AK Parti Grup Toplantısı'nda Yaptıkları Konuşma

25.06.2019

Aziz Milletim,

Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Grup Toplantımızın partimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Pazar günü yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminin de şehrimize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Gayri resmi sonuçlara göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine seçilen CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu bir kez daha tebrik ediyorum.

İstanbul halkının kararının başımızın üzerinde yeri vardır. Bilindiği gibi 31 Mart seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ilgili olarak, hem birleştirme tutanaklarında hem de sandık kurullarında sonucu etkileyecek ölçüde sorunlar tespit edilmişti. Bunun üzerine Yüksek Seçim Kurulu büyükşehir seçimlerinin yenilenmesine karar verilmişti. Tabii bu seçimlerde gerek belediye meclisinde büyükşehrin kahir ekseriyetle partimiz seçimi kazanmıştı. Bunun ardından yapılan komisyon seçimlerini yine tamamıyla AK Parti almıştı. Başkanvekilliklerinde arkadaşlarımız görevlere gelmişti. Tabii şu ana kadar yaşadığımız süreç tamamen hukuki bir süreçtir. Elbette biz Cumhur İttifakı adayı Binali Bey’in seçimi kazanmasını arzu ettik. Kendisine gayreti ve mücadelesi için buradan teşekkür ediyorum.

Binali Bey İstanbul’da bürokrat olarak başladığı milletine hizmet yolculuğunu milletvekili, bakan, Başbakan, Meclis Başkanı olarak bugüne kadar sürdürmüştür. Kendisi bunca yıllık bilgisini, birikimini, tecrübesini, projelerini hayata geçirmek için Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmuştu, ama İstanbul halkının takdiri bu şekilde gerçekleşti. Altını çizerek tekrar ediyorum, bizim için asıl önemli olan milli iradenin en sağlıklı, en güvenli, en şaibesiz şekilde tecelli etmesidir. Son seçimi kimin kazandığının ötesinde, milli iradenin tecellisiyle ilgili tereddütleri ortadan kaldırmış olması bakımından başlı başına değerlidir, kıymetlidir.

Türkiye genelindeki asıl seçim olan 31 Mart’ın galibi ise tartışmasız bir şekilde Cumhur İttifakıdır, AK Parti ve MHP’dir. Milletimiz 31 Mart seçimlerinde ülke genelinde bize İl Genel Meclisinde yaklaşık yüzde 60’lık, Büyükşehir Belediye Başkanlıklarında yüzde 52’lik, İl Belediye Başkanlıklarında yüzde 55’lik bir oranla destek vermiştir. İstanbul’da da Cumhur İttifakı olarak 39 ilçenin 25’ni, 312 belediye meclis üyeliğinin de 180’ini kazanarak yine tartışmasız bir zafere imza attık. Büyükşehir seçimlerinde İstanbul’da burası özellikle çok çok önemli, yani 2004’ten itibaren yerel seçimlerde nereden nereye geldiğimiz bakımından önemli. 2004’te yüzde 45,3. 2009’da yüzde 44,7 oranında. 2014’de de yüzde 47,9 oranında oy almıştık. Geçtiğimiz Pazar günü de oy oranımız yüzde 45 olarak gerçekleşti, fakat bu oran kazanmamıza yetmedi. 2024 seçimlerine kadar AK Parti ve MHP olarak İstanbul’da sahip olduğumuz 25 ilçe belediyesi ve 180 Büyükşehir Belediye meclis üyesiyle halkımıza en güzel hizmetleri vermenin gayreti içinde olacağız. Aynı şekilde Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kurumlar olarak da İstanbul’la ilgili projelerimizi, yatırımlarımızı, hedeflerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz. Derin bir aşkla bağlı olduğumuz bu şehre hizmet etmeyi en büyük paye görerek son nefesimize kadar inşallah bu yolda yürüyeceğiz. Şimdi önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve Meclis için dört yıllık, belediyeler için beş yıllık kesintisiz bir icraat dönemi bulunuyor. Bundan sonra tüm mesaimizi ve gücümüzü önümüzdeki gündeme teksif ederek çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bizim siyaset anlayışımızda millete küsmek, millete darılmak, hele hele milleti suçlamak asla ve asla yoktur. Tam tersine gerek 31 Mart’ta, gerek 23 Haziran’da milletimize kendimizi niçin anlatamadığımızın muhasebesini yapacağız. Her alanda nerelerde eksiklik, kopukluk, yanlışlık olduğunu tespit ederek bunları gidermenin yollarını arayacağız. Bu değerlendirmenin sonucuna göre de atmamız gereken adımları kararlılıkla hayata geçireceğiz, ama dışarıdan birilerinin yaptığı tanımlamalara göre değil, biz tanımlamamızı kendi içimizde hep birlikte yapma kudretine sahibiz.

Milletimizin verdiği mesajları görmezden gelerek kulağımızın üzerine yatma lüksünü sahip değiliz. Bu bakımdan hem Cumhur İttifakına hem Partimize hem de şahsımıza gönül veren tüm kardeşlerimin müsterih olmasını istiyorum. Yunus Emre’nin dediği gibi;

Biz sevdik aşık olduk, sevildik maşuk olduk.

Her dem yeni doğarız, bizden kim usanası.

Evet, milletimizin sevgisine ve itimadına layık olmak için Allah ömür ve güç verdiği müddetçe çalışmayı sürdüreceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

AK Parti kurulduğu günden beri milli iradenin üstünlüğünü, milletin gösterdiği yolda yürümeyi, ortak hedeflerimiz için çalışmayı esas alan bir hareket olmuştur. Bu sayede 17 yıldır girdiğimiz her mücadelede milletimizin desteğini yanımızda bulduk. Vesayet güçleri üzerimize geldiğinde, hatta Cumhurbaşkanı seçmemizi engellemeye çalıştıklarında çareyi milletimize sığınmakta aradık. Kalkınma hamlelerimiz sabote edilmeye çalışıldığında mücadeleye devam edecek gücü hep milletimizden aldık. Uluslararası alanda bizi tecrit etmek için üzerimize saldırdıklarında milletimizle birlikte one munite dedik.

Gezi olaylarında sokakları karıştırarak birliğimize ve beraberliğimize göz diktiklerinde milletimizle birlikte bu oyunu bozduk.

FETO ihanet çetesi emniyet ve yargı içindeki uzantıları vasıtasıyla darbe girişiminde bulunduğunda alçakların karşısına yine milletimizle birlikte dikildik.

PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, terör örgütlerini üzerimize salıp ülkemizin şehirlerini kana ve ateşe boğmaya çalıştıklarında teröristlerin başlarını milletimizle birlikte ezdik.

Yine terör örgütleri kullanılarak sınırlarımız kuşatılmaya kalkışıldığında, güneyimize çekilen zincirleri milletimizle birlikte parçaladık. Aynı şekilde 15 Temmuz’da tanklarıyla, toplarıyla, uçaklarıyla, helikopterleriyle, silahlarıyla ülkemizi işgal etmeye kalktıklarında darbeyi yine milletimizle birlikte önledik.

Ekonomide tüm bu hadiselere paralel şekilde süren, ancak geçtiğimiz Ağustos ayında açık bir saldırı halini alan tuzakları da yine milletimizle birlikte göğüslüyoruz. Türkiye’nin bir türlü çökertemedikleri istikrar ve güven ortamına yönelik saldırılar dün de eksik değil, bugün de sürüyor, yarın da devam edecektir. Kim ne yaparsa yapsın, biz milletimizle birlikte kendi hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerlemeyi sürdüreceğiz. Bunun için gece gündüz çalışıyoruz. Mesela, şu anda Çarşamba günü yarın G-20 Toplantısı ve resmi ziyaret için bir haftalık bir Japonya, Çin seyahatimiz var. Japonya ziyaretini müteakip de Çin’e bu ziyareti gerçekleştiriyoruz. G-20’de en gelişmiş ülkelerin liderleri ve küresel kurumların temsilcileriyle ikili ilişkilerimizi dünyanın ekonomik ve siyasi gündemini konuşacağız. Türkiye ekonomisinin dünya ile uyumlu şekilde büyümesine katkı sağlamak için görüşmeler yapacağız. Bakanlarımızla birlikte orada bu görüşmeleri yoğun bir şekilde ele alacağız.

Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları konusundaki çok yönlü arayışlarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede sipariş ettiğimiz S-400 Hava Savunma Sistemleri’ni inşallah önümüzdeki ay teslim almaya başlıyoruz. Güvenlik ihtiyaçlarımız konusundaki farklı tedarik seçeneklerine de kapılarımız daima açık olmuştur. Türkiye kendi güvenlik gereksinimlerini karşılama konusunu hiçbir ülkeyle müzakere etmek, bu konuda izin almak, hele hele baskılara boyun eğmek durumunda değildir. S-400 meselesi doğrudan egemenlik haklarımızla ilgili bir konudur ve bundan geri adım atmayacağız.

Temmuz ayı içerisinde Bosna Hersek’te Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İş Birliği Girişimi Zirvesi’nde ülkemizin görüşlerini ifade edeceğiz. Eylül ayında her yıl olduğu gibi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılacağız. Genel Kurul çalışmalarında ülkemizi temsil etme yanında, dünyanın dört bir yanından gelen devlet ve hükümet başkanlarıyla çok sayıda ikili görüşme gerçekleştireceğiz. Körfez’deki gerilim sadece ülkemiz değil, tüm dünya için çok büyük bir tehdit kaynağıdır. Bu gerilimin bölge ülkelerinin hak ve hukukları gözetilerek geride bırakılması için üzerimize düşenleri yapıyoruz. Çin ve Amerika arasında süren ticaret savaşını herkes için kazanca dönüştürecek bir istikamete çevirecek tüm girişimlere destek veriyoruz. Dünya çapında İslam’a, Müslümanlara ve bunların en büyük temsilcisi olarak görülen Türklere karşı yürütülen husumet politikalarına en gür seda ile karşı çıkmaya devam ediyoruz. Kudüs’ün mahremiyetine ve Filistinlilerin haklarına yönelik tecavüzleri her platformda dile getirme kararlılığımızdan en küçük bir taviz vermedik, vermeyeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Her alanda gelişen ve kalkınan Türkiye, tabii olarak sürekli yeni ve daha büyük sınamalarla karşı karşıya gelmektedir. Biz bu sınamalar karşısında geçmişte olduğu gibi pısırık davranmak, kabuğumuza çekilmek yerine, hep meydan okumayı tercih ettik.

Bölgemizi ve dünyayı ilgilendiren işte böylesine kritik gelişmelerin yaşandığı bir dönemde birileri ülkemizi yine kendi içine hapsetmeye çalışıyor. Hedef, Türkiye’yi yeniden düzenlenen küresel oyunun dışına itmektir. Biz bu niyeti en başından itibaren gördüğümüz için hazırlıklarımızı yaptık. Ülkemizin temel diplomatik, güvenlik ve ekonomik öncelikleriyle ilgili politikalarımızdan en küçük bir taviz vermeyerek, hiçbir tehdide boğun eğmeyerek tavrımızı ortaya koyduk.

Bölücü terör örgütünü yurt içinde ve yurt dışında etkisiz hale getirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yaptığımız operasyonlarla Kuzey Irak’tan ülkemize yönelik terör tehditlerini kaynağından önleyecek başarılar elde ettik. Suriye’de terör örgütünün kazanımlarımıza yönelik saldırılarının tamamını da boşa çıkardık. Türkiye’yi bölgemizdeki krizin ve yıkımın bir parçası haline getirmeye yönelik tüm çabaları akim bıraktık. İmralı’daki terörist başının son günlerde kamuoyuna yaptığı açıklamalar ve bununla ilgili değerlendirmeler örgüt içinde hem iç politikada, hem de bölge politikalarında ciddi görüş ayrılıkları ortaya çıktığının işaretidir. DEAŞ terör örgütünü yeniden diriltmeye ve üzerimize salmaya yönelik oyunları birer birer bozduk, bozuyoruz.

