Pakistan Milli Meclisi ve Senatosu’nun Oturumunda Yaptıkları Konuşma

14.02.2020

Sayın Başkan,

Pakistan Milli Meclisi ve Senatosu’nun Saygıdeğer Üyeleri, Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri selamların en güzeliyle, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu. Pakistan halkının siz kıymetli temsilcilerinin nezdinde buradan tüm kardeşlerime sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Pakistan’a yaptığım bu resmi ziyaret vesilesiyle sizlere hitap etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bugün bizleri biraraya getiren böylesine muhteşem bir uhuvvet ikliminde gönüllerimizi buluşturan Mevla’ya hamdüsenalar ediliyorum.

Şahsıma bu oturumda hitap etme fırsatı verdiğiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Sözlerimin hemen başında her birinize Türkiye’deki 83 milyon kardeşinizin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milli iradeyi temsil eden tüm milletvekillerimizin selamlarını iletmek istiyorum.

İslamabat’a ayak bastığımız andan itibaren bizi coşkuyla kucaklayan tüm kardeşlerime, Pakistan makamlarına samimiyetleri, misafirperverlikleri için şahsım, heyetim adına şükranlarımı sunuyorum. Biz burada, Pakistan’da kendimizi asla yabancı ülkede görmüyoruz. Şu anda biz kendi evimizdeyiz ve kendi evimizde sizlerle biraradayız. Asya’nın en önemli buluşma noktalarından birinde İslam dünyasının mümbit coğrafyasında kendimizi evimizde hissediyoruz.

Türkiye ile Pakistan arasındaki kardeşlik bağları dünyada pek az ülkeye ve millete nasip olur. Bugün gıptayla bakılan Türkiye-Pakistan kardeşliği, tarihin güçlendirdiği, tarihi olayların pekiştirdiği hakiki bir kardeşliktir. Gazneliler Devleti’nin kurucusu Gazneli Mahmut’tan beri Türkler, şu an içinde bulunduğumuz geniş coğrafyanın bir parçası olmuşlardır. Çağatay Türklerinden Babürler, bugünkü Pakistan’ın da dâhil olduğu bölgenin önemli bir kısmını yaklaşık 350 yıl yönetmiş ve ortak tarihimizde derin izler bırakmıştır. Cumhurbaşkanlığı Forsumuzda yer alan ve tarihte kurduğumuz devletleri temsil eden 16 yıldızdan ikisi Babürler ve Gaznelilerdir. Urdu edebiyatının kutuplarından biri olan şair Mirza Esedullah Han Galib, Hilafet Hareketinin öncüleri Cevher kardeşler, Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Ordusu’na yardım için gelen Abdurrahman Peşaveri gibi isimler ortak tarihimizin altın halkalarından birkaç tanesidir.

Türkiye-Pakistan ilişkileri şair Muhammed İkbal’in ve Muhammed Ali Cinnah’ın kıymetli miraslarıyla bugünlere gelmiştir.

1915 senesinde Türk askeri şanlı bir direnişle Çanakkale Boğazı’nı savunurken cepheden 6 bin kilometre uzaklıkta bu topraklarda yapılan miting tarihin unutulmaz sayfalarına kaydolmuştur. Lahor Meydanı’nda gerçekleşecek bu tarihi mitingin teması Çanakkale idi. Mitingi tertipleyenler Çanakkale’de çarpışan Türk milletine yardım ve gönüllü toplamayı amaçlıyordu. O gün Lahor Meydanı Müslümanlar tarafından hıncahınç doldurulmuştu. Biz ölüm kalım mücadelesi verirken, bu coğrafyadaki kardeşlerimiz de dönemin sömürgecilerinin baskısı altındaydı. Bütün sıkıntılara ve tehditlere rağmen meydanda açılan sergilerde Çanakkale için çok büyük yardım toplandı. Pakistanlı kadınlar kollarındaki bilezikleri, kulaklarındaki küpeleri, Pakistanlı babalar dar günler için bir köşeye ayırdıkları paraları verdiler.

