Ak Parti’nin 18. Kuruluş Yıl Dönümü Programında Yaptıkları Konuşma

23.08.2019

Değerli Dava ve Yol Arkadaşlarım,

AK Parti Davasına Gönül Veren Kardeşlerim,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bundan tam 18 yıl önce 2001 yılı Ağustos ayında AK Parti’nin kuruluşunu milletimize ve tüm dünyaya ilan etmiştik. Öncelikle kuruluşundan bugüne kadar AK Parti’nin tüm kademelerinde bu davaya gönül vermiş, hizmet etmiş, katkı sağlamış, görev almış, partimize oy vermiş tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. Ahirete irtihal etmiş kardeşlerimize de Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.

Her yıl dönümü önemlidir, ama 18. yıl dönümü ayrıca önemlidir. Bu yaş, hukukumuzda bireylerin siyasi, ekonomik ve sosyal alanda rüştlerini ispat edişlerinin ifadesidir. Kadim davamız ile milletimize hizmet aracı gördüğümüz siyasetimiz ve onun yüce bir çatısı olarak kabul ettiğimiz AK Parti hamdolsun 18 yaşına ulaştı. Geride bıraktığımız 18 yılın ardından partimiz artık gerek müktesebatıyla, gerekse yetiştirdiği kadrolarla yeni bir safhaya geçmiştir. AK Parti’nin kuruluşunda Gençlik Kollarında göreve başlayan erkek ve kız evlatlarımız, artık bugün ilçe veya il başkanlarımız, Genel Merkez yöneticilerimiz, milletvekillerimiz olarak görev yapıyor. Bugün yine Gençlik Kolları’nın kapısından içeri giren liseli, üniversiteli gençlerimiz de bayrak yarışında inşallah yarın aynı görevleri devralacaklardır. Ana Kademede, Kadın Kollarımızda, belde, ilçe, il teşkilatlarımızda görev alan arkadaşlarımızın pek çoğuyla aynı veya farklı görevlerde yol yürümeye devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bu büyük ailenin bir parçası olma onuru dahi tek başına çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirastır.

Elbette bu uzun ve kutlu yolculukta davanın yükünü kaldıramayanlar, çeşitli sebeplerle yolunu kaybedenler olmuştur. AK Parti bugün de, inşallah yarın da hep dimdik ayakta olacaktır. Ama bu kutlu çatının altından ayrılanların hiçbirinin esamesi şimdiye kadar okunmamıştır, şimdiden sonra da okunmayacaktır. Bizim partimizin en önemli özelliklerinden biri de; değişimi, yenilenmeyi kendi içinde başarabiliyor olmasıdır. Dünyanın, bölgemizin ve ülkemizin şartları, ihtiyaçları, imkânları değiştikçe AK Parti de buna uygun şekilde politikalarını geliştirmekte, kadrolarını yetiştirmektedir.

Değerli Kardeşlerim,

AK Parti organik bir partidir. Bir başka ifadeyle, AK Parti siyaset mühendisliğine içeriden ve dışarıdan kulağına üflenen suflelerle milletin içinde olmadığı her türlü hesaba kapalı bir parti olarak kurulmuş ve hep de bu şekilde yol yürümüştür. Gözleri ve gönülleri başka yerlerde olanların AK Parti çatısı altından çıktığında başarısızlığa mahkûm bulunmasının sebebi işte budur. Biz tek vazifemizi Hakk’a ve halka hizmet olarak görüyoruz.

Hiç şüphesiz bu dava AK Parti’nin 18 yılının çok ötesinde bir davadır. Biz sadece medeniyetimizin ve ecdadımızın kadim Hakk’a ve halka hizmet davasının bugünkü temsilcileri olmaya talibiz. İnşallah önümüzdeki yıllarda partimizin 19, 20, 25, 30 ve daha nice yıllarını kutlarken de AK Parti’nin Hakk’a ve halka hizmet yolundan sapmadığını göğsümüzü gererek söyleyebileceğiz.

Partimizin kurucuları, yöneticileri, geleceği olan bizler ne kadar bu misyona sahip çıkarsak, milletimizin gönlündeki yerini o derece güçlü tutabiliriz. AK Parti ancak kendisi gibi olmaktan çıktığında misyonunu kaybeder. Tıpkı bu çatının altından ayrılanlar gibi milletle irtibatını kaybederek yolunu şaşırdığı gün AK Parti’nin de vadesi dolmuş demektir.

İster bizi sevsin-ister sevmesin bu ülkedeki aklı ve vicdanı olan herkes şunu bilir, içinden kabul eder, hatta biraz zorlarsanız ikrar da eder: Bu ülkeye demokraside ve ekonomide Cumhuriyet tarihindeki en büyük atılımı AK Parti yaptırmıştır.

Kardeşlerim,

Ziya Paşa “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” diyor, biz eserlerimizle zaten ortadayız. 18 yıldır biz bunu ispat ettik. Ülkemizin içinden geçtiği şu kritik dönemden başarıyla çıkmasını sağlayacak olan da yine AK Parti’dir.

Az önce bana şöyle bir mesajı okudular, hepinizin tanıdığı, bildiği bir zat: Meğerse bu ara şöyle bir İstanbul-İzmir Otobanından gitmiş ve o yolların güzelliğini görünce de bize iftihar dualarını, şükranlarını ifade ediyor. 426 kilometre bir yol ve bütün bu yolda elhamdülillah kaza riski adeta yok oldu. Ve adeta elinizi kolunuzu sallaya sallaya yolculuk yapıyorsunuz. Ve bir sanatçı da biliyorsunuz Instagram’dan şöyle bir mesaj attı ve “bu yolları yapanlardan Allah razı olsun” dedi. Fakat CHP’nin bir tane mensubu, hani o oyların, pusulaların üzerine yatan vardı ya, onlar zaten o işten anlar, o da dava açacağını söylüyor. Yetmedi, bizimle ilgili de dava açacakmış. Fakat sanatçı maşallah dimdik ayakta duruyor; “hiç umurumda değil” diyor. Şimdi mesele bu, inanmak. Tabii ki marifet iltifata tabidir, ben de kendilerine döndüm teşekkür ettim. Ama herkes bunları maalesef anlamıyor, anlamak istemiyor.

Bizim sadece eserimiz İstanbul-İzmir arasındaki bu otoban, Osman Gazi, bunlar değil ki. Türkiye’nin dört bir yanını biz zaten bu otoyollarla, bu otobanlarla, bu havalimanlarıyla, bu havaalanlarıyla bizler süslemedik mi? Ve Türkiye’nin her tarafını 20 bin kilometreyi aşkın bölünmüş yollarla bizler elhamdülillah kaza riskini adeta sıfıra indirircesine yapmadık mı? Ama maalesef göz var görmüyor, kulak var duymuyor, maalesef, çünkü gönül mühürlü, kabul etmiyor. Etseler de-etmeseler de biz millete hizmet yolunda yolumuza devam edeceğiz.

Yarın ülkemizi hedeflerine ulaştıracak olan da yine AK Parti’den başkası değildir. İşte buyurun, Doğu Akdeniz’de olanları görüyorsunuz. Doğu Akdeniz’de Fatih’imizle, Yavuz’umuzla, Barbaros Hayrettin’le oralardayız, iki sondaj, iki sismik araştırma gemimiz oralarda, Ana Muhalefetin başındaki zat bunları görmüyor. Ya bunları görmedin de, bayrağımızı da görmedin ya, devasa orada Al Bayrağımız var, onu da mı görmedin. Amerika varmış, Kanada varmış, şu varmış, Fransa varmış, Katar varmış, “sadece Türkiye yok” diyor. Ben buradan CHP’ye gönül vermiş kardeşlerime sesleniyorum; bak başınızda böyle birisi var, bu zat bizim bayrağımızı bile tanımıyor. Orada Yavuz’u, Fatih’i, Barbaros Hayrettin’i göremiyor ve kaldı ki onların dışında ayrıca bütün firkateynlerle beraber oradayız. Koruma altında, güvence altında. Ve herkes şu anda burada ne iş var Türklerin derken, biz orada çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve sürdüreceğiz. Öyle oradan çekilmek, çıkmak, böyle bir şey yok. Biz haklarımızı biliyoruz. Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın haklarını sonuna kadar koruyacağımız gibi, kendi haklarımızı da sonuna kadar koruyacağız.

İşte bizlere düşen bu büyük sorumluluğun gereklerini yerine getirmektir. Her kim ki kendi bireysel çıkarını, grup veya cemaat taassubunu bu büyük davanın önüne koyuyorsa, bilsin ki sadece 82 milyon Türk milletine değil, kendi evlatlarına, torunlarına, geleceğine de ihanet ediyordur. Rabbim hepimizi bu büyük yanlışa düşmekten muhafaza etsin diyorum.

Kardeşlerim,

Partimizin kuruluşundan bugüne kadar yapılanlara baktığımızda pek az faninin şahit olabileceği önemde tarihi başarılarla dolu bir geçmiş görüyoruz. Üstelik bu 18 yıllık parti tarihimiz ile 17 yıllık iktidarımızın her dönemi sadece iş yapmakla, icraat yapmakla değil aynı zamanda farklı güçlere karşı mücadele vermekle geçti. Bak şunu da söyleyeyim: Hafıza kayıtlarımızın içerisinde olanları da vakti geldiğinde milletimizle, sizlerle paylaşacağımızı da şimdiden burada söylüyorum. Zira bu hafıza kaydının içerisinde çok şeyler var; yani kim kimdir, bunları milletimizin bilmesi lazım. Bilmesi lazım ki yanlış istikamette gitmeyelim. Vesayet odaklarından terör örgütlerine, uluslararası tetikçilerden içimizdeki mankurtlara kadar pek çok kesimle uğraşmak zorunda kaldık. Hamdolsun ne milletimize verdiğimiz sözleri aksattık, ne de bunlara pabuç bıraktık. Türkiye’yi demokraside, ekonomide, diplomaside, güvenlikte ve özgüvende getirdiğimiz seviye itibariyle artık bu ülkeye karşı tuzak kurmak, oyun oynamak eskiden çok daha zordur, çok daha maliyetlidir. Dünkü Türkiye’yi en fazla 5 milyar dolarlık bir manipülasyonla yerle yeksan edebiliyorlardı, şimdi benzer bir girişim için 10 katını, 20 katını feda etseler dahi istedikleri gibi netice alamayacaklarını görüyorlar. Dünkü Türkiye’yi masada da, sahada da diledikleri gibi yönlendirebiliyor, oyalayabiliyor, istedikleri dayatmayı yapabiliyorlardı. Şimdi masada da, sahada da sözünü söyleyen ve gerektiğinde bunun gereklerini cesaretle yaparak netice alabilen bir Türkiye var.

Eskiler “Düt demeye dudak gerek” derlerdi. Yani masada ve sahada istediğiniz neticeyi alabilmeniz için arkanızda buna uygun bir altyapı ve güç olması lazım. Aksi takdirde konuşursunuz, bağırırsınız çağırırsınız, ama kimse sizi takmaz. Önemli olan cesametinizin büyüklüğü değil siyasi ve ekonomik gücünüzün etkisidir. Türkiye bu bakımdan hamdolsun dünyada artık birinci lige çıkmıştır. Tabii birinci lige çıkmak kadar orada kalmak ve en tepeye doğru yol almak da lazımdır. Bizim AK Parti olarak önümüzdeki gündem işte budur. Türkiye’yi çıktığı bu ligde daha yukarılara taşımak için çalışıyoruz. 2011 yılında ilan ettiğimiz 2023 hedeflerimizin gayesi işte budur. Dikkat ederseniz, biz bu hedefleri ilân ettikten sonra başımıza gelmeyen kalmadı. Gezi olaylarıyla sokaklarımızı karıştırmaya kalktılar, çukur eylemleriyle topraklarımıza göz diktiler, FETÖ ile ülkemizi ve ordumuzu işgale teşebbüs ettiler. DEAŞ ve PKK, YPG ile sınırlarımızı tacize yeltendiler. Olmadık bahanelerle ekonomimizi yıkmaya dönük hamleler yaptılar. Kimi aleni, kimi gizli nice ambargolarla savunmamızı çökertmeye çalıştılar. Tüm bu saldırıları milletimizle birlikte göğüsledik, hepsini de püskürttük, hedeflerimize doğru yürümeye devam ettik.

Hatırlayın, göreve geldiğimizde savunma sanayinin bizler yüzde 20’sini üretebiliyorduk, ama şu anda yüzde 70 yerli üretim savunma sanayinde yapabiliyoruz; nereden nereye, işte bunlar durup dururken olmadı. Öyle kuru kuruya manifestolarla bunlar olmaz, uygulamayla bu manifesto olur, işte biz bunu yaptık, biz bunu gerçekleştirdik. Bizim manifestodur uygulamadır ve biz bunu yaptık, adımını attık. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri; biz eserimizle konuşuyoruz.

Elbette bu sürecin ülkemize, milletimize ve partimize bir maliyeti olmuştur, ama sonuçta istiklalimizi ve istikbalimizi kurtardığımızı düşündüğümüzde bu bedelin bir önemi yoktur. Ülkemizin ve milletimizin bekası için canını ortaya koymuş bir kadro olarak daha büyük bedelleri ödemekten de asla çekinmeyiz, yeter ki Türkiye ayakta kalsın. Yeter ki bu millet namerde muhtaç olmasın. Yeter ki gözünü ve gönlünü bu ülkeye dikmiş yüzlerce milyon kardeşimizin umudu sönmesin.

Önümüzdeki dönem bu kutlu davayı daha yükseğe taşımak için çok daha fazla çalışma dönemidir. AK Parti olarak kendimizi kadrolarımızdan politikalarımıza kadar bu yeni dönemde uygun şekilde geliştirerek ülkemize ve milletimize hizmet etmeye devam etmekte kararlıyız. Bizim en büyük gücümüz davamıza olan inancımız ve insan varlığımızdır. Partimize gönül vermiş herhangi bir kademede görev almış olanlardan başlayarak siyasete ve hizmete talip herkese bizim kapılarımız sonuna kadar açıktır, açık kalacaktır.

Önümüzdeki aylarda başlatacağımız büyük kongre sürecimiz bu bakımdan önemli bir fırsattır. Gençlik Kollarımızın kongrelerini başlatıyoruz, Kadın Kollarımızın kongrelerini başlatıyoruz ve bütün bunlarla beraber belde, ilçe, il kongrelerimizi başlatıyoruz. Hedef şu değerli kardeşlerim: Bütün bu saydığım yerlerde bizim için kanaat önderleri kimlerse bunları seçip çıkartmak ve kadromuzu bu kanaat önderleriyle güçlendirmektir, bunu hep beraber yapacağız. Ben şurada yoktum, ben burada yoktum olmaktan öte, burası filancaya layık, daha da ileri gidiyorum; kardeşlerim, bize Ömer’ler lazım. İşte biz bu Ömer’leri bulduğumuz zaman şunu bilesiniz ki şu anda geldiğimiz konumdan çok daha farklı bir konuma Allah’ın izniyle çıkacağız, hiç endişeniz olmasın.

Mevcut kadrolarımızla birlikte mahalle, ilçe, il ve Genel Merkez düzeyinde bu çatı altında hizmet etmek isteyen herkesi kongre sürecimize aktif olarak katılmaya, demokrasi mücadelesinde yer almaya şimdiden davet ediyorum.

Değerli kardeşlerim,

AK Parti olarak kuruluşumuzdan bugüne kadar en çok Ana Muhalefetin ve onu taklit edenlerin yalanlarından, iftiralarından, çarpıtmalarından, tutarsızlığından çektik. Karşımıza projeleriyle, programlarıyla, teklifleriyle, akıllı uslu tenkitleriyle çıkan bir muhalefet tarzı neredeyse hiç olmadı. Hatta en hayati konularda dahi çoğunlukla diğer partilerle biraraya gelme imkânı bulamadık. Bunun tek istisnası Milliyetçi Hareket Partisi’yle Cumhur İttifakı’mızdır. Ve Cumhur İttifakını diri tutmaya, dik tutmaya da gayret edeceğiz. Sağdan-soldan bozmak isteyenler çıkabilir, ama biz bunlara prim vermeden yolumuza devam edeceğiz. 15 Temmuz gecesi sokaklarda milletimizin kurduğu bu ittifakı halkoylamasından seçimlere, ülkemize karşı kurulan tuzakları bozmaya kadar her alanda başarıyla sürdürdük, sürdürüyoruz ve Sayın Bahçeli’yle de zaman zaman biraraya gelerek daha neler yapmamız gerekir bunları konuşuyoruz. Böylece çok partili siyasi hayatımızda ilk defa başka herhangi bir çıkara dayalı olmadan sadece ülke ve millet menfaatleri ortak paydasında bir ittifakın kurulabileceğini göstermiş olduk. Esasen bu işbirliği yöntemi Cumhur İttifakı sayesinde ülkemize kazandırdığımız tarihimizin en büyük yönetim reformu olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ruhunda da vardır. Yakında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini şu geçen 1 yıllık süreci inşallah milletimizle paylaşacağız ve milletimize bu süreç içerisinde cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ne yaptık, ne yapıyoruz, ne yapacağız, bunları anlatacağız.

Türkiye’nin mümkün olan en geniş toplumsal uzlaşma zemininde yönetilmesi geleceğimiz açısından hayati öneme sahiptir. Darbeler, cuntalar, vesayetler dönemini ancak bu şekilde bir daha geri gelmemek üzere kapatabiliriz. Millet iradesinin kahir ekseriyetinin tezahür ettiği bir yerde başka hiçbir güç ve proje hayat bulamaz. Her ne kadar böyle bir uzlaşmayı asla sağlayamayacağını düşünen birileri sürekli yeni yönetim sistemini karalamaya çalışıyor olsa da, milletimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine sahip çıkmıştır, oyunu vermiştir ve biz sizinle beraber bu yolda yürümeye varız demiştir. Oylamayı yaptık mı? Yaptık. Evet mi çok çıktı, hayır mı çok çıktı? Evet, çok çıktı? Erzurumlu Teyo Pehlivanın durumuna benziyor bunlarınki de, yenile yenile bunlar bıkmıyor. Ama halk, cumhur işi bitirdi, kararı verdi iş bitti. Bu konuda başı çeken partinin mahalli seçimlerde elde ettiği kimi sonuçların bütün bunların ardından artık yeni yönetim sistemine daha sıcak bakmaya başladığını görüyoruz. Tabii bunların siyasetinin ilkesi ve omurgası olmadığı için yarın ne yapacaklarını kimse bilemez.

Elbette her yenilik gibi cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin de geliştirilmesi gereken yönleri vardır, olacaktır. Dün, bugün arkadaşlarımla beraber yine sistem üzerinde bir yılın analizini yaptık, çalışmasını yaptık, aksayan yönlerimiz var mı-yok mu bunları aramızda arkadaşlarımla konuştuk. Bir yıllık uygulama sonuçları ışığında Cumhurbaşkanlığı bünyesinde ilgili tüm kesimlerin görüşleri, değerlendirmeleri, teklifleri alınarak kapsamlı bir çalışma yapıldı. İlk fırsatta bu çalışmanın sonuçlarını inceleyecek ve sistemi geliştirecek adımları da atacağız.

Değerli Kardeşlerim,

Bugün, ülkemizin önünde Suriye sınırlarımızın güvenliği meselesinden Doğu Akdeniz’deki haklarımıza, terörle mücadeleden ekonominin toparlanmasına kadar pek çok önemli konu gündemde. Ülkemize geçmişte kazandırdığımız çok büyük eserler, milletimize yaptığımız çok büyük hizmetler var. Hâlihazırda karşımızda duran sorunlar daha ziyade bölgesel ve küresel güç mücadelelerinin eseridir. Bununla birlikte tabii ki bu meselelerdeki eksiklerimizin ve yapısal reform ihtiyaçlarının farkındayız. Ama asıl fotoğrafı görmeden sadece detaylara odaklanmak bizi yanıltır. AK Parti olarak birlikte hareket ettiğimiz dostlarımızla beraber içerideki ve dışarıdaki tüm meselelerimizin çözümü için daha çok çalışma, daha çok mücadele etme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. Hamdolsun bu kadro hiçbir zaman mücadeleden ve sorumluluk üstlenmekten kaçınmamış bir kadrodur. Geçtiğimiz 17 yıldaki iktidarımız döneminde ülkemizi nasıl her alanda büyütmüş ve güçlendirmişsek, inşallah 2023’e, 2053’e, 2071’e giden süreçte de aynı iradeyi ortaya koyacağız. Demokrasiyi ileriye taşıma, ekonomiyi güçlendirme, güvenliğimizi tahkim etme başta olmak üzere Türkiye’nin aydınlık geleceğini üzerinde bina edeceğimiz tüm hususlarda AK Parti olarak ülkemizin önünü açmayı sürdüreceğiz. Bunun için her bir kardeşimizin katkısına, çabasına, desteğine ihtiyacımız var. AK Parti’nin başarılarının gerisinde geçmişteki pek çok partinin aksine yıllar geçtikte küçülen değil büyüyen, yıllar geçtikçe köhneyen değil her daim yenilenen, yıllar geçtikçe hizipleşen değil hep kucaklaşan bir parti olması yatmaktadır. Bu vasfımıza sahip çıktıkça büyümeye ve milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.

Rabbim bizi daha nice kuruluş yıl dönümlerinde bu çatı altında biraraya getirsin diyorum.

Değerli Kardeşlerim,

İşte terörle mücadeledeki başarımızı görüyorsunuz. İnlerine gireceğiz dedik, girdik. Dağ-tepe demeden şu anda kahraman Mehmetçiğimiz mücadelesini sürdürüyor ve sürdürmeye de devam edecek. Şu anda yurt içi-yurt dışı bu mücadele devam ediyor. İşte Suriye’de olanlar ve bugün Sayın Putin’le de görüşmemizi yaptık ve İdlib’deki gelişmeleri ateşkes çerçevesi içerisinde yürütme noktasında gerekli görüş alışverişini yaptık. Önümüzdeki günlerde de Sayın Trump’la yine aynı şekilde bu görüşmeleri yapacağız. Bütün mesele; güneyde, özellikle Suriye’de bu sıkıntıları bir an önce aşmak ve barışın egemen olduğu bir bölge ihdas etmek. Bunun gayreti içerisindeyiz, Allah’ın izniyle bunu da başaracağız.

Kardeşlerim,

Bu duygularla bir kez daha sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Ve diyorum ki; biz sizleri Allah için seviyoruz. Birbirimizi Allah için sevelim ve yola da böyle devam edelim. Bu yolda düşmek yok, yorulmak yok, aynen böyle bu yola devam edeceğiz. Diyoruz ya; “Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya. Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya.”