TÜBİTAK ve TÜBA Bilim Ödülleri Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

30.12.2019

Değerli Bilim İnsanları,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni, milletin evini özellikle teşrifleriniz için her birinize şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Ülkemizin bilimsel araştırmalar alanında öncü kurumları olan TÜBİTAK ve TÜBA’nın 2019 yılı ödülleri takdim edeceğimiz bilim insanlarımızı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

Bilim insanlarımızın en büyük mirasları, geride bıraktıkları çalışmaları, araştırmalarının topluma sağladığı fayda ve yetiştirdikleri öğrencilerdir. Türkiye işte bu tür başarılarla 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla ilerleyecektir. Daha önemlisi, bu gayretler yeni nesillere emanet edeceğimiz 2053 ve 2071 vizyonlarımızın da temelini oluşturacaktır. Bilim insanlarının teşvik edilmesini, yaptıkları akademik çalışmaların geniş kitleler tarafından duyulmasını ve gençler için rol model olmalarını da sağlayacaktır. Bugün burada bilim insanlarımıza tevcih edeceğimiz ödüller bu yöndeki gayretlerin bir takdiridir. Yürütülen çalışmaların başarıyla sonuçlanması temennisinin aynı zamanda da bir teyididir.

Geçen yıl kaybettiğimiz Profesör Doktor Fuat Sezgin’in anısına oluşturduğumuz ödül vasıtasıyla bu değerli Hocamızı bir kez daha yad etme fırsatı bulduk. Fuat Sezgin Hocamızın İslam bilim ve teknoloji tarihine yaptığı muazzam katkıların gelecek nesillere de ilham vereceğine inanıyorum. Kendisini bir kez daha rahmet, minnet ve şükran duygularıyla anıyoruz.

Bu sene 57 bilim insanımız TÜBİTAK ve TÜBA tarafından ödüle layık görüldü. TÜBİTAK 3 farklı kategoride toplam 16 ödül belirledi. Milli akademimiz TÜBA ise 4 farklı alanda 41 ödül vermeyi kararlaştırdı.

TÜBA Uluslararası Akademi Ödülleri’ni Kanada ve Amerika’dan iki bilim insanı kazandı. TÜBA Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı Ödülleri’ni ise bu yıl 20 farklı üniversiteden 28 genç kardeşimize takdim ediyoruz. Bu sene Merhum Fuat Sezgin Hocamızın adına 5 ödül sahibini bulacak. Ayrıca 6 eser de TÜBA Bilimsel Telif Eser Ödülü’nü alacak.

Bugün ödül alan tüm akademisyenlerimizin gerçekten de çok çarpıcı çalışmaları olduğunu görüyoruz. Örneğin, bir bilim insanımızı çevreye zarar veren atıkların hidrojen üretiminde kullanılmasını sağladı. Bu buluşla karbondioksit salınımından faydalı ürünler elde etmek mümkün hale gelmiştir.

Kimya alanında makro moleküllerin yüksek çözünürlükle hesaplanması ve simülasyonu için yeni teoriler geliştiren bir akademisyenimize de bugün ödül veriyoruz. Bu çalışma yeni malzemelerin tasarlanması, hastalıklara sebep olan faktörlerin daha iyi anlaşılması, yeni ilaçların geliştirilmesi gibi pek çok konuda ilerlemenin önünü açacak öneme sahiptir.

TÜBA’nın üstün başarılı genç bilim insanı ödülünü kazanan gençlerimiz de sahip oldukları patentler ve yürüttükleri çalışmalarla ülkemizin geleceğine önemli katkı sağlamaya adaydır.

Tabii Profesör Doktor Erdal Arıkan’ın ismini özellikle zikretmezsek olmaz. Kutupsal Kodlama yöntemini geliştiren Hocamız, verilerin iletiminde 70 yıldır üstesinden gelinemeyen kapasite sorununu çözdü. Bugün dünyada 5G ve ötesi teknolojileri konuşuyor olmamızı Erdal Hocamızın çalışmalarına borçluyuz. Hocamızın buluşu sayesinde otonom araçlar dahil olmak üzere dijital çağın pek çok uygulamasında güvenilir ve hızlı veri transferi gerçekleşebilecek. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisimiz de Hocamızla yakın irtibattadır. İnşallah ülkemizin bu alandaki yolculuğunda kendisiyle birlikte çalışacağız.

Değerli Misafirler,

TÜBİTAK 56 yıldır bilim ve teknolojinin mihmandarlığında ülkemizin kalkınmasını destekleyecek adımlar atıyor. Araştırma, geliştirme desteklerinden girişimciliğe, bilim insan burslarından uluslararası iş birliklerine pek çok alanda TÜBİTAK destekleri bulunuyor. TÜBİTAK enstitüleri aracılığıyla dışa bağımlılığımızı azaltacak projeler üretiyoruz. Savunmadan uzaya, kutup çalışmalarından astronomiye, akademiden sanayiye uzanan geniş bir alanda atılımları ve yenilikleri TÜBİTAK vasıtasıyla destekliyoruz.

