Eskişehir Ak Parti İl Teşkilatı İle Yemek Programında Yaptıkları Konuşma

07.09.2019

Sevgili Eskişehirliler,

Çok Değerli Yol Arkadaşlarım,

İstikbalimizin Teminatı Sevgili Gençler,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri bir kez daha en kalbi duygularımla selamlıyorum. Buradan Eskişehir’in tüm ilçelerine, mahallelerine, oralarda yaşayan vatandaşlarıma, selamlarımı ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Kurulduğu günden itibaren Eskişehir teşkilatımızda görev almış şehrimizin, ülkemizin ve partimizin başarısı için ter dökmüş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum.

Teşkilatlarımızda vazife yapmış olup da ahirete irtihal etmiş tüm dava arkadaşlarımızı tazimle yâd ediyor, kendilerine Allah’tan rahmet diliyorum. Sözlerimin hemen başında 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçiminde Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda yüzde 45,24 oranıyla AK Partiyi tercih eden tüm Eskişehirli kardeşlerime teşekkür ediyorum. Seçimlerde Cumhur İttifakı çatısı altında beraberce çalıştığımız MHP’li kardeşlerimize de ayrıca teşekkür ediyorum.

Her ne kadar bu sonuçta AK Parti Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanamamış olsa da ortaya çıkan netice önemlidir. Büyükşehir seçiminde AK Parti tarihindeki en yüksek oy oranımız olan bu netice bir sonraki seçimde daha çok çalışırsak, hedefimize ulaşacağımızı söylüyor. Hemen bugünden 2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı ve Meclis, 2024 yılındaki belediye başkanlığı seçimleri için hazırlıklara başlamalıyız.

Eskişehir’deki her vatandaşımızın gönlüne değecek, bizden beklentilerini karşılayacak bir çalışma ortaya koyduğumuzda sandıktan umduğumuz sonucun çıkacağından hiç şüpheniz olmasın. Milletimizin bugüne kadar AK Parti’ye verdiği desteğin sebebi bizim diğerlerinden farklı olmamızdır. Ülkemizde siyasetin, milletten koptuğu, sadece belirli kadroların ve çevrelerin çıkarlarını savunma işi haline geldiği dönemde AK Parti milletin davasının sözcülüğünü ve mücadelesini üstlenerek ortaya çıkmıştır. Biz milletimize ne kadar büyük hizmetler verdiysek, milletimizin bize verdiği destek de o derece güçlü olmuştur. Şayet bugün bazı yerlerde hedeflerimizin gerisinde kalmışsak, geçen döneme göre belediye başkanlıklarında birçok belediyeyi kaybettiysek, bunun sebebini millete değil, yine kendimize faturasını keseceğiz. Demek bir yerde yanlışımı var, eksiklerimiz var, bunları gidermemiz lazım.

