Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin Açılış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

10.02.2020

İletişim Sektörü Temsilcilerinin Kıymetli Mensupları,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Resmi açılışını yapmak üzere biraraya geldiğimiz Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezimizin yeni hizmet binasının ülkemize, milletimize, sektörümüze hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum. Bu merkezin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, mühendisinden teknisyenine herkesi tebrik ediyorum.

Güvenli İnternet Günü etkinliğiyle birlikte gerçekleştirdiğimiz bu açılışta ülkemizin her türlü siber saldırıya karşı çok daha hazırlıklı hale geldiğine inanıyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Bilgi ve teknoloji, dünyada en hızlı büyüyen sektördür. Ülkemizde bu sektörün hacmi 17 yılda 20 milyar dolardan 132 milyar dolara yükseldi. Sektörün ülkemizdeki yatırımları 100 milyar lirayı aştı. Mobil hizmetlerden faydalanan abone sayısı nüfusumuzla aynı rakama, yani 83 milyona ulaştı. Geniş bant internet abonesi sayısı 77 milyonu, sabit geniş bant abone sayısı 14 milyonu, fiber abone sayısı 3,2 milyonu, makineler arası iletişim abone sayısı 6 milyonu geride bıraktı. Tabii bu tabloda internet erişimine imkân veren mobil tarifelerin fiyatlarındaki düşüşün çok büyük etkisi var. Yaklaşık 10 yıl önce mobil operatörlerimizin dakikası 11,7 kuruş olan ortalama tarife ücreti, bugün 1,5 kuruşa geriledi; nereden nereye. Bir başka ifadeyle; vatandaşlarımız çok daha kaliteli hizmeti bugün neredeyse 10 kat daha az ödemeyle alabiliyor. Bu sürecin devam ettirilebilmesi için altyapı yatırımlarının en etkin ve verimli şekilde yürütülmesi şart. Elektronik haberleşme altyapı bilgi sistemi çerçevesinde yürütülen çalışmaların geliştirilerek sürdürülmesiyle bunu da sağlayabileceğimize inanıyorum. Hedefimiz, ülkemizde haberleşme altyapısının kapsama alanına girmeyen tek karış yer bırakmamaktır. Türkiye’nin ilk yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ı bu amaçla ürettik. Bugün ülkemizde yaklaşık 190 bin baz istasyonu bulunuyor. ULAK’ın kullanıldığı baz istasyonu sayısı ise henüz 1.000 civarındadır. Her ne kadar çeşitli operatörlerimizin verdiği 3 bin 400 adetlik bir ULAK siparişi var ise de, henüz bu konuda kat etmemiz gereken çok mesafe olduğu ortadadır.

Tüm mobil operatörlerimizi ülkemizin yerli ve milli baz istasyonu ULAK’ı daha etkin şekilde kullanmaya davet ediyorum. Bilindiği gibi 2016 yılında 4,5G ihalesini yaparken kademeli olarak yüzde 30, yüzde 40 ve yüzde 45 yerlilik şartı getirmiştik. Maalesef yüzde 23 ile henüz bu yerlilik oranlarının çok uzağındayız. Önümüzde 5G süreci var. Kritik bir alan olan mobil teknolojide 5G’de daha yüksek yerlilik oranlarına ulaşmak mecburiyetindeyiz. Endüstride hızlı bir dönüşümü beraberinde getirecek 5G, akıllı şehirler, akıllı ulaştırma sistemleri, akıllı hastaneler gibi nice alanın temel altyapısını oluşturacaktır. Bunun için 5G’nin etkileyeceği tüm sektörlerle ilgili kapsamlı bir çalışmayı da hızlı yürütüp geleceğin teknolojisine bir an önce hazır hale gelmeliyiz. 5G konusunda geciktiğimiz her günün ülkemize yıllara sari maliyetinin olacağını aklımızdan çıkarmayalım. Yerli 5G teknolojisi altyapısını kurmadan 5G’ye geçemeyiz. Bunun için tüm kurumlarımızın ve firmalarımızın hızlı, etkin ve kararlı bir şekilde hareket etmesi şarttır.

Geliştirdiğimiz ve güvenli hale getirdiğimiz mobil altyapı sayesinde elde ettiğimiz kazanımlardan biri de; kamu hizmetlerinin önemli bir bölümünü dijital ortama taşımak olmuştur. E-devlet hizmetlerinde sağladığımız gelişme, bu güçlü altyapı ile vatandaşlarımıza hizmetleri çok hızlı ve kolay bir şekilde ulaştırabileceğimizin en güzel ispatıdır. Bu alanda iki yıl gibi kısa bir sürede dünyada 68. sıradan 53. sıraya yükseldik. Bugün 5 binin üzerinde e-devlet hizmetinden yaklaşık 45 milyon vatandaşımız istifade edebiliyor.

