3. Türkiye Tarım Orman Şûrası’nda Yaptıkları Konuşma

21.11.2019

Kıymetli Çiftçilerimiz,

Şûraya İştirak Eden Değerli Sektör Temsilcileri,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Üçüncü Tarım ve Orman Şûrası’nın ülkemiz, milletimiz, özellikle de tarım sektörümüz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine, şûranın düzenlenmesinde emeği geçen herkese, tüm katılımcılara şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

18 Kasım’da başlayan şûra boyunca Türk tarımı ve ormancılığıyla ilgili son derece verimli, kapsamlı tartışmalar yapıldı. 15 yıl aradan sonra ortak akıl buluşması temasıyla düzenlenen şurada sektörün tüm paydaşları görüşlerini, eleştirilerini ve geleceğe dair önerilerini özgür bir şekilde ifade etme imkânı buldu. Oluşturulan 21 ayrı çalışma grubunda bitkisel üretimden hayvan sağlığına, desteklemeden gıda güvenliğine, orman hukukundan balıkçılık ve su ürünlerine, tarımda teknolojik dönüşüme kadar çok geniş bir yelpazede kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler belirlendi. Ayrıca, ülkemiz tarım ve ormancılığını geliştirmek, sıkıntılarına çözüm bulmak için şûraya 50 binin üzerinde görüş iletildi. Bunun yanında 81 ilde düzenlenen toplantılara sektörle ilgili 7 bini aşkın insanımız katıldı. Bu özellikleriyle 3. Tarım ve Orman Şûrası şimdiye kadarki en geniş katılımlı şûra olarak kayıtlara geçti. Gerek şûra sırasında sektör temsilcilerinin, gerekse dijital platformlarda halkımızın dile getirdiği her bir görüşün başımızın üzerinde yeri vardır.

Biz ülkemize dair her meselede istişare kültürüne, danışmaya daima önem veren bir kadroyuz. Çünkü bizim için değişmez hüküm; her işinizde istişare ediniz. Siyasetten ekonomiye, turizmden tarıma kadar her alanda bin bilsen de bir bilene danış prensibiyle hareket ettik.

3. Tarım ve Orman Şûramızın temel ilkesi de, yine istişare olmuştur. Şûrada alınan kararlar milletimizin, uzmanların, sektör temsilcilerinin ve şu anda bu millet sarayında, özellikle millet evinde sizlerle birlikte bu çalışmayı yapmak bizim geleceğimizi aydınlatacak en önemli adımdır. Uzaktan eleştirmek yerine konuya bizzat müdahil olan, kanaatlerini açık yüreklilikle bizimle paylaşan herkese katkıları için şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Alınan kararların tarım ve ormancılık sektörümüzün önümüzdeki beş yılına istikamet çizeceğine inanıyorum. Elbette karar almak önemlidir. Ama asıl mesele, alınan kararları takip edip hayata geçmesini sağlamaktır. Uygulamaya ve politikaya dönüşmeyen her karar ne kadar güzel, ne kadar güçlü, ne kadar ufuk açıcı olursa olsun havada kalmaya mahkûmdur. Çiftçimizin, üreticimizin, rızkını topraktan çıkaran tarım emekçilerimizin hakkını ancak bu şekilde ödeyebiliriz. Türk tarım ve ormancılığını çok daha ilerilere taşımak istiyorsak, ortak akılla şekillendirdiğimiz şûra kararlarını yine ortak bir çabayla uygulamaya koymamız gerekiyor. Tabii tarımcılık, bunun yanında hayvancılık, bütün bunlarla beraber hayvancılıkla birlikte gerek süt ve süt mamullerinde, gerek et ve et mamullerinde atılacak adımlarla inanıyorum ki bu sektörde sizler çok ciddi sınavları veriyorsunuz ve vermektesiniz.

