İstanbul Biz Birlikte Türkiye’yiz Buluşmasında Yaptıkları Konuşma

24.06.2019

Çok Değerli Dünya Göz Hastaneler Grubu Ailesi,

Saygıdeğer Hocalarımız,

Kıymetli İşadamlarımız,

Sanatçılar,

Sporcular,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Bugün bizleri bu güzel sofra etrafında buluşturan Dünya Göz Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Eray Kapıcıoğlu kardeşimize şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Çeyrek asra yakındır sürdürdüğü faaliyetleriyle göz hastalıkları konusunda ülkemizde ve dünyada önemli bir marka haline gelen Dünya Göz Grubu’na bundan sonraki çalışmalarında da başarılar diliyorum.

Vatandaşlarımızın yanı sıra, her yıl ortalama 60 bin yabancı hastaya da hizmet veren Dünya Göz Grubu, ülkemizin en büyük 500 hizmet ihracatçısı arasında yer alıyor. Türk insanının azimle çalıştığında, mücadeleden vazgeçmediğinde neleri başarabileceğinin örneklerinden biri de işte bu hastaneler grubumuzdur. Eray Bey’e ve tüm ekibine ülkemize katkıları için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması konusunda sanayicilerimiz ve üreticilerimiz yanında, sağlık alanı başta olmak üzere hizmet sektörüne de çok büyük görevler düşüyor. Ülkemizin potansiyeli, altyapısı, yetişmiş insan kaynağı ve iş yapma pratikliği, odaklandığımız her alanda iş adamlarımızı bir değil 3-5 adım öne çıkarmaktadır. Bu büyük avantajı hizmet sektöründen savunma sanayine, tekstilden turizme kadar her alanda değerlendirmeye gayret ediyoruz. Hamdolsun, destek verdiğimiz, arkasında durduğumuz iş dünyamız da bizi mahcup etmiyor, başarılarıyla hepimizi gururlandırıyor. Aynı şekilde sanatçılarımız ve sporcularımız da ülkemizin yüzünü ağartan başarılara imza atıyor.

Uzunca bir süre ülke insanının üretkenlik, beceri, yenilikçilik, tasarım yönleri adeta törpülenmeye çalışılmıştır. Kendi içimizdeki siyasi, sosyal, kültürel, ekonomik kavgalarla heba ettiğimiz onca yılın ardından nihayet gerçek gücümüzü, gerçek potansiyelimizi ortaya koyabileceğimiz bir döneme girdiğimize inanıyorum. Sadece son 6 yılda yaşadıklarımız dahi bu milletin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması halinde üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk olmadığını göstermeye yeterlidir.

Terör örgütlerinin saldırılarından darbe teşebbüslerine ve ekonomik tuzaklara kadar uzanan bu badirelerden herhangi biri mesela bir Avrupa ülkesinin başına gelseydi, emin olun yerle yeksan olurdu. Ama Türkiye hamdolsun girdiği her sınamadan gücünü artırarak çıktı. Üstesinden geldiğimiz her badire, akamete uğrattığımız her operasyon devletimizin gücüne güç kattı. Elbette terörle mücadelede can kayıplarıyla ekonomide birtakım sıkıntılarla karşılaşabiliyoruz. Ama unutmayalım ki, şehit olmak sıradan bir olay değildir. Akif’in ifadesiyle “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” O kadar önemli bu.  Ve böyle bir makama ulaşmak her yiğidin kârı değil, er kişinin kârıdır.

Ülkemizin düşürülmek istendiği durumla ödediğimiz bedeller arasında doğrudan bir ilişki vardır. Hep söyledim, yine söylüyorum, onlar kaçacak biz kovalayacağız, inlerine girdik, inlerine girmeye devam edeceğiz. Zira bu aziz milletin huzurunu kaçırmaya kimsenin hakkı yoktur. Dolayısıyla da huzur bulunana kadar, refah bulunana kadar bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. İşte son günlerde, son haftalarda teröristlerin en üst kademelerinde olanların nasıl etkisiz hale getirildiğini görüyorsunuz, duyuyorsunuz.

