TSK Mühimmat Ayırma ve Ayıklama Tesisi’ni Devreye Alma Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

05.02.2020

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum.

Devreye alma töreni vesilesiyle biraraya geldiğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mühimmat ayırma ve ayıklama tesisinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Türk Silahlı Kuvvetlerimizin envanterinde bulunan mühimmatın çevreye zarar vermeden ayrılması ve ayıklanması kritik bir çalışmadır. Dünyanın en büyük ve güçlü ordularından birine sahip Türkiye için mühimmatın kendisi kadar diğer aşamaları da önemlidir.

Bilindiği gibi bu tesis, 2012 yılında yaşanan elim bir kazanın ardından faaliyetlerine ara vermişti. Bu vesileyle kazada şehit olan dört kardeşimize bir kez daha Allah’tan rahmet, geride kalanlarına sabırlar diliyorum. Cezayir Çalışkan, Adnan Dağdeviren, Samet Ayger, Salih Erkeç, bu dört kardeşimiz sivil şehitlerimiz arasına katılmışlardır.

Tesisimizin yeniden devreye alınmasıyla önemli bir eksiğimizi gidermiş olduk. Yılda 3 bin ile 6 bin ton arasında kullanım dışı mühimmatı işleyecek bu tesis sıfır atık ilkesiyle tüm ürünleri geri dönüşüme hazırlayacak. Bu tesisin ülkemize ve ordumuza kazandırılmasında emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bu vesileyle ülke genelinde sıfır atık projesi konusuna verdiği ehemmiyet sebebiyle de eşimin bu gayretlerinden dolayı müsaadenizle kendilerine de çok çok teşekkür ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye şu anda Suriye’de ve Libya’da doğrudan sahada mücadele veren, ayrıca Katar’dan Kosova’ya, Afganistan’dan Somali’ye kadar pek çok yerde askeri misyon görevi yürüten bir ülkedir. Hamdolsun sorumluluk üstlendiğimiz, ayağımızı bastığımız hiçbir yerde mahcup olmadık. Girdiğimiz her mücadeleden alnımızın akıyla çıktık. Hedeflerimize doğru yürürken hiçbir masumun, hiçbir günahsızın zarar görmemesini sağlayarak tüm dünyaya mertlik dersi verdik. Ahlaka ve erdeme uyularak da büyük mücadelelerin verilebileceğini dost-düşman herkese gösterdik. Elde ettiğimiz başarılarda askerimizin yürek ve bilek gücü yanında savunma sanayi teknolojilerinde geldiğimiz yerin de büyük katkısı var. Türkiye’nin son 17 yılda savunma sanayinde yürüttüğü kritik çalışmalar olmasaydı, bugün bırakınız sınırlarımız dışını kendi topraklarımızda bile terör örgütleriyle mücadele edemez hale gelebilirdik. Bu başarı tablosu çok uzun, zahmetli ve fedakârlıklarla örülü bir gayretin sonucudur. Mesela 2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken, bugün bu sayı 700’e yaklaştı. Savunma sanayi bütçemiz 5,5 milyar dolardan yaklaşık 11 katlık bir artışla 60 milyar dolarlık proje hacmine ulaştı. İhale süreci devam eden projeler de göz önüne alındığında karşımıza 75 milyar doların üzerinde bir büyüklük çıkıyor. Sektörün cirosu 2002 yılında 1 milyar dolar iken, bugün 9 milyar dolar düzeyine yükseldi. Daha önce neredeyse yok seviyesinde olan araştırma-geliştirme harcaması 1,5 milyar doları buldu. Bugün dünyanın en büyük savunma şirketleri listesinde 5 firmayla temsil ediliyoruz.

Yerlilik ve millilik, özellikle savunma sanayinde olmazsa olmaz bir şarttır. Son 17 yılda yaptığımız hamleler sonucunda yerlilik ve millilik oranı yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıkmış durumdadır. Nereden nereye.

Suriye ve Libya’da karşılaştığımız durum füze savunma sistemlerine daha çok önem vermemiz gerektiğini göstermiştir. Bu çerçevede Aselsan ve Roketsan tarafından tamamen milli ve yerli olarak geliştirilen Hisar-A Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi’ni çok ama çok önemli görüyorum. Bu sistem yapılan nihai sistem testlerinde hedefi yüzde 100 başarıyla imha etti. İnşallah bu sistemi mümkünse hemen Suriye sınırımıza yerleştirerek önemli bir eksiğimizi gidermiş olacağız.

