Hizmet İhracatçıları Buluşması ve 2018 Yılı HİB Ödül Töreni’nde Yaptıkları Konuşma

21.12.2019

Hizmet İhracatçıları Birliği’nin Kıymetli Üyeleri,

İş Dünyamızın Değerli Temsilcileri,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Hizmet İhracatçıları Birliği 2018 Yılı Hizmet İhracatı Ödüllerini takdim edeceğimiz iş dünyamızın seçkin temsilcilerini tebrik ediyorum. Geçtiğimiz yıl kurulan Hizmet İhracatçıları Birliğimiz ülkemizin bu alandaki potansiyelinin bir ifadesidir. Hizmet ihracatı ve pazarlarının çeşitlendirilmesi, yeni pazarlara girilmesi ve mevcut pazarların geliştirilmesi konusunda Birliğimizden önemli çalışmalar bekliyoruz.

Türk ekonomisinin tüm alanlarıyla birlikte ihracatta hâlâ hak ettiği seviyenin çok gerisinde bulunduğu bir gerçektir. İhracatımızı 500 milyar dolara çıkarma hedefimize sıkı sıkıya bağlıyız. Tabii bunun için öncelikle küresel rekabette bizi önce çıkartacak şekilde mal ve hizmet üretimimizi artırmamız gerekiyor. Dünyada her iki konuda da ayrı ayrı öne çıkmış ülkeler bulunuyor. Bizim Türkiye olarak ikisini birlikte gerçekleştirmemiz şarttır. Bulunduğumuz coğrafya ve sahip olduğumuz imkânlar bize mal ve hizmet tasarımı geliştirilmesi, üretimi, ihracatı konularında avantaj sağlıyor.

Geçtiğimiz 17 yılda demokrasiden hukuka, eğitimden sağlığa, ulaştırmadan enerjiye kadar tüm alanlarda kurduğumuz güçlü altyapı aynı zamanda bize cesaret ve destek veriyor. Ülkemize yönelik terör tehditlerinin ve ekonomik saldırılarının artmasının gerisinde işte bu büyük potansiyelin harekete geçmesinden duyulan rahatsızlık vardır. Ama bu büyük dirilişe, bu büyük uyanışa, bu büyük şahlanışa Allah’ın izni ve yardımıyla kimse engel olamayacaktır.

Ülkemiz ve milletimizle ilgili senaryoları yırtıp atarak, tuzakları parçalayıp geçerek yolumuza devam ediyoruz. Yaşadığımız onca badireye rağmen Türkiye’ye ve Türk milletine bugüne kadar diz çöktüremediler, inşallah bundan sonra da bunu başaramayacaklardır. Artık Türkiye’ye zarar vermenin bir bedeli vardır, ancak bu bedeli göze alanlar karşımıza çıkabilir. Eskisi gibi boş atıp dolu tutma yöntemiyle ülkemizi yönlendirebileceklerini sananlar eninde, sonunda bu gerçeği kabullenmek mecburiyetinde kalacaktır. Büyük ve güçlü Türkiye hedefine hiç olmadığı kadar yakınız. Ülkemizin elde ettiği her bir başarı milletimizin geleceğine daha güvenle bakmasını sağlıyor. Yıllarca ülkemizi ve milletimizi kendi iç çekişmeleriyle oyalayanlar bu defa hezimete uğradılar. Her yolu denemelerine rağmen bu kutlu yürüyüşü durduramadılar, inşallah durduramayacaklar. İşte içeride dışarıda özellikle de şu anda içeride Ana Muhalefetin başındaki zat biz Kanal İstanbul diyoruz, o da çıkıyor diyor ki, yapamayacaksınız. Ya biz yapacağız, sen ne yaparsan yap, biz bunu yapacağız. Ve bir taraftan da müteahhitleri tehdit ediyor, hangi müteahhit bu işin içerisine girerse bilsin ki verdiği parayı biz geliyoruz geldiği zaman bu parayı da alamayacaktır, diyor. Bir defa devletin ne olduğundan bihaber olan bir zat. Ne demek ya, sen gelemeyeceksin zaten o ayrı bir konuda, devletlerde devamlılık esastır. Ve siz bir müteahhit bu işe girmiş, anlaşmasını yapmış, sözleşmesini yapmış, yani buna cevap vermeyi ben zaid addediyorum da, böyle söylediği için bütün müteahhitlerimize uluslararası konumu olan müteahhitlerimize bir şey hatırlatmak istiyorum. Bakınız bu ülkede nasıl bir siyasetçi var bunu bilin ve bu üstelik Ana Muhalefetin şu anda başında. Ve biz inşallah şurada önümüzdeki haftalarda ihaleyi yapıyoruz ve Kanal İstanbul’a başlıyoruz ve bunun çalışması 1 haftalık, 1 aylık, 1 yıllık değil, Belediye Başkanlığımın sonlarına doğru atılmış bir adımdır ve biz bu adımı hayata geçireceğiz. Dünyada nasıl Süveyş varsa, nasıl Cebeli Tarık varsa evet bizde de Kanal İstanbul olacak.

