Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısında Yaptıkları Konuşma

20.11.2019

Kıymetli İl Başkanları,

Değerli Büyükşehir ve İl Belediye Başkanlarımız,

Kıymetli İl Genel Meclis Başkanı ve Büyükşehir Belediye Meclis Başkanvekillerimiz,

Sevgili Yol Ve Dava Arkadaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.  Toplantımızın ülkemiz, milletimiz, partimiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.

AK Parti 7. Olağan Kongre sürecini belirlediğimiz takvime uygun şekilde sürdürüyoruz. Aralık ayında inşallah belde kongreleriyle sürece başlıyoruz. Ardından Şubat ayı ile birlikte ilçe kongrelerimize geçiyoruz. Yaz sonuna doğru il kongrelerimizi başlatacak ve inşallah yılsonuna kadar da tamamlayacağız.

Değerli Kardeşlerim.

AK Parti malum dinamik bir yapıdır. Yeni görev alan, görev değişikliği yapan kardeşlerimiz bu dinamizmin birer parçasıdır. Hangi seviyede olursa olsun bu çatı altında vazife üstlenen tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Önceki haftalarda geçmişten bugüne davamıza hizmet etmiş tüm il başkanlarımızla biraraya geldik. Sağ olsunlar kuruluşundan şimdiye kadar partimizde il başkanlığı görevi üstlenmiş hemen tüm kardeşlerimiz toplantımıza iştirak etti. İnşallah bu tür buluşmaları devam ettireceğiz. Zaman zaman bunları ben yapacağım, zaman zaman Başkanvekilim yapacak ve bir de tabii ilgili birim başkanlarımız da bu toplantıları yapacak. AK Parti’de eski diye bir kavram yoktur. Her AK Partili son nefesine kadar bu kutlu davanın mensubudur. Partimizde sadece görev değişikliği olur. Teşkilatlarımızda, belediyelerimizde, meclisimizde sorumluluk üstlenmiş tüm arkadaşlarımızla farklı konumlarda birlikte çalışmayı sürdürüyoruz. Görevine devam edecek ve değişik teşkilatlarımızla ilgili çalışmalarımızı belirli bir safhaya getirdik. Bu süreçte istifa ederek teşkilatlarının yeniden yapılandırılmasına katkıda bulunan kardeşlerime de ayrıca teşekkür ediyorum. Yeni görev alan kardeşlerimize de şimdiden muvaffakiyetler diliyorum. İnşallah bu süreci tam bir dayanışma içinde kardeşlik hukukunu gözeterek başarıyla yürüteceğiz.

Her zaman söylediğim gibi, AK Parti’nin sahibi millettir. Bunun için teşkilatlarımızın milletimizle en güzel kucaklaşmayı sağlayacak isimlerden oluşması gerekiyor. AK Parti’de ilçe başkanı, il başkanı, yönetim kurulu üyesi, belediye başkanı, milletvekili olmak demek, günün 24 saati milletin emrinde olmak demektir. Böyle bir çalışma temposunu göze alamayan bu tür görevlere de talip olmamalıdır. Millete hizmet etmek yük değil, şereflerin en büyüğüdür. Bizim milletimiz kendisine yapılan hiçbir hizmeti unutmaz, bu hissiyatını hem gönlünde yaşatır, hem de önüne geldiğinde sandıktaki iradesiyle ortaya koyar. AK Parti kimliğiyle milletimizle muhatap olan her kardeşimizin bu gerçekler ışığında çalışmalarını yürütmesi gerekiyor. Özellikle 2018 ve 2019 seçimlerinin sonuçlarını adeta sandık-sandık, mahalle-mahalle, ilçe-ilçe tetkik ederek, gereken dersleri çıkarmamız şarttır. Şayet bir yerde oyumuz düşmüşse, hele hele milletvekili ve belediye başkanı sayımız azalmışsa, hiçbir şey yok gibi hareket edemeyiz. Bu tür yerlerde önce teşhisi doğru koyacağız, sonra da en ideal çözümü hayata geçireceğiz.

