8. Uluslararası Öğrenciler Mezuniyet Töreninde Yaptıkları Konuşma

03.07.2019

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımızın Değerli Yöneticileri,

Kıymetli Hocalarımız,

Sevgili Öğrencilerimiz,

Sevgili Mezunlarımız,

Sayın Bakanlar, Milletvekilleri;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Buradan, Birleşmiş Milletler salonunu andıran bu güzel kardeşlik tablosundan dünyanın dört bir yanındaki gençlerimizi özellikle selamlıyorum.

Mezuniyet törenleri vesilesiyle biraraya geldiğimiz 1500 öğrenci kardeşimizin her birini ayrı ayrı tebrik ediyorum. Türkiye burslarıyla üniversitelerimizde halen öğrenim gören tüm uluslararası öğrencilerimize Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum.

Ülkemizde eğitim-öğretim gördükten sonra 165 ayrı ülkede kendi halklarına hizmet veren tüm mezunlarımıza buradan selamlarımı gönderiyorum. Aileleriyle birlikte aramızda bulunan mezunlarımıza ülkemizde bir kez daha özellikle bu yaşadıkları süreci mutluluğa çevirmelerini diliyorum.

Bu salonda geleceğin bakanlarını, başbakanlarını, siyasetçilerini, sanayicilerini, inşallah Nobel Ödülleri alacak bilim adamlarını görüyorum. Bu salonda eserleriyle, çalışmalarıyla hem kendi ülkelerine, hem de tüm insanlığa hizmet edecek gönül neferlerini görüyorum. Rabbim yolunuz, bahtınızı açık eylesin diyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Uluslararası öğrencilerimizin ve mezunlarımızın her birini büyük Türkiye ailesinin birer mensubu ve aynı zamanda kendi ülkelerindeki doğal temsilcileri olarak görüyorum. Türkiye bursları ve kendi imkanlarıyla ülkemizde eğitim-öğretim gören gerek mezunlarımıza, gerek öğrencilerimize milletimizin kalbi de, devletimizin kapıları da daima açıktır. Biz sizleri hiçbir zaman unutmayacağız, sizlerin de bizi daima kalbinizde yaşatacağınıza inanıyorum.

Programın başlangıcından bugüne kadar Türkiye bursları vasıtasıyla ülkemizde eğitim-öğretim gören mezunların sayısı da yaklaşık 150 bin civarındadır. Bu vesileyle, uluslararası öğrenci projesinin çeyrek asır önce temellerini atan 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı rahmetle yad ediyorum.

Son 7 yıldır Türkiye bursları adıyla yürütülen bu hayırlı işin programda emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Türkiye burslarına sadece bu yıl dünya genelinde yaklaşık 147 bin başvurunun olması, atılan hayırlı adımın dalga dalga büyüyerek amacına ulaştığını gösteriyor. Türkiye burslarına en çok başvurunun Suriye, Filistin, Afganistan, Yemen, Irak, Somali, Myanmar gibi ciddi sıkıntılarla boğuşan yerlerden gelmesini, programın asli gayesine ulaştığının işareti olarak görüyorum. Yükseköğrenimde küresel düzeyde bir fırsat eşitliği haline dönüşen burs programımızı geliştirerek sürdürmekte kararlıyız.

Ülkemizde halen kendi imkanlarıyla veya burslu olarak eğitim gören 182 ayrı ülkeden 150 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Ülkemizdeki üniversitelerden de uluslararası öğrencilerin akademik ve sosyal ihtiyaçlarını daha fazla karşılayacak şekilde kapasitelerini geliştirmeleri için gayret göstermelerini bekliyorum. Hedefimiz, 2023 yılında uluslararası öğrenci sayımızı 200 bine çıkarmaktır. Dünyanın en kadim eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan bu toprakları inşallah yeniden en ön sıralara çıkaracağız. Üniversite sayımızı 76’dan 206’ya çıkarmakla, akademisyen sayımızı 70 binden 166 bine yükseltmekle bunun ilk adımlarını attık.

İşte G-20 Zirvesinde Japonya’daydık ve Japonya’da 800 üniversite var ve bu 800 üniversitenin yüzde 10’u, yani 80 tanesi kadın üniversitesi, sadece kızlardan oluşan üniversite. Nitekim bu üniversite şahsıma bir fahri doktora verdi. Tabii 80 üniversitenin bu şekilde olması ta kreşten alıp ilk, orta, lise, ardından da üniversite olmak suretiyle çok farklı bir yapıyı Japonya’da oluşturmuş durumdalar. Ve bütün bunlarla beraber bu alanda atılan adımın bizler için önem arz ettiğini şu anda YÖK Başkanına hatırlatıyorum, çalışmanı da buna göre yap, çok önemli bir şey ve Türkiye de benzer bir adımı atmalı. Zira şöyle lise yıllarımızda ülkemizde de kız liselerinden tutun erkek liselerine varıncaya kadar bunların hepsi yok muydu? Vardı. Sonra bunların hepsini karıştırdılar birbirine, bir değişik hale getirdiler, şimdi yeniden bunları toparlama dönemine girmiş bulunuyoruz. Fakat Japonya’daki örnek çok çok ilginçti, 800 üniversitenin yüzde 10’u, 80 üniversitenin sadece kız üniversitesi olması ve bunların da kreşten başlayıp ilk, orta, lise, ondan sonra üniversiteye gelmesi manidardır.

Türkiye Maarif Vakfımız aracılığıyla yurt dışında faaliyete geçirdiğimiz iki üniversite, 269 okul ve 35’te yurt bulunuyor. Pek çok sivil toplum kuruluşumuzun da yurt içinde ve dışında benzer atılımları olduğunu biliyoruz. Şimdi altyapıyı daha da güçlendirme ve kaliteyi yükseltme zamanıdır. Bunun için ilgili tüm kurumlarımızı daha fazla iş birliği yapmaya davet ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Uluslararası öğrencilere lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim vermek kadar, onların mezuniyet sonrası çalışmalarını da yakından takip etmemiz gerektiğine inanıyorum. Burada eğitim-öğretim bitti, ondan sonra takip etmeyelim, yok, ondan sonra da aynı şekilde YTB bunların takibini yapması lazım, ülkelerine döndükleri zaman ne yapıyorlar, neyle meşguller, adım adım takip, burayla ilişkilerinin devamını sağlamak, yoksa bunun hiçbir hayrı olmaz. Çünkü biz sizleri ülkenize döndüğünüz zaman Türkiye’nin ülkenizdeki misyon şefleri olarak görüyoruz, böyle görmek istiyoruz.

Halen 22 ayrı ülkede 23 mezunlar derneğimiz bulunuyor. Mezunlarımızın bulunduğu her ülkede böyle bir kontak noktasının olması şarttır. Bunun için diğer ülkelerdeki mezun derneklerinin kuruluşunu da hızlandırmamız gerektiğini düşünüyorum. Mezunlarımız kendi ülkelerinde veya hayatlarını devam ettirdikleri her yerde Türkiye’nin daima yanlarında olacağından şüphe duymasınlar, çünkü sizler artık bizim evlatlarımız, kardeşlerimizsiniz. Kardeşin kardeş üzerindeki hakkı bunu gerektirir. Bizim kültürümüzde kardeşlik mekanla ve zamanla sınırlı değildir. Kardeşlik son nefese kadar devam edecek bir muhabbettir, bir bağdır, bir hukuktur. Siz uluslararası öğrencilerimizle aramızda ailelerimize ve evlatlarımıza miras kalacak bir gönül köprüsü kurduğumuza inanıyorum. Hem öğrencilerimizden, hem mezunlarımızdan beklentim, nerede yaşarsanız yaşayın, ne iş yaparsanız yapın bu ülkeyle ve birbirinizle olan temasınızı asla koparmayın. Böylesine büyük bir ilişki ağı günümüz dünyasında paha biçilemez bir hazinedir.

