Türkiye-Pakistan İş Forumu’nda Yaptıkları Konuşma

14.02.2020

Sayın Başbakan Aziz Kardeşim İmran Han,

İş Dünyamızın Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum, esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.

İkinci evimiz olarak gördüğümüz Pakistan’da bulunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Sözlerimin hemen başında misafirperverlikleri için Pakistan makamlarına ve tüm Pakistan halkına şahsım, heyetim adına şükranlarımı sunuyorum.

İki günlük Pakistan ziyaretimizi hamdolsun dolu dolu geçiriyoruz. Dün Sayın Cumhurbaşkanı Arif Alvi ile samimi bir sohbet geçirdik, bugün de Pakistan Milli Meclisi ve Senatosu’nun ortak oturumunda milli iradenin temsilcisi olan parlamenterlere hitap etme imkânı bulduk. İş Forumu’nun ardından kardeşim İmran Han’la beraber inşallah Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi’nin 6. Toplantısı’na başkanlık edeceğiz, böylece kardeş Pakistan’la ilişkilerimizdeki ivmeyi bir üst aşamaya çıkarmış olacağız. Gerek İş Forumumuzun, gerekse dün ve bugün yaptığımız görüşmelerin ülkelerimiz açısından hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum. DEİK’e ve Pakistanlı muhataplarına her iki ülkenin iş dünyasından böylesine mümtaz bir topluluğu buluşturdukları için ayrıca teşekkür ediyorum. İş Forumu münasebetiyle kurduğunuz ve kuracağınız irtibatlar inşallah yeni iş birliklerinin, yeni ortaklıkların kapısını da aralayacaktır.

Pakistan’la ticari ve ekonomik bağlarımızı siyasi münasebetlerimizin seviyesine çıkarmak istiyoruz. Son dönemde artış gösteren ticaret ve yatırımlara rağmen maalesef bu alandaki potansiyelimizin bir hayli gerisinde kaldığımızı görüyoruz. Toplam nüfusları 300 milyonu bulan Türkiye’yle Pakistan’ın ticaretinin 804 milyon dolarda kalmasını açıkçısı ülkelerimize yakıştıramıyorum. İkili ticaretimizi önce süratle 1 milyar doların üzerine çıkarmalı, sonrasında ise 5 milyar dolar hedefimize taşımalıyız. Tabii sadece temennilerle bu hedeflere ulaşamayacağımız açıktır, ortak hedefimiz doğrultusunda kararlı, net ve güçlü adımlar atmalıyız.

İki ülkenin özellikle ihraç kalemlerinde benzerlik olduğunun farkındayız. Ancak, ekonomilerimizde rekabet içinde görülen sektörler olduğu gibi birbirini tamamlayabilecek çok sayıda alan da bulunuyor. İşte bizim bunlara odaklanarak ticaretimizi hak ettiği konuma taşımamız gerekiyor. Bunun için tüm dünyada yükselen korumacılık duvarlarının aramıza girmesine engel olmalıyız.

Kıymetli Dostlar,

Yatırım noktasında son dönemde gözle görünür bir ivme yakaladık. Türkiye’nin Pakistan’daki doğrudan yatırımları 500 milyon doları buluyor. Türk firmalarının enerjiden gıdaya, temizlikten inşaat pek çok alanda Pakistan’da faaliyet göstermelerinden büyük bir memnuniyet duyuyorum. Firmalarımız burada Türkiye-Pakistan dostluğuna yakışır şekilde çalışıyorlar, Pakistan’a hizmet ediyorlar, şirketlerimiz mevcut yatırımlarını daha da büyütmeyi düşünüyorlar. Anadolu Grup’un 200 milyon dolar ve Hayat Kimya’nın 350 milyon dolar değerinde ilave yatırım planları var. Keza SÜTAŞ Türkiye’deki en büyük süt işleme tesisinin bir benzerini Pakistanlı ortağıyla Pencap’ta yakında hayata geçirecek. Bunlar bizim yüzümüzü güldüren haberler.