Parti’nin Genel Başkanı olarak şahsımdan başlayarak Genel Merkez yönetimi, il, ilçe teşkilatları, kadın ve gençlik kolları, sandık müşahitleri, delegeler, hatta üyelere varana kadar tüm mensuplarımızla muhasebeyi bu şekilde yapmak zorundayız. Bize kayıplarımızı telafi ettirecek olan da bizi daha büyük başarılara ulaştıracak olan da milletimizle daha sıkı kucaklaşmamıştır. Elbette bunun için milletimize her alanda çok daha iyi hizmetler vermeliyiz. Cumhurbaşkanı olarak sorumluluğumuzdaki bakanlıklarımızla, kurumlarımızla, ülkemizi her alanda en iyi şekilde yönetmeliyiz. Meclis’te milletvekillerimizle en iyi kanunları çıkarmalıyız. Demokrasimizi daha ileriye taşımak, ekonomimizi sıkıntılarından süratle uzaklaştırıp, hızla büyütmek, milletimize huzur, güven, refah içinde yaşayabileceği bir zemin sunmak en başta gelen vazifemizdir. Ülkemizin AK Parti iktidarları döneminde geçen son 17 yılı eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, sanayiden tarıma, sosyal güvenlikten, sosyal yardımlara kadar her alanda böyle başarılara imza attığımız iftihar yıllarıdır. Şimdi bize düşen son zamanlarda önümüze çıkartılan engeller sebebiyle yaşadığımız sıkıntıları süratle çözmek ve başarı çıtamızı daha yukarıya taşımaktır. Milletimizin her kesimine sahipsiz olmadığını hissettirmeliyiz. AK Parti sadece milletin hizmetkârı değil, aynı zamanda vicdanıdır. Mesela, bir süredir İstanbul başta olmak üzere çeşitli belediyelerden içten çıkartılan insanların feryatlarını duyuyoruz. Tam tersi bir durum olsa AK Partili belediyelerde bu tür işten çıkartmalar olsa gök kubbeyi bizim üzerimize yıkmaya çalışacak, olanlara bakıyoruz en küçük bir ses seda yok. Bu neyi gösteriyor? Bu iki yüzlülüğü gösteriyor, samimi değiller. Bizim belediyelerimizde böyle bir şey oldu mu? Olmadı. Ama bunlar hemen gelir gelmez işçileri iş yerlerinden çıkarmaya, tam okulların açılacağı bir dönemde bunları acaba neyi var, neyi yok bakmadan kapıların önüne koydular.

Değerli Kardeşlerim,

Aynı şekilde, Diyarbakır’da analar evlatlarını bölücü örgütün elinden kurtarmak için destansı bir mücadele veriyor. Yine kadın hakları, çocuk hakları, insan hakları diyerek, her fırsatta ortalığı ayağa kaldıranlardan en küçük bir ses seda duydunuz mu? Yok. Hani vardı ya Galatasaray anneleri, Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanıyorlardı Cumartesi anneleri diye nam salmışlardı, kıyamet kopuyor muydu? Kopuyordu. Peki, o zaman oraya gelip giden o sanatçılar, vesaireler şimdi Diyarbakır’da anneleri dağa kaçırılan bu hanım kardeşlerimizin yanına uğradılar mı? Herhangi bir açıklamaları var mı? Yok. Ve üstelik de dalga geçiyorlar.

Değerli Kardeşlerim,

Bu ikiyüzlüler ekmeklerinin peşindeki işçilerimizi, evlatlarının peşindeki anaları yalnız bırakıyor diye biz de geri duracak değiliz. İşte buyurun, ormanlar yakıldı, PKK “ormanları biz yaktık” diye açıklamalarda bulundu mu? Bulundu. Peki, Taksim’de 12 tane ağacın yeri değiştirdi diye kıyamet koparanlar, o Geziciler bu kadar orman yakılırken şu anda bunların sesi çıkıyor mu? Hani çevre dostu bir parti var ya bu partiden bir ses var mı? Yok. Buradan şimdi ben yine teşkilatlarımıza çağrıda bulunuyorum, tüm gücümüzle bizler bu iki yüzlüleri milletimize anlatmamız lazım. Kimin çevre dostu olduğunu milletimize anlatmamız lazım. Bu canım canım ormanlarımızı yakanları milletimize anlatmamız lazım. Bu HDP denilen partinin nasıl bir parti olduğunu, PKK’nın bunun arkasında ne gibi bir örgütlenmenin peşinde olduğunu anlatmamız lazım. Bu terör örgütü olarak bu insanları 14-15-16 yaşındaki çocukları, dağa kaçıranları, bunun yanında öğretmenlerimizi kaçıranları, bunları anlatmamız lazım. Tüm gücümüzle ekmeklerinin peşindeki işçilerin de evlatlarına kavuşmaktan başka gayeleri olmayan analarında yanlarında olacağız.