Teşkilat Başkanlığımız başta olmak üzere Genel Merkezimizdeki tüm birimlerimizin bu konudaki çalışmalarını titizlikle yürüttüklerine inanıyorum. Kongrelerimizde ortaya çıkacak yeni teşkilat yapımız 2023 ve 2024 seçimlerimizdeki başarılarımızda hayati rol oynayacaktır. Bunun için en küçük bir eksikliğe, boşluğa, hataya meydan vermeden süreci tamamlamalıyız.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye güvenlikten ekonomiye kadar pek çok cephede aynı anda beka mücadelesi verdiği bir dönemden geçiyor. Bizim dışarıdan gelen tehditlerin üstesinden gelme konusunda en küçük bir sıkıntımız yoktur. İster sahada, ister masada olsun ülkemizin ve milletimizin geleceği için tehdit teşkil eden her türlü hamleyi bertaraf ediyoruz. Teröristleri öne sürüyorlar, ezip geçiyoruz. Sınırlarımızı taciz ediyorlar, tehditlerin kaynağına iniyoruz. Ekonomimize saldırıyorlar, kısa sürede toparlanıp yolumuza devam ediyoruz. Dışarıdan bizi köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar, dostluklarımızı tazeleyerek, bunu da boşa çıkartıyoruz. Gerçekten de sadece son birkaç yılda Suriye’de, Irak’ta, Doğu Akdeniz’de, sığınmacı meselesinde ve diğer pek çok konuda elde ettiğimiz sonuçlar başlı başına bir başarı hikâyesidir. Bu sorunlar üzerinden Türkiye’ye diz çöktürmeyi planlayanlar, ülkemizin elde ettiği kazanımlar karşısında şaşkınlıklarını da gizleyemiyorlar. Ülkemize ve milletimize husumet besleyenleri şaşırtmak, bizim için en büyük şereftir. Yürüttüğümüz mücadelede en büyük güç ve moral kaynağımız milletimizin desteğidir. Yurt içinde ve yurt dışında gittiğimiz her yerde karşılaştığımız samimi sevgi seli bunun en büyük ispatıdır.

Ancak beka mücadelemizde durum böyleyken iç siyasette bambaşka bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Cumhur İttifakı içinde birlikte olduğumuz Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer kardeşlerimiz sağ olsunlar bugüne kadar attığımız her adımda bize destek verdiler.

Buna karşılık CHP ve HDP ile onlarla birlikte hareket eden marjinal çevreler yalanda ve iftirada adeta sınır tanımıyorlar. Özellikle CHP Genel Başkanı Türkiye’nin tüm milli mesellerinde sinsi, hasmane ve yıkıcı bir tavır içindedir. Dünkü Grup Toplantımızda Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası istihdam, emeklilik konularındaki yalanlarına cevaplarımızı verdik. Buna rağmen aynı yalanların bir kısmını bizden hemen sonra geçtiği kameralar karşısında yenilerini ekleyerek, tekrarlamaktan hicap duymadı. İspatla diyoruz, onu yapamıyor. Yalan söyleme diyoruz, tıyneti icabı bundan da kendini alamıyor. Madem hakkı söyleyemiyorsun, öyleyse hiç olmazsa sus diyoruz, onu hiç beceremiyor. Ağzını her açtığında dünyanın en büyük devletlerini kurmuş ve medeniyetini inşa etmiş ecdadımıza hakaret etmeyi maharet sanıyor. Bu zatın kendi geçmişinden, kendi köklerinden utanması bizi ilgilendirmez. Ama hiç kimsenin milletimizin tarihine, ecdadın aziz hatırasına haksızlık etmesine rıza gösteremeyiz. Bu kişinin sadece ecdada değil milletimizin bugün yaşayan fertlerine veya bilhassa çocuklarımızın geleceğine de saygısı yok. Daha önce de söylemişti, geçtiğimiz günlerde aynı hezeyanı tekrarladı. Neymiş efendim, can ve mal güvenliği olmayan ülkeye yabancı sermaye gelmezmiş. Yani yabancılara Türkiye’ye yatırım yapmayın diyor. Kendi ülkesini küresel sermayeye kötüleyerek, dış yatırım gelmesinin önüne geçmeye çalışmanın adı açıkça söylemek gerekirse ihanetin dik âlâsıdır. Neyse ki bu zatı sadece biz değil küresel sermaye de ciddi almıyor. Ülkemizde yatırım yapan veya yapmak isteyen küresel sermaye Türkiye’nin gücünün ve imkânlarının gayet iyi farkında.

