Milli İstihbarat Teşkilatı Yeni Hizmet Binası’nın Açılış Töreni’nde Yaptığı Konuşma

06.01.2020

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Milli İstihbarat Teşkilatımızın yeni hizmet binasının teşkilatımız ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu güzel eserin vücut bulmasında emeği geçen herkesi şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Kuruluşundan bugüne teşkilatımız bünyesinde ülkesine ve milletine hizmet eden tüm isimsiz kahramanlara şükranlarımı sunuyorum. Görevleri sırasında hayatlarını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Özellikle son dönemde sınırlarımız içinde ve dışında yürüttükleri çalışmalarda gazilikle şereflenen teşkilat mensuplarımıza Rabbimden sağlık ve afiyet temenni ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

İnsanların bir arada yaşama, şehirler ve devletler kurma tarihi ile istihbarat tarihi aşağı yukarı aynıdır. Devlet denilen karmaşık mekanizmanın istihbarat desteği olmadan işlemesi ve ayakta kalması mümkün değildir. Bizim tarihimizde de istihbarata hep çok çok önem verilmiştir. Mesela mirasçısı olduğumuz Osmanlı daha kuruluş yıllarından itibaren güçlü bir istihbarat sistemi tesis etmiştir. İsmi değişse de bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatımızın yaptığı görevleri yürüten bir veya birden fazla yapı daima olagelmiştir.

Esasen Osmanlı’nın 18. Yüzyıl’dan itibaren gerilemeye başlamasında istihbarat zafiyetinin de önemli payı vardır. Son dönemde istihbarata yeniden önem verilmeye başlanmışsa da maalesef kötü gidişin önü kesilememiştir. Sultan Abdülhamit Han’ın bu konuya verdiği ehemmiyet ve elde ettiği başarılar özellikle kayda değerdir. Birinci Dünya Savaşı yıllarından İstiklal Harbimize kadar Osmanlı’nın son dönemlerinde yürüttüğü tarihi mücadelelerde 1913’te kurulan Teşkilatı Mahsusa mensuplarının çok büyük emeği ve katkısı vardır.

Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Kuzey Afrika’ya kadar geniş bir alanda mücadele yürüten istihbaratçılarımızın gayretleri tarihin satır aralarında kalmış olsa da milletimizin gönlünde müstesna bir yere sahiptir. Teşkilatı Mahsusa’dan Milli Emniyet Hizmetine ve oradan Milli İstihbarat Teşkilatımıza kadar uzanan Cumhuriyetimizin istihbarat kurumları ve gelenekleri büyük ölçüde bu dönemden yadigârdır. Her ne kadar çok uzunca bir süre bilinçli olarak İstihbarat Teşkilatımız zayıf tutulmuşsa da, şartlar ve ihtiyaçlar bu kurumu yeniden güçlendirmemizi gerektirmiştir. Milli İstihbarat Teşkilatımızın ilk kuruluş kanununun çıktığı 1965 ve yeniden yapılandırıldığı 1984 yılındaki çabalar bu ihtiyacın ifadesidir.  

Son olarak, 2014 yılında teşkilatımızın kanununu baştan sona yenileyerek günümüzün beklentilerine uygun hale getirdik. Zaman zaman tartışmaların merkezine yerleştirilmiş olsa da, ülkemizin ve milletimizin istihbarat teşkilatına olan ihtiyacı hiçbir zaman azalmamıştır. Çünkü istihbarat bilgileri yalnızca savaş değil barış dönemlerinde de devletin bekası için vazgeçilmezdir. Bugününe hakim olamayan geleceğini şekillendiremez. Ülkemizin ve dünyanın kritik bir süreçten geçtiği şu dönemde Milli İstihbarat Teşkilatımızın desteğine her zamankinden daha çok ihtiyaç bulunuyor.

