Ak Parti İzmir İl Başkanlığı’nı Ziyaretinde Yaptıkları Konuşma

22.11.2019

İzmir’in Saygıdeğer Güzel İnsanları,

Sevgili Kardeşlerim,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla selamlıyorum. Buradan tüm İzmirli kardeşlerime selam ve sevgilerimi iletiyorum. İzmir’in ilçelerindeki, mahallelerindeki her bir vatandaşıma selamlar gönderiyorum.

Yaklaşık 8 ay sonra, efelerin efesi, istiklalimizin tapusu İzmir’de bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Bugün bizi bir kez daha sevgiyle, heyecanla, İzmir’e yakışır bir muhabbetle bağrına basan tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu vesileyle 31 Mart mahalli idareler seçimlerinde partimize ve Cumhur İttifakı’na oy veren, gönül veren tüm İzmirli kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. İzmir Teşkilatımızın siz emektarlarını gayretleriniz, fedakârlıklarınız için şahsım ve partim adına tebrik ediyorum. Verdikleri destekle İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanlığında yaklaşık yüzde 39’luk bir oy oranı elde etmemizi sağlayan tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Tabii bizim İzmir’e Büyükşehir Belediyesi vasıtasıyla getirmek istediğimiz hizmetler için bu oran yeterli olmadı.

Kardeşlerim,

Bizim anlayışımızda seçmene küsme, darılma, hele hele vatandaşı suçlama gibi bir durum asla söz konusu olamaz. Siyasette daima hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin anlayışıyla hareket eden bir hareketiz. Hakk ve halk katında hesap vermeden önce nefsimizi sigaya çekiyor, eksiklerimizi-yanlışlarımızı telafi etmeye çalışıyoruz.

Kardeşlerim,

Bugünlere de sürekli kendimizi yenileyerek, geliştirerek geldik. Herkes rehavete kapılsa bile bizim buna hakkımız yoktur. Herkes yorulsa, yorgun düşse dahi bizim böyle bir lüksümüz olamaz. Herkes kızsa, darılsa, üzülse bile, biz bu şekilde asla davranamayız. Zira biz, aşkınan çalışan yorulmaz, diyerek bu yolda yürüdük. Siyaseti ikbal kapısı değil mensubu olmaktan gurur duyduğumuz milletimize hizmet vesilesi olarak görüyoruz. Ülkemize, milletimize ve tüm dünyadaki kardeşlerimize hizmet etme sorumluluğumuz var. Zira unutmayın, milyonlar Türkiye’den bunu bekliyor. Milyonlar sizden, bizden bunu bekliyor. Mazlumlar, mağdurlar sizden, bizden bunu bekliyor.

Türkiye’yi 2023 hedefleri ile 2053 ve 2071 vizyonuyla buluşturmak için milletimize söz verdik. Bu hareketi günlük siyasetin kavramlarına hapsetmeye çalışanlar her defasında hayal kırıklığı yaşadılar. AK Parti’yi geçmişin kalıplarıyla tanımlamaya çalışanlar daima yanıldılar, hüsrana uğradılar. Kavgayı, çıkar çatışmasını siyasetlerinin merkezine yerleştirenler bizim aramızdaki şu muhabbeti, şu sarsılmaz bağı bir türlü anlayamadılar. Bizim gözümüzde tüm makamlar, tüm unvanlar geçicidir, fanidir, bunların hepsi de milletimizin kendisine hizmet etmemiz için bize verdiği birer emanetten ibarettir.

Kardeşlerim;

İşte bu Ana Muhalefet, bu CHP bunların farkında değil. Bunlar özellikle lafı geldiğinde hanım kardeşlerime saygı gösterdiklerini söylerler; yalan. İşte Parlamentoda Grup Başkanvekilimiz Özlem Kardeşimize ne yaptıklarını izlediniz değil mi, gördünüz değil mi? İfadeye bakın, “ulan şu kadını susturun.” Şimdi ben buradan sesleniyorum, CHP’ye gönül veren hanım kardeşlerime de sesleniyorum, acaba bir bayana “ulan, şu kadını susturun”; böyle bir ifade kullanılabilir mi? İşte bunu kullanana ben ne dedim? Bunlar edepsiz, bunlar ahlaksız, bir hanımefendiye bu ifadeyi kullanacak kadar edepsiz, ahlaksız.