Kanal İstanbul’un tabii birçok özelliği var. Çevreci özelliği var, bunun yanında Kanal İstanbul’un özellikle Türkiye’ye kazandıracağı haklar var. Hatırlayın, bir Independenta olayını Selimiye’nin önünde o tanker 7 ayı aşkın bir zaman yandı. Ne yaptık? Hiçbir şey yapamadık ve o çok büyük bir tehlikeydi. Aynı şekilde boğazda kaç kez yalılara kuru yük gemileri, tankerler hep bindirmiştir, her an bu bir tehlikedir ve çevrenin tehdididir. Fakat Kanal İstanbul ile bir defa bu tehditler adeta yok seviyesine geleceği gibi, birde ülkemize ciddi manada bir getirisi olacaktır. Bütün bunların çalışmaları yapılmış ve birde Karadeniz’den Marmaray’a iniş burada farklı bir özelliğe, birde çevreci anlayışla bir çevre güzelliğine de inşallah bu kanalla İstanbul’umuz sahip çıkacaktır. Detayına, teferruatına girecek değilim.

Değerli Dostlar,

Atalarımız bal bal demekle ağız tatlanmaz, diyor. Ekonomide de sadece her şey iyi, güzel, hoş demekle çarklar dönmüyor, tencere kaynamıyor. Bunun için somut gelişmelere, elle tutulur, gözle görülür icraata ihtiyaç vardır. Son dönem verilerine baktığımızda işte bu somut gelişmeleri görebiliyoruz. Mesela ekonomik güven endeksi Kasım ayında yüzde 1,7 oranında artarak 91,3 oldu. Bu alanda son 2 aylık artış yüzde 6,2’yi aştı. Kasım ayında kurulan şirket sayısı hani diyor ya bütün şirketler kapanıyor falan, bak ben sana resmi rakam veriyorum dikkat et. Bir önceki yıla göre yüzde 10,2 oranında artış kaydetti.

Konut ve otomobil piyasalarındaki canlanmayı herhalde görmeyen yoktur. Konut satışları Kasım’da yüzde 54,5 ve otomobil satışları da yüzde 3,5 arttı. Otomotiv sektöründe ülkemize güvenip stoklarını iyi tutanlar kazanmaya devam ederken, stokları yetersiz olanlar maalesef yok sattı.

İhracatımız genel ticaret sistemine göre 180 milyar doları bulurken, turist sayısında 50 milyonun üzerinde yeni bir rekor bekliyoruz. Mal ihracatımızda elde ettiğimiz 180 milyar dolarlık gelirin yanı sıra, hizmet ihracatında elde ettiğimiz tarihi başarıyla cari fazla verir hale geldik. Hizmet ihracatımız 2002 yılında sadece 14 milyar dolarken, bu yılın Ekim ayı itibariyleyse yıllık 53 milyar dolara kadar yükseldi. Ekim ayı itibariyle cari fazla rakamı 4,3 milyar dolar oldu. Bu başarıya ulaşmamıza katkı sağlayan mal ve hizmet dahil tüm ihracatçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Mal ve hizmet üretiminde daha rekabetçi bir ekonomiyle pazar çeşitliliğimizi de artırarak bu eylemi sürdürmekte kararlıyız.

Üçüncü çeyrekteki yüzde 0,9’luk pozitif büyümeyle ülkemiz yeniden büyüme dönemine girdi. Kapasite kullanım oranı Kasım’da bir önceki aya göre artmaya devam ederek son 15 ayın zirvesi olan yüzde 77,2’ye yükseldi. Ekim ayında sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 artarken, perakende satış hacmi yüzde 5,9 arttı.

