Japon İşadamlarıyla Buluşma Toplantısında Yaptıkları Konuşma

01.07.2019

Toplantımızı teşrifleriniz için her birinize ayır ayrı teşekkür ediyoruz. Burada yapacağımız görüş alış-verişlerinin ülkelerimiz için hayırlara vesile olmasını, ikili işbirliğimizi daha da güçlendirmesini temenni ediyorum.

Türkler ve Japonlar arasında köklü, çok yönlü, dostane ilişkiler bulunuyor. Biz de göreve geldiğimiz, 2002 yılından beri ülkelerimiz arasındaki işbirliğini çok daha ileriye taşımanın gayretinde olduk. İlişkilerimizi 2013 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik.

Türkiye ve Japonya arasındaki işbirliğinin sadece ikili düzeyde değil aynı zamanda farklı coğrafyalarda da olumlu yansıması için çaba gösteriyoruz. Tabii bu arada Japonya’nın doğrudan yatırımlarına baktığımızda Çin’e olan yatırımları yaklaşık 73 milyar dolar, dünya genelinde ise 965 milyar dolar. Ve Türkiye’ye olan yatırımına baktığımız zaman, küsurata girmiyorum, o da yaklaşık 3 milyar dolar. Dolayısıyla Türkiye ile az önce ifade ettiğim diğer ülkeler arasındaki rakamlar gerçekten çok ama çok çok farklı. Ve biz bunun tekrar masaya yatırılıp şöyle coşkuyla daha ciddi adımları atmak suretiyle bu ikili ilişkilerimizi iyi bir konuma taşıyalım istiyoruz.

Bilindiği gibi dünya ticareti sancılı bir süreçten geçiyor. Uluslararası ticarette gümrük duvarlarının yeniden yükselmeye başladığını görüyoruz. Korumacı politikalar ticaret savaşları, küresel ölçekte ekonomik büyümeyi aşağı doğru çekmekte, yükselen ekonomileri de olumsuz etkilemektedir. Ticarette korumacılığın artması ve serbest ticaretin sekteye uğraması endişe vericidir.

Böyle bir dönemde Türkiye ile Japonya arasındaki işbirliğinin değeri daha da yükselmiştir. Japonya, ülkemizin Asya’daki üçüncü büyük ticaret ortağı olmanın yanı sıra, Türk sanayileşmesinin mihmandarlarından biridir. Türkiye’nin ilk doğrudan yabancı yatırımcısı, 20. yüzyılın en önemli seyyahlarından olan Japon girişimci Kozui’dir. Kozui, 1927 yılında Ankara Sanayi Ziraiye Limited Şirketi’ni, onun ardından da 1929 yılında Bursa’da Saffet Beyzade Memduh Bey ile beraber Türk-Japon Dokuma Fabrikası’nı kurmuştur. Son 90 yıllık dönemde Türk ve Japon müteşebbisler Kozui ve Memduh Bey’den aldıkları ilhamla çok daha önemli projelere imza atmışlardır.

Türkiye, güçlü pazarı, nitelikli iş gücü, stratejik coğrafi konumu, gelişmiş ulaşım, haberleşme ve enerji ağıyla Japon yatırımcılar için eşsiz fırsatlar sunuyor. Hâlihazırda 200’ün üzerinde Japon sermayeli şirket ülkemizde faaliyet gösteriyor. Bu firmalar son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım yaptılar. Altyapıdan tutun imalat sanayinin birçok alt sektörüne kadar hemen her alanda Türk-Japon işbirliğine şahit oluyoruz. Bugün Asya’yı Avrupa’ya bağlayan devasa köprülerin ve tünellerin inşasında Türk ve Japon girişimlerinin imzası bulunuyor. Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına yaptıkları katkılardan dolayı ülkem ve milletim adına Japon yatırımcılara şükranlarımı sunuyorum.

Değerli Dostlar,

Ticaret ve yatırım ilişkilerimizin ahdi çerçevesini güçlendirmemiz gerekiyor. Ekonomik ortaklık anlaşmasını süratle tamamlayarak, 2019 yılında bunu imzalamak istiyoruz. Anlaşmanın bir taraftan serbest ticaret konusundaki ortak hedefimizi, diğer taraftan ekonomiklik gelişmiş farklarımızı dikkate alan bir denge gözetmesini bekliyoruz. Diğer bir deyişle, iki taraf için de adil sayılabilecek bir süre zarfında tam liberizasyona geçilmesini arzu ediyoruz. Bu sürenin sonunda gümrük vergilerinin karşılıklı kaldırılmasını yararlı olarak görüyoruz. 2018 yılında Japonya’ya ihracatımız yaklaşık 480 milyon dolarda kalırken, ithalatımız 4 milyar doları aştı. Japon ürünlerinin piyasamızda olmasından memnunuz, ancak Japon sanayi ürünleri Türk piyasasına serbestçe giriş sağlarken, bizim nispeten güçlü olduğumuz tarım ürünlerinde Japon piyasasına girişte tarife ve tarife dışı engellerle karşılaşıyoruz. Bu tutum, ekonomik ortaklık anlaşmasının müzakerelerine de yansıyor. Japonya’daki güçlü tarım lobisini ikna etme konusunda desteğinize ihtiyacımız var. Üstelik ihraç ürünlerinde Japon üreticilerine tehdit oluşturmuyor. Biz asıl büyük rekabeti Avrupa Birliği ülkeleriyle yapıyoruz. Bunları söylerken Japon firmalarının Türk piyasasında, özellikle otomotiv sektöründe Güney Kore ile kıyasıya rekabet ettiğinin de farkındayız.

Saygıdeğer İşadamları,

Türkiye bölgesinde önemli bir üretim ve lojistik üssüdür. Türkiye’nin konumu Akdeniz, Kafkaslar, Orta Asya, Avrupa ve Ortadoğu pazarlarına doğrudan ulaşım imkânı sağlıyor. Birçok küresel yatırımcı yeni pazarlara Türk yatırımcılarla beraber girmeyi tercih ediyor. Türkiye olarak hem kendi müteşebbislerimize, hem de Japon yatırımcılar başta olmak üzere uluslararası yatırımcılara daima destek olduk. Bunun yakın geçmişteki en güzel örneği, Mitsubishi Elektrik Firması’nın Manisa’da kurmuş olduğu klima fabrikasıdır. Bu fabrika, Türk piyasası yanında geniş bir pazar için üretim yapıyor. Mitsubishi Elektrik Firması’nı Türkiye’yi üretim üssü olarak seçmiş olmasından dolayı tebrik ederim. Bu nedenle Türkiye’yi değerlendirirken yalnızca genç nüfuslu iyi bir pazar olarak değil aynı zamanda geniş bir coğrafyaya doğrudan girişi bulunan bir üretim üssü olarak görmenizi isterim. Ancak Japonya’nın dış yatırımlarının toplamı 1,2 trilyon dolar göz önünde bulundurulduğunda bu rakamlar mütevazı seviyede kalıyor. Japon şirketlerin Türkiye’deki yatırımlarını çeşitlendirerek artırmalarını arzu ediyoruz.

Japonya’da özellikle yatırımcılar nezdinde güvenlik hassasiyetinin çok üst düzeyde olduğunu biliyorum. Ülkemizde geçmiş yıllarda meydana gelen bazı olayların ve özellikle Batı medyasındaki maksatlı haberlerin de etkisiyle Japon dostlarımızın ülkemize gelme noktasında hala çekinceleri olduğunu da duyuyoruz. Uzun yıllara sâri terörle mücadele tecrübesi sebebiyle Türkiye bırakınız bölgeyi dünyadaki en güvenli ülkelerden biri olmuştur. Altını çizerek ifade etmek isterim ki; ülkemize yatırım yapıp da memnun kalmayan, sıkıntı ve sorunlarına çözüm bulunmayan hiçbir girişimci yoktur. Bizler uluslararası doğrudan yatırımları sadece yasal düzenlemelerle desteklemiyoruz, bilfiil kurumsal olarak da destekliyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi başta olmak üzere diğer kurumlarımız vasıtasıyla ülkemizde yatırım yapmak isteyen uluslararası yatırımcılara her türlü kolaylığı sağlıyoruz. Ofisimizin şu ana kadar en fazla destek olduğu, en fazla beraber çalıştığı yatırımcıların başında Japon firmaları geliyor. Bunun en güzel örneklerinden biri, bizzat açılışına katıldığım Çankırı’daki Sumitomo Rubber Endüstri ortaklığındaki lastik fabrikasıdır. Bizler Japon yatırımcıları arasında bu başarı hikâyelerinin artmasını arzu ediyoruz.

Kıymetli dostlar,

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu ile birlikte geçtiğimiz yıl İstanbul’da başarılı bir İş Konseyi Toplantısı gerçekleştirdiniz. Bu yılki toplantı Kasım ayında Tokyo’da yapılacaktır. Türkiye’nin önde gelen firma temsilcilerinin en üst düzeyde katılımını teşvik edeceğiz. Bu toplantıda müteahhitlik gibi işbirliği potansiyeli yüksek alanlarda üçüncü ülkelerde birlikte hareket etme imkânları konusunda görüş alışverişinde bulunulmasında yarar görüyorum. Ülkemizdeki enerji projelerinde daha fazla yatırımcı görmek istiyoruz.

Zannediyorum İmparator’un tahta devir teslim töreni Ekim ayında olacak. Ekim ayındaki bu törene katılma planım var. Eğer burada Sayın Abe’yi de sizler konuşup ikna ederseniz, o törene geldiğimde geleceğim, o törene geldiğimde ayrıca bir de birlikte bu toplantıyı Kasım’dan Ekim’e çekelim ve Ekim’de bunu yapalım. Aranızda görüşün ona göre onun da kararını verelim.

Ülkemizdeki enerji projelerinde daha fazla Japon yatırımcı görmek istiyoruz. Enerji ile ilişkili diğer bir alan da malum madencilik sektörü. Türkiye, dünya bor rezervlerinin yüzde 70’inden fazlasına sahip ve mermer üretiminde dünya lideri geniş linyit yatakları olan bir ülkedir. Mineral çeşitliliği bakımından 70’den fazla madene ev sahipliği yapıyoruz. Madencilik sektörümüzde hem nadir, özellikle de yer elementlerinde hem baz metallerde daha fazla Japon yatırımcıyı görmek isteriz. Madencilik konusuna ilgi duyan şirketlere Türkiye’nin potansiyelini göstermekten memnuniyet duyarız.

Öte yandan Japon işgücü piyasasına genç ve nitelikli insan kaynağı sağlanması konusunda da sizlere destek olabiliriz. Türk işçilerinin üstün nitelikleri ülkemizde başarı hikâyeleri yazan Japon firmalarınca iyi biliniyor. Hükümetler arasında bir diyalog süreci başlattık. Bu bağlamda ikili bir istihdam anlaşması imzalayabiliriz. Müzakereleri süren sosyal güvenlik anlaşmasının sonuçlandırılması Japon yatırımcılar için Türkiye’de birçok kolaylık sağlayacak. Bu konuda sizlerin destek olmanızı bekliyoruz.

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Japon iş dünyasının siz kıymetli temsilcilerine şükranlarımı sunuyorum. Dayanışmanızın artarak devamını özellikle temenni ediyorum ve her iki tarafa da başarılar diliyorum.

Sevgiler, saygılar.