Türkiye’nin küresel doğrudan yatırımlardan aldığı pay bizim dönemimizde binde 1’den yüzde 1.1’e çıkmıştır. Bay Kemal, önce bunu bir defa öğrenmen lazım. Ama Bay Kemal binde 1’le değerli kardeşlerim, yüzde 1.1’i ayırt edemez.

Uluslararası firmaların çoğu özellikle Batı medyasının ve ülkemiz karşıtı lobilerin baskılarına rağmen yatırım için Türkiye’yi tercih ediyor. Küresel yatırımlardaki azalma eğilimine rağmen ülkemiz hala cazibesini sürdürüyor. Borsamız rekor kırıyor. Geldiğimizde 10 bin, 11 bindeyken şu an itibariyle borsamız 107 bini yakalamış vaziyette. Tahvil ihracatlarımıza rekor teklifler geliyor. Ülkemize yatırım kararı alan firmaları caydırmak için belli kesimlerin dışarıdan ve içeride nasıl çırpındıklarını hep birlikte izliyoruz.

Türkiye her alanda tarihinin en büyük mücadelelerini verirken CHP Genel Başkanı acaba neredeydi? Mesela 15 Temmuz’da millet canı pahasına darbeye direnirken, bu zatın darbeciler eşliğinde tanklar arasından gittiği Bakırköy Belediye Başkanı’nın evindeki rahat koltuğunda televizyon seyrettiğini biz gayet iyi biliyoruz. Bunlar kayıtlarda mevcut. Ekonomimize yönelik saldırılar yaşanırken kendisini hiç ortada görmedik. Terör örgütleri ülkemizi kuşatmak için saldırı üstüne saldırı yaparken bu zat orada sadece bizi eleştirecek malzeme çıkarmanın peşindeydi. Hatta teröristlere arkadaşlar diyerek onları pohpohlamakla meşguldü. Yürüttüğümüz harekâtlar konusunda şöyle içten gelen bir hayırlı olsun sözünü ağzından duymadık. Ama teröristlere de hiçbir zaman bunlar teröristtir dediğini yine ağzından duymadık.

Her milli meselemizde karşımızdakilerin ağzıyla ve üslubuyla bize saldırdı. Dediğim gibi Allah’a şükür bu zatı sadece biz değil, dünyadaki hiç kimse ciddiye almıyor da zararı sadece kendi partisiyle sınırlı kalıyor. Bu hastalıklı zihniyet işte dün Parlamentoda bizim Grup Başkanvekilimiz bir hanımefendiye bunlar Parlamentoda saldırdılar aynen geçmişte olduğu gibi. Geçmişte de malum Ecevit o zaman yine bir bayan milletvekilimize şimdi Malezya Büyükelçimiz, ona susturun bu kadını, diye hakaret etmişti. Şimdi dün de herhalde oradan ilhamla Grup Başkanvekilimiz Özlem Hanım’a susturun bu kadını, diyecek kadar ahlaksız, edepsiz bir şekilde davranan bir CHP’nin yetkilileri var.

