Japonya’daki Türk Toplumuyla Buluşma Programında Yaptıkları Konuşma

30.06.2019

Sayın Vali,

Sayın Belediye Başkanları,

Japonya’daki Türk Toplumunun Değerli Mensupları,

Birlikte Sizlerle Onurlandırdığımız Ve Onurlandığımız Bakan Arkadaşlarım,

Kıymetli Eşleri,

Özellikle siz Değerli Kardeşlerimle böyle bir buluşmayı gerçekleştirdiğimiz için ne kadar mutlu olduğumu ifade etmekte acze düşüyorum. İstikbalimizin umudu sevgili gençleri karşımda görüyorum. Hanımefendiler, beyefendilerle birlikte sizin böyle birarada oluşunuz ayrı bir mutluluk vesilesi. Dolayısıyla sizleri bakan arkadaşlarım, eşleri, milletvekillerimiz, hep birlikte sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.

Tabii bugün buraya gelemeyen Japonya’daki tüm kardeşlerime, bütün vatandaşlarıma bu salondan selamlarımı gönderiyorum. Sizlere 82 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının muhabbetini getirdim. Sizlere ailelerinizin, yakınlarınızın, hemşehrilerinizin kucak dolusu selamını, muhabbetini getirdim. Bu muhteşem buluşma için muhabbetiniz, dayanışmanız, coşkunuz için her birinize yürekten teşekkür ediyorum.

Japonya ziyaretim vesilesiyle Türkiye’den binlerce kilometre uzakta Siz Değerli Vatandaşlarımla buluşma fırsatını bulduğum için ayrıca bir bahtiyarlık içindeyim.

Üstat Necip Fazıl’ın o muhteşem dizeleriyle söyleyecek olursak:

“Dağda dolaşırken yakma kandili,

Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!

Ne söylemez, akan suların dili,

Sessizlik içinde çağlama gurbet!

Gül büyütenlere mahsus hevesle,

Renk renk dertlerimi gözümde besle!

Yalnız, annem gibi, o ılık sesle,

İçimde dövünüp ağlama gurbet!..”

Anavatandan binlerce kilometre uzakta gurbeti sılaya çeviren tüm kardeşlerime buradan selamlarımı iletiyorum.

Öncelikle şu hususu bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum: Yurt dışında yaşayan kardeşlerimiz artık gurbetçi değil Türk Milleti’nin yurt dışındaki gücüdür, elçileridir, temsilcileridir.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti her zaman ve her yerde sizlerin yanındadır. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın çıkarlarını korumak daima önceliklerimizin başında yer almıştır. Az önce Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı’nı dinledik, diğer Belediye Başkanı’nı dinledik, tabii ben de geçmişte bir Belediye Başkanı olarak dillerinden anlarım ve Valimizi dinledik, ne dedi? Bütün dertlerinizde yanınızdayız dedi. Böyle bir dertlerinizde size ortak olan Belediye Başkanınız da olduğuna göre, durmak yok yola devam.

Vatandaşlarımıza her alanda ihtiyaç duydukları hizmetleri en kaliteli ve en hızlı şekilde sunmaya çalışıyoruz. Evlatlarımızın ve gençlerimizin inancımıza, kültürümüze, örf ve adetlerimize uygun şekilde yetişmeleri yanında Japon toplumuna uyum sağlamalarını da özellikle tavsiye ediyorum. Bir defa Türkçe’nin yanında Japoncayı da çok iyi, ama çok iyi öğreneceksiniz ki buradaki başarınız ona bağlıdır, bunu hatırlatmak isterim.

Çocuklarınızın ülkemizin ve milletimizin değerlerine yabancı kalmaması için devlet olarak üstümüze düşen her şeyi yapıyoruz, yapacağız. Büyükelçiliğimiz, Tokyo Diyanet Vakfı ve Yunus Emre Kültür Merkezi tarafından çeşitli kültürel faaliyetler yürütüyoruz. Nagoya’daki çocuklarımızın dilimizi ve değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri için Maarif Vakfımız buraya öğretmen gönderdi. Dışişleri Bakanım geçtiğimiz yıl Kasım ayında sizlerle biraraya gelerek taleplerinizi, isteklerinizi dinledi. Bu kapsamda Tokyo Büyükelçiliğimiz tarafından Nagoya’da şimdilik ayda bir kez gezici konsolosluk hizmeti verilmeye başlandı. Ertuğrul Firkateyni Şehitliğimizdeki Türk Kültür Merkezi ve mescidinin yapımı için sizlerin ve derneğinizin verdiği katkıdan memnuniyet duydum.