Doğu Akdeniz’de bulunan ve bulunacak olan her türlü doğal kaynağın adil bir şekilde paylaşımına rıza gösterilmesini sağlayana kadar bölgede attığımız adımları kararlılıkla sürdüreceğiz. Bakınız, bu havzadaki petrol, doğal gaz arama faaliyetleri konusunda Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkeri’nin hakkını, hukukunu, çıkarlarını yok sayan girişmelere asla izin vermeyeceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Tabii geçmişte bizim böyle sondaj veya arama-tarama gemilerimiz yoktu, ancak kiralama sistemleriyle dünyadan bulabilirsen, kiralayacaksın, gelip bu çalışmayı yürüteceksin. Ama şimdi hamdolsun hem arama, hem de sondaj gemileri olmak üzere 4 tane bu tür gemiye sahip olduk. Şimdi bu gemilerimizle birlikte biz Doğu Akdeniz’de bu çalışmalarımızı sürdürmeye başladık ve sürdürme süreci artarak devam ediyor. Tabii bütün bunlarla beraber, bunların korumasını, güvenliğini de aynı şekilde Silahlı Kuvvetlerimizin ilgili birimleriyle beraber yürütüyoruz.

Yunanistan Başbakanı kendine göre bir şeyler söyleyip duruyor. Ne söylerse söylesin, bizim orada bir defa haklarımız var, aynı şeklide bu haklarımızı koruma adına hem arama-tarama yapacak olan gemilerimiz, hem sondaj gemilerimiz bu faaliyetlerini sürdürecek, bunun yanında da Silahlı Kuvvetlerimiz gerekli tedbiri aldı, alıyor ve alacaktır.

Tabi şimdi ülkemizde siyaset yapanlar, sözde siyaset yapanlar bizim bu noktada niçin böyle adımlar atıyoruz gibi eleştiriler yapıyorlar veya yapabilirler. Ama bunların böyle bir derdi yok, böyle bir sıkıntısı yok, yani bunlar benim Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımın hakkı nedir, bu haklar kendilerine veriliyor mu veya bu haklar konusunda bir hassasiyet var mı? böyle bir dertleri yok, ama bizim derdimiz var. Biz diyoruz ki, soydaşlarımızın bütün o bölgede çıkan ne kadar petrol, doğal gaz varsa orada hakları var ve bu haklarının tespitinde, arayıp araştırılmasında orada Kuzey Kıbrıslı yöneticilerin de yer alması bizim başından itibaren savunduğumuz tezdir.

Ve bir şeyi hep söyledim, burayla ilgili Fransa’nın söyleyecek hiçbir şeyi yoktur. Ha burada Türkiye konuşur garantördür, Yunanistan konuşur, garantördür, İngiltere konuşur, garantördür. Ama Fransa, sen konuşamazsın, senin böyle bir yetkin yok. Ve sularla ilgili de yine burada ilgi alanları içerisinde olanlar varsa onların da söyleyecek bir şeyleri olabilir. Ama Kıbrıs’a gelince burada üç tane garantör ülke var, ancak bunlar konuşur.

Suriye’deki krizin ülkemizin güvenlik endişelerini ve insani yüklerini ortadan kaldıracak bir çözüme kavuşturulmasını sağlayacak siyasi, diplomatik ve askeri çözüm yollarını sonuna kadar zorladık, zorluyoruz ve zorlayacağız. Şu anda bildiğiniz gibi en önemli buralardaki konu, bir terör koridor olayıydı. Bu terör koridorunu yaptığımız müdahalelerle ortadan kaldırdık. Şu anda biz bu terör koridorunu istiyoruz ki bir güvenlik koridoru haline getirelim, bunun için de bu güvenlik koridorunda Türkiye’deki mültecilere oralarda bir yerleşim imkanı sağlayalım. Ve bu yerleşim imkânıyla birlikte, hani konuşanlar var ya, ‘biz koalisyon güçleriyiz’, şuyuz-buyuz diyenler, tamam, gelin o zaman, hadi verin desteklerinizi, birlikte bu güvenlik koridorunda onlara yerleşim yerlerini kuralım, onları oraya yerleştirmeye çalışalım. Bu konuda Amerika gelsin lojistik desteğiyle, hava noktasındaki korumalarıyla desteğini versin. Biz burada özellikle deneyimimizin, tecrübemizin çok ileri olduğu TİKA ile burada yerleşim noktasında yoğun bir şekilde altyapı-üstyapı bu çalışmaları yaparız. Bunları birçok Batı ülkelerine, başta Obama, geçmişte ona söyledim, bu dönemde Sayın Trump’a söyledim ve o da dikkat edersiniz bu güvenli bölge ifadelerini birkaç kez kullandı, ama mali desteğe gelince hiçbirisi bu konuda mali desteği vermedi. Sayın Merkel’le de bunları konuştum, o da bu noktada böyle bir desteği verebileceğini ve bu projenin isabetli olduğunu söyledi, ama oradan da bir gelişme olmadı. Aynı şekilde Suud’la da görüştüm, o da söyledi. Çin’deki G-20 Toplantısından sonra kendisiyle konuştuğumuzda bunları söylemişti, ama oradan da bir ses yok. Hep söylüyorlar, laf ola beri geri gele, ondan sonra herhangi bir şey maalesef yok.