Cumhurbaşkanı olarak Türk tarımını geliştirecek, Türk çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağım. Ve dün evvelsi akşam Ziraat Bankası Genel Müdürümüzle de etraflıca görüştüm ve bu görüşmeden sonra da Ziraat Bankamız inşallah çiftçilerimizle çok daha etraflıca geniş kapsamlı ve kredide bugüne kadar alışılmışın dışında bir dayanışmayı inşallah sürdürecektir. Belki de sizlerle ortaklığa girecek, bu tür adımları atacak. Çünkü istiyoruz ki biz artık dışarıdan Kurban Bayramlarında, şurada-burada artık hayvan ithali yapmayalım. Zaten biliyorsunuz bütün bunlarla beraber bu konuda atılmış çok kararlı adımlarımız var. İnşallah Anadolu ana olarak görevini yerine her alanda getirecek.

Değerli Kardeşlerim,

Dünyamız iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan ilerleme sonucunda çok büyük bir dönüşüm geçiriyor. Hayatımızın her alanında teknoloji devriminin olumlu veya olumsuz yansımalarına şahit oluyoruz. 15-20 yıl öncesine kadar üzerinde yeterince durmadığımız iklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele bugün artık insanlığın ana gündem maddeleri haline geldi. Coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun dünyadaki tüm ülkelerin bir şekilde bu sorunlarla yüzleştiğini görüyoruz. İklim değişikliği sadece dünyayı en fazla kirleten gelişmiş devletleri değil, Afrika Kıtası’ndaki fakir ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkiliyor. Biz de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasındayız. Yüce Allah’ın tüm insanlığa emaneti olan tabiat, özellikle Batılı büyük şirketler eliyle tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanılıyor, adeta talan ediliyor. Verimli tarım alanlarının azaldığı, su kaynaklarının giderek kıtlaştığı, denizlerin kirlendiği, iklimlerin değiştiği, hava olayların öngörülemez hale geldiği ürkütücü bir dönemin içindeyiz. Bu yeni dönemin alametifarikalarından biri de toprağın, suyun, tarım alanlarının stratejik öneminin ve rekabetinin artmasıdır. Geçtiğimiz asırda yeraltı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor. Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur.

Kardeşlerim,

Ambarın anahtarı kimin elindeyse güç de onun elinde olur, derler. Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak, en az savunma sanayinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir. Kıtaların ve çıkar mücadelelerinin kesiştiği bir bölgede yer alan bizim gibi bir ülke için bu asla göze alınamayacaktır bir risktir. Tarım politikalarımızı işte bu gerçeklerin üzerine bina ediyoruz. Ülkemiz için güvenlik riski oluşturacak hiçbir adıma şimdiye kadar müsaade etmedik, asla da müsaade etmeyeceğiz.

Yine bu anlayışla iktidara geldiğimiz günden beri tarım alanlarımızın geliştirilmesine, su kaynaklarımızın korunmasına, orman varlığımızın güçlendirilmesine özel önem veriyoruz. Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun çok ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyetle yolumuza devam edeceğiz. Türk tarımını küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüsün karşısındayız.

Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini gelin birlikte engelleyelim. Bakın, iktidara geldiğimizden bu yana hep bunun gayreti içerisindeyiz, bunu engelleyelim istiyoruz. Çünkü özellikle tarımda bu parçalanmayı, bu bölünmeyi engellediğimiz zaman hep birlikte ailece de güç kazanırız, milletçe de güç kazanırız.

Çiftçimize her türlü araç-gereç, gübre, tohum desteği verelim, ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım, bu konuların hepsinin arkasındayız, yanındayız. Ama Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kâr odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz.

Tarımda milli güvenliğimize özellikle öncelik vermeyen her türlü projeye, her türlü dönüşüme karına-zararına bakmaksızın karşı olduğumuzu altını çizerek bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Kardeşlerim,

Son 17 yılda ülkemize ekonomide, turizmde, sağlıkta, savunmada nasıl çağ atlatmışsak, tarım ve hayvancılık alanında da Türkiye’yi ilklerle tanıştırdık. Tarım sektörümüzü yılların ihmalinden, öngörüsüzlüğünden kurtarmak için yeni üretim ve destekleme modellerini devreye aldık. Çiftçilerimize bugüne kadar toplamda 137,7 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Bakın hayali rakamlar söylemiyorum, yaptıklarımızı söylüyorum. Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,5’unu tarımsal desteklere ayırdık, yani bir önceki yıla tarımsal desteklerimizi yüzde 36,7 oranında artırdık. Tarımsal gayrisafi yurt içi hasılamız 37 milyar liradan, 2018 yılında, bu rakam da çok önemli, 213,3 milyar liraya ulaştı.

