“İstanbul Biz Birlikte Türkiye’yiz” Buluşmasında Yaptıkları Konuşma

19.06.2019

Aziz İstanbullular,

Saygıdeğer Misafirler,

Mahallelerimizin Kıymetli Kanaat Önderleri,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Toplantımıza teşrifleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. “Biz Birlikte Türkiye’yiz” şiarıyla bu akşam aynı çatı altında buluşmamıza vesile olan Fikr-i Asım Derneğimizin kıymetli yöneticilerine, toplantımıza katkı sunan tüm arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.

Ülkemizin manevi ve milli birliğinin teminatı olan vatan sevdalılarının yetişmesi, farklı toplum kesimlerinin ortak idealler etrafında biraraya gelmesi hedefiyle hareket eden Fikr-i Asım Derneğimize başarılar diliyorum.

Burada öncelikle bir hususu ifade etmek istiyorum; biliyorsunuz son günlerde gönüllü kuruluşlarımızı hedef alan son derece haksız, son derece çirkin bir kampanya yürütülüyor. İnsan yetiştiren, gençlerimize sahip çıkan, burslarla, yurtlarla, fikri, akademik, sosyal ve kültürel çalışmalarla evlatlarımızın eğitimlerine destek veren vakıflarımız, derneklerimiz yıpratılmaya çalışılıyor. Bir siyasetçiye, bir idareciye düşen görev, iyi işlere engel olmak değil kötüyü, zararlıyı, faydasız olanı bertaraf etmektir. Bir belediye başkanının sorumluluğu, kimseyi dışlamadan milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan herkese yardım etmektir. İnsanımıza hizmet eden hayır çeşmelerini kurutmak, ancak PKK, DEAŞ, DHKP-C gibi terör örgütlerinin işine yarar. Vakıf ve derneklere savaş açmak, ancak FETÖ gibi mankurt yuvalarının, uyuşturucu baronlarının işine gelir.

Gönüllü kuruluşlarımız, daha aydınlık ve daha güçlü bir Türkiye davamızın akıncılarıdır. Bizim geleneğimizin taşıyıcı sütunları tarihte olduğu gibi bugün de millet, memlekete sevdası vakıflardır, derneklerdir. Bu anlayışla biz Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan itibaren hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir ayrım yapmadan gönüllü teşekküllerimizin yanında olmaya çalıştık. Hukukun çizdiği sınırlar içerisinde ülkemizin ve milletimizin hayrına olan faaliyetlerinde bu kuruluşlarımıza hep destek olduk. Milletin bize verdiği imkanları, yine milletimizin faydasına olan işlerde, şehrimize ve insanımıza katkı sunacak projelerde kullanmaya özellikle gayret ettik, inşallah bu şekilde de yolumuza devam edeceğiz.

Bugün buradaki şu güzel birlikteliğimizi ve bu birlikteliğe vesile olan Fikr-i Asım Derneği gibi millet, memleket sevdalısı kuruluşlarımızı desteklemeyi sürdüreceğiz.

Saygıdeğer Misafirler,

Bugün burada mahallelerindeki çalışmalarıyla, gayretleriyle, başarılarıyla Türk demokrasisinin gücüne güç katmış milli irade neferleri var. Bugün burada İstanbul’umuzun farklı ilçelerinden, semtlerinden hemşehrilerimiz var. Bugün burada farklı siyasi görüşlerden, farklı kökenlerden, farklı meşreplerden kardeşlerimiz var. Bugün burada 82 milyonluk büyük Türkiye ailesinin nüvesi diyebileceğim dostlarımız, kardeşlerimiz var. Bu salon sadece İstanbul’un değil, tüm Türkiye’nin özüdür, özetidir. Bu salon bizim muhabbetimizin, bin yıldır vatanımız olan Anadolu coğrafyasında maziden atiye kurduğumuz kardeşlik köprüsünün en güzel timsalidir. Evet, biz birlikte Türkiye’yiz.