Ve tabii bütün bunlara rağmen, şu anda ülkemizde bulunan Suriyelilerin geri dönüşlerini temin noktasında sınırlarımız ötesindeki güvenli bölgeleri mümkün olduğunca genişletmeye çalışıyoruz. Şu ana kadar 330 bin kişi geri döndü. Münbiç ve Fırat’ın doğusundaki sorunları da çözdüğümüzde kısa sürede bu rakam inanıyorum ki milyonlara ulaşacaktır.

İşte tüm bu fotoğraf içinde milletimiz, 24 Haziran ve 31 Mart seçimlerindeki iradesiyle AK Partiye ve aynı ittifak içinde hareket ettiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’ne, durmak yok, yola devam demiştir. Önümüzde gerçekleştirmek için hakikaten çok çalışmamız gereken 2023 hedeflerimiz var. Karşımıza çıkan engelleri aşarak, ayağımıza vurulmaya çalışılan prangaları parçalayarak, gece-gündüz çalışmak suretiyle bu hedeflere inşallah mutlaka ulaşacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Önümüzdeki dönemde ekonomi ve güvenlik konuları gündemimizin yine en üst sıralarında yer alacaktır. Türkiye’nin ekonomideki asıl hedefi, yüksek teknolojiye, tasarıma, markalaşmaya, yüksek katma değere dayalı üretimi ve ihracatı geliştirmektir.

Maalesef Türkiye’de sözde siyaset yapan birileri eğitimde attığımız adımları küçümseme ile prim yapmaya çalışıyor, sağlıkta attığımız adımları küçümsemeyle kendilerine prim yapmaya çalışıyor, adalet, emniyette attığımız adımlarla kendilerine prim yapmaya çalışıyor, ulaşımda attığımız adımlarla prim yapmaya çalışıyor. İşte bugün bir tanesi öyle söylüyor, söylediği şu: “Şu kadar bölünmüş yol yaptım demekle mi oy alacaksınız?” Öbür taraftan şunu da söyle be: Yüksek hızlı tren getirdik diye mi size bu millet oy verecek? Veya daha da ileri gidiyorum, yani 26 tane havalimanını 56’ya çıkardık diye mi bu millet size oy verecek? Ya ne kaldı, o olmayacak, bu olmayacak filan, ne olacak? Sen niye varsın o zaman, niye varsın? Yani siyasi kadrolar bu ülkede ne yapar?

Şimdi ben bir vatandaşımızın şöyle güzel bir görüntü sizlere, şurada perdede göstermek istiyorum. O anlamış, ama sözde siyaset yapan, neyse isim vermeyeyim, anlayamamış. Herhalde bunu izleme fırsatı bulursa o da anlayacaktır. Şöyle hemen girelim.

Benim Kahramanmaraşlı Kardeşim bunu anladı, ama bu Hanımefendi hala anlayamadı. Bu tabii bir tanesi, yüzlerce tünel, dağları yüzlerce tünelle deldik, elhamdülillah, buralara geldik. Ya bunlar bugüne kadar niye yapamıyordu? Şimdi yapınca niye rahatsız oluyorsun? Ya bir de marifet iltifata tabirdir deyip bir teşekkür etmesini bilin ya. Yok, görevindir. Tamam da, siz de geçmişte işte bakanlık-makanlık filan da yaptınız, niye sizler bunları yapamadınız, niye yapamadınız? İşte kıskançlık çok kötü bir illet. Fakat isteseler de, istemeseler de biz yine bu yolları yapmaya devam edeceğiz, bu tünelleri inşallah açmaya devam edeceğiz, köprüleri yapmaya devam edeceğiz, Yavuz Sultan Selim Köprüsü de yapacağız, Osman Gazi Köprüsü de yapacağız, Marmaray gibilerini de yapacağız, Avrasya Tüneli’ni de yapacağız, yapmaya devam edeceğiz.

