Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezleri Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

16.11.2019

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Açılışını yaptığımız Fatih, Silivri, Zeytinburnu ve Topkapı sosyal güvenlik merkezlerinin ülkemize ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu merkezlerde vatandaşlarımıza en güzel, en kaliteli, en hızlı hizmetlerin verileceğine inanıyorum.

Sosyal güvenlik merkezlerinin şehrimize kazandırılmasında emeği geçen bakanlığımıza, Sosyal Güvenlik Kurumumuza, mimarından işçisine herkese teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin son 17 yılda yaşadığı büyük değişimin en somut hissedildiği alanların başında sosyal güvenlik sistemimiz geliyor. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın, anlayışıyla sosyal güvenlik sistemimizi baştan sona inşa ettik, yeniden inşa ettik. Geçmişte işçi ayrı, memur için ayrı, esnaf için ayrı verilen hizmetleri tek çatı altında birleştirdik, böylece hem hizmet sunumunda, hem de kalitede standardı sağladık. Mali açıdan daha güçlü hale gelen sosyal güvenlik sistemimizin bütçe üzerindeki yükünü de azalttık. Vatandaşlarımızın taleplerine doğrudan ve en hızlı hizmeti verecek bir iletişim ağı kurduk. Elektronik devlet uygulamalarıyla da geçmişte fiziki mekânlarda ve kâğıt üzerinden yürütülen pek çok hizmeti elektronik ortama taşıdık sosyal güvenlik borçlarının ödemesini kolaylaştırmak için çeşitli yapılandırma kanunları çıkardık. Muhtarlar ve güvenlik korucuları gibi geçmişte sosyal güvenlik primleri kamu tarafından ödenmeyen kesimleri de devlet şemsiyesi altına aldık. Pek çok kesime fiili hizmet süresi zammı hakkı vererek, çalışma adaletini gözettik.

Emekli maaşlarını insani düzeyde hayat sürdürebilecek seviyelere çıkarttık. Geçtiğimiz 17 yılda emekli maaşlarını 4 kata varan oranlarda arttırdık. Prim ödemesine ve yılına bakmaksızın hiçbir emekli maaşının bin liranın altında kalmamasını sağladık. Son olarak emeklilerimize kurban ve ramazan bayramlarında bin lira ikramiye vermeye başladık. Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden emeklilerin aylıklarındaki kesinti oranını önce düşürdük, sonra da tamamen kaldırdık.

Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın sosyal güvenlik sistemimize intibakları için her türlü kolaylığı gösterdik.

Tasarruf Teşvik Fonu ve Konut Edindirme Yardımı kesintilerini yıllar sonra tüm hak sahiplerine ödeyerek, devletin milletine borçlu kalmasının önüne geçtik.

Değerli Kardeşlerim,

Geçtiğimiz 17 yılda sosyal güvenlik alanının sağlık hizmetleri boyutunda da çok önemli ilerlemeler sağladık. Sağlık hizmetlerinden yararlanmada prim borcu sürelerini esnettik.

Ülkemizde genel sağlık sigortası şemsiyesi dışında kimseyi bırakmayacak bir sistem kurduk. Bu sistemde herkese birinci sınıf sağlık hizmeti sunuyoruz. Sağlık karnesi gibi, yeşil kart gibi vatandaşlarımızın işini zorlaştıran veya rencide eden uygulamaların tamamına son verdik. Artık vatandaşlarımız istedikleri hastaneden sağlık hizmeti alabilmekte, istedikleri eczaneden ilaçlarını temin edebilmektedir. Biz gelmeden önce, hatırlayın bir ilaç reçetesinin içindeki ilaçların hastaneden ya bir tanesini, ya iki tanesini alabiliyorduk, diğerlerini git paranla al diyorlardı; hatırlıyoruz o günleri değil mi? Ama şimdi onlar kalktı, şimdi böyle bir şey yok. Elektronik reçete sistemiyle yanlış ilaç, yanlış doz gibi sorunları ortadan kaldırdık. Ödeme listesindeki ilaç sayısını 2 katından fazla artırdık.

Evde verilen sağlık hizmetlerinin finansmanını üstlenerek, bu alanda dünyada eşine az rastlanır bir seviyeye ulaştık. Artık evlere de sağlık hizmeti veriyor muyuz? Onu da veriyoruz. 

Tüp bebekten kalıtsal hastalıkların tedavisine, psikososyal ve ruhsal problemlere kadar pek çok tedaviyi ödeme kapsamına aldık. Kanser tedavisinde oldukça yüksek bedeli olan işlemlerden ilave ücret alınmasının önüne geçtik. Yerli ilaç üretimi ve yerli plazmadan kan ürünleri üretimine özel önem verdik. Bu konuda tüm yaşanan sıkıntıları yakından takip ediyorum ve inşallah kısa sürede hepsini de aşacağız.

Kardeşlerim,

Ateşli silah ve trafik kazaları kaynaklı 3 boyutlu protez ihtiyaçlarının bedellerini onları da karşılamaya başladık; bunlar kolay işler değildi. Ama şimdi protez olayında da biz annelerin, babaların yanındayız. Niye? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi, Kanuni Sultan Süleyman böyle diyor, gerekirse devlet olmasın, ama benim vatandaşım sağlıklı olsun diyor.

Evvel Allah hiç endişeniz olmasın, dik duruyoruz, dik durmaya devam edeceğiz, hangi şartlarda olursa olsun, nerede olursa olsun aynen böyle devam edeceğiz.

Gençlerimizin okullarından mezun olduktan sonra 2 yıl daha ücretsiz sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerini temin ettik.

İstihdamı ekonomik boyutu yanında sosyal yönüyle de hep destekledik. Kayıt dışı istihdamla etkin bir mücadele yürüttük. Böylece kayıt dışı istihdamı yüzde 52 düzeyinden yüzde 36 seviyesine kadar indirdik, böylece kayıt altındaki aktif sigortalı sayısını 12 milyondan 21 milyon 410 bin seviyesine çıkarttık; burası çok önemli, bakın nereden nereye geldik. Kayıt dışıyla birlikte toplam istihdam 29 milyonun üzerine kadar çıktı. İstihdamda son dönemde yaşadığımız kayıpları da hızla telafi ediyoruz, edeceğiz.

Daha önce yüzde 8,4 seviyesine kadar düşürdüğümüz işsizlik oranı, geçtiğimiz yılın Ağustos ayında maruz kaldığımız kur, enflasyon, faiz saldırısının ardından yüzde 14’e kadar çıktı.  Bu oranın özellikle Eylül verisinin belli olmasıyla birlikte yeniden düşmeye başlamasını bekliyoruz. İş gücü arzı sürekli artan Türkiye daha çok yatırım yaparak, daha çok üreterek, daha çok ihraç ederek, daha çok büyüyerek istihdamını geliştirecektir.

Kardeşlerim,

Hatırlayın, 17 yıl önce göreve geldiğimizde ihracatımız neydi biliyor musunuz? 36 milyar dolar, şimdi 171 milyar dolara çıktık, nereden nereye. İnsanlarımıza sadece iş değil, aynı zamanda yüksek bir hayat standardı da sağlamayı amaçlıyoruz. Bunun için dünyanın ve ülkemizin değişen ihtiyaçlarına uygun istihdam politikalarının geliştirilmesine özel önem veriyoruz. Hedefimiz, çalışan herkesin kayıt altında olmasını sağlamaktır. Kayıtlı istihdamı teşvik etmek için pek çok farklı projeyi, desteği hayata geçirdik. Kadınlara ve gençlere özel istihdam programları geliştirdik. İşverenlere ve çalışanlara sağladığımız teşviklerle istihdamın güçlü bir şeklide büyümesini sağladık. Ekonomideki genel toparlanma ve yeniden büyüme sürecinin etkisiyle önümüzdeki yıl çok daha sevindirici bir istihdam artışı bekliyoruz.

Cari işlemler hesabının Eylül ayı itibarıyla verdiği fazla ne oldu biliyor musunuz? 5,9 milyar dolara çıktı. Bakın eskiden açık veriyordu, şimdi fazla veriyor. Altın ve enerji hariç tutulduğunda bu rakam 47,7 milyar dolar fazlaya kadar çıkıyor. Bay Kemal ne diyordu? Bunlar şimdi IMF’e gidecekler diyordu. Bay Kemal, IMF’in kapısını CHP zihniyeti açtı, biz değil. Göreve geldiğimizde IMF’ye borç neydi? 23,5 milyar dolar. Mayıs 2013’te bu 23,5 milyar doları sıfırladık, artık bizim IMF ile işimiz yok. Merkez Bankasının döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, şimdi hamdolsun 105-106 milyar dolara çıktı. Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıkmıştık, tekrar oralara çıkacağız ve daha da artacağız. Yine Eylül ayında, dikkat edin değerli kardeşlerim, sanayi üretiminin yıllık yüzde 3,4 artış göstermesi yılsonu büyüme rakamının artı olacağını işaret ediyor.

Turizmde gerçekten bereketli bir sezon geçiriyoruz. Ve şu anda görünen o ki, bu yıl turist sayısı 50 milyonu aşacak, Türkiye artık önemli bir destinasyon oldu dünyada.

Açılan şirket sayısı yüzde 22’ye yakın arttı. Ana Muhalefet yalan söylüyor, diyor ki azaldı.  Bak, faiz maalesef yüzde 30’ların üzerine, yüzde 40’a doğru gitmişti, ne oldu? Merkez Bankası Başkanı’nı görevden aldık, yeni Merkez Bankası Başkanımızla beraber hamdolsun şu anda faiz oranı yüzde 13,5’a kadar indi, daha da inecek ve enflasyon da tek haneli rakama inecek 2020’de.

Ve yatırımda girişimcinin kredi faizi tek haneliye girdiği anda bu ne demektir biliyor musunuz? Yatırımlar da artacak. Bu ne demektir? İstihdam da artacak. Bu ne demektir? Üretim de artacak. Bu ne demektir? Rekabet gücü de artacak Türkiye’nin. Bu ne demektir? Büyüme de artacak.

Ülkemizin risk primi, dolayısıyla borçlanma maliyetimiz sürekli azalıyor.

Borsamız ne oldu? Değerli kardeşlerim, Biz geldiğimizde neydi biliyor musunuz? 11’di 11, şimdi bak 105-106, buralara geldi.

Enflasyon, az önce söyledim, değerli kardeşlerim, aylık enflasyon olarak söylüyorum, yüzde 8,6 ile son 1,5 yılın en düşük seviyesine indi. Ekonomik güven endeksi son 15 ayın zirvesine çıktı. Faizlerin gerilemesinden konuttan otomobil satışlarına kadar her alanda gözde görülür bir hareketlenme başladı, araçta da, konutta da. İnşallah bu olumlu gelişmeler devam edecek ve Türkiye hak ettiği seviyeye ulaşacak.

Kardeşlerim,

Türkiye’nin gerçekleştirdiği sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri reformları tüm dünyaya örnek olmuştur. Pek çok devlet benzer bir sistemi kurmak için harekete geçmiş, ama çoğu bunu başaramamıştır, Amerika da dahil. Amerika gibi dünyanın en zengin ülkelerinden biri dahi bu konuda hedeflerine ulaşamamıştır. Nüfusunun neredeyse tamamını sosyal güvenlik ve sağlık hizmetleri şemsiyesi altına almayı başaran Türkiye’nin farkı, kurduğu sistemin sürdürülebilirliğini de sağlamasıdır.

Nitekim verilen hizmetlerin hem yelpazesi genişlediği, hem kalitesi yükseldiği halde, Sosyal Güvenli Kurumumuzun gelirlerinin giderlerini karşılama oranı yüzde 71,5’dan yüzde 89,4’e çıktı. Üstelik geçtiğimiz 17 yılda emekli sayışımız da 6,5 milyondan 12,9 milyon seviyesine ulaştı. Buna rağmen sosyal güvenlik sistemimizin kendi kendini finanse etme oranı çok yüksektir. Geçmişte ülkenin diğer tüm hizmet alanları gibi sosyal güvenlik sistemini de çökertenler, bugün hiç yüzleri kızarmadan karşımızdaki bu tabloyu küçümsemeye, hatta kötülemeye çalışıyorlar.

Hatırlayın, bilmiyorum şu anda ekranda var mıdır ama Savaş Ay’ın o programını hatırlıyorsunuz değil mi? Sağ olsun bak hemen geldi; rezalete bakın rezalete.

Tablo bu. Yani Bay Kemal’e 5 tane koyun teslim edin, inanın kaybeder gelir, yapacağı bir şey yok. İşte en dinamik, kendini güçlü hissettiği zamanda kendisine SSK’yı verdiler, hâl ortada. Ne diyor bir de? 10 yıl önce diyor daha iyiydi diyor, bugün daha kötü. Şecaat arz ederken, sirkatin söylüyor.

Kardeşlerim,

Benim milletim bunları iyi tanıması lazım. İşte şu anda bizim hastanelerimiz. Hak ve hakkaniyetle bağdaşmayan bu gayretlerin gerisinde eski dönemdeki başarısızlıkları örtme niyeti var. Bir de, acaba bizim şehir hastaneleri var mı? Şehir hastanelerinden şöyle bir görüntü verirsek isabetli olur. Hatırlayın, doğum yapardı, doğum yapan anne rehindi, ölü rehindi.

Buyurun, şimdi şu hastaneleri görüyorsunuz değil mi? Bunlar yeni şehir hastanelerimiz. İşi gücü bu, gene bir şey söyleyecek tabii, zarar ediyor. Ben ne dedim? Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Yani halkıma hizmetten dolayı zarar ediyorsak edelim.

İşte şu hâli görüyorsunuz bakın, buyurun. Şimdi bunlar benim Ahmet’ime, Mehmet’ime, Ayşe’me, Fatma’ma layık değil mi? Ama bunu çok görüyorlar ya. Zarar ediyor, diyor. Halkıma hizmetten dolayı zarar ediyorsak, edelim. Ama bunlar götürdüler hep götürdüler, onun için de halka hizmet veremediler. Kirli poşetleri, giyilmiş poşetleri tekrar vatandaşıma sattılar. Kan revan içindeki o serum şişeleriyle ne yazık ki tuvaletleri doldurdular, banyoları doldurdular. Sağlam girsen hasta çıkarsın, o hale getirdiler.

Kardeşlerim,

Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan bütçe transferlerine yönelik eleştirilerin çoğu bunların ne anlama geldiği dahi bilinmeden yapılmıyor. Birileri Türkiye’nin sosyal devlet alanında geldiği seviyeyi anlamakta zorluk çekiyor. Daha da vahimi, geçmişte faize ödenen paraların doğrudan millete hizmet için kullanılmasından da rahatsız oluyor. Anayasamıza göre, zorunlu olan genel sağlık sigortasına 30 yıl boyunca niçin geçilemediğini izah edemeyenler, yapılan işlere kulp takmada yarışa giriyor.

Geçmişte SSK’yı iflas ettirenlerin, bugün erken emeklilik başta olmak üzere teklif ettikleri her uygulamayla aynı amacı güttükleri bir gerçektir. Tutturmuş bir EYT, erken emeklilik. İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı ve bizim ülkenin başına da bu erken emekliliği dolayanlar maalesef bunun bedelini ödeyecekler ve ödediler. Niçin erken emeklilik? Bırakalım ne zaman emekli olması gerekiyorsa o zaman emekli olsun ve parasını da en güzel şekliyle alsın. Hem erken emekli olduğu zaman ideal olan ücreti alamayacak, hem de kardeşlerim, ikinci bir iş aramak suretiyle de ikinci işle işsizliğe ne yazık ki öncü olacak. Sosyal güvenlik sistemimizin çökmesini istemelerinin zaten tek sebebi, böylece oluşan kaos ortamından kendilerine siyasi rant devşirme hesabıdır. Bu hesap kötü bir hesaptır, şer bir hesaptır, zararlı bir hesaptır. Biz bunu politik hesaplarla yapmayız ve yapmayacağız da. Arkadaşlarıma söylüyorum, beni bu yola asla teşvik etmeyin. Milletimin faydası neredeyse ona varım, milletimin ve ülkemin zararına olan bir şeye asla yokum, seçim kaybetsek de yokum.  

Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uyarlamaya çalışıyor, bizdeki bazı köhne zihniyetler sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor. Halbuki işte rakamlar ortada, verilen hizmetler ortada, yapılan işler ortada, sonuç ortada. Milletimiz evinde, iş yerinde, okulunda, hastanesinde, her yerde bu gerçekleri bizzat görüyor. Gençler eski Türkiye’yi hatırlamaz, ama yaşı 35’in üzerinde olanlar o günleri iyi bilir. Tüm bu alanlarda eski Türkiye’de yaşanan sıkıntıları, yoklukları, sefaleti kelimelere dökmek dahi zor. Allah bir daha bize o günler göstermesin. Elimdeki imkânlarla sıkı sıkıya biz inşallah istikbale sahip çıkacağız.

Kardeşlerim,

Gençlik ikinci köprüyü daha yeni yeni hatırlıyor, üçüncü köprüyü zaten hatırlamaz, öyle mi? Marmaray, gençlik bilmez, Avrasya Tüneli’ni bilmiyor, daha yeni yeni bunları şey yapıyor. Şimdi 14-15 yaşında olanlar bunları bilir mi? Bilmez. Ve Osman Gazi Köprüsü’nü bilmez; bunları biz yaptık. Ve İstanbul-İzmir arasını değerli kardeşlerim, 4 saat 15 dakikaya biz indirdik. Şimdi biniyorsun arabana, 4 saat 15 dakikada İzmir’desin. Büyük ve güçlü Türkiye böyle kurulur, vatandaşlarına en güzel hizmetleri vermek böyledir.

İşte buyurun, dünyanın sayılı ilk 3’ü içerisindeki havalimanını kurduk mu? Kurduk. Ve şu anda dünyanın değişik yerlerinden gelip bizim havalimanımızı geziyorlar. Şimdi bağlantıları yapılıyor, Mecidiyeköy’den oraya raylı sistem, o da kuruluyor. Ben üzülüyorum, pek bizim bu havalimanını da kullanmıyorlar nedense. Halbuki kullansınlar ya, hayırlı olsun. Niye kullanmasınlar? Biz ayrım yaparak kurmadık buraları, tüm milletimiz için kurduk.

Aynı şekilde üniversiteler; işte geldiğimizde üniversite sayısı 76’ydı, şimdi 206, Türkiye’de üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Bu millet eğitimin de, sağlığın da, güvenliğin de, adaletin de, teknolojinin de, ulaşımın da, enerjinin de, sporun da, velhasıl her şeyin en mükemmeline layıktır.

İnşallah şimdi Avrupa Kupası’na gidiyoruz ve inşallah Avrupa Kupası’ndan da başarılı bir neticeyle çıkmayı hem gençlerimizden istiyoruz, hem de duamız o ve olmaması için de hiçbir sebep yok. Yeni bir tarihi inşallah gerek Şenol Hocamız, gerekse ekibi, bu gençler yazacaklar, ben bunu görüyorum. Ve bu millete artık bu da yakışır, bu millet bunu da başaracak ben buna inanıyorum.

Rabbime bize böyle bir millete hizmet etme imkânı verdiği için ne kadar hamd etsem azdır.

Sevgili Kardeşlerim,

Türkiye’nin içeride elde ettiği kazanımları artırarak devam ettirmesinin şartı, bölgesinde ve dünyada güçlü bir devlet olarak varlığını sürdürmesinden geçiyor. İşte en son Amerika seyahatini izlediniz ve Amerika seyahatinde yaptığımız görüşmeler, orada vardığımız neticeler. Ve Barış Pınarı Harekâtı’yla ilgili Mehmetçiğimizin özellikle Suriye’nin kuzeyinde aldığı başarı ve kazandığımız oradaki hamdolsun o mücadele bir şeyi ortaya koyuyor; bu millet bir şeye inandı mı bunu başarır.

Ve İstiklâl Marşı’mızda ne diyor Akif:

“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.”