Dünyanın dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımız bulundukları ülkelerin ekonomilerine katma değer sağlayarak bizleri gururlandırıyor. Burada yasalara saygılı ve Japon toplumuyla uyumlu, eşit haklara sahip bireyler olarak rahat bir hayat sürebilmek için sizlere her türlü desteği vermeye hazırız. Bu amaçla Japon makamları ile işbirliği halindeyiz. Her birinizin ülkemizin imajına olumlu katkı sağlayacak faaliyetlerinizle Türk insanını ve Türkiye’yi burada en iyi şekilde temsil edeceğinize inanıyorum.

Maalesef Japonya’da FETÖ’ye bağlı okullar, dernekler ve şahıslar hala faaliyetlerini sürdürüyor. 15 Temmuz gecesi 251 insanımızı kalleşçe şehit eden bu örgüt yurt dışında ülkemize yönelik yoğun bir karalama kampanyası yürütüyor. 40 yıl boyunca himmet, hizmet diyerek milletten topladıklarını hiç yüzleri kızarmadan, zerre kadar utanmadan son 4 yıldır milletimizin aleyhine kullanıyorlar. Gözünü hırs, kin ve nefret bürümüş FETÖ’cülerin ülkemizin itibarına kara çalmasına izin vermemeliyiz. Eli kanlı bu terör örgütüyle mücadelemizde sizlerden destek bekliyoruz.

Değerli Kardeşlerim,

PKK neyse, DHKP-C neyse FETÖ de odur, hiçbir farkı bunların birbirinden yoktur. Unutmayın birlik ve beraberlik her türlü başarının anahtarıdır. İşte şu anda içinizde ve içinde bulunduğunuz bu tabloyu aman ha dağıtmayın. Onun için biz ne diyoruz? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Ne diyoruz? Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız; bundan taviz vermeyeceğiz. Dayanışma içinde hareket ettiğimiz sürece üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir zorluk yoktur. Sizler de birlik ve beraberlik içinde hareket ederek bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü güçlüğü yenebilirsiniz. Gerektiğinde Japon makamlarına sesinizi duyurabilmeniz için mutlaka dayanışma içinde olmalısınız. Bu konuda inşallah Nagoya’da bir başkonsolosluk açabiliriz.

Şimdi bir oylama yapalım mı? Başkonsolosluk açılmasına evet diyenleri bir göreyim. Evet, Dışişleri Bakanımız da burada. Oybirliğiyle kabul edilmiştir.

Gayet demokratik bir şekilde görüyorsunuz yaptık ve Japon makamlarının da böyle bir talebe zaten hayır diyeceklerine inanmıyorum, onların da “evet” deyişiyle inşallah bizler her türlü adımı atar ve başkonsolosluğumuzu da açarız. Sayın Valim burada, Büyükşehir Belediye Başkanımız burada, onların da yer arayışlarımıza verecekleri destekle bir an önce hemen buradaki mekânımızı da belirler ve başkonsolosluk faaliyetlerimizi orada sürdürürüz.

Biliyorsunuz Japonya’nın kendi iş gücü giderek azalıyor, Japon nüfusu gün geçtikçe daha da yaşlanıyor. Nisan ayında kabul edilen bir yasa değişikliğiyle yabancı işçilere kapılar açılmıştır. Japonya’nın iş gücü ihtiyacının karşılanmasına Türkiye olarak kalifiye ve genç nüfusumuzla katkı sağlayacağımızı düşünüyorum. Bu konuda Japon muhataplarımızla görüşmelerimiz devam ediyor. Japonya’daki vatandaşlarımızın çalışma sürelerini Türkiye’de emeklilikleri için saydırabilmeleri amacıyla Japonya ile sosyal güvenlik anlaşması müzakeresi yürütüyoruz. İnşallah bu müzakereyi de yakında sonuçlandırmayı hedefliyoruz.

