Sancaktepe Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

19.06.2019

Sancaktepe’nin saygıdeğer güzel insanları,

Sevgili kardeşlerim,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Günümüz kutlu olsun, geleceğimiz aydınlık olsun, Pazar günümüz inşallah mübarek olsun.

Sancaktepe’nin tüm mahallelerindeki, semtlerindeki, sokaklarındaki, hanelerindeki kardeşlerime sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum.

Sizlerle en son 5 Mart’ta biraraya gelmiş hasret gidermiştik. Sancaktepe 31 Mart seçimlerinde de yüzde 50’lik oy oranıyla İlçe Belediye Başkanlığı görevine Şeyma Döğücü Hanımefendi’yi layık görerek, bizi yalnız bırakmadığını gösterdi. Şeyma Hanım, partimizin teşkilatında yetişmiş, İstanbul’a ve ilçemize hizmet şevkiyle bu göreve getirilmiş bir kardeşimizdi. Daha önce zaten Belediyede de Başkan Yardımcılığı görevi üstlenmiş olan Şeyma kardeşimizle birlikte bu defa hanım kardeşlerim artık bir de “İsmail Bey’den sonra buraya hanım eli değsin” dediler, burada yeni bir sürece başladık. Sizler de bugüne kadarki en yüksek oy oranıyla kendisini Belediye Başkanlığına layık gördünüz. İnşallah hep birlikte Sancaktepe’yi hayallerimize ve hedeflerimize uygun bir seviyeye çıkarmak için gece-gündüz çalışacağız. Desteğiniz, sevginiz, ahde vefanız, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı-ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Bugün burada açılışını gerçekleştireceğimiz toplam tutarı eski rakamla 276 trilyon lirayı bulan 28 kalem yatırım ve hizmetlerin ilçemize, şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.

Açılışını yapacağımız eserler arasında bir kongre merkezi, çok sayıda okul, mahallerimizde yapılan konak, bilgi evi, spor sahası, cami, çocuk bahçeleri, buna benzer hizmet birimleri var. Fatih mesire alanı, kız yurdu, sağlık ocağı, trafik eğitim alanı, engelli rehabilitasyon merkezi de bugün açılışını yapacağımız eserler arasında bulunuyor.

Kardeşlerim,

Ayrıca 8 kilometrelik dere ıslahı ve 7,5 kilometrelik yan yol düzenlemesiyle 64 kilometreyi bulan atık su hatları, kurban kesim alanı, pek çok belediye hizmet birimi de açılışını yapacağımız eserler arasında yer alıyor. Tüm bu hizmetleri ilçemize kazandıran kurumlarımızı, Büyükşehir Belediyemizi, İlçe Belediyemizi tebrik ediyorum. Gerek Büyükşehir Belediye başkanlarımıza, gerek İsmail kardeşime, gerekse Şeyma Hanım’a huzurlarınızda şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Şöyle bir geçmişe gidelim, burada bir değerlendirmeyi sizlerle özellikle yapmak istiyorum. Burada Sancaktpe’nin acaba 20 yıl öncesini bilenler ne kadar, şöyle bir ellerini görmek isterim. 20 yıl önceyi söylüyorum. Gençler bunu bilmez, öyle mi? Çünkü gençler bunu bilse inanıyorum ki oy verirken daha farklı oyunu verecek. Ama 20 yıl öncesine gittiğimiz zaman bir gerçek var, 20 yıl öncesinde böyle bir Sancaktepe var mıydı? Altyapısıyla, üstyapısıyla, okullarıyla, hastaneleriyle, mesire yerleriyle acaba böyle bir Sancaktepe var mıydı, doğalgazıyla acaba böyle bir Sancaktepe var mıydı? Suyuyla böyle bir Sancaktepe var mıydı? Burada da çöp dağları yok muydu?, hatırlayın. Ama hamdolsun biz iktidar olduk, Sancaktepe farklı bir ilçe oldu, bu hale getirdik. Ve Sancaktepe adeta küllerinden doğdu.

Şimdi birileri çıkmış kendine göre atıyor-tutuyor. Diyor ki, 25 senede ne yaptınız? Bunu diyen, Binali Yıldırım kardeşimin karşısındaki aday. Adam sanki İstanbul’da yaşamamış ya, İstanbul’un neresinde ne olmuş haberi yok. 2014’ten sonra öğrendi, daha onlar bu işte çok çok acemi.

