Uluslararası Yerel Yönetimlerde 6. Kadın Şûrası’nda Yaptıkları Konuşma

11.12.2019

AK Parti Kadın Kollarımızın ve Teşkilatlarımızın Kıymetli Mensupları, Çeşitli Ülkelerden Gelen Çok Değerli Hanımefendiler,

Değerli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Kadın Kolları Başkanlığımız tarafından düzenlenen Kadın Şûralarımızın 6’ncısına hoş geldiniz.

Toplantımızın ve bu kapsamda düzenlenen sergimizin ülkemiz, dostlarımız ve tüm kadınlar için hayırlara vesile olmasını Allah’tan diliyorum.

Bilindiği gibi bugünkü toplantımız “Uluslararası Yerel Yönetimlerde Kadın Şûrası” temasıyla yapılıyor.

Şûraya görüşleri, değerlendirmeleri, tecrübeleri ve teklifleriyle katkı veren tüm misafirlerimize şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum.

Yaklaşık beş milyonu bulan üye sayısıyla ülkemizle birlikte dünyanın en büyük kadın teşkilatlarından biri olan AK Parti Kadın Kolları’nı düzenledikleri bu önemli toplantı için tebrik ediyorum.

Türk kadınları 1934 yılında seçme ve seçilme hakkı elde etmiş olmalarına rağmen bu konudaki asıl büyük atılımı son 17 yılda gerçekleştirmişlerdir. Siyaset kurumunda kadınların temsil oranını yüzde 4,5 seviyesinden, mesela Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yüzde 17’nin üzerine çıkartmayı dönemimizde başardık. Kadınlara seçme hakkının verildiği 5 Aralık tarihini sadece Kadın Hakları Günü olarak kutlamakla kalmayacak, icraata da dönüştüreceğiz. Geldiğimiz seviye elbette yeterli değildir, ama kat edilen mesafenin önemini de gözden kaçırmamalıyız.

Mart ayında yapılan mahalli seçimlerde belediye meclis üyeliklerinde kadınlarımıza en az üçte bir oranında yer verilmesini istedik. Her ne kadar seçilenler arasında bu orana ulaşılamamışsa da eskisine göre çok daha fazla kadının belediye meclislerinde sorumluluk üstlendiğini görüyoruz. Bundan sonraki seçimlerde kadınlarımızın daha yüksek oranlarla hem aday listelerinde, hem de belediye meclislerinde yer bulabilmesi için çalışacağız.

Şûra oturumlarında ülkemizden ve dünyanın farklı yerlerinden kadınların yerel yönetimlerdeki temsili şehir sorunlarına bakışı, projeleri ve çözüm yolları gibi konular ele alınacak. Böylece benzer görevlere talip olacak kadınlarla hem tecrübe paylaşımı yapılmış, hem de başarı örnekleri gösterilmiş oluyor. Aramızda Afganistan, Somali, Irak gibi gerçekten zor coğrafyalardan gelen kadın yerel yöneticilerimiz de bulunuyor. Bu tür örnekler şartlar ne olursa olsun azmedildiği ve gayret gösterildiği zaman başarıya ulaşılabileceğinin işaretidir. Tabii biz bu tür görevlere kota veya zorlama yoluyla gelinmesini de doğru bulmuyoruz. Mücadeleyle değil de bahşedilerek, lütfedilerek, zorlamayla verilen hakların kalıcı olması pek mümkün değildir. Ama insanın dişiyle tırnağıyla, yüreğiyle, azmiyle, kabiliyetiyle elde ettiği hakları kimse ondan alamaz. Bu bakımdan tüm kadınlarımızdan siyasetin her kademesinde daha aktif şekilde yer almalarını bekliyorum. Böylece bizim bu yoldaki gayretimizin fiili neticeye dönüştürülmesi de kolaylaşacaktır. İnşallah bugünkü şûramız bu bakımdan önemli bir milat olacaktır.