En önemlisi, Türkçe artık sizlerin ortak dilidir. Avrupa’da 6 milyonun üzerinde ülkemiz kökenli insanımız yaşıyor. Balkanlar’da Türkçe canlı bir şekilde varlığını sürdürüyor. Kuzey Afrika’dan Orta Asya’ya, Doğu Avrupa’dan Güney Asya’ya kadar geniş bir coğrafyada Türkçe ile iletişim kurmanız, işinizi yürütmeniz hayatınızı sürdürmeniz mümkündür. Gelin elimizdeki bu iletişim ağını ve dil avantajını en güzel, en verimli, en hasbi şekilde değerlendirelim. Dünyanın en acımasız yöntemlerle sürdürülen siyasi, ticari, askeri mücadelelere sahne olduğu şu dönemde böylesine bir birliğin, beraberliğin, dayanışmanın üstesinden gelemeyeceği zorluk yoktur. Vicdanın, ahlakın, merhametin, adaletin hâkim olduğu bir küresel düzeni inşa edene kadar hep birlikte durmadan-dinlenmeden çalışmalıyız. Ancak bu şekilde gelecek nesillere hayırla yâd edilebilecek bir miras bırakabiliriz.

Sevgili Gençler,

Değerli Misafirler,

Bilindiği gibi iletişim teknolojisinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği, dünyanın devasa bir köye dönüştüğü enformasyon çağının tam ortasındayız. Artık saniyeler içinde yer kürenin en ücra köşesindeki hadiselerden haberdar oluyor, alternatif medya kanallarından sesimizi de duyurabiliyoruz. Gelişen imkanlar birçok faydanın yanında, ciddi zorlukları, sınamaları, asimetrik tehditleri de beraberinde getiriyor. Bu süreçte kavram dünyamız, hadiseleri yorumlama biçimiz, meselelere bakış açımız da büyük bir dönüşüm geçiriyor. Her gün daha önce olmayan, kullanılma ihtiyacı hissedilmeyen kavramlarla tanışıyor, asimetrik tehditlerle yüzleşiyoruz. Algıların olguların yerine geçtiği, dijital savaşların cephe savaşlarından çok daha yıkıcı hale dönüştüğü, kurguyla hakikat arasındaki çizginin her geçen gün daha da soluklaştığı bir çağın içindeyiz.

Peki, bu durum karşısında ne yapabiliriz? Elbette tarihi geriye saramaz, olana olmamış gibi davranamayız. Bize düşen, bu gelişmeleri kendi değerlerimiz ve ilkelerimiz çerçevesinde yönlendirmeye çalışmaktır. Siyasetçiler, yöneticiler, akademisyenler, öğrenciler olarak hep birlikte bu yeni durumla, yeni dünya ile başa çıkabilecek ve durumu kendi lehimize çevirebilecek yöntemler geliştirmeliyiz. Bunu sadece milletimiz ve ülkemiz için değil, aynı zamanda sizlerin, evlatlarımızın geleceği için de yapmak zorundayız. Türkiye olarak her alanda adımlarımızı işte bu anlayışla atıyor, yaşadığımız hadiselerin ışığında yarınımıza istikamet çiziyoruz. Tarihimizden güç alarak, başımıza gelenlerden gerekli dersleri çıkartarak istikbalimizi inşa etmeye çalışıyoruz. Başarılarımızın sayısını artırmaya, zaferlerimizin çapını büyütmeye, daha önce yapılan yanlışları düzeltemeye gayret ediyoruz. Allah’a hamdolsun, bu noktada son 17 yılda çok büyük mesafe aldık. Siyasetten ticarete, eğitimden sağlığa, teknolojiden savunmaya kadar pek çok alanda ülkemizi ileriyle taşıdık.

Şayet bugün pasaportu itibar gören, bölgesinde ve dünyada kendinden söz ettiren bir Türkiye varsa, hiç şüphesiz bu son dönemde attığımız adımların neticesidir.

Eğer bugün Dünya’ya 5’ten büyüktür gerçeğini cesaretle dillendirebilen bir Türkiye varsa, kat ettiğimiz mesafenin verdiği özgüven sayesindedir.

Dünya’nın neresinde olursa olsun haksızlık, hukuksuzluk karşısında sesini yükselten bir Türkiye varsa, bu bizim dönemimizde yakalanan başarının sonucudur.

Bugün Filistin davasını sahiplenen, Afrika’ya el uzatan, Orta Asya ve Balkanlar’daki kardeşlerine sahip çıkan bir Türkiye varsa, bu ekonomiyle beraber diplomaside imza attığımız zaferlerin meyvesidir.

