Malazgirt Zaferi’nin 948. Yıldönümü Kutlama Programında Yaptıkları Konuşma

26.08.2019

Aziz Milletim,

Sayın Meclis Başkanı,

Milliyetçi Hareket Partisinin Kıymetli Genel Başkanı,

Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı,

Sevgili Gençler,

Aziz Kardeşlerim,

Saygıdeğer Vatandaşlarım,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Malazgirt Zaferinin 948. Yıldönümü vesilesiyle Sultan Alparslan’ı ve ordusundaki tüm kahramanlarımızı hürmetle, rahmetle yâd ediyorum.

Bin yıldır bu toprakların vatanımız olması için gözlerini kırpmadan canını veren tüm şehitlerimize, gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Anadolu’nun en doğusundaki Malazgirt’te açtığımız bu coğrafyanın kapılarını sadece 3-4 yıl sonra en batıdaki İznik’te yeni bir devlet kurarak inşallah ebediyen mühürledik. İznik’in hemen dibindeki Söğüt’te diktiğimiz Osmanlı çınarının dallarını batıda Adriyatik kıyılarından Viyana önlerine, Akdeniz’de Cebelitarık Boğazı’na, güneyde Afrika’nın içlerine kadar uzattık. Bundan bir asır önce Osmanlı’yı hasta adam ilân edip, milletimizi yeniden Orta Asya’ya sürmeyi planlayanların heveslerini Çanakkale’yle, Kut’ül Amare’yle, İstiklal Harbimizle kursaklarında bıraktık. Uzunca bir süre milletimizi kendi iç meseleleriyle uğraştırarak, medeniyetinden, tarihinden, kültüründen koparmaya çalışanların da senaryolarını boşa çıkardık. Eğer bugün millet olarak bilhassa da gençlerimizle birlikte Malazgirt Zaferine böylesine bir coşkuyla kutluyorsak, onbinler bugün Malazgirt Ovası’ndaysa, işte bu projeyle birlikte o aksi projeyi hazırlayanlar da çökmüş demektir.

Sadece bununla kalmadık, yeni nesillere 2071 vizyonunu miras bırakarak çıtayı daha da yukarıya başladık. Yaklaşık yarım asır inşallah, hedef olarak yarım asır sonra bizler göremezsek de inanıyorum ki Türkiye her alanda dünyanın en güçlü ülkelerinden biri olarak çok daha büyük hedeflere yelken açmış olacaktır. Zaferlerimize ne kadar güçlü sahip çıkarsak, bu vizyonu hayata geçirme irademizi de o kadar diri tutarız.

Hep söylediğim gibi, bizim medeniyetimiz bir fetih medeniyetidir. Bu fetih sadece toprakların, sadece coğrafyanın fethi değildir, asıl fetih gönüllerin fethidir, zihinlerin fethidir.

Kardeşlerim,

Ecdadımızın asırlar boyunca huzurla, güvenle müreffeh bir şekilde yönettiği coğrafyalar, bugün maalesef zulüm ve sefalet içinde kıvranıyor. Bölgemizde insanı yaşat ki devlet yaşasın Şeyh Edebali’nin bu vasiyeti, böyle bir medeniyetin yerini önüne çıkan herkesi, çocuk, kadın, yaşlı demeden katleden örgütler ve haydut devletler almıştır. Hiçbir siyasi veya ekonomik çıkar bizi hakkı söylemekten, hakkın yanında yer almaktan, mazluma ve mağdura destek vermekten alı koyamaz.

Kardeşlerim,

İşte Diyarbakır’da, gördünüz değil mi, yavrusu kaçırılıp öldürülen, diğer yavrusu da ellerinde esir olan annenin günlerdir yaptığı eylemi gördünüz değil mi? Öyleyse, biz dik duracağız ve bu insanların yavruları istismarına fırsat vermeyeceğiz.

Bugün Suriye’de yıkım var, katliam var, rejim bir yandan, terör örgütleri bir yandan kendilerini destekleyenlerle birlikte her gün masum kanı döküyor, her gün masum gözyaşı akıtıyor. Bugün Kudüs’te, Filistin’de zulüm var. Haydut devlet üç dinin kutsallarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü hoyratça gaspa, Filistin’i adım adım işgale çalışıyor. Bugün pek çok yerde Müslümanlar zulüm altında. Bugün Arakan’dan Keşmir’e, Türkistan’dan Avrupa’ya kadar her yerde Müslümanlara yönelik tehditler, saldırılar devam ediyor.

Kardeşlerim,

Daha dün, yakın bir tarihte Balkanlar’dan Karabağ’a uzanan farklı coğrafyalarda yaşanan katliamları unutmadık. Kimi yerde mezhebi, kimi yerde etnik fay hatları tahrip ve tahrik edilerek milyonlarca insanın nasıl bir birbirine kırdırıldığını unutmadık. Irak’ta 2 milyon, Suriye’de 1 milyon, Afrika’nın, Güney Amerika’nın farklı yerlerinde yine milyonlarca insanın çıkar uğruna nasıl katledildiklerini unutmadık. Ellerinden gelse ülkemizde de aynı şeyleri yapmak isteyen kara kalpli, kara niyetli alçakları da unutmadık. Herkesin bir hesabı olabilir, ama en büyük hesap sahibi unutmayın, Allah’tır. Rabbimizin yardımıyla, milletimizin duası ve dirayetiyle tüm bu badireleri geride bırakarak bugünlere geldik. Daha düne kadar evlerimizin kapısına kadar getirmek istedikleri mücadeleyi bugün sınırlarımız ötesine taşımış durumdayız. İnşallah Irak’tan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den diğer bölgelere kadar uzanan bu mücadeleyi zaferle taçlandıracağız.

Kardeşlerim,

Anadolu bizim için büyük davamızın kıtasıdır. Bizim davamızda hep inşa davası olmuştur. Bin yıldır kanla ve terle yoğurarak vatan kıldığımız bu topraklar inşallah yeniden dirilişimize, yeniden yükselişimize, medeniyetimizin ihyasına, büyük ve güçlü Türkiye davasının inşasına şahitlik edecektir. Malazgirt’te her yıl tekrarladığımız buluşma, işte bu büyük vizyonu kafamıza ve kalbimize daha büyük bir inançla nakşetmemize vesile olmayı sürdürecektir.

Gençler, 2023 hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkıyor muyuz?

Gençler, 2053 vizyonumuzda Fatih’e layık evlatlar oluyor muyuz? Gençler, 2071’de Sultan Alparslan’ın manevi mirasını zirveye taşıyor muyuz?

Gençler, Hazreti Ömer’in adaleti ve Hazreti Ali’nin cesaretiyle yolumuza kararlılıkla yürüyor muyuz?

Gençler, unutmayın Gazi Mustafa Kemal’in o Çanakkale ruhunu yaşatmakta kararlı mıyız?  

Sizler de gördüğümüz işte bu azim ve kararlılık bizim geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayan en büyük teminattır. Rabbim hepinizden razı olsun.

Kardeşlerim,

Bugün Türkiye tarihinden aldığı güçle her alanda büyük bir mücadele içindedir. Bu mücadele sıradan bir mücadele değildir. Bu mücadele öyle kutludur ki her türlü hesabın üzerindedir, öyle olmak durumundadır. FETÖ’cü hainler bir darbe girişimiyle ülkemizi işgale yeltendiklerinde karşılarında tüm farklılıklarını bir kenara bırakmış, hayatları dahil her şeylerinden vazgeçerek oraya gelmiş bir milleti ve onun temsilcilerini Malazgirt Ovasında olduğu gibi karşılarında buldular. İşte aynı kadro bugün Malazgirt Ovasında.

Buradan 15 Temmuz darbe girişimindeki dik duruşu başta olmak üzere ülkemizin menfaatine olan her konudaki samimi desteği için huzurlarınızda Sayın Bahçeli’ye ve heyetine teşekkürü şahsım, milletim adına bir borç biliyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Aynı şekilde bu mücadelede bizimle birlikte olan diğer partilerden ve toplumun her kesiminden kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.

Darbe gecesi biraraya gelen bu kadro ülkemize ve milletimize yönelik her tehdide, her saldırıya karşı tek bir yürek, tek bir beden hep birlikte yol yürümeye devam ediyoruz.

Tabii bir de bu kutlu mücadelenin içinde yer almayanlar var. Siyasette, kültürde, sanatta, sporda ve daha pek çok alanda farklı tercihler elbette saygıyla karşılanır. Ancak konu ülkemizin ve milletimizin bekası olduğunda başka saflarda yer almanın saygıya layık bir tarafı yoktur. Türkiye terör örgütleriyle mücadele ederken siz söyleminiz ve davranışınızla onların değirmenlerine su taşırsanız, bunun adı başka bir şey olur.

Kardeşlerim,

İşte bizler milletimizin menfaati için Türkiye-Suriye sınırı boyunca kurulmaya çalışılan terör koridorunu parçalamak için var gücüyle çalışırken siz bu tuzağı kuranların arkasından giderseniz, bunun adı başka bir şey olur.

Kardeşlerim,

Ana Muhalefetin başı ne diyor? Türkiye’nin Ortadoğu’da ne işi var? Ya bizlere ülkemizin güneyinden taciz atışları yapılacak, saldıracak; bizim orada ne işimiz var. Sen bu işleri anlamıyorsun, anlamayacaksın, biz oradayız, orada olmaya devam edeceğiz. Bir taraftan Atatürk’ün partisiyiz diyeceksin, öbür taraftan Misak-ı Milli nedir, bunu bilmeyeceksin. Önce aç da tarihi bir oku. Türkiye, Doğu Akdeniz’de siyasi, ekonomik ve askeri olarak yakın tarihinin en çetin mücadelesini verirken siz karşı tarafın ağzıyla konuşursanız bunun adı da başka bir şey olur. Biz Adana Mutabakatı neyse bunun gereğini yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bugün ülkemizde CHP ve onun artık eş kuruluşu haline gelen bölücü örgütün destekçisi partinin yaptıkları işte tam olarak budur. Dağda teröristtin, denizde Rum’un, havada rakiplerimizin ve diğer tüm platformlarda karşımızda her kim varsa onun yanında yer alarak, bu ülkenin partisi olunamaz.

Bakınız, dün Trabzon’da CHP yönetimine samimi bir çağrı yaptım, bu partiyi yönetenlerin yerli ve milli çizgiye gelmesini çok görüyoruz. Ama bu partiye oy veren vatandaşlarımızın mesajlarımızı aldıklarına inanıyorum. İşte Ege’de Amerika var, İngilizler var, Fransızlar var, şu var, bu var, ama orada tek ülke yok öyle diyor Bay Kemal. Kimmiş o? Türkiye orada yokmuş. Herhalde bu zat bakar kör. Bizim orada sondaj gemilerimiz var, bizim orada sismik araştırma gemilerimiz var, dört gemi şu anda bu çalışmayı yapıyor. Bizim orada firkateynlerimiz var, bizim orada silahlı hava araçlarımız her an hazır vaziyette, denizden, karadan her şeyimizle hazırız bunu görmüyor. Ama bir şeye daha üzülüyorum nedir o? Fatih, Yavuz, devasa ay yıldızlı bayrağımız var. Bay Kemal herhalde bizim ay ve yıldızımızı da bilmiyor. İşte alanda var, öğreteceğiz bunu da öğrenecek. Öyle lafla işte biz Atatürk’ün partisiyiz demek olmaz. Sen bitmişsin, tükenmişsin, 3-4 tane belediye almakla bir yere varılmaz. İnşallah benim milletim şu anda bizim Doğu Akdeniz’de neler yaptığımızın hesabını soracak.

Yaşadığımız kritik süreçte milletimizin her bir ferdinin desteğine ihtiyacımız var. Herkes biliyor ki ülkemizin gelecek yarım asrının, bir asrının belirleyicisi olacak gelişmelerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde hangi saikle olursa olsun hiç kimsenin milletimizin birliğini, beraberliğini bozacak davranışlar sergilemeye hakkı yoktur. Biz işte bunun için sürekli Rabia’mızı tekrarlıyoruz. Hazır mıyız?  Gür seda ile tüm dünya duysun.

Tek Millet… Tek Bayrak… Tek Vatan… Tek devlet. Öyleyse bunun için bir olacağız… İri olacağız… Diri olacağız… Kardeş olacağız… Hep birlikte Türkiye olacağız.

Kardeşlerim,

Siyasette makamlar, mevkiler, unvanlar gelip geçicidir. Kalıcı olan geride hangi izlerin, hangi eserlerin, hangi başarıların, hangi fedakarlıkların bırakıldığıdır. Ecdat yedi geldiğinde canını, yeri geldiğinde canından aziz bildiği evladını feda etmiştir. Bugün güvenlik güçlerimiz her gün, her an hayatları pahasına bir mücadele içindedir. Şu anda ne yapıyoruz? Pençe 1, Pençe 2, Pençe 3 içeride ve dışarıda şu anda teröristleri inine kadar kovaladık mı? Kovalıyor muyuz? Kovalamaya devam edeceğiz. Unutmayın kardeşlerim, bu arada tabii ki şehitlerimiz de var, ama bizim şehitlerimiz hiç kimseyle mukayese edilmez. Rabbimiz ne buyuruyor; esteuzubillah bismillah, “Ve lâ tekûlû li men yuktelu fî sebîlillâhi emvât (emvâtun), bel ahyâun ve lâkin lâ teş’urûn (teş’urûne), ila ahir ilahe.”  Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz. Evet, bizimkiler şahadet şerbetini içinler, onlar Sevgili Peygamber’imize komşu olanlar. Rabbim bizleri de aynı yolda haşretsin.

Kardeşlerim,

Cumhurbaşkanından başlayarak, ülkenin tüm yöneticileri günün 24 saati ülkemize hizmet için çalışıyoruz. Bu mücadeleye destek veren herkesin çok ciddi fedakarlık yaptığının da farkındayız. Hep birlikte bu gök kubbede bir hoş seda bırakabilirsek, bizden sonra gelenlere Allah razı olsun dedirtebilirsek ne mutlu bize, gerisi lafı güzaftır.

Kardeşlerim,

Malazgirt’in hemen aşası Van Gölü’dür. Van Gölü’nden bir tarafa doğru giderseniz nice sarp dağları aşarak Irak’a, diğer tarafa doğru giderseniz önce dağları, ardından uçsuz bucaksız ovaları aşarak Suriye’ye ulaşırsınız. Sultan Alparslan’dan sonra nice kumandan bu güzergâhları takip ederek, zaferlere yürümüştür. Bugün de terör örgütleriyle ve onların arkasındaki güçlerle mücadelemizin zaferlerini inşallah Malazgirt’te hep birlikte kutlamaya devam edeceğiz.

Suriye’de Fırat’ın doğusundan Irak sınırımıza kadar olan hat boyunca güvenli bölge oluşturma çabalarımızda yavaş yavaş mesafe alıyoruz. Bölgedeki hesapların karışıklığı ve sinsi tuzakların çokluğu bizi asla yolumuzdan alıkoymamıştır, alıkoyamayacaktır. Hiç endişe etmeyin, şu anda Savunma Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, jandarma kuvvetlerimiz, güvenlik güçlerimiz hepsi bu yolda devam ediyor. Birilerinin dokunulamaz, girilemez, çözülemez olarak gördüğü pek çok sorun gibi Fırat’ın doğusundaki meseleyi de ülkemizin ve milletimizin hassasiyetlerine uygun şekilde hâl yoluna koyuyoruz. Her konuda ve her zaman olduğu gibi bu hususta da önceliğimiz diplomasidir, diyalogdur, uzlaşmadır, iş birliğidir. Şayet bu zeminde bir netice alabilirsek ne ala, böylesi herkes için daha kazançlı bir yoldur. Ama isteğimiz dışında bir yola zorlanır veya oyalanmaya kalkılırsak tüm hazırlıklarımız tamamdır, kendi planlarımızı hayata geçiririz.

Kardeşlerim,

Şu anda SİHA’larımız, İHA’larımız ve helikopterlerimiz bölgeye girdi, sınırlarımıza yakın yerlerdeki tahkimatlar imha ediliyor. Çok yakında kara birliklerimizin de bölgeye giriş yapmasını bekliyoruz. Hava ve kara unsurlarımızla sınırlarımızın ötesine geçtiğimizde durumu çok daha yakından görme ve sürecin geleceğini belirleme imkanına kavuşacağı. Suriye sınırlarımızı teröristlerden temizleme konusundaki kararlılığımızı artık hiç kimsenin test etmeye çalışmayacağını ümit ediyorum.

İdlib tarafında rejimin ihlallerinden kaynaklanan sıkıntılar var, Rusya ile işte iki gün önce Sayın Putin’le bu meseleyi yakından istişare ettim. Ve yarın Rusya’ya gidiyorum bir heyetle birlikte, orada yine görüşmelerimiz olacak. İnşallah bu sıkıntıları da kısa sürede ortadan kaldırmış olacağız.

Irak tarafında da çok önemli adımlar atıyoruz. 35 yıldır ülkemize yönelik saldırıların merkezi olarak kullanılan bölgeleri kalıcı şekilde güvenli hale getiriyoruz. Pençe harekatları bu, operasyonların sebebi bu. Irak Merkezi Hükümeti ve Kuzeydeki Yönetim yanında İran’la da işbirliği halinde yürüttüğümüz bu operasyonlar herkes açısından olumlu neticeler doğuracaktır. Doğu Akdeniz’deki sondaj ve sismik araştırma çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Kimse bizi oralarda engelleyemez, engelleyemeyecektir.

Kardeşlerim,

Bütün bu çalışmalar kararlılıkla devam ediyor ve devam edecektir. Bunların yanında ekonomiden altyapıya kadar her alanda ülkemizin ihtiyaç duyduğu yatırımları kesintisiz devam ettiriyoruz. İşte Cumartesi günü Artvin’deydim, Artvin’de Yusufeli Barajını yerinde inceledim, Allah’a hamdolsun muhteşem bir eser. 2 milyar 200 milyon kilovat/saat enerji üretecek bir barajı yapıyoruz. Önümüzdeki yıl bu zamanlarda barajın su tutmaya başladığını göreceğiz. 1 yıl sonra da inşallah sadece enerji değil içme suyu, kullanma, bunları da göreceğiz. Ve Artvin bizim için adeta bir barajlar şehri. Ve inşallah, eskiden bizimle dalga geçiyorlardı, ne diyorlardı? Evet, “su akar, Türk bakar” diyorlardı. Şimdi ne diyoruz? Evet, su akar, Türk yapar; buraya geldik.

Sultan Alparslan’ın kapısını açtığı bu vatana layıkıyla hizmet etmek şerefini bizlere bahşeden milletimizin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Bundan 948 yıl önce Malazgirt’te kendisinden kat be kat fazla sayıdaki düşmanın üzerine imanından aldığı güçle yürüyen ecdadı, evet bir de şairin diliyle selamlamak istiyorum. Hazır mıyız?

“Tekbirlerle yürüdü kalbi Yasin bir ordu

Ordu secdeye varmış, toprak şükrediyordu

Ezan, bayrak uğruna şehadet bugün hutbe

Peygamberin aguşuna varmak en büyük rütbe

Gökte yer sarsılırken Allah’u Ekberlerle

Bizans’ın kalkanları delindi tekbirlerle.

Vatan bir seccadedir ve secdedir şehadeti

Şehitlerin secdesi seccadeye emanet

Biz buna vatan deriz, secde sahibi Rahman

Emanet Asım’larda, rahat uyu Alparslan

Bitmedi bitmeyecek o gün başlayan bu cenk

Ezanların kesilmeyecek kıyamete dek.”

Bu duygularla bir kez daha tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Karada, denizde ve havada, dağ başlarında, dere yataklarında, ovalarda, ormanlarda görev yapan tüm güvenlik güçlerimize başarılar diliyorum. Programımıza teşrif eden herkese tekrar şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.