Değerli Dostlar,

Ortadoğululaştırmak, Balkanlaştırmak, hatta belki Afrikalılaştırmak isteyenlere karşı 82 milyon hep birlikte dimdik mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Belki bedel ödemeye devam edeceğiz, ama hiç şüphesiz olmasın, evlatlarımıza 2023, 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilecekleri çok daha güçlü, çok daha bağımsız bir Türkiye bırakmayı da başaracağız. Bunun yolu, her birimizin kendi işimizi en iyi şekilde yapmasından geçiyor. Akademisyen miyiz? Eserlerimizle, araştırmalarımızla ülkemizin önüne yeni ufuklar açacağız. Eğitimci miyiz? yeni nesillere en iyi eğitimi vermenin çabası içinde olacağız. Sağlıkçı mıyız? milletimize ve tüm insanlığa en ileri sağlık hizmetlerini sunmanın gayreti içinde olacağız. Sanayici miyiz, iş adamı mıyız, esnaf mıyız? en iyi üretimi yapmanın, en iyi hizmet kalitesine ulaşmanın mücadelesini vereceğiz. Sanatçı mıyız, sporcu muyuz? kendimizi en güzel şekilde geliştirerek alanımızda bir numara haline gelmek için çalışacağız. Dünya Göz Grubu işini iyi yapmanın en güzel örneklerinden biridir. Aramızda her alanda daha pek çok başarılı örnek olduğunu biliyorum. İnşallah bu anlayışı en tepeden en aşağıya kadar milletimizin tamamına yayacağız. Bilhassa gençlerimizin kendilerini bu yaklaşımla hayata hazırlamalarını sağlayacağız. Bunun adı, büyük ve güçlü Türkiye mücadelesidir. Bu mücadelemizde bize verdiğiniz destek için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar,

Nasıl herkesin bir işi varsa, ülkeyi yönetmek, bunun için gereken vizyonu ortaya koymak, icraatları yapmak da siyasetçilerin işidir. Siyaset bir meslek değil, kendini ülkeye ve millete hizmete adamanın adıdır. Her kim siyaseti başka amaçlarla yapıyorsa, her şeyden önce ülkesine ve milletine haksızlık ediyordur. Biz 40 yılı aşan siyasi mücadelemizde mensubu olduğumuz medeniyetten ve tarihten aldığımız güçle hep ülkemizi ve milletimizi daha ileriye taşımanın çabası içinde olduk. İnsanımızın tamamına daha iyi hizmet edebilmek için gecemizi gündüzümüze kattık. Siyasetçiye yürüttüğü mücadele için gereken gücü ve imkanı sağlayan da, murakabesini yapan da, gerektiğinde onu tasfiye eden de millettir. Biz bunun için hep vesayete, siyaset mühendisliğine, kendini milli iradenin üzerinde gören nobran anlayışa karşı çıktık. Yardımı Allah’tan, desteği milletten bekleyerek yürüttüğümüz siyasi mücadelemizle bugünlere geldik. Seçime, sandığa, sandıktan çıkan iradeye daima ram olduk, milletin emanetine de asla halel getirmedik.

Hamdolsun, milletimiz de bizi 1994 yılından beri hiç yalnız bırakmadı. Önce İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmet etme görevini bu kardeşinize verdi. Ardından Başbakan olarak 81 vilayetimize hizmet etme şerifine ulaştık. Cumhurbaşkanı olarak ardından da yeni yönetim sistemiyle bu hizmet yolculuğunu en zirveye çıkardık. En son 31 Mart seçimlerinden de Türkiye genelinde il genel meclisinde yaklaşık yüzde 60’lık, büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 52’lik, il belediye başkanlıklarında yüzde 55’lik bir oranla zaferle çıktık. İstanbul’da da Cumhur İttifakı olarak 30 ilçenin 25’ini, 312 Belediye Meclis üyesinin 180’ini kazanarak tartışmasız bir şekilde galip geldik. Şu anda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin tüm komisyonları AK Partilidir ve Cumhur İttifakı’nındır. Bunun yanında, komisyonların tamamı şu anda Cumhur İttifakı’na aittir. Böylece zaten işin yönetim noktasında komisyonlarıyla, meclisiyle AK Parti, Cumhur İttifakı’nın kontrolü altında olduğu ortadır. Başkanvekilleri aynı şekilde yine Cumhur İttifakı’na aittir.

Bununla bir şeyi ifade etmek istiyorum; burada işte Pazar günkü seçimin dışında her şey aslında Cumhur İttifakı olarak bitmiştir. Şimdi sadece vitrinde bir başkanlık olayı var, bununla beraber eksik olan bir şey o da tamamlanacaktır.

Söylenen bazı şeyler var. Örneğin, 25 yıldır belediye sizde, ne yaptınız? Bunu söyleyebilmek için bir insanın bakar kör olması lazım. Her şeyden önce, ilk Belediye Başkanlığına geldiğimde İstanbul’un, öyle zannediyorum buradaki kardeşlerimin hepsi bilir, çöp dağlarıyla İstanbul’un nasıl pislikler içerisinde olduğunu herhalde hepimiz biliyoruz ve kısa bir zamanda İstanbul’u bu çöp dağlarından nasıl temizlediğimizi de sizler biliyorsunuz.

Ve birinci yılın sonundaydı, Cemal Reşit Rey Salonu’nda uluslararası bir toplantı ki bu dünya çevreciliğine aittir, o da Habitat-2 Zirvesi yapıldı ve o zirvede sonuç bildirgesine şu girdi: Dünyanın en temiz şehri İstanbul diye.

Değerli Dostlar,

Bu yan gelip yatarak olmadı, çalışarak oldu. Ve bütün bu noktada attığımız adımlarla, yaptığımız çalışmalarla İstanbul’u o zaman pırıl pırıl hale getirdik.

Bitmedi, İstanbul hepiniz biliyorsunuz susuzdu, adeta bir vaha, bu hale gelmişti. Ve küvetlere su dolduruyorduk, bezin istasyonlarından benzin alır gibi su alıyorduk ve o bidonları getirip küvetlere dolduruyorduk, bunu hep beraber yaşadık, şöyle hafızamızı bir yeniden tazeleyelim. Ama şu anda 30 yaşındaki bir genç, 31 yaşındaki bir genç acaba o çöp dağlarını bilir mi? Bilmez. O susuzluğu bilir mi? Bilmez. Hava kirliliğini bilir mi? Onu da bilmez. Düşünün, biz Istranca Dağları’ndan 140 kilometre dağları delerek Terkos’a suyu getirdik, dağları deldik. Ve onunla da kalmadık, 210 kilometre Melen’den Ömerli’ye suyu getirdik. Onunla da kalmadık, Boğaz’ın altında tüpleri yaptık ve bununla da karşılıklı deplase olması için, olur ya Anadolu Yakası’nda susuzluk olursa Avrupa Yakası’ndan oraya pompalamak, Avrupa Yakası’nda olursa Anadolu Yakası’ndan Avrupa Yakası’na pompalamak ki İstanbul susuz kalmasın ve bunu da biz başardık.

Ama şu anda bazen diyorlar, işte İzmir, ya İzmir susuzdu, İzmir’e suyu biz getirdik, burası CHP’lidir diye bakmadık. Bizim görevimiz de değil, Büyükşehir Belediyesi’nin görevi. Gördes Barajını inşa ettik ve İzmir’e suyu getirdik.

Bakın şu anda İzmir Körfezi aynen bizim bu Haliç gibi kokar. Haliç’in nasıl koktuğunu biliyorsunuz. Ben bu semtin çocuğuyum. Ama bu Haliç’i biz temizledik, bu hale getirdik, şimdi şu Haliç’te balık var.

Ve bu Haliç’teki, hocalarla filan herkesle görüştük, bize ne dediler biliyor musunuz? Haliç ancak doldurulmak suretiyle burayı kara haline getirirsek bu çözülür, yoksa çözülmez. Ya niye burayı kara haline getirelim? Birçok müteahhit firmalarıyla görüştük, uluslararası bu işte tecrübe sahibi hocalarla ayrıca görüştük, dediler ki, “çözeriz”. Firmanın adını vermeyeyim, o firma kendini zaten gayet iyi biliyor ve buradan bu çamuru aynen petrol hatları var ya, o line’lar gibi buradan 9,5 kilometre mesafede Alibeyköy’deki bir taş ocağına bu çamuru oraya pompalamak suretiyle, orada bir süzgeç düşünün, onun gibi oraya akıttık, çamurunu da oradan alıp farklı yerlere naklettik. Şimdi orası 650 bin metrekarelik bir oyun parkı haline geldi; bakın nereden nereye.  Ama Haliç de bu hale geldi. Ve biz bu Haliç’e işi daim kılalım diye Boğaz’dan da buraya yine aynı şekilde temiz suyu bağladık. Boğaz’dan buraya temiz suyu bağlamak suretiyle Haliç artık sirkülasyonu olan temiz bir bu noktada su haline geldi ve artık balık rahatlıkla tutulabilir hale geldi.

Ve biz bunlarla kalmadık tabii, ecdadımız Fatih karadan gemileri yürütür de onun torunları rahat durur mu? Biz de durmadık, ya ne yaptık? Boğaz’ın altından Marmaray’ı inşa ettik 29 Ekim 2013 ve Marmaray inşa edildiğinden bu yana oradan 350 milyon insan geçti, 350 milyon. Neresi bu? Asya’dan Avrupa’ya Marmaray, raylı sistem. Dedik ki, yetmez, ne yapalım? Ha bir de Avrasya Tüneli’ni yaptık, yine Avrasya Tüneli, biliyorsunuz denizin altından, o da Asya-Avrupa bağlantısı, o da şu anda hizmetini veriyor.