Bu ülkeyi hep birlikte kurduk, Çanakkale’de yedi düveli beraberce durdurduk. Dünyanın en güçlü ordularına Anadolu’yu biz kabristan yaptık. İstiklal Savaşımızı birlikte zafere taşıdık. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arap’ıyla, Boşnak’ıyla, Roman’ıyla, Sünni’si, Alevi’siyle 82 milyon bir aileyiz, biz. Erzurum’u, Kahramanmaraş’ı, Edirne’si, Trabzon’u, Rize’si, Samsun’u, İzmir’i, Diyarbakır’ıyla hepimiz aynı iklimin evlatlarıyız. Biz, tarihi ve medeniyeti birlikte inşa etmiş, ortak bir inancın, ortak bir akidenin, ortak bir tarihin çocuklarıyız. Asırlardır aynı gökyüzünün altında yaşıyor, aynı kaderi paylaşıyor, her gün aynı istikamete yöneliyor, birlikte saf tutuyoruz. İstanbul’un semalarını süsleyen Ezan-ı Muhammedilerin huzurunu günde beş kez hep birlikte yüreklerimizde hissediyoruz. Her karış toprağında bir yiğidin uzandığı bu vatana öyle kuru sözlerle değil, hepimiz imanla, aşkla, büyük bir tutkuyla bağlıyız. Bayrağımız bellidir, ezanımız bellidir, milletimiz bellidir, inancımız bellidir.

Hiç kimse bizi bölemez, hiç kimse gönüllerimizin arasına duvarlar öremez, hiç kimse bizim ebedi ve ezeli kardeşliğimize gölge düşüremez, çünkü biz Kandil’den talimat almıyoruz, teröristlerden talimat almıyoruz, dolayısıyla bölemeyecekler. Ama birileri Kandil’le beraber yolda yürüyebilir, onlarla beraber adım atabilir ve kalkıp da benim PKK’yla işim yok diyemiyorlarsa, burada düşünmemiz lazım. Kalıp da DHKP-C’yle benim bağlantım yok, onlarla ilişkim yok diyemiyorsa, burada soru işaretlerini koyalım.

Değerli Kardeşlerim,

İşte bu Pazar böyle bir sınavla karşı karşıyayız. 780 bin kilometrelik vatan toprağı üzerinde biz ameliyat yapılmasına göz yummadık, yummayacağız. Şehirlerimiz, bölgelerimiz arasına fitne sokulmasına asla izin vermeyiz. 81 vilayetimizin, 82 milyon vatandaşımızın her biri bizim gözümüzde aynı derecede kıymetlidir, aynı derecede hürmete ve hizmete layıktır. Bize ayakta tutan, her türlü saldırıya, her türlü operasyona karşı bize direnme gücü veren de işte bu ortak değerlerimize olan bağlılığımızdır.

Kardeşlerim,

Biz gücümüzü vesayet odaklarından değil, işte bugün burada olduğu gibi milletimizin birliğinden, beraberliğinden alıyoruz. Biz gücümüzü Türk’le Kürt’ün, Arap’la Laz’ın, Çerkez’le Boşnak’ın, Tatar’la Zaza’nın, Roman’la Arnavut’un kardeşliğinden alıyoruz. Rabbimiz ne buyuruyor; biz sizi kabileler halinde yarattık, kavimler halinde yarattık birbirinizle daha iyi tanışasınız, anlaşasınız diye. Ayrılık yok dikkat edin. Ama biz bunu konuşurken, biz böyle düşünürken, ne yazık ki ülkemizde ayrılığı sürekli olarak tahrik edenler var, işte onlara biz fırsat vermeyeceğiz.