Bunlar bu Parlamentoda 50 civarında hanım milletvekili olan AK Parti’nin bu duruşunu hazmedemiyorlar. Bunlara göre kadın ne olmalı? Bunlara göre kadın hizmetkâr olmalı. Bunlara göre kadın bahçıvan, tarlada, bahçede, oralarda evet domates toplasın, biber toplasın, böyle olmalı. Ama karşılarında bir hukukçu gördükleri zaman kuduruyorlar. Tabii Özlem Hanım bir hukukçu, tabii bir hukukçu olarak hazmedemiyorlar. Bunların içinde mühendis arkadaşlarımız var, doktor arkadaşlarımız var; hazmedemiyorlar. Onlar istese de, istemese de inşallah AK Parti’nin hanımları, kadınları bunları aşa aşa iktidara yürüyorlar.

Kardeşlerim,

İzmir’le beraber tüm ülke genelinde 31 Mart seçim sonuçlarıyla ilgili değerlendirmelerimizi samimiyetle yaptık, yapıyoruz.

Kardeşlerim,

Güçlü ve zayıf yanlarımızı tartarak tespit ettiğimiz eksiklikleri, bütün bunları gidererek partimizi çok daha güçlü bir şekilde geleceğe taşımanın gayreti içindeyiz. İnşallah 7. Olağan Kongre sürecimiz kardeşlik bağlarımızı güçlendirdiğimiz, partimizi yenilediğimiz, taze bir ruhla, yepyeni bir heyecanla tekrar yola revan olduğumuz farklı bir dönem olacaktır; buna hazır mıyız? İzmir bu sesi verecek mi? Çünkü kongrelerimizde ortaya çıkacak yeni teşkilat yapımız 2023 ve 2024 seçimlerindeki başarımızda kilit rol oynayacaktır. Ne dedim, bulunduğunuz yerlerin Ömer’lerini seçin, bulunduğunuz yerlerin Hatice’lerini bulun çıkarın ve güçlü kadrolarla geleceğe yürüyelim. Bunun için en küçük bir rehavete, ihmale, hataya fırsat veremeyiz. Tıpkı bir kuyumcu titizliğiyle adeta kılı kırk yararak çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Her zaman söylediğim gibi teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece ne kadar aykırı, eleştirel olursa olsun her fikrin, her türlü görüşün başımızın üstünde yeri vardır. Şu anda terörün inine girdik mi? Teröristleri adım-adım takip ediyor muyuz? Artık kaçacak delik arıyorlar, delik. Onlar kaçıyor, biz kovalıyoruz. İşte İzmir size sesleniyorum; Suriye’de ne oldu? Barış Pınarı Harekâtı ile bizim sınırlarımızı taciz eden o teröristlere Barış Pınarı Harekâtı ile hadlerini bildirdik mi? Şimdi o terör koridorunu yapamadılar. Bay Kemal ne dedi? Bay Kemal dedi ki; bizim Suriye’de ne işimiz var? Bay Kemal bizim Suriye’de işimiz var da veya yok da, senin oralarda ne işin var? Esed’e adamlarını niye gönderdin, niye gönderiyorsun? Ve değerli kardeşlerim, bütün bunları söylerken ne yazık ki bakıyorsun PYD-YPG, bu örgütlerle Bay Kemal iş tutuyor. Parlamentodaki HDP, PKK’nın desteğiyle orada değil mi? Onunla orada. Peki, onlarla beraber Ankara’dan İstanbul’a niye yürüyorsun, ne işin var? Ya bir gün de çık de ki; bu PKK terör örgütüdür de ya. Duydunuz mu? Demedi, diyemez. Çünkü bu, hatırlayın, aynı yanlışı meşhur Tunceli’yle ilgili olarak geçmişteki noktada da bunu yapamadı, yapamaz. Çünkü ürkektir, korkaktır, pısırıktır ve yalancıdır.

Son günlerde bir şey tutturdu, güya ben Külliye’de bir CHP’liyle görüşmüşüm, ben. Arkadaşlarım gerekli cevabı verdiler, böyle bir görüşme olmadı dediler ve bunu haber yapan gazeteci kayıp. Kendisi de diyor ki, herhalde yanıldık filan. Bay Kemal, senin hayatın yalan.

Bak İzmir’den, milletvekili olduğun ilden sesleniyorum sana, eğer yiğitsen; ben Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum, acaba sen Genel Başkanlığını ortaya koyabiliyor musun? İspat ettin ettin, etmediğin takdirde CHP’nin Genel Başkanlığı bu yalancıdan kurtulsun ve çek git. Ama yapamaz, bugüne kadar ben bunu çok söyledim, denedim, yapamaz. Hepsi birbirini bulmuş, o gazetenin köşe yazarı da, bu da aynı. Bu kadar iddialı söylüyorum. Bizim hayatımıza yalan girmedi, ama bunların hayatı yalan.

Kardeşlerim,

Bütün bunlarla beraber Cumhuriyetimizi kuruluşundan on yıllar sonra demokrasiyle taçlandırmak hamdolsun bize nasip oldu. Sadece eğitimde, sağlıkta, ulaştırmada, turizmde değil, hak ve özgürlükler konusunda da ülkemizi çok farklı bir noktaya taşıdık. Ülkemiz demokrasisini vesayetin baskısından kurtararak, gerçek anlamda milli iradeyi hâkim kıldık. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle tarihimizin en büyük yönetim reformunu başarıyla gerçekleştirdik. Çok uzun yıllar haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış bir kadro olarak hiçbir zaman ayrımcılığa müsaade etmedik. Bizim indimizde bölgesel milliyetçilik yok, ırka dayalı milliyetçilik yok. Bizim için Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Boşnak, böyle bir ayrım yok. Biz yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik.

Kırk yıllık siyasi hayatımızın hiçbir döneminde vatandaşlarımızın hayat tarzına, inancına, dünya görüşüne karışmadık. Kılık kıyafetinden dolayı hiç kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Bilakis üniversite kapılarında başörtüsünden dolayı gözyaşı döken kızlarımıza uygulanan zulümlere biz son verdik. Meslek liselerinde okuyan evlatlarımıza yönelik katsayı adaletsizliğini biz kaldırdık. CHP’nin engelleme girişimlerine rağmen devlet kurumlarında kadınlarımızın başörtüsüyle çalışabilme serbestisini biz getirdik.

Hal böyleyken, son günlerde eski Türkiye özlemiyle yanan, tutuşan bazı çevrelerin çeşitli kışkırtmalarına şahit oluyoruz. Bakıyoruz başörtülü iki kız yolda yürürken bir tanesi çılgınlık yapıyor, gelip o başörtülü kızlarımıza saldırıyor. Tabii bir araştırıyoruz, maalesef aynı zihniyet altından çıkıyor. Milletin inancıyla, milletin değerleriyle, insanımızın tarihiyle, kültürüyle kavgalı bir kesimin tekrar eski alışkanlıklarına döndüklerini görüyoruz. Kılık kıyafetinden dolayı kadınlarımıza yönelik sözlü veya fiili şiddete varan bu provokasyonlara asla göz yumamayız, yummayacağız. Bu ülkede hiç kimsenin 28 Şubat zihniyetini hortlatmasına izin vermeyiz. Milletimizin aramıza yeni nifak tohumları ekilmesine tahammülümüz yoktur. Bu tarz nefret suçlarıyla ilgili emniyet ve yargı kurumlarımız anında gereken adımları atmayı sürdürecektir. Ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar, Türkiye’yi kendi iç kavgalarıyla kavrulan bir ülke haline getiremeyecekler. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak 81 vilayetimizin her birini, 82 milyonun her birini bağrımıza basmaya devam edeceğiz. Biz sizleri Yaratandan ötürü sevmeye devam edeceğiz. Hiç kimseyi dışlamadan, kimseyi ötekileştirmeden, kırmadan, dökmeden ahdimizi ve kardeşliğimizi yenileyerek adımlarımızı atacağız. Başı açıkmış-kapalıymış, bu bizim memlekettenmiş, asla böyle bir ayrım yok, olmayacak. Eğer böyle bir ayrım yapacak olursak Allah’a bunun hesabını veremeyiz.

Buradaki her bir kardeşimin omuzlarında taşıdığı ağır mesuliyetin bilinciyle hareket edeceğine inanıyorum. Görev alsın, almasın, davamıza gönül vermiş herkesten aşkla, heyecanla, dik durarak inşallah çalışmasını bekliyorum.

Kardeşlerim,

Biz, CHP gibi istismar siyaseti değil, hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz. Biz bu mücadeleye kendimiz veya şahsi menfaatlerimiz için değil, halka hizmet hakka hizmettir, diyerek çıktık. Hiç uzağa gitmeye gerek yok, son 17 senede İzmir’e yaptığımız yatırımlar AK Partinin millete ve memlekete bakış açısının en somut örneğidir. İktidarlarımız döneminde İzmir’e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz? 70 katrilyon, 70 katrilyon yatırımı İzmir’e biz yaptık. CHP’nin buralarda böyle yatırım diye bir izi var mı? Yok, yapmaz, yapamaz, çünkü onlarda böyle çalışalım, eser üretelim, böyle bir dert yok.