Dedik yetmez, Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Köprüsü, yapanlardan Allah razı olsun ve biz de Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü inşa ettik, böylece üç tane kolye Boğaz’ın üzerine inşa edilmiş oldu.

Ulaşımda daha başka adımlar atalım dedik. Göreve geldiğimizde 1994, hatırlayın, acaba o zamanlar kavşaklar, daldı-çıktılar, yeraltı-yerüstü, bu tür şeyler var mıydı? Yoktu. Biz geldik, bunları yapmaya başladık. Ve hamdolsun, o günden bugüne neredeyse İstanbul’un 100’e yakın bu tür altgeçit-üstgeçitler var.

Bunun yanında, mesela metrobüs olayını getirdik, maliyeti noktasında ucuz, imalatı seri ve motrobüsle Söğütlüçeşme’den ta Beylikdüzü’ne. Ya gözünün önünde be, bunu gör hiç olmaz. 25 yılda ne yaptınız diyorsunuz? İşte metrobüs, o da orada.

Ve bir de, hafif raylı sistemler yaptık, onlar da devam ediyor. Daha bitmedi, inşallah Havalimanına da bu raylı sistem gidecek, devam ediyor çalışma. Bununla da kalmadık, mesela şu anda Üsküdar’dan Çekmeköy’e vatmanı olmayın raylı sistem var ve o metro şeklinde, o da şu anda hizmet veriyor.

Bütün bunlarla beraber, şu anda bunlar aklıma gelenler, çünkü İstanbul’a yaptığımız çok şey, ama yapacağımız daha çok şeyler var. İnşallah Boğaz’ın altından bir de üç katlı bir tüp yapacağız yine aynı şekilde, hem oradan otomobiller geçecek, hem de raylı sistem geçmek suretiyle yine Asya’yı Avrupa’ya bağlayacağız.

Bütün bunlar büyükşehir seçimlerinde bir tarafta bakıyorsunuz Binali Bey, öbür tarafta şu anda Beylikdüzü’nün işte Belediye Başkanıydı CHP’nin adayı şu anda, Binali Yıldırım Beyle bu kişi mukayese edilebilir mi? Binali Bey benimle beraber İDO Genel Müdürü olarak göreve başladı. Başbakan oldum, milletvekili olarak yine benimle beraber Ankara’ya geldi ve Ulaştırma Bakanı kendisine görevini verdim ve Ulaştırma Bakanı olarak devam etti.

Kardeşlerim,

Dostlar; şunu iyi düşünelim: Cumhuriyet tarihi boyunca 79 senede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yolun yapıldığı bu ülkede, bunun üzerine biz, burası çok enteresandır, 17 bin kilometre bölünmüş yol ilave ettik 17 senede ve bunu da sağ olsun yöneten Binali Yıldırım Bey oldu. 25 tane havalimanıyla aldık, 56 tane havalimanı var şu anda, yine bu işlerin sorumlusu, ben Başbakandım ama Ulaştırma Bakanım Binali Bey’di. Ve artık ülkemin neresine giderseniz gidin yarım saat, 45 dakika mesafede evinizden çıkıyorsunuz havalimanına gidiyorsunuz. Kimin aklına gelirdi ya Hakkari’ye havalimanı yapılacak. Kürt kardeşlerimi yanlış söylemlerle aldatıyorlar. Hakkari’ye havalimanını getiren biz olmadık mı? Iğdır’a, Kars’a havalimanını getiren biz olmadık mı? Ağrı’ya havalimanını getiren biz olmadık mı? Ya bunları biz getirdik. Niye? Ya biz ayrımcı değiliz. Biz, Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Abhaza’sı, Boşnak’ı, Roman’ı, kim olursa olsun yaratılanı Yaratan’dan ötürü sevdik ve hepsine bu hizmeti götürdük. Ve söz verdik, batıda ne varsa doğuda da o olacak dedik, kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak dedik ve bunları yaptık ve bu hizmet aynen devam edecek, biz duramayız, bize durmak yakışmaz.

Ve tavsiye ederim, Güneydoğu’ya gitmeyenler ne olur bir Güneydoğu’ya gitsinler, o delik deşik ettikleri evleri, o kazdıkları hendekleri… Kimin kazdığını biliyorsunuz, terör örgütü PKK ve şu anda onun siyasi temsilcisinin hangi parti olduğunu biliyorsunuz ve bunlar benim o canım vatan topraklarını delik deşik ederek, oralarda evlerin altından tüneller açmak suretiyle o insanlara yaşam hakkını zehir ettiler. Peki, biz ne yaptık? Kayyum tayinleriyle bütün oralarda evleri sıfırdan inşa ettik. Şu anda Diyarbakır’ı tanıyamazsınız, bakıyorsunuz 3 gidiş-3 geliş, ayrıca yaya gidişleri filan, geceleri pırıl pırıl böyle bir şehir inşa ettik. Suriçi’ne girdiğiniz zaman, Suriçi yine ayrıca bambaşka. Tarihi kale vesaire,  onları ele aldık. Aynı şekilde Dicle Nehri’nin kenarına, evet, piknik alanlarını inşa ettik, orada da hem Dicle’yi seyret, hem de ailece orada pikniğini yap, bunları yaptık. Niye? Kürt de olsa o benim kardeşim ve o da insandır, ona hizmet etmek görevimdir, çünkü biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Dolayısıyla hizmetkar olmanın gereği de budur, bu adımları attık, atmaya da devam ediyoruz.

Büyükşehir seçimlerinde birleştirme tutanaklarında 30 bini, hukuksuz sandık kurulu başkanların da 212 bini bulan şüpheli bir durum ortaya çıktı biliyorsunuz. Bilindiği gibi iki aday arasındaki fark 29 binlerden en son 13 binlere inmişti. Yüksek Seçim Kurulu bu durum karşısında seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Seçim yenilemesi sadece İstanbul Büyükşehir’e mahsus değildir, daha pek çok ilçe ve beldede benzer kararlar verildi. Pazar günü İstanbul halkı önümüzdeki 5 yıl boyunca kendisini yönetecek Büyükşehir Belediye başkanını seçecek. Bu ülkenin akademisyenleri, iş adamları, sanatçıları, sporcuları, kanaat önderleri olarak sizler, İstanbul’u yönetmek için kimin gerçekten hazırlığı, projesi, birikimi olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Bu şehrin sorumluluğunu, İstanbullunun emanetini layıkıyla taşıyabilecek aday bellidir. Bu noktada ben sizlerin basiretine ve ferasetine güveniyorum. İstanbul’un en isabetli kararı özellikle geleceğine yönelik vereceğine yürekten inanıyorum.

Sizlerden ricam, çevrenizde şayet CHP’ye, HDP’ye, İyi Parti’ye, Saadet Partisi’ne veya diğerlerine oy veren vatandaşlarımız varsa, İstanbul’un istikbaliyle ilgili kanaatlerinizi onlarla da paylaşmanızdır.

Buradaki birçok dostum gibi biz de İstanbul’u 1994 yılında hangi şartlarda teslim aldığımızı ve hangi zorluklarla bugünlere getirdiğimizi unutmadık, ama genç kuşak, genç nesil bunları bilmiyor, ancak onu sizler babaları, amcaları, dayıları olarak biliyorsunuz. CHP adayının bizim 1994 yılında teslim aldığımız zihniyetin çok daha geri, çok daha ilkesiz, çok daha beceriksiz bir modeli olduğunu bu kişiyi yakından tanıyan, en azından sözlerindeki tutarsızlıkları tespit eden herkes biliyor. Cumhurbaşkanı olarak bizim şahsılarla işimiz olmaz. Bizim tüm mücadelemiz, bu şehr-i İstanbul’un bir daha benzer bir felakete maruz kalmamasıdır.

İşte hatırlayın, 94 öncesi CHP Büyükşehir Belediye Başkanı ve Ümraniye’de de yine CHP Belediye Başkanı, Ümraniye çöplüğü patladı, 39 kişi orada öldü. Ama biz o çöplüğü spor tesislerine dönüştürdük biz göreve geldikten sonra; farkımız bu.

Bizim bütün çabamız, dünyanın gözbebeği bu şehrin emin ve ehil ellerde yoluna devam etmesi içindir. 23 Haziran’ın bu noktada hayırlara vesile olmasını diliyorum.

İstanbullu hemşehrilerime sandığa muhakkak giderek demokratik haklarına sahip çıkma çağrısı yapıyorum. Şu anda değişik illerden teşkilatlarımızın yoğun bir çalışmasıyla İstanbullu hemşehrilerimizi otobüslerle vesaire İstanbul’a getiriyoruz.

Ve ben bu duygularla bir kez daha hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Eray Beyefendiye bu güzel buluşma için bir kez daha teşekkür ediyorum.