AK Parti 7. Büyük Kongre sürecinde belde, ilçe, il teşkilatları ile Genel Merkez Yönetiminde yer alma konusunda verecekleri mücadelede tüm kadınlarımızın yanında yer alacağımı da özellikle belirtmek isterim.

Siz isteyeceksiniz, çalışacaksınız, mücadele edeceksiniz, biz de destek vereceğiz ve inşallah istediğimiz sonuca ulaşacağız. Hayatın her alanında başarılı olan kadınlarımızın siyasette de hedeflediğimiz yere geleceklerine yürekten inanıyorum.

Kıymetli Hanımefendiler,

Değerli Misafirler,

AK Parti’nin başarısının sırlarından biri, belki de en önemlisi; kadınlara ulaşmayı, onların gönlüne girebilmeyi başarmış olmasıdır. Bu neticeye yılın 365 günü ev-ev dolaşan, her kadınımıza ulaşmak için çaba gösteren, onların dertleriyle hüzünlenip, sevinçleriyle mutlu olan dava arkadaşlarımızın çabalarıyla ulaştık. Birileri yıllarca kadının ismini, sıkıntısını, beklentisini istismar ederek kendine siyasi rant sağlamanın peşine düşerken, biz her meselelerinde onların yanında yer aldık. Çünkü bize göre kadını dışlayan bir toplum gücünün ve potansiyelinin yarısından vazgeçmiş demektir.

Kardeşlerim,

Bizim inancımızda Hazreti Adem ile Hazreti Havva’dan beri erkek ile kadın birlikte yaşamış, birlikte kulluk etmiş, birlikte çoğalmış, birlikte dünyayı mamur etmiştir. Kendi tarihimizde kadınların başarıları ve fedakârlıklarıyla örülmüştür. Anadolu’yu Alperen’ler ve bacılar birlikte medeniyetimizde, kültürümüzde, değerlerimizle yoğrulmuş, ebedi vatanımız yapmıştır. Hayatın her alanında var olan kadınlarımızın yetiştirdiği, kişiliğini kazandırdığı, temel eğitimini verdiği çocuklarımızda geleceğimizi inşa ettik. Hatta savaş meydanlarında dahi kadınlarımızın fedakârlığı ile zafere ulaştık. Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan, Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanımızın mücadelesi sayesinde istiklalimizi kurtardık. Terör örgütü tarafından haince şehit edilen Aybüke öğretmen ve daha yeni defnettiğimiz Esma astsubay sınırlarımız içinde ve dışında alçakça katledilen yüzlerce kadın bu mücadelenin günümüzdeki bayraktarlarıdır.

Esma astsubayımızla ilgili komutanlarımız ve İçişleri Bakanımın şu tespitleri çok ilginçti: Özellikle bomba imha olaylarında bir bayan olarak, bir kadın olarak onun kadar cesur, onun kadar maharetli olan hemen hemen yok gibiydi. Nitekim bomba imha olayında da işte bunu yaparken şehit oldu. Rabbim makamını Cennet eylesin.

Tabii şehitlerimiz için söyleyeceğimiz pek bir şey yok, onlar Peygamber Efendimizin komşuları. Onların makamı çok yüce. Onlar gerek sizlere, gerekse bizlere birer örnek, onlar birer rehber, onlar birer kılavuz.

Suriye’deki ve sınırlarımız içindeki terörle mücadele harekâtlarında çatışma bölgelerinin tam ortasında görevlerini yerine getiren kadın sağlık görevlilerimizi de gösterdikleri kahramanlıklar için sizler adına, şahsım adına tebrik ediyorum.

Parlamentonun içerisinde terör örgütlerinin desteğiyle bulunan ve şu anda bizim bu hanım şehitlerimizi görmemezlikten gelen ve şehit edilen yavrularımızı görmemezlikten gelen bu terör sevicilerini neyle izah edeceğiz, neyle anlatacağız? Lafa geldiği zaman Parlamentoda ve dışarıda hep öldürülen çocuklardan bahsederler. Van’daki katliamlardan, Bingöl’deki katliamlardan hiçi bahsetmezler. İstanbul’da, evet, stadyumun hemen yanında 41 şehidimizden hiç bahsetmezler. Vezneciler’deki bütün o polis ve sivil kardeşlerimizin, şehitlerimizin oradaki o şahadetinden hiç bahsetmezler. Onların ne günahı vardı? İşine giderken, okulundan çıkmış evine dönerken şehit olan bu yavrularımızın ne günahı vardı, bunların neyle izah edeceksiniz? Adınızın parti olması bunu izaha yetmez, er veya geç bunun hesabını işte sandıklarda, şurada-burada vereceksiniz.

Kardeşlerim,

Ağızlarını her açtıklarında insan haklarından söz edenlerin, terör örgütünün istismar ettiği, iğfal ettiği, infaz ettiği, hayallerini ve geleceklerini söndürdüğü çocukları ve kadınları görmezden geldiğini de unutmadık. Diyarbakır’da bölücü örgüt tarafından gasp edilen evlatlarını kurtarmak için sıcağa-soğuğa aldırmadan nöbet tutan annelerin fendi, eli kanlı teröristleri yenmiştir. İşte görüyorsunuz 100 günü geride bıraktık ve 100 günü geride kalan bu duruş dimdik devam ediyor. İşte bu annelerden bir tanesinin yavrusu kendisine kavuştu, inşallah diğerleri için de aynı durum söz konusu olur.

Tüm dünyayı Diyarbakır’daki annelerin bu haklı ve onurlu duruşuna destek vermeye davet ettik, ama bak gelmiyorlar. Niye? İşlerine gelmiyor.

Şimdi burada önemli bir şey söylüyorum, bakın bir Nobel skandalı yaşandı bugünlerde. Özellikle Nobel skandalıyla ilgili Bakir İzzetbegoviç kardeşimizin teşekkürüne ben de tabii ki bir teşekkürle Türkiye’den cevap veriyorum. Ve bu onurlu duruşa destek veren tüm siyasi liderlere şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Medeni bir dünya için Nobel’in böyle bir ödülü Handke denilen bu vampir aydınlar grubunun temsilcisine vermesi adeta bir vampirler topluluğunun oluştuğunu ortaya koymaktadır. Onun için de bizim indimizde Nobel diye bir örgüt artık gerçekten adil hakkaniyet içerisinde ödüller veren bir örgüt olarak değerlendirilemez. Tamamıyla siyasallaşmış bir örgüttür, tamamıyla terör örgütlerinin yanında yer alan bir örgüttür ve sizin verdiğiniz bu ödüller kimseyi kusura bakmayın ikna etmez. Yani bu verdiğiniz ödül bir Aziz Sancar Hocamıza verilen ödül değildir, bir Orhan Pamuk’a verilmiş ödül değildir, kimseyi aldatamazsınız ve aldatamayacaksınız.

Değerli Kardeşlerim,

Bizler bu duruşumuzu her zaman olduğu gibi kararlı bir şeklide sürdüreceğiz. Hayatın her alanında kadınlarımızın giderek yükselen etkinliğini ve hissedilen gücünü yakından izliyoruz. Kadınların iş gücüne katılım oranı 2002 yılında yüzde 28’i bile bulmuyorken, bugün yüzde 35’e ulaştı. İstihdamdaki kadın oranı da yüzde 25’ten yüzde 30’a ulaştı. Eğitim, finans, sağlık, yargı, akademi alanları başta olmak üzere pek çok sektörde kadınların istihdam oranı oldukça yüksek seviyelere çıkmıştır. Üniversitelerimizde eğitim-öğretim gören evlatlarımız arasındaki cinsiyet dağılımının neredeyse eşit olması, kadın istihdamındaki artışın sürecine işaret ediyor. Biz bu tablodan ancak gurur duyarız.

Elbette kadına yönelik şiddet başta olmak üzere mücadeleye devam etmemiz gereken sorunlarımız var, ancak istisnai birtakım olayları büyüterek, bu güzel fotoğrafı gölgelemeye çalışanlara izin veremeyiz. Kadın meselesinin her şeyden önce bir insan meselesi olduğunu kabul ettiğimizde pek çok şey yerli yerine oturacaktır.

Kardeşlerim,

Yaratılmışların en şereflisi olan insana bu kutlu sıfatına uygun şekilde muamele edildiğinde dünya hepimiz için çok daha güzel hale gelecektir. Kadın, insan içinde ayrıca istisna bir makamı olan varlıktır. Nedir? Annedir anne. Ve Sevgili Peygamberimiz şu hadisi şeriflerinde, cennet annelerin ayakları altındadır, buyuruyor. Bakın, babaların ayakları altındadır demiyor, annelerin ayakları altındadır diyor, burası çok önemli. Onun için annelerin ayaklarının altı öpülür, orada cennet var, orası koklanır. Ben öptüm, o kokuyu aldım, tavsiye ederim siz de öpün. Anne bambaşka bir varlık, onun için o tadı tatmak lazım, o kokuyu almak lazım. İşte bu anlayışla hep birlikte kadına yönelik haksızlıkları, adaletsizlikleri, zorbalıkları, yanlış veya eksik algı ve uygulamaları ortadan kaldırmak için çalışıyoruz. Bu çerçevede kararında ve doğru şekilde atılan her adım kadının statüsünün güçlendireceği gibi, yanlış adımlar da inanıyorum ki çabaların boşa çıkmasına sebep olur.

İfrat ve tefrit hatasına düşmeden kadınlarımızın haklarını sonuna kadar savunacağız. Ülkemizde ve dünyada mağduriyete uğratılmış, adaletsizliğe maruz kalmış, hele hele canı yanmış tek bir kadın kalmayana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin geleceğini kadınlarımızla birlikte inşa edeceğiz. İnşallah dünyanın geleceğini de böyle şekillenecektir.

Değerli Misafirler,

Kadının konuşulduğu bir yerde aileden söz etmemek mümkün değildir, çünkü kadın ailenin direğidir. Şayet kadının Allah vergisi o kucaklayıcılığı, kollayıcılığı, şefkati, merhameti, dirayeti olmasa aile kurumunun ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Bu yaklaşımın kadına çok büyük bir sorumluluk yüklediğinin elbette farkındayız, ama kadınlar bu yükü kaldırabilecek donanıma ve azme sahiptir. Bugün gelişmiş ülkelerin en büyük sorunu, aile kurumunun kimi yönleriyle tamamen, kimi yönleriyle kısmen yıkılmış olmasıdır. Türkiye gibi en üst gelişmişlik düzeyine yaklaşan ülkeleri bekleyen en büyük tehlike de aile kurumunun sarsılmasıdır.

Kadını aileden koparmaya yönelik her hamle bizatihi insanlığın kendisini hedef alıyor demektir. Ve aile ile kadını, kadın ile erkeği, kadın ile çocuğu birbirinden ayırmaya, hele hele birbirine rakip haline getirmeye yönelik zihniyet asla bize ait değildir, iyi niyetli hiç değildir. Geçtiğimiz günlerde İslam İşbirliği Teşkilatı Sosyal Gelişim Bakanları Toplantısı’nda tüm bu konuları enine boyuna konuştuk, tartıştık.

Geleceğimize güvenle bakabilmek için maddi gelişmişlik düzeyimizin artışı ile aile kurumu arasında güçlü bir bağ kurmak mecburiyetindeyiz, aksi takdirde akıbetimiz diğerleriyle aynı olacaktır.

Batıda yükselen yabancı düşmanlığının gerisindeki sebeplerden biri de aile yapısının aile yapısının yıkılması sebebiyle nüfuslarının azalıyor olmasından kaynaklanan endişedir. Ne kadar zengin olursanız olun, şayet toplum olarak varlığınızı devam ettirecek sosyal doku, yani güçlü bir aile kurumu yoksa yok oluşunuz mukadderdir. Türkiye olarak bu hale düşmemek için gereken tedbirleri almaya çalışıyoruz, dostlarımıza da aynı şekilde davranmalarını tavsiye ediyoruz. Aile kurumunun direği olan kadınların bu konuda gösterecekleri irade sorunun çözümünün anahtarıdır. Siyaset de, eğitim de, çalışmak da, kariyer de, kadının aile içindeki önemini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, bu şekilde donanımı artan, ufku genişleyen kadınlar ailelerine çok daha güçlü bir şekilde sarılacaklardır. İnşallah kadınlarımız bu yükün altından başarıyla kalkacaklar ve geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayacaklardır.

Değerli Misafirler,

Şûramızın konusu olan yerel yönetimler, esasen kadınların en aktif olması gereken alanların başında geliyor. Bir İstanbul gibi şehrin belediye başkanlığını yapmış kardeşiniz olarak bunun ne anlama geldiğini gayet iyi biliyorum. Çünkü yerel yönetimlerin faaliyetleri doğrudan insan hayatına dokunan, fert-fert her gün herkesin içinde olduğu çalışmalardır. Kırsal kesimde insanlar hayatlarını belki bir şekilde kendileri idame ettirebilir, ancak şehirde mutlaka yerel yönetimlerin desteğine, altyapısına, hizmetlerine ihtiyaç vardır. Nüfusun önemli bir bölümünün şehirlerde yaşamaya başladığı günümüzde belediyelerin oynadığı rol giderek artıyor.

Türkiye’de yerel yönetimleri gerçek anlamda birer hizmet birimi haline getiren partimiz AK Parti’dir. Belediyeleri ve il özel idarelerini kaynak, yetki ve inisiyatif bakımından güçlendirerek bugünkü düzeylerine biz kavuşturduk. Büyükşehir uygulamasıyla şehirlerimize temel altyapı hizmetlerinin bütüncül bir anlayışla verilebilmesini sağladık. Yerel yönetimler alanındaki reformlarımızı önümüzdeki dönemde de sürdüreceğiz. Gerek geldiğimiz seviye, gerekse hedeflediğimiz yer bakımından yerel yönetimlerle ilgili her konuda kadınlarımızın daha güçlü desteğine ihtiyacımız bulunuyor. Belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği, il genel meclis üyeliği, muhtarlık gibi görevlerde kadınlar ne kadar etkin olursa sorunların çözümü de o derece kolaylaşacaktır.

Siyasetin ve çalışma hayatının diğer alanları gibi yerel yönetimlerde de kadın elinin ve zarafetinin değdiği her konuda çok daha güzel hizmetler ortaya çıkacaktır. Esasen bu dünyanın her yerinde görülebilen bir gerçektir. Az önce işte Endonezya’dan Belediye Başkanımızı dinledik. Nitekim bugün aramızda bulunan diğer ülkelerden gelmiş olan yerel yöneticilerimiz bunun ispatıdır. Sizlerin öncülüğü, liderliği ve yol göstericiliği sayesinde yerel yönetimlerde görev üstlenen kadın sayısının giderek artacağına inanıyorum. Kadın yerel yöneticiler olarak aranızda geliştireceğiniz işbirliği özellikle bu gücünüze güç katacaktır. Nitekim Gaziantep Büyükşehir Belediyemiz ile Endonezya Surabaya Belediyesi arasındaki kardeşlik anlaşmasının örnek bir işbirliği adımı olarak görüyorum ve hayırlı olsun diyorum, tebrik ediyorum.

Bu duygularla bir kez daha toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantımıza katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Kadın Kolları Başkanlığımızı tebrik ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.