Ülkemizde ise 158 adet Pakistan sermayesine sahip şirket faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin toplam yatırım miktarı 100 milyon dolara yakındır. Bu sayının ve yatırım miktarının daha da artmasını temenni ediyoruz.

Gerek yurt içi kabullerimde, gerekse yurt dışında yaptığımız görüşmelerde bir husususun altını her fırsatta çiziyorum; biz yabancı yatırım yerine uluslararası yatırım demeyi tercih ediyoruz, çünkü bizim anlayışımıza göre sermayenin milliyeti yoktur, dolayısıyla sermaye milliyetçiliği yapmak da doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’de yatırım yapan uluslararası şirketlerle kendi şirketlerimiz arasında bir fark görmüyoruz.

Uluslararası yatırımları sadece yasal düzenlemelerle değil, kurumsal olarak da destekliyoruz. Ülkemizin yatırım potansiyeline inanan herkese kapılarımızı açtık, açmayı da sürdüreceğiz. Uluslararası müteşebbislere belli şartlar altında emlak yatırımı karşılığında vatandaşlık hakkı tanıdığımız bir modeli işletiyoruz. Şimdiye kadar ülkemize güvenen, Türkiye’nin yatırım potansiyeline inanan, Türkiye’ye yatırım yapan hiç kimse pişman olmamıştır. Pakistanlı kardeşlerimizin de ülkemize, Türk ekonomisine, Türkiye’nin geleceğine itimat etmelerini istiyoruz. Türkiye, güçlü devlet geleneği, genç ve eğitimli nüfusu, tecrübeli ve girişken özel sektörüyle dünyanın en büyük 20 ekonomisi içindedir.

Göreve geldiğimiz 2002 yılından bu yana ekonomide pek çok rekora imza attık. Kamu borç stokunun milli gelire oranını, küsuratları söylemiyorum, yüzde 727den yüzde 30,4’e indirdik, bütçe açığının milli gelire oranını da yüzde 11,2’den yüzde 2’ye düşürdük. 2009-2018 yılları arasında her yıl 903 bin insanımıza yeni istihdam sağladık. Turizmde 13 milyon olan turist sayısını 52 milyona, 8,5 milyar dolar olan turizm gelirimizi ise 35 milyar dolar bandına çıkardık.

Son 17 yılda ekonomimize yaklaşık 220 milyar dolarlık doğrudan uluslararası sermaye girişi oldu. Bankacılık sektörümüz güçlü mali yapısını koruyor. Bugün 126 ülke, 328 yurt dışı uçuş noktasına ulaşan Türk Hava Yolları, dünyanın en çok ülkesine ve dış hat noktasına uçan hava yolları arasında yer alıyor. 2002’de 36 milyar dolardan aldığımız ihracat geçen hafta açıklanan rakamlara göre 181,6 milyar dolara taşıdık. Ocak ayı ihracatımız önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,1 artış göstererek 14 milyar 765 milyon dolar ulaştı. Yaşadığımız onca saldırıya, ekonomik sabotaj girişimlerine, bölgesel istikrarsızlıklara rağmen hamdolsun başarı çıtamızı her alanda yükseltiyoruz.

Kıymetli İş Adamlarımız,

Pakistan’ın İmran kardeşim önderliğinde son dönemde iş yapma kolaylığının artırılması konusunda ciddi gelişme kaydettiğini görüyoruz. Pakistan’a bu alanda yardımcı olmaya hazırız. Pakistan’ın ileriye doğru atacağı her adımın yatırım ilişkilerimiz için doğuracağı fırsatların farkındayız.

Türkiye olarak savunma, ulaşım, toplu konut, dizi film, sağlık ve müteahhitlik sektörlerinde dünya çapında üne sahip firmalarımız var. Savunma sanayi alanında Pakistan’la iş birliğimiz derinleşiyor. Müteahhitlik alanında ise Türk firmaları bugüne kadar Pakistan’da değeri 3,5 milyar doları aşan 68 proje üstlendi, bunların arasında çok önemli altyapı ve enerji projeleri de bulunuyor. Özellikle enerjide su noktasında güçlü imkânlara, altyapıya sahip olduğu için hidroelektrik santrallerde sizlerle bu konuda dayanışma içinde olabilecek müteahhitlerimiz var. Pakistan’ın gerek münferit projeler, gerek Çin-Pakistan ekonomik koridoru projelerinin de etkisiyle altyapı ve enerjide yaşadığı sıkıntıları geride bıraktığını görmek bizleri de memnun ediyor. Dünyada ikinci sırada yer alan müteahhitlik firmalarımız Pakistan’daki büyük çaplı enerji ve altyapı projelerine taliptir.

Ancak, Pakistan’ın potansiyelinin ve üçüncü ülkelere sağladığı imkâ nların ülkemizde yeterince tanınmadığını müşahede ediyoruz. Çin-Pakistan ekonomik koridoru projelerinin Türk yatırımcılara daha iyi anlatılması gerekiyor, bu konuda beraber çalışma hazırız. Hatta bu çerçevede pilot bir iş kolu, pilot bir sektör yatırımını beraberce tespit edip iki taraftan birkaç büyük firmamızı biraraya getirebiliriz.

Ülkemizin büyük önem verdiği bağlantısallık konusunun Pakistan için de arz ettiği önemin farkındayız. Bu alanda Türkmenistan-Afganistan-Pakistan- Hindistan doğal gaz boru hattı, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan elektrik enerjisi iletim hattı gibi Pakistan’ı Orta Asya coğrafyasıyla bağlayacak projelerin hayata geçirilmesi çok faydalı olacaktır.

TAP elektrik enerjisi iletim hattının Türkmenistan ayağında Çalık Holding görev alıyor. Bu projelerin Pakistan’daki kısımlarında firmalarımızın tecrübelerinden fayda sağlanmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Aynı şekilde dünya genelinde yüz milyonlarca seyirciye ulaşan Türk dizilerinin Pakistan’da da ilgiyle takip edildiğini biliyoruz. TRT ile diğer kurum ve şirketlerimizin öncülüğünde sinema ve dizi sektöründe iş birliğimizi daha da geliştirebiliriz.

Değerli Dostlar,

Sözlerimi bitirmeden önce önem verdiğimiz bir konuya daha değinmek istiyorum. Pakistan halkının tedavi için daha çok Batılı ülkeleri tercih ettiğini öğrendim. Ancak, artık bu alışkanlığı değiştirmek gerekiyor, Türkiye sağlık altyapısında büyük bir aşama kaydetmiş ve dünya sağlık turizminin ana destinasyonlarından biri haline gelmiştir. Bilhassa en son teknolojiye sahip şehir hastaneleri projelerimizle sağlık hizmetlerinin standardını yeniden belirledik. Gerek hizmette, gerek fiyatlardaki uygunlukta Türkiye Batıdan çok çok ileri.

Kamu-özel iş birliği kapsamında 13 bin 417 yatak kapasiteli 10 adet şehir hastanesini açtık. Geçen sene yurt dışından 500 bin kişiyi sağlık turizmi kapsamında ülkemizde ağırladık. Pakistanlı kardeşlerimizin de yeni rotası aynı tedavi hizmetlerini çok daha uygun fiyatlara ve dostane bir ortamda size sağlayan Türkiye olmalıdır. İnşallah el ele, omuz omuza vererek bunu sağlayacağımıza inanıyorum.

Tüm hedeflerimize ulaşmamıza imkân verecek stratejik ekonomik çerçeveyi inşallah bugün İmran kardeşimle birlikte imzalayacağız; toplamda 13 belgeye imza atacağız.

Bizlerin desteği, siz iş adamlarımızın da çabalarıyla Türkiye ve Pakistan’ın ticari ve ekonomik ilişkilerini hak ettiği seviyeye taşıyacağız. Bu yolda özel sektör kuruluşlarımızın yanında olmak ve yeni iş birlikleri için iş dünyasını teşvik etmek yönünde her iki ülke siyasi liderliğinin de güçlü bir iradeye sahip olduğunu teyit etmek istiyorum.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Katılımlarınızdan dolayı sizlere teşekkürlerimi sunuyorum.