Bilimin ve mühendisliğin her alanında araştırmacılarımıza önemli imkânlar sunuyoruz. Mesela 2002 yılında bilim insanlarımıza sadece 150 milyon lira destek sağlanırken, bu sene verdiğimiz destek 1,8 milyar liraya ulaştı. Böylece üniversitelerimizin ve sanayimizin araştırma kapasitesini önemli ölçüde artırdık. Bu desteklerle 207 üniversite, 1572 araştırma-geliştirme ve tasarım merkeziyle 85 teknoparkta faaliyet gösteren araştırmaların da yanında olduk. Adeta sıfırdan kurduğumuz altyapı sayesinde araştırma-geliştirme harcamalarının milli gelirimizdeki payı ilk defa yüzde 1’i aştı. İnşallah önümüzdeki dönemde bu oranı çok daha artıracağız. Çünkü günümüz ekonomisinin rekabetçi yapısında öne çıkmanın yolunun yüksek teknoloji ve yenilikçilik olduğunu biliyoruz. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme oranlarını yakalayabilmemiz için üretimimizi yüksek teknolojiye dayalı katma değerli ürünlere yöneltmek mecburiyetindeyiz. Bilim insanlarımızın ortaya koyacağı başarılar, yenilikler ve keşifler bu dönüşümü gerçekleştirmede kritik öneme sahip. Bilgiyi ve teknolojiyi üretmeyen, bunları iyi şekilde kullanamayan ülkelerin geleceğin dünyasında işi doğrusu çok zor. Ürettiğimiz bilgiyle kendi hedeflerimize ulaşmanın yanında, tüm insanlığın refahına da katkıda bulunacağız. Milli teknoloji hamlemizin amacı da işte bu süreci desteklemektir. Bu amaçla ülkemizi dünyadaki tüm bilim insanları için çekim merkezi haline getirmek istiyoruz.

Uluslararası lider araştırmacılar programı ile oldukça vizyoner ve yenilikçi bir mekanizma oluşturduk, çağrımıza dünyanın dört bir yanından başvuru aldık. Alanın en iyisi küresel şirketlerden ve dünyanın en iyi üniversitelerinden araştırmacılar Türkiye’ye gelip bizim kurduğumuz altyapılarda çalışmayı tercih ettiler. Hâlihazırda 98’i Türk, 29’u yabancı olmak üzere 127 üst düzey araştırmacı bu programdan faydalanıyor, gelen araştırmacıların kendi ekiplerini kurmalarını da temin ediyoruz. Desteklenen her bir araştırmacımız inşallah 5’er doktora öğrenişi yetiştirecek, bu doktora öğrencileri de yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi çalışmalarında yer alacaklar, böylece adım adım hedeflerimize yaklaşmış olacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Geçtiğimiz Cuma günü Gebze’de iki tarihi anı birlikte yaşadık. Öncelikle Bilişim Vadisi’nin resmi açılışını gerçekleştirdik. Vadimiz 200 bin metrekare kapalı alanıyla ülkemizin en büyük teknoloji geliştirme bölgesi hüviyetine sahiptir. Savunma sanayinde gösterdiğimiz başarı hikâyesini sivil alanlara da aktarmak için kolları sıvadık. Artık yeni teknolojilerin sadece pazarı olmakla kalmayacağız, bu teknolojileri üreten, tüm dünyaya yayan ve kendi koyduğu standartları kabul ettiren bir ülke haline gelmekte kararlıyız. İşte Bilişim Vadimiz bu noktada kritik bir rol üstlenecek. Marmaray bağlantısını yaparak İzmir’deki Teknoloji Üssü’yle bütünleştirerek, Bilişim Vadisi’nin cazibesini artırmaya çalışıyoruz.

Türkiye’nin otomobili projesinin burada şekillendirilmiş olması doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. Geliştirilen otomobillerin ilk gösterimini de Cuma günü yine burada yaptık, gerçekten gurur verici, ümit verici, her türlü taktire layık bir çalışmanın gerçekleştirildiğini gördük. İnşallah aynı azim ve kararlılıkla devam edilerek, belirlenen tarihte üretime de geçilecektir, 2022’nin sonunda seri üretim. Bursa’daki fabrika Gemlik’te biliyorsunuz Silahlı Kuvvetlerimize ait 4 milyon metrekarelik bir alanın 1 milyon metrekaresini biz sadece şu anda TOGG, yani Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu’na tahsis ettik, şimdi süratle fabrikamızı orada yapacak ve oradan uluslararası sulara açılma imkânımız olacak, çünkü aynı zamanda limanı da orada rahatlıkla yapabilme imkânımız var.

Projenin her aşamasını adım adım takip ediyor, çıkan her sorunu çözüyoruz. Zira Bursa otomotiv sanayimizin, aynı zamanda yan sanayi olarak da Türkiye’de en güçlü olduğu bir yer. Bu proje ülkemiz için otomobil üretmenin çok daha ötesinde bir vizyona sahiptir. Türkiye’nin otomobili sanayimizi tasarımdan, üretime tüm bileşenleriyle geleceğe hazırlama çabamızın müşahhas örneğidir. Projede yer alan herkes gecesini gündüzüne katarak aynı amaç uğrunda emek veriyor ve milletimiz de Türkiye’nin otomobiline tüm kalbiyle sahip çıkmıştır, başta şahsım olmak üzere siparişleri de almaya başladık.

 Milletimizin projeyi böylesine sahiplenmesi, Devrim otomobilinin önünü kestiler, ama inşallah devrin otomobilinin önünü kesemeyecekler. Yerli ve milli teknoloji hamlelerinin başına gelenlerin inşallah devrin otomobilinde tekrarlanmayacağının en büyük en büyük ispatıdır.

Ülkemizde maalesef istihzayla veya alenen husumetle atılan her hayırlı adımın karşısında yer almayı marifet sanan sığ bir anlayış bulunuyor. Türkiye’de hayata geçirilmiş hiçbir proje yoktur ki, milletimizin vücuduna 200 yıldır adeta bir kene gibi yapışan bu zihniyete rağmen yapılmamış olsun. Biz de son 17 yılda ne yaptıysak sürekli yapamazsınız, başaramazsınız diyen bu şeamet tellallarına rağmen başardık. Hiçbir şey üretmediği, hiçbir hizmet ortaya koymadığı halde varlığını sürdüren bu asalak zihniyete teslim olmadık, olmayacağız.

Bu hastalıklı zihniyetin en büyük panzehri hep daha büyük projeleri hayata geçirmemiz, hep daha büyük başarılar ortaya koymamızdır. Türkiye’nin otomobili projesi gibi atılımların ülkemize belki de en büyük katkısı işte budur.

Bu vesileyle en başından bugüne kadar Türkiye’nin Otomobili Projesi’nde yer alan, emek veren herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Diğer yandan TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Enstitüsü SAGE de kendi alanında gerçekten önemli başarılara imza atıyor. SAGE tarafından geliştirilen ilk yerli havadan havaya füzesi Bozdoğan, hedef uçağa yapılan ilk güdümlü atış testini başarıyla tamamladı. İlk yerli seyir füzesi SOM-B1 ve SOM-B2 füzeleri eklenen yeni yeteneklerini hava kuvvetlerimiz tarafından gerçekleştirilen başarılı test atışlarıyla da kanıtladı. Milli mühimmatımız hassas güdüm kitinin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslimatı da gerçekleştirildi. Geliştirilmekte olan çok kritik alt sistemlerimiz arasında yer alan Kaşif, Atlas, SG-KONUM gibi ürünler savunma sanayi firmaları tarafından kullanılmaya başlandı. İnşallah SAGE’den önümüzdeki dönemde çok daha büyük başarılar bekliyoruz.

Aynı şekilde Kutuplarda ülkemizin bayrağını dalgalandıran, Türkiye Antarktika Bilimsel Araştırma Kampı da kuruldu. Kamp bünyesindeki Meteoroloji İstasyonu faaliyete geçti ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın deniz tabanı haritalaması da gerçekleştirildi. Konuyu Boris Johnson’la da görüştüm ve belki de İngiltere ile birlikte orada bu çalışmayı daha da yaygınlaştırarak sürdüreceğiz. Nihai hedefimiz Antarktika Anlaşmalar sisteminde gözlemci ülke statüsünden danışman ülke statüsüne geçerek, kıtanın geleceğinde söz sahibi olmaktır.

Değerli Arkadaşlar,

İki hafta önce Malezya’da Kuala Lumpur Zirvesi’ne katıldım. Bu zirvede akademisyenler, politikacılar ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte İslam dünyasının bugününü ve geleceğini masaya yatırdık. Türkiye olarak 15 anlaşma ile bu zirveden döndük. Bunlardan biri de; TÜBİTAK ile Malezya, Katar ve Endonezya’daki muadilleri arasında mükemmeliyet merkezi kurulmasına ilişkin anlaşmadır. Amacımız, güvenlik, gıda, sağlık, ulaşım, enerji, bilgi ve iletişim teknolojilerinde ülkelerimizin ortak ihtiyaçlarına çözüm getirmektir. Bilgi ve teknolojiyi paylaşmanın yanı sıra araştırmacılarımızın serbest dolaşımını sağlamak da beklentilerimiz arasındadır. Oluşturacağımız bu enerjinin diğer ülkeleri de cezbedeceğini düşünüyorum. Aslında biz bu merkezle geniş çaplı bir teknoloji atılımının ilk adımlarını da atmış olduk. Bilim ve teknoloji diplomasisinde atılan her adımı, her türlü somut işbirliği son derece önemli görüyoruz. Ülkemiz içinde de yenilikçiliğin hayatın her alanını kapsaması ve bilgi üretimi konusunda yoğun gayretlerimiz var. TÜBİTAK bünyesinde 2005 yılında başlattığımız Türkiye Araştırma Alanı Destek Programlarının geldiği nokta son derece sevindiricidir. Türkiye’nin 2020 yılında Avrupa Birliği’ne ödeyeceği yaklaşık 80 milyon avroluk katkı payı ülkemizdeki araştırmacılar için kullanılacaktır. Bu kaynağı sanayici ve akademisyenlerimizin taleplerine uygun şekilde değerlendireceğiz. KOBİ’lerimizin Avrupa Birliği projelerinde yetkinlik kazanmalarına yardımcı olacağız. Özellikle stratejik projeleri destekleyerek araştırmacılarımızın Avrupa Ortak Girişiminden daha aktif faydalanmalarını sağlayacağız.

Tabii geleceğimiz için asıl önemli olan hususlardan biri de; gençlerimizi bilime, araştırma, teknolojiye yönlendirmeyi başarabilmemizdir. Bunun için gençlerimize her türlü maddi ve manevi desteği veriyoruz, vereceğiz. TÜBİTAK, bilimi topluma yaymaya ve bilimin eğlenceli, yararlı, sıcak yüzünü gençlere göstermeye çalışıyor. İlkokuldan başlayarak, lisans ve lisans sonrasına kadar geniş bir yelpazede bilimle uğraşan çocuklarımıza, gençlerimize destekler veriyor. Düzenlenen şenliklerde, fuarlarda, atölyelerde çocuklarımız, gençlerimiz proje geliştirmeyi öğreniyorlar, bunun heyecanını yaşıyorlar. Geleceğin bilim insanlarını ve teknoloji girişimcilerini yetiştirmek için geleceğin teknoloji yıldızları programını başlattık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın öncülüğünde önümüzdeki iki senede 81 ilde “Deneyap Teknoloji Atölyesi” kuruyoruz. Bu yıl 12 ilimizde eğitimleri başlattık. Önümüzdeki sene Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Antalya, Çanakkale, Çorum, Elazığ, Gaziantep, Isparta, Kahramanmaraş, Kastamonu, Malatya, Rize, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Tokat ve Yozgat olmak üzere 18 ilimiz daha Dene-yap Teknoloji Atölyesi’ne kavuşacak. Buralarda çocuklarımız üç yıl boyunca robotikten yapay zekaya, siber güvenlikten nanoteknolojiye kadar kapsamlı ve tamamen ücretsiz teknoloji eğitimleri alacak. Hedefimiz, 5 yılda 50 bin öğrencimizi bu eğitimlerden yararlandırmaktır.

Değerli Konuklar,

Ülkemizin her alanda, özellikle bilimde ve teknolojide geldiği yer çok önemli. Ama hala kat edecek çok yolumuz var. Biz bilim insanlarımızı desteklemeye, kendilerine her alanda katkı sunmaya, imkan sağlamaya devam edeceğiz. Ama asıl büyük sorumluluk, bilim insanlarımızın omuzlarımızdadır. Sizlerin gayreti, birikimi, kabiliyeti ve ortaya çıkartacağı teorik-pratik ürünlerle hedeflerimize yürüyeceğiz.

TÜBİTAK’a ve TÜBA’ya bu konuda önemli görevler düşüyor. Az önce de söylendi, marifet iltifata tabidir, anlayışıyla bilim insanlarımızı teşvik eden TÜBİTAK ve TÜBA’dan asıl kendi bilim ve teknoloji iklimimizi oluşturmasını bekleyeceğiz.

Her şeyden önce biz, “Bana bir harf öğretenin kulu kölesiyim” diyen zihniyetin takipçisiyiz, mensuplarıyız ve biz de bunları aynı anlayışla devam ettireceğiz. Unutmayınız, her medeniyet kendi teknolojisini, her teknoloji kendi kültürünü ve değerini üretir. Bunu başardığımızda coğrafyamız yeniden bilim ve teknolojinin cazibe merkezi haline dönüşecektir. Bu duygularla bir kez daha ödül alan bilim insanlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.