Hatta şov yapmaktan başka bir işe yaradıklarını görmediğimiz muhalefet belediyelerinin bıraktığı boşlukları, diğer kurumlarımız ve imkânlarımızla biz kapatacak, hiç kimsenin mağduriyet yaşamasına mahal vermeyeceğiz. Seçimi kazanamamak bizim sorumluluğumuzdur, bunun sonuçlarının milletimize fatura edilmesine göz yumamayız. Eğer bir yerde kimsesiz çocuklar sokağa atılmışsa, yaşlıların bakımı ihmal edilmişse, garipleri yapılan yardımlar kesilmişse hemen bunlara biz sahip çıkacağız. Ekmeklerinden edilen işçilerimizin mücadelelerine hem insani, hem hukuki, hem sosyal her türlü desteği biz vereceğiz. Çünkü biz işte böyle bir davanın, işte böyle bir medeniyetin, işte böyle bir kültürün temsilcisi olan AK Partiyiz, farkımız bu.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’nin önünde güvenlikten ekonomiye, acil mesafe kat etmesi gereken kritik alanlar var. Biz Türkiye’yi 17 yılda bölgesinin ve dünyanın en güçlü ülkelerinden biri haline getirirken nice benzer sıkıntıları aştık, nice benzer mücadeleleri verdik. Allah’ın izni ve milletimiz desteğiyle bunların da üstesinden geleceğiz. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Enflasyon düşüyor mu? Buyurun düşüyor. Faizler iniyor mu? İniyor, daha da inecek. Perşembe günü yine Para Piyasası Kurulu toplanıyor ben inanıyorum ki daha da düşecek. Ve siz de göreceksiniz, Cumhurbaşkanımız bunu demişti diyeceksiniz. Faiz düştükçe enflasyon da düşecektir bunu göreceksiniz.

Kur istikrarı sağlandı, ikinci çeyrekte ilk çeyreğe göre büyüdük. İstihdam artıyor, ihracatımız rekorlar kırıyor. Göreve geldik 17 yıl önce ihracatımız 36 milyar dolardı. Şimdi nereyi zorluyoruz? 170 milyar doları, buraya geldik, nereden nereye. Ekonomimizin en büyük zaafı olarak gösterilen cari açığımız tarihimizde hiç olmadığı kadar iyi bir seviyeye geldi. Piyasalarda gözle görülür bir kıpırdanma başladı. Geçtiğimiz Ağustos ayındaki kur saldırısının ardından başlattığımız dengelenme süreci başarıyla sürüyor. Şimdi yeniden büyümeyi güçlendirme bu aşamaya geçiyoruz, önümüzde çok ciddi fırsatlar var. Ülkemizi, bölgemizin ve dünyanın en önemli tasarım, üretim ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeye her zamankinden daha yakınız. Güvenlik tehditleriyle Türkiye’yi tecrit etme girişimlerinin tamamını boşa çıkardık. Suriye’de ülkemize kurulan tuzağı kısmen bozduk. Şimdi gündemimizde Fırat’ın doğusu var. Onu da inşallah birkaç haftaya kadar öyle veya böyle ama mutlaka çözüm yoluna koymuş olacağız.

21-22’sinden sonra Amerika’dayız, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var büyük ihtimalle Sayın Trump’la da orada ayrıca görüşmemiz olacak. Bu konuları tekrar bundan bir hafta kadar önce telefonla görüşmüştük, orada yüz yüze tekrar ele alacağız ve böylece Fırat’ın doğusunda ne gibi adımlar atacağımızı konuşacağız. Çünkü uygulama ile söylenenler birbirini tutmuyor, onun için bunu çözmemiz lazım. Yani eğer kalkıp da Suriye’nin kuzeyinde YPG, PYD gibi terör örgütlerine eğitim veriliyorsa bizim bunu hazmetmemiz, bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Neden? Çünkü 30 bin tırı aşkın bu bölgeye ne yazık ki, silah, mühimmat, araç, gereç Amerika tarafından gönderildi Irak üstünden. Bunlar buraya niye gelir? Kiminle savaşacak bunlar? Savaşacakları tek ülke var; Türkiye. Biz bunlara eyvallah eder miyiz? Bunlara sessiz kalabilir miyiz? Şimdi bize bazı verilen sözler var bu verilen sözlerin ne denli yerine getirildiğini göreceğiz. İdlib’de ülkemize göç tehdidi oluşturacak şekilde birtakım sorunlar yaşanıyor. Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya İbdib’den kaynaklanacak sıkıntıları asla tek başımıza yüklenmeyeceğimizi açıkça ilan ettik, Perşembe günü. Ne dedik? Dedik ki, ya bu yükü paylaşacaksınız, paylaşmamanız halinde kapıları açarız. Çünkü şu ana kadar 40 milyar dolar gibi bir rakamı biz harcadık, ama Avrupa Birliğinden Kızılay’ımıza, AFAD’a gelen destek 3 milyar euro civarında. Yani Türkiye bu 4 milyon mültecinin yükünü nasıl katlanacak? Kusura bakmasınlar burada oldu oldu, olmadı kapıları açmaktan başka çare yok. Hep biz mi düşüneceğiz, biraz da onlar düşünsün.

Suriyelilerden ülkemizdeki 350 binini kendimizin güvenli hale getirdiği yerlere yerleştirdik. Diyoruz ki, gelin güvenli bölge ilan edelim, bu güvenli bölgeye bunları yerleştirelim. Bunu Sayın Trump’a söyledim, Sayın Putin’e söyledim, Merkel’e söyledim hepsine söyledim, ya çok güzel bir teklif. Güzel bir teklifse gelin bunları yapalım. Biz inşaatları üstlenelim, ama sizler bizi mali destek verin, lojistik destek verin ve şöyle bir 30 kilometre derinlikte 450 kilometrekarelik bir alanı bu işi yerleştirelim güzel. Güzelse hadi desteği verin, oraya gelince ses yok. Ve biz bu adımı atmaya mecburuz, eğer bu güvenli bölge oluşmazsa bu işi aşamayız. Fırat’ın doğusundaki güvenli bölge çalışmamızı tamamladığımızda en az bir milyon insanı da orada iskân etmeyi planlıyoruz, derdimiz bu. Diğer bölgelerde istikrar sağlandıkça, dönüşler artacak ve mülteci akını sebebiyle karşılaştığımız sosyal ve ekonomik sorunlarda kendiliğinden çözüm yoluna girmiş olacaklar. Görüldüğü gibi ümit var olmak için sebebimiz çok. Yeter ki biz kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlü tutalım. Bilhassa AK Parti’ye yönelik siyaset mühendisliği oyunlarına karşı uyanık olalım ve asla saflarımızda gedik açılmasına izin vermeyelim.

İşte burada teşkilatımız hep birlikteyiz ne diyoruz meydanlarda? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Onun için de ne yapacağız? Bir olalım, iri olalım, diri olalım, hep birlikte kardeş olalım ve Türkiye olalım. AK Parti ne kadar güçlü ve icraatçı olursa Türkiye’de o derece etkili ve operasyonel şekilde yoluna devam edecektir. Sorumluluğumuz büyük ve bir o kadar şereflidir. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras bugüne kadar ve bundan sonra ülkemize kazandırdığımız eserler, milletimize yaptığımız hizmetler olacaktır. İşte Eskişehir şu ana kadar eski rakamla söylersek 25-26 katrilyon biz Eskişehir’e yatırım yaptık. Yani biz bu yatırımı yaparken burada farklı hesaplar içinde olmadık, bu vatan bizim, öyleyse buraya bu hizmetleri yapmamız gerekir, dedik. Türkiye’de ilk yüksek hızlı tren uygulamasını Eskişehir’imize yaptık.

Yani bölünmüş yol deyince çok ciddi manada bölünmüş yol yatırımlarını Eskişehir’imize yaptık. Ve Ankara-Eskişehir arasının işte kaç saatti, kaç saate indi. Şimdi zaten aracınızla da çoğu zaman Allah’ı valem gitmiyorsunuz nasıl olsa diyorsunuz yüksek hızlı tren var, bin yüksek hızlı trene hem kitabını oku, hem ye, iç öyle git değil mi? Nereden nereye.

