Bahçelievler Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

20.06.2019

Aziz İstanbul’un Güzel İnsanları,

Bahçelievlerli Kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bahçelievler’in tüm mahallelerindeki, semtlerindeki, sokaklarındaki, hanelerindeki kardeşlerime sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum.

Sizlerle en son 31 Mart seçimlerinden hemen bir gün önce biraraya gelmiş, kucaklaşmış, hasret gidermiştik. Bahçelievler, 31 Mart seçimlerinde de yüzde 50’lik oy oranıyla İlçe Belediye Başkanlığı görevine Hakan Bahadır kardeşimi layık görerek bizi yalnız bırakmadığını gösterdi. İnşallah hep birlikte Bahçelievler’i hayallerimize ve hedeflerimize uygun bir şekilde daha yüksek seviyelere çıkarmak için gece-gündüz çalışacağız.

Desteğiniz, sevginiz, ahde vefanız, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Bugün burada açılışını gerçekleştireceğimiz toplam yatırım tutarı 339 trilyon lirayı bulan 13 ayrı eserin ve hizmetin ilçemize, şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Büyükşehir Belediyemizin ilçemize kazandırdığı Şirinevler Minibüs Terminali ve otoparkı ile metrobüs yaya üst geçidinin, Devlet Hastanesi katlı otoparkının, Merkez Mahallesi Gençlik Merkezi’nin, Saklıvadi Spor Tesisi’nin, aile danışmanlık merkezinin, psikoterapi merkezinin ve diğer eserlerin bugün resmi açılışını yapıyoruz.

Bahçelievler Belediyemizce tamamlanan ve gerçekten çok önemli bir eser olan kongre merkezinin de Siyavuşpaşa spor kompleksi ve otoparkının, meydan otoparkının, millet bahçesinin ve diğer eserlerin resmi açılışını bugün burada gerçekleştiriyoruz.

Değerli kardeşlerim,

Son 15 yılda Büyükşehir Belediyemiz Bahçelievler ilçemizde 1,5 katrilyon liralık yatırım yapmıştır. Önümüzdeki dönem içinde Binali Yıldırım kardeşimizin diğer ilçelerimizle birlikte Bahçelievler’e yapacağı yatırımlarla, hizmetlerle ilgili çok önemli hazırlıkları var. İnşallah bunların açılışlarını da hep birlikte yapacağız.

Tüm bu hizmetleri ilçemize kazandıran kurumlarımızı, Büyükşehir Belediyemizi, İlçe Belediyemizi tebrik ediyorum.

Kardeşlerim; biliyorsunuz Pazar günü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yenileme seçimi var. Bu seçimde İstanbul halkı iki adaydan birine karar verecek. Bir tarafta terör örgütleri zihniyetinin destek verdiği Millet İttifakı… Öyle demiyor mu? Ne diyor Kandil? Oylarımız Millet İttifakı’nın adayına diyor. Millet İttifakı’nın adayı kim belli, isim vermeyeceğim, gerek yok. Ama şunu biliyoruz ki; şu anda CHP Başkanı Bay Kemal rahatsız oluyor bazı şeylerden, çıkamıyor meydanlara. Zira adayları Genel Başkanının adını bile anmaktan kaçıyor. Ve bunlarda yalan tepeden tırnağa hepsinde ganimet. Genel Başkanları nasıl yalan söylüyorsa, aynen adayları da öyle yalancı. Ve bunlar aynı zamanda da değerli kardeşlerim, yalanın ötesinde her türlü oyunu da oynuyorlar. İşte Sayın Yıldırım’la televizyon programına çıkacakları zaman, televizyon programından önce moderatörle Marmara Etap Oteli’nde biraraya geliyorlar, soruları ondan alıyor ve aldıkları bu sorularla beraber hazırlıklarını yapıyor ve o gece programa o şekilde çıkıyor. Ve bunların belgeleri bizde var. Ve hemen oturduğu yerin yanında kardeşlerim, kutular, o kutucukların içinde de bakıyorsunuz o kartonlar. Soru geliyor, oradan hemen kart çıkarılıyor. Bunların resimleri, hepsi elimizde kayıtlı var. Ama ne diyor? Ben böyle bir şey yapmadım. Sonra ne oldu? Kabul etmek durumunda kaldılar, zorunda kaldılar. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Bunlarınki yatsıya kadar bile yanmadı, çabuk söndü. Ama şimdi Pazar günü bu mumu tamamen söndürmeye var mıyız? Öyleyse durmak yok… Durmak yok...

