Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi Başkanlığı Subay ve Astsubay Mezuniyet Töreninde Yaptıkları Konuşma

23.08.2019

Jandarma Ve Sahil Güvenlik Akademimizin Değerli Hocaları ve Öğrencileri,

Kıymetli misafirler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, saygıyla selamlıyorum. Bugün mezuniyet sevinçlerini paylaştığımız eğitimlerini başarıyla tamamlayan 515 subayımız ile 3431 astsubayımızı tebrik ediyorum. Kimi kıtadan, kimi sivilden gelen subay ve astsubaylarımıza görev yerlerinde başarılar diliyorum.

Subay ve astsubaylarımızın mezuniyet töreni vesilesiyle burada bulunan ailelerine ülkemize böyle hayırlı evlatlar yetiştirdikleri için şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Elbette her meslek değerlidir, kutsaldır, önemlidir. Ama Jandarma ve Sahil Güvenlik personeli olarak çalışacak buradaki gençlerimizin üstlendikleri vazifenin yeri çok ayrıdır. Ülkesi ve milleti için gerektiğinde canını feda etmekten çekinmemelerini gerektirecek bu mesleği seçen gençlerimizin her biri alınlarından öpülmeyi hak ediyor.

Yaşadığımız coğrafya millet olarak bizi bin yıldır kesintisiz mücadele etmeye, topraklarımızı kanımızla sulayarak vatan yapmaya mecbur bırakmıştır. Gerek sınırlarımız dışından, gerek sınırlarımız içinden ülkemizin ve milletimizin bekasına yönelik tehditlere karşı verdiğimiz mücadelenin ilanihaye devam edeceğini biliyoruz. Şehadet onun için farklıdır, onun için anlamlıdır. Şehadet, ilk insandan başlayıp, kıyamete kadar devam edecek olan bir makamdır. Onun için Rabbimiz kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şehadet ile ilgili bize müjdeyi veriyor: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyiniz, onlar diridirler, ancak siz bilemezsiniz” buyuruyor. Dolayısıyla bu yol şehadete giden bir yoldur. Sıradan ölmek var, ama şehadetle kucaklaşmak var. Güvenlik teşkilatlarımızda görev alan evlatlarımızın bu bilinçle vazifeye koşuyor olmaları, geleceğimize olan güvenimizi daha da perçinliyor. Şu anda Gabar’da, Cudi’de, Beslerderesi’nde bu mücadeleyi teröre karşı sürdüren evlatlarımızı şehadete yürüyen evlatlar olarak görüyorum. Annelerimiz öyle demiyor muydu; “Git evladım git, ya gazi ol ya şehit” diyordu. Ve kınalı kuzular öyle değil miydi, onlar da öyleydi. Esasen 15 Temmuz gecesi yaşananlar bu milletin her bir ferdinin gerektiğinde ülkesi ve milleti için canını vermekten çekinmeyeceğini ortaya koymuştur. Tarih boyunca sayısız örneği olan kahramanlık hikâyelerimizin yeni bir sayfası olan 15 Temmuz kıyamı gelecek nesiller için çok önemli bir örnek olacaktır. Neredeyse 35 yıldır sürdürdüğümüz terörle mücadelede Irak ve Suriye sınırlarımızda ve ötesinde sürekli operasyonlar yapmak zorunda kaldık. Bu harekâtlarda askerlerimizin, polislerimizin, jandarmalarımızın, güvenlik korucularımızın gösterdikleri kahramanlıklar da tarihimizin altın sayfaları arasında yer alacaktır.

Sahillerimizin güvenliğinden sorumlu birimimizin özellikle insan ve mal kaçakçılarına karşı verdikleri kahramanca mücadeleyi de asla unutmayacağız.

Bu vesileyle bu toprakları bize vatan yapan ve vatan olarak devamı için bir gül bahçesine düşercesine toprağa giren tüm şehitlerimizi, gazilerimizi, kahramanlarımızı rahmetle yad ediyorum.

Unutmayınız; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Eğer bir toprağın uğrunda ölen yoksa o toprak zaten vatan olmaz, olamaz. Ama ölen varsa, eğer şehit kanıyla yoğruluyorsa işte o vatandır.

Halen sınırlarımız içinde ve ötesinde mücadele vermeyi sürdüren tüm güvenlik güçlerimize başarılar diliyor, Rabbim hepsini de muhafaza etsin, korusun diyorum.

Son dönemde bölücü örgütün şehit ettiği jandarmalarımıza buradan bir kez daha Allah’tan rahmet niyaz ediyorum. Şairin dediği gibi: “İnsan büyür beşikte mezarda yatmak için ve kahramanlar can verir yurdu yaşatmak için.” Ülkesini yaşatmak, milletini korumak için can veren kahramanlarımızın her biri yüreğimizde sonsuza kadar yaşamaya devam edecek.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki pek çok devlet gibi sonradan kurulmuş dengelerin veya projelerin eseri bir devlet değildir. İçinde bulunduğumuz şu Jandarma Okulu’nun dahi 180 yıllık geçmişi vardır.  Kardeşlerim, unutmayın; bu devlet bir kabile devleti değildir. Bu devlet tarihe mal olmuş bir devlettir. Kara Kuvvetleri Komutanlığımız bu yıl ordumuzda halen kullanılan tümen, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı gibi kavramların da ortaya çıktığı döneme kadar uzanan 2228. Kuruluş Yıl Dönümünü kutladı. Pazartesi günü kendisinden kat be kat kalabalık bir orduyu gün batmadan darmadağın ettiğimiz, Malazgirt Zaferimizin 948. yıl dönümü için inşallah Malazgirt’te olacağız, inşallah Ahlat’ta olacağız. Osmanlı’nın sadece devlet yapısının değil, askeri düzeninin etkisi de günümüze kadar tüm dünyayı etkilemeye devam etmiştir. Alparslan oradan yola çıktı ve Anadolu işte böylece evet bizler için vatan oldu. Bizim milletimizin kurduğu ordular her dönemde dünyanın en önemli askeri yapıları olmuştur. Bugün de Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın sayılı ordularından biridir. Halen güvenlik güçlerimizin geniş bir alanda yürüttüğü operasyonların benzerlerinin üstesinden gelebilecek pek az ülke vardır. Emin olunuz yarın da, öbür gün de bu millet yine dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olmaya devam edecektir. Bunun sebebi; savaşa merakımız değil, bizi ne bu coğrafyada, ne de dünyada başka türlü barındırmayacaklarını biliyor olmamızdır. Ecdat, “Daima hazır ol cenge, eğer ister isen sulhu salah” sözüne uygun şekilde hareket etmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” sözü de aslında barış içinde yaşayabilmek için daima çok güçlü olmamız gerektiğini ifade ediyordu.

Binlerce kilometre uzaktan gelip bölgemize karasıyla, havasıyla, deniziyle tüm güçlerini yığanları barış timsali gösterirken, sadece kendisini korumak için çabalayan ülkemizi savaş çığırtkanlığı ile suçlayanlar var. Yine binlerce kilometre uzaktaki ülke topraklarını korumak için masum-terörist ayrımı yapmadan milyonlarca insanı öldüren veya ölümden beter bir hayata mahkûm edenlere demokrasi havarisi muamelesi yapıyorlar. Buna karşılık dünyanın en başarılı ve hassas terörle mücadelesini yürüten ülkemizi savaş suçlusu göstermeye çalışıyorlar. Elbette Türkiye güvenlik güçlerinden ve vatandaşlarından şehitler verirken, kendi konforlu dünyalarından bize ahkâm kesenlerin sözüne göre hareket edecek değiliz. Ülkemizin güvenlik öncelikleri neyi gerektiriyorsa, milletimizin geleceği için hangi adımı atmamız icap ediyorsa ona göre davrandık, ona göre davranacağız. Eğer S-400 almamız gerekiyorsa onun için aldık, onun için alıyoruz. Siyaseti ve diplomasiyi asla ihmal etmeden, ama gerektiğinde güç kullanmaktan da çekinmeden yolumuza devam ediyoruz. İşte kendi savunma sanayi ürünlerimizin yüzde 20’sini üretiyorduk, ama şimdi yüzde 70’ini üretiyoruz, bunun bir anlamı var. Şimdi sadece kendimiz için değil aynı zamanda ihraç ediyoruz, ihracından da yaklaşık 3 milyar dolar elde ediyoruz.