Sanayi üretimindeki artış eğilimi devam ediyor. Ekim ayında 10,4 milyar liralık yeni yatırım için 637 proje teşvik belgesi düzenleyerek yılın en yüksek sayısına ulaşmış olduk. Bu yatırımlarla inşallah 23 binin üzerinde ilave istihdam oluşmasını bekliyoruz.

Araştırma, geliştirme harcamamızın gayri safi yurt içi hasıla içindeki oranı tarihimizde ilk kez yüzde 1’i aştı. Geçen yılın Kasım ayında yüzde 21,6 olan enflasyon bu sene yarı yarıya gerileyerek, yüzde 10,6 olarak gerçekleşti. Son açıklanan verilerle hamdolsun istihdam cephesinden de olumlu haberler geldi. Mevsim etkilerinden arındırılmış olarak baktığımızda istihdam son 2 ayda 103 bin kişi ve son 4 ayda ise 212 bin kişi arttı. Böylece işsizlik oranı son 2 aydır gerileyerek yüzde 13,9 oldu. İnşallah önümüzdeki aylarda daha iyi rakamlarla karşılaşacağız.

Bunlara ilave olarak, ülkemizin risk primi veya bunu ifade eden CDS göstergesi 300’ün altına inerek 280 oldu. Bir ara nerelerdeydi hatırlayın, 500’lerdeydi, şimdi 280. Borsamız 110 bin puanın üzerine çıkarak son 1,5 yılın zirvesini gördü, tarihi bir rekordur bu.

Değerli Konuklar,

Tüm bu gelişmeler işlerin yolunda gittiğini, ekonomik toparlanmanın hızlı bir şekilde sürdüğünü bizlere gösteriyor. Meclis’te dün kabul edilen 2020 bütçesi bu bakımdan yeni bir dönemin özellikle müjdesidir.

Çok enteresan bir durum var tabii bakıyorsunuz bir tarafta iktidarı yerden yere vurmaya çalışan var, öbür taraftan oylama yapılıyor Genel Kurul’da kimse yok, hepsi bırakıp gitmişler. Ve iktidar orada gayet güzel bir birliktelik ortaya koymak suretiyle oylamada nasıl bir oy aldığını ispatlamıştır, ama muhalefet lime lime dökülmüştür. Bu vesileyle emeği olan tüm bakan arkadaşlarımıza, başta Cumhur İttifakı olmak üzere, bakan arkadaşlarımızla birlikte emeği geçen tüm arkadaşlarımıza ve sonuna kadar bu işi, bu yarışı sürdüren tüm grup başkan vekil ve yanlarındaki yardımcılarına şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Bununla birlikte elbette hâlâ çözülmesi gereken sorunlar, atılması gereken adımlar bulunuyor. Bunların hepsinin planını, programını yaptık, hepsini de birer birer hayata geçireceğiz.

Son yıllarda üstesinden geldiğimiz sıkıntılar öyle sıradan rastgele sorunlar değildir. Milletler tarihlerinde çok ender rastlanabilecek bir mücadele sürecinden geçiyor. Demokrasimize, ekonomimize, güvenliğimize, huzurumuza, birliğimize, beraberliğimize kast eden saldırıların biri bitmeden diğeri başlıyor. Eşi benzerine rastlanmayan haksızlıklarla, adaletsizliklerle, tehditlerle, tuzaklarla, oyunlarla karşı karşıyayız. İşte Cenevre, ardından Malezya ve Malezya’da 17 anlaşma imzaladık. İnşallah bu atılan imzalar takibini de yapmak suretiyle Türkiye’nin sadece bölgesinde değil, inşallah uluslararası camiada da nerelere geleceğini göstermesi bakımından çok önemli.

Bir yandan vatandaşlarımıza hizmet etmeye, bir yandan mazlumlara ve mağdurlara kol, kanat germeye, bir yandan da tüm dünyaya meydan okuma pahasına ülkemizin çıkarlarını savunmaya çalışıyoruz. İşte buyurun, Libya’yla bir anlaşma imzaladık, bir mutabakat metnini ortaya koyduk. Bir taraftan askeri güvenlik anlaşması, öbür taraftan evet kıyılarla alakalı, denizlerdeki haklarımızla alakalı anlaşma imzalandı, ama bundan birileri rahatsız gelgeç. Bir de bakıyoruz ülkemizin içinde Ana Muhalefeti de, onun yanında da bazıları onlar da rahatsız oluyor, ya siz kimden yanasınız? Bu memleketten, bu milletten yana mısınız, yoksa atalarımızın bir sözü var onu söylemeyeyim. Yürüttüğümüz mücadelede diğer ülkelerden neredeyse hiç destek alamıyoruz, ama milletimiz bize yeter, biz onlarla beraber bunun sürdüreceğiz.