Buradan sizlere bir de müjde vermek istiyorum; bayrak taşıyıcımız ve milli gururumuz Türk Hava Yolları önümüzdeki yılın Nisan ayından itibaren Osaka Kansai Havalimanı’ndan İstanbul seferlerine başlıyor. Böylece yeniden Osaka’dan memleketinize doğrudan seyahat edebileceksiniz, hayırlı uğurlu olsun diyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye bilhassa son 17 yıldaki atılımlarıyla demokrasiden ekonomiye her alanda adeta çağ atlamış bir üst lige çıkmıştır.  Eğitimde 302 bin yeni derslik yaparak, 631 bin yeni öğretmen atayarak, ilk ve ortaöğretim kitaplarını ücretsiz vererek, üniversite sayımızı 130 ilaveyle 206’ya ve akademik personel sayısını 90 bin ilaveyle 166 bine çıkartarak, adeta bir devrim yaptık. Türkiye Maarif Vakfımızla 269 okulu, 35 yurdu, 2 üniversitesi ve 5 bin personeliyle yurt dışında ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Bugün dünyanın 160’ı aşkın ülkesinden onbinlerce öğrenci yükseköğrenim için ülkemizi, Türk üniversitelerini tercih ediyor. Misafir öğrencilerimiz arasında Japonların da bulunması, bizim için gurur kaynağıdır. İnşallah gelecekte bu öğrenciler ülkelerine döndüklerinde doktor, mühendis, işadamı, siyasetçi, akademisyen, diplomat olarak Türkiye ile Japonya arasındaki gönül köprüsünü daha da güçlendireceklerdir.

Sağlıkta 2 bin 400’ü yeni 4 binin üzerinde tedavi kurumu, 74 bini yeni 238 bin yatağı, 632 bini yeni 1 milyonun üzerindeki personeli, 5 binin üzerindeki ambulansı, her türlü teşhis ve tedavi cihazı baştan sona değiştirdiğimiz sistemiyle sağlık devrim yaptığımız bir diğer alandır. Şimdi şehir hastaneleri ile sağlıkta hizmet standartlarını çok daha yukarıya çıkartıyoruz.

Ulaştırmada bölünmüş yolları 20 bin 540 kilometre ilaveyle 26 bin 640 kilometreye, otoyolları bin 128 kilometre ilaveyle 2 bin 842 kilometreye, daha önce hiç olmayan hızlı tren hatlarını bin 213 kilometreye, havalimanı sayısını 30 ilaveyle 56’ya çıkardık, şehirlerimizi de raylı sistemlerle donattık.

Dünyanın en güçlü ve en yaygın sosyal yardım sistemini kurduğumuz ülkemizde hiçbir vatandaşımızı sahipsiz bırakmıyoruz. Savunma sanayinde dışa bağımlılığımızı yüzde 80’den yüzde 30 düzeyine indirdik. İhracatımızı 36 milyar dolardan, 171 milyar dolara yükselttik. Tarımsal hasılamızı 37 milyar liradan 213 milyar liraya çıkardık. Sadece geçtiğimiz yıl, 5 milyar dolara yakın tarımsal dış ticaret fazlası verdik. Velhasıl her alanda ülkemizi geliştirdik, büyüttük, ileriye taşıdık. Şimdi turizmde çok ciddi bir patlama var ve Allah’ın izniyle bu yıl 51 milyonu turistte yakalayacağız. Tabii arzumuz, Japon turistlerin sayısını da, hedef veriyorum, 1 milyona çıkarmak. Eğer Japon turistleri de 1 milyona çıkartırsak o zaman bunun tadına doyum olmaz. Ama siz bu işin misyon şeflerisiniz. Japon turistleri siz alıp geleceksiniz. Ordu’ya değil ha Türkiye’ye.

Ve ülkemizin bu kadar güzellikleri var, fakat şunu da söyleyeyim: Nagoya-Osaka arası, gerçekten buralar da adeta dünya cenneti, her taraf yemyeşil, yol boyu bunu gördük ve bu da gerçekten nazar değmesin bambaşka bir ülke, canlı, heyecanlı bir ülke.

Tabii biz burada biliyorsunuz G-20 Zirvesi için bulunuyoruz. Ülkemizin G-20 platformunda temsil edilmesi, işte az önce ifade ettiğim, saydığım bütün bu gelişmelerin sonucudur. Ama biz bunu yeterli görmüyoruz, 2023 hedeflerimizin en başında Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz. İnşallah bu hedefimize de ulaşacağız.

Tabii ülkemiz güçlendikçe karşı karşıya kaldığımız sınamalar ve saldırılar da artıyor. Eskilerin “Büyük dağın kışı büyük olur” dedikleri gibi geldiğimiz yer itibariyle ülkemizin de başında zaman zaman sert rüzgârlar esebiliyor. Son dönemde bölgemizde ve dünyada büyük bir değişim, radikal bir yeniden yapılanma süreci yaşanıyor. Türkiye’nin tam merkezinde yer aldığı bir süreçten ülkemizi sadece hasarsız olarak değil, en karşı şekilde çıkarmak için çalışıyoruz. Bugünlere yurt içindeki ve yurt dışındaki vatandaşlarımızdan aldığımız büyük destek sayesinde geldik. Şimdi içinden geçtiğimiz kritik dönemde milletimizin ve tüm dostlarımızın çok daha güçlü desteğine ihtiyacımız var. Yurt dışında yaşayan siz Kıymetli Kardeşlerim’in ülkemizde yaşananları çok daha sağlıklı bir şekilde değerlendirebildiğinize inanıyorum. Dolayısıyla sizlerin desteğini çok daha önemli görüyorum. Sizler burada ülkenizin arkasında sapasağlam durdukça, biz de Türkiye’de güvenle, azimle, cesaretle çalışmaya devam edeceğiz. Böylece hep birlikte ülkemizi hak ettiği yere çıkartacağımıza inanıyorum.

Kardeşlerim,

Bizim Japonya’yla, Japon dostlarımızla yakınlığımız, dostluğumuz öylesine köklü, öylesine derin ve öylesine samimidir ki bugün işte bu gönül birlikteliğini devam ettirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. İkinci Abdülhamit Han döneminde yaşanmış Ertuğrul Faciası’nın ve orada Japon dostlarımızın gösterdiği yardım, gayret ve fedakârlığı malum hepimiz biliyoruz. Fakat ben size çoğumuzun bilmediği bir başka ilginç olayı daha anlatmak istiyorum. Bu tarihi hadisenin iki toplumun karakteristik özelliklerini göstermesi bakımından son derece önemli olduğunu düşünüyorum.

Birinci Dünya Savaşında Ruslara esir düşen ve yıllarca Rusya’da kalan askerlerimizi memlekete getirmek üzere bir Japon gemisi kiralanır. Rusya’nın o dönem Japonya’nın kontrolünde olan Vladivostok şehrinden bin küsur askerimiz bu gemiye biner 45 günlük yorucu bir yolculuktan sonra gemi Ege’ye girer. Marmara’ya yaklaşan gemi Midilli Adası önünde Yunanlılar tarafından durdurulur. Yunanlılar, Türkiye ile savaş halinde olduklarını öne sürerek geminin sorumlu komutanından askerlerimizi kendilerine teslim etmesini ister. Fakat sorumlu Japon komutan bu teklifi reddeder. Daha sonra gelen bütün heyetleri de geri gönderir. Şu ifadeler çok önemli: Bu insanlar bana emanet, ben bunları İstanbul Hükümeti’ne teslim edeceğim, başka kimseye de vermem der. Bunun üzerine gemi zorla Pire Limanına çekilir ve askerlerimizle birlikte bu Japon Komutan ve geminin Japon tayfası tam 8 ay gemide beklemek zorunda kalır. Bu arada geminin yine Japon olan ikinci kaptanı da vefat eder. Her türlü baskıya ve her türlü zorluğa rağmen Japon Komutan askerlerimizi Yunan’a teslim etmez. İşte bu geminin adı Hey Mey Moro’dur. Bu geminin sorumlu komutanı da Yarbay Çomara’dır. Bu karakterli, yiğit, cesur, görev ve sorumluluk timsali komutan Çomara’yı burada kendi vatanında sevgi, saygı ve minnetle yad ediyorum.

Bu duygularla sevginiz, ilginiz, coşkunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum.

Sizlerden kimliğinize, bizi biz yapan kadim değerlere sahip çıkmanızı özellikle istirham ediyorum. Unutmayın, milli kimliğini kaybeden bireyler rüzgârın önündeki bir yaprak gibi sağa-sola savrulmaktan kurtulamaz. Değerlerini yitiren toplumlar geleceğine de umutla bakamaz. Her birinizin bu anlayışla evlatlarınıza sahip çıkacağına inanıyorum.

Yarın biliyorsunuz Japon Kralıyla buluşmamız, görüşmemiz var. Aynı şekilde Sayın Abe ile biraraya geleceğiz, ikili ve heyetler arası görüşmelerimiz var, yoğun bir programı inşallah yarın icra edeceğiz ve Türkiye ile Japonya arasındaki bu dayanışmamızı da geleceğe bu vesileyle taşımış olacağız.

Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyor, bugün burada olmayan vatandaşlarıma da selamlarımı, muhabbetlerimi iletmenizi istiyorum. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağ olun, var olun, Allah’a emanet olun, kalın sağlıcakla.