Değerli Kardeşlerim,

Biz sizi sevmeyeceğiz, size muhabbet beslemeyeceğiz de kimi seveceğiz, kime muhabbet besleyeceğiz? O gün Lahor Meydanı’nda toplananlara hitap edenlerden biri de şair Muhammed İkbal’dir. Muhammed İkbal o kürsüde büyük bir hicap içerisinde birkaç gün önce gördüğü bir rüyayı anlatır. Rüyasında Peygamberi Zişan Efendimizi Aleyhissalatu Vesselam gören İkbal hissiyatını dizelere şöyle döker:

“Dedi Hz. Muhammed

Cihan bahçesinden bana bir koku gibi yaklaştın

Söyle bana hediye olarak ne getirdin?

Dedim ki: Ya Muhammed, dünyada yok rahatlık,

Bütün özlemlerimden umudu kestim artık.

Varlık bahçesinde binlerce gül lale var,

Ama ne renk, ne koku...

Hepsi de vefasızdır.

Yalnız bir şey getirdim, kutlanmıştır tekbirlerle

Bir şişe kan ki eşi yoktur namusudur, vicdanıdır

Buyurun, bu Çanakkale şehitlerinin kanıdır.”

Evet, şairin kendisi gibi Lahor Meydanı’nı dolduran yüzbinler de bu duygu dolu dizeler sonrasında gözyaşlarına boğulmuştur. Pakistan halkının Kurtuluş Savaşımız sırasında ekmeğinden artırarak gönderdiği yardımları hiçbir zaman unutmadık ve unutmayacağız. İşte şimdi de bizim için Keşmir odur, o olacaktır. Dün Çanakkale, bugün Keşmir; hiçbir farkı yok. Kardeşlerinin istiklal mücadelesine katılarak canlarını feda eden Şevket Ali Kardeşleri, Çavduri’leri unutmadık, asla unutmayacağız. Haydarabat’tan İslamabat’a kadar tüm kardeşlerimizin Türkiye için, Türkiye’nin istiklali ve istikbali için seccadelerine kapanıp dua etmelerini unutmadık, unutmayacağız. Her türlü baskıya, tehdide, yokluğa rağmen Türk milletini yalnız bırakmayan vefa abidesi kardeşlerimizi unutmayacağız. Pakistan’la aramızdaki ezeli kardeşliği inşallah ebediyen muhafaza edeceğiz. Çünkü bizim kardeşliğimiz kan bağından değil, gönül bağından geliyor. Bizim dostluğumuz menfaatten değil, muhabbetten geliyor. Pakistan’ın acısını acımız, sevincini sevincimiz, başarısını da kendi başarımız olarak görüyoruz. Bu anlayışla Pakistan’ın son yıllarda yaşadığı sel ve deprem felaketlerinde tüm imkânlarımızla hemen kardeşlerimizin yardımına koştuk.

251 insanımızın şehit olduğu 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında Pakistan halkının duasını hep yanımızda hissettik. Pakistan makamları FETÖ’ye ait okulları Türkiye Maarif Vakfına devrederek gerçek anlamda milletimizin dostu olduklarını gösterdi.

Ekim ayında Suriye’nin kuzeyine düzenlediğimiz Barış Pınarı Harekâtı’na Pakistan Devleti ve halkından yine çok güçlü destek geldi. Lafa gelince demokrasi ve insan haklarını kimseye bırakmayanlar teröristleri kurtarmak için seferber olurken, Pakistan haklı mücadelesinde dimdik Türkiye’nin yanında yer aldı. Keza Elazığ-Malatya depreminin ardından devlet ricalinden sokaktaki vatandaşa kadar tüm Pakistan’dan dayanışma mesajları aldık. Buradan bir kez daha, tasasında ve sevincinde Türkiye’nin yanında olan Pakistanlı kardeşlerime ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Rabbim aramızdaki dayanışmayı daim ve kaim eylesin diyorum. Pakistanlı kardeşlerimizin de Türkiye’nin ve Türk milletinin dostluğundan emin olmalarını istiyorum. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de daima Pakistan’ın yanında yer almayı sürdüreceğiz.  

Bu çerçevede güncel bir konu olan Mali Eylem Görev Gücü toplantılarında siyasi baskı altına alınmak istenen Pakistan’a destek vereceğimizi de özellikle ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan,

Değerli Parlamenterler,

Pakistan kalkınma ve refah yolunda mesafe kaydetmeye devam ediyor. Şüphesiz ekonomik kalkınma bugünden yarına gerçekleşecek bir hadise değildir. Bunun için çok çalışmak, planlı hareket etmek, azim, inanç ve özgüvenle davranmak gerekiyor. Kalkınmada istikrar ve güven olmazsa olmaz iki şarttır. Pakistan’ın yasama, yürütme, yargı ve askeri kurumları ile elbirliği içinde sergilediği çabaların kısa zamanda meyvelerini vereceğine inanıyorum.

İş ve yatırım ortamını iyileştirmeyi esas alan adımlar Pakistan’ı yatırımcıların gözünde daha cazip bir ülke haline getiriyor. Buraya farklı sektörlerden büyük bir işadamı grubuyla geldim. Cuma namazının ardından inşallah Türkiye-Pakistan İş Forumunda yatırımcılarımızla biraraya geleceğiz. Böylece bir kez daha Pakistan’ın müreffeh geleceğine ve ekonomisine olan güvenimizi teyit edeceğiz.

Sayın Başbakanın Türkiye ziyareti sırasında ilişkilerimizi derinleştirme konusunda mutabakata varmış ve arkadaşlarımızı talimatlandırmıştık. Bugün imzalayacağımız Stratejik Ekonomik Çerçeve ve Eylem Planı metinleri ticaretten altyapıya, yatırımlardan turizme geniş bir yelpazede bizim yol haritamız olacaktır. Ayrıca, bugün iki ülke arasında 2009 yılında tesis edilmiş olan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin 6. Toplantısı’nı gerçekleştireceğiz. Pakistan’daki 210 milyon ve Türkiye’deki 83 milyon insanımızla el ele vererek ekonomik ilişkilerimizi hak ettiği noktaya beraberce taşıyacağız.

Öte yandan Pakistan’ın terörle mücadele sergilediği çabaları takdirde takip ediyoruz. Pakistan bölgesindeki istikrarsızlıklardan, terörden ve çatışmalardan çok çekmiş bir ülke. 35 yıldır bölücü terörle mücadele eden DEAŞ’tan, PKK ve FETÖ’suna kadar dünyanın en vahşi örgütlerinin hedefinde olan bir ülke olarak Pakistan’ın karşılaştığı zorlukları gayet iyi anlıyoruz. Terörle mücadelesinde Pakistan’ı desteklemeyi sürdüreceğiz.

İslam dünyası olarak terörden çatışmalara, İslamofobi’den neo-Nazi örgütlere, mezhepçilik fitnesinden açlık ve fakirliğe kadar ciddi sorunlarla boğuşuyoruz. Pakistan ve Türkiye coğrafi konumları hasebiyle bu krizlerden en fazla etkilenen ülkelerin başında geliyor.

İslam’da kardeşlik hukuku, mümin kardeşine destek olmak yanında sıkıntılarına taraf olmayı, müdahil olmayı da gerektirir. Rabbimiz bu hakikati Hucurat Suresinde estauzubillah bismillah “İnnemel mu'minune ihve...” Ancak müminler kardeştir. Ve bu müminler topluluğu karşısında bir kardeşiniz olarak, ümmetin bir ferdi olarak şahsımızla, ailelerimizle, komşularımızla beraber milyarlarca kardeşimizin de mesuliyetini taşıyoruz. Kısa vadeli çıkarlar, günlük hesaplar bizim ebedi ve ezeli kardeşliğimizin önüne geçemez. Mezhep, meşrep, kabile, dil farklılıkları bizim cihanşümul kardeşliğimizin üstüne çıkamaz. Hiçbir sınır, hiçbir mesafe mümin gönüller arasında hudut çizemez. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenmek, zulme uğruyorsa onun yanında durmak bizim görevimizdir. Çünkü bizim inancımızda kimden gelirse gelsin, zulme rıza zulümdür.

Türkiye olarak bu anlayışla ümmetin arasındaki ayrılıkları gidermek, anlaşmazlıklara çözüm bulmak, Filistin, Kıbrıs ve Keşmir başta olmak üzere haklı davalarımıza sahip çıkmak için gayret gösteriyoruz. Suriye’deki çatışmalardan ve rejimin zulmünden kaçan 4 milyona yakın sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz. Maddi imkânları bizden kat be kat fazla olan ülkeler Suriyeli mazlumları kaderine terk ederken, biz bu insanlar için 40 milyar doların üstünde harcama yaptık. İdlib’le ilgili son günlerde attığımız adımların gayesi de, 4 milyon mazlumun, rejimin varil bombaları altında can vermesinin önüne geçmektir. Libya’dan Yemen’e kadar çatışmaların olduğu her yerde Türkiye’nin öncelikli hedefi kanı, yıkımı, zulmü ve gözyaşını durdurmaktır.

Bilhassa İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanlığımız sırasında İslam ümmetini ilgilendiren tüm konularda aktif bir çabanın içinde olduk. İlk kıblemiz Kudüs-ü Şerife yönelik İsrail saldırıları karşısında onurlu ve kararlı bir duruş sergiledik. Özellikle son zamanda malum gerek Sayın Trump ve Netanyahu arasındaki Kudüs’le ilgili atılan adımda Ortadoğu’da son asrın, yüzyılın barış planı diye yutturulan plan, bir barış planı değil, bir işgal projesidir.

Kudüs bizim kırmızıçizgimizdir diyerek Harem-i Şerif’i işgalci İsrail yönetiminin insafına terk etmeyeceğimizi tüm dünyaya ilan ettik. Geçtiğimiz haftalarda Amerikan yönetimi tarafından yüzyılın planı adı altında açıklanan işgal, ilhak ve yıkım planı karşısında da en güçlü tepkiyi yine biz verdik, vermeye devam edeceğiz. 74. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Keşmir’e sahip çıkarak, ülkemizin bu meseledeki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyduk. Keşmirli kardeşlerimizin on yıllardır çektiği sıkıntıların son dönemde atılan tek taraflı adımlarla daha da ağırlaştığını görüyoruz. Mevcut durumu kötüleştiren Keşmirlilerin özgürlüklerini ve kazanılmış haklarını elinden alan bir tutumun kimseye faydası yoktur. Keşmir sorunu çatışma ve baskıyla değil, ancak adalet ve hakkaniyet temelinde çözülebilir. Böyle bir çözüm tüm tarafların menfaatlerine hizmet edecektir. Türkiye Keşmir meselesinde adaletin, barışın, diyalog yoluyla çözümün yanında yer almayı sürdürecektir. Bu vesileyle Pakistan’ın Afganistan barış sürecine müspet katkılarını da çok değerli gördüğümüzü vurgulamak istiyorum. Türkiye olarak bu süreçte ikisi de kardeşimiz olan Pakistan ve Afganistan’a gereken desteği veriyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, sizlere şair Ebul Eser Hafız’ın şu muhteşem mısralarıyla veda etmek istiyorum:

Sen ey mukaddes ülke, mübarek ol.

Sen ey güzel diyar, mesut ol.

Sen ey yüksek şanlı azim nişanesi Pakistan toprağı,

İmanımızın merkezi, şad ol.

Muhabbetiniz ve sabrınız için her birinize teşekkür ediyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun, kalın sağlıcakla.