Şimdi Ana Muhalefetin başı çıkıyor zaman zaman saçma sapan bir şeyler konuşuyor. Bak buradan şimdi yine açıklıyorum, benim bu rakamlarım resmi rakamlardır, gazete kupürlerinden toplanan rakamlar değildir, devlet yalan söylemez, devlet gerçeği söyler, ben de bunu söylüyorum. Biz tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sıradayız, bu çok önemli. Fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayva üretiminde dünya lideriyiz.

Dünya’nın 195 farklı ülkesine 1690 tarım ürünü ihraç ediyoruz. Sebzede üretimin talebi karşılama oranı hamdolsun yüzde 107’ye çıktı. Meyve ürünlerinin tamamına yakında inşallah kendimize yeter durumda olduğumuzu görüyoruz, göreceğiz.

CHP Genel Başkanının sürekli istismar ettiği buğday konusunda göreve geldiğimizde üretimimiz iç talebi dahi karşılayamazken, şimdi yüzde 112 gibi çok büyük bir oranı buğday üretiminde yakaladık, fakat bunlardan anlamaz, buğdayı göster tanımaz, böyle bir durum var.

Tarımsal ürün ihracatımızı 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi yine ciddi bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı 1413’e yükselttik. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını hamdolsun ihraç ediyoruz, nereden nereye. Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkarttık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik.

Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı. 20 yıl önce acaba Avrupa’da, Amerika’da, nerede tohum buluruz da biz bunu çiftçimize dağıtırız, diye koşturup duruyorduk, şimdi neredeyiz. Ve başka bir adım attık, tohum ihracatımızı 11 kat artırarak, 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik. Bu dönemde alan bazında tarımsal üretimin yerli tohumdan karşılanma oranı ise yüzde 80 oldu.

Şimdi önemli bir yere geliyorum, malum ata tohumu; ata tohumu projesiyle ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz, bu çok önemli. Dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankasını 250 bin örnek kapasiteyle Ankara’da hizmete açtık. Bugün itibarıyla gen bankasında 3400 türe ait 121 bin örnek muhafaza altındadır.

Bunun yanında, genç nüfusun köyde yatırım yapmasına ve tarımsal nüfusun gençleşmesini sağlamak için köye dönüş projesini başlattık. Genç çiftçilerimize kişi başı 30 bin lira tutarında hibe desteğini 2016-2018 yılları arasında biliyorsunuz devreye aldık.

Tarım ve hayvancılıkta bu adımları atarken, ormanlarımızı da asla ihmal etmedik. Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yaptık. Biliyorsunuz bu yıl maalesef bu bölücü terör örgütü ormanlarımızı yaktığını bizzat ifade etti. Onlar yakarken, onlar sakallarımızı keserken, biz de işte açık-net onların kolunu kırmaya devam ettik. Malum 11. ayın 11’inde saat 11’de 11 milyon fidanı ve ağacı tüm Türkiye’de diktik ve bu böylece devam edecek. 17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla inşallah buluşturarak, orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardık. Böylece erozyonla kaybettiğimiz toprak miktarını yıllık 500 milyon tondan 154 milyon tona kadar düşürdük. Son olarak 11 Kasım tarihinde ülkemizin 81 vilayetindeki 2023 ayrı noktada malum toplam bu az önce de ifade ettiğim 11 milyon fidanı hangi başlık altında diktik? ‘Geleceğe Nefes’ adı altında diktik. Çünkü ormanlarımız varsa nefes var, ormanlarımız yoksa nefes yok. Onun için 11 Kasım’ı ayrıca, ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ ilan ederek bu alanda ülkemizde yeni bir dönemi başlattık. Böylece gelecek nesillere daha yeşil, daha güzel, her bakımdan daha yaşanabilir bir ülke bırakmış olacağız. Ancak ülkemizde öyle bir muhalefet var ki böyle hayırlı bir işi bile karalamaya kalkıyor. Atalarımız; tarla bozuk, tohum çürük, ekin mi olur? diyor. Bunların durumu da işte böyledir. 11 Kasım’da milletin heyecanına ortak olmak, ağaç seferberliğine katkıda bulunmak varken, Kasım ayında fidan mı dikilir, diyerek yapılan işe çamur atmaya kalktılar. Cehaletleri anlaşılınca da milletten özür dilemek yerine, bu sefer de 11 milyon fidanın 9 milyonu kurur diyerek işi pişkinliğe vurdular. Herkesin ufku denizi kadardır. Bunların bırakın asırlık, yarım asırlık, çeyrek asırlık projeler üretmeyi, yarına dair hiçbir tasavvurları yok. Ne 2023’e dair bir kanaatleri, ne 2053’e dair hayalleri, ne de 2071’e dair bir vizyonları var. Milletimiz bu olup bitenlerin hepsini de hafızasına kaydediyor. İnşallah vakti saati geldiğinde bunların hepsinin de hesabını milletimiz soracaktır.