Kardeşlerim,

AK Parti kurulduğu günden beri projeyle, yatırımla, hizmetle milletimizin gündemine gelmiş, gönlüne girmiş bir partidir. Bizim lügatimizde yapamayacağını söylemenin, özellikle de boş konuşmanın, hele hele yalan ve iftiranın asla yeri yoktur, olmayacaktır. Sizlerin huzuruna çıktığımızda önce eserlerimizi, icraatlarımızı anlattık. Sonra da projelerimizi, hazırlıklarımızı, yapacaklarımızı ifade ederek destek istedik. Çünkü bu ülkenin ve milletin boş lafa, mugalataya, kendini olmadığı biri gibi göstermeye, takiyyeye, halka karşı başka konuşup arkada başka işler yapmaya bu milletin karnı toktur. Türkiye bu popülist siyaset anlayışı yüzünden geçmişte altın kıymetinde yıllarını maalesef heba etmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası benzer şartlarda kalkınma yolculuğuna başladığımız ülkeler bu tür patinajlar yüzünden ilerleyen yıllarda bizi fersah fersah geçmiştir. Sadece Merhum Menderes ve Merhum Özal döneminde kayda değer sıçramalar ortaya koyabilmiştik. Her iki isme de yaptıkları hizmetlerin bedeli idamdan türlü türlü eziyete ve hakarete kadar uzanan bir zulüm zinciriyle adeta ödetilmiştir. Diğer ülkelere baktığımızda ise, planlı ve kararlı bir yolculukla bugün dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasına girdiklerini görüyoruz. Ülkemizdeki bu kısır döngüyü kıran da yine AK Parti olmuştur, işte 17 senede biz bunu başardık.

Eğitimde bu devrimi yaptık mı?

Sağlıkta bu devrimi yaptık mı?

Ulaşımda bu devrimi yaptık mı?

Enerjide bu devrimi yaptık mı?

Artık benim vatandaşım hava kirliliğinden kurtuldu mu?

Çöp dağlarından kurtuldu mu?

İşte şurada Ümraniye, Ümraniye’deki çöplük, o zaman kimdi Büyükşehir Belediye Başkanı? CHP. Ümraniye’de kim vardı? CHP. Ve burası patladığı zaman 39 vatandaşımız Ümraniye’de maalesef öldü. Ya CHP bu be, CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Şunu bilin ki şimdi gelenler de farklı olmayacaktır. Onun için Pazar gününe dört günümüz var, çok çalışmaya var mıyız? 24 saat mesaiye var mıyız? Bütün hemşerilerimizin kapısını tek-tek çalmalıyız ve Pazar günü inşallah akşam farklı bir müjdeyle yola devam etmeliyiz, tamam mı? Burada hanım kardeşlerime çok iş düşüyor ha. Beyler, size de çok iş düşüyor, bak hanımlar çok diri duruyorlar, ona göre.

Türkiye Cumhuriyet tarihinde ilk defa bu kadar uzun süre ve büyük oranlı büyüme dönemi yaşamıştır. Tabii bu durum sadece dışardakileri değil içerideki birilerini de rahatsız etti. Son 6 yıldır maruz kaldığımız her saldırının CHP ve HDP başta olmak üzere içerideki belli kesimler tarafından hararetle desteklenmesinin sebebi budur. Demokrasi yoluyla, milli iradenin desteğiyle sandıktan çıkarak, iktidar olamayacakları vehmine kapılanlar darbelerden, krizlerden, terör örgütlerinden, siyaset mühendisliklerinden medet umar hale gelmişlerdir. Hatta bu çevreler işi İstanbul’un fethi olan 1453’ün rövanşına kadar götürmüşlerdir. Duvarlara ne yazdılar? Duvarlara ne yazdılar? Zulüm 1453’te başladı dediler. Bunu yazanlar CHP zihniyeti. Şimdi bu CHP zihniyeti Pazar günü bizden oy isteyecek. CHP zihniyetine sesleniyoruz; zulüm 1453’te başlamadı, gönüllerin fethi 1453’te başladı. Ve İstanbul, evet zulmün estiği Konstantinapol’den kurtularak kime geldi? Bize geldi.

Ve değerli kardeşlerim; bakınız, 31 Mart’ta seçimin neticesine en çok sevinenlerin arasında kimler vardı? Yunanlılar vardı. Yunan gazetelerinde atılan başlıkları hatırlıyorsunuz değil mi? Şimdi bu Pazar günü bunu tersine çevirmeye var mıyız? Öyleyse durmak yok… Çok gayret edeceğiz, çok çalışacağız, inşallah bu işi tersine çevireceğiz.

Şimdi bir başka konuya geliyorum; evet Rahmetli Muhammed Mursi’nin darbeyle devrilmesinin ardından söylenen sözleri ve şehadeti sonrası verilen kimi mesajları hatırlayınız. Bilhassa muhalefete yakın bazı sosyal medya hesapları üzerinden sergilenen çirkeflikleri gördüğünüzde insanlık adına utanıyorsunuz. Çünkü bu CHP zihniyeti, onun benzerleri benimle ilgi de ne diyorlardı Mursi içeri atıldığı zaman? Erdoğan’ın akıbeti de onun gibi olacak diyorlardı.

Değerli Kardeşlerim,

İşte Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz Mesele bu kadar önemli. Erdoğan’ın akıbetini Mursi’nin akıbetine benzetenler Sisi zihniyetidir; işte onun için çok çalışmamız lazım. Biz bunlardan korkmuyoruz, biz kefenimizi giyerek zaten bu yola çıktık, böyle de yürüyeceğiz. Onun için kefenimizi giyerek bu yola çıkanlara korku asla yakışmaz.

Şimdi ben tabii buradan hanım kardeşlerime özellikle ricada bulunacağım, biz birbirimizi Allah için seviyoruz, birbirimizi kırmayacağız, birbirimize asla kem gözle bakmayacağız değil mi? Aman buna dikkat edelim, çünkü biz birbirimizi Allah için seveceğiz, makam mevki için değil, para pul için değil sadece Allah için ve bu yolda da böyle yürüyeceğiz.

Kardeşlerim,

Muhammed Mursi, evet, mahkeme salonunda 20 dakika yerde maalesef çırpınıyor, orada yetkililer Mursi’ye müdahale etmiyorlar. İşte ben de diyorum ki, Mursi eceliyle değil, öldürülmüştür. Bunun için de demokraside Mısır’ın ilk demokratik yolla, yüzde 52 oy oranıyla Cumhurbaşkanı olan Mursi’nin naaşından bile korktular, ailesine Sayın Mursi’yi vermediler, Hanımı maalesef Mursi’yi alanlar arasında yoktu.

Ve vasiyeti vardı Mursi’nin benim naaşımı köyüme defnedin diye ve köyüne defnetmediler, devlet kendi belirlediği yere Mursi’yi defnetti, çünkü korkuyorlardı. Kardeşlerim; korkaklar zafer anıtı dikemezler, bunu böyle biliniz.

Tabii biz Türkiye olarak bununla ilgili süreci takip edeceğiz, uluslararası mahkemelerde Mısır’ın yargılanması için gereken ne varsa bunları yapacağız. Bunun yanında aynı şekilde İslam İşbirliği Teşkilatı’nı göreve davet ediyoruz, İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da gerekeni yapması şarttır; yok şuymuş, yok buymuş, hayır. Önümüzde G-20 var, Osaka’daki G-20 toplantısında gündeme getireceğimiz konulardan bir tanesi bu olacaktır. Zira bizler hakkın ve haklının yanında olacağız, zalimlerin yanında olamayız, onların da karşısında olacağız. İnşallah, G-20 Zirvesi bu noktada önem arz ediyor.

Bunların, tüm Batıya sesleniyorum, demokratlıkla değil vicdanla da bir ilgilerinin olmadığını müşahede ediyoruz. İşte bunun için ülkemizi ve İstanbul’u ağızlarından demokrasiyi düşürmeyen halk düşmanı bu faşist zihniyete Pazar günü teslim etmeyeceğiz.

Kardeşlerim,

Onun için durmayacağız, çok koşacağız, çok gayret edeceğiz. Ve biliniz ki, bu topraklarda Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Boşnak, Arnavut, ister doğulu-ister batılı, ister kuzeyli-ister güneyli kimseyi ayırt etmeyen tek zihniyet vardır, o da AK Parti zihniyetidir. Çünkü biz sizleri yaratılanı severiz Yaratan’dan ötürü anlayışıyla seviyoruz, aranızda ayrım yapamayız.

Değerli Kardeşlerim,

Bunun için milli iradeye sıkı sıkıya sarılacağız, sandığa gitmeyenleri tutacaksınız sandığa götüreceksiniz, bunu yakın takibe alacağız. Sandığı aşağılayanlara hak ettikleri dersi inşallah bir kez daha vereceğiz, bunun için meydanı milli irade hırsızlarına bırakmayacağız.

Şimdi Sayın Binali Yıldırım’ın rakibi diyor ki, çaldılar diyor. Evet, çaldılar, bu ifade hukuki bir ifade değildir, bu ifade siyasi bir ifadedir. Çünkü özellikle sandıklarda memurların yerine bir yerlerden taşımalı kişilerin getirilip görevlendirilmesi, hatta hatta tutanaklara imzaların peşin alınması manidardır. İmza ne zaman alınır? İmza sayımdan sonra alınır. Ama burada birçok yerde imzaların peşin alındığını, ondan sonra da istedikleri gibi bunu doldurduklarını görüyoruz. Bunun yanında sayımın yüzde 10’unun yapılması; niye tamamını yapmadınız? Tamamını yapsaydınız zaten bu Pazar günü seçim olmazdı. İşlerine gelmedi.

Şimdi ben sizlerden öyle bir ses vermenizi istiyorum ki dalga dalga İstanbul’un tüm ilçelerine, oradan bölgemize ve tüm dünyamıza yayılsın, hazır mıyız?

İstanbul, 23 Haziran’da milli iradeye, demokrasiye, sandığa sahip çıkıyor muyuz?

İstanbul,  23 Haziran’da şehrimizin ve evlatlarımızın geleceğine sahip çıkıyor muyuz?

İstanbul, 23 Haziran’da Türkiye’ye ve Türk milletine düşman çevrelerin heveslerini kursaklarında bırakıyor muyuz?

İstanbul, 23 Haziran’da Büyükşehir Belediyesinin yönetimini tecrübeye, bilgiye ve samimiyete teslim ediyor muyuz?

İstanbul, 23 Haziran’da Binali Yıldırım diyor muyuz? Maşallah, inşallah bu iş bitmiştir, hazır mıyız buna?

Kardeşlerim,

31 Mart seçimlerinin galibi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde Cumhur İttifakı’dır. Bu ittifakı oluşturan AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’dir. AK Parti olarak bu seçimlerden Türkiye genelinde toplamda il genel meclisinde yaklaşık yüzde 60’lık, büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 52’lik, il belediye başkanlıklarında yüzde 55 oy oranıyla zaferle çıktık. Bu sonuçlar milletimizin verdiğimiz mücadelede yanımızda olduğunu gösteriyor.

İstanbul’un, burası bakın çok önemli, 39 ilçesinin 34’ünü Cumhur İttifakı olarak biz aldık öyle mi? Bakın, 39 ilçenin 25’ini biz aldık, bu 25’in içinde bir tanesi Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve 24 tanesi AK Parti’nin. 312 Belediye Meclisi Üyesi’nin de 180’ini yine Cumhur İttifakı. Bu şehirde de tartışmasız ne demektir, galip geldik demektir. Peki, öyleyse 23 Haziran’da niçin tekrar sandığa gidiyoruz? Çünkü Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleriyle ilgili birleştirme tutanaklarında AK Parti aleyhine kasıtlı oynamalar, yanlışlar tespit ettik. Üstelik bu kasıtlı yanlışların toplamı 30 bin gibi seçim sonucunu değiştirecek boyutta bir rakama ulaşıyor. Biliyorsunuz, iki aday arasındaki fark 29 binden başladı, bizim itirazlarımızla ve oyların ancak yüzde 10’unu yeniden saydırabilmemizle 13 binli rakamlara kadar düştü. İşte bunun adı nedir? Oylar çalındı. Dikkat edin, sadece yüzde 10 oranında bir yeniden sayımla 16 bin oy gasp edilmekten ancak kurtarıldı. Bu durum gösteriyor ki, AK Parti’nin oyları çalınmıştır, AK Partiye verilen oylar sandık başında iç edilmiştir. Bu siyasi bir ifadedir, hukuki olanını zaten söyledim.

Birileri ısrarla diyor ki, öyleyse hırsız kim? Onlara şunu söylemek lazım: Soruyu soran, soruyu soran. Bu siyasi bir ifadedir. Zaten iyi biliyorlar bu işi. Niye? Memur yerine bankalardaki işçileri yerleştirenler bu işin sorumlusu değil de kim? AK Parti’nin oylarını başka partiye yazan veya buharlaştıran, bu tezgâhı kuran ve göz yuman kimse hırsız odur. Hırsız, gece seçim kuruluna baskın yaparak oyların yeniden sayılmasına engel olanlardır. İlla ismiyle mi söylemek lazım? Zaten hırsız kendini bildiği için sürekli ne yapıyor, çırpınıp duruyor.

Bunun yanında, bazı seçim kurullarının hukuka aykırı oluşturulduğunu tespit ettik. Hukuka aykırı seçim kurullarındaki oy toplamı da 212 bin. Bu durumda, aklın, ahlakın, vicdanın ve elbette hukukun gereği seçimlerin yenilenmesidir. Üstelik seçim yenilenmesi kararı sadece İstanbul için verilmiş değil, 31 Mart’ta başka pek çok ilçe ve beldede seçim yenilenmesi kararı verilmiştir. Pazar günü sandık başına gidiyor olmamızın sebebi işte bu kadar basittir.

Değerli Kardeşlerim,

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tekrarlama seçimi öncesinde ortada garip bir tablo olduğunu sizler de fark ettiniz. Karşınızda İstanbul’un 94-99 arasında Belediye Başkanlığını yapmış bir kardeşiniz olarak konuşuyorum ve sizin hizmetkarınız olarak konuşuyorum, efendiniz olarak değil. Ama bakın, Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler, MHP’siyle, AK Partisiyle genel başkanından adayına, milletvekillerinden teşkilatlarına kadar tüm varlıklarıyla sahadalar. Buna karşılık, diğer partinin Genel Başkanı ortada yok, yöneticileri ortada yok, İl Başkanı ortada yok. Medya şovlarını bir kenara bırakırsanız, adayı da ortada yok. CHP adayına destek ya Kandil’den geliyor, ya Kandil’in güdümündeki partinin cezaevindeki eski Genel Başkanı’ndan Selo’dan, ya da yurt dışından geliyor.

Selo ne diyor? Oylar CHP’nin adayına diyor. Kandil ne diyor? Oylar CHP’nin adayına diyor. Şu hale bakın, ne duruma geldik ya. Terör örgütüyle beraber hareket edenlere CHP’ye oy veren kardeşlerim oylarını verecek mi? İyi Parti’ye oy veren kardeşlerim bu terör örgütünün desteklediği partiye, adaya oylarını verecek mi?  Saadet Partisi’ni destekleyen kardeşlerim gidip de oylarını acaba bu terör örgütüyle el ele olanlara verecek mi? Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz, sokulmamalıdır.

Şimdi biz hani İstanbul’a belediye başkanı seçiyorduk, terör örgütlerinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimiyle ne işi olur? Yurt dışındaki onca mahfil İstanbul’u kimin yöneteceğiyle niçin bu kadar yakından ilgileniyor? Biz Londra’ya, Berlin’e, Paris’e, Viyana’ya, Amsterdam’a, Brüksel’e kimin belediye başkanı seçildiğiyle uğraşıyor muyuz? Demek dert başka. CHP Genel Başkanı’nın, İl Başkanı’nın, diğer yöneticilerinin ortada olmamasının sebebi de gerçek yüzlerini göstererek zar-zor oluşturulan imajı zedeleyecek işler yapmalarını engellemektir. Bunların her şeyleri gibi siyasetleri de sahte. Halbuki biz işte şahsımızla, adayımızla, projelerimizle her şeyimizle, ortadayız.

Eğer konu hizmetse, Allah’ın izniyle bizim adayımız Binali Yıldırım’ın üzerine biz kimseyi tanımayız. Eğer konu projeyse, Türkiye’nin en iyi proje adamını biz İstanbul’a aday yaptık. Eğer konu iş yapmaksa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni, arkasında Cumhurbaşkanının ve tüm bakanlıkların desteği olan bir isimden daha iyi kim yönetebilir? Eğer konu vizyonsa, iki adayı mukayese etmek Binali Beye çok büyük haksızlık olur.

Televizyonda iki adayın katılımıyla yapılan program öncesi ve sonrası yaşanan hadiseleri sizlerde takip ettiniz değil mi? Gazetelerden okudunuz. İstanbul’da Marmara Etap Oteli’nde moderatörle CHP’nin adayı biraraya geliyor, orada soruları konuşuyorlar, hangi soruları soracak, nasıl cevaplar verecek. Ya böyle bir şey oldu mu? Böyle bir şey olabilir mi ya? Bu ne densizliktir, bu ne ahlaksızlıktır. Moderatörlük yapacaksın, bir televizyon programına çıkacaksınız ve bu televizyon programından önce soruları kalkıyorsun CHP’nin adayına veriyorsun. Eğer adilsen, dürüstsen yapman gereken, ha o zaman kalkarsın her iki adayı da davet edersin ve her ikisinin de danışmanlarını davet edersin, onlarla bunu konuşursun. Geçmişte ben de Sayın Baykal’la böyle bir televizyon programına çıkmıştım, ama biz böyle bir şeyle karşı karşıya kalmadık.

CHP adayı bu program boyunca Sayıştay raporlarından belediye hizmetlerine kadar ardı ardına o kadar çok yalan söylemiştir ki, Binali Bey hangi birini düzelteceğini şaşırdı.

Sayıştay açıklamasını yaptı mı? Böyle bir şey yok dedi, böyle bir şey olamaz dedi. CHP adayı televizyon programından önce soruların Binali Beye verildiğini de iddia etmişti hatırlayın, çünkü bu adamda yalan çok. Kimin yanından geldi o? Bay Kemal’in yanından geldi. Bay Kemal’de yalan ne kadar çoksa, şimdi bu da kendi Genel Başkanıyla yarışıyor. Tabii Binali Bey böyle bir şeyin olmadığını kesin bir dille yalanlamıştı. Sonra ortaya çıktı ki, programdan önce moderatör ile CHP adayı bir otel binasında 45 dakika baş başa görüşmüşler. Gerçi CHP adayı bu görüşmeyi 2-3 dakika olarak ifade etti, ama aynı odada 45 dakika kaldıkları görüntülerle ispatlandı. Peki, şimdi biz bu durum karşısında ne diyeceğiz? CHP adayının yaptım-yapmadım, söyledim- söylemedim, imzaladım-imzalamadım türü o kadar çok tutarsızlığı var ki, artık çetelesini tutamaz olduk. Fakat bu defa milletin gözünün içine baka baka alenen yalan söylendiği bir durumla karşı karşıyayız.

Daha aday sıfatı taşırken bunca alengirli işe bulaşan, bunca yalan söyleyen, bırakınız bizi, tüm İstanbul’u, tüm milleti kandırmaya çalışan, önüne gelene söven, hakaret eden CHP adayı, acaba yarın o koltuğa oturduğunda neler yapar? Allah İstanbul’u böyle bir felaketten korusun diyorum.

İşte Ordu Valimize bu adam ne dedi? “İt” dedi, hatırlıyorsunuz değil mi? Ondan sonra bir yalan, ne dedi? “Ben it demedim.” Ne dedin? “Basit dedim, basitleşme dedim” akıl hocaları var ya.  Ya bütün görsel medyaya bu çıktı, hepsinde “it” dediğin var. Medyaya çıktı, orada da var. Ve şu anda seçim sebebiyle Vali Bey henüz davasını açmadı, ama seçim sonrası Vali Bey de davayı açacak

Polislerimize hakaret etti, polislerimiz de davayı açacak. Çünkü burada polislerimize hakaret edenin de anlını karışlarız, ona da müsaade etmeyiz. Bununla ilgili dava da yapılacak.

Buradan CHP’ye, HDP’ye, İyi Parti’ye gönül veren vatandaşlarıma ve bu adayı destekleyen herkese sesleniyorum, belediye başkanlığı ve siyaset her şeyden önce ahlak gerektirir, doğruluk gerektirir, tutarlılık gerektirir, saygı gerektirir, sevgi gerektirir, bu kişide sözünü ettiğim vasıfların hiçbiri yoktur.

Kardeşlerim,

Söylediği yalanlar ve aklınca çevirdiği dolaplarla tüm İstanbullularla, tüm Türkiye’yle adeta dalga geçmektedir.

Bir kez daha tekrarlıyorum, şayet mesele İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkanı seçmekse, milletimizin iradesi ne yönde olursa olsun başımızın üzerindedir. Ama amaç, Pazar günkü seçim üzerinden İstanbul’u teslim almak, Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaksa işte bunu başaramayacaklar, her şeyden önce İstanbullular buna izin vermeyecektir.

Kardeşlerim,

Şimdi marifet iltifata tabidir, sadece ben şunları söylüyorum: Benim Belediye Başkanlığımda, tabii bunu 20 yaş, 30 yaş grubu bilmez, gençlere bunları anlatın, İstanbul çöp dağlarıyla taşmış mıydı? Hava kirliliği İstanbul’da var mıydı? Ve ben göreve geldiğimde İstanbul’da 50 bin eve doğal gaz verilmişti ve görevde olduğum süre içinde 4,5 senede 1 milyon 250 bin eve doğal gaz getirdim ve böylece hava kirliliğini hallettik.

Haliç kokudan geçiliyor muydu? Geçilmiyordu, Haliçi’i biz temizledik. Ve Üsküdar’dan şu anda Çekmeköy’e kadar raylı sistem geldi mi? Geldi. Ve şimdi bunlar da biliyorsunuz öyle vatman da yok, uzaktan kumandayla oraya kadar geldi, inşallah devam ediyor. Çünkü istiyoruz ki Çekmeköy’e de gelsin, Sultanbeyli’ye de gelsin. Zaten Başkan söylüyor, Sancaktepe’ye de gelsin. İnşallah bunlar da olacak. Bunları da yaparsa, AK Parti yapar. Bunların dikili ağacı yok ya, bunlar yapamaz.

Değerli Kardeşlerim,

Bunun yanında çok daha önemli bir şey var o da şu: Bakınız bu ara bir şey uydurdular diyorlar ki, “Suriyelilere biz maaş veriyormuşuz” Kardeşlerim, Suriyelilere bizim maaş filan verdiğimiz yok, bunların hepsi tepeden aşağı yalandır. Biz, sadece benim fakir vatandaşıma maaş veriyoruz. Belki de burada içimizde şu anda fakir-fukara, garip-gureba kaymakamlıklardan maaş alan yüzlerce, binlerce insan var. Evde engellilere, hastalara, bakım yapanlara biz maaş veriyoruz öyle mi? Bunları biliyorsunuz zaten. Suriyelilere özellikle kamplarda yaşayanlara bizler gıda, ilaç, eğitim, hastane bu tür destekler veriyoruz, bunların dediği şekilde değil, ama CHP hep yalan üzerinedir. Yalan üzerine olduğu için nasıl iftira edelim ki buradan rant elde edelim, edemeyeceksiniz.

Bir diğer olay, biz şunu da açık söylüyorum: Ensarız ensar. Onlar bombalardan kaçtılar, onlar varil bombalarından kaçtılar, misket bombalarından kaçtılar, bize sığındılar, biz de onları koruma altına aldık. Biz Müslümanız be, İslam’dan nasibini almamış olanlara söyleyecek sözümüz yok bizim. Bay Kemal, “Ben Suriye’ye gönderirim”, öbürü “Ben diyor Suriye’ye gönderirim” Biz orada işi hallettikçe gönderiyoruz zaten şu ana kadar 330 bin Suriyeliyi biz ne yaptık? Cerablus’a gönderdik. Durum sakinleştiği yerlere gönderiyoruz ve göndereceğiz.

Şimdi sizlerden tekrar güçlü bir söz istiyorum. Ey İstanbul, 23 Haziran’ı Türkiye’ye ve Türk milletine karşı yürüttükleri mücadelenin aracı haline getirmek isteyenleri sandığa gömmeye hazır mısın?

Ey İstanbul, bu şehrin belediye başkanlığı seçimini 1453’ün rövanşı haline getirmek için yanıp tutuşanlara sandıktan şöyle sağlamından bir Osmanlı tokadı atmaya hazır mısın?

Ey İstanbul, dünyada ve bölgemizde bunca hayatı ve bunca hayati sorun yaşanırken Türkiye’yi kendi içine kapatmak isteyenlere cevabını sandıkta vermeye hazır mısın?

Ey İstanbul, Pazar günü sonuç ne olursa olsun, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için var gücünle çalışmaya hazır mısın?

Şöyle gür bir sesle, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız, bunu demeye hazır mıyız?

Kapı-kapı dolaşmaya hazır mıyız? Rabbim hepinizden razı olsun.

Değerli kardeşlerim,

Bizim İstanbul sevdamız yeni değil. Burası gözümüzü açtığımız, büyüdüğümüz, eğitim gördüğümüz, hayata atıldığımız, siyasete girdiğimiz, milletimizin teveccühüne ilk mazhar olduğumuz yerdir. Bulunduğumuz tüm görevlerde bu şehri İstanbul’a ibadet şevkiyle hizmet ettik. Yolları çamur ve çukurdan geçilmeyen, sokaklarını çöplerin istila ettiği, havası kirli, suyu akmayan, ulaşımı sıkıntılı bir şehri aldık, dünyanın en önemli metropollerinden biri haline getirdik.

Su medeniyettir, diyerek ta Melen’den buralara suyu getirdik. Aynı şekilde Istranca Dağları’ndan Terkos suyu getirdik. Boğaz’ın altından Marmaray’ımız var mı? Bindiniz mi? Avrasya’mız var mı? Kullandınız mı? Bakın 29 Ekim 2013’ten bu yana Marmaray’dan kaç kişi geçti biliyor musunuz? 350 milyon kişi geçti. Bunu biz yaptık. Yavuz Sultan Selim köprüsü burada mı? Yaparsa AK Parti yapar, o kadar.

Bugün 15 milyonu aşkın nüfusuna rağmen şehrin hiçbir yerinde su sıkıntısı yok. Bataklığa dönüşen Haliç tertemiz. Kurduğumuz ileri teknolojiye sahip tesislerle İstanbul’un tamamının atık sularını arıtıyor, ondan sonra denize veriyoruz. Doğalgazı az önce söyledim sizlere, 6,5 milyon eve doğalgaz gidiyor. Yaparsa, AK Parti yapar. Ve yenileyip geliştirdiğimiz otobüs filolarıyla İstanbul’umuzdaki ulaşıma hareket getirdik. İşte şimdi Sancaktepe’ye girerken bütün dal-çık’lar, bunların hiçbiri yoktu. Ama şimdi hamdolsun bunlar var. İstanbul’un havalimanı dünyada şu anda bir numara. Berlin’de 17 yıldır havalimanı yapamadılar, ama biz yaptık. İnşallah 2024 yılına kadar İstanbul’daki ulaşımın en az yarısını raylı sistemle yapılır hale getirerek trafiği büyük ölçüde rahatlatacağız. İnşallah bunlarla kalmadık. Eskiden bir avuç elitin emrindeki koruları, köşkleri, yeşil alanları tesisleri tüm İstanbul’un hizmetine sunduk.

Şimdi millet bahçeleriyle buraları daha da zenginleştireceğiz. Şehrin 20 farklı noktasında kuracağımız yeşil koridorlarla, kıyı şeridinde oluşturacağımız yeşil alanlarla İstanbul’u daha keyifle yaşanır bir şehir haline getireceğiz. Biz laf üstüne laf değil, hizmet üstüne hizmet koyarak bugünlere geldik. Ne söylüyorsak, onu yaptık.

Ne diyor CHP’nin adayı, gençlere biz burs vereceğim diyor. Neyi vereceksin ya, neyi vereceksin? Ben Belediye Başkanı iken burs veriyordum, CHP Anayasa Mahkemesi’ne gitti ve bizim o bursu yasaklattırdı, kaldırdı; bunları bilmeniz lazım. Başbakan olunca bu defa ben de kalktım kredi ve burs isteyene dedik ve bütün Üniversite gençliğine bunun önünü açtık. O zaman 45 lira burs alıyorlardı devletten, bunu o günden bugüne şimdi 450-500 liraya çıkardık. Ve lisansüstü 750 lira, doktora şu anda 1500 lira; buraya getirdik, hiç kimseye olumsuz cevap yok. İster burs, ister kredi alma şansına sahip, bunu biz veriyoruz.

Diyor ki; ben otobüsleri bedava yaptım; ya git ya, bunu biz zaten yapmıştık. Emeklilere zaten Belediye Başkanlığı dönemimde gündüz akşam mesai saatime kadar tüm emeklilere ücretsiz yapmıştık, benim Belediye Başkanlığım döneminde.

Ayrıca, bayramlarda biliyorsunuz şehirlerarası köprüler, otoban ücretsiz değil mi? Ücretsizdir. Şimdi bu diyor ki, ben milli bayramları da buna ilave ettim; iyi ki yaptın ya. Ya biz bunları yaptık, aştık, bitirdik. Daha da neler yapacağız inşallah.

Kardeşlerim,

Bazıları gibi seçim döneminde attık-tuttuk sonra da yapamadık diyerek, işin içinden sıyrılmaya çalışmadık. Suyu getiren biziz, şimdi bu kalkmış suyla hava atıyor.

Binali Yıldırım kardeşimizin İstanbul için verdiği her sözün arkasındayız. İnşallah bir defa Hükümet olarak, Cumhurbaşkanı olarak bizler gerekli olan desteği Binali Yıldırım kardeşimize vereceğiz. Ve tüm il-ilçe belediyelerimizle el-ele vererek inşallah çok daha güçlü hale geleceğiz. Büyükşehir Belediye Meclisinde zaten AK Parti var, komisyonların tamamında AK Parti var, Başkanvekillikleri AK Parti’de. Bütün bunlarla beraber atılacak her adımda İstanbul Büyükşehir Belediyesinde inşallah AK Parti’nin imzası var.

Hazır mıyız? Öyleyse durmak yok… Yola devam diyoruz. 2023 hedeflerimize doğru yürüyoruz. Bu şehir Türkiye’nin lokomotifidir. İstanbul yürüyecek, İstanbul hızlanacak, İstanbul kazanacak, İstanbul üretimiyle, istihdamıyla, ticaretiyle, finansıyla, tasarımıyla, teknolojisiyle büyüyecek ki Türkiye’de ona göre mesafe kat etsin.

İşte bu anlayışla İstanbul’la birlikte tüm Türkiye’nin geleceği için mücadele ediyoruz. Sizlerden 23 Haziran’da sandık başına gittiğinizde sadece evinizi, sokağınızı, mahallenizi, ilçenizi, şehrinizi değil ülkenizin tamamını düşünerek oyunuzu kullanmanızı rica ediyorum. Binali Yıldırım kardeşimle daha ileri diyorum. Bu şehrin 25 ilçesinin yönetimini nasıl Cumhur İttifakı’na vermişseniz, Büyükşehir Belediye Başkanlığını da aynı şekilde Binali Yıldırım kardeşimin tecrübeli ve üretken ellerine teslim etmenizi istiyorum. Bu yalancılara-dolancılara İstanbul’u teslim edemeyiz. Emin olun emanetiniz güvende olacaktır. Bizim meşrebimizde emanete sahip çıkmak, hele hele milletin emanetine sahip çıkmak hem en büyük sorumluluktur, hem en büyük şereftir.

Buradan özellikle hanım kardeşlerime seslenmek istiyorum; sadece sizlerin oy vermesi yetmez, evdeki herkesin de Pazar günü sandığa gitmesini ve oyunu doğru şekilde kullanmasını da sağlamalısınız.

Gençlerimize de büyük görev düşüyor; Pazar günü hem çevrenizdekileri sandığa götürmekle, hem de sandığa sahip çıkmakla mükellefsiniz.

Rabbime, bana sizler gibi yol arkadaşları, dava arkadaşları, hemşehriler verdiği için ne kadar şükretsem azdır. İnşallah Pazar günü verilen emeklerin, yapılan duaların karşılığını Binali Yıldırım kardeşimizi Büyükşehir Belediye Başkanı yaparak alacağız.

Şimdiden her birinize gayretleriniz için teşekkür ediyorum. Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.

Kalın sağlıcakla diyorum.