Değerli Arkadaşlar,

Dijital teknolojilerin hızlı geliştiği dönemimizde bu dönüşümün güvenlik boyutu en az ülkelerin fiziki savunması kadar önemli hale gelmiştir. Türkiye’nin teknolojiyi sadece tüketen değil asıl olarak bulan, tasarlayan, geliştiren, üreten ve dünyaya pazarlayan bir ülke haline gelmesini hedefliyoruz. Milli teknoloji hamlesini işte bunun için başlattık. Yerli ve milli yenilikçi teknolojilerin kamu başta olmak üzere ülkemizdeki tüm kurumları ve bireyleri kucaklayacak şekilde gelişmesi için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz.

Teknolojinin insanlığa faydalı yüzü yanında, suçu bir endüstri haline getiren yönü de vardır. Geçmişte basit amaçlar ve üst düzey yetkinlikte kişiler tarafından yapılabilen siber saldırılar, artık devletler düzeyine kadar çıkmıştır. Bu durum, siber saldırıların çok güçlü altyapıyla ve güçlü kadrolarla yürütülebilmesine, dolayısıyla hedef odaklı ve çok daha yıkıcı hale gelmesine yol açıyor. Türkiye son dönemde siber saldırılara en çok hedef olan ülkelerin başında geliyor. Mesela 2016 yılında 9 bini bulmayan ülkemize yönelik siber saldırı sayısı geçtiğimiz sene 136 bini aşmıştır. Sınırlarımızın güvenliği ne kadar önemliyse, elektronik sistemlerimizin ve buralarda saklanan verilerin güvenliği de o derece önemlidir.

Yapay zeka destekli insansız hava araçları ve robotik sistemler başta olmak üzere, her türlü teknolojik ürünün hayatımızda giderek daha çok yer edineceği bir döneme girdik. Bu işin güvenlik boyutuna artık çok daha önemli vermeliyiz, aksi takdirde ülkemizin hem teknoloji çöplüğü haline dönüşmesine engel olamayız, hem de tüm kritik sistemlerimizi başkalarının eline teslim etmiş oluruz.

Veri güvenliği de bu işin önemli bir parçasıdır. Günümüzde veri en az petrol kadar önemli hale geldi. Veri güvenliğini yabancı çözümlerle sağlamaya çalışmak, sınır güvenliğini yabancı askerlere emanet etmekle eşdeğerdir. Bu gerçekten hareketle, veri güvenliği konusundaki yerli ve milli çözüm çalışmalarını hızlandırıyoruz. Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı anlayışıyla başlattığımız çalışmalarda henüz istediğimiz yere gelemediğimiz bir gerçektir. Bunun için kamu ve özel sektöre ait veri merkezlerini mutlaka bir düzene sokmamız şart. İlgili kurumlarımızdan bu konuda gereken çalışmaları süratle tamamlamalarını bekliyorum. Akıllı sistemlerle kullanılan saldırıları püskürtmenin özellikle yolu, daha akıllı sistemleri geliştirmek ve kullandırmaktır.

Siber saldırılara konvansiyonel sistemlerle veya yöntemlerle karşı koymaya kalkmak, kurşunu kağıtla durdurma çalışmak gibidir. Unutmamalıyız ki, artık teknolojiye hükmedenin her sisteme ve onu üreten, kullanan, saklayan her unsura nüfuz edebildiği bir döneme giriyoruz. Bu amaçla Cumhurbaşkanlığı olarak bir bilgi ve iletişim güvenliği genelgesi yayınladık. Kurumlarımız ve kamu görevlilerimiz için bağlayıcı olan bu genelgenin tüm unsurlarıyla uygulanmasına önem veriyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Açılışını yaptığımız Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezimiz yılın 365 günü, günün 24 saati kesintisiz çalışacaktır. Burada yerli ve milli imkânlarla geliştirdiğimiz siber güvenlik sistemlerini kullanarak, hem saldırıları engelliyor, hem de önceden tedbir alıyoruz. Savunmadan iletişime, sağlıktan enerjiye, finanstan eğitime kadar tüm sektörlerdeki kritik kurum ve kuruluşlarımızda siber olaylara müdahale ekipleri oluşturduk. Bu ekipleri her geçen gün daha da yaygınlaştırıyor ve güçlendiriyoruz.