Değerli Kardeşlerim,

Allah’a hamdolsun 40 yıllık siyasi hayatımız boyunca hep ileriye baktık, hedeflerimize odaklandık. Polemik üretmenin değil, iş yapmanın, eser üretmenin peşinde olduk. Tarım ve Orman Şûrası da işte bu anlayışın ürünüdür. Şimdi şûra kararlarından öne çıkanları ben sizlerle paylaşmak istiyorum. Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma işlemlerini hızlandırarak bu önemli projeyi 10 yıl içinde tamamlayacağız. Toprak Bilgi Sistemi’ne dayalı tarımsal arazi kullanım planları hazırlayacağız. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modelleri devreye alacağız. Miras mevzuatını geliştirerek, tarım arazilerinin bölünmesi sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. Gıda depolarında izlenebilirliğin sağlanmasına büyük önem veriyoruz. Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliği için kadın ve genç girişimcilerimizi destekliyoruz. Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketimini özendirerek, pazardaki payını artıracağız. Ben o sektörde çalıştım, o sektörde bulunmuş birisi olarak söylüyorum, önemli bu. Kırmızı et sektörünü hafife almayacağız, ürünlerini hafife almayacağız. Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazasına ve ıslahına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz.

Özellikle süt ürünlerinde, balık işleme sektörünü geliştirerek ihracatın ve yerli tüketimin artırılmasına gayret göstereceğiz. Tohumda sofraya tüm üretim zincirinde çok daha etkin bir izleme ve denetim sistemini kuracağız.

Ülkemiz su kaynaklarının verimli yönetilebilmesi amacıyla su kanununu çıkaracağız. Tarım ve orman mevzuatını sadeleştireceğiz. Sözleşmeli üretim ve hayvancılık modellerini yaygınlaştıracağız.

Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi haline getirmekte kararlıyız. Aslında bu önemli bir sektör, ama ne yazık ki biz bunu hâlâ pek anlamış değiliz. Çiftçilerimizi desteklemek ve onlara yol göstermek amacıyla mesleki eğitim kurumları açmayı planlıyoruz.

Gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik yeni tedbirler getiriyoruz. Gıdada taklit ve tağşiş cezalarını caydırıcı seviyeye yükselteceğiz.

Şûrada bunların dışında tarımımızın ve ormancılığımızın geleceğine ışık tutacak daha pek çok teklif çıktı. Bunların hepsini de birer birer hayata geçirmek için çalışacağız.

Kıymetli Dostlar,

Tarım ve Orman Şûrası vesilesiyle sizlerle ve aziz milletimizle 2020 yılına ait bazı müjdelerimizi de paylaşmak istiyorum. Ülkemizdeki besicilik sektörünün korunmasına verdiğimiz önemi gayet iyi biliyorsunuz. Bu anlayışla son 1,5 yılda zorunlu olmadıkça et ithalatı yaptırmadık. Besilik hayvan için Kasım ayıyla beraber yeni ithalat müracaatı almıyoruz. İnşallah bu hassasiyetimizi 2020’de de devam ettireceğiz.