Eğitimde 9 bin 935 adet yeni derslik açtık, İzmir’e 3 yeni devlet üniversitesi kazandırdık, 6 bin 665 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurtları açtık. Önümüzdeki birkaç yıl içinde İzmir, Urla, Tire ve Bergama’da toplamda 14 bin 500 kişi kapasiteli 8 adet yükseköğrenim yurdu daha açıyoruz. İzmir’in dört bir yanını çeşitli branşlarda spor tesisleriyle donattık. 15 bin seyirci kapasiteli Göztepe ve Alsancak stadyumlarının inşasında sonlara doğru yaklaşıyoruz. Ege Üniversitesi Bornova Kampüsü’ndeki millet bahçesinin ve Çiğli Millet Bahçesi’nin proje çalışmaları devam ediyor.

İzmirli ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza toplam 5,5 katrilyon lira tutarında sosyal yardım yaptık. Şehrimizde 35’i hastaneden oluşan toplam 109 sağlık tesisini tamlayıp hizmete sunduk. Yatak kapasitesi 2 bin 060 olan Bayraklı Şehir Hastanemizle birlikte Menderes, Selçuk, Kemalpaşa, Bergama ve Beydağ devlet hastanelerimizin inşası sürüyor. İzmir’e kazandıracağımız ikinci şehir hastanemiz olan bin 200 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanemizin de proje çalışmaları devam ediyor.

Peki, CHP Genel Başkanı millete yapılan her hizmetten olduğu gibi bakıyorsunuz şehir hastanelerinden rahatsız. İzmir vatandaşlarımızın birinci sınıf sağlık hizmeti almasını CHP ve ortakları bir türlü içlerine sindiremiyor. İstiyorlar ki millet kendi dönemlerindeki gibi kuyruklara mahkûm olsun. İstiyorlar ki hastaneler şifa yerine hastalık dağıtmaya devam etsin. İstiyorlar ki en basit tetkikler için bile insanlar günlerce beklesin, ilaçlarını alamasın. Bunlar kendileri ve elitler için hak gördükleri sağlık hizmetini, sizler ve bizler için lüks görüyorlar. Bundan dolayı İzmirli kardeşlerimin şehir hastanelerinin konforuyla, rahatlığıyla tanışmasını arzu etmiyorlar. Ama biz onlara rağmen bu hastaneleri hizmete alacağız. CHP ve tayfası istemese de İzmir’i ve sizleri Batılı ülkelerden bile ileride standartlarda sağlık hizmetleriyle buluşturacağız. Yani hastaneye adım attığınız zaman Allah bu devletten razı olsun diyeceksiniz.

Ayrıca Kiraz’a, Dikili’ye, Menemen’e, Aliağa’ya, Karşıyaka’ya, Seferihisar’a toplamda 700 yataklı devlet hastaneleri kazandırıyoruz.

Son 17 yılda İzmir’de yaptığımız kentsel dönüşümle 18 bin 903 adet konut projesini de hayata geçirdik.

Ulaşımda 17 yılda İzmir’e toplam değerli kardeşlerim, 25 milyar liralık yatırım yaptık. İzmir’in bölünmüş yol uzunluğunu 513 kilometre ilaveyle 916 kilometreye çıkardık. Şimdi İstanbul-İzmir Otoyolu bitti mi? Bitti mi? 8-9 saat süren yolculuğu 3,5 saate indirdik mi? Şöyle arabanıza oturdunuz, direksiyonun başına geçtiniz ve 3,5 saatte hamdolsun güvenle, güvenlik içinde buradan İstanbul’a gidiyor musunuz? Allah’a hamdolsun, Rabbim bizlere de bu günleri de gösterdi. O ne çileydi 8-9 saat yolculuk, artık bunlar tarih oldu. Bunun için emeği geçen kardeşlerime, Binali Bey’e, Cahit Bey’e, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ve bundan sonra da bunlar devam edecek. Ve bu otoyola bile bunlar çamur atmaya, bunu da kötülemeye kalktılar. Ama bu yolu kullanan herkes şimdi bize dua ediyor, memnuniyetini bildiriyor. İzmir-Manisa Yolu üzerindeki Sabuncubeli Tüneli ve bağlantı yollarını, Konak Tüneli’ni tamamlayıp, onları da hizmete sunduk. Menemen, Aliağa, Çandarlı otoyolunun 91 kilometresini tamamlayıp, onları da trafiğe açtık. Kalan 5 kilometrelik Koyundere Kavşağı, Menemen-Manisa Ayrımı arasındaki kesimi de Aralık sonunda tamamlıyoruz. İzmir’de toplamda maliyeti 2 milyar lirayı aşan 20 ulaştırma projemizin yapımları devam ediyor.