Kardeşlerim,

Şimdi geliyorum adayımıza. Kimdir Binali Yıldırım? İstanbul’da başladığı hizmet yolculuğunu Ulaştırma Bakanı, benim İDO Genel Müdürüm, Başbakan, Meclis Başkanı, bütün bunlarla beraber bu süreci tamamlamış, şimdi ise yeniden İstanbul’umuza yakışan, İstanbul’umuza layık bir belediye başkan adayı ile seçime girelim istedik. Ve Binali Bey’e de dedik ki; Meclis Başkanlığını bırakalım ve seni İstanbul’a inşallah belediye başkan adayı yapalım.

Tabii diğer tarafta da CHP’nin adayı var. Kimdir bu aday? Bu adayın neler yaptığını söylersek kim olduğu daha iyi anlaşılır. Kendisi her fırsatta Sayıştay raporlarından söz ederek, Büyükşehir yönetimini itham ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 mali denetim raporlarında yer alan konuların hiç birinde kamu zararı tespit edilmemiştir, dolayısıyla yargılama konusu değildir. Ama bu kişinin Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminin sadece 2016 yılındaki faaliyetleriyle ilgili 11 adet kamu zararına yol açan işlem tespit edilmiştir. Kim tarafından? Sayıştay tarafından. Bunlar bizim elimizde belge, ama kendisi böyle bir belge ortaya koyamadı. Yapılan yargılama sonunda bu zararların kendisinden tazminine karar verilmiştir. Dolayısıyla bu adayın sicili Sayıştay raporlarıyla tespitli şekilde bozuktur.

Peki, bu aday başka ne yapmıştır? Seçim gecesi kendisinin bizzat ifade ettiği aradaki farkın sürekli azalmasıyla ilgili gerçeği de inkâr etmiştir; al size bir başka yalan. AK Parti’nin tüm oylarının yeniden sayılmasıyla ilgili başvurusuna karşı çıktıklarını, bunu engellediklerini inkâr etmiştir. Kardeşlerim, aradaki fark neydi? 29 Nereye indi? 13’e, 16 puanlık fark var. Bunları inkâr etti mi? Peki, nerede bunlar? Çaldılar, çaldılar. Şimdi ne diyor bu şahıs? Kim çaldı diyor. Bunu bize sormayacaksın, bunu sen kendine soracaksın ya. Fail ortada. 29 puandan 13 puana nasıl indi?

Bakın, iki dil var burada, bir dil hukuki dil, bir dil siyasi dil. Siyasi dilde bunun adı çalmaktır, hukuki dilde yolsuzluktur, usulsüzlüktür, işte siz bunu yaptınız. Ve şimdi biz dedik ki, bak 10 sandık sayıldı, tablo bu, tamamı sayılmış olsaydı o zaman zaten bu Pazar günü seçim yapmazdık, böyle bir durumla karşı karşıya kalmazdık. Ama kendi ellerindeki tutanaklarda da alenen gözüken ve tamamına yakını Binali Yıldırım aleyhine olan kasıtlı birleştirme yanlışlarını görmezden gelmişlerdir.

Kardeşlerim,

Bakınız seçim sandıkları sayılırken imzalar sayım yapıldıktan sonra atılır, burada ise sabah oraya gelindiği zaman imzalar alınmış ve akşam sayımdan sonra da sandık kurulu başkanı istediği gibi bunları doldurmuştur. Şimdi bu oyunu Pazar günü bozmaya var mıyız? Hazır mıyız? Yani bu milli irade hırsızlarına gereken dersi vermeye hazır mıyız?