İşte bakın, maalesef şu anda Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin olmadığını söyleyen zavallılar var. Amerika varmış, Fransa varmış, Katar varmış, İngiliz varmış, ama sadece Türkiye yokmuş; zavallı, bizim oradaki sondaj gemilerimizin üzerindeki devasa Al Bayrağımızı tanımayacak kadar zavallı. Ve bizim sondaj gemilerimiz kiralık değil, kendimize ait. Ve oradaki bütün tarama gemilerimiz aynı şekilde yine bize ait. Dört gemiyle oradayız, ama dört geminin yanında da Deniz Kuvvetlerimizin firkateynleri var, aynı şekilde Hava Kuvvetlerimiz sürekli orada. Ve oradaki çalışmalarımızı yürütüyoruz ve sonuna kadar da yürüteceğiz. Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın hakları ve kendi haklarımızı orada korumaya ahdettik ve bu yola devam edeceğiz.

Kardeşlerim,

Terör örgütlerini sınırlarımız içinde büyük ölçüde bitirme noktasına geldik. Sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun batı ayağını tümüyle kırdık. İnşallah bu koridorun doğu ayağını da halen devam eden müzakerelerin ardından kırdığımızda gerçekten büyük bir oyunu bozmuş olacağız. İşte bugün Sayın Putin’le sabah 1,5 saat civarında bunları konuştuk. Önümüzdeki hafta Sayın Trump’la da bunları konuşacağız. Biz artık masadayız, konuşarak yolumuza devam edeceğiz.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgeyi kana ve ateşe boğarak yeniden tanzim etme çabaları, sergilediğimiz dirayetli ve kararlı tutumla önemli düzeyde boşa çıkmıştır. Oyun sahiplerinin tamamen vazgeçip köşelerine çekilmeyeceklerini elbette biliyoruz. Ama kazanılan her raundun da sonuca etkisinin gayet iyi farkındayız. Hem masadaki, hem sahadaki mücadelemizi en küçük bir gevşemeye, en küçük bir rehavete müsaade etmeden, bayrağı sonraki nesillere devredene kadar sürdüreceğiz. Hamdolsun milletimiz olup bitenin farkında, bunun için de attığımız her adımda, girdiğimiz her mücadelede 82 milyon vatandaşımızın ve yüzlerce milyon kardeşimizin kalbinin, duasının, desteğinin arkamızda olduğunu biliyoruz, bunu unutmuyoruz.

Bugün burada genç subay ve astsubaylarımızın yüzlerinde gördüğüm kararlılık bizim gücümüze güç katmıştır. Rabbim hepinizden razı olsun.

Değerli Arkadaşlar,

Ülkemize ve milletimize yönelik tehditleri sadece güvenlik güçlerimizle bertaraf edemeyiz. Bunun için her alanı kapsayan topyekûn bir mücadele gerekiyor. Birtakım belediye başkanlarının görevlerinden alınarak yerlerine belediye başkanvekilleri atanmasıyla ilgili işlemler işte bu çerçevede yapılmaktadır. Bu milletin alın terinden artırarak vermiş olduğu vergilerle kendilerine gelen parayı halka değil de Kandil’e gönderenlere, dağa gönderenlere biz seyirci kalamayız ve kalmayacağız. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devlet böyle bir çarpıklığa izin vermez, veremez. İşte İspanya, Katalonya’daki Belediye Başkanlığı’nı İspanya Devleti aynen şu anda bizim yaptığımızın bir benzeri yaptı, yapıyor. Bu ülkenin, Türkiye’nin 82 milyon vatandaşının tamamının hakkını, hukukunu korumak, terörle mücadelenin gereklerini yerine getirmek için bu adımlar atılmıştır. İspanya’dan Fransa’ya kadar dünyanın pek çok yerinde benzer işlemler yapılırken sesleri çıkmayanlar, konu Türkiye olunca ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Bu tavır değerli kardeşlerim, söz konusu çevrelerin demokratlıklarından değil, ülkemize olan husumetlerindendir.

