Artvin Yusufeli’nde Halka Hitapları

24.08.2019

Bu güzel yaz akşamında sizlerle beraber olmaktan duyduğum bahtiyarlığı öncelikli ifade etmek istiyorum.

Bizleri biraraya getiren, hasret gidermemize vesile olan İl Başkanlığımıza, Sayın Başkan ve ekibine teşekkür ediyorum.

Bugün açılışını yaptığımız eserlerin bir kez daha Rize’mize ve tüm Rizelilere hayırlı olmasını diliyor, hizmetlerin şehrimize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Sözlerimin hemen başında 31 Mart seçimlerinde AK Partiye ve Cumhur İttifakı’na verdikleri güçlü destek için sizlerin şahsında tüm hemşehrilerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Rize daha önceki tüm seçimlerde olduğu gibi, yine bizi yalnız bırakmadı.  Belediye başkanlığında yüzde 74 gibi rekor bir oyla Rizeli kardeşlerim bir kez daha iradesine, geleceğine, şehrine sahip çıktı. Ahde vefaları, kadirşinaslıkları için her bir Rizeli hemşehrime buradan teşekkürü bir borç biliyorum. Bilhassa bu tarihi başarıda çok büyük emeği, alın teri olduğunu bildiğim siz teşkilat mensuplarımıza şahsım, partim adına özellikle şükranlarımı sunuyorum.

Seçimlerden önce Milliyetçi Hareket Partisi Rize’de kendi belediye başkan adaylarını geri çekerek partimizin adayını destekleme kararı almıştı. Cumhur İttifakı olarak MHP ile diğer pek ilimizde olduğu gibi Rize’de de dayanışma içinde hareket ettik. Sayın Devlet Bahçeli’yle 15 Temmuz ihanetinin ardından 7 Ağustos tarihinde Yenikapı’da başlattığımız yakın iş birliğini 31 Mart seçimlerinde çok daha ileri taşıdık. İçeriden ve dışarıdan gelen nifak girişimlerine rağmen Yenikapı ruhunu diri tutmayı başardık. Bu süreçte sadece saldırıları savuşturmadık, aynı zamanda siyasi tarihimizin en köklü reformlarından biri olan cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine de yine MHP ile birlikte imza attık.

CHP bölücü terör örgütünün siyasi uzantılarına koltuk değnekliği yaparken, biz milli iradenin önündeki engelleri kaldırdık. CHP’nin başındaki zat kontrollü darbe iftirasıyla milletin zaferine leke sürerken, biz devletimizi FETÖ’cü alçakların elinden kurtardık. FETÖ virüsünün toplum ve devlet bünyemizden temizlenmesinde MHP ile iş birliğimizin önemli payı bulunuyor. 15 Temmuz gecesi meydanlarda kurulan Cumhur İttifakı aradan geçen süre zarfında Türkiye’nin bekasının, Türk demokrasisinin, milletimizin istikbal ve istiklalinin garantörü olmuştur. Türkiye ortak paydasının şekillendirdiği bu güzel birlikteliği inşallah daha da güçlendireceğiz. Milletimizin müşterek değerleri çerçevesinde yine milletimizin çizdiği istikamet doğrultusunda gereken adımları atmaya devam edeceğiz.

Gezi olaylarından itibaren ardı ardına yaşadığımız hadiseler Türkiye’yi ve Türk milletini bekleyen tehlikeleri ortaya koymuştur. Ülkemiz, Suriye’den Irak’a, Ege’den Akdeniz’e, terörden enerjiye kadar iç ve dış politikada siyasi tarihinin en kritik mücadelelerini vermektedir. Sorumluluk sahibi hiç kimse bu tehditler karşısında kayıtsız kalamaz. Böyle bir dönemde hiç kimse kendi çıkarlarını milletin maslahatının önüne koyamaz. Böyle bir dönemde hiç kimse kendi ikbali, kendi siyasi hırsı için memleketin geleceğini ateşe atamaz. Dönem, fedakarlık dönemidir, uzlaşma dönemidir, basiret ve ferasetle davranma dönemidir. Dönem, siyasi ayrılıkları bir tarafa bırakarak asgari müşterekler etrafında biraraya gelme dönemidir. Bizim nazarımızda vatanımızın bekasından, milletimizin birlik, beraberlik ve dirliğinden daha hayati bir kriter yoktur. Bunun için her fırsatta muhataplarımıza iş birliği çağrısı yapıyoruz. Bunun için hiçbir komplekse kapılmadan, bizi sevsin-sevmesin her kesime elimizi uzatıyoruz.