Su ürünleri konusunda yeni bir dönemin kapısını açan kanun değişikliği Meclisimiz tarafından kabul edildi. Balık yetiştiricilerine desteklemelerimiz ödendi. Toplamda 15 bin kıyı balıkçımızı ilgilendiren desteklemeleri de inşallah önümüzdeki ay ödeyeceğiz. Avrupa’nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesini 16 bin 500 ton kapasiteyle kuruyoruz.

Ormancılık faaliyetlerinde çalışan vatandaşlarımızın arazi şartlarında güvenli, sağlıklı ve konforlu bir şekilde barınmalarını teşvik edeceğiz. Bu amaçla orman çalışanlarının maliyetinin yüzde 20’si hibe, kalan kısmı faizsiz kredi şeklinde olmak üzere prefabrik evler edinmelerini sağlayacağız.

Çiftçimize ek gelir temini kapsamında bin köye bin tıbbi aromatik bitki bahçesi kurulmasını hedefliyoruz.

Yazılımı, tasarımı, üretimi yerli ve milli elektrikli traktörümüzün tanıtımını Hasat Bayramı’nda Polatlı’da yapmıştım. Şimdi de elektrikli traktörün farklı bir modeliyle kendi yürür ilaçlama makinesi üretim aşamasına geldi.

Bitkisel üretimimizi önümüzdeki yıl yüzde 5 artırarak yaklaşık 125 milyon tona yükseltmeyi planlıyoruz.

Sertifikalı tohum üretimimizi de yine yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona, tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü ise 1,4 milyar dolara çıkarmayı planlıyoruz.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019 yılında fark ödemesi desteği kapsamına aldık. Ben de dedim ki, acaba burada zeytinci yok mu? Sofralık zeytinin kilogramına 15 kuruş destek vereceğiz.

Önümüzdeki yıl küçükbaş hayvan varlığını artırmada inşallah hamle dönemimiz olacak, inşallah 56 milyon küçükbaş rakamını yakalamak istiyoruz. Küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek vereceğiz.

Ülkemizin tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemi kurduk. Böylece yılda 220 bin adet yerli et ve yumurta amaçlı damızlık civciv üretimi yapılmasını sağlıyoruz. Bu damızlıklar kullanılarak 30 milyon tavuk üretilebilecektir.

Çay üreticimizi desteklemeyi sürdüreceğiz. Yani bunu Rizeli olduğum için söylemiyorum ha. Biliyorsunuz çay saati deyip geçmeyin, çok önemli. Önümüzdeki yıl yaş çay alım miktarı 650 bin tona, ihracat dahil kuru çay satışı da 115 bin tona çıkacak.

Doğal kaynaklarımızı korumaya devam edeceğiz, korunan alan sayısını 599’dan 605’e çıkaracağız. Orman varlığımızı 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara ulaştıracağız. Zirai don tahminlerini 493 ilaveyle 922 ilçemizin tamamına inşallah yaygınlaştırıyoruz.

Baraj sayımızı 841’den 856’ya çıkarmayı ve depolama hacmini 178 milyar metreküpe ulaştırmayı hedefliyoruz.

Değerli Konuklar,

Konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, bundan sonra asıl mesele alınan kararların ülkemizin, milletimizin ve çiftçimizin menfaatini en üst düzeyde tutacak şekilde uygulanmasıdır. Sorumluluğumuzun 17 yıldır bizi gerektiğinde cana pahasına destekleyen milletimizin bizatihi kendisine karşı olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz. Milletimiz için çalışmaya, üretmeye, ter dökmeye devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha 3. Tarım ve Orman Şûrası’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şûra’nın düzenlenmesinde emeği geçen başta Bakanımız olmak üzere tüm ekibine, herkese ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ni teşrifleriniz için sizlere tekrar şükranlarımı sunuyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum.