Modern Bilimin Öncüleri İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Sergisi Açılışı ile Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı Kapanış Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

23.12.2019

Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum.

Açılışını yaptığımız Modern Bilimin Öncüleri, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Sergisi’nin hayırlı olmasını diliyorum.

Geçmişi anlamak ve geleceği anlamlandırmak için önemli gördüğüm bu serginin özellikle küratörlerini, İstanbul Havalimanı işletmecilerini şahsım, milletim adına tebrik ediyorum.

Sergide adına özel bir bölümün yer aldığı İslam bilim ve teknoloji tarihine yaptığı katkıları daima şükranla hatırlayacağımız Profesör Doktor Fuat Sezgin Hocamızı bir kez daha rahmetle yâd ediyorum.

Burada yer alan ve her biri bilim tarihinde önemli yere sahip özel bölümler medeniyetimizin altın sayfalarını teşkil ediyor. Maziden, atiye bir köprü kuran bu muhteşem birikimin yeni nesillere tanıtılması için çaba harcayan herkese şükranlarımı sunuyorum.

Unutmamalıyız ki insanlık tarihi savaşlardan daha ziyade ilmi zenginliklerle şekillenerek bugünlere gelmiştir. Tarih, bugün bize geçmişimizi kucaklama yanında geleceğimizi kurma fırsatı da veriyor. Semerkant’tan Kurtuba’ya kadar böyle büyük bir medeniyet inşa eden bir milletin mensubu olduğumuzu asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Asırlar boyunca İstanbul’u, Kahire’yi, Şam’ı, Bağdat’ı birer bilim ve kültür merkezi haline getiren İslam dünyasının yeniden tarihine yaraşır bir dirilişi gerçekleştirmesi mümkündür. Binlerce yıldır insanlığın sahip olduğu birikimin en önemli taşıyıcılarından olan İstanbul’umuz, inşallah gelecekteki büyük atılıma da ev sahipliği yapacaktır. Sergiyi ziyaret edecek her yaştan kardeşimizin, ama özellikle evlatlarımızın medeniyet perspektiflerinin genişleyeceğine, derinleşeceğine, zenginleşeceğine inanıyorum.

Değerli Dostlar,

İslam medeniyeti bir ilim ve irfan medeniyetidir. İlk emri “Oku” olan, Peygamberi Aleyhissalatu Vesselam’ın beşikten mezara kadar ilim öğrenmeyi tavsiye eden bir medeniyetin bilgiye, araştırmaya, kitaba, kütüphaneye önem vermesi kadar tabii bir durum yoktur. Kağıdı Çinliler bulmuş olsa da, onun hakkıyla kullanan ve daha sonra Batıya ulaştıran bizim ecdadımızdır.

Açılışını yaptığımız sergi, medeniyetler tarihini yazanların düştükleri temel bir hatanın ortaya konması bakımından da çok önemlidir. Bilim tarihinin bugünkü kaynakları büyük ölçüde Avrupa referanslıdır. İstisnaları dışında oryantalist bakış açısının ürünüdür. Avrupa’yı bilimsel gelişmenin merkezine alan ve bilimler tarihini neredeyse 500 yıl öncesinin icat ve keşifleriyle başlatan bu oryantalist bakış açısı hem eksik, hem yanıltıcıdır. Esasen Avrupalı bilim adamları da bilir ki, kendileri bu birikimle tanışmamışken, İslam şehirlerinin çoğunda çok kıymetli eserlerden oluşan kütüphaneler mevcuttu. Bu kütüphaneler hem İslami ilimlerde, hem de pozitif bilimlerde binlerce âlim yetiştirmiştir. İslam mütefekkirleri ve bilginleri 8. Yüzyıldan itibaren bilimsel düşünceye kaynaklık edecek çok yönlü araştırmalar yapmış, çok başarılı sonuçlara ulaşmıştı. Örneğin, algoritmaya ismini veren El Harizmi’dir. Açıların pergelle ölçümünü geometriye kazandıran El Kindî’dir. Ondalık kesirleri geliştiren El Kâşi’dir. Dünya’nın güneşe uzaklığını ölçen, gün dönümü, gece-gündüz eşitliği hakkında Toledo’da 400’den fazla rasat yapan El Sarkani’dir. El Havi isimli 20 ciltlik tıp ansiklopedisi İngilizler tarafından bin 500’lü yıllardan itibaren tam 40 kez basılan Ebubekir El Razi’dir. Mikroskop ve teleskop çalışmalarının temelini kuran El Hişam’dır. Görme olayına bilimsel açıklama getiren El Heysem’dir. Farabi, Medinetü'l Fazıla isimli eseriyle Hobbes ve Rousseau’ya ilham kaynağı olmuştur. İbn-i Haldun ise sosyoloji alanında Montesquieu ve Durkheim’in yoluna ışık tutmuştur. El Gafiki, İbnü'l-Baytâr ve El Dineverî botanik ilminde bütün dünyayı etkilemiştir. Modern tıp biliminin temelini atan İbn-i Sina, Ebü’l Kasım, İbn-i Rüşd, İbn-i Zühr gibi binlerce İslam bilginin görmezden gelinmesi mümkün olabilir mi? Bilimi dünü ve bugünüyle yalnızca Batıya hasretmek ve Müslüman âlimleri yok saymak şayet kasıtlı değilse, ancak cehaletle izah edilebilir.

Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak mümkün değil. Türkiye olarak işte bu bilinçle bilim ve teknoloji sahasında bugün ulusal ve uluslararası seviyede büyük atılımlar gerçekleştirmenin gayreti içindeyiz. Burada sergilenen medeni mirası paha biçilmez değerde görmekle kalmıyor, daha da zenginleştirilerek geleceği taşınması gereken bir emanet kabul ediyoruz.

Değerli Misafirler,

Bugün insanlığın bilim ve teknolojide vardığı nokta gerçekten hayranlık uyandırıcıdır. Tabii ilim çok emek, sabır ve azim ister. Mesela Biruni boylam derecelerini ölçmek için Gazze’den Bağdat’a iki sene yürüyüş yapmıştır. Fuat Sezgin Hocamız, günün 17 saatini çalışarak geçiren ve daha fazla çalışmadığı için hayıflanan bir ilim adamıydı. İslam, bilim ve teknoloji tarihi alanında çalışmalarıyla bu zenginliğin yeniden keşfedilmesini sağlayan Fuat Sezgin Hocamız, bize neyi kaybettiğimizi hatırlatmıştır. Kendisi Türkiye’de bir uyanma başladı derken, sahip olduğu büyük birikime bakarak konuşuyordu. Ülkemizin Fuat Sezgin Hoca gibi bir deryayı çok geç keşfetmiş olması en büyük kaybıdır, kaybımız olmuştur.

Hocamızın İslam medeniyetinin büyüklüğünü kendi insanımıza anlatmak, Batılılara anlatmaktan zordu, tespiti acı bir gerçeği ifade ediyor. Yıllarca bu milleti aşağılık komplesi bataklığında çırpınmaya zorlayanların istediği de tam olarak buydu. Geçmişte ilim adına hiçbir şey yapılmıyor muydu? Elbette yapılıyordu, ama ilk düğüme yanlış iliklenince, başlangıç noktası hatalı olunca doğru sonuçlara ulaşılamıyordu. Üniversitelerimiz başta olmak üzere bu konuda öncülük etmesi gereken kurumlarımız asli işleri yerine öğrencilerin kılık kıyafeti gibi meselelerle uğraştıkları için ilim adına mesafe kat etmek mümkün olamıyordu. İşte sergiyi gezerken bize rehberlik eden Sümeyye kızımız başörtüsü sebebiyle ne yazık ki ülkemizde okuyamayıp, Avusturya’ya gidip orada üniversitesini bitirip ve oradan başarılı bir matematikçi olarak ülkemize dönmüş ve bugün de bize bu güzel sergiyi hazırlayan kardeşlerimizden biri olmuştu. Biz işte bu yanlışlığı düzelttik. Ülkemizin ve milletimizin medeniyetiyle, tarihiyle, kültürüyle barışmasını sağlayarak başlangıcın doğru olmasını sağladık, sonrası zaten kendiliğinden geldi, geliyor.

Değerli Misafirler,

Hamdolsun Türkiye geçtiğimiz 17 yılda her alanda olduğu gibi bilim ve teknoloji sahasında da ayağına vurulan prangaları parçalamış, kendisine çizilen hususları aşıp geçmiştir. Şu anda içinde bulunduğumuz İstanbul Havalimanı bu başarının en güzel örneklerinden biridir. Türkiye bu abide esere sahip olana kadar içeride ve dışarıda pek çok engelle karşılaşmıştır. Yeri gelmiş projenin dış kredileri iptal edilmiş, yeri gelmiş olumsuz kampanyalarla inşaat durdurulmak istenmiştir. Fakat ülke ve millet olarak kararlı duruşumuz sayesinde bugün herkesin kullanırken hayran kaldığı bu eser ortaya çıkmıştır. Tabii işimiz var, daha bu eserde yapılacak inşallah çok şeyler var, onlar da bittiği zaman bu eser çok daha farklı bir konuma gelmiş olacak. Tam kapasiteyle Nisan ayında hizmet vermeye başlayan havalimanımızda bugün 50 milyonuncu yolcuya ulaşıldı ve bir saat kadar önce onu da Amerika’ya uğurlamak için kendileriyle orada bir merasim düzenlendi, onu yaptık. Böylece ilk etabın kapasitesi olan 90 milyon yolcu hedefine kısa sürede varılacağı anlaşılıyor. Bu da bize 150 milyon yolcu kapasitesiyle ilgili hazırlıkları hızlandırmamız gerektiğini gösteriyor. Ardından da 200 milyon kapasiteye doğru yürüyeceğiz. Bilim ve teknolojinin lokomotifi konumunda olan savunma sanayinde yaptıklarımız da çok önemli. Daha dün toplamda 6 adetten oluşan denizaltı filomuzun ilk ürününün denize indirme törenine katıldık. Savunma sanayimizi karada, denizde ve havada güçlü kılacak 700’ü aşkın projeyi aynı anda yürütüyoruz.

İnsansız hava aracı teknolojisinde dünyanın ilk dört ilkesinden birisiyiz. Özel sektörümüzde hem savunma sanayinde, hem de ticari konularda iftihar verici çalışmalar gerçekleştiriliyor.

Cuma günü inşallah Türkiye’nin otomobili projesinin tanıtım törenine katılacağız. Uzaydan denizlerin altına kadar her yerde Rabbimizin bize bahşettiği tüm zenginlikleri keşfetmenin, faydaya dönüştürmenin çalışmaları içindeyiz. İnşallah 2053 ve 2071 vizyonlarımızla hedeflerimizle ulaşmış, medeniyetimizin yeniden yükselişinin müjdesini tüm insanlıkla paylaşmış olacağız.

Tabii burada aynı bölgede olduğumuz için bir konuyu hatırlatmadan geçemeyeceğim. O da hemen yanı başımızdan inşallah Kanal İstanbul Projesi hayata geçecek.

Fakat daha şimdiden Kanal İstanbul’la ilgili birileri yapamazsınız, diyorlar, yaptırmayız, diyorlar ve müteahhitlere de tehdit savuruyorlar. Ne diyorlar müteahhitlere; sakın ha bu ihalelere katılmayın. Eğer katılacak olursanız, biz iktidara geliyoruz, geldiğimizde sizin bu aldığınız ihaleyi iptal ederiz. Ya sen zaten iktidara gelemeyeceksin ki. Bu millet size bu ülkede iktidar vermez. Niye? Ya siz yapılacak her şeyin önüne dikilen bir anlayışsınız. Dikili ağacınız yok bu ülkede ve dikili ağaçları söken bir zihniyetsiniz. Bunlar Gezici değil mi? Gezici. Biz ise işte daha kısa bir süre önce bir günde 11 milyon fidan ve ağacı diken bir iktidarız farkımız bu.

Yapamazsınız, diyorlar soruyorsun, ya bir boğazımız var İstanbul boğazı siz Independenta olayını unutuyor musunuz? Orada o tanker yanarken 7 ay, 8 ay yanarken hiç sordunuz mu ya acaba neden böyle oldu? Ve zaman zaman yalılara bindiren kuru yük gemileri, tankerler bunları görmüyor musunuz? Ve hepsinden öte Montrö Anlaşması Türkiye ‘ye ne kazandırmıştır, ne kaybettirmiştir acaba bunu hiç düşündünüz mü? İnanın bunların böyle bir derdi yok. Fakat şimdi Kanal İstanbul’la işte biz onlara bunu anlatacağız, göstereceğiz ve bunu görecekler. Ya bunlara sorsan zaten Marmaray da olmazdı, Avrasya da olmazdı, Üçüncü Köprü de olmazdı, Osman Gazi de olmazdı. Yaptık mı? Yaptık. 3,5 saatte İstanbul’dan İzmir’e gidiyor muyuz? Gidiyoruz. Ya senin milletvekili olduğun yere gidiyoruz. Fakat mesele marifet iltifata tabidir, anlayışına yakın olmak, bunların böyle bir derdi yok. Olsa da olmasa da biz at denize balık bilmezse Halik bilir, diyerek yolumuza devam edeceğiz, adımlarımızı atacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Bu duygularla bir kez daha sergide emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum. Bu çatı altında eserleri, icatları, keşifleri sergilenen medeniyetler tarihine unutulmaz izler bırakan medeniyet mimarlarını ki, bu sergi inşallah bir yıl devam edecek. Bir yıl boyunca burada bütün rehberler gelen tüm turistlere, yolculara orada rehberlik etmek suretiyle bu eserlerin tanıtımını yapacaklar. Ve bilgi düşünürlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Yine çatısı altında bulunduğumuz bu eserin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen artık konsorsiyum desek mi, demesek mi? Bu da tabii bizi biraz düşündürüyor. Ama öyle diyeceğiz mecburen tabii. Beşli başladılar, şimdi dörde düştüler, bu dörtlü konsorsiyumu da huzurlarınızda tebrik ediyorum, başarılarının artarak devamını diliyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.