Milletimizin dirayeti ve dostlarımız duası sayesinde yolumuza devam ediyoruz. Bu kritik dönemde iş dünyamızın ve tüm vatandaşlarımızın ülkelerine güvenmeleri, bizlere destek olmaları özellikle önemlidir. Türkiye’yi hep birlikte büyütecek, geliştirecek, 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını güven ve huzur içinde hayata geçirebilecekleri bir ülke bırakmak için çok daha çalışacak, daha sıkı mücadele edeceğiz. Çünkü bu ülke hepimizin, çünkü önümüzdeki gelecek hepimizin ortak geleceği. Bizim kendimize ait hissettiğimiz bir başka vatanımız yoktur. Bizim gölgesine sığınacağımız bir başka bayrağımız yoktur. Bizim günde 5 vakit duymadan huzurla yatağa gireceğimiz bir başka ezanımız yoktur. Öyleyse taşıyla, toprağıyla, insanıyla, tüm değerleriyle ülkemize sıkı sıkıya sarılmaktan başka çaremiz de yok demektir.

Yüreğimizde işte bu ateş yanmaya devam ettiği müddetçe Allah’ın izniyle hiç kimse istiklalimizi ve istikbalimizi elimizden alamaz. Bunu bir asır önce Çanakkale’de Kurtuluş Savaşımızda yapamadılar, bunu yapmaya 15 Temmuz’da da güçleri yetmedi. Bakın şimdi Çanakkale’de kuleler yükseliyor, artık 100 metreye doğru varıyorlar. Bu ne demek biliyor musunuz? Bakınız nereyi nereye bağlıyoruz. Artık İzmir’in yolunu inşallah Gelibolu’yla adeta bütünleştiriyoruz. Bunların hepsi birer ufuktur ufuk, bunlar sıradan işler değil. Bunlar bize demediler mi Üçüncü Köprü için de yapamazsınız? Avrasya’yla ilgili yapamazsınız, demediler mi? Marmara’yla ilgili yapamazsınız, demediler mi? Osman Gazi’yle ilgili yapamazsınız, demediler mi? Yaptık yaptık, isteseniz de yaptık, istemeseniz de yaptık. Her şeyden önce öyle sıradan olay değil bu iş, eğer liderseniz verdiğiniz kararı sonuna kadar takip eder ve işi bitirirsiniz. Ve şu anda düşünün artık İstanbul-İzmir 3,5 saat. Nerelerden nerelere geldik, ama bunların ufku buna yetmez, hayal dahi bunlar bunu edemez. İnşallah daha güzel günler var önümüzde.

Şehir hastaneleri diyoruz, niye yapıyorsunuz diyorlar, ama bunlar bilmiyor ki bu kadro halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, yani bir vatandaşının sağlığı için devleti yok farz eden bir milletiz biz, bu kadar önemli bu iş, ama bunlar bunu anlamaz. İşte bu beyefendi SSK’nın Genel Müdürlüğü’nü yaptığında iflas ettirdi, biz şimdi şehir hastanelerini yaparak, halkımıza adeta beş yıldızlı otel lüksünde hastaneler yaparak, olayı farklı yere doğru taşıdık, taşıyoruz.

Güney sınırlarımız boyunca kurmak istedikleri terör koridorunu da parçalayıp attık. İnşallah bundan sonra da önümüze çıkan her engeli aynı şekilde kararlılıkla aşacağız.

Değerli Dostlar,

Bu duygularla bir kez daha 2018 yılı Hizmet İhracatı Ödülleri’ni kazanan firmalarımızı tebrik ediyorum. Ben burada sadece birinci olan firmalarımıza ödüllerini verip, huzurlarınızdan müsaadenizi alıp bir başka yerdeki programa yetişmek üzere ayrılacağım. Ve burada gerek Başkan Yardımcım, bakan arkadaşlarım, diğer firmaların ödüllerini verecekler.

Türkiye’nin büyümesi, gelişmesi, kalkınması için alın teri döken, emek veren, gayret gösteren herkese milletim adına başımızın üstünde yeri var, şükranlarımı sunuyorum, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Kalın sağlıcakla.