Şu anda bin 300 kurumumuzda yaklaşık 4 bin uzmanla siber güvenlik faaliyetleri yürütülüyor. Bu ekipler istihbarat paylaşımından güç birliğine kadar her alanda dayanışma içerisinde çalışıyor. Siber savunmada yapay zeka ve makine öğrenmesi teknikleri giderek önem kazanıyor. Bu doğrultuda, Kasırga, Avcı, Azad gibi uygulamalar geliştirdik. Ülkemize yönelik siber saldırıların pek çoğu işte bu ekipler ve uygulamalarla çoğu defa kimsenin haberi olmadan sessiz sedasız bir şekilde bertaraf ediliyor. Tüm bu çalışmalar sayesinde Türkiye global siber güvenlik endeksinde dünyada 20’nci, Avrupa’da 11’inci sıraya yükseldi. Almanya, İtalya, Belçika gibi ülkelerin önünde yer aldığımız bu sıralamada daha da yukarılara tırmanmakta kararlıyız.

Siber güvenlik alanında milli hassasiyetlere sahip nitelikli uzmanlar yetiştirmeyi de ihmal etmiyoruz, bunun için BTK Akademiyi kurduk. Eğitim dahil herhangi bir ön şart aranmaksızın tüm gençlerimize açık olan akademide siber güvenlik ve 5G teknoloji başta olmak üzere sektörün nitelikli inan kaynağı ihtiyacını karşılamaya yönelik çalışmaları yapıyoruz, yaptığımız siber yıldız yarışmalarıyla yetenekli gençlerimizi keşfediyoruz. İnşallah ülkemizi siber güvenlikte dünya çapında bir marka haline dönüştüreceğiz.

En önemli unsurlarından biri de frekans kullanımının düzenlenmesi ve denetlenmesidir. Milli Monitör Merkezi’ni bunun için hayata geçirdik, bu merkezde kablosuz haberleşme sistemlerine zarar veren her türlü kaçak ve zararlı sinyalleri kaynağında tespit ederek önüne geçiyoruz.

Haberleşme alanındaki faaliyetlerin ana kaynağı, uzaydaki uydular haline gelmiştir. Türkiye olarak uzay faaliyetlerimizi güçlendiriyor ve derinleştiriyoruz, bu amaçla Türkiye Uzay Ajansı’nı kurduk. Uydu pozisyonları ve frekans haklarımızla ilgili çalışmaları uluslararası kuruluşlar nezdinde yakından takip ediyoruz. Halen uzayda TÜRKSAT-3A, TÜRKSAT-4A ve TÜRKSAT-4B olmak üzere 3 haberleşme uydumuz faaliyet gösteriyor. Bu uydular 118 ülkede 3 milyar kişiye yayıncılık hizmeti verilebilmesine imkân sağlıyor. Üretimi tamamlanan TÜRKSAT-5A’yı inşallah bu yılın sonuna doğru uzaya fırlatıyoruz, TÜRKSAT-5B’yi de önümüzdeki yıl uzaya gönderiyoruz. İlk yerli haberleşme uydumuz olacak TÜRKSAT-6A’nın tasarımı tamamlandı, mühendislik çalışmaları sürüyor, inşallah bunu da 2022 yılında uzay göndermeyi planlıyoruz. Böylece Türkiye dünyada haberleşme uydusu üretebilen 10 ülkeden biri haline gelmiş olacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

İnternet ve teknoloji insanların hayatını kolaylaştıran bu yönü yanında pek çok yeni tehditleri de içinde barındıran bir alan. Bu bakımdan internetin sorunlu değil, sorumlu kullanımı giderek daha çok önemli hale gelmeye başladı. Teknoloji bağımlılığı bu tehditlerden sadece biridir. Günümüzde teknoloji bağımlılığı sebebiyle adeta modern köleleri dönüşen yığınlarla karşı karşıyayız. Önce gençlerde başlayan teknoloji bağımlılığının artık her kesimi kuşatıyor olmasını üzüntüyle takip ediyoruz. Halbuki biz çevremize baktığımızda modern köleler değil, teknolojiyi bilinçli kullanan özgür bireyler görmek istiyoruz. Aynı oda içinde dahi konuşarak değil, mesajla iletişim kuran insanların gerçek hayatla bağı giderek zayıflıyor. İnsanlarımızın gerçek hayatla bağlarını güçlendirecek çalışmaları desteklememiz, özendirmemiz gerekiyor.

Bir başka önemli sıkıntımız, Siber zorbalıkların çeşitleniyor ve artıyor olmasıdır. Özellikle sosyal medya bu bakından tam bir çöplük, tam bir başıboş mecra haline dönüşmüştür. İnsanların taciz edildiği, dolandırıldığı, onurlarının kırıldığı, linçe tabi tutulduğu, her türlü haklarının ihlal edildiği böyle bir sanal dünyaya asla teslim olmayacağız. Gerçek hayatta suç olan her şeyin internet ortamında da aynı karşılığı bulması şarttır. Ülkemizi yalan haberin, iftiranın, hakaretin, tehdidin, dolandırıcılığın, provokasyonların adeta bir çığ gibi toplumumuzun üzerine çöktüğü bu kabus ikliminden çıkartmakta kararlıyız. Esasen daha 2007 yılında Başbakanlığım döneminde bu konuda gereken önlemlerin alınmasını talep etmiştik. Ancak, aradan geçen bunca zamana rağmen henüz işe yarar bir hukuki ve teknik altyapı oluşturamadığımızı da üzüntüyle görüyoruz. Adalet ve İçişleri bakanlıklarımızla ilgili kurumlarımız tarafından bu çerçevede yürütülün hazırlıların süratle neticelendirilmesini istiyoruz. Vatandaşlarımızı da özellikle çocuklarımızı korumak için güvenli internet hizmetlerinden daha çok faydalanmaya davet ediyorum.

İnternetteki kirliliğin en önemli sebeplerinden biri, ülkemizde içerik üretimi yerine sadece kopyala yapıştır mantığıyla içerik üretiminin ağırlıkta olmasıdır, halbuki bizim gerçekten üretken, kabiliyetli, cevval gençlerimiz var. Gençlerimizden internetin sağladığı imkânları en iyi şekilde kullanarak doğru ve faydalı içerik üretiminde öne çıkmalarını özellikle bekliyoruz. Bu çerçevede gençlerimizin internetten elde ettikleri bilgiyi ürüne dönüştürerek hem kendileri, hem de ülkeleri için faydalı sonuçlar ortaya koyma çabalarını destekleyeceğiz.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesinde bu doğrultuda elde edeceğimiz başarıların çok büyük katkısı olacaktır. Sıkıntılarını dile getirirken elbette teknolojinin bize sağladığı kimi kritik imkânların hakkını da teslim etmemiz gerekiyor. Son dönemde yaşadığımız afetlerde bu imkânlardan büyük ölçüde faydalandık. Yıkıntıların altındaki vatandaşlarımızla kurulan cep telefonu bağlantıları ve sinyal takipleri çalışmaların hızlı ve etkin şekilde yürütülebilmesini sağlamıştır.

Bu çerçevede attığımız önemli bir adım da, Türkiye Ulusal Mobil Uyarı Sistemi’ni hayata geçirmiş olmamızdır. Ulusal uyarı sistemi ile gerektiğinde ülkemizdeki tüm kullanıcıların cep telefonlarına 1 saat içinde mesaj gönderebilecek bir altyapı oluştu. Elbette bu sistemi sadece belirli bölgelerimize, belirli illerimize, belirli ilçelerimize göre sınırlayarak da kullanabiliyoruz. Afetlerde ve her türlü acil durum hallerinde bu sistemden göndereceğimiz mesajlarla vatandaşlarımızı ikaz edebilecek, bilgilendirebilecek, yönlendirebileceğiz. Yakında bu sistemi inşallah ülkemizdeki ilgili kurumların kullanımına açıyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye’nin maziden atiye kurmuş olduğu köprüde dijital dünya çok önemli bir yere sahip hale gelmiştir. Karşımızdaki hakikatlere sırtımızı dönemeyeceğimize, dünyanın akışını tersine çeviremeyeceğimize göre geleceğe bakacağız. Milletimiz tarihin her döneminde devrin yeniliklerini, gelişmelerini, bilim ve teknoloji birikimini en güzel şekilde değerlendirmeyi bilmiştir. Bugün de aynı başarıyı göstereceğimizden doğrusu ben şüphe duymuyorum. Nitekim teknoloji altyapısından siber saldırılara kadar bu alanda geldiğimiz yeri sizlerle paylaştık. İnşallah önümüzdeki dönemde her alanda olduğu gibi bilgi ve iletişim teknolojilerinde de Türkiye’yi dünyanın en önde gelen ülkeleri arasına sokacağız. Yüksek teknolojiye dayalı ürünleri tasarlayan, geliştiren, üreten ve tüm dünyaya satan bir Türkiye için hep birlikte çalışacağız.

Bu duygularla açılışını yaptığımız Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi’nin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu merkezin ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri özellikle tebrik ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Kalın sağlıcakla.