alanlarla birlikte savunma sanayinde kat ettiği mesafe olmasaydı, bugün böyle bir mücadeleyi çok daha zor şartlarda yürütmeye çalışıyor olacaktık. Çünkü birileri size silah, mühimmat göndersin de ondan sonra ben bu mücadeleyi yürüteyim derseniz, sizi geçmişte olduğu gibi yaya bırakırlar, böyle de yaptılar. Ama şimdi elhamdülillah biz bunları kendimiz üretiyoruz ve onlarla beraber de bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Kimsenin inayetine, desteğine, yardımına ihtiyaç duymadan harekâtlarımızı icra edebiliyorsak, bugüne kadar döktüğümüz terler, elde ettiğimiz neticeler sayesindedir. Artık bizim yerli İHA’larımız, SİHA’larımız var ve bütün bunlarla beraber de buralarda, evet icrai faaliyet yapıyoruz. Geleceğimize daha güvenle bakabilmek için sahada askerimizle, ticarette, sanayide, tarımda, üretimde, hizmette sizlerle saflarımızı daha sıklaştırarak yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Sizler daha çok çalışarak, daha çok üreterek, daha çok ihraç ederek, daha çok istihdam sağlayarak hem kendiniz daha çok kazanacak, hem de ülkemize daha çok kazandıracaksınız.

Rabbimden tüm şehitlerimizin şehadetini mübarek eylemesini, onları Cennetiyle, cemaliyle müşerref kılmasını niyaz ediyorum. Gazilerimize Rabbimden şifalar temenni ediyorum.

Temennimiz; bir an önce bu mücadeleyi zaferle neticelendirerek daha fazla kan dökülmesinin önüne geçmektir. Bunun için sahadaki mücadelemiz yanında tüm diplomatik kanalları kullanıyoruz.

Bir kez daha Bahar Kalkanı Harekâtımıza destek verdiğiniz, şehitlerimizin acısına ortak olduğunuz, birliğimizi, beraberliğimizi teyit ettiğiniz için sizlere şükranlarımı sunuyorum.

Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.