Bununla da bunlar yetinmediler, daha mazbatasını almadan, yani belediye başkanı değilken gidip Anıtkabir defterine “Belediye başkanıyım” diyerek imza attı. Bu nasıl bir iş, bu ne hırs? Ve İstanbul İl Seçim Kurulu’nun verdiği mazbata nihai mazbata değildir. Nihai mazbata nerededir? Yüksek Seçim Kurulu’nun verdiği mazbatadır. Bunları ben yaşadım, bunları iyi bilirim. Dolayısıyla şimdi ne oldu? Yüksek Seçim Kurulu bu mazbatayı iptal etti mi? Şimdi de işte onun için ne yapıyoruz, seçime gidiyoruz. Anıtkabir’e bu attığı imza ile ne oldu? Anıtkabir yönetimi o yaprağı çekti aldı; al sana bir ders daha. Niye? Yalancının mumu yatsıya kadar, o kadar yanar. Sahip olmadığı bir unvanı kullanana ne derlerse, bu kişi de işte odur.

Daha sonra ne yapıyor? Belediyenin kapısından içeri girer girmez, dışarıdan birilerini getirip, kanuna ve her türlü usule aykırı şekilde belediyenin verilerini kopyalamaya çalışıyor. 3 kişi getiriyor dışarıdan, belediyenin personeli değil, bunları verileri kopyalıyor. Ondan sonra da diyor ki, ne olacak, bunlar yapılır; çok da pişkin. Ve değerli kardeşlerim, bu veri hırsızlarına da ne denildiğini gerek hukuki literatürde, gerekse siyasette çok iyi bilirler. Hâlbuki belediye verileri teknik bir zorunluluk olarak zaten iki farklı yerde sürekli ne yapılır, yedeklenir. Demek ki derdi verileri korumak değil, onları alıp bir yerlere servis etmektir. Bu ne metodudur biliyor musunuz? Bu, FETÖ metodudur FETÖ. Yani bunlar hep verileri çalardı. Neyle? Yargıdaki elemanlarıyla, burada da aynısını yaptılar. Neyse ki bu teşebbüsü mahkeme kararıyla engellendi.

Başka ne yapıyor? Kendisi Ankara’dayken İstanbul’da evrak imzalıyor. Hâlbuki bir belediye başkanı şehir dışında çıktığında, ona vekâlet eden kişi imzaya yetkilidir.

Kardeşlerim,

Bu kişinin hedef aldığı kesimlerden biri de neresi? Sivil toplum kuruluşları. Güya bu kuruluşlara belediye bütçesinden 100 milyonlarca lira para aktarılmış, hepsi de kadınlara, gençlere, çocuklara, engellilere yönelik çalışmalar yürüten, eğitime, sağlığa, kültüre, spora hizmet eden, hayır-hasenat işleri yapan bu tür kuruluşlarla ortak projeler yürütme dışında nakit olarak herhangi bir para aktarımı söz konusu değildir. Yani bu kişi İstanbullunun gönül köprülerini yıkmaya çalışıyor.

Daha başka ne yapıyor? İki adayın birlikte katılacağı televizyon programını az önce sizlere söyledim, moderatörle aynı odaya kapanıyorlar orada çalışmalarını yapıyorlar. Peki, ne diyor? Birisi 2-3 dakika görüştük diyor, öbürü 5-10 dakika görüştük diyor, öbürü 10-15 dakika görüştük diyor. Hâlbuki tespit ettik görüşmenin süreci 45 dakika, aynı odada birlikte kalmışlar, yani soruları çalmışlar. Diyorum ya yalan, hep yalan. Üstelik bununla kalmıyor çıktığı televizyon programında Binali Bey’in soruları istediği yalanını yüzü kızarmadan söyleyebiliyor.

Başka, bayramda Ordu’ya gidiyor hakkı olmadığı halde kullanmak istediği VIP kapısından geçişi engellenince devletin valisine galiz hakaretler ediyor, yani haysiyet cellatlığı yapıyor.

Kardeşlerim,

Valiler Cumhurbaşkanlarının o ildeki temsilcisidir. Valiye hakaret Cumhurbaşkanlığına hakarettir. Daha ileri gidiyorum, millete hakarettir. Sen kalkıp da bir valiye “it” diyemezsin. Baktı ki bu iş zora gidiyor, bu sefer ne yaptı? Dedi ki, ben “it” demedim. Ne dedin? Dedim ki diyor, “basitleşme”, böyle manevra yaptı. Bunların hepsi televizyon kayıtlarında var mı? Var. Medya, yazılı medyada var mı? Var. Ya sen bu milleti enayi mi zannediyorsun ya? İşte bunların hepsi ortaya çıktı. Ben şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönül veren kardeşlerime sesleniyorum, böyle bir adam İstanbul’un başına getirilebilir mi? İyi Partinin gönül verenlerine sesleniyorum, böyle bir adam İstanbul’un başına getirilebilir mi? HDP’ye gönül verenlere sesleniyorum, böyle bir adam İstanbul’a başkan olabilir mi? Saadet Partili kardeşlerime sesleniyorum, böyle bir adam İstanbul’un başına getirilebilir mi? İstanbul’a yazık olur. Kaldı ki, zaten belediyenin meclisi kahir ekseriyette AK Partili, komisyonların tamamı AK Partili. Başkanvekilliklerinin tamamı AK Partili.

Değerli Kardeşlerim,

Zaten bu sadece vitrin süsü olarak seçilse bile belediye başkanlığı yapacak o kadar vitrin süsü. Neyle yönetecek? En ufak bir yanlışta karşısına kim dikilecek? Meclis dikilecek. Şimdi diyor ki, beni çalıştırmayacaklar daha şimdiden konuşmaya başladı. Demek ki, doğru dürüst hareket etmeyeceğini biliyor. Ve AK Partili belediye meclis üyeleri de doğru dürüst hareket etmeyenlere yol vermezler bunu biliyor.

Kardeşlerim,

Her konuda yaptıklarıyla, söyledikleriyle ilgili ne sorsanız inkâr ediyor. Sürekli görmedim, duymadım, söylemedim modunda. Birde “keyif alıyorum” bu tür şeyleri var. “Şundan keyif alıyorum, bundan keyif alıyorum” keyfin artsın inşallah. Pazardan sonra daha da artacak. Merhum Ahmet Kaya’nın şarkısındaki gibi ifade edecek olursak, nereden baksan tutarsızlık.

Yaptıklarında ve etrafında olup bitenlerden bu kadar bihaber CHP adayına İstanbul’un yönetimi emanet edilebilir mi? Bu kadim şehrin geleceği zulüm 1453’te başladı diyenlere akıllarının bir köşesinde hala 1453’ün rövanşını almak olanlara teslim edilebilir mi? İstanbul gibi pırlanta kıymetindeki bir şehir böyle siyaset anlayışının eline bırakılabilir mi? CHP’nin Genel Başkanı ortada yok, milletin inancına hakaret eden il başkanı ortada yok.

İstanbul İl Başkanı biliyorsunuz neyle meşgul? Tam bir terör örgütünün temsilcisi DHKP-C. Bunun yanında domuzla da arası bayağı iyi, böyle de bir özelliği var. Kardeşlerim, bunların yöneticileri ortada yok, hatta aday da ortada yok. Şimdi artık meydanlara da çıkmayacakmış. Kendisine biçilen rolü oynayan CHP adayı sürekli tekliyor, ama kimseden ses çıkmıyor. Çünkü biliyorlar ki, geri plandakiler sahaya inse gerçek yüzleri ortaya çıkacak. Bu partinin adayına destek çağrıları ise ya Kandil’den geliyor, ya dışarıdan bir yerlerden geliyor. Bunlar benim için ne dediler? Bu CHP zihniyetini söylüyorum, şimdi onu da saptırıyorlar; “Erdoğan’ın akıbeti de Mursi gibi olacak” dediler, hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi Mursi rahmetli oldu, tweetler atmaya başladı bu CHP’liler. Tweetlerinde ne dediler? Erdoğan, “senin akıbetin de Mursi gibi olacak” dediler. Şimdi ben de bu CHP zihniyetine sesleniyorum, ey eğri büğrü zihniyet, yanlış zihniyet şunu bilesin: Biz bu yola çıkarken kefenimizi giyerek çıktık ve Allah’ın takdiri nerede, nasıl, ne zamansa biz onu kucaklayarak bu yolda yürümeye kararlıyız.

Ve Mursi’nin ölümü kutlu bir ölümdür, mutlu bir ölümdür. Mahkeme salonunda 25 dakika can çekişirken, bu zalim Mısır yönetimi ve oradaki adli kurum-kurullar ne doktor, ne şu-ne bu çağırmadılar, orada ölümünü beklediler. Şimdi ben de buradan sesleniyorum, Mısır yönetimine sesleniyorum, Mısır adlî makamlarına sesleniyorum; zalimler için yaşasın Cehennem.

Kardeşlerim,

İstanbul’u yönetecek Büyükşehir Belediye başkanını seçiyoruz. Sandığa gittiğimizde ölçümüz; projeleriyle, birikimiyle, yeteneğiyle, ekibiyle kimin bu şehri daha iyi yöneteceği olmalıdır. Buradan CHP’ye, HDP’ye, İyi Parti’ye, Saadet Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarıma tekrar sesleniyorum; İstanbul, her ne sebeple olursa olsun geleceği risk altına sokulabilecek, kazanımları tehlikeye atılabilecek bir şehir değildir. İstanbul’a hep birlikte sahip çıkmalıyız. Büyükşehir Belediye başkan adaylarından hangisi İstanbul’un ulaşım sorununu, kentsel dönüşüm çalışmalarını, yeşilini, çevresini düzenlemesini, sosyal hizmetlerinin üstesinde gelebilecekse şehrin yönetimini ona teslim etmeliyiz. Sadece kendimizin değil özellikle de çocuklarımızın geleceği için 23 Haziran’da bu sorumluluk duygusuyla sandık başına gitmemiz gerektiğine inanıyorum.

Şimdi sizlerden öyle bir cevap bekliyorum ki 39 ilçemizin tamamı bunu duysun. Hazır mısınız?  

Ey İstanbul, 23 Haziran’da milli iradeye, demokrasiye, sandığa sahip çıkıyor musun?  

Ey İstanbul, 23 Haziran’da şehrimizin ve evlatlarımızın geleceğine sahip çıkıyor musun?  

Ey İstanbul, 23 Haziran’da Büyükşehir Belediyesinin yönetimini tecrübeye, bilgiye ve samimiyete teslim ediyor musun?

İstanbul, 23 Haziran’da Binali Yıldırım diyor musun? Maşallah, inşallah bu iş Allah’ın izniyle Pazar günü bitiyor.

Değerli Kardeşlerim,

İstanbul’a olan sevgimizin, muhabbetimizin, verdiğimizin değerin en büyük ispatı, ülkemizin en iyi proje geliştiren şahsiyetlerinden birini bu şehre aday olarak göstermemizdir. Dikkat ederseniz, Binali Yıldırım kardeşimiz ne zaman proje dese, ne zaman yatırım dese, ne zaman hizmet dese, karşı taraf hemen laf kalabalığıyla işi başka tarafa çekiyor.

Bunları görünce 1994 yılın hatırladım. O zaman ben İstanbul’un yönetimine talip olduğumda yarıştığımız diğer adaylar projeleri ve hizmet taahhütleriyle değil, siyasi kavgalarıyla gündeydi. İstanbul için yüreği yanan, bir şeyler yapmak isteyen, sorunların çözümü için projesi olan tek aday bizdik. Bu şehir bizi karakaşımıza, karagözümüze meftun olduğu için değil, kendisine en iyi hizmeti vereceğimiz inancıyla Belediye Başkanı yaptı. Göreve geldikten kısa süre sonra çöpten temizliğe, içme suyundan kanalizasyon altyapısına, doğal gazdan ulaşıma, sosyal yardımlardan spor tesislerine kadar her konuda İstanbul’un çehresini biz değiştirdik. Başbakanlığımız ve Cumhurbaşkanlığımız döneminde de İstanbul’un her meselesiyle yakından ilgilenmeyi sürdürdük.

Bugün de seçim tartışmalarında CHP adayını destekleyenler, İstanbul’a ne hizmet yapacakları dışında doğru-yanlış hiç bakmadan her şeyi konuşuyorlar. Aradan 25 yıl geçmiş, ama kafalar hiç değişmemiş, halâ millete tepeden bakıyorlar, halâ milleti hiçe sayıyorlar, halâ lafla peynir gemisi yürütülebileceğini sanıyorlar, halâ oturdukları yerden hakikatleri gözden kaçırabileceklerine inanıyorlar, daha açıkçası hala milleti kandırabileceklerini zannediyorlar.

Bizim her tercihe saygımız sonsuzdur. Çabamız ve endişemiz, İstanbul’a ve ülkemize daha güzel bir gelecek hayal ediyor oluşumuzdan kaynaklanıyor. Türkiye’nin en güzel şehirlerinden olan İzmir’in bu zihniyetin elinde nasıl heba olup gittiğini hep beraber gördük. İzmir susuzdu, İzmir’e suyu biz getirdik, Gördes Barajı’ndan İzmir’e su getirdik. Niye yapmadılar? Aynen İstanbul da susuzdu, öyle mi? Tabii gençler bunu hatırlamaz, ama 30 yaş, 40 yaş grubu hatırlar. Suları taşıyor muyduk? Küvetleri dolduruyor muyduk? Bidonlarla taşımak üzere su istasyonları kurulmuştu İstanbul’da. Bu kardeşiniz Istranca Dağları’ndan İstanbul’a su getirdi, 140 kilometre, dağları deldik. Anadolu Yakasında Melen’den aynı şekilde Ömerli’ye su getirdik. Dedik ki, yetmez, Boğaz’ın altından tüp geçitler oluşturduk, oralardan da Anadolu’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Anadolu’ya su deplase ettik. Niye? İstanbullu susuz kalmasın diye, bunları biz yaptık. Kardeşlerim; bunların aklı, havsalası bunları almaz.

Bitmedi, çöp dağlarını biz kaldırdık mı? CHP yönetimi vardı işbaşında, Ümraniye’deki çöplüğü patladı, biliyorsunuz ve orada 39 vatandaşımız öldü. Belediyede kim vardı? Gene CHP. Ama biz çözdük, orası şimdi spor tesisleri, bunları hallettik.

İstanbul’un havası kirli miydi? Hatırlayın, gazeteler ne dağıtıyordu? Maske dağıtıyordu. Ve 50 bin evde doğal gaz vardı, biz bunu ne yaptık biliyor musunuz? Ben cezaevine giderken 1 milyon 250 bin eve doğal gaz getirdik, İstanbul’un havasını temizledik. Şimdi 6,5 milyon evde doğal gaz var. Kim yaptı bunu? Biz yaptık ya, CHP değil, AK Parti yaptı.