Değerli Arkadaşlar,

Kimse kusura bakmasın biz bu ahlaksızlara, bu edepsizleri prim verecek durumda değiliz. Yani tüm grubumuz hele hele bir bayan milletvekilimize, bir bayan Grup Başkanvekilimize bu şekilde saldıracak olan ahlaksız, edepsizlere bu Parlamento içinde Parlamentonun gereken cevabı da vermesi lazım, ceza ise ceza vermesi lazım. Efendim, işte özür diledi; bıraksınlar bu işi, bunlar öyle kuru özürle geçiştirilecek işler değil. Neyse Parlamentonun İç Tüzüğü’ndeki bunları veya disiplindeki cezai müeyyideler bunların verilmesi lazım. Ve bu zatların yaptıkları ilk defa değil bu, sürekli yaptıkları şeyler bunlar. Zaten bunlar Başkanları şahsıma, bir diğeri yine bir konuşmasında şahsıma yine bu Parlamento’nun çatısı altında her türlü hakareti edepsizce yaptılar. Bunların edepsizlikleri karşısında artık susmak diye bir şey yok, gereği neyse aynen bunlar cevabını vereceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz, bunu bileceğiz. Onun için de Grup Başkanvekilimizin hukukunu tüm grup olarak orada en yüksek seviyede koruma altına almamız hepimizin görevidir, kusura bakmayın. Bunun da gereğini ben tabii grupta olmadığım için ne oldu, ne gitti sonradan dinliyorum. Tüm oradaki milletvekili arkadaşlarımın görevidir, bunu yapmaları lazım. Burası yolgeçen hanı değil, bir Parlamentodur dolayısıyla, bu Parlamentonun içerisinde de özellikle de Grup Başkanvekili bir Hanım kardeşimizin hukukunu sonuna kadar korumak bizim görevimizdir. Bu hastalıklı zihniyete rağmen biz güçlüyüz ve güçlenerek yolumuza da devam ediyoruz. Ve ülkemizi bunlara rağmen kalkındırıyoruz, kalkındırmaya da devam edeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Güvenlik meselesi bizim olmazsa olmazımızdır. Bağımsızlığımızı korumamızın yolu sınırlarımız içinde ve dışında güçlü bir devlet olarak varlığımızı sürdürmemizden geçiyor. Bununla birlikte vatandaşlarımızın günlük hayatlarını ilgilendiren ekonomik konuları da asla ihmal etmiyoruz. Geçtiğimiz 17 yılda ülkemiz ekonomisini geliştirip büyüterek insanlarımızın hayat kalitesini yükselttik. Öyle ki biz Hükümete geldiğimizde devlet vatandaşına borçluydu Bay Kemal, burayı iyi dinle, sen bu işlerden pek anlamazsın, ama öğreteceğiz sana da bunu.

Nedir o? Devlet zorunlu tasarruf diyerek et-tekraru ahsen velev kane yüz seksen, bunu devamlı söyleyeceğiz. Zorunlu Tasarruf diyerek, Konut Edindirme Yardımı diyerek, vatandaşlarından para kesmiş, ancak ne bunun gereğini yerine getirmiş, ne de parayı geri ödemişti. Zorunlu tasarruf kesintileri, 1 Nisan 1998 ve 2000 yılı Mayıs ayı arasında yapılmıştı. Memurlarla 10 ve üzeri işçi çalıştıran iş yerleri bu sisteme mecburi olarak dahil edilmişti. Sistemdeki kişi sayısı 10 milyonu buluyordu. Hükümete geldikten sonra bu kesintilerin anaparası ve nemasından oluşan dönemin parasıyla 17 milyar liranın üzerinde bir tutarı… Biz ne dedik? Ya devlet işçisine-memuruna borçlu olur mu? dedik, biz bunu hemen ödeyeceğiz dedik, ve bunu hak sahiplerine biz ödedik biz.

Aynı şekilde 1987 ile 1995 yılları arasında Konut Edindirme Yardımı adıyla yapılan kesintiler vardır. Bu kapsamdaki toplam 8 milyon kişiye de 3,5 milyar liranın üzerinde ödemeyi yine biz yaptık.