Sistemin geliştirilmesi ve menzilinin uzatılması çalışmalarını da hızlandırıyoruz. İlk yerli ve milli havadan havaya füzemizin üretilmesi amacıyla yürüttüğümüz proje kapsamında geliştirilen Bozdoğan görüş içi ve Gökdoğan görüş ötesi füzelerinin güdümlü atış testleri de başarıyla gerçekleşti. Bozdoğan füzemizi inşallah en kısa sürede envantere alacağız. Bu başarı sayesinde uzun menzilli hava savunma füze sistemimiz Siper’in çalışmalarında da önemli ilerleme kaydettik. Yüzde 100 yerli tasarım, ilk milli savaş gemimiz olan MİLGEM’in 4. korvetini filomuza kattık. Milli gemi savar füze sistemimiz Atmaca’yı bu gemimize entegre ederek atışını başarıyla gerçekleştirdik. Bu gemileri artık ihraç etmenin de gururunu yaşıyoruz. Ada sınıfı korvetlerimizin devamı niteliğindeki MİLGEM Projesinin 5. gemisinin inşasına da başladık. Havuzlu çıkarma gemimiz Anadolu’yu tamamlamak üzereyiz. İnşallah çıkarma gemimizi bu yılın sonunda Deniz Kuvvetlerimize teslim edeceğiz. Tabii yetmez, arkasından biz de artık denizlerimizde sadece böyle çıkarma gemisi değil inşallah inanıyorum ki bu tersanelerimizden biz ideal olanını, şöyle bir uçak gemisini de yapacağız. Türkiye bu hacimde gemiye sahip ülkelerden biri olacaktır.

Gölcük Tersanesi’nde inşa etmekte olduğumuz 6 denizaltıdan ilki olan Piri Reis’i geçenlerde havuza çektik. Diğer deniz altılarımızın inşası sürüyor. Bu alanda da teknoloji ve bilgi birikimimizi arttırıyoruz.

Tasarımından üretimine her aşamada yerli olacak savaş uçağımızı inşallah 2023’te hangardan çıkaracağız. Türkiye’yi F-35’leri vermemekle tehdit edenlere en güzel cevabı kendi milli savaş uçağımızda vermiş olacağız. Hem kendi sınıfının en iyisi olacak, hem de bizi dünyada bu teknolojiyi geliştirebilen üç ülkeden biri haline getirecek Akıncı insansız hava aracını uçurduk. Şu anda buna da sahibiz. Yüksek irtifa, ağır bayağı yüklü bomba taşıyabilen böyle bir hamdolsun insansız hava aracına kavuştuk. Şimdi yakında bu da hizmete alınıyor. Tamamen milli tasarım olan Gökbey helikopterimiz de test uçuşları sonrası seri üretime geçecek. Daha fazla mühimmat taşıyan son teknoloji elektronik harp ve silah sistemleriyle donatılmış dünyada sadece iki örneği bulunan ağır sınıf taarruz helikopteri projesine de başladık. Tank, hafif zırhlı araç, helikopter, insansız hava aracı ve füze sistemlerinin motor ve güç aktarma sistemlerinin geliştirilip üretilmesi amacıyla projeler başlattık. Yerli savaş uçağımız dahil tüm platform ve sistemlerimizde inşallah kendi motorumuzu kullanacağız, şu anda bunun da çalışmalarını yapıyoruz.

Savunma sanayimiz sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, geleceğin harp teknolojilerini de şimdiden tasarlıyor ve hazırlıklarını yapıyor. Malum bu konularda en önemli iş tasarım ve bunda çok güçlü bir gençliğimiz var, bu işi başaracağız. Bu alanda sayılı ülkenin üzerinde çalıştığı elektromanyetik silahlar ve lazer silah sistemleri üzerinde çalışmalarımız sürüyor. İlk milli lazer silahımız ARMOL’u envanterimize aldık.

Kara SOJ Projesi düşman hatlarındaki elektronik haberleşme ve radar sistemlerini köreltme anlamında önemli kabiliyetler kazandırdı. Hava SOJ Projesi’yle de bu alanda dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu bir kabiliyete ulaşacağız. Çok uzun menzilde su üstü ve hava hedeflerinin tespit ve takibini geliştirecek radar sistemi de yerli ve milli imkânlarla üretildi. Türkiye artık sınırlı sayıda ülkenin sahip olduğu yüksek teknoloji radar geliştirme ve üretme yeteneğini de yakalamıştır. Daha burada sayamadığım yüzlerce savunma sanayi projemizle ülkemizi geleceğin tehditlerine hazırlıyoruz.

Askerlerimizin kahramanlığı zaten dillere destandı. Bütün şehitlerimize bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimize Rabbimden şifalar niyaz ediyorum. Şimdi bunu teknolojiyle destekleyerek çok daha büyük destanların önünü açıyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Dünyada güç dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemden geçiyoruz. Ülkemiz bu sürecin adeta bilek güreşinin yapıldığı coğrafyanın tam merkezinde yer alıyor. Son 7-8 yıldır yaşadığımız her hadise bize güçlü olmamız ve güçlü kalmamız gerektiğini gösteriyor. Bize lazım olan, hem siyasi, hem ekonomik, hem askeri ayakları olan topyekûn bir güçtür. Siyasi olarak desteklenmeyen ekonominin ve askeri gücün, ekonomik olarak desteklenmeyen siyasetin ve askeri potansiyelin, askeri olarak tahkim edilmeyen siyasi ve ekonomik varlığın ayakta kalması mümkün değildir. Bunun için Türkiye’yi her alada yükseltmenin mücadelesini veriyoruz. Eğer Türkiye son dönemde yaşadığı saldırıların, maruz kaldığı oyunların üzerinde sergilenen senaryoların üstesinden başarıyla gelebilmişse, bunu siyasi, ekonomik ve askeri gücünü aynı anda artırmasına borçludur. Milletimiz bu hakikati gördüğü için, fitnecilere, bozgunculara, cuntacılara, darbecilere, vesayet heveslilerine, ruhunu emperyalistlere satmış mankurtlara asla itibar etmemiştir.

Türkiye’nin girdiği her mücadelenin lokomotifi, milletimizin kayıtsız, şartsız sergilediği birliktir, beraberliktir, kardeşliktir.

Hamdolsun, ülkemizi nice badirelerden geçirerek, bugünlere getirdik. Siyasette dünyada sesimizi dinleten, masada ağırlığı olan bir ülke haline getirdik. Ekonomide uğradığımız onca saldırıya rağmen hedeflerimizden kopmadık, yolumuzda kararlılıkla yürüyoruz. Askeri olarak ayak bastığımız her yerde farkımızı gösteriyor, dengeleri değiştiriyor, hayır duayla anıldığımız bir iklim oluşturuyoruz. Bu manzara karşısında yarınlarımıza çok daha güvenli şekilde bakabiliriz. Türkiye’nin bu konuma gelmesinde katkısı olan herkese şükran borçluyuz. Hiç şüphesiz en büyük şükranı da şehitlerimize, gazilerimize borçluyuz. Teröristler karşısında kahramanca çarpışan askerlerimize, polislerimize, jandarmalarımıza, korucularımıza teşekkür ediyoruz.

Bu vesileyle, bugün Van’da çığ altında kalan vatandaşlarımıza da Allah’tan rahmet diliyoruz, yaralılarımıza şifalar diliyoruz.

Sınırlarımız ötesinde destan yazan tüm kahramanlarımıza şahsım, milletim adına teşekkür ediyoruz. Kendilerini dev aynasında görenlere meydanı bırakmayan kahraman ordumuza teşekkür ediyoruz.15 Temmuz’da canı pahasına istiklaline ve istikbaline sahip çıkan milletimize teşekkür ediyoruz.  Bu ülke için, bu millet için, ezanlarımız, bayrağımız, özgürlüğümüz için hayatını feda etmeyi göze alan milyonlar olduğu sürece, Allah’ın izniyle kimse Türkiye’yi dize getiremez. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu duygularla devreye aldığımız Mühimmat Ayırma ve Ayıklama Tesisinin bir kez daha önce ordumuza, milletimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Sizlere sevgilerimi, sayılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.