Kuala Lumpur Zirvesi’ "Kalkınmanın Önceliği ve Sınamalar" Temalı Yuvarlak Masa Toplantısında Yaptıkları Konuşma

19.12.2019

Aziz Kardeşlerim,

Biraz önce İslam dünyası olarak yüzleştiğimiz temel sıkıntılara değindim. Sizler de hem kendi ülkeleriniz, hem de Müslümanlarla ilgili sorunları paylaştınız. Genel olarak hemen her konuda benzer tespitleri yaptığımızı, fikirlerimizin büyük oranda örtüştüğünü görüyoruz.

Sorunları konuşmak elbette önemlidir, ancak asıl mesele bunlara çözüm bulmaktır. Birlikte ne yapabiliriz sorusuna odaklanmamız gerektiğine inanıyorum. Malumunuz bir süredir ikili ticaretimizi döviz baskısından kurtarmamız gerektiğini hep ifade ediyoruz. Yabancı paralarla ticaret yerine milli paralarımızla ticaretin önemine dikkat çekiyoruz. Kendi ödeme sistemlerimizin olmayışı, finans piyasalarımızı şoklara ve manipülasyonlara karşı kırılgan hale getiriyor. Bunu engellemek amacıyla Rusya, Çin, Brezilya gibi ülkelerle alternatif ödeme sistemleri geliştirmeye çalışıyoruz. Ticaret savaşlarının konuşulduğu bir dönemde milli paralarla ticaret meselesi aciliyet kazanmıştır. Şimdiye kadar oldukça başarılı sonuçlar aldığımız bu konuda sizlerle beraber çalışmaya hazırız.

İslami finans meselesini de öncelikle gündemimize almamız gerekiyor. Faiz yerine üretimi, ticareti merkeze alan alternatif finans kaynaklarında Malezya’nın dünyada öncü bir konumu var. Biz de bu alanda son yıllarda gerçekten önemli mesafeler aldık. Gerek kamu, gerekse özel bankalarımız, onlar aracılığıyla Sukuk gibi faizsiz modelleri yaygınlaştırdık.

Özel sektörün yanı sıra kamu bankalarımızın da katılım bankacılığına girmesini teşvik ettik.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın tarihinde ilk defa üst düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı’na ev sahipliği yaptık. Faizsiz finans alanında ülkelerimiz arasında çok ciddi bir potansiyel olduğuna inanıyorum. Bunları somutlaştırmak adına finans uzmanlarımızdan müteşekkil bir çalışma grubu kurabiliriz. Böylece kapsamlı, detaylı bir yol haritasının ortaya çıkmasını sağlayabiliriz.

Kıymetli Dostlar,

Teknoloji ve inovasyon meselesi, üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir diğer önemli alandır. Teknolojiye yapılan her yatırımın güçlü, katma değeri yüksek ve rekabetçi bir büyüme olarak bizlere geri döndüğü aşikardır. Nitekim kalkınma hamlesine benzer dönemlerde başladığımız kimi ülkeler teknolojide kısa sürede ciddi mesafe almışlardır. Biz de bunu savunma sanayi alanında çok yakından tecrübe ettik. 2003 senesinde yüzde 80’i bulan dışa bağımlılığımızı yüzde 30’lara kadar şu anda çekmiş bulunuyoruz. Silahlı insansız hava araçlarında dünyanın en ileri teknolojiye sahip dört devletinden biriyiz. Savaş gemisi, helikopter, tank, zırhlı araç, füze teknolojisinde de kendi ihtiyaçlarımızı karşılıyor, hatta bunları dost ülkelere ihraç ediyoruz. Üretim kabiliyetlerimizi ne kadar çeşitlendirirsek, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine o derece yaklaşırız. Hiç şüphesiz bu sürecin lokomotifi araştırma-geliştirme, beşeri sermaye ve inovasyona yapılan harcamalardır.

Kurulması planlanan mükemmeliyet merkezi, güvenlik, gıda, sağlık, ulaşım, enerji, bilgi ve iletişim teknolojilerinde bizlere çok büyük katkılar sağlayacaktır. Merkez vasıtasıyla tecrübe ve teknoloji paylaşımına gidebilir, araştırmacılarımızın ülkelerimiz arasında serbestçe dolaşmasını temin edebiliriz.

Kardeşlerim,

Müslümanlar olarak son derece genç ve dinamik bir nüfusa sahibiz. Ancak bu beşeri sermayeyi harekete geçirecek olan eğitim konusunda ciddi sıkıntılarımız bulunuyor. Gerek okuma-yazma, gerekse kız çocuklarının okullaşma oranında halen dünya ortalamasının altındayız. Dünya genelinde okur-yazarlık oranı ortalama yüzde 82,5 iken İslam ülkelerinde bu oran yüzde 70 düzeyindedir. 2006-2016 döneminde ilkokul çağındaki erkek çocukların yüzde 17.2’si, kız çocukların yüzde 19’u okula gidememiştir. Müslüman ülkeler milli gelirlerinin ortalama yüzde 3.7’sini eğitime ayırırken, bu oran dünya genelinde yüzde 4.8 oranında seyrediyor. Bu rakamlar bize eğitimin en öncelikli meselemiz olması gerektiğini işaret ediyor.  9-10 Aralık tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Birinci Sosyal Gelişim Bakanları Konferansı bu anlamda faydalı geçti. Teşkilatın tarihinde ilk defa kadın, çocuk, çalışma, aile, eğitim gibi sosyal konular masaya yatırıldı.

İnşallah alınan karların uygulamaya geçmesiyle bu başlıklarda gözle görülür iyileşmeler sağlayacağımıza inanıyorum. Ayrıca üniversitelerimiz kendi aralarında işbirliklerini yaygınlaştırabilir, öğrenci ve akademisyen değişim programlarının sayısını arttırabiliriz. Düşünce kuruluşlarımızın birbiriyle temaslarını arttırılmalarını teşvik edebiliriz. Özellikle kız çocuklarımızın eğitimi hususunda ortak çalışmalar yürütebiliriz. Ülkemiz bu alanda da son 17 yılda pek çok önemli başarıya imza atmıştır. 2002’de kız çocuklarında okullaşma oranı yüzde 91 iken, çabalarımız neticesinde bu rakam 2018’de yüzde 99.8’e çıkmıştır. Bu alanda da ülkemiz gereken çabayı göstermeye hazırdır.

Ben bu düşüncelerle toplantımızın tekrar hayırlara vesile olmasını diliyor, aziz kardeşim Mahathir Muhammed’e teşekkürlerimi sunuyorum.