TAİK Tarafından Düzenlenen 10. Türkiye Yatırım Konferansı’nda Yaptıkları Konuşma

25.09.2019

Amerikan İş Konseyi Temsilcileri,

Değerli Girişimcilerimiz,

Sivil Toplum Örgütlerimizin Kıymetli Önderleri,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Türk-Amerikan İş Konseyimiz tarafından düzenlenen bu anlamlı etkinlikte sizlerle biraraya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Organizasyona ev sahipliği yapan Türk-Amerikan İş Konseyi’ne şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Toplantımızın her iki ülke yatırımcıları için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Sizler Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki mevcut bağları geliştirmek için büyük emek verdiniz. İki ülke de sizin bu çabalarınızdan faydalanmıştır. Ülkemizi de yakından etkileyen pek çok gelişmenin aynı anda yaşandığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Küresel düzenin parametrelerini sarsan bu süreç uluslararası ilişkilere hakim olan ortam kadar iş dünyasını da yakından ilgilendiriyor.

Ticaret savaşları, belirsizliği artırmanın yanı sıra gelişmekte olan ekonomilerin özellikle üzerinde ağır tahribatlara neden oluyor. Yaklaşık 250 trilyon doları bulan küresel borç stoku ise durumun hassasiyetini zaten apaçık ortaya koyuyor.

Türkiye olarak dünyanın en büyük ilk iki ekonomisinin sorumluluk bilinciyle hareket edeceğine inanıyoruz. Anlaşmazlıkların Dünya Ticaret Örgütü’nün yerleşik teamülleri çerçevesinde en kısa sürede çözüleceğini ümit ediyoruz. Böyle bir dönemde gerçekleştirdiğimiz toplantımızın birbirimizi daha iyi anlamamıza, Türk ekonomisi hakkında çok daha doğru bir resmin çizilmesine vesile olacağına inanıyorum.

Kıymetli Misafirler,

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı ve stratejik müttefiklik ilişkisi vardır. İlişkilerimizde zaman zaman görüş ayrılıkları yaşasak da ortaklığımız bugüne kadar pek çok zorluğun üstesinden gelmiştir. Son dönemde de Türk-Amerikan ilişkilerinin ciddi şekilde test edildiği bir süreci hep birlikte yaşadık. Ancak değerli dostum Başkan Trump’la aramızda tesis ettiğimiz yakın diyalog ve iletişim sayesinde bu sıkıntılı süreci aşıyoruz. Tabii bu birilerini de rahatsız ediyor veya kıskandırıyor. İki lider olarak ülkelerimiz arasında pozitif gündeme odaklanmak istiyoruz. Bu pozitif gündemin en önemli unsurlarından biri de, ekonomik ve ticari ilişkilerimizin gerçek potansiyeli yansıtacak düzeye ulaştırılmasıdır.

Sayın Başkanla yaptığımız görüşmede ikili ticaret hacmimiz için 100 milyar dolarlık bir hedef belirledik. Enerjiden müteahhitlik hizmetlerine, turizmden tekstile iki ülkenin nispeten üstünlük sahibi olduğu alanlarda işbirliğimizi çeşitlendirme kararı aldık. Bu hedef doğrultusunda hem iki ülke yetkilileri, hem de özel sektör temsilcileri önemli çalışmalar yapıyor. Bilhassa Türk-Amerikan İş Konseyi’nin hazırladığı raporun bu hedefe yönelik gayretlere ışık tutacağına inanıyorum.

Geçtiğimiz haftalarda tecrübeli bir yatırımcı da olan Ticaret Bakanı Sayın Ross’u ülkemizde ağırladık. Bakan Ross, hem ilgili bakanlarımız, hem de özel sektör temsilcileriyle biraraya geldi. Biz de kendisiyle beraber ülkemizde önemli yatırımları bulunan Amerikan firmalarının temsilcilerini kabul ettik. Hâlihazırda bin 800’den fazla Amerikan firması teknolojiden gıdaya, sağlıktan bilişime çok geniş bir yelpazede Türkiye’de faaliyet gösteriyor. Bu firmaların ülkemizdeki güncel yatırımları 50 milyar doları aşıyor. Son 17 yılda Amerika’dan ülkemize 12 milyar dolar civarında doğrudan yatırım gerçekleşti. Bugün itibariyle Türk firmalarının Amerika’daki yatırımları da 5 milyar dolara yaklaşmış bulunuyor. Türkiye olarak toplam ihracatımız son 12 aylık dilimde yüzde 5,2 artarak 170 milyar doları bulmuş. Bu yılın ilk sekiz ayındaki ihracatımız 117 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırarken, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 86’yı buldu. Yıllarca ekonomimizin yumuşak karnı olarak gösterilen cari açık sorununu önemli oranda çözdük.