Evet, Mehmet’imiz öyle gitti. Fakat enteresan bir şey var, şimdi Mehmet’imiz orada şu ana kadar 11-12 şehit verdi. Ama Mehmet’imizle beraber orada bu mücadelenin içinde olan Suriye Milli Ordusu var, onlar da 160-170 civarında şehit verdi. Ve beraber yürüyorlar ve beraber yürüyerek, bu mücadeleyi veriyorlar. Ve onlara Ana Muhalefet ne diyor? Terörist diyor ya. Ya onlar o toprakların sahibi ve o topraklarda onlar bizim Mehmet’imizle beraber yürüyorlar. Nasıl oluyor da sen onlara terörist diyorsun? Çünkü onlar teröristlerle beraber yürüdüler, Bay Kemal teröristlerle beraber yürüdü, PKK’yla beraber yürüdü, PKK’nın destekledikleriyle beraber yürüdü. Ve bu gerçekler belgelerle, filmlerle, her şeyle elimizde. Ülkemizin son 6 yılda ardı ardına maruz kaldığı saldırıların gerisinde gücümüzü kırarak, kazanımlarımızı sınırlandırarak hedeflerimize ulaşmamızın önüne geçme gayesi vardır, sokaklarımız bunun için karıştırılmak istendi. Ama artık terörü Güneydoğu’da, Doğu’da büyük oranda hallettik.

Kardeşim, öyle bir şeye getiriyorlar ki; YPG’yle PYD’yi Kürt diye tanımlıyor. Şimdi bu bir defa benim Kürt vatandaşlarıma saygısızlıktır, Kürtlere saygısızlıktır. YPG’yle PYD’yi Kürt diye tanımlamak saygısızlığın daniskasıdır. Onlar teröristtir ve teröristlerle Kürt kardeşlerimi birbirine karıştırmayalım. Hep söylüyorum, benim şu anda Parlamentodaki Grubumun içerisinde 50 Kürt milletvekilim var, bizim böyle bir ayrımımız yok. Niye yok? Çünkü biz Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, velhasıl yaratılanı Yaratandan ötürü sevdik, bizde böyle bir ayrım yok.

Ve güney sınırlarımız boyunca bir terör koridoru kurma girişimi bizi kendi içimize hapsetme projesinin ürünüdür. Hamdolsun, bu saldırı dalgasının tamamını da kararlılıkla ve cesaretle göğüsledik, boşa çıkarttık. Sadece bununla kalmadık, tehditleri sınırlarımız dışında bertaraf edecek adımlar attık. Bizi kendi içimize hapsetmeye çalışanlara cevabımızı her alan bölgemizde ve dünyada gücümüzü daha çok hissettirerek verdik; tabi bu uzun soluklu bir mücadeledir.

Ülkemize yönelik saldırıların önümüze, kurulan tuzakların, maruz kaldığımız haksız baskıların bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. Ama şu gerçeği de herkes görüyor: Türkiye bu tür ucuz numaralarla, tehditlerle, baskılarla, kuşatmalarla teslim olacak bir ülke değildir, bir millet değildir. Bu ülkenin gerisinde binlerce yıllık bir devlet geleneği, kadim bir medeniyet mirası vardır. Bu ülkenin gücünün kaynağı dünyanın dört bir yanında etkisi hissedilen zengin kültür birikimiyle, her bireyinin gönlüne ve zihnine nakşolmuş sağlam tarih bilinci vardır. Biz bu vasıflarımıza sıkı sıkıya sahip çıktığımız sürece, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle kimse Türkiye’nin bileğini bükemez, kimse ülkemize diz çöktüremez. Suriye’de, Irak’ta, Doğu Akdeniz’de, Libya’da, Afrika’da, Balkanlar’da verdiğimiz mücadele dünyanın dört bir yanında yürüttüğümüz çalışmalar bunun en açık ispatıdır; başaramadılar, başaramayacaklar.

Bizim Rabia’mız var, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Çünkü biz Türkiye’yiz, çünkü biz Türk milletiyiz, çünkü bizim arkamızda yüzmilyonlarca kardeşimizin duası bulunuyor. Yeter ki 82 milyon bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Dünyada böyle bir gücü teslim alacak ne silah, ne teknoloji, ne para, ne siyaset yoktur.

İşte bize insansız hava aracı vermediler, silahlı insansız hava aracı vermediler. Şimdi hepsini de biz yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Akıllı bomba vermediler, bunları hep gittim istedim, vermediler. Şimdi biz akıllı bombayı da yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Şimdi Akıncı’yı da yapıyoruz, Akınca beşinci nesil, çok ileri bir silahlı, ama insansız bir araç, yüksek irtifa uçuyor ve inşallah terörle mücadelede en büyük gücümüz olacak.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yaptığımız sosyal güvenlik merkezlerimizin hayırlı olmasını diliyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.