Biz gücümüzü 40 yıldır duasıyla, desteğiyle yanımızda dağ gibi duran Türk milletinin dayanışmasından alıyoruz. Biz gücümüzü gecenin zifiri karanlığında uykusunu bölerek, ellerini semaya açan mazlum ve mağdurların samimiyetinden alıyoruz. İşte bunun için tam 40 yıldır yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü diyoruz. İşte bunun için siyaseti, gönül yapmanın, insanımızın gönül sarayını mamur etmenin aracı olarak görüyoruz. İşte bunun için 82 milyonun her bir ferdini Türkiye ortak paydasında buluşturmanın mücadelesini veriyoruz. Bizim davamız, birlik, beraberlik, kardeşlik davasıdır. Bizim siyasetimiz, gönülden yaparsan gönüller kazanırsın siyasetidir. Hamdolsun, bugüne kadar bölge siyaseti, kimlik siyaseti, istismar siyaseti yapmadık, Türkiye haritasını farklı renklere bölenlerden, insanımızın arasına nifak tohumları ekenlerden olmadık. Sadece belli illere, sadece sahil kenarlarına hapsolan değil, ülkemizin tüm illerinden, tüm toplum kesimlerinden oy alan, çok güçlü destek gören bir dava olduk ve bugüne kadar böyle geldik.

Son 17 yıldır bize oy versin, vermesin vatandaşlarımızın tamamını kucakladık, tamamını bağrımıza bastık. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olsun dedik, batıda ne varsa doğuda da o olsun dedik ve hangi imkânlara bu bölgeler sahipse, Türkiye’mizin 780 bin kilometrekaresi aynı imkânlara sahip olsun dedik. İzmir susuz, biz varsın susuz kalsınlar demedik, Gördes Barajı’nı geldik inşa ettik, İzmir’e su verdik. Aynı şekilde İZBAN çalışmıyor, İzmir Belediyesi yapamıyor, diye bırakmadık, Ulaştırma Bakanımız Binali Bey’e dedik ki, gel burayı yüzde 50’sini de sen üstlen ve İZBAN’ı tamamlayalım, onu da harekete geçirelim dedik, ya biz yaptık.

Şu anda İstanbul-İzmir arası dikkat edin 3,5 saate iniyor ya, şimdi onu yapıyoruz ve bu yılsonunda İstanbul-İzmir yolunu açıyoruz. Ya bunları biz yaptık, bu CHP zihniyetiyle bunlar olmaz. Bizim aşkımız var, derdimiz var.

Hatırlayın, İzmir Havalimanı’nı hatırlayın, 25 yıl önce İzmir’de nasıl bir havalimanı vardı, geldik ve biz 17 yıl önce şimdiki Adnan Menderes Havalimanı’nı biz yaptık. Ne haldeydi hatırlayın o günleri. Türkiye ayağına vurulan prangalardan bizim dönemimizde kurtuldu.

Değerli Kardeşlerim,

Milletimiz yıllardır hasretini çektiği hizmet ve eser siyasetine yine bizim dönemimizde kavuştu. Son 17 yılda demokrasimiz güçlendi, vesayet geriledi, milletimizin birlik ve beraberliği hiç olmadığı kadar perçinlendi.

Kardeşlerim; 17 yılın hasılası olarak burada bir hakikati açıkça ifade etmek istiyorum. Bugün AK Parti ülkemizdeki her kesimin, herkesin partisidir. Biz hep dindarının da, sekülerinin de, gencinin de, yaşlısının da temsilcisi olduk. Bugün doğudan da, batıdan da, kuzeyden de, güneyden de oy alan, destek gören 82 milyon tüm renkleriyle kucaklaşabilen yegane hareket bizim hareketimizdir, bizim davamızdır.

Cumhur İttifakı ve AK Parti, Türkiye’nin iç barışının, huzurunun, istikrarının, hepsinden önemlisi milli bekasının teminatıdır. Fakat bu beka kavramından rahatsız olanlar var.

Kardeşlerim,

AK Parti varsa, Cumhur İttifakı ayaktaysa, asgari müştereklerde buluşabiliyorsak, Allah’ın izniyle Türkiye’nin geleceği de aydınlıktır. Mesele vatan olduğunda, mesele milli bekamız ve bağımsızlığımız olduğunda bir araya gelebiliyorsak, ülkemizin yolu da, ufku da açıktır. Bakınız şu anda bütün kırmızı liste, gri liste, şu liste-bu liste teröristleri temizliyoruz. Ne dedik biz, ne dedik? İnlerine gireceğiz dedik. Halkımızın huzurunu temin edene kadar dağ-taş demeden Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, bütünüyle Kandil’e varıncaya kadar buralarda bu temizlik harekatını sürdüreceğiz dedik. İşte en son Pençe Harekatıyla evet Irak’ta bunları ne yapmaya başladık, temizlemeye başladık. Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Bu arada şehitlerimiz var, doğru. Ama unutmayın:

“Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.”

Şüheda ile bu topraklar vatan oldu, bundan sonra da yine şüheda ile bu topraklar vatan olmaya devam edecek. Onun için inşallah bayrak, toprak, vatan, bunlar birbiriyle iç içedir.

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Bu milletin en büyük gücü, tankı, silahı, uçağı değildir. Bu milletin en büyük gücü, şu anda içinde bulunduğumuz birliğidir, beraberliğidir, bin yıldır sevinçle ve hüzünle yoğrulan kadim kardeşliğidir. 82 milyon olarak birbirimize sarıldığımız sürece bizi yıkabilecek, kutlu yolculuğumuza engel olabilecek hiçbir güç yoktur. Aynı ideal etrafında kenetlenen, aynı hedefe yürüyen milletlerin önünde hiçbir engel duramaz. İstiklal Şairimiz merhum Mehmet Akif’in o veciz ifadesiyle söylersek daha iyi anlaşılacağına inanıyorum:

“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez.

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

İşte bunun için, Türkiye Cumhurbaşkanı olarak milletin emanetini sırtında taşıyan bir kardeşiniz olarak her fırsatta şu uyarıyı yapıyorum. Siyaset asla sıfır toplamlı bir oyun değildir. Siyaset, insanları ortak değerler, ortak idealler etrafında biraraya getirme sanatıdır. Siyaset, ayrıştırmak için değil birleştirmek, kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapılır. Ekonomik kalkınmanın da, sosyal kalkınmanın da anahtarı birlik siyasetidir. Her kim siyaseti sıfır toplamlı bir oyun olarak görüyorsa, yanlış yapıyor demektir. Her kim siyaseti insanımızı birbirine kırdırmanın aracı haline getiriyorsa, açık söylüyorum; o bu millete ihanet içindedir. Her kim çıkarı için, menfaati için 82 milyonun içinde bulunduğu Türkiye gemisinin altını oyuyorsa, bu millet onları asla affetmeyecektir. Her kim Meclis kürsüsünü iftira kürsüsüne çeviriyorsa, o sadece kendi itibarını değil siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Her kim yalanı bir siyaset yapma yöntemi haline dönüştürüyorsa, Türk demokrasisinin altını oyuyor demektir.

Kardeşlerim,

Bu milletin valisine “it” diyen bir insandan siyasetçi olmaz, bunu böyle biliniz. Ardından da, “ben it demedim, basitleşme dedim”; ya sen kimi aldatacaksın, sen bu milleti enayi mi zannediyorsun? Görsel medya bunu tespit etmiş, yazılı medya bunu tespit etmiş. Ve Valimiz feraset sahibi ve bana şunu söyledi: “Başkanım, bu seçim arifesinde davayı açarsam doğru olur mu diye düşünüyorum” dedi. Ben de kendisine sabırlı ol, seçimden sonra davanı aç, çünkü bu milletin valisine “it” diyecek olan bu milletin evladı olamaz zaten. Ve değerli kardeşlerim; düşünün, siz İstanbul gibi bir şehrin Belediye Başkanlığına soyunacaksınız, öbür tarafta milletin valisine bu ifadeyi kullanacaksınız. Bu devletin valisi ne demek biliyor musunuz, Cumhurbaşkanının o ildeki temsilcisi demektir.