Geniş bir coğrafyada gece-gündüz fedakârca görev yapan isimsiz kahramanlarımızın her birinin başarılarıyla gurur duyuyoruz. İnşallah bugün açılışını yaptığımız yeni hizmet binasıyla teşkilatımızın gücü ve imkânları daha da artmıştır.

Değerli Arkadaşlar,

Dünyanın adeta yeniden yapılandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sancılı süreçte karşı karşıya bulunduğumuz tehditler hem değişiyor, hem artıyor. Yeni dönemin en önemli tehdidi, hiç şüphesiz terördü. PKK, YPG, FETÖ, DEAŞ gibi terör örgütleri adeta ülkemize karşı topyekûn savaş ilan etmiş durumdalar.

Bir başka önemli tehdit de, bölgemizdeki ülkelerin yaşadığı iç karışıklıklar ve bunların yol açtığı krizlerdir. Suriye’den kaynaklı her gelişme hem terör boyutu, hem göç meselesi, hem siyasi sonuçları itibariyle ülkemizi doğrudan ilgilendiriyor. Aynı şekilde Irak’ta yaşanan her hadisenin de doğrudan ve dolaylı olarak ülkemize yansımaları oluyor. Doğu Akdeniz’de ülkemiz aleyhinde oluşturulan bölgesel ittifakların ve güç mücadelesinin sonucu yakın geleceğimiz için hayati öneme sahiptir. Bölgesel ve küresel güçlerin coğrafyamızdaki küresel güçlerin coğrafyamızdaki rekabetinin yol açtığı karmaşık ve değişken tablo karşısında elimiz-kolumuz bağlı duramayız. Kendi oyun planımızı geliştirmeye ve hayata geçirmeye mecburuz. Böyle zorlu bir dönemde Milli İstihbarat Teşkilatımız yürüttüğü cansiperane çalışmalarla bize gerçekten çok büyük destek sağlıyor.

Teşkilatımız son dönemde PKK’nın lider kadrosuna yönelik olarak Kuzey Irak’ta yaptığı operasyonlarla kendini en güvende hissettiği yerleri örgütün adeta başına geçirmiştir. Elde edilen istihbaratlar İHA ve SİHA’lar aracılığıyla operasyona dönüştürülerek örgüte çok büyük kayıplar verdirilmiştir. Bu tablo ülkemizin teknolojiyle istihbaratı bir arada kullanma kabiliyetinin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından çok önemlidir.

Teşkilatımız FETÖ’nün haberleşme sistemi ByLock’u ve mahrem yapılanmasını çözerek devlet sisteminden bu büyük belanın temizlenebilmesi için gereken altyapıyı oluşturmuştur. FETÖ’nün yurt dışı ayağına yönelik çalışmalarıyla da pek çok örgüt mensubunun ülkemize iadesini sağlamıştır.

Cemal Kaşıkçı cinayetinde teşkilatımızın oynadığı rol uluslararası düzeyde ülkemizin yüzünü ağartacak mükemmelliktedir. Teşkilat olayın başından sonuna kadar her düğümü hızlı bir şekilde çözerek hem bu kanın üzerimize sıçramasını engellemiş, hem de muhataplara Türkiye’nin ağırlığını hissettirmiştir.

Çatışma bölgelerinde de çok büyük hizmetler ifa eden teşkilatımız, adeta akıncı rolü oynayarak güvenlik güçlerimiz sahaya inmeden önce zemini hazırlamaktadır. Özellikle Suriye krizinin başladığı ilk günden itibaren sahada aktif rol oynayan teşkilatımızın sınır ötesi harekâtlarımızın başarıya ulaşmasında çok büyük emeği bulunuyor.

Aynı şekilde şimdi de Libya’da üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getiriyor. Devletimizin ve milletimizin çıkarlarını sınır, mesafe, engel tanımaksızın her coğrafyada savunmaya devam edeceğinize yürekten inanıyorum.