Kardeşlerim,

Bütün bunlarla beraber ülkemizin geleceğini karartmaya, önünü kesmeye yönelik ekonomik tuzakların milletimizi günlük hayatında nasıl bunalttığının da biz çok iyi farkındayız. Kur, faiz, enflasyon üçgeninde bunalan girişimcilerimizin, iş adamlarımızın, esnafımızın, çalışanlarımızın hangi sıkıntıları çektiğini de gayet iyi biliyoruz. Bunun için ekonomiyi dengeleye oturtmaya, kurdaki istikrarsızlığı gidermeye, faizleri düşürmeye, enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara indirmeye, istihdam artırmaya çalışıyoruz, inşallah bunun sinyalleri gelmeye başlamıştır. Ekonomide istikrarı sağlamadan üretimi, yatırımı, ticareti, istihdamı istediğimiz seviyeye getiremeyeceğimiz açıktır. Türkiye’nin üretimdeki ve insan gücündeki potansiyelini, kapasiteni, kabiliyetlerini bilenler, ülkemiz ekonomisine yönelik saldırıları işte hep bu istikrar noktasına yoğunlaştırıyor.

Değerli Kardeşlerim,

Biz de tedbirlerimizi ona göre aldık, alıyoruz. Geçtiğimiz yıldan itibaren şoklara karşı dirençli, uluslararası rekabete daha güçlü, sağlıklı, sürdürülebilir ve dengeli büyümeyi hedef alan bir program uyguluyoruz. Allah’ın yardımı ve milletimizin ferasetiyle inşallah yakında yeniden ekonomimizin yükselişe geçmeye başladığını göreceğiz. Her şeye rağmen geçtiğimiz yıl yüzde 2,6 oranında büyümüştük, bu yılın ilk çeyreğini de yıllık bazdaki daralmaya rağmen mevsim etkisinden arındırılmış olarak baktığımızda bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,3’ü büyümeyle kapattık. Haziran ayı itibariyle her alanda göstergeler olumlu yönde bir yükselişi işaret ediyor. Dolar kuru bir süredir 6 liranın altında seyrediyor, Merkez Bankası döviz rezervlerimiz yeniden 100 milyar dolar seviyesine yaklaştı, borsa bir ayda 86 binden 95 binin üzerine çıktı, tahvil faizleri yüzde 19’un altına indi, ülke risk primimiz geriliyor. Ekonominin nabzını tutan güven endekslerinin hepsinde de Haziran ayında olumlu yönde yükseliş gözleniyor.

İmalat sanayindeki kapasite kullanım oranlarında da artış var. İhracatımızdaki ve turizm sektöründeki olumlu yükseliş sürüyor. İnşallah ihracatta 170’in üzerine ve turizmde de, Allah’ın izniyle 50 milyon turist sayısının üzerine çıkacağız, şu andaki görüntü bu. Bu durum aynı zamanda tabii cari açığın fevkalade azalmasını da bunlar sağladı. Hatta bu ay itibariyle yıllıklandırılmış olarak cari fazla vermeyi bekliyoruz.

İstihdamda 2018 yılındaki sıkıntıları geride bırakarak, özellikle Mart ayından itibaren artıya geçtik. İnşallah en kısa sürede kayıplarımızı telafi etmekle kalmayacak, çok daha ileri bir seviyeye ulaşacağız.

Uluslararası yatırımcıların ülkemize olan ilgisi artarak sürüyor. Hemen her gün ilgili kurumlarımız yeni yatırımlarla ilgili görüşmeler yapıyor, programlar düzenliyor.

Velhasıl, Türkiye’yi bölgesel krizler ve iç politik gelişmeler üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalışanlara fırsat vermiyoruz. Allah nasip ederse, G-20 ve Çin seyahatinden sonra bazı müjdeleri yine sizlerle paylaşacağımıza inanıyorum.