Ve onu da geç bir tarafa, işte bakın geçen akşam bir televizyon kanalında değil, tüm televizyonlarda yayına giren olayda da enteresan, 2-3 gün önceden o moderatör denilen zat çekiyor bu kişiyi, ona bütün neler sorulacağını, ne yapılacağını, bunların bilgilerini veriyor ve böylece bir televizyon programına çıkılıyor. Sayın Yıldırım’a böyle bir bilgi verilmiyor, bu şahsa veriliyor. Ve onu da inkar ediyor, ama ne oldu? Yerin kulağı var, unutma ve Marmara Etap Oteli’nde hangi odada, nasıl biraraya geldiler, kaç dakika görüştüler, hepsinin tespiti şu anda elimizde.

Değerli Kardeşlerim,

Bu ahlaki değildir, bu gayriahlakidir ve bu ahlaksızlıktır, böyle bir şey olamaz. Siyasi rekabeti ahlaksızlık üzerine istifleyenler er veya geç inşallah Pazar günü milletimin ferasetiyle kaybedeceklerdir.

Siyasi yarışı kavgaya dönüştürmenin, hele hele Türk siyasetine nefret söylemi bulaştırmanın hiç kimseye bir faydası yoktur. Ülkemiz geçmişte bu tarz provokasyonların bedelini çok ağır ödemiş bir ülkedir. 1960 darbesine giden yolun taşlarının çok öncesinden Kayseri ve Uşak’taki olaylarla döşendiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz. 12 Eylül darbesi öncesinde cuntacıların ellerinde imkan varken nasıl ortamın olgunlaşması için beklediklerini gayet iyi hatırlıyoruz. 28 Şubat müdahalesinden evvel nasıl bazı garip tiplerin piyasaya sürüldüğünü, bu şahısların medya tarafından nasıl sürekli gündemde tutulduğunu gayet iyi biliyoruz. Aynı şekilde Gezi olaylarından çukur ve DEAŞ terörüne kadar devletin içine sızmış FETÖ’cü alçakların milleti galeyana getirmek için neler yaptıklarını, teröre nasıl göz yumduklarını da hepimiz çok iyi hatırlıyoruz.

Bu noktada hepimiz çok dikkatli olacak, mahallelerimizde, çevremizde, oturduğumuz apartman ve semtlerde birilerinin ortamı germesine asla müsaade etmeyeceğiz. Kardeşliğimize sahip çıkacağız, demokrasimize sahip çıkacağız. İnsanımızın birlik ve beraberliğine sahip çıkacağız. Kınalı kuzuların kanlarıyla sulanan bu aziz vatana sahip çıkacağız.

Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyerek sembolleştirdiğimiz milli bekamızın garantisi Rabia’mıza sahip çıkacağız. Kardeşlerim; bir olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacak ve vatanımıza sahip çıkacağız.

Kardeşlerim,

23 Haziran günü İstanbullular olarak bir kez daha sandığa gidecek, gelecek beş sene boyunca Fatih’in emaneti olan bu güzel şehri yönetecek Büyükşehir Belediye Başkanını seçeceğiz. Benim size İstanbul’a neler yaptığımızı herhalde anlatmama gerek yok, bunları en iyi bilen sizlersiniz. Ve İstanbul’a 24-25 yılda neler yaptıysak, bilesiniz ki bundan sonra bunu çok daha üst düzeyde inşallah tecrübesiyle, dinamizmiyle Binali Yıldırım kardeşimizle beraber devam ettireceğiz.

Şimdiden bu seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve İstanbullu kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Bugüne kadar milli iradenin üstünde bir güç tanımadık. Demokrasimizin namusu olarak gördüğümüz sandığa canımız pahasına sahip çıktık. Gezi olayları ve Mısır’daki darbe sırasında CHP’li vekiller demokrasi sandıktan ibaret değildir dediler; aynı ifade biliyorsunuz PKK’nın ifadesidir. PKK hiçbir zaman demokrasiyi sandık olarak görmemiştir. Şimdi bunlara Pazar günü bunun sandıktan ibaret olduğunu göstermemiz lazım.

En son 15 Temmuz gecesi birileri bankamatiklere koşarken, biz insanımızla omuz omuza vererek Türk demokrasisini tarihinin en büyük, en kalleş saldırısından beraberce koruduk. Şimdi bakıyorsunuz 15 Temmuz gecesi tankların arasından kaçan korkaklar bize ve millete demokrasi dersi vermeye yelteniyorlar.

Mısır’daki darbeye alkış tutanlar ne dediler? “Erdoğan’ın akıbeti Mursi’den daha kötü olacak” dediler. Kardeşlerim; şunu iyi bilin: Biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Adeviye Meydanı’ndaki katliama sesini çıkarmayanlar, şimdi kürsülerden ahkâm kesiyor. Oysaki biz bunların cemaziyülevvellerini biliyoruz.  

İşte bakın Cemal Kaşıkçı olayıyla ilgili şu anda Birleşmiş Milletler raporunu açıklıyor ve raporda Suudilerin bu işte kesinlikle suçlarının olduğunu, bu işte kesinlikle bilgilerinin olduğunu şimdi Birleşmiş Milletler açıklıyor ve Türkiye’ye karşı takındıkları tavrın yanlış olduğunu da söylüyorlar. Şimdi bunlar bu işin bedelini ödeyecekler, hesabını ödeyecekler.

Ve şunu da açık söyleyeyim: Muhammed Mursi’nin ölümü normal bir ölüm değildir, Muhammed Mursi’nin ölümü kesinlikle şaibelidir ve biz bunun da takipçisi olacağız.

15 Temmuz destanını nasıl kontrollü darbe yaftasıyla -Bay Kemal öyle dedi ya, kontrollü darbe- itibarsız hale getirmeye çalıştıklarını gayet iyi biliyoruz. Cumhuriyet mitinglerinde “ordu göreve” diyenlere, Gezi olaylarında esnafın dükkânını yakanlara, çukur eylemlerinde sokakları ateşe veren bölücülere nasıl kol-kanat gerdiklerini de daha dün gibi hatırlıyoruz. Dün en zor zamanında demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmayanların, bugün hakta, hukuktan, adaletten bahsetmesinin hiçbir kıymeti yoktur. Zaten artık ne biz, ne aziz milletimiz bunların söylediklerini nazarı dikkate almıyoruz. Biz de onları tutarsızlıklarıyla baş başa bırakıyor, ülkemiz ve geleceğimiz için verdiğimiz demokrasi mücadelesine dört elle sarılıyoruz.

31 Mart gecesi sandıkta yaşanan usulsüzler, hukuksuzluklar, milli iradeye yönelik kumpaslar kararlılığımızı daha da perçinlemiştir. Sadece geçersiz oyların sayılmasıyla iki aday arasındaki fark 29 binden 13 binlere düşmüş, 16 bine yakın oy gasp edilmekten kurtarılmıştır.

Değerli Kardeşlerim,

Şimdi diyor ki rakip aday, hırsız kim? Arkadaşlar söyleyeyim, bakın bu ifadelerin iki türü var. Bir, oyların çalınması, hırsızlar var. İki, usulsüzlükler var. Usulsüzlük hukuki ifadedir, ama çalınması olayı o siyasi ifadedir. Biz şimdi burada 29 binden oylar 13 bine iniyorsa, bunu siyasetçi olarak bir şeyle ifade edeceğiz, ha biz diyoruz ki, buradan buraya bu oy indiğine göre, demek ki 16 bin oy çalınmıştır, bunu görmemiz lazım.

Ve neticede ne diyor? Önce Yüksek Seçim Kurulu üyelerine güvendiklerini, inandıklarını söyleyenler daha sonra ne dediler? YSK’da çete var dediler; önce öyle demedin. Ha onların işine gelmeyen neticeyi Yüksek Seçim Kurulu açıklayınca, bu defa Yüksek Seçim Kurulu’nun çetelerden oluştuğunu ifade ettiler, çünkü bunlar için menfaat her şeyin üzerindedir. Ama hak inşallah tecelli etti, tecelli edecek, ama bu sayenizde olacak. Eğer biz şurada 4 gün gayet başarılı bir şekilde çalışırsak, İstanbul’umuz layık olduğu idareye kavuşur.

Kardeşlerim,

Bakınız, şu 24 yıl içerisinde alalım şu İstanbul’da bindiğiniz otobüslerden tutun, ne tür otobüslere biniyordunuz? Ikarus’lar meşhur, içine kokudan giriliyor muydu? Ve ben Belediye Başkanı oldum, Mercedes’leri aldım İstanbul’a, çünkü benim İstanbullu hemşehrilerime bu yakışır dedim

Bitmedi, Haliç’i zaten çok iyi tanıyorsunuz, Haliç kokudan geçiliyor muydu? Geçilmiyordu ve biz Haliç’i işte şu andaki haline getirdik ve burada artık balık tutuluyor.

Şu anda toplantıyı yaptığımız yer, burası neydi? Meşhur Sütlüce, mezbahaneydi burası. Ve bu hemen arka tarafımızda biliyorsunuz değerli kardeşlerim, sakatatçılar vardı, buradan geçilebiliyor muydu? Geçilemiyordu. Ben buranın çocuğuyum, burada doğdum-büyüdüm hemen şurada Okmeydanı’nda. Ve biz Belediye Başkanlığım dönemimde temelini attık ve burayı bir kongre merkezi haline getirdik, şimdi şu güzelliğe bak. O günden bugüne burada uluslararası, ulusal kongreler yapılıyor, bunları böyle kazandık.

Onu da geçelim, biz şu anda Haliç’i dedik ki, temizliği daim kılmak için Boğaz’dan Haliç’e su pompalıyoruz burada herhangi bir sıkıntı olmasın diye.

İstanbul susuz, Istranca Dağları’ndan suyu getirdik İstanbul’a, 2040 kadar sorun yok. Melen’den aynı şekilde Ömerli’ye suyu getirdik, artık sıkıntı yok. Dedik ki, işi garantiye alalım, bir de Boğaz’ın altından tüpler yaptık ve eğer Avrupa Yakasında sıkıntı olursa Asya’dan, Asya’da sıkıntı olursa Avrupa’dan oraya su pompalamak suretiyle her iki tarafta da susuzluğu giderelim dedik.

Çöp dağlarını kaldırdık, artık çöp dağları İstanbul’da yok, ama hatırlayın o çöp dağlarının olduğu günü. Ve çok daha enteresan, Ümraniye’de çöp patlaması oldu, Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’liydi, Ümraniye Belediye Başkanı CHP’liydi, patladı ve 39 vatandaşımız orada öldü. Bunun hesabını CHP zihniyeti vermedi? Ha verdi, ondan sonra bir daha zaten Ümraniye’de seçim kazanamadığı gibi İstanbul’da da seçim kazanamadı. Ama şimdi bundan sonra da kazanmaması lazım, çünkü bunlara İstanbul teslim edilmez, çok önemli.

Ve bakın, şimdi Üsküdar’dan ta Çekmeköy’e metro yapıldı. Bindik mi –metroya Üsküdar’dan Çekmeköy’e ve üstelik vatmanı da yok ha, kumandayla gidiyor, en modern, en ileri teknoloji. Ve oradan da şimdi dönüyor Ataşehir tarafına. Ve bununla da kalmadık, Kadıköy’den ta Kartal, Pendik, oraya kadar ayın şekilde metroyu yaptık, ya buralarda CHP var demedik. Niye? İstanbul’un güzelliğine bu yakışır dedik, biz İstanbul aşıyız dedik. Sögütlüçeşme’den Beylikdüzü’ne metrobüsü biz getirdik.

Ve İstanbul’da kavşaklar, alt-üst geçitler bizden önce yoktu, biz geldik İstanbul’u bu alt geçitlerle, üst geçitlerle donattık. Ve bugün Sancaktepe’deydim, o alt geçitlerden geçerken Allah’ıma hamdolsun dedim, bunlar hep bizim eserler. Ve çok daha önemlisi, elhamdülillah, şimdi yeni yeni adımlarla İstanbul’umuza Marmaray’ı yaptık 29 Ekim 2013. Ve o günden bugüne Marmaray’dan ne kadar yolcu geçti biliyor musunuz? 350 milyon.

Dedik ki, raylı sistemi yaptık, bize yakışır, bir de buraya otomobillerin geçmesi için denizin altından bir tünel yapalım, Avrasya Tünelini yaptık, oradan da otomobiller geçiyor.

Dedik ki, Allah rahmet eylesin birinci köprüyü, ikinci köprüyü yapanlardan, şimdi buraya bir de üçüncü köprü gerekir dedik, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü yaptık, daha çok ağır vasıtaları oraya aktardık, o yapıldı. Bunlar yapılanlar, bak dikkat et ben yapılacakları konuşmuyorum, yapılanları konuşuyorum. Şimdi inşallah Boğaz’a bir de 3 katlı bir hat daha inşallah yapacağız.

Değerli Kardeşlerim,

Bunlar tabii aklıma gelenler. Elhamdülillah yaptıklarımız çok, ama çok fazla. Şimdi tabii en önemlisi de, İstanbul’a yaptığımız havalimanı. Bakınız, Almanlar Berlin’e 17 yıldır bir havalimanını yapamadı. 5 yılda biz bu havalimanını yaptık. Aradaki fark bu, fark bu.

İnşallah şimdi de millet bahçeleriyle coşuyoruz. Eski Atatürk Havalimanı’nı millet bahçesi yapıyoruz. Yanındaki binaları fuar haline getiriyoruz. Öbür tarafa da ufak bir havalimanı bırakıyoruz. Ve bunun dışında da inşallah ilçe belediye başkanlarımız ilçelerinde yoğun bir şekilde millet bahçeleriyle, millet kıraathaneleriyle çalışmalarını sürdürüyor. Tabii stadyumlar, yüzme havuzları, kapalı spor salonları, bunları hep yapan biziz. Biz yaparız, onlar konuşur.

31 Mart akşamından bu yana meydana gelen hadiseler ise Binali Bey kardeşimle CHP’nin adayı arasında kalibre, kalite ve karakter farkını açıkça ortaya koymuştur.

Binali Bey, benim İDO’da Genel Müdürümdü, sonra milletvekilim ve Ulaştırma Bakanım oldu, ardından Başbakan oldu, ardından Meclis Başkanı oldu. Ulusal-uluslararası bir deneyime, bir tecrübeye sahip. Rakibinin acaba ne deneyimi, ne tecrübesi var? Yani burada bu işi iyi düşünmemiz lazım ve İstanbul’a layık olan, yakışan bir belediye başkanı olarak da biz kalibresi, kalifikasyonu yüksek olan bir adayı özellikle seçtik ve gösterdik.

Kimin meselesinin İstanbul’a hizmet olduğu, kimin de yangından mal kaçırırcasına hareket ettiği alenen görülmüştür. Siyaset mühendislerinin parlattığı adayın Anıtkabir’den Ordu Havalimanı’nda yaşanan skandala kadar her yerde maskesi düşmüştür. İnşallah 23 Haziran günü milletimiz en doğru kararı verecek, Anadolu irfanı bir kez daha yalan ve iftira siyasetine galebe çalacaktır.

25 yıldır emin ellerde yönetilen İstanbul birikimiyle, samimiyetiyle, vizyonuyla, devlet tecrübesiyle kendisine yakışır bir başkanın idaresinde, inşallah Binali Bey kardeşimin yönetiminde 2023’e yürüyecektir.

Demokrasi mücadelesinin yereldeki serdarları olan siz kardeşlerimin bu noktada en doğru tercihi yapacağına inanıyorum.

Binali Bey kardeşimi sizlerin nezdinde tüm İstanbul’a emanet ediyorum.

Bu vesileyle bir kez daha Mısır’ın son seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi kardeşime Allah’tan rahmet diliyorum. Ailesine, sevenlerine ve tüm mısır halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Rabbim, mazlum ve mağdurların umudu olan Türkiye’nin sendelemesine fırsat vermesin. Rabbim 23 Haziran seçimlerini demokrasimiz için hayırlara vesile kılsın.

Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor, sizleri Allah’a emanet ediyorum, kalın sağlıcakla.