7’nci Olağan Büyük Kongre takvimimizi 7 Ekim’de başlatarak AK Parti’yi milletimize daha iyi hizmet edecek şekilde tahkim ve tadil etme sürecine giriyoruz. AK Parti hiçbir zaman hayatın ayrılmaz bir parçası olan değişime direnmemiştir, tam tersine hep olumlu yönde değişimin önünü açmıştır. Aynı şekilde diğer hizmet alanlarında da milletimizin beklentilerine ve taleplerine uygun şekilde değişim kanallarını işletmeyi sürdüreceğiz. Yaptığımız bir yıllık değerlendirme Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemimizin başarıyla işlediğini, sadece uygulamayla ilgili küçük dokunuşlara ihtiyaç olduğunu gösterdi. Yargıda yeni bir reformun müjdesini milletimizle zaten paylaşmıştık, şimdi bunun somut adımlarını atmaya başlıyoruz.

Sağlıkta şehir hastanemiz var mı? Nasıl memnun musunuz? Devlet hastanemiz var mı? Var. Bakın gelirken ne dedik biz? Eğitim dedik, sağlık dedik, adalet dedik, emniyet dedik, Türkiye’yi bu dört temel taş üzerinde yükselteceğiz dedik. Ardından ulaşım, enerji, tarım bütün bunlarla beraber işte şu da yanı başınızda Polatlı adeta tarımın merkezi halinde. Geçenlerde ben orada açılışı yaptım, arkadan eşim gitti o da orada ata tohumlarıyla ilgili bir çalışmayı başlattılar ve böylece tarımda çiftçinin yanında kim var? Bunu da ortaya koyan yine biziz ve olmaya da devam edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi durmak yok, yola devam.

Eskişehir’de sizlerin aynı anlayışla gece gündüz çalışacağınıza inanıyorum. Tabii bu duygular içerisinde kongrelerimizi yaparken özellikle başta ilçelerimizin, ilimizin buraların Ömerlerini bulacağız. Ne demek? Kanaat önderlerini bulacağız ve bunlarla yönetimleri oluşturacağız. Bazıları bunu farklı yere çekerler çeksinler çeksinler, bununla ne demek istediğimiz belli. Ve büyük kongreye giderken de inşallah Merkez Karar Yönetim Kurulumuzu da böyle oluşturacağız. Aynı şekilde kadın kollarımızı böyle oluşturacağız. Ayşeler, Haticeler, Fatmalar böyle oluşturacağız, böyle seçeceğiz, buna dikkat edeceğiz. Aynen gençler, yine bu şekilde olacak ve bu gençleri de iyi seçeceğiz ve bunlar da bulunduğu ilçenin aynı şekilde seçilmişi olacak, sevileni olacak. Bizim gençlerimizin kimlerden oluştuğunu biliyorsunuz, burada hassas olacağız. Teferruata girmeme gerek var mı? Onu bulacağız. Ve ona göre de gençlik teşkilatlarımız çok daha gayretli olacak. Ve gençliğiyle, kadın kollarıyla, ana kademeleriyle inşallah Eskişehir teşkilatımız bu kongrelerden çok daha güçlü bir şekilde çıkacak ve 2023’e böyle hazırlanacağız.

Bu duygularla sevginiz, coşkunuz, ahde vefanız, kadirşinaslığınız için her birinize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Sözlerime son vermeden önce bugün açılışını yaptığımız Odunpazarı Modern Müzesi’nin ve restorasyonu tamamlanan Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi’nin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. İstiklal Harbimizin safhalarının 100. Yıl Dönümlerini kutlamaya başladığımız bir dönemde şehrimize kazandırılan bu hizmetlerin yeni bir 100 yıllık atılımın işaretleri haline dönüşmesini temenni ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.