İçimizdeki birtakım çevreler ise çok tehlikeli bir şekilde ve giderek artan bir hızla bölücü terör örgütüyle aynı çizgiye doğru gitmektedir. Terör örgütlerinin destekçileriyle bu kadar iç içe geçmek kimse için hayra alamet değildir. Milletimizin bu alçak siyaset tarzını yakından takip ettiğine ve günü geldiğinde gereken tavrı ortaya koyacağına inanıyorum.

Türkiye, Irak’tan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Kuzey Afrika’ya, Atlantik ötesinden Avrupa’ya kadar dört bir yanda kısa, orta ve uzun vadeli çıkarlarını korumanın mücadelesini veriyor. Buna karşılık birilerinin her hadiseyi bahane ederek fırsatçılık peşinde koşması gerçekten çok çok acıdır. Kim ki terörle el ele olursa, milletin bize verdiği yetkiyi yasalar içerisinde sonuna kadar koruyacağız. Çünkü bunların yaptığı siyaset değildir. Bir belediye başkanının görevi şehre hizmettir, halka hizmettir. Halka değil de, şehre değil de eğer teröristlere hizmet ediyorsa, şehit yavrularımızın ailelerini belediyenin kapısının önüne koyuyorsa, biz de onları kapının önüne koyarız.

İşte bunlara seyirci kalanlar gaflet içindedir. Aslında biz bu tavırların gaflet ötesi niyetlerden kaynaklandığını biliyoruz. Ama şimdilik bu kadarını söylemekle yetinmek durumundayız. Günü geldiğinde elbette tüm pazarlıklar, tüm ilişkiler, tüm ortaklıklar belgeleriyle, bilgileriyle ortaya dökülecektir. Milletimizin bu ülkeyi yönetme sorumluluğu verdiği bizlere düşen görev; kim ne yaparsa yapsın her alanda bayrağımızı dimdik yukarıda tutmak, ezanlarımızı susturmamak için azimle mücadeleye devam etmektir.

Gündemimizdeki konularla ilgili çok yoğun görüşmeler ve hazırlıklar içindeyiz. Çok yakında milletimize Suriye meselesi başta olmak üzere güvenlikten ekonomiye kadar her alanda çok önemli müjdelerimiz olacak. Demokrasiden ve hukuk devletinden asla taviz vermeden ülkemize içeriden ve dışarıdan yönelen her tehdidin başını ezecek güce, imkâna, kararlılığa hamdolsun sahibiz.

Kardeşlerim,

Unutmayın, biz bir oldukça, iri oldukça, diri oldukça, kardeş oldukça, hep birlikte Türkiye oldukça Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorun, hiçbir sıkıntı yoktur. Ülkemizin gelişmesini, büyümesini, güçlenmesini engelleyemeyenlerin milletimizin birliğini ve beraberliğini bozmak için seferber olmalarının sebebi işte budur. Ve bizim tek hedefimiz var; şu anda bu stadyumun içerisinde biz tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet olarak geleceğe yürüyoruz. Tek bir yürek olarak çarptığında 82 milyona güçleri yetmediği için bu milleti etnik ve mezhep ayrımı yanında siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik bahanelerle mümkün olduğu kadar çok ve küçük parçalara ayırmanın peşindeler, ama başaramayacaklar. Bu milletin kardeşliğine halel getiremeyecekler. Bayrağını indiremedikleri, ezanını susturamadıkları, vatanımızı bölemedikleri, devletimizi yıkamadıkları bu millet günü geldiğinde elbette onları da yola getirecektir.

Tarihte bu millete kötülük edip, ihanet edip, yüreğini kanatıp da iflah olmuş kimse yoktur. Bakın coğrafyamızın son 150-200 yılına, bunun sayısız örneğini görürsünüz, yine aynısı olacaktır. Milletimizin sabırlı olmalarını, dualarını ve desteklerini güvenlik güçlerimizden ve bizden eksik etmemelerini rica ediyorum.

Kardeşlerim,

Bu duygularla bir kez daha Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademimizden mezun olan subay ve astsubaylarımızı tebrik ediyor, görev yerlerinde başarılar diliyorum. Allah yar yardımcıları olsun. Akademimizin öğretim kadrosuna ve teşkilatlarımıza teşekkürlerimizi sunuyorum. Tüm annelere, babalara böyle hayırlı evlatlar yetiştirdikleri için tekrar şahsım, milletim adına saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla.