Bursa Şehir Hastanesi Ve İstanbul-İzmir Otoyolu Ortak Açılış Töreni Bursa-İzmir Otoyolu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

04.08.2019

Sevgili Bursalılar,

Yeşil Bursa’nın güzel insanları,

Değerli kardeşlerim,

Hanımefendiler, beyefendiler;

Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularla yaklaşık 5,5 aylık bir aranın ardından en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum.

Bursa’yı özlemişiz, maşallah gördüğüm kadarıyla Bursa’da bizi özlemiş. Ağustos sıcağına rağmen bizleri burada gönül sıcaklığıyla karşıladığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Sözlerime başlamadan önce 31 Mart seçimlerinde yüzde 49,6 oranında ki bir oyla Bursa Büyükşehir Belediyesinde Cumhur İttifakı adayı olan Ali Nur Aktaş kardeşimizi göreve getirdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Bu oran 2014’ün üzerindedir, ancak bizim gönlümüz Bursa’da çok daha yüksek oy oranlarıyla belediyeyi yönetmektir. İnşallah önümüzdeki seçimlerde hep birlikte bunu da başaracağımıza inanıyorum.

Kardeşlerim,

Bugün Bursa’ya hem sizlerle hasret gidermek hem de iki önemli yatırımın açılış sevincini paylaşmak üzere geldik. Bugün başka bir gün, bugün anlamlı bir gün ve hakikaten bugün bir tarih yazıyoruz. Ve öyle bir tarih yazıyoruz ki evet İstanbul’u İzmir’e farklı bir şekilde bağlıyoruz.

Bir diğer taraftan da Bursa’ya muhteşem bir şehir hastanesini kazandırıyoruz. İstanbul-Bursa-Balıkesir-Manisa-İzmir Otoyolu ülkemizin son dönemdeki en önemli yatırımlarından biri. Türkiye’nin ilk yap-işlet-devret otoyolu projesini başlattığımızda her konu gibi bu işi de eleştirenler, olmayacağını söyleyenler kendilerince dalgasını geçenler oldu.

Bunların kim olduğunu biliyorsunuz değil mi? Ama bunların her zaman işi bu. Diyorlar ki, nasıl yapıyorlar bunu söylesinler. Ya ben kasamdan para çıkmadan bunu yapıyorum ve bunun adı da BOT yap-işlet-devret. Ama senin aklın buna ermez Bay Kemal, anlamazsın bu işlerden. Sana SGK’yı verdiler batırdın ve hastaneleri yönetemedin. O merhum Savaş Ay’ın programını hatırlıyorsunuz değil mi? Ah ah ölülerimizi rehin aldılar bunun Genel Müdür olduğu dönemde. Şimdi böyle bir şey var mı?

Biz her işimizde olduğu gibi bu hususta da kimin ne dediğine değil, milletimizin neye ihtiyacı olduğuna bakarak “bismillah” deyip yola çıktık ve işte bugün son noktayı koyuyoruz.

Bu projenin Osman Gazi Köprüsü dünyada sayılı köprülerden bir tanesi, pek çok etabını tamamlandıkça hizmete açmıştık. Bugün de kalan 192 kilometrelik bölümün açılışını yapıyoruz. Böylece toplamda 426 kilometrelik İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolunun tamamının hizmete sunmuş oluyoruz.

Ziya Paşa ne diyor? “Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri”. Evet, biz eserlerimizle anılacağız.

Bu yol Anadolu Otoyolunun Gebze ayrımından başlayıp Dilovası, Hersek Burnu arasındaki Osman Gazi Köprüsüyle Körfez’in öteki yakasına geçiyor. Bir müddet Yalova-İzmit yoluna paralel ilerledikten sonra, Orhan Gazi Kavşağı ve Gemlik’in güneyinden devam ederek Bursa Çevre Yoluna bağlanıyor. Uluabatlı Gölü’nün kuzeyinden önce Karacabey’e, oradan da Susurluk, Balıkesir, Savaştepe güzergahına yöneliyor. Soma, Akhisar, Saruhanlı, Turgutlu ilçeleri civarını geçtikten sonra İzmir-Ankara yoluna paralel bir şekilde devam edip, İzmir Çevre Yolunda evet hedefine varıyor. Çevre yolu üzerinden İzmir, Aydın ve İzmir Çeşme Otoyollarına ulaşabiliyor, nereden nereye. Ya bu viyadükler öyle kolay yapılmadı, bu tüneller öyle dağları kolay aşmadık. Ama biz Ferhat olduk Ferhat dağları deldik Şirin’e ulaştık.

Kardeşlerim,

Böylece İstanbul ile İzmir arasındaki seyahati hızlı, güvenli ve konforlu hale getirmenin yanında yolu da 100 kilometre ne yapıyoruz? Kısaltıyoruz. Şimdi bu tabi saat itibariyle de ileride inşallah 1915 Çanakkale Köprüsünün de içinde yer aldığı Tekirdağ-Çanakkale-Balıkesir Otobanını da bu yolla ne yapacağız? Birleştireceğiz.

Açılışını yaptığımız otobanın güzergahındaki İstanbul-Kocaeli-Bursa-Balıkesir-Manisa ve İzmir aynı zamanda ülkemizin dünyaya açılan en önemli ihracat kapılarına da ev sahipliği yapıyor. Bu bölgemiz ülkemizin milli gelirinin yüzde 64’nü üretiyor dile kolay.

Maliyeti ne bunun? 11 milyar dolar olan bu projenin ülkemiz ekonomisine sadece yakıt ve zaman katkısı yıllık 3,5 milyar liradır. İş bilenin, kılıç kuşananın. Laf ola beri gele yok, iş üretiyoruz.

Bu yol sayesinde turizm hızlanacak, sanayi hızlanacak, ticari faaliyetlerde aynen hızlanacak, ülkemize çok daha fazla katkı sağlayacağı açıkça ortadadır. Ayrıca bu otoyolu inşa eden ve sözleşme tarihinden itibaren 22 yıl 4 ay süreyle işletecek olan ortak girişim grubunun devlete ödeyeceği tutar da ne biliyor musunuz? 6,3 milyar lira. Bay Kemal, işte bu işin maliyeti bu, öğren öğren.

Netice olarak bu otoyol Türkiye için her bakımdan kazançlı, karlı bir projedir. Peki, devletin kasasından bir şey çıkıyor mu? Hayır. Mesela bu, bu eğer bu çalışıyorsa işi bitiririz. İstanbul ile İzmir arasındaki mesafeyi 3,5 saate düşüren bu büyük projenin ülkemize, şehirlerimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu projenin hayata geçirilmesinde emeği olan tüm kurumlarımızı, tüm bakanlarımızı, yüklenici firmayı, taşeron firmaları, mühendisinden işçisine kadar herkesi gönülden tebrik ediyorum.

Otoyolumuzun Balıkesir tarafındaki açılışını da bugün Binali Yıldırım kardeşimiz yapacak. Buradan Kocaelili, Yalovalı, Balıkesirli, Manisalı ve İzmirli kardeşlerimize de otoyollarının hayırlı olmasını diliyor, onlara da selamlarımı gönderiyorum.

Değerli kardeşlerim,

Bugün muhteşem bir katılım var, coşkunuzu biliyorum, heyecanınızı biliyorum ve helikopterle buraya inerken ve otobüslerin, otomobillerin buradaki coşkusunu gördüm, Allah razı olsun.

Değerli kardeşlerim,

AK Parti’nin 17 yıllık iktidarının alametifarikalarından biri de ulaşım meselesidir. Hep ne derdim? “Yol medeniyettir, su medeniyettir”. Yolunuz yoksa, suyunuz yoksa siz gayri medenisiniz. Ama nerede CHP varsa orada susuzluk var, orada çöp var öyle mi? İşte şu anda CHP’nin belediyelerin olduğu yerlerde maalesef atık su, susuzluk almış başını gidiyor.

6 bin 100 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğumuzu bugün nereye ulaştırıyoruz biliyor musunuz? 26 bin 764 kilometreye ulaştırdık. 6 bin 100’den aldık buraya ulaştırdık. 79 senede 6 bin 100 kilometre yapıldı ve biz buna 18 senede işte 26 bin 764 kilometreye ulaştırdık, farkımız bu. İktidara geldiğimizde bin 714 kilometre olan otoyol uzunluğumuzu bugün 2 bin 875 kilometreye çıkardık.

Bölünmüş yol ile bağlı il sayısını 6’dan 77’ye, kara yolu tünel sayısını 83’ten 367’ye, kara yolu tünel uzunluğunu da 50 kilometreden 473 kilometreye yükselttik. Böylece vatandaşlarımızın hem mal hem can güvenliğinde çok önemli iyileştirmeden gerçekleştirdik.

Bu vesileyle vatandaşlarımızın yol konforunu arttırdık. Bu vesileyle vatandaşlarımızın kaza riskini minimize ettik. Yaz tatilinde ve önümüzdeki bayram günlerinde yapacakları seyahatlerde trafik kurallarına uymalarını özellikle rica ediyorum.

Kardeşlerim,

Tüm Türkiye’ye sesleniyorum, ne olur işte şimdi bu hafta Kurban Bayramına giriyoruz. Bakın acele giden Allah göstermesin ecele gider. Yollarda aman ha bastırıp hele hele gece yolculuğu bunlara çok dikkat edelim. Ve sizi bekleyen büyüklerinize, yavrularınıza kötü haber ulaştırmayın. Onun için de yolların biliyorsunuz kuralları vardır bu kurallara uyalım ve bu kurallara uyarak seyahatimizi yapalım ki bayramlarımızı acıya döndürmeyelim, bunu özellikle sizlerden rica ediyorum.

Bölünmüş yollar, otoyollar ilk defa inşa ettiğimiz hızlı tren hatları, sayılarını ve seferlerini artırdığımız hava limanları değerli kardeşlerim, geliştirdiğimiz deniz yolu taşımacılığı ve diğer ulaşım alternatifleriyle seyahatleri kolay ve güvenli hale getirdik.

Ülkemizdeki motorlu araç sayısı 2002 yılında 8 milyon 655 bin iken, bugün bu sayı ne oldu biliyor musunuz? 23 milyonu geçti. Buna karşılık hem yolculuk süreleri kısaldı, hem yolculuk konforu arttı hem de trafik kazaları ile yaralanma ve ölüm oranları azaldı.

Alt yapıyı güçlendirmek ve güvenli trafik anlayışını yerleştirmek suretiyle ülkemizdeki trafik kazalarının azaltılması yolunda çok önemli mesafe kat ettik. Mesela bu yılın ilk 7 ayında trafik kazalarında yüzde 12’lik, ölümlü kazalarda yüzde 30’luk, yaralanmalı kazalarda yüzde 12’lik azalma meydana geldi.

Bu güzel gelişmeleri sürdürmenin yolu vatandaşlarımızın kurallara uymasından geçiyor. Emniyet kemeriniz ses getirsin ki huzur ve güvenli yolculuk yapabilesiniz. Yollarımız zaten gayet rahat, konforlu. Bayram sıkışıklığı sebebiyle varsın seyahat süresi biraz uzasın, ama geride gözü yaşlı, gönlü kırık kimseyi bırakmayalım.

Ülkemizin her vilayetinde olduğu gibi Bursa’da da ulaştırma yatırımlarını kesintisiz sürdürüyoruz. Şehrimizde hali hazırda toplamda maliyeti 1,5 milyar lira olan 18 kara yolu projemizin yapımı devam ediyor. Bunların tamamını da inşallah 2 yıla kadar bitiyoruz, çünkü Bursa’ya bu yakışır.

Bursa-Bilecik hızlı tren projemizin tamamlanmasının çeşitli aksaklıklar sebebiyle biraz geciktiğini biliyorum. İnşallah sıkıntıları çözüp hem Ankara-Bursa hem Bursa-İstanbul arasını 2 saat 15 dakikaya düşürecek bu hatlı mutlaka sizlerin hizmetine sunacağız.

Sevgili Bursalılar, değerli kardeşlerim,

Ecdat, “olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” diyor. Dünyadaki en büyük mutluluğu sağlık gören bir kültürün temsilcileri olarak Hükümetlerimiz döneminde sağlığı önceliklerimizin ilk sıralarına yerleştirdik.

Milletimize ülkemizi eğitim, sağlık, emniyet ve adalet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik, hamdolsun sözümüzü tuttuk. Bugün Bursa’mızda hizmete açacağımız bin 355 yataklı Şehir Hastanemiz de bunun emarelerinden biridir.

Az önce üstünde dolaştım, aman Yarabbim Bursa’ya yakışmış. Bin 355 yatağı ile şehir hastanemiz Bursa’ya güzelliğine bir başka güzellik katmış, zenginliğine bir başka zenginlik katmış. Bursa Şehir Hastanemizin bugün resmi açılışını yapıyoruz. Kendi içinde 6 ihtisas hastanesi ve diğer birimleriyle sağlık alanında yüksek standartlara sahip bir şaheser.

Yaklaşık 1 aydır hasta kabulü yapan şehir hastanemizin bir veya iki kişilik odalarının her biri vatandaşlarımıza içindeki tuvaleti, banyosu, buzdolabı, refakatçi kanepesi ile adeta otel standardında hizmet veriyor. Şehir içi raylı sistemi 5,5 kilometre uzatarak hastanemize kadar getireceğiz, onu da yapacağız.

Bursa’yla birlikte ülkemizdeki şehir hastanesi sayısını 10’a ve toplamdaki yatak kapasitesini de 13 bin 417’ye çıkarmış olduk. Halen toplamda 17 bin 800 yatak kapasiteli 10 adet şehit hastanesinin inşaatı sürüyor. İhale ve planlama aşamasındakilerle birlikte 44 bin 846 yatak kapasiteli 31 adet sağlık tesisini milletimizin hizmetine sunmayı hedefliyoruz.

Son 17 yılda sadece Bursa’ya 27’si hastane olmak üzere toplam 68 adet sağlık tesisi kazandırdık. Ayrıca 750 yataklı Osman Gazi Çekirge Devlet Hastanesiyle birlikte 7 sağlık tesisimizin yapımına devam ediyoruz. Diğer alanlardaki hizmetlerle birlikte bugüne kadar Bursa’ya yaptığımız yatırım tutarı ne biliyor musunuz? 50 katrilyonun üzerindedir.

Laf ola beri gele yok, icraat icraat. Öyle kalkıp kurusıkı atmakla bu iş olmaz, bak biz yaptıklarımızla konuşuyoruz yaptıklarımızla. Tabi biz ülkemize ve tek tek şehirlerimize yaptığımız yatırımlarla adeta çağ atlatırken, birileri hala bu işlere çamur atarak kendilerine siyasi rant devşirmenin peşinde koşuyor. Hizmet yarışında esemesi okunmayanların, konu çamur atma, karalama, yalanlama, çarpıtma işine gelince en önde olmalarının takdirini elbette milletime bırakıyorum.

CHP’nin başındaki zatın geçtiğimiz günlerde yine şehir hastanemizle uğraştığını duydum. Bu eleştiriyi başkaları yapsa belki hoş görür, cehaletine veririz, ama bu işi ömrü hayatında bırakınız şehir hastaneleri gibi dünya çapında bir projeye imza atmayı, kendisine teslim edilen SSK hastanelerinde milleti rezili rüsva eden bir kişi yapınca ister istemez insanın canı sıkılıyor.

Kardeşlerim, neymiş? Şehir hastanelerinin maliyetini kimse bilmiyormuş söylediği bu. Ya biz buna zaten kendi cebimizden para vererek bunu yaptırmıyoruz. Biz buraya yıl, ay, gün koyuyoruz bu kadar gün, ay, yıl çalıştırmak suretiyle bu hastaneyi şu şu şu evsafta yapacaksın, onlar bunu yapıyor ve buna yap-işlet-devret denir Bay Kemal. Anlaşılan o ki bu zatın her şeyden önce şehir hastanelerinin nasıl bir modelle yapıldığından haberi yok.

Bu hastaneler şayet devlet bütçesiyle yapılmış olsaydı elbette ihale rakamı inşaatın dışındaki tabelada yazılıyor olacaktı. Ama bu hastaneleri devlet kendisi inşa etmiyor, zaten bu işi devlet bütçesinden yapmaya kalksak şu ana kadar değil 10 tanesini bitirip, 10’nun da inşaatını veya hazırlığını bitirme aşamasına getirmeyi belki 2-3 tanesini bile tamamlayamazdık.

Çünkü devletin sağlık yatırımlarına ayırabildiği rakam belli. Bu bütçeyle yılda ne kadarlık inşaat yapılabileceği de ortada. Bu kaynakta ancak değerli kardeşlerim, klasik devlet hastaneleri ve diğer sağlık hastanelerinin yapımına yeter. Böylesine dev projeler için alternatif finansman modelleri geliştirmemiz gerekiyor, işte biz bunu yaptık.

Şehir hastanelerini de biraz önce açılışını yaptığımız otoyolu da İstanbul’daki yeni havalimanımızı da daha pek çok devlet yatırımını da kamu-özel ortaklığı modeliyle hayata geçirdik. İstanbul’daki havalimanı şu anda dünyada ilk üç içerisinde yer alıyor mu? Peki, nasıl oldu bu iş? İşte bu da bizim bütçemizden yapmadık, yine yüklenici firmalara verdik ve bu şekilde yaptık. Ve şimdi dünyanın sayılı ilk üç içindeki havalimanlarından bir tanesi oldu. Elhamdülillah bu güzellikleri yakaladık.

Bu modelde özel sektör yatırımı yapıyor, kamuda belirlenen sürede hem hizmet alıcı olarak projede yer alıyor hem de sürenin sonunda malın sahibi oluyor.

Katıldığımız pek çok uluslararası toplantıda ve yaptığımız dış ziyaretlerde ne diyorlar bize biliyor musunuz? Ya şunu bize bir anlatsanıza, siz bunu nasıl yaptınız? Bu yolları nasıl yaptırıyorsunuz? Bu hastaneleri nasıl yapıyorsunuz, yaptırıyorsunuz? Ya şunu bize anlatın. İşte bu G-20 toplantılarında ağırlıklı olarak Türkiye hep bunu anlattı anlatıyor. Türkiye dünyada bu modeli en etkin ve başarılı bir şekilde uygulayan ülke durumundadır.

Dolayısıyla, burada önemli olan Bursa Şehir Hastanesini veya diğer eserleri inşa eden firmaların ne harcadığı değil, bizim buradan aldığımız hizmet için ne ödediğimizdir, biz bir şey ödemedik. Yine de CHP Genel Başkanının merakını gidermek için söyleyeyim. Hastanemizin kapalı alanı 475 bin metrekare. Yatırım bedeli Bay Kemal, 2 milyar 286 milyon lira. İşletme süresi 25 yıl, yani 25 yıl burayı işletecekler ve biz de her yıl belli bir bedeli ödeyeceğiz.

Hastanemizde 356 hekim, bin üzerinde yardımcı sağlık personeli, bin 288’de destek personeli görev yapmaktadır. Burada önemli olan devletin kendi bütçesinden yapmasının çok uzun zaman alacağı işleri özel sektörün finans ve organizasyon kabiliyetiyle kısa sürede milletimizin hizmetini sunuyor olmamızdır. Üstelik burada sadece bir inşaat yapılmıyor, aynı zamanda teknoloji transferinden bilgi birikimine, yeni finansman modellerinden ekonomimize can katacak açılımlara kadar pek çok kazanç elde ediliyor.

Az önce bütün ekranda herhalde mekanik bölümleri MR’dı, ultrasonografiydi, tomografiydi bütün bunları izlediniz ve bunların hepsi yeni model ve bunlara benim halkım layık, benim vatandaşım layık. Ya bir röntgen için 7 ay, 8 ay sonraya gün vermiyorlar mıydı? Ah ah. Artık bunlar tarih oldu mu? Şimdi artık öyle 7 ay, 8 ay böyle şey yok, anında görüntü, artık böyle devam ediyoruz.

Şu ana kadar hizmete giren projelerdeki gerçekleşmeler bize bu eserlerin kullanım süreleri bitip kamuya devri yapıldığında herkes için memnuniyet verici bir tabloyla karşılaşacağımıza işaret ediyor. Biz düşündük, araştırdık, denedik, başardık ve bu yolla ülkemizi pek çok eserin sahibi yaptık.

Tabi önüne üç koyun verseniz akşama ikisini kaybedecek bir kişiye bu incelikleri anlatmak zor. Atalarımız ne güzel söylemiş, “görmeye göz gerek, sezmeye öz gerek” diyor. Hazreti Mevlana’da “iki parmağınla iki gözünü kapat, şu dünyada hiçbir şey görmezsin. Sen göremiyorsun diye alem yok değil” diyerek aynı mesajı veriyor. Evet, CHP Genel Başkanı göremiyor diye bu modelin ülkemizin kalkınmasına, büyümesine, gelişmesine katkılarını yok sayamayız.

İnanıyoruz ki işte görenler burada, görenler burada. Biz bu modeli tüm dünyada anlattık ve herkes tarafından beğenildiğini, uyarlandığını, uygulanmaya başlandığını gördük. CHP Genel Başkanı şayet bizden öğrendiklerinden memnun olmadıysa gidip dünyadaki diğer örneklerine de bakabilir veya Ankara Bilkent’teki Şehir Hastanesine de bir uğrayı verir yani. Oraya bir uğrarsa nelerin olduğunu görür.

Değerli kardeşlerim,

Bursa medeniyetimizin gözbebeğidir. Burası sadece Osmanlı hakanlarının değil, aynı zamanda gönül sultanlarının da nesidir? Şehridir, Bursa farklı bir yer. Bu şehir Orhan Gazi ve Murad Hüdavendigar kadar, Emir Sultan’ı, Niyaz-i Mısri’yi, Eşrefoğlu Rumi’yi, Süleyman Çelebi’yi, Üftade Hazretlerini ve diğer gönül sultanların da mührünü taşır.

Ve Bursa vakıf şehir, bizim dünyaya en büyük katkılarımızdan birinin yaşayan örneğidir. Yeryüzünde sanatın, bilgeliğin, irfanın, aşkın bu kadar inceldiği, bu kadar tabiileştiği, bu kadar somutlaştığı pek az yer vardır. Bakınız Eşrefoğlu Rumi ne diyor?

Cihanı hiçe satmaktır adı aşk.

Döküp varlığı gitmektir adı aşk.

Elinde sükkeri ayruğa sunup,

Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk.

Belâ yağmur gibi gökten yağarsa,

Bâşını âna tutmaktır adı aşk.

Var Eşrefoğlu Rumî bil hakikat,

Vücûdu fâni etmektir adı aşk.

Evet, aşk için cihanı hiçe sayanların her türlü belaya karşı başını dik tutanların şehri Bursa adeta geçmişten geleceğe kurduğumuz köprünün kilit taşıdır. Türkiye’nin her alanda yepyeni bir yola girmeye hazırlandığı şu süreçte Bursa’nın bizim yanımızda olması gücümüze güç, moralimize moral katıyor.

Ülkemizi tökezletmek ve hatta becerebilirlerse yüz üstü kapaklatmak için çalışanların tüm güçleriyle üzerimize yüklendiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde bir olmak, iri olmak, diri olmak, kardeş olmak, hep birlikte Türkiye olmak her zamankinden daha önemlidir. Onun için ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, o kadar.

Geçtiğimiz 17 yılda yaptığımız hizmetler, yatırımlar, gerçekleştirdiğimiz reformlarla Türkiye’yi egemenliğini gerçek anlamda kullanabilen bir ülke haline getirdik. Bugün maruz kaldığımız onca saldırıya, tuzağa, tehdide, şantaja rağmen dimdik ayaktaysak, bunu geçtiğimiz 17 yılda ülkemizi getirdiğimiz yere borçluyuz.

Yine Cumhuriyet Halk Partisinin başındaki zat tutmuş kalkınma planını eleştirmek adına milli gelirin 10 yıldır artmadığını iddia etmiş. Türkiye’nin milli geliri biz iktidara geldiğimizde Bay Kemal, 236 milyar dolardı. Biz bu rakamı hamdolsun 2013 yılında 950 milyar dolara kadar çıkardık. Peki, 2013 yılından sonra ne oldu da bu yükseliş süreci durdu, hatta kurdaki oynaklık sebebiyle kağıt üzerinde de olsa geriledi.

Bu ülkede yaşayan herkes Türkiye’nin 2013 yılından bugüne kadar hangi badirelerden geçerek geldiğini iyi bilir. Anlaşın o ki sadece CHP Genel Başkanı bunun farkında değil, daha doğrusu CHP Genel Başkanı tüm bu badirelerde ülkemizin ve milletimizin çıkarlarının değil, karşı tarafın safında yer aldığı için meseleyi kavrayamıyor.

Şöyle bir kısa hafıza tazelemesi yaparsak karşımıza çıkan manzara şudur: Bu zat Gezi olaylarında sokakları terörize edenlerin yanındaydı. Bu zat değerli kardeşlerim, PKK terör örgütünün siyasi temsilcileriyle beraber Ankara’dan İstanbul’a yol yürüyordu. Ve 15 Temmuz gecesi bu zat ben daha henüz havalimanına inmemiştim 23:15 bu zat havalimanında tankların koruması altında Bakırköy Belediyesine gidiyordu olay bu. Bölücü terör örgütü çukur eylemleriyle ülkemizin birliğine, milletimizin beraberliğine saldırdığında bu teröristlere barikatları kuran arkadaşlar diye sesleniyordu ve bunların hep yanında yer aldılar, hiçbir zaman milletin yanında olmadılar. Türkiye DEAŞ’a ve onun üzerinden ülkemize karşı kurulan kumpasa direnirken bizi ısrarla bu oyunun içinde göstermeye çalışıyordu. FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimini başlattığı saatlerde o tankların açtığı yoldan güvenli bir eve gitmekle kalmayıp, birde utanmadan, sıkılmadan oteller o akşam evet müşteri almıyor diyordu, böyle yalan olur mu? Hayatı yalan. Uzunca bir süre tiyatro diyerek, mizansen diyerek darbecileri koruyordu.

Suriye topraklarından ülkemize yönelik tehditleri, kaynağında engellemek için harekete geçtiğimizde sakın ha Afrin şehir merkezine girmeyin diye bize gözdağı vermenin peşindeydi biz dinlemedik. Biz Afrin’e girdik, Cerablus’a da girdik, biz Elbab’a da girdik. Kardeşlerim, şimdi de Fırat’ın doğusuna gireceğiz. Biz bunu Rusya’yla da paylaştık, Amerika’yla da paylaştık, çünkü oralardan bize bu taciz atışları devam ettikçe bizim sessiz kalmamız mümkün değildir. Ve şu anda biz bir yere kadar sabrederiz o sabrın bir sonu var.

İşte ülkemizin S-400 hava savunma sistemleri alma sürecinde maruz kaldığımız onca tehdide karşı sessiz kalarak alenen karşı tarafın yanında yer alıyorlardı. Ekonomimize yönelik tuzakları bozmak için yürüttüğümüz hiçbir mücadelede yanımızda yer almadığı gibi kur ve faiz oyunlarını bize karşı bir silah olarak kullanmaya kalkmıştı. Şimdi geçmişi böylesine utanç verici duruşlarla dolu böyle birisinin bugün sanki hiçbir şey olmamış gibi karşımıza geçip milli gelir 10 yıldır hep aynı yerde demesi arsızlıktan öte bir sinsiliktir.

Kardeşlerim,

Köroğlu ne diyor? “Mert dayanır, namert kaçar”. Biz ülkemizin ve milletimizin hakkının, hukukunun, çıkarının geleceğinin söz konusu olduğu her yerde aslanlar gibi mücadele ettik, ediyoruz, etmeyi sürdüreceğiz.

Kardeşlerim,

Teröre karşı bu denli büyük bir mücadeleyi veriyoruz değil mi? Teröre karşı verdiğimiz bu mücadelede biz leblebi, çekirdek mi kullanıyoruz? Ne kullandığımızı anlıyorsunuz değil mi? Ve bunun bir maliyeti yok mu? Var. Ama bunu yapmak zorundayız. Niye? Milletimizin huzuru için yapmak zorundayız.

PKK’ya karşı, PYD’ye karşı, YPG’ye karşı, DEAŞ’a karşı, FETÖ’ye karşı bütün bunlara karşı mücadeleyi veriyoruz, vereceğiz. Ama bütün bunlara karşı CHP Genel Başkanı kimi zaman terör örgütlerinin, kimi zaman darbecilerin, kimi zaman şu veya bu dış gücün arkasına saklanarak bize zehirli oklar yağdırmaya devam edecek.

Milletimiz her şeyi görüyor, Türkiye’nin 2013’ten bugüne kadar yaşadığı hadiselerin tek bir tanesi bile bırakınız geri kalmış olanları, Batılı ülkelerden herhangi birinin başına gelse düştüğü yerden kalkamazdı. Rabbimizin takdiri her türlü tuzağın, her türlü oyunun üzerindedir. Hamdolsun biz Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle tüm bu badirelerin üstesinden birer birer geldik.

Ülkemizi kuşatmaya çalışanlara karşı bu terör örgütlerine PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, FETÖ’süyle bunları yer ile yeksan ediyoruz. Pençe 1’i takip ediyorsunuz değil mi? Pençe 2’yi takip ediyorsunuz değil mi? Görüyorsunuz demokrasimizi hedef alan saldırıları birer birer etkisiz hale getiriyoruz. Ekonomimize kurulan tuzakları tek tek bozuyoruz.

İşte en son Merkez Bankası faizleri indirdi, daha da inecek, daha da inecek. Bak müjdeyi veriyorum, enflasyon da düşecek bunu da göreceksiniz. Ve yatırımcı kardeşlerime buradan sesleniyorum, yatırımcıların şehri Bursa artık mevcut yatırımlarınızı geliştirin, genişletin. Yatırıma girecek olanlar aynı şekilde, ama istihdamı da artırın ki bir an önce bizler üretime artıralım, rekabeti artıralım, bunun yanında da inşallah büyümeyi artıralım.

Döviz kuru artık belli bir seviyenin üzerine çıkamıyor, bankalar ardı ardına faiz indirimi açıklıyor. Turizmde tüm dönemlerin en başarılı sezonunu yaşıyoruz. 50 milyonun üzerine çıktık turistte. Artık Türkiye öyle önemli bir destinasyon ki buraya gelmeden kimse yapamıyor, işte bunu Bursa’da zaten siz görüyorsunuz.

Sanayi üretiminden istihdama kadar tüm göstergelerde olumlu yönde bir yükseliş var. İhracatımız yıllık 170 milyar dolar sınırını geçti ve düzenli şekilde yükselmeyi sürdürüyor. Cari açığımız 1 yılda 58 milyar dolardan, 2,4 milyar dolar düzeyine geriledi. Velhasıl ülkemizin üzerine atılmak istenen ekonomi bombası da bu tuzakları kuranların elinde patladı.

Buradan tüm vatandaşlarıma bir çağrıda bulunuyorum, sanayicisinden esnafına, ücretli çalışanından girişimcisine kadar herkes artık ekonomimizle ilgili spekülasyonlara kulaklarını tıkayıp işine, gücüne bakmalıdır. Yeni bir yatırım mı yapacaksınız? Yapın, hemen başlayın. İşinizi mi büyüteceksiniz? Hemen kolları sıvayın. Tezgahlarınız boş mu duruyor? Kapasitenizi düşük mü kullanıyorsunuz? Hemen start düğmelerine basın. Projeniz, planınız, girişim niyetiniz mi var? Hiç durmayın hemen yarın sabah işe koyulun.

Türkiye ancak üretmekle, ihracatla, istihdamla büyür, gelişir ve zenginleşir. Bekleme dönemi sona erdi, artık çalışmak zamanı.

Suriye’den Doğu Akdeniz’e kadar her yerde ülkemizin ve milletimizin hakkını, hukukunu korumak için gece-gündüz mücadeleye devam edeceğiz. Meclisimiz bir yandan, Cumhurbaşkanlığı olarak biz bakanlarımızla, kurumlarımızla diğer yandan Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmak için gereken adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz.

Önümüzdeki 1 yıllık kazasız belasız geride bıraktığımız da Rabbimin inayetiyle Türkiye’ye yeni ve çok daha büyük bir şahlanış dönemine inşallah hep birlikte gireceğiz.

Bu duygularla bir kez daha açılışını yapmakta olduğumuz İstanbul-Bursa-Balıkesir-Manisa-İzmir Otoyolunun ülkemize, bölgemize ve şehirlerimize hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum.

Aynı şekilde Bursa Şehir Hastanesinin de ülkemize ve şehrimize hayırlara vesile olmasını, bir şifa kaynağı olmasını Allah’tan diliyorum.

Bu eserlerin ülkemize ve şehrimize kazandırılmasında emeği geçen bakan arkadaşlarıma, mimarından mühendisine, tüm yüklenicilere şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum kalın sağlıcakla diyorum.