Birleşmiş Milletler’den G-20’ye, NATO’dan daha pek çok uluslararası iş birliği platformuna kadar her zeminde kendimizle birlikte tüm dostlarımızın ve kardeşlerimizin de sesi olmak için çalışıyoruz. İnşallah bu onurlu duruşumuzu hem kendimiz, hem dostlarımız için sonuna kadar da muhafaza edeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Uluslararası öğrencilerimize şu gerçeği hatırlatmakta fayda görüyorum: Sizler, tarih boyunca din, dil, renk, kültür ayrımı yapmadan tüm mazlumlara, tüm mağdurlara yüreğini ve kapısını açmış necip bir ülkede bulunuyorsunuz.

Sizler, asırlardır adalet için, barış için insanlığın huzuru, esenliği için mücadele etmiş bir milletin misafiri olarak buradasınız.

Biz, geçmişteki zaferlerimizi ve yenilgilerimizi anarken gurur veya husumet duygularımızı kabartmak yerine, geleceğimiz için dersler çıkarmayı tercih ederiz. Tarih boyunca yaşadığımız sayısız acıya, zulüm ve ihanete rağmen hiçbir zaman kin, nefret, ayrımcılık, ötekileştirme, hakir görme yanlışına asla düşmedik. Vatanımızı korurken de, yurt dışında mücadele ederken de, Dünya’nın neresinde yaşanırsa yaşınsın zulümlere tepkimizi koyarken de asla intikam alma anlayışıyla hareket etmedik. Biz sadece adaletin peşindeyiz. Kendi vatandaşlarımızla birlikte tüm kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, güvenliğini, refahını korumanın peşindeyiz. İster DEAŞ’lı olsun, ister PKK’lı olsun, ister kendi insanına kurşun sıkan FETÖ’cu olsun, isterse Neo-Nazi terörü olsun, eli kanlı katillerin bizi ve İslam dünyasını çekmek istediği tuzağa asla düşmeyeceğiz, çünkü bunların hepsi aynı madalyonun farklı yüzleri, aynı bataklıktan beslenen parazitlerdir. Bugüne kadar şiddeti asla sistematik bir mücadele yöntemi olarak benimsemedik. Meşru zemin varken, meşru araçlar varken, demokrasi, diplomasi, sandık varken asla gayrimeşru yollara tevessül etmedik, inşallah bundan sonra da aynı ilkeli tavrımızı devam ettireceğiz.

Bize yönelik haksızlıklarla mücadele ederken, hukuk, demokrasi, ahlak ve meşruiyet zemininden kesinlikle ödün vermeyeceğiz. Kadim tarihimizden aldığımız ilhamla modern köleliğin görünmeyen zincirlerini kırmanın en etkili yolunu da eğitim-öğretim olarak görüyoruz. İşte bu anlayışla hem kendimiz, hem siz kardeşlerimiz için önceliklerimizin başına eğitim-öğretim meselesini aldık. Ülkemizin bu alana yaptığı yatırımların sebebi, kaynaklarını kullanacak yer bulamaması değildir, siyasi ve ekonomik bağımsızlığın, insani hayat şartlarına ulaşmanın yolunun eğitim-öğretimden geçtiğine inandığımız için bu yolu tercih ettik.

Ülkelerinizde etkili birer kanaat önderi, rol model olacağınıza inandığım sizlerden bu değerlere hayatınız boyunca sıkı sıkıya bağlı kalmanızı istiyorum.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha mezun olan uluslararası öğrencilerimizi tebrik ediyorum, mezunlarımızın her birine bundan sonraki hayatlarında aileleriyle birlikte başarılar diliyorum. Sizlerden ülkelerinize döndüğünüzde halklarınıza şahsımın ve milletimin selamlarını iletmenizi rica ediyorum.

Türkiye burslarının bugünlere gelmesinde katkıda bulunanlara tekraren teşekkürlerimi sunuyorum.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımıza, üniversitelerimizde birikimleri ve gayretleriyle uluslararası öğrencilerimize yardımcı olan hocalarımıza teşekkür ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.