Rize Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

24.08.2019

Sevgili Hemşerilerim,

Değerli Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Öncelikle sizlere ve tüm Rizeli kardeşlerime 31 Mart seçimlerinde verdiğiniz samimi ve rekor destek için şahsım, partim, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Rize bu seçimlerde de yine Türkiye birincisi olarak, AK Partiyi zirveye taşıdı, hemşehrilerim kendilerine yakışanı yaptı. Biz de her zaman olduğu gibi budan sonra da Güneysu’muza, diğer tüm ilçeleriyle Rize’mize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Bugün de elimiz boş gelmedik, yatırım tutarı 1 milyar 103 milyon lira olan 28 adet projenin toplu açılış töreni vesilesiyle sizlerle birlikteyiz.

Üniversitemiz tarafından inşa edilen Güneysu Konakları 200 milyon liralık yatırım bedeliyle hayata geçirildi, işte eser. Bugün resmen hizmete açtığımız bu konaklar şehrimize ve ülkemize yakışan bir eser oldu. Üniversitemizde görev yapacak hocalarımızın bu güzel konut alanında huzurla hayatlarını sürdüreceklerine, şehrimize ve ülkemize hayırlı hizmetlere imza atacaklarına inanıyorum.

Artık hocalarımız şunu söyleyemeyecekler: Ya Rize’ye gidelim de, Rize’de doğru dürüst kalabileceğimiz bir yer var mı? Şimdi işte Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nin Vakfı yapmış olduğu hazırlıklarla buyurun size kalacağınız yer dediler. Konutuyla, okullarıyla, tüm sosyal donatı alanlarıyla inşallah hocalarımızı burada ağırlayacağız.

Yine üniversitemizin iktisadi ve idari bilimler fakültesi, hukuk fakültesi, Ardeşen Turizm Fakültesi, tıp fakültesi, klinik simülasyon eğitim merkezi ve Ali Hazar Karaahmetoğlu Camini de bugün hizmete açıyoruz.

ÇAYKUR bölgemizin ve elbette Rize’nin en önemli kurumudur. Bugün ÇAYKUR’un 633 milyon liralık bir yatırımla hayata geçirdiği çay paketleme fabrikasının da açılışını yapıyoruz.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz il genelinde 103 milyon liralık yatırımla 4 adet dere ıslahını tamamladı, bunların da resmi açılışını bugün gerçekleştiriyoruz.

Çeşitli kurumlarımızın yaptıkları hizmet binaları ile altyapı, çevre düzenlemesi, spor tesisi, okul gibi kamu yatırımlarının resmi açılışlarını da bugün burada yapmış oluyoruz.

Tüm bu eserlerin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Rize’mize bu eserlere kavuşturan kurumlarımızı ve yöneticilerini tebrik ediyorum.

Tabii bizim ata yurdumuza, ana ocağımıza yaptıklarımız bunlardan ibaret değil. Geçtiğimiz 17 yılda Rize’de, eski rakamla söylüyorum, 18 katrilyon liralık yatırım gerçekleştirdik.

Eğitimde 20 bine ulaşan öğrencisiyle bölgemizin parlayan yıldızı olan üniversitemizi kurmanın yanında, ilk ve orta öğretim öğrencilerimiz için 1870 yeni derslik inşa ettik. Yükseköğrenim yurt kapasitemiz 5 bini buldu, önümüzdeki yıllarda 2750 kişi kapasiteli yeni yurtları da şehrimize kazandırıyoruz.

Sporun her branşı için pek çok tesisi merkezde ve tüm ilçelerimizde inşa edip faaliyete geçirdik.

Sağlıkta 10’u hastane olmak üzere 28 tesisi sizlerin hizmetine sunduk. Rize’ye 800 yataklı bir şehir hastanesi yapmak için şu anda çalışmalarımız sürüyor, ihale sürecinin tamamlanmasının ardından hızla inşaatına başlıyoruz.

Ulaşımda bölünmüş yol uzunluğunu 20 kilometreden 162 kilometreye çıkarttık.

Dedelerimizin, babalarımızın hayali olan Ovit Tünelini bağlantı yollarıyla birlikte inşa edip hizmetinize sunduk.

Denizi doldurarak inşa ettiğimiz Rize-Artvin Havalimanı’nın yapımı sürüyor. Şimdi gidişte ve gelişte havalimanının üzerinde gerekli kontrolleri yaptık, değerlendirmeleri yaptık, inşallah çok fazla sürmeyecek, şöyle 1,5 yıl içerisinde inşallah orayı da bitirip hizmetinize sunacağız. Türkiye’de bu tür iki tane havalimanı var, dünyada da parmak sayılarını geçmez, bu denli iddialı bir eser.

Rize’nin 2050 yılına kadar olan içme suyu ihtiyacını karşılayacak projede sona yaklaşıyoruz.

İnşallah Rize’yi ve ülkemizin 80 vilayetini önümüzdeki dönemde de her alanda yeni eserlerle, yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz.

Sevgili Kardeşlerim,

Değerli Hemşerilerim,

Türkiye Doğu Akdeniz’de hem kendi menfaatlerini korumanın, hem de Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimizin haklarını müdafaa etmenin mücadelesini veriyor. Soruyorum size, Türkiye’de bundan daha milli bir mesele olabilir mi? İçerideki tüm tartışmaların ötesinde, etrafında kenetlenmesi gereken daha önemli bir konu olabilir mi? Ama maalesef biz ülkemizde bunu sağlayamıyoruz, çünkü bizde CHP diye bir parti var, onun başındaki zat ve şürekâsı hep başka yoldan gidiyor. Bu ekip terör örgütleriyle mücadelemizden Doğu Akdeniz’deki haklarımızın korunmasına kadar her konuda ülkemizin ve milletimizin değil, karşımızdakilerin yanında saf tutuyor. Son olarak Doğu Akdeniz meselesinde yine tiniyetlerini belli ettiler. Biliyorsunuz daha önce de aynı meseleyi güya sondaj gemilerimizin ve faaliyetlerimizin maliyeti üzerinden Rum ağzıyla Mecliste gündeme getirmişlerdi. Yunan gazetelerine manşet olmak için kendi ülkelerine iftira atmaktan çekinmemişlerdi.

Tabii biz bunlara aldırmadık, ülkemizi daha önce hiç sahip olmadığımız iki gelişmiş sondaj gemisi ve iki modern sismik araştırma gemisi sahibi yaptık, daha önce bizim böyle bir şeyimiz yoktu. Sağ olsun Hazine Maliye Bakanımızın Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı olduğu dönemde bu alışları yaptık. Bu gemilerle Doğu Akdeniz’de araştırma ve sondaj faaliyetlerimize başlayınca, karşımıza bölgede hesabı olan güçler çıktı. Avrupa Birliği de Rumların yanında yer alarak bu husumet çemberinde yerini aldı. Ülkemize yönelik ithamların ve tehditlerin bini bir para, elbette kuru gürültüye pabuç bırakmadık, mücadeleyi bir an bile gevşetmedik. Öyle ki, gemilerin borda bordaya geldiği anlar yaşandı, buna rağmen asla geri adım atmadık ve kendi planımızı uygulamaya devam ettik. Araştırma ve sondaj gemilerimiz deniz ve hava kuvvetlerimizin unsurları eşliğinde bölgede belirlediğimiz alanlardaki çalışmalarını sürdürüyorlar.

Bu sürede CHP’nin başındaki zat çıktı, Doğu Akdeniz’de herkes var, Amerika var, Avrupa var, Fransa var, İngiltere var, sadece Türkiye yok diye bir açıklama yaptı. Bu zat kendinde değil ya. Bir insanın bunu söyleyebilmesi için ya tüm bu gelişmelerden bihaber şekilde uzayda yaşıyor olması ya da kendi ülkesinden nefret etmesi gerekir. Hadi tüm bu mücadeleyi yok saydın, gemilerimizin üzerindeki devasa Türk Bayraklarını da görmedin? Yoksa o bayrakları başka ülkelerin bayrağı mı zannettin? Ama Bay Kemal, sana Türk Bayrağı’nı da öğreteceğiz, bunu da öğreneceksin. Hadi senin gündemin başka olduğu için olup bitenden haberin yok, bir telefon açıp konuyu bilen herhangi birine Doğu Akdeniz’de neler oluyor diye sormakta mı aklına gelmedi? Anlaşılan o ki, terör örgütlerinin destekçileriyle düşüp kalkmaktan bunların sadece gönülleri kirlenmekle kalmamış, gözleri de kör olmuş.

CHP’nin başındaki zat istediği kadar çırpınsın, istediği kadar Rumların ağzıyla konuşsun, biz bu işi sonuna kadar götürmekte kararlıyız. Allah’ın izni ve yardımıyla Doğu Akdeniz’de petrol veya doğal gaz bulduğumuzda, bugün ülkemize karşı ileri-geri konuşanların hepsi de kapımızda sıraya girecekler, çünkü enerji demek güç demektir. Türkiye jeopolitik, siyasi, askeri gücünü enerji kaynaklarının desteklediği ekonomik gücüyle tahkim ettiğinde, Rabbimin inayetiyle önümüzde duracak kimse kalmaz. Bunu engellemeye CHP’nin de al takke, ver külah iş birliği içinde olduğu bölücü destekçilerin de güçleri yetmeyecektir. Ankara’dan İstanbul’a bunlarla kol kola yürümek seni kurtarmaz.

Büyük ve güçlü Türkiye hedefimizin silueti ufukta belirmiştir, inşallah çok yakın bir zamanda hep birlikte bunun tamamen gerçekleştiğini de göreceğiz.

Ne diyor üstat:

“Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”

Kardeşlerim,

Sevgili Hemşerilerim,

Ülke yönetmek, şehir yönetmek öyle bir başka işe benzemez. Şayet milletinizle, insanlarınızla derin bir gönül bağınız yoksa, yönetmeniz emanetinize verilen güç sizi zehirler. Şu anda CHP’nin yönetimine geçen pek çok belediyede işte bu zehirlenme yaşanıyor. Biz AK Parti olarak 17 yıllık iktidarımızın her anında görev verdiğimiz her bir arkadaşımızı en çok işte bu konuda ikaz ettik, takip ettik, gerektiğinde de müdahale ettik. Bakanından milletvekiline, teşkilat yöneticisinden belediye başkanına kadar tüm arkadaşlarımızı bu hassasiyetle seçtik ve gerektiğinde değişikliğe gittik.

İdeolojik olarak CHP’ye oy veren kimi ilçe ve illeri bir kenara bırakarak söylüyorum, çünkü bunlar artık umutsuz vakadır, milletimizin hizmet beklentisine yöneldiği CHP’li belediye başkanlarının neredeyse tamamı birkaç ay içinde gerçek yüzlerini gösterdiler. Dertlerinin hizmet etmek, eser kazandırmak, milletin gönlüne dokunmak değil, kendi kişisel ve ideolojik iktidarlarını inşa etmek olduğu attıkları her adımla ortaya çıktı. Evet, İstanbul’u sel bastı, Beyefendi tatilde, daha dün bir, bugün iki. Ben Başbakanlığımda da, Cumhurbaşkanlığımda da böyle tatil yapamadım. Kimi şehrini sel götürürken güneşli beldelerde tatil yaptı, kimi kimsesiz çocukları sokağa attı. İşte bakıyorsunuz Kandil’de öldürülen bir yavru, öbür yavruyu da işte belediyenin içinde hapsediyorlar, anne kapıda ne yapıyor? Evladım verilene kadar buradan ayrılmayacağım diyor. Kimi belediyeyi ailesinin mülkü sanarak kaynakları peşkeş seçemeye çalıştı, kimi millete kabadayılığa yeltendi, kimi insanımızın mukaddes değerlerine savaş açtı, kimi milli bünyemizi dinamitleyen her türlü ahlaksızlığa sahip çıktı, kimi şimdiden teslim bayrağını çekerek, dönem bitene kadar hiçbir iş yapmayacağını ilan etti. Böyle bir siyaset anlayışını biz kabul etmiyoruz.

Biz 1994 yılında İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumuzda karşımızda bir yanda devasa sorunlar, diğer yanda devasa bir borç yükü vardı, hem sorunları çözdük,  hem borçları ödedik. Açtığımız yolda ilerleyen diğer arkadaşlarımız sayesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi sadece ülkemizin değil, dünyanın bütçesi ve operasyonel gücü en büyük kurumlarından biri haline geldi. Aynı şeklide ülkemizdeki her bir belediyenin akıllı ve çalışkan bir başkanla önünde aşamayacağı hiçbir engel olmadığına inanıyorum. Şikayet zayıfların işidir, şikayet acizlik işaretidir, önemli olan mevcut şartlarda ne yapabildiğiniz, şehrinizi nasıl ileriye taşıyabildiğinizdir. Bunu yapamıyorsanız milletin emanetinin hakkını da veremiyorsunuz demektir. Biz milletimizi bu beceriksizlerin insafına bırakacak değiliz.

Bakanlıklarımız ve diğer kurumlarımız kendi görev alanlarına giren konularda öncelik sırasına göre her türlü çalışmayı yapmaktadır, yapmayı sürdürecektir. Pek çok CHP’li belediyenin sorumluluk alanındaki içme suyu, arıtma, raylı sistem, tünel ve diğer önemli altyapı projelerini görevleri olmadığı halde bakanlarımız gerçekleştirdi. Eğer böyle yapmasaydık, ülkemizin en batısından en doğusuna kadar pek çok şehrinde sular akmıyor, trafik yürümüyor, altyapı çalışmıyor olacaktı. İşte İzmir Körfezi’nin hali aynen Haliç’in eski haline benziyor. Milletimiz bunların gerçek yüzünü, beceriksizliğini, aç gözlülüğünü, yağmacılığını gördükçe taşlar yerine oturmaya başlayacaktır. Bunlar hiçbir zaman yapmak için gelmemiştir, hep yıkmanın peşinde koşmuştur. Nitekim CHP’nin cumhurbaşkanı adayı seçim kampanyasında açıkça yıkmak için geldiğini söylemiş, milletimizden de ağzının payını almıştır. Halbuki belediyecilik demek, yöneticilik demek, öncekinden daha iyisini yapmak, öncekinin eksiklerini tamlamak, şehri daha ileriye taşımak demektir. İnşallah bir sonraki seçimde Türkiye’nin istisnasız tüm şehirlerini yıkım değil, inşa belediyeciliğiyle tanıştıracağız.

Tabii bir de terör örgütleriyle aralarına mesafe koyamayan belediye başkanlarının durumu var. Milleti değil de teröristleri kucaklayan belediye başkanlarından söz ediyorum. Hiç kimse kusura bakmasın, biz bu ülkenin ve bu milletin tek bir kuruşunun dahi terör örgütlerine peşkeş çekilmesine göz yumamayız. Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine il valilerimizin başkanvekili olarak atanması, milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devlet belediyelerin terör örgütlerine teslim edilmesine izin vermez, ne Avrupa’da, ne Amerika’da, ne de başka bir yerde böyle bir örnek yoktur. Türkiye bu operasyonları evrensel hukuk kurallarına, uluslararası kabullere ve uygulamalara göre yapmıştır. Nitekim tamamen içi boş, ülkemize karşı husumet kokan birtakım açıklamaları bir kenara bırakacak olursanız, atılan adıma ciddiye alınacak hiçbir tepki de gelmemiştir, çünkü herkes bu konuda Türkiye’nin haklı olduğunu biliyor. Önümüzdeki dönemde de aynı hassasiyetle takibimizi ve gerektiğinde irademizi ortaya koymaya devam edeceğiz. Teröre kim prim verirse karşısında bizi bulacaktır. Belediyeleri milletimize ve şehirlerimize hizmet dışında bir amaçla kullanan herkes aynı akıbete uğramaya mahkumdur.

Değerli Kardeşlerim,

Biz kimsenin ne yaptığıyla, ne dediğiyle değil, kendi hedeflerimizle ilgiliyiz. Gündemimizde ülkemizi 2023 hedeflerimize ulaştırmak var. Gündemimizde evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilmeleri için güçlü ve müreffeh bir ülke bırakmak var. Gündemimizde Türkiye’yi çevresini saran ateş çemberinden sağ salim çıkartıp…

Rabia’mızı biliyoruz değil mi? Sesiniz az geldi bana. Biliyoruz değil mi? Rabia’mızı biliyoruz değil mi? Hazır mıyız?Tek millet… Tek bayrak… Tek vatan… Tek devlet… Bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız…

İşte bunun için 17 yıldır çalıştık, hamdolsun ülkemizi bugünlere getirdik. Önümüzdeki 4-5 yılda yapacaklarımız ülkemizin gelecek yarım yüzyılının belirleyicisi olacaktır. Demokrasiden ekonomiye, güvenlikten diplomasiye, altyapıdan yüksek teknolojiye kadar her alanda Türkiye’yi çok daha ileriye taşımak için mücadeleyi kesintisiz sürdürüyoruz. Rabbim ömür, milletim destek verdiği müddetçe bu kutlu yolda çalışmaya devam edeceğiz. Şayet bizler bu birliğimizi, bu beraberliğimizi korursak kimse bizi yıkamaz. Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize yönelik tehditler, saldırılar, tuzaklar, bütün bunlar karşısında her zamankinden daha uyanık, her zamankinden daha müteyakkız olmalıyız.

Rize bugün bizi nasıl bağrına bastıysa, 81 vilayetimizin tamamında aynı muhabbeti, aynı kucaklaşmayı gerçekleştirmekte kararlıyız. Ülkemize ve milletimize hizmet yolunda geçen 40 yılımız bizim en büyük referansımızdır. Elbette hatalarımız olabilir, ama eksiğimiz olmaz. Asla kasıtlı yanlışımız, tembelliğimiz, hele hele ihanetimiz olmadı, olmayacaktır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Kardeşlerim,

Şimdi şu eserleri görüyorsunuz. Ne demiş şair: Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. İşte eser, eserler burada bütünüyle. Derelerimiz gayet güzel akıyor. Ve burada inşallah hocalarımız Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesiyle iç içe olacak, hemhal olacak ve 20 bine yakın öğrencisiyle üniversitemiz inşallah Türkiye’de sayılı üniversiteler arasında yerini bundan sonra çok daha güçlü bir şekilde alacaktır.

Sizlere sevginiz, coşkunuz, ahde vefanız, kadirşinaslığınız için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Açılışını yaptığımız eserlerin ülkemize ve şehrimize tekrar hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Buraya nereden geldik? Buraya Artvin’den geldik. Yusufeli Barajını şöyle yerinde bir gördük. Kardeşlerim, 2 milyon 200 bin kilovat saat elektrik enerjisi üretecek bir baraj, bunun denetimini yaptık. Önümüzdeki yıl su tutmaya başlayacak, bir yıl sonra da inşallah enerji üretimi başlayacak. Ve Yusufeli’nde kardeşlerimizle birlikte olduk, Yusufeli Belediyesini biliyorsunuz bu yenilenme seçimlerinde kazandık, orayı bir ziyaret ettik ve havalimanını şöyle helikopterle yukarıdan şöyle bir giderken-gelirken görme fırsatı bulduk, şimdi de sizlerle beraber olduk.

Allah yar, yardımcımız olsun.

Ben sizleri Allah için seviyorum ve sizlerle de omuz omuza yürümeye sonuna kadar varız.

Kalın sağlıcakla.