Altını çizerek ifade etmek isterim ki; önce millet, önce memleket diyen herkesle çalışmaya hazırız. Mesele vatansa gerisi teferruattır, bu şuurla hareket eden herkese kapımız açıktır. AK Parti olarak bugüne kadar ülkemizi ilgilendiren tüm konularda partizanca bir davranışın içerisinde olmadık, Türkiye’nin çıkarı neyi gerektiriyorsa onu yapmaya gayret ettik. Devletimizi güçlendirmekten, milletimizin imkanlarını genişletmekten başka hiçbir gaye gütmedik, bugün de aynı hassasiyeti taşıyoruz. Vatanımızın bekasına yönelik her türlü iç ve dış tehdidi bertaraf etmekte kararlıyız. Türk demokrasisinin üstüne vesayet gölgesinin düşmesine müsaade edemeyiz. Ve Gezi vari sokak terörünün, ne çukur terörünün, ne de 15 Temmuz gibi ihanetlerin tekrarına izin vermeyiz, veremeyiz. AK Parti ve Cumhur İttifakı işte bu tehditlerin önündeki en büyük engeldir. İnşallah hep birlikte Türkiye’yi başarıdan başarıya koşturmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim,

Dün partimizin 18. yaşını büyük bir coşkuyla kutladık. 14 Ağustos 2001 yılında bismillah diyerek çıktığımız hizmet yolculuğunda, hamdolsun şanla, şerefle iftiharla dolu tam 18 yılı geride bıraktık. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 18. yaşının ülkeme, milletime, demokrasimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu harekete gönlünü veren, bu hareket için yüreğini ortaya koyan herkese bir kez daha muhabbetlerimi gönderiyorum.

Unutmayın, Gazze’den Somali’ye, Arakan’dan Türkistan’a, Afrika’dan Asya’ya, Balkanlar’a kadar dünyanın dört bir köşesinde AK Partinin başarısı için dua eden milyonlarca kardeşimize yine buradan selamlarımı iletiyorum.

Kuruluşundan bugüne kadar AK Parti’nin tüm kademelerinde bu davaya gönül vermiş, hizmet etmiş, katkı sağlamış, görev almış, partimize oy vermiş tüm kardeşlerime teşekkürlerimi sunuyorum.

Dar-ı bekaya uğurladığımız dava arkadaşlarımızın her birini özlemle anıyor, kendilerine Mevla’dan rahmet ve mağfiret niyaz ediyorum. Rabbim onların ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin inşallah.

Bir siyasetçi için milletin sevdasından, milletin teveccühünden daha büyük bir bahtiyarlık yoktur. Rabbim bize girdiğimiz 15 seçimin tamamında bu gururu yaşamayı nasip etti. Rabbim sizlerle beraber milletimizin kahir ekseriyetinin de desteğini almayı bahşetti. Rabbim bize onyıllardır kaderine terk edilmiş yüzmilyonlarca mazlum ve mağdurun duasını almayı lütfetti. 17 yılı iktidar olmak üzere tam 18 senedir Rize ile beraber tüm Türkiye’ye hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İlk günkü aşkla, ilk günkü sevdayla partimizi kurarken duyduğumuz o güzel heyecanla yolumuza devam ediyoruz.

18 sene önce yola revan olurken, bundan böyle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak demiştik Bilkent Üniversitesi’nin o büyük salonunda. Hamdolsun, bugün gönül rahatlığıyla artık hiçbir şey eskisi gibi değil, diyoruz. 18 senede ülkemizi Cumhuriyet tarihimizin en büyük yatırımlarıyla, en büyük reform hamleleriyle tanıştırdık, muhalefetin engellemeleri karşısında yılmadık, yıkılmadık, ülkemize hizmet aşkımızdan bir an olsun taviz vermedik. Başkalarıyla değil, daima kendimizle yarışarak bugünlere geldik. Türkiye ayağına vurulan prangalardan bizim dönemimizde kurtuldu. Milletimiz yıllardır hasretini çektiği hizmet ve eser siyasetine yine bizim dönemimizde kavuştu. Özgüveni örselenmiş bir millet seneler sonra yeniden kendine güvenmeye, kendine inanmaya başladı. Üniversite kapılarında gözyaşı döken başörtülü kızlarımızın, meslek liselerinin, imam hatip okullarının karşılaştığı adaletsizlikler yine bizim dönemimizde son buldu. Bugün eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, dış ticarette, turizmde, savunma sanayinde, demokraside, hukukta, üretimde, hasılı hemen her alanda 18 yıl öncesiyle kıyas dahi edilemeyecek bir Türkiye var.

Göreve geldiğimizde savunma sanayinin yüzde 20’sini yerli olarak üretiyorduk, ama bugün, evet, yüzde 70’ini biz üretiyoruz ve yıllık gelirimiz sadece savunma sanayi ürünlerinden elhamdülillah 2,5 milyar dolara ulaşmış vaziyette.

Bize insansız hava araçlarını dost bildiklerimiz vermiyordu. Bize silahlı insansız hava araçlarını dost bildiklerimiz, stratejik ortaklarımız vermiyordu. Ama kötü komşular bizi ev sahibi yaptı, şimdi artık bunları biz üretiyoruz. İşte terörle mücadelede artık insansız hava araçlarımız teröristlere evvel Allah kan kusturuyor. Onları inlerine kadar takip edeceğiz, dedik ve şunda onları inlerinde, işte Pençe-1, Pençe-2, Pençe-3 harekâtında bunları biz kovalıyoruz onlar kaçıyor, ta Irak’ın kuzeylerine kadar kovalıyoruz, gerektiğinde F-16’larla kovalıyoruz. Ve bu bir şeyi gösteriyor, Türkiye artık kendi ayakları üzerinde duruyor.

İşte bugün Yusufeli’ndeydim, arkadaşlarımızla beraber Yusufeli’nde, evet, Yusufeli Barajının şu anda geldiği noktayı yerinde bir görelim dedik. Ortaya muhteşem bir eser çıkıyor ve bu eserle beraber en ufak bir şu anda enerji noktasında yarın biz birilerinin kapısında dilenci olmayacağız. Ve yedi baraj hepsi de şu anda ciddi manada bir enerji üretimi için birbirini adeta destekliyor. 2 milyar 200 milyon kilovatsaat orada enerji üretimi Yusufeli Barajında. İnşallah önümüzdeki yıl orası gövdesi bitecek ve ardından da su tutmaya başlayacak. Ve bütün bunlar Türkiye’nin geldiği noktayı gösteriyor. Artık biz doğal gaz alımında da seviyeyi daha da düşüreceğiz ve bugünkü doğal gaz alımına ihtiyacımız olmayacak, belki de doğal gazı sadece evlerde ısınmada kullanacağız. İşte bunlar Türkiye’nin nereye geldiğini gösteriyor, ama bunlar AK Partiyle geldi, diğerleriyle bunlar olmadı. Ve yollarımız, işte Cankurtaran Tüneli’nden tutun tüm Karadeniz’deki tünellerimize varıncaya kadar, bunlar Samsun’dan Sarp’a kadar hep bizimle oldu, bizden önce bunlar yok. Biz dertliyiz, bizim bu millete aşkımız var, bu ülkeye aşkımız var. Bu millete olan aşkımız, bu ülkeye olan aşkımız bizi yollara düşürdü. İşte Ovit Tünelini düşünün, neydi, ne oldu? Ve oraya giderken o tünelleri düşünün, neydi, ne oldu?

Kardeşlerim,

Bugün Ege’de, Doğu Akdeniz’de haklarını savunan, menfaatlerini koruyan, donanması güçlü bir Türkiye var. Özellikle yurt dışından gelen misafirlerimiz, gurbetçi kardeşlerimiz iki Türkiye arasındaki devasa farkı gayet iyi görüyor, iyi biliyor. Yurt dışındaki 6,5 milyon insanımız dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin koruyucu gölgesini her an üzerlerinde hissediyor.

Aynı şekilde Rize de üniversitesiyle, yollarıyla, hastanesiyle, eğitim-öğretim kurumlarıyla, altyapı yatırımlarıyla 18 yıl öncesiyle kıyası mümkün olmayan bir seviye ulaştı. İşte bugün hamdolsun üniversitemizin öğretim üyelerinin lojmanlarının açılışını yaptık, gerçekten imrenilecek muhteşem bir konseptin açılışını yaptık ve burada profesörlerimiz, doçentlerimiz, doktorlarımız, hepsi iskan olacak. Yani artık Rize’de konut var mı-yok mu, orada konut sıkıntısı çekeriz mi-çekmez miyiz, böyle bir durum yok. Diyoruz ki, gelin, işte burada yeşiller içerisinde hem huzurlu olun, rahat olun ve burada da 20 bin öğrencimizi size teslim edelim, onları yetiştirin.

Kardeşlerim,

AK Parti iktidarlarıyla beraber ülkemiz, menzilinde ileri demokrasinin olduğu, kalkınmanın olduğu, barış, kardeşlik ve dayanışmanın olduğu yepyeni bir yola girmiştir. Büyük ve güçlü Türkiye idealimizi gerçeğe dönüştürmemize hiçbir güç mani olamaz. Bilhassa terör örgütlerinin ve onların siyasi uzantılarının demokrasimizin imkânlarını kullanarak milli iradeye pusu kurmasına göz yumamayız.

Meşru hedeflere gayrimeşru yollarla varılamaz. Seçilmiş olmak hiç kimseye suç işleme özgürlüğü tanımaz, hangi partiden olursa olsun tanımaz. Sandığı bölücü emellerin vasıtası kılmak, ona yapılabilecek en büyük kötülüktür. Siyasetçiye yetki, ülkesine, şehrine, ilçesine hizmet etsin, hizmet götürsün diye veriliyor. Bu milletin vermiş olduğu vergiler bu belediyelere o illere, oradaki insanlara hizmet verilsin diye bu para onlara gönderiliyor. Eğer siz bunu o ile, o ilçeye değil de Kandil’e gönderecek olursanız, teröristlere gönderecek olursanız, kusura bakmayın, bizler de hukuk içerisinde idari kararları işletir ve sizleri kapıya koyarız. Şayet burada bir ihlal varsa, ihanet varsa, göz göre göre işlenen bir suç varsa, devletin görevi buna müdahale etmektir.

Terör örgütlerinin siyaseti zehirlemesine, siyaset üzerinde baskı kurmasına, siyasi uzantıları aracılığıyla milletin hakkını gasp etmesine hiçbir yerde rıza gösterilemez, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yok. İşte en son İspanya Katalonya’da bunun en güzel örneklerini verdi.

Nitekim devlet olarak daha önce bu konudaki tavizsiz tavrımızı ortaya koymuştuk, 31 Mart sürecinde ise hukukun ve anayasanın çizdiği sınırları herkese hatırlatmıştık. Diyarbakır, Mardin ve Van’da yapılan belediye başkanvekili atamaları hukuku, sandığı, millet iradesini korumaya yönelik meşru bir reflekstir. Demokrasiye inanan, demokratik kültürü özümseyen hiç kimse böyle bir adımdan rahatsızlık duymaz, duymamalıdır.

Hal böyleyken, bir döneme Gezi vandallığına sahip çıkmış, çukur terörünü sahiplenmişken, 15 Temmuz ihanetine alkış tutmuş çevreler, bakıyorsunuz sabah-akşam utanmadan bu kararı eleştiriyor. 31 Mart seçimlerinde yedikleri, içtikleri ayrı gitmeyen iki parti beklendiği gibi milletten değil, millet iradesini hiçe sayanlardan yana tavır aldı. Maalesef birileri de bunlarla aynı çizgiye gelerek gerçek yüzlerini ve niyetlerini ifşa etti. Dile getirilen eleştirilerin vicdanla, insafla, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmakla hiçbir alakasının olmadığı açıktır. Biz, şunu iyi bilin: Amacın üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğunu biliyoruz, çünkü milletimiz bunlara asla hayal ettikleri gibi bir imkan vermez. AK Partinin içinde gedik açma çabaları hep olduğu gibi yine boşa çıkacaktır, onu da söyleyeyim, istedikleri kadar dolaşsınlar. Bunlardan önce de bu gayretlerin içerisinde olanlar oldu, ne olduğunu biliyorsunuz, anlatmama gerek var mı? Niye? Evet, eğer niyet hayır olmazsa, akıbet hayır olmaz. Bunların niyeti hayır değil, bunların niyeti farklı. Dolayısıyla tabii ki dert burada sadece, biz acaba Erdoğan’ı bir-iki puan düşürmek suretiyle alaşağı der miyiz? Bu nereye çalışmaktır? Bunlar şu anda projelere çalışıyor. Bu projelerin kimler olduğunu, olabileceğini sizler zaten tahmin ediyorsunuz.

Biz bu partimizi 18 yıl önce milletimizle beraber kurduk, biz sadece tabelasını astık ve Allah selamet versin, çalışmaları da İsmail Kahraman Beyin evinde yürüttük.

Ülkemizde 18 yıldır doğudan da, batıdan da, kuzeyden de, güneyden de oy alan, destek gören, 82 milyonu tüm renkleriyle kucaklayabilen yegane hareket, AK Partidir. Biz hesapların değil, aynı davaya inanan, aynı ideallere gönül veren, aynı sevdanın, aynı manevi iklimin buluşturduğu bir kadroyuz, inşallah bu şekilde de yolumuza devam edeceğiz. İlkelerimizden, kardeşliğimizden, bizi biz yapan kadim değerlerden asla taviz vermeyeceğiz.

Kardeşlerim, şunu unutmayın: Sevgililer Sevgilisi Peygamberimiz ne buyuruyor? “…” Müslüman o kimsedir ki, elinden, dilinden diğerlerinin de emin olduğu insan.” Şimdi bunlarda böyle bir şey kaldı mı? Kalmadı. El başka çalışıyor, dil başka çalışıyor, gönül başka çalışıyor; varsın çalışsın. Biz, Türkiye sevdasıyla yaşımız hep 18 diyerek ilk günkü aşkla milletimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Bu temennilerle sözlerime son verirken, Rize’mizde belediye başkanlıklarını kazanan, belediye meclis üyeliklerini kazanan bütün arkadaşlarımın çok çok gayretli, samimi, ama bir şey var, kardeşlerim, tevazuunun dışında asla gurura, kibre bizim partimizde yer yoktur, asla bu noktada açık vermeyin.

Bulunduğumuz makamlar, unutmayın, baki değildir, bunlar geçicidir. Böyle olduğuna göre, bizler de tevazu içerisinde olacağız, mütevazı olacağız ve tüm vatandaşımıza gerçekten samimi olarak davranacağız, onlara efendi olmak değil, hizmetkar olma anlayışıyla, şuuruyla devam edeceğiz. Ve ben sizleri böyle görüyorum, Allah için de seviyorum. Ve Allah yar, yardımcımız olsun inşallah.

Sağ olun, var olun, afiyet olsun.