Türk-Alman Üniversitesi Yeni Binaları’nın Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

24.01.2020

Sayın Şansölye,

Saygıdeğer Bakanlarımız,

Türk-Alman Üniversitemizin Kıymetli Yöneticileri,

Kıymetli Hocalarım,

Sevgili Öğrenciler,

Çok Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli dostum, Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Sayın Merkel’e ve saygıdeğer heyet üyelerine ülkemize hoş geldiniz diyorum. Sayın Merkel’i Berlin Konferansı’ndan beş gün sonra ülkemizde ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. İnşallah öğleden sonra gerçekleştireceğimiz ikili ve heyetler arası görüşmelerde ikili ilişkilerimizin yanı sıra Libya başta olmak üzere bölgesel meseleleri de ayrıntılı şekilde ele alacağız.

Sayın Şansölyenin ziyareti vesilesiyle ayrıca Türk-Alman Üniversitesi’nin eğitim ve sosyal tesis binalarının resmi açılışını da bugün yapıyoruz.

Türk-Alman Üniversitesi ülkelerimiz arasında bilim, kültür ve teknolojik işbirliğini geliştirmek amacıyla 10 Nisan 2010 tarihinde kurduğumuz bir devlet üniversitesidir. 2013-2014 akademik yılında faaliyete başlayan üniversitemiz kısa süre içerisinde akademik işbirliğimizin lokomotiflerinden biri haline gelmiştir. Çift dilli eğitim veren üniversitemiz beş fakülte, bir yüksekokul ve iki enstitüyle ülkemizin saygın eğitim kurumlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Nitekim 2013 yılında 99 olan öğrenci sayısı, 2019 yılında 2385’e ulaştı. Az önce Rektörümüzün de ifade ettiği gibi, kapasite olarak 7 bine kadar öğrenci alabileceğiz. 64’ü yabancı olmak üzere 237 akademik personelle eğitim veren Türk-Alman Üniversitesi öğrencilerine kendilerini çok farklı alanlarda geliştirebilecekleri uluslararası bir ortam sağlıyor.

Üniversitemizin iş dünyasıyla tesis ettiği yakın diyalog sayesinde mensuplarına Alman kuruluşlarında staj yapma imkanı tanımasını da önemli bir ayrıcalık olarak görüyorum. Üniversitemiz bünyesinde faaliyete geçecek teknopark yoluyla sanayi kuruluşlarıyla işbirliğinin daha da güçleneceğine inanıyorum. Bu teknoparkta hem Fraunhofer Enstitüsüne, hem de Alman firmaların Ar-Ge merkezlerine ev sahipliği yapmak istiyoruz. Türk-Alman Üniversitesi’nin bu seviyeye gelmesinde katkısı ve emeği olan herkesi kutluyorum. İnşallah bizler de diğer devlet üniversitelerimize olduğu gibi Türk-Alman Üniversitesi’ne gereken her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Özellikle öğrencilerimizin yurt ve barınma ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli adımları süratle atacağız.

Sayın Şansölyenin bu açılışa iştirak etmesi, Türkiye ziyaretine üniversitemizin heyecanını paylaşarak başlaması, Alman dostlarımızın da projeye verdikleri önemin bir göstergesidir. Siyasi hayatından önce Sayın Şansölye’nin de bir bilim insanı olduğunu biliyoruz. Ayrıca, Sayın Merkel’in Türkiye ile Almanya arasındaki gençlik değişim programları, eğitim ve kültürel alandaki işbirliğine katkıları 25 yılı aşıyor. 18 Nisan 1994 yılında imzalanan gençliğe yönelik politikalarda iş birliği protokolünü Sayın Merkel’in dönemin Federal Gençlik ve Kadın Bakanı olarak ülkesi adına imzaladığını hatırlıyoruz. Sayın Merkel nezdinde Alman makamlarına Üniversitemizi sahiplendikleri için ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. 1,5 asırlık yolculuğu olan Alman Lisesi gibi Türk-Alman Üniversitesi’nin de Türk ve Alman dostluğunun bir sembolü haline gelmesini özellikle diliyorum.

Üniversite binalarının yapımı üstlenen TOKİ Başkanlığımıza da İstanbul’un ve ülkemizin mimarisine uygun biçimde inşa edilmiş olan bu modern binalar için ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Misafirler,

Türkiye yükseköğrenim alanında özellikle son yıllarda büyük başarılara imza atmıştır. Üniversite sayımızın 76’dan 207’ye, öğretim elemanı sayımızın 70 binden 170 bine, öğrenci sayımızın da 1,6 milyondan 8 milyona yükselmiş olması, bu başarının en bariz ifadesidir.

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek, 10 yıl sonrası için ağaç dik, 100 yıl sonrayı düşünüyorsan insan yetiştir. Bu anlayışla ülkemizin gelecek yüzyılına yatırım yapıyoruz. İstikbalimizin teminatı olan gençlerimize ailelerine yük olmadan üniversite eğitimlerini tamamlayabilmeleri için her türlü desteği veriyoruz. Bir dönem ülkemizde marjinal odakların sürekli istismar ettiği, yıllarca protestolara konu olan üniversite harçlarını malum biz kaldırdık. Lisans öğrencilerimizin kredi burs desteğini 2020 yılı itibariyle 550 liraya, yüksek lisansta 1100 liraya, doktorada ise 1650 liraya yükselttik. Yurtlarda kalan öğrencilere aylık 420 lira da beslenme yardımı yapıyoruz. Ülkemizdeki yükseköğretim seviyesinin hem nicelik, hem de nitelik olarak yükseltilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Uluslararası öğrenci sayımızın her geçen yıl artıyor olması, Türkiye’nin bu alanda da küresel bir marka olma yolunda ilerlediğine işaret ediyor. Uluslararası öğrenci sayımız 15 binden 172 bine ulaştı. Türkiye bursları yanında kendi imkanlarıyla çeşitli üniversitelerimize gelen öğrenci sayısındaki büyük yükseliş, ülkemizin yükseköğrenimdeki cazibesinin de arttığını gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri’nden, Avusturya’dan, İtalya’dan, Çin’den, Kore’den, Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan, Türk Cumhuriyetleri’nden gelip Türkiye’de doktorasını, yüksek lisansını yapan öğrenciler var. Üniversitelerimizdeki nitelikli akademik personel ihtiyacını karşılamak üzere her yıl yurt dışına dünyanın en iyi okullarında öğrenim görmek üzere ciddi miktarda öğrenci gönderiyoruz. Sadece bizim yurt dışına gitmiş vatandaşlarımızın değil, diğer ülkelerde yetişmiş bilim adamlarının, araştırmacıların, akademisyenlerin de ülkemize gelmesinin yolunu açıyoruz. Beklentimiz, ülkemizin nitelikli yabancı öğretim elemanları için de cazip hale gelmesi, bir başka ifadeyle beyin göçünün çekim merkezlerinden biri durumuna dönüşmesidir. Türk-Alman Üniversitesi de bu vizyon çerçevesinde ortaya çıkan ve başarılı bir şekilde uygulamaya konulmuş olan bir projedir.

Aynı şekilde ülkemizde Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Türk-İtalyan Üniversitesi gibi ortak üniversitelerin kurulmasına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmaların en kısa zamanda olumlu bir şekilde sonuçlandırılmasını temenni ediyoruz.

Türk-Alman Üniversitesi’nin başarısı, bu anlamda yeni ortak üniversitelerin kuruluş süreçlerinde örneklik teşkil edecektir. Bu vesileyle ülkemizde daha fazla Alman vatandaşının yükseköğrenim görmesini ve daha fazla öğretim görevlisinin araştırma faaliyetlerinde bulunmasını arzu ettiğimizi de vurgulamak isterim.

Yükseköğretim alanında sahip olduğumuz bu tecrübenin dost ve kardeş ülkelerle paylaşılmasına da çok ama çok önem veriyoruz. Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi ve Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Kırgızistan ve Kazakistan’da faaliyet gösteren ve bulundukları ülkede saygı gören önemli ortak üniversitelerdir. Afganistan’da Mevlana Celaleddin Rumi Belhi Türk-Afgan Kız Üniversitesi kurulması için çalışmalarımız ayrıca devam ediyor. Afganistan’da faaliyete geçecek bu eğitim yuvaları ile kadınların bilhassa eğitim ve iş hayatındaki rolünü artırmayı da hedefliyoruz.

Değerli Dostlarım

İnsanlık olarak, terörden İslam düşmanlığına, kültürel ırkçılıktan yabancı karşıtlığına kadar pek çok sorunla yüzleşiyoruz. İletişim ve ulaşım araçlarının bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde dünyanın neresinde olursa olsun hiç kimsenin bu sorunlara bigâne kalma lüksü yoktur. Suriye’de, Yemen’de, Irak’ta, Libya’da yaşananlar bilhassa içinde bulunduğumuz coğrafyanın kader ortaklığını bir kez daha göstermiştir. Son 9 yıldır Suriye’de devam eden çatışmalardan sadece bizim gibi komşu ülkeler değil, başta Almanya olmak üzere tüm Avrupa etkilenmiştir. Aynı şekilde şayet bir an önce sükunet sağlanmazsa, Libya’daki kaos ortamı tüm Akdeniz havzasını etkileyecektir. DEAŞ ve El Kaide gibi terör örgütleriyle lejyonerlerin bu ülkede tekrar palazlanmasını istemiyorsak çözüm sürecini hızlandırmamız gerekiyor.

İki bin 400’den fazla kişinin ölümüne, 7 bin 500’den fazlasının yaralanmasına sebep olan, ayrıca 300 binin üzerinde Libyalı yerinden eden bu krizi sonlandırmak en büyük hedefimizdir. Bu hedef doğrultusunda dostumuz ve müttefikimiz Almanya’yla güç iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Sayın Putin’le beraber yaptığımız ateşkes çağrısı 19 Ocak’ta düzenlenen Berlin Konferansı’nın önünü açmıştır.

Sayın Merkel nezdinde tüm Alman makamlarına ev sahiplikleri için de ayrıca şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum. 55 maddeden oluşan barış planı Libya’da siyasi istikrarın yeniden tesisi yönünde önemli bir adım olmuştur. Ancak bu planın başarısı alınan kararların sahada uygulamaya geçirilmesine bağlıdır. Bu konuda özellikle darbeci Hafter ve destekçileri üzerinde baskı kurulması önem arz ediyor. Dünden itibaren Trablus'taki sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıların artması, Mitika Havalimanı’nın hedef alınması, kimin barıştan, kimin de kan ve gözyaşının sürmesinden yana olduğunu göstermiştir. Son birkaç haftada yaşadıklarımız Libya için bir turnusol olmuştur. Bu gerçekler ışığında uluslararası toplumun Suriye’de düştüğü özellikle hataya Libya’da düşmemesini temenni ediyoruz.

Libya ile beş asırlık tarihi, beşeri ve kültürel ilişkileri olan bir ülke olarak duruşumuz nettir. Libyalı kardeşlerimizin barışı, huzuru ve geleceği için bu zor zamanlarında onların yanında olmayı sürdüreceğiz. Tıpkı Berlin Konferansı’nda olduğu gibi, barış için, çözüm için, kan ve gözyaşının durması için atılan adımları güçlü bir şekilde destekleyeceğiz. Bu süreçte Alman dostlarımızla yakından çalışacak, inşallah ortak menfaatlerimiz doğrultusunda ilişkilerimizi geliştireceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Sayın Şansölye ve heyetine tekrar ülkemize hoş geldiniz diyorum. Açılışını yaptığımız Türk-Alman Üniversitesi Eğitim Ve Sosyal Tesis Binaları’nın hayırlı olmasını diliyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunarken, öğrencilerimize gerçekten yükselen bir başarı dileğimi de özellikle ifade etmek istiyorum.

Kalın sağlıcakla.