Sultangazi Toplu Açılış Töreninde Yaptıkları Konuşma

18.06.2019

Sultangazi’nin tüm mahallelerindeki, semtlerindeki, sokaklarındaki, hanelerindeki kardeşlerime sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum.

Sizlerle en son 30 Mart’ta seçimin hemen bir gün öncesinde coşkulu bir mitingle biraraya gelmiştik. Sultangazi, 31 Mart seçimlerinde de yüzde 59’luk bir oy oranıyla İlçe Belediye Başkanlığı görevine Abdurrahman Dursun kardeşimizi layık görerek, bizi yalnız bırakmadığınızı ortaya koymuştur. Desteğiniz, sevginiz, ahdevefanız, kadirşinaslığınız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bugün burada toplu açılış törenini gerçekleştireceğimiz toplam yatırım bedeli 1 milyar 188 milyon lirayı bulan 24 ayrı eser ve hizmetin İstanbul’umuza, Sultangazi’mize hayırlı olmasını diliyorum.

Bunlardan biri de, şu anda işte görüyorsunuz yanı başımızda bulunan ve 501 milyon liraya, eski rakamla 501 trilyon lira yatırım bedeli olan Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesidir. Bu hastane; 600 klinik yatağı, 120 yoğun bakım yatağı, 67 acil servis yatağı, 144 polikliniği, acil servisleri, ameliyathaneleri ve diğer birimleriyle gerçekten modern bir hastanedir.

Birileri konuşur biz yaparız; farkımız bu. Çıkmış bir tanesi diyor ki, çok enteresan; 24 yılda ne yaptınız diyor. Kardeşlerim; bakınız sadece şu eser bu işin en güzel ifadesidir. Ya 24 yıl önce şu andaki Sultangazi var mıydı? Bu Sultangazi ne haldeydi? Ama biz geldik Sultangazi’yi tüm altyapısıyla, hastaneleriyle, okullarıyla, ulaşımıyla, doğalgazıyla, her şeyiyle tepeden tırnağa modern bir ilçe haline getirdik. Zaten biz geldiğimizde burası ilçe değildi, sonradan ne yaptık? Burayı da ilçe haline getirdik.

Büyükşehir Belediyemizin kentsel dönüşüm konutları, kapalı yüzme havuzu ve spor tesisleri, öğrenci yurdu, mahalle hizmet tesisleri, millet bahçesi, Metris Köprülü Kavşağı ve yan yolu, Habipler İtfaiye Binası gibi ilçemize kazandırdığımız pek çok eserin açılışını bugün burada yapıyoruz. Ne yaptınız diyenlere cevap. Bu sadece Sultangazi ha, İstanbul’u konuşmuyorum, Sultangazi’yi konuşuyorum.

Kardeşlerim,

Sultangazi Belediyemizin tamamladığı Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Hanımlar Merkezi’nin resmi açılışını da buradan gerçekleştiriyoruz. Bakanlıklarımız tarafından yapılan gençlik merkezi, gençlik ve sanat merkezi, polis merkezi ile dokuz ayrı okulu da resmen bugün açıyoruz.

Şimdi hanım kardeşim şöyle bir ufak pankart açmış, diyor ki; “Tayyip Dede, biz seninle azmi, çalışmayı, dürüstlüğü, hayal kurup, başarmayı öğrendik.” Sağ olun. Sizler bizimle oldukça daha çok biz böyle onurlu yol yürüyeceğiz.   

Tüm bu eserlerin şehrimize, ilçemize kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Zaten şu anda bu katılım haftanın bugününde bir şeyi gösteriyor, nedir o? Biz aşkınan yorulduk; haşa. Aşkınan yürüyen yorulmaz dedik ve yorulmadık. İnşallah önümüzdeki dönemde İstanbul’un tamamında ve ilçemizde çok daha büyük hizmetlere, yatırımlara hep birlikte imza atacağız.

Değerli Kardeşlerim;

Öncelikle bugün burada tabii bir konuyu daha sizinle paylaşacağım, o da şu: Esaretten şehadete yürüyen, Mısır halkının seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi kardeşimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Ve ne yazık ki aynı tarihte içeri alındı ve aynı tarihte maalesef 6 yıl sonra cezaevinde mahkeme salonunda şehadete yürüdü.

Mısır halkına ve İslam dünyasına başsağlığı dileklerimi ifade ediyorum. Demokratik bir seçimle iş başına gelen merhum Mursi’nin darbeyle indirilmesini, hapiste tek oda hücrede eziyet çektirilmesini ve nihayet hayatını kaybetmesini seyreden Batı dünyasını ve tüm insanlığı esefle kınıyorum.

Darbeyle devrildiğinde bize Mursi’nin sonunu hatırlatanların bugün aynı çirkinliği sergiliyor olmaları, önümüzdeki kirli zihniyetin hala varlığını sürdürdüğünü işaret ediyor. Bize Mursi’yi hatırlatanlarla biz şu anda yarışıyoruz. Evet evet, şu anda unutmayın Pazar günü yapılacak seçimde bir tarafta bize Mursi’yi hatırlatanlar var, diğer tarafta adaletle bu yolda yürüyecek olanlar var. Onun için şu beş gün, bugün dâhil beş gün çok önemli, durmak yok yola devam, çok koşacağız, çok çalışacağız ve Pazar akşamı inşallah zaferle müşerref olacağız.

Ve ben şunu söylüyorum: Zalimler için yaşasın cehennem. Bugün biliyorsunuz ikindi namazı sonrası Fatih Camiinde gıyabi bir cenaze namazı Merhum Şehidimiz Mursi için kılınacaktır ve bizler de oraya yetişeceğiz. Türkiye’nin genelinde Diyanet İşleri Başkanlığımızın duyurusuyla, çağrısıyla bu yapılacaktır.

Türkiye’yi ve Türk milletini 15 Temmuz’a ve bunca yıldır yaşadığımız hadiselere rağmen hala tanıyamamış olanlara, demokrasinin, milli iradenin, sandığın gücünü bir kez daha göstereceğimize inanıyorum. Pazar gününe kadar kararlı mıyız? Sandıklarda milli iradenin tecellisine hazır mıyız? Öyleyse durmak yok… Ve Cumhur İttifakı olarak Milliyetçi Hareket Partisi ve AK Parti olarak el ele inşallah bu işi başaracağız.

Ve Hakk’a, halkına hizmet yolunda hayata, evet, bakınız, ya ölüyor ve onun şu anda ölümü vesilesiyle onun o merhum halinden bile korkuyorlar, hanımına defni göstermiyorlar, iki oğluyla beraber bu sabah beşte defnediyorlar. Niye korkuyorsunuz? İşte siz bu tür şehitlerin, evet, kendisinden korkarsınız. Korkarlar için de yaşasın cehennem.

Ve bunu başaramayacaklar, ülkemiz için de bunu başaramayacaklar. Nasıl 15 Temmuz’da başaramadıysalar, bundan sonra da başaramayacaklar.

Kardeşlerim,

İşte şu anda 15 Temmuz’la alakalı Binali kardeşimin rakibinin o zaman attığı tweetler var, o tweetlerde de nerede olduğu belli. Nerede? FETÖ’yle beraber. Ama bunlarda biliyorsunuz yalan çok. Ne diyorlar? Benim onlarla alakam yok. Ya hepsi kayıtlarda var.

İşte Ordu’da Ordu Valimize “it” diyor, ondan sonra “it demedim” diyor, “basit dedim” diyor, “basitleşme dedim” diyor. Kayıtlarda hepsi var. Dürüst ol dürüst, siyasete dürüstlük yakışır, başındaki adam gibi yalan değil. Al birini vur öbürüne. Onun için, biz İstanbul’umuzu bu yalancılara teslim edemeyiz. Öyleyse kapı-kapı dolaşacağız, telefonlarımız susmayacak, tamam, buna hazır mıyız?

Kardeşlerim,

31 Mart seçimlerinin Türkiye’deki galibi, İstanbul’daki galibi hiç şüpheniz olmasın Cumhur İttifakı’dır, AK Partidir. Milletimiz bu seçimlerde Türkiye genelinde il genel meclisinde yaklaşık ne kadar oy aldık biliyor musunuz? Yüzde 60. Büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 52’lik, il belediye başkanlıklarında yüzde 55’lik bir oranla milletimiz bizim yanımızda yer almıştır, Cumhur İttifakı’nın yanında yer almıştır.

İstanbul’un 39 ilçesinin 25’i bizim yanımızda yer almıştır, bir tanesi MHP’li kardeşimiz, 24’ü de AK Partili kardeşlerimiz, 14 tanesi de malum Millet İttifakı’na kalmıştır. 312 Belediye Meclis üyesi var İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, bu 312’nin 180’i Cumhur İttifakı tarafından kazanılmıştır. Peki, Millet İttifakı’na ne kalmıştır? Gerisi de onlara kaldı. Değerli kardeşlerim, açık ara öndeyiz. Başkanvekillerinin tamamı AK Partili, tablo bu. Öyleyse İstanbul’u yönetimde her şeyden önce bütün komisyonlar şu anda Cumhur İttifakı’nda olduğuna göre, burada hizmetin en ideal şekilde verilmesi de ancak böyle olur, başka türlü olmaz.