Amerika Birleşik Devletleri, en fazla ihracat yaptığımız beşinci ve en fazla ithalat yaptığımız dördüncü ülke konumundadır. Ancak dünya ile en fazla ticaret yapan ülke olan Amerika’nın ülkemizle ticaretinin 21 milyar dolarda kalmasını biz yeterli bulmuyoruz. Hükümetlerimizin ortak çabası, sizlerin desteği ve iki devlet başkanı olarak ortaya koyduğumuz güçlü iradeyle yüz milyar dolar hedefine süratle ulaşabileceğimize doğrusu ben inanıyorum.

Burada öncelikle bir pürüzü gidermemiz gerekiyor. Ticaretini güçlendirmek isteyen ülkeler aralarına engel koymaz. Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkemize karşı uygulamaya koyduğu bazı tedbirleri yeniden değerlendirmesini ve kaldırmasını istiyoruz. Bilhassa çelik ve alüminyum ihracatımıza yönelik olarak getirilen ilave tarifeler ve genelleştirilmiş tercihler sisteminden çıkarılmamız gibi kararlardan geri dönülmesi gerekiyor. Bu konuda birçok ülkeye getirilen istisnalardan Türkiye de yararlanmalıdır. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nin önümüzdeki dönemde almayı planladığı önlemlerden de Türkiye’yi muaf tutmasını bekliyoruz. Zira biz her şeyden önce stratejik ortağız, bu yıllara dayalı.

Serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlanmasının da yine ticaret hacmi hedefine ulaşılması bakımından yararlı olacağına inanıyorum. Böyle bir anlaşma öncelikle iki ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine katkıda bulunacaktır. Bunun yanında anlaşma, Türk ve Amerikan şirketlerinin iki ülkenin mücavir coğrafyalarına açılmalarına, hatta üçüncü ülkelerde ortak projeler geliştirmelerine de imkân sağlayacaktır.

Değerli Konuklar,

Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana Türk ekonomisiyle ilgili kasıtlı, önyargılı mevcut durumu resmetmekten ziyade temennileri dillendiren bir kampanya sürdürülüyor. Hâlbuki Türkiye, küresel ekonomideki daralmaya, etrafındaki siyasi, güvenlik ve insani krizlere rağmen bölgesinde bir istikrar adası olmaya devam ediyor. Türk ekonomisinin makroekonomileri ve temelleri son derece güçlü ve sağlıklıdır. 2002’den bu yana 215 milyar doları aşan doğrudan yatırımın Türkiye’yi tercih etmesi bunun işaretlerinden biridir. Etkisini giderek daha fazla hissettiren küresel ekonomik durgunluğa rağmen Türk ekonomisi canlılığını koruyor. Uluslararası yatırımcılar için Türkiye en önemli çekim merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Küresel doğrudan yatırımlar 2018 yılında yüzde 13 gerilerken, Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımlar yüzde 13 artarak, 13 milyar dolara ulaştı. Yeterli mi? Değil, ama artıracağız. Böylece 199 ülkenin yer aldığı en fazla dış yatırım alan ülkeler sıralamasında 2018 yılında bir önceki yıla göre dört sıra yükseldik. Yine bu dönemde Amerika Birleşik Devletleri ülkemize en fazla doğrudan yatırım yapan 6. ülke oldu. Ülkemiz bugün satın alma gücü paritesine göre dünyanın 13, Avrupa’nın 5. en büyük ekonomisidir. Gerek iş yapma kolaylığı, gerekse altyapı yatırımları bakımından ülkemizi her açıdan cazip hale getirmeye yönelik kararlılığımız devam ediyor. Dünya Bankası iş yapma kolaylığı endeksinde Türkiye son 10 yılda 30 basamak birden yükselmiştir. 2018 itibariyle 46 milyon ziyaretçiyle küresel sıralamada iki sıra daha yükselerek en çok turist çeken 6. ülke konumuna geldik. Bu sene turizmde rekora koşuyoruz. 2019 yılında bu rakamın 50 milyonu aşmasını bekliyoruz. Turizm sektöründe yakaladığımız başarının da etkisiyle ekonomimizi cari açık veren bir durumdan cari fazla veren bir duruma getirdik.

Bankacılık sektörümüz ise, gerek teknolojik altyapısı, gerekse de şoklara karşı dayanıklılığıyla en önemli sektörlerimizin başında geliyor. Yaklaşık yüzde 18 düzeyinde olan Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı yüzde 8 olan uluslararası standartların oldukça üstünde yer alıyor.

Türkiye, son 17 yılda bir taraftan ekonomisini büyütüp vatandaşlarının refah seviyesini adaletli bir şekilde yükseltirken, demokrasisine dönük pek çok saldırıyı da püskürtmeyi başarmıştır. 15 Temmuz darbe girişimi, Türk demokrasisini hedef alan en büyük terör eylemlerinden biridir. Darbe teşebbüsü gecesi 251 vatandaşımızın hayatına mal olan bu menfur eylem, milletimizin dirayeti ve direnişi sayesinde akim kalmıştır. Son üç yıldır bir taraftan örgütü tasfiye etmek, diğer taraftan da darbecilerin hukuka hesap vermesini sağlamak için çaba harcıyoruz. En alttan en tepeye kadar son darbeci de yargıya hesap verene kadar FETÖ ile mücadelemizi sürdüreceğiz. Ancak ortaya koyduğumuz klasörler dolusu delile rağmen FETÖ elebaşının Pensilvanya’da hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmesi, milletimizi ve şehit ailelerini rencide ediyor, yaralıyor. Demokrasi ve özgürlükler konusunda iddia sahibi bir ülke olan Amerika’nın demokrasiye kastedenlere kucak açması çok büyük çelişkidir. Amerika Birleşik Devletleri makamlarının bu konuda gerekli adımları artık atmalarını beklediğimizi bir kez daha hatırlatmak isterim.

Siz değerli özel sektör temsilcilerinin de ihale yolsuzlukları, kara para aklama, sahte evrak düzenleme, usulsüz bağış ve rüşvet gibi bir dizi kirli işe bulaşan bu örgüte karşı dikkatli olmanızı rica ediyorum. Bu örgüt Amerika’da işlettiği yaklaşık 180 charter okulda vergi mükelleflerince ödenen 800 milyon doları yasa dışı faaliyetleri için kullanıyor. FETÖ’nün karanlık yüzünün ifşası konusunda sizlerden destek bekliyoruz. Dünyanın 150 ülkesinde faaliyetlerini işte buradaki charter school’lardan topladığı paralarla yönetiyor.

Türk-Amerikan İş Dünyası’nın Kıymetli Temsilcileri,

Türkiye demokrasinin gereklerinden ve serbest piyasa ekonomisinin kurallarından taviz vermeden yatırım ortamını güçlendirmeye devam edecektir. Ülkemizin daha fazla doğrudan yatırım çekmesi için uluslararası yatırımcıların ülkemizde güvenle ve daha çok yatırım yapmaları için gerekli yasal düzenlemeleri yapmayı sürdüreceğiz. Türkiye, aynı zamanda Avrupa’ya, Kafkaslara, Ortadoğu’ya ve Kuzey Afrika’ya erişimi olan istikrarlı bir ekonomik ve ticari çıkış yoludur. Bugün 125 ülke, 313 şehir ve 316 havaalanına uçan Türk Hava Yolları, dünyanın en çok ülkesine ve en çok dış hat noktasına uçan havayoludur. Geçen yıl ilk etabını açtığımız İstanbul Havalimanı ve diğer mega yatırımlarımızla ülkemiz çok daha stratejik bir konuma gelmiştir. Ayrıca, genç ve nitelikli nüfusumuzla ciddi bir iş gücü potansiyeline sahibiz.

Karşımızdaki fotoğraf, ülkemizde güzel bir yatırım ortamının ve çok büyük fırsatların bulunduğunu gösteriyor. Hemen her gün yatırım yapmak isteyen uluslararası firmaları ülkemizde misafir ediyoruz. Yatırım Ofisimiz başta olmak üzere tüm kurumlarımızla kendilerine her türlü desteği sağlıyoruz. Amerikan firmalarının uluslararası yatırımları teşvikler konusunda sağladığımız kolaylıklardan istifade etmesini istiyoruz. Ülkemizde yatırım yapacak, katma değer oluşturacak ve istihdam sağlayacak herkese kapılarımız sonuna kadar açıktır.

İki ortak ve müttefik olarak ilişkilerimizin tarihi seyrine yakışır şekilde hareket etmemiz halinde ekonomi dahil ikili ilişkilerimizin tüm veçhelerinde parlak bir geleceğin bizi beklediğine doğrusu inanıyorum. Bu parlak geleceği sizlerle inşa etmek ve paylaşmak istiyoruz. Tüm kurumlarımızın sizlere gereken desteği vermeye hazır olduğunu bir kez daha tekrarlayarak sözlerime son vermek istiyorum.

Sizlere bir kez daha teşekkür ediyor, hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.