Ekonomideki yapısal reformları kesintisiz sürdürüyoruz. Ülkemizin demokrasi ve adalet konusunda standartlarını yükseltme iradesini ortaya koyan yargı reformu strateji belgemizi de geçtiğimiz ay sonunda açıkladık ve şimdi de çalışmaları sona erdiriyoruz ve bunu da hemen sizlerle paylaşacak ve Meclisimize göndereceğiz.

Yeni askerlik sistemi başta olmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin gündeminde pek çok reform düzenlemesi var. Savunma Bakanımız bildiğiniz gibi dün itibariyle Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’nı, İyi Parti Genel Başkanı’nı ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı’nı ziyaret ederek kendilerini bu konuda etraflıca bilgilendirmiştir. Ve onların da bu konudan artık şunu bilmiyorduk deme durumları yok, artık nerede ne tür bir sıkıntı varsa bunları bizzat Savunma Bakanımızdan dinlemiş oldular.

Gençlerimizin hayatlarını planlamalarında çok büyük bir kolaylık sağlayacak olan yeni askerlik düzenlemesinin şimdiden hayırlı olmasını diliyorum.

Bu düzenleme Türk Silahlı Kuvvetlerimizin profesyonel yapısını güçlendirmesine ve yükümlü kaynağını daha sistematik bir şekilde planlayabilmesine de imkan sağlayacaktır.

Bakanlıklarımızın ve kurumlarımızın her biri kendi alanlarında 2023 hedeflerimize ulaşmaya yönelik çalışmalar içindedir. Görüldüğü gibi ülkemiz ve milletimiz için çalışmaya, üretmeye, sorunları çözmeye, yeni atılımları gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Türkiye’nin istikrarını bozmayı amaçlayanlara en güzel cevabı icraatlarımızla, reformlarımızla, başarılarımızla vermekte kararlıyız. Bunun için her fırsatta tekrarladığımız bir hususu burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Kardeşlerim, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Bunu başardığımızda Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir meselemiz yoktur.

Değerli Arkadaşlar;

AK Parti milletimizin bizatihi kendisi tarafından kurulan bir parti olarak 17 yıllık iktidarında 81 vilayetin ve 82 milyon insanımızın her birine ulaşan, etraflıca bunu kapsayan hizmetlere imza atmıştır. Bizim dünyamızda ayrımcılık, ötekileştirme, insanları küçümseme, ülkeyi bölgelere, kökene, meşrebe göre haritalandırma anlayışına kesinlikle yer yoktur. Çoklukta birliğe inandığımız gibi, birliksiz çokluk olmayacağına da kaniyiz.

Kardeşlerim,

Lafla kucaklama olmaz, icraatla olur ve bunu biz yaptık. İşte Güneydoğu, işte Doğu, buralarda parti olarak kim vardı? Malum partinin dışında hep oralarda biz olduk, bugün de varız, inşallah yarın da olacağız. Farklılıklarımızı zenginlik olarak görerek, milletimizin tüm fertlerini harekete geçirmeye başarmamız sayesinde, ülkemizi büyüttük, güçlendirdik, zenginleştirdik. Bugüne kadar ülkemize kazandırdığımız her hizmetten, yaptığımız her yatırımdan istisnasız tüm vatandaşlarımız istifade etmiştir.

Birileri tweetler atıyor, işte Kürtlere yönelik çok daha farklı imkanlar getirmek. Ya biz neyi getirmedik ki, neyi getirmedik ki? Bunlarda göz var ama görmüyor. Ben bunlara tavsiye ediyorum, gidin şu Güneydoğu’yu bir gezin. Şanlıurfa’yı gezin, Gaziantep’i gezin, Diyarbakır’ı gezin, Siirt’i gezin, Mardin’i gezin. Ya buraların acaba 10 yılki önceki durumuyla, bu andaki durumu nedir bir gidin yerinde görün. Birileri orada okullarımızı yakarken yıkarken, camilerimizi yakarken yıkarken, evlerin altından tüneller açmak suretiyle oralarda kendilerine göre terör estirirken bütün oraları bu terör saldırılarından kurtaran kim oldu? Biz olduk. Okullarımızı yeniden ayağa kaldıran kim oldu? Biz olduk. Camilerimizi yeniden inşa ederek halkımızın hizmetine sunan kim oldu? Biz olduk. Bütün yolları altyapısıyla, üstyapısıyla yapan kim oldu? Biz olduk.

