Okullardan Yarınlara Programı’nda Yaptıkları Konuşma

24.02.2020

Değerli Eğitimciler,

İş Dünyamızın Kıymetli Mensupları,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Sözlerimin hemen başında Suriye’de ve Libya’da ülkemizin ve milletimizin bekası için mücadele ederken şehit düşen tüm kahramanlara Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. Şehit yakınlarımıza ve tüm milletimize başsağlığı dileklerimi sunuyorum.

Tarihindeki en önemli istiklal ve istikbal mücadelelerinden birini veren Türkiye, Rabbimin yardımı, milletimizin desteği ve duasıyla inşallah bu süreçten de alnının akıyla çıkacaktır. Bu toprakları nasıl bin yıldır kanlarımızla yoğurarak vatanımız yaptıysak, bundan sonra da aynı inançla mücadeleye devam edeceğiz.

Her birinin haberiyle yüreğimizin dağlandığı aziz şehitlerimize layık olabilmenin yolu, aynı anda farklı cephelerde verdiğimiz bu kutlu mücadeleyi zaferle taçlandırmaktan geçiyor.

Yine dün 5,9 büyüklüğündeki depremde Van’da hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Mevla’dan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Can kayıplarının çoğunu kerpiç evlerin yıkılması sebebiyle yaşadık. Depreme dayanaksız yapı meselesi ülkemizin eski ve yaygın bir sorunudur. Bu konuda başlattığımız çalışmalar çok büyük maliyetler ve zaman istiyor. Şu ana kadar gerçekten önemli neticeler elde ettik, ama daha gidecek çok yolumuz olduğunu da biliyoruz. Bununla birlikte gördüğü gibi, deprem bizi beklemiyor, afetlere hazırlık çalışmalarımızı hızlandırmalıyız. Vatandaşlarımızdan depreme dayanaksız yapıların dönüştürülmesi noktasına özellikle vurgu yaparak, bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Devlet ancak vatandaşının desteğiyle böyle bir yükün altından kalkabilir. Kentsel dönüşüm-değişim diyoruz, ancak kentsel dönüşüm için kapısını çaldığımız vatandaşlarımız bize aynı şekilde cevap vermiyorlar, burada ciddi sıkıntılar yaşıyoruz, esasen bugün biraraya gelişimizin sebeplerinden biri de budur.

Hükümete geldiğimizde eğitim-öğretimi önceliklerimizin en başına yerleştirdik. Uzun yıllar boyunca eğitim-öğretim bütçesi devlet harcamalarının ilk sıralarında yer aldı. Ana sınıfından yükseköğrenime kadar her aşamada ülkemizin eğitim-öğretim altyapısını ve insan gücünü fevkalade güçlendirdik. Üniversite sayımızı 76’dan 207’ye, akademik personel sayımızı 70 binden 170 bine, üniversite öğrencisi sayımızı 1,6 milyondan 8 milyona yükselttik. Zorunlu eğitimi 4’er yıldan oluşan 3 kademeli olacak şekilde 12 yıla çıkardık. İlk ve ortaöğretimde 343 bin olan derslik sayısını 316 bin ilaveyle 590 bine çıkardık. Öğretmen sayısını 652 bin yeni öğretmen atayarak 946 bine yükselttik. Fatih Projesiyle öğretmen ve öğrencilerimize 1,5 milyona yakın tablet bilgisayar dağıttık, 432 bin sınıfımıza etkileşimli tahta yerleştirdik, 46 bin okulumuza çok fonksiyonlu yazıcı kurduk.

Müfredatları geliştirerek, seçmeli dersleri çoğaltarak, ders kitaplarını yenileyerek çocuklarımızın çok yönlü gelişimini hedefledik. Ders kitaplarını ücretsiz vererek, vatandaşlarımızı büyük bir yükten kurtardık. Bugüne kadar ücretsiz dağıttığımız kitap sayısı 3 milyar adedi geçmiştir.

Maddi imkânı yetersiz ailelerimizin okula giden çocuklarına eğitim-öğretim desteği veriyoruz. Pansiyonlu okul ve taşımalı eğitim yoluyla hiçbir evladımızın eğitimden mahrum kalmaması için gereken gayreti gösterdik. Ancak, hem sınıf ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azaltmamız, hem de nüfusumuzun artması sebebiyle sürekli yeni öğrenci gelmesi sebebiyle hâlâ eksiğimiz var.

Değerli Misafirler,

Bugün ülkemizde 18 milyonu aşkın öğrencimiz, sayıları 70 bini bulan eğitim kurumlarında eğitim hizmeti alıyor. Özel eğitim kurumlar ve diğer eğitim-öğretim birimleriyle bu sayı 86 bine kadar çıkıyor. Milli Eğitim Bakanlığımızın bunlara ilave olarak 21 bin dersliğe sahip 13 bin yeni okula ihtiyacı bulunuyor. Ayrıca, mevut okulların bir kısmında da depreme karşı güçlendirme çalışması yapılması gerekiyor. Bu akşam burada birlikte olduğumuz ülkemizin seçkin iş insanları ve hayırseverlerinin desteğiyle Milli Eğitim Bakanlığımızın okul ihtiyacını tamamen çözmeyi hedefliyoruz. Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız tohum ekin, 10 yıl sonrasını düşünüyorsanız fidan dikin, 100 yıl sonrasını düşünüyorsanız insan yetiştirin, sözüne uygun şekilde bu kampanyada ben sizlerin yerinizi alacağınıza inanıyorum.

Biraz sonra ekranda gözükecek haritada ihtiyaç duyulan okulların yerlerini görebileceğiz. Bağışçılarımız dilekleri nereyi arzu ediyorlarsa, istedikleri yerdeki okulun inşasını veya güçlendirmesini üstlenebilecektir.

Benim sizlerden ricam şu: Deprem riski yüksek alanlara öncelik vermenizdir, çünkü bu bölgelerde yapılan okullar öğrencilerimiz için güvenli çatılar olmanın yanında, deprem sonrasında vatandaşlarımızın sığınacakları az önce Bakanımın da ifade ettiği gibi barınma alanları olarak da kullanılabilecek. Gerek ağır hasırla binaların tamamen boşaltılması, gerek artçı sarsıntılar sebebiyle diğer binalara bir müddet girilememesi sebebiyle bu tarz yerlere ihtiyaç duyuluyor. Elazığ’da okullardan spor salonlarına kadar depreme dayanaklı olarak inşa edilmiş tüm kamu binaları uzunca bir süre bu amaçla kullanılmıştır. Masalara bırakılmış olan kartlara yazacağınız bağışlarınız buradaki ekranlarda da gözükecek. Böylece kimin nerede hangi okulun veya okulların inşasını üstlendiğini tüm Türkiye buradan takip edebilecek.

Ayrıca, ekranları başlarında bizi izleyen vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunmak istiyorum; bağış kampanyamız sadece bu salonda bulunan arkadaşlarımızla sınırlı değildir, imkânı olan her vatandaşımız sadaka-ı cariye olarak dilediği yerde ister derslik, ister okul şeklinde katkıyla bu kampanyaya iştirak edebilir. Unutmayınız ki, bağışınızla inşa edilecek okullarda eğitim-öğretim görecek öğrencilerin her biri sizin manevi evlatlarınız olacaktır. Bu okullarda yetişen her evladımızın ülkesine ve milletine yaptıkları katkıların manevi hasılasından size de pay düşecek. Böylesine bitip tükenmek bilmeyen bir hayır işinde yer almanın hazzı pek az örnekle karşılaştırılabilir.

Fani olan bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra da arkamızda hizmet vermeye devam edecek eserler bırakacak olmaktan daha büyük bir mutluluk kaynağı yoktur. Buralardan yetişecek olan yavrular size yaptıkları dualarla inanın sizler de ebedi alemde çok daha rahat edeceksiniz.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, sözünü kendisine rehber edinmiş bir yönetim olarak, biz de bu hayır işini isteyenlere her türlü kolaylığı gösteriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığımıza yapılan her türlü ayni ve nakdi bağışın tamamı Gelir vergisinden düşürülebiliyor. Ayrıca, bağışçı desteğiyle yapılan okul ve yurtların inşaatındaki tüm giderleri KDV’den muaf tuttuk. Şimdiden hayırlarınızın Allah katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyorum.

Değerli Misafirler,

Eğitim kurumlarımızın bina ve donanım eksiğini giderirken, buralarda yetiştirilecek evlatlarımızın zihin ve gönül zenginliğini artıracak çalışmaları da ihmal etmemeliyiz. Bugün dünyada gıptayla takip edilen ülkelere baktığımızda, eğitim-öğretim sistemlerinin öncelikle iyi insan, iyi vatandaş, iyi birey yetiştirme üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. Sevgi, saygı, ahlak, merhamet ve şefkat üzerine kurulu olmayan bir eğitim-öğretim sisteminden belki donanımlı birey çıkar, ama sonraki nesillere örnek olacak insan çıkmaz. Bunun için önümüzdeki dönemde okul kadar, derslik kadar, araç-gereç kadar, öğretmen sayısı kadar evlatlarımızın zihin ve gönül dünyalarını geliştirmeye de önem vermeliyiz. Son yıllarda bu konuda medyada giderek daha sık şekilde gerçekten can acıtıcı, üzüntü verici olduğu kadar da düşündürücü haberlere, görüntülere, fotoğraflara rastlıyoruz. Çocukluğa ve gençliğe veremeyeceğimiz derecede vahamet arz eden bu tabloyu süratle değiştirmemiz gerekiyor. Hem kamu, hem toplum olarak derin bir muhasebe yapmamız, tefekkür etmemiz, eğitim-öğretim konusunda yeni bir yol haritası hazırlamamız önem arz ediyor. Evlatlarımıza iyi matematik, iyi fen bilgisi, iyi edebiyat, iyi coğrafya bilmenin yanında ve hatta onlardan önce iyi insan olmayı öğretmeliyiz. Annesine, babasına, öğretmenlerine, arkadaşlarına, çevresine saygılı olmayı bilmeyen bir çocuğun diplomasında ne yazdığının önemi kalmaz. Medeniyet ve tarih değerleriyle yoğrulmamış, milletine, bayrağına, ezanına, vatanına, devletine sıkı sıkıya bağlı olmayan her evladımız dalından kopan bir yaprak gibi savrulup gitmeye açık demektir.

Halbuki hep tekrarladığımız gibi, bizim en büyük servetimiz, genç ve yetişmiş insan gücümüzdür. Böylesine muazzam bir serveti böyle hoyratça savurmaya, tehditlere açık bırakmaya hakkımız yoktur. Son 200 yılımız bu konuda çok büyük dersler çıkartabileceğimiz acı örneklerle doludur. Cumhurbaşkanlığı Külliyemizdeki hemen arka tarafta Millet Kütüphanemizin açılışı vesilesiyle ecdadımızın ortaya koyduğu büyük medeniyet birikimini bir kez daha hatırlatma ve hatırlama imkânı bulduk. Hamdolsun, bugün itibarıyla gelen gençlerimizin sayısı 26-27 bini buldu dün bir, bugün iki, güzel bir cazibe merkezi oldu. Eğer bugün aynı başarıyı yeniden yakalamak istiyorsak, özellikle işe nereden başlamamız gerektiğini de bilmemiz lazım. Ve değerli kardeşlerim; bu başarının da altında yatan gerçek işte bu okullarımızın sayısını çoğaltarak, bir defa çift değil, özellikle tek derslik haline getirmemiz lazım. İşe nereden başlayacağız? İşte işe başlayacağımız yer aileden okula kadar tüm eğitim-öğretim sistemizdir. İnşallah milletimizle ve Bakanlığımızla birlikte bu meselenin de üstesinden geleceğiz.

Sorunu tespit ettiğimize ve çözme kararlılığını ortaya koyduğumuza göre, vakit kaybetmeden bu doğrultuda hazırlıklara başlamalıyız. Bu akşam burada toplanmamızın ana gayesi, ana amacı bu.

Evlatlarımızın hayatı ve değerlerimizi sosyal medyadan, televizyondan, internetten değil, ailelerinden ve öğretmenlerinden tedris edeceği bir iklimi en kısa sürede tesis edeceğiz. Türkiye’nin kurtuluşu da, geleceği de bu anlayışla atılacak adımların isabetinden ve başarısından geçiyor.

Bu duygularla değerli kardeşlerim; ben tabii şimdi bu akşamı çok merak ediyorum. Şimdi tabii derslik diyorlar, ben derslik demiyorum. Ben diyorum ki, acaba bu akşam buradan biz ne kadar okul inşa ve ihyasıyla çıkacağız? Çünkü şöyle sağa-sola baktığımda, burada inşallah bu işe gerçekten gönül koymuş vatandaşlarımı görüyorum, kardeşlerimi görüyorum. Hep birlikte şöyle bir ciddi manada bu adıma inanıyorum ki biz elimizde malayla harç koyacağız ve gerek Elazığ’a, gerek Malatya’ya, gerek Van’a, 81 vilayetimize bu akşam buradan sevindirici sesler inşallah yükselecektir.

Bu duygularla bir kez daha Okullardan Yarınlara Eğitime Destek Programımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Derslik ve okul inşa ettirerek, okulları güçlendirme çalışmalarına katkıda bulunarak bu kampanyada yer alacak tüm iş insanlarımıza, vatandaşlarımıza en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Yemeğimizin ardından bağış kampanyamızı inşallah başlatıyoruz, şimdilik kalın sağlıcakla.