Kardeşlerim,

Tüm dünyada demir yollarının önemi ve kullanımı artıyor. Bu anlayışla ülkemizi yüksek hızlı ve hızlı tren hatlarıyla tanıştırdık. Mevcut demir yollarımızı yenileyerek modernize ettik. Bu kapsamda 11 bin 590 kilometre uzunluğundaki hatlarımızı komple yeniledik. Yapımı adeta yılan hikâyesine dönen 136 kilometrelik Aliağa-Selçuk arasındaki İZBAN’ı devralarak, tamamlayıp, onu da İzmir’imize kazandırdık. Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’ne demir yolu bağlantı hattı yaptık. İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek İzmir-Ankara yüksek hızlı tren hattının yapımı da devam ediyor. Halkapınar-Otogar arasında 2,3 katrilyon maliyetle bir metro hattı yapmak için çalışmalara başladık. İnşallah yakında bu projenin ihalesine de çıkacağız. İzmir Körfez geçişinin etüt projesini tamamladık, imar planı çalışmaları da devam ediyor. Selçuklu-Ortaklar arasında yeni bir demiryolu hattı ve ikinci hat yapımını yatırım programına aldık. Ödemiş-Kiraz arasına ve Bergama-Soma arasına da bir hızlı tren hattı yapmak için hazırlıklara başladık. İzmir’e yetmeyen Adnan Menderes Havalimanı’nı baştan aşağıya yeniledik. İzmir’e 28 baraj ve 8 gölet inşa ettik, 14 baraj daha inşa ediyoruz. İzmir susuz muydu? Gördes’i kim yaptı? Ve İzmir’i suya biz kavuşturduk. Aslında Büyükşehir’in görevi bu, ama yapmadılar.

Son 17 yılda inşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 547 bin dekar araziyi sulamaya açtık. İzmirli çiftçilerimize toplam 4,2 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. İzmir’deki yatırımcılarımızı 69 katrilyon liralık yatırım teşvikiyle destekleyerek, 128 bin kişilik ilave istihdam sağladık.

Şehrimizde iki adet endüstri bölgesi kurduk. Bu iki bölge tam kapasiteyle üretime geçtiğinde cari açığımızı yılda 2 milyar dolara yakın azaltacağız. Bay Kemal diyor ki; sanayiye ara elaman yetiştirmek için organize sanayi bölgelerine teknik liseler kuracağız. Tabii bu kişinin Türkiye’de ne olup bittiğinden haberi olmadığı için, şu anda Türkiye’de organize sanayi bölgelerindeki 77 meslek lisesinde 52 bin öğrencinin eğitim-öğretim gördüğünü bilmiyor. Hedefimiz, ülkemizde meslek lisesi veya benzeri eğitim kurumu olmayan organize sanayi bölgesi bırakmamaktır. Bu okulların makine ve teçhizat altyapıları organize sanayinin ihtiyaç duyduğu şekilde kuruluyor. Böylece okuldan mezun olan öğrenci doğrudan işbaşı yapabiliyor. İzmir’de de Kemalpaşa, Çiğli, Atatürk ve Bağyurdu Organize Sanayi Bölgelerinde bu tür okullar faaliyet gösteriyor. Bay Kemal’e İzmir’e yolunun düştüğü bir gün gidip okulları ziyaret etmesini ve bu işin lafı değil icraatı nasıl yapılır görmesini tavsiye ediyorum.

Yaptığımız doğalgaz yatırımlarıyla bugün İzmir’de 25 ilçede 779 bin abone doğalgaz konforu yaşıyor.

Kardeşlerim,

Bunlar son 17 senede İzmir’e kazandırdığımız eserlerin özetinin özetidir. Sizler İzmirliler olarak bu hizmetlerin tamamını bizzat görüyor, kullanıyor, içinde yaşıyorsunuz. Biz bundan sonra da sizlere hizmetkâr olmaya devam edeceğiz. İnşallah sizlerin de desteği, duası ve gayretiyle ülkemizi önce 2023 hedeflerine, ardından 2053 ve 2071 vizyonlarına muhakkak kavuşturacağız. Gelecek kuşaklara daha özgür, daha müreffeh, çok daha güçlü bir Türkiye bırakmanın mücadelesini vereceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Sizlerden davamıza sıkı sıkıya sahip çıkmanızı bekliyorum. Sizlerden kışkırtmalara asla gelmemenizi, uyanık olmanızı, 82 milyonun kardeşliğine halel getirmemenizi istirham ediyorum.

Ve Rabia’mızı biliyorsunuz değil mi? Hazır mısınız? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.  

Sağ olun, var olun.