Değerli Kardeşlerim,

Eğer biz Kürt kardeşlerimizi bir kenara koymuş olsaydık bizden öncekiler gibi hiç oralara uğramazdık, ama biz uğradık. Niye? Çünkü bu vatan bizim, 780 bin kilometrekareyle bu vatan bizim, buralarda ayrım yapılamaz. Biz 82 milyonu kucakladık, kardeş edindik ve her yere de bu hizmeti biz götürdük, götürmeye de devam edeceğiz. Önümüzdeki dönem de yine istisnasız her insanımızın günlük hayatına dokunacak, işini kolaylaştıracak, refah seviyesini yükseltecek işlere öncelik vereceğiz. Hiçbir ayrımcılık yapmadan, her kökenden, her bölgeden, her meşrepten, her görüşten kardeşimizle gönül köprülerimizi güçlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. Bize bir adım yaklaşana koşarak gideceğiz. Her zaman yaptığımız gibi milletimiz bize nereyi işaret ediyorsa oraya doğru yürümeye, bizden neyi talep ediyorsa onun için çalışmayı sürdüreceğiz.

Medyanın manşetlerine göre değil, milletimizin manşetlerine göre hareket edeceğiz. Ülkemize dayatılan yollara sapma kolaycılığına kapılmak yerine, zorda olsa kendi hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz. Dünyanın içinden geçtiği şu kritik dönemde toplumların önüne belki de yüz yılda bir gelecek fırsatları geçmişteki örnekleri gibi kaçırmayacak, mutlaka değerlendireceğiz.

Türkiye’nin son 17 yılda yaptığı reformları, projeleri, yatırımları, hizmetleri bir başlangıç kabul ederek daha büyüklerini gerçekleştirmek için tüm gücümüzle çalışacağız. Mesaimizi milletimizi bezdiren faydasız siyasi çatışmalarda harcamak yerine, evlatlarımıza 2053 ve 2071 vizyonlarını miras bırakmak için kullanmakta kararlıyız. Halkımıza hizmet etmek için halis niyetle harekete geçen herkesin yol arkadaşı olacağız. Ülkemizin gelişmesi, kalkınması, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması için fikri olan, birikimi olan, çabası olan herkesin yanında yer alacağız. Büyük küçük demeden, az çok demeden, sıradan, sıra dışı demeden her olumlu girişime nasıl destek verdiysek, bundan sonra da destek vereceğiz. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bu ülkenin tüm fertlerini daha iyi bir hayata kavuşturmak, hayallerini gerçeğe dönüştürmek için tüm imkanları seferber edeceğiz, çünkü biz bu ülkeyi seviyoruz. Çünkü biz bu millete aşığız. Sevginin çözemeyeceği düğüm, aşkın aşamayacağı engel yoktur. Sizlerle birlikte yürüdüğümüz bu kutlu yolculuğu menziline ulaştırana kadar bize durmak, dinlenmek yok.

Sözlerime son vermeden önce, dün birinci yıldönümüne ulaştığımız 24 Haziran seçimleriyle ilgili bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Türkiye bu seçimlerle birlikte tarihinin en büyük yönetim reformu olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişi tamamlamış ve tüm unsurlarıyla işletmeye başlamıştır. Böylesine büyük bir reformun oturması, uygulamanın yerleşmesi elbette zaman alacaktır. Ancak genel hatlarıyla milletimizin bu sistemi kabullendiğini, ülkemizin de uyum sağladığını görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni yönetim sisteminin bir yıllık uygulama sonuçları, eksikleri, aksaklıkları ve geliştirilmesi gereken yönleriyle ilgili bir kapsamlı çalışma başlattık. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey’in koordinasyonunda bakanlıklarımızın, kurumlarımızın, akademisyenlerimizin, medya mensuplarının ve ilgili tüm kesimlerin katılımıyla bu değerlendirme çalışmasını gerçekleştireceğiz, sonuçları da inşallah milletimizle paylaşacağız.

Bu vesileyle bir kez daha milletimize yeni yönetim sistemimize verdiği destek için şükranlarımı ifade ediyorum. Bu duygularla Meclis çalışmalarında sizlere başarılar diliyorum.

Kalın sağlıcakla.