Diğer taraftan Hükümete geldiğimizde adeta kucağımızda bulduğumuz –her zaman söylüyorum- 23,5 milyar dolar IMF borcunu da son kuruşuna kadar Mayıs 2013’te yine biz ödedik ve o defteri kapattık. Bunlar geçenlerde bize nasihat ediyorlardı hatırlayın, ne diyorlardı? Yine IMF’ten biraz kredi almanız lazım, borç almanız lazım. Geçen malum buraya gelenlerle özel toplantılar yaptılar, ondan sonra kıvırmaya başladılar. Yapılır, yaparız, bunu yapmakta bir sakınca yok, tamam da size mi kaldı ya? Siz zaten zamanında yaptınız, bu ülkeyi duman ettiniz. Fakat biz geldik bu borçlanmayı ödedik, defteri kapattık. Bizim şu anda IMF’le işimiz yok, biz bize yeteriz.

Dikkat ederseniz bunların hepsi de bizden önceki dönemlerde toplanıp harcanan, ödemesi bize kalan borçlardır. Hep söylüyorum; devlet milletine borçlu olamaz diyerek biz tüm bu meseleleri çözdük.

Sadece bununla kalmadık, 2003-2018 yılları arasında ülkemizi ortalama yüzde 5,6 büyüttük. Böylece satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 13. büyük ekonomisi haline geldik. 2002’de yıllık sadece 70 milyar lira yatırım yapan Türkiye, bugün yıllık 1 trilyon liranın üzerinde yatırım yapma seviyesine ulaşmıştır. 70 milyar nere, 1 trilyon nere.

Genel ticaret sistemimizdeki ihracatımız hamdolsun 180 milyar doları geçerek her ay rekor tazeliyor. Bu yılın ilk 9 ayında dünya ihracatı yüzde 2,6 azalırken, Türkiye’nin ihracatı yüzde 2,9 oranında yükselmiştir. Cari işlemler dengemiz artık açık değil fazla veriyor. Bu tablo cari açık meselesinin ekonomimizin yumuşak karnı olmaktan çıkmaya başladığını gösteriyor.

Döviz kurundaki ve faizlerdeki yükselme sebebiyle kamu borçlanma oranımızda bir parça artış yaşanmışsa da hala Avrupa Birliği kriterlerine göre çok iyi bir durumdayız. Yani şöyle Maastricht Kriterlerine baktığınızda biz Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hepsinden çok çok güçlüyüz, çok çok iyi konumdayız.

Enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirerek, faizleri hızla düşürerek, ülkemizin üzerindeki kara bulutları dağıtıyoruz. 2020 inşallah faizlerin çok daha düştüğü bir yıl olacak.

Şimdi ben buradan girişimcilerimize sesleniyorum; gelin yatırım yapın. Her sektöre sesleniyorum, hangi sektörde çalışıyorsa gel yatırım yap. Bankalarımızın kapısı artık sizlere açık ve faizdeki oranlar açık net ortada, gel yatırım yap.

İki; diyorum ki, kendi parana dön ve kendi paranı kullanmaktan çekinme. Artık dövizle borçlanma değil, yerli parayla, inşallah milli parayla adım atma dönemine döndük, bunu başarıyla yürütme durumundayız.

Şu anda geçen yıl yaşanan sıkıntılar sebebiyle gerileyen konut, otomobil, beyaz eşya satışlarıyla yeni kurulan şirket sayısının yeniden yükselmeye başlaması ekonomideki toparlanmanın işaretlerinden biridir. Bakın konutlarda ciddi bir artış satışlarda, otomobilde aynı şekilde, beyaz eşyada aynı şekilde bu artışlar başladı. Şimdi burada sadece yatırımcılarımıza sesleniyorum, endişe etmeyin, tereddüt etmeyin, lütfen kendi alanlarınızda, sektörünüzde yatırım yapmaya devam edin.

Değerli Arkadaşlar,

Görüldüğü gibi Türkiye güvenlik yanında ekonomi alanında da kararlı bir şekilde hedeflerine doğru ilerliyor. Demokrasimizi ve hukuk devletimizi güçlendirmeye, hak ve özgürlüklerin kullanımının genişletilmesine yönelik çalışmalarımızdan asla taviz vermiyoruz. Yargı reformu stratejisi belgesi bu konudaki en önemli haritalarımızdan biridir.

Hiç şüphesiz son dönemdeki en büyük demokrasi hamlemiz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçmemiz olmuştur, böylece milletimizin doğrudan yürütme organının temsilcisi olacak kişiyi belirleyebilmesini sağladık. Gücünü milli iradeden alan ve hesabı yine oraya veren bir yönetim anlayışının ülkemizi çok daha güçlü kıldığına inanıyoruz.

Bir kez daha altını çizerek belirtmek istiyorum, ülkemizdeki herkes, kökeni, meşrebi, mezhebi, ideolojisi ne olursa olsun birinci sınıf vatandaşımızdır. Her vatandaşımız tüm haklardan ve özgürlüklerden eşit şekilde yararlanabilir. Bugün artık dünyanın neresinde olursa olsun her Türk vatandaşı ülkesinin gücünün ve desteğinin arkasında olduğunu biliyor. Türkiye’ye yönelik husumet dalgası genellikle halklar değil, yönetimler ve medya nezdinde geçerlidir. Bunun sebebi de Türkiye’nin yazılan senaryolarda kendine biçilen rolü oynamak yerine milli bir siyaset tarzı izlemekte ısrarcı olmasıdır. Bu birilerini ciddi manada rahatsız ediyor.

Küresel ve bölgesel düzeyde kendi haklarımızı savunur, politikalarımızı fiilen hayata geçirirken ekonomimizi ve demokrasimizi geliştirmekte de kararlıyız. Demokrasimizi geliştirmek için atmamız gereken yeni adımlar elbette vardır. Aynı şekilde ekonomide yapısal reformlar sürdürmemiz gerektiğini de biliyoruz. Bunları da önümüzdeki süreçte birer birer hayata geçireceğiz. Her bir meseleyi kendi mecrasında takip ederken, bunların birbirleriyle ilişkilerini de göz ardı etmiyoruz. Siyasi ilişkilerdeki dalgalanmaların diğer konulara nasıl kolaylıkla sirayet ettirilebildiğinin pek çok örneğini son yıllarda ardı ardına yaşadık. Bu tablo bize her alanda aynı anda güçlü olmamız gerektiğini de gösteriyor. Demokrasiyi, ekonomiyi, güvenliği, altyapıyı hep birlikte ne kadar ileriye taşıyabilirsek, ülkemizin geleceğini o derece aydınlık hale getirebiliriz. Bunun için 2023 hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Bizden sonraki nesillere miras bırakacağımız 2053 ve 2071 vizyonları ancak böyle güçlü bir temel üzerinde hayata geçirilebilir. İşte tüm bu süreci sizlerle birlikte yücelterek başarıya ulaştıracağız.

AK Parti, Türkiye’nin son 17 yılına damga vurmanın yanında geleceğinin de partisidir. Sizler partimizi ne kadar iyi temsil eder, milletimizle olan bağını ne kadar güçlendirirseniz ülkemiz de hedeflerine o kadar hızlı ve kararlı bir şekilde yürüyebilir. Bu konuda ben sizlere güveniyorum. Bugüne kadar verdiğiniz emekler ve bundan sonraki çalışmalarınız için her birinize tekrar tekrar şükranlarımı sunuyorum.

Bu vesileyle sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. İllerinizde, ilçelerinizde, beldelerimizde aman ha toprağımıza ve milletimize olan görevimizi yerine dört dörtlük getirelim diyorum.

Kalın sağlıcakla. Çalışmalarımızın başarısı için Rabbime dua ediyorum.