Değerli Arkadaşlarım,

Milli İstihbarat Teşkilatımız artık hamdolsun uluslararası alanda hatırı sayılır güçlü istihbarat kuruluşları arasında yer alıyor. Yurt dışı temaslarında pek çok ülke tarafından teşkilatımızın faaliyetlerinden sitayişle bahsedildiğini görüyorum. Sadece bilgi toplayan ve rapor eden bir kurum olmaktan öteye geçen teşkilatımız, ürettiği bilgiyi diplomasi masasında muhatapları karşısında kullanan, istihbarat ile diplomasiyi yakınlaştıran bir yere gelmiştir. Türkiye teşkilatımızın her alandaki başarılı çalışmaları sayesinde hiçbir ülkenin icazetine ve yardımına ihtiyaç duymadan dünyanın her yerinde kendi çıkarları doğrultusunda hareket edebilme imkânına kavuşmuştur.

Teşkilatın başarılı çalışmalarını gördükçe biz de kendilerine her türlü desteği verdik. Teşkilatın mevzuatını güçlendirdik, ihtiyaç duyduğu teknolojik donanımlar için gerekli bütçeyi ayırdık. Bununla kalmadık, operasyonel kapasitesini arttırmak amacıyla İHA, SİHA, istihbarat gemisi, istihbarat uçağı gibi donanımları kendilerine kazandırdık. Klasik tehditlerin teknolojinin sağladığı imkânlarla giderek karmaşık hale geldiği şu süreçte istihbarat ile teknik kapasitenin birleştirilmesi kaçınılmaz bir mecburiyettir. Milli İstihbarat Teşkilatımız bu bilinçle istihbarat toplama tecrübesini teknolojiyle harmanlamış ve Suriye örneğinde olduğu gibi sahada fiiliyata dökmüştür. Hiç durmadan ilerleyen ve sonu olmayan bir derya haline gelen teknoloji konusunda diğer alanlarla birlikte istihbaratta da sürekli yeniliklerin peşinde koşmaya devam edeceğiz.

Veri temini ve görüntü istihbaratı başta olmak üzere teknik istihbaratta gelinen noktayı görüntü uydularıyla bir adım daha öteye taşımakta kararlıyız. Görüntü istihbaratında daha yüksek mesafeden daha fazla alanı kapsayan sürekli izleme imkânı sunan, hava koşullarından bağımsız çalışabilen bir kapasiteye ihtiyacımız olduğu anlaşılıyor. Bunun için gereken teknolojinin geliştirilmesi ve uydumuzun bir an önce üretilerek faal hale getirilmesi konusunda TÜBİTAK başta olmak üzere ilgili kurumlarımızın önemli sorumlulukları olduğu ortadadır. Veri analizi de bir başka kritik meseledir. Özellikle teröristlerin ve casusların tespitinde büyük verinin analiz edilmesi profilleme çalışmalarına ihtiyaç duyuluyor. İstihbarat toplamada hukuki olarak tek yetkili merci durumundaki Milli İstihbarat Teşkilatımızın veri analizi için ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara ulaşabilmesi milli güvenliğimizin bir gereğidir. Bunun için de devlete ait verilerin tek yerde toplanmasını sağlamak durumundayız. Milli İstihbarat Teşkilatımız bu şekilde topladığı ve analiz ettiği verileri Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlarımızla paylaşacaktır. Böylece istihbarat dağınıklığı ve koordinasyon sorunu da kendiliğinden ortadan kalkmış olacaktır. Bunun önemini son yıllarda ardı ardına yaşadığımız krizlerde birçok kez müşahede ettik. En somut örnek olarak FETÖ’nün kurumlarımızdan temizlenmesiyle birlikte güvenlik alanındaki başarılarımız arka arkaya gelmeye başlamıştır. Güvenlik bürokrasimiz tek vücut halinde hareket ederek ülkemize yönelik tehditlerle mücadele edebilme imkânına kavuşmuştur. Daha da önemlisi, güvenlik kurumlarımız yeteneklerini, kapasitelerini, hatta personellerini milli güvenlik ihtiyaçlarımız için paylaşılabilir bir noktaya eriştirmiştir. Bu tablo kurumlar arasında güvenin tesis edildiğine, devletin ve milletin çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulduğuna işaret ediyor.

Milli Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarıyla, Milli İstihbarat Teşkilatımızın başını çektiği güvenlik kurumlarımız arasındaki koordinasyonun geliştirilmesi iç ve dış güvenlik açısından gereklidir. Amacımız kurumlar arasındaki istihbarat iş birliğini şahıslar üzerinden yürütülür olmaktan çıkartıp, sağlıklı bir mekanizmaya kavuşturmaktır. Bunun için önümüzdeki günlerde Başkanlık edeceğimiz Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulunu oluşturduk. İnşallah bu kurulumuzun faaliyete geçmesiyle koordinasyon meselesi tümüyle çözülmüş olacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

Devletimizin ve milletimizin teşkilatımızdan beklentisi yüksektir. Karşı karşıya kaldığımız ve her geçen gün artan tehditlerin büyüklüğü bu beklentiyi daha da artırıyor. Bugün olduğu gibi, gelecekte de sınırlarımız içinden ve dışından ülkemize yönelik tehditlerin süreceği açıktır. Öyleyse, bizim de diğer alanlarla birlikte ve hatta öncelikli olarak istihbaratımızı bu gerçeğe uygun şekilde geliştirmemiz şarttır.

Milli İstihbarat Teşkilatımızın başarılarını elbette yakından takip ediyoruz. Ancak, kat etmemiz gereken daha çok yolumuzun olduğunu da biliyoruz. Bunların başında yeni teknolojileri ve yeni operasyonel yöntemleri geliştirmek geliyor. Milli İstihbarat Teşkilatımızın ülke içindeki görevlerini azaltarak yurt dışını operasyon kabiliyetini artırmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde yurt dışında daha fazla örtülü faaliyet yürüten, teknik ve siber istihbaratta daha etkin bir istihbarat yapısı hedefliyoruz.

Karşı karşıya bulunduğumuz sorunların üstesinden gelebilmek, devletimizin bekasını ve milletimizin geleceğini güvence altına alabilmek için orta ve uzun vadede bu kabiliyete sahip olmaya mecburuz. Üstelik bu mücadeleyi sadece sahada değil, sanal ortamda da yürütmemiz gerekiyor. İnternetin teröristlerce ve casuslarca oldukça etkin şekilde kullanıldığı bir dönemde, teşkilatın siber alana daha fazla eğilmesi kaçınılmazdır. Görüldüğü gibi yapacak çok işimiz var. Sahip olduğu nitelikli insan gücü ve çalışma azmiyle teşkilatımızın karşımızdaki sorunların çözümü konusunda kendisinden beklediğimiz katkıları vermeye devam edeceğine inanıyorum.

Milli İstihbarat Teşkilatımızın isimsiz kahramanları gerektiğinde derviş ve gerektiğinde akıncı misali herhangi bir karşılık beklemeksizin görevlerini yerine getirmeyi sürdüreceklerdir.

Bugün aynı zamanda 93. Kuruluş Yıldönümünü de kutladığımız Milli İstihbarat Teşkilatımız inşallah daha büyük başarılara burada imza atacaktır.

Açılışını yaptığımız hizmet binasının teşkilatımıza layık bir eser olduğunu ümit ediyorum. Teşkilat Başkanımızın Kale olarak isimlendirdiği bu yeni karargâhın özellikle de adına yakışır şekilde devletimizin ve milletimizin koruyucu kalelerinden biri olarak hizmet vereceğinden şüphe duymuyorum.

Yeni hizmet binamızın bir kez daha hayırlı olmasını diliyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.