Bitmedi, Haliç, Haliç’i biliyorsunuz, Haliç nasıl kokuyordu? O Haliç’i şu anda tertemiz hale biz getirdik. Ve yanındaki Sütlüce Mezbahası vardı biliyorsunuz, orayı ne yaptık? Şimdi Haliç Kongre Merkezi yaptık; bak nereden nereye, bunları biz yaptık. Ve Haliç’ten çıkardığımız o çamuru 9,5 kilometre ötedeki Alibeyköy taş ocaklarına biz taşıdık; biz buyuz.

Ve şimdi buralardan metrobüsler geçiyor değil mi? Nereden geliyor? Söğütlüçeşme’den. Nereye gidiyor? CHP adayının olduğu Beylikdüzü’ne gidiyor. Bunları da yine kim yaptı? Biz yaptık. Ve şimdi hafif raylı sistemi yapıyor muyuz? Onu da yapıyoruz.

Kardeşlerim,

Bitmedi, Boğazın altından Marmaray’ı yaptık mı? Ve 29 Ekim 2013’te açılışını yaptık mı? O günden bu güne Marmaray’dan geçen insan sayısı ne kadar biliyor musunuz?  350 milyon. Şöyle kullananları bir göreyim bakayım ya ellerini. Maşallah maşallah. İşte biz yaparız, onlar konuşur.

Avrasya Tünelini hiç kullandınız mı?  Kim yaptı? Biz yaptık. Benim ecdadım Fatih, karadan gemileri yürüttü. Biz de denizin altından yürütüyoruz; işte bu.

Ve üçüncü köprüyü, birinci köprü, ikinci köprü, üçüncüyü de biz yaptık, Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Ağır vasıtaları ne yaptık? Oraya aldık, yine biz yaptık.

Şimdi geliyorum en önemlisine, İstanbul Havalimanı; dünyada hamdolsun şu anda ilk üçün içinde. Almanya’nın Berlin Havalimanı 17 yıldır yapılamıyor, ama biz 5 yılda burayı yaptık. Gördünüz mü, beğendiniz mi? Farkımız bu.

Değerli Kardeşlerim,

Bütün bunlarla beraber şimdi Atatürk Havalimanı’nı millet bahçesine dönüştürüyoruz ve yanına bir fuar merkezi yapıyoruz. Bir diğer yanına da yine devlet başkanlarının gelip indiği bir ufak havalimanını oluşturuyoruz. Ve 25 ilçe belediyemiz millet bahçeleriyle, millet kıraathaneleriyle inşallah ilçelerimizi zenginleştirecekler. Fakat Binali Bey’in riyasetinde inşallah bunu çok daha ileri taşıyacağız. Bugün İzmir çok daha kötü bir durumda olabilirdi. Ama İstanbul sevdalı bir kardeşiniz olarak biz İzmir’in de bu haline üzülüyoruz. Kokudan geçilmiyor Körfez’de. Çünkü İzmir CHP’lilerin elinde. CHP demek, pislik demektir, CHP demek, çöp demektir, CHP demek, kanalizasyon demektir. Bizde ise temizlik var.

Şimdi biz İstanbul’umuzu daha ileriye nasıl götüreceğiz? Ben diyorum ki; bugün Perşembe, yarın Cuma, Cumartesi, ne kaldı? Bugünü sayarsak üç gün. Kapı-kapı dolaşmaya var mıyız? Bütün hemşerilerimizi telefonla, bizzat görerek uyarmaya var mıyız? Ve inşallah Pazar akşamı İstanbul’umuzun vitrinine Büyükşehir Belediye başkanı olarak Binali Yıldırım kardeşimi getirmeye hazır mıyız? İşte onun için de biz Binali Yıldırım kardeşimizi İstanbul’a aday gösterdik. Ve hizmet kervanı hızla yürüyecek, bundan taviz vermeyeceğiz. Ama ben size inanıyorum, sizin Rabia’nıza inanıyorum. Ve bizi bölemeyecekler, bizi parçalayamayacaklar. Çünkü biz ne diyoruz?

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Aman ihmal yok.

Sağ olunuz, var olunuz.