Şimdi burada bir belirsizlik vardı, işte o belirsizliği çözmek için birleştirme tutanaklarındaki aleni yanlışlar. Şimdi diyorlar ki, Beyefendi rahatsız olmuş, hani “çaldılar” dendi ya. Bak ben buradan söyleyeyim, Binali Yıldırım kardeşimin rakibine söylüyorum, çaldılar ifadesi hukuki değildir, ama siyasidir. Biz siyasiler, ha birileri bir şeyi çaldıysa, ona çaldı deriz. Hukuki nedir? Usulsüzlüktür, tamam. Ama usulsüzlüğün yanında bunun da bir siyasi ifadesi vardır, o da nedir? O da yolsuzluktur. Yani burada hem yolsuzluk var, hem hırsızlık var, müsaade edin de bunu da söyleyelim, söylediğimiz bu.

AK Parti gücünü milli iradeden alan bir partidir. Bugüne kadar hep milletimizin iradesinin sandıkta en sağlıklı şekilde tezahür etmesi için mücadele ettik. 31 Mart’ta Büyükşehir seçimlerinde tespit ettiğimiz yolsuzlukların, hırsızlıkların ve hukuksuzlukların hesabını sormak bizim boynumuzun borcudur. Ne yaptık? Onun için Yüksek Seçim Kurulu’na gittik. “Ben mazbatamı aldım” diyor. Sen mazbatanı Yüksek Seçim Kurulu’ndan almadın, İl Seçim Kurulu’ndan aldın; daha bu işleri bilmiyorsun, öğreneceksin. Ne oldu? Müracaatımızı yaptık, müracaattan sonra Yüksek Seçim Kurulu ne yaptı? İl Seçim Kurulu’nun verdiği mazbatayı iptal etti ve senden onu aldı. Ha, bu ne demektir? Daha öğreneceğin çok şeyler var. Biz Nasrettin Hoca gibi damdan düştük damdan, bunların hepsini biliriz ve bunu bildiğimiz için de Yüksek Seçim Kurulu’na müracaatımızı yaptık ve Yüksek Seçim Kurulu da ne yaptı? Bu seçimin yenilenmesine karar verdi. Çünkü geçmişte bunun örnekleri çok ve iptal etti.

Seçimlerin yenilenmesi kararı siyasi değil, hukuki bir sürecin üründür. Büyükşehir’de yenileme kararı veren Yüksek Seçim Kurulu, benzer itirazların dile getirildiği iki ayrı ilçede buna gerek görmemiştir. Biz bağırıp çağırmadık, Yüksek Seçim Kurulu’na çete demedik. Ama Bay Kemal Yüksek Seçim Kurulu’na önce methiyeler düzerken, daha sonra Yüksek Seçim Kurulu’na “çete” dedi. Bizim edebimizde böyle bir şey yok, ama bunlarda maalesef bu var ve her şeyi söylediler.

Biz, itiraza konu sayılar seçimin yenilenmesini gerektirecek düzeye ulaşamamıştır, buna karşılık Büyükşehir’de birleştirme tutanaklarının hiç olmadığı veya imzasız şekilde düzenlendiği sandıklarda, 30 bin sandık kurulu üyesinin kanuna aykırı atandığı sandıklarda ise 212 binin üzerinde oy vardır. İki aday arasındaki farkın AK Parti’nin itirazlarıyla 29 binden 13 bine gerilemiş olması manidardır. Geçen akşam televizyon programında bunu da inkâr ediyor, böyle bir şey yok diyor. Niye? Ya yalan bunların genlerine işlemiş genlerine. Ne diyor? “Ben Ordu Valisine it demedim” diyor. Ne dedin? “Basitleşme dedim.” Ya bütün görsel medyada var, yazılı medyada var, dedin dedin, seçimden sonra da bunun hesabını vereceksin, dur bakalım bitmedi iş, vereceksin. Sadece o değil, benim polisime, polislerime de yanındaki avenesi onlara da “şerefsizler” dedi, onlar da kayıtlarda var; bunların hesabını vereceksiniz. Biz ne Valimize “it” dedirtiriz, ne de polisimize “şerefsizler” dedirtiriz. Utanmıyor musun ya? Yanında koruma olarak bu milletin polisini alıyorsun, ondan sonra da benim polisime “şerefsizler” diyorsun. Bunların hesabını soracağız. Herkes yerini de bilecek, haddini de bilecek.

Kardeşlerim,

Oyların sadece yüzde 10’unun sayılmasıyla ortaya çıkan bu durumu tüm sandıkları yeniden saydırarak neticeye ulaştırmak mümkündü, CHP yönetimi sandıkların tamamının sayımıyla ilgili talebimize itiraz ederek buna engel oldu, yapılmasını istemedi. Hâlbuki kabul etseydi, bu sandıklar yeniden açılıp sayılsaydı bugün bu noktaya gelmeyecekti. Çünkü biz bu konuda kendimize güveniyorduk, karşımızdakiler ise çıkacak sonucu bildikleri için olsa gerek işi hep yokuşa sürme yolunu seçtiler. Sonuçta konu seçimlerle ilgili en son karar mercii olan Yüksek Seçim Kurulu’na gitti, Yüksek Seçim Kurulu’nun tespit ettiği sorunlu rakamlar aradaki 13 binlik farktan büyük olduğu için hukukun, ahlakın ve vicdanın gereği olarak bu seçimin yenilenmesi kaçınılmaz hale geldi.

Sizlerden önümüzdeki Pazar günü yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçiminde adayımız Binali Yıldırım kardeşime çok güçlü bir destek bekliyorum.

Şimdi beyler, hanım kardeşlerim; öyle bir ses verin ki duymayan kulaklar, nasırlaşmış kalpler, kapanmış gözler, lal olmuş diller dahi uyansın. Hazır mısınız?

İstanbul, 23 Haziran’da milli iradeye, demokrasiye, sandığa sahip çıkıyor musun?  

İstanbul, 23 Haziran’da şehrimizin ve evlatlarınızın geleceğine sahip çıkıyor musun?

İstanbul, 23 Haziran’da Büyükşehir Belediyesinin yönetimini tecrübeye, bilgiye ve samimiyete teslim ediyor musun?

İstanbul, 23 Haziran’da Türkiye’ye ve Türk milletine düşman çevrelerin heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakıyor musun?

İstanbul, 23 Haziran’da Binali Yıldırım diyor musun?

Rabbim hepinizden razı olsun.

Değerli Kardeşlerim,

 İstanbul ve Türkiye bizi ve ekibimizi 1994 yılından beri tanır. Ama benim Binali kardeşimin rakibi bunları hiç bilmiyor. Bak, sadece şunu söyleyeyim: Şimdi İstanbul’da Marmaray diye bir şey var mıydı? Yaptık mı? Ne kadar yolcu geçti oradan biliyor musunuz? 350 milyon yolcu geçti. Düşün, Boğazın altından Marmaray. Biliyorsunuz 29 Ekim 2013’te açtık, o günden bugüne 350 milyon yolcu geçti. Kimsenin haberi yok. CHP’ye kalsa onu zaten bize yaptırmayacaktı. Allah’tan görünmüyor da işte denizin altından onu yaptık, bitirdik.

Avrasya Tüneli, onu da yaptık bitirdik mi? O da Boğazın altından geçiyor mu? Asya’yı Avrupa’ya bağladık mı? Ama bunlara kalsa asla buna da müsaade etmezlerdi.

Üçüncü köprüyü yaptık mı? Yavuz Sultan Selim Köprüsü. Bu CHP zihniyeti onu istemedi biliyor musunuz? Ama biz dedik ki; orayı da yapacağız, isteseniz de-istemeseniz de yapacağız ve yaptık. O da bitti mi?

Osman Gazi Köprüsü’nü yaptık mı? Ve İstanbul’u İzmir’e bağladık mı? Bu yılsonu İstanbul-İzmir arasının açılışını yapıyoruz. Ya bunları biz yaptık. Özellikle gençlere sesleniyorum; Sevgili Gençler, bakınız bu yatırımları yapan AK Parti iktidarıdır, bunları bilin.

Ve üçüncü havalimanı, dünyanın ilk üçü içerisinde, bittiğinde 1 numara olacak. Ve şu anda biz üçüncü havalimanıyla hamdolsun dünyaya şöyle güzel bir örnek olduk. 17 yılda Berlin havalimanı bitmedi, ama biz 5 yılda İstanbul Havalimanını bitirdik, farkımız bu. Birileri konuşur, AK Parti yapar. O kadar.  Ne dediysek… O kadar. 

Şimdi hatırlayın, 1994 yılında nasıl bir İstanbul devraldık, buradaki gençler bunu bilmez, çünkü o gün onlar yoktu. Ama şu anda 40 yaşında olanlar vesaire onlar bilirler, biliyorsunuz değil mi? Şu bilenler ellerini bir kaldırsın bakayım, bayağı var maşallah. Şehri nereden nereye getirdiğimizi sizler çok iyi biliyorsunuz.

Gençler,

Şimdi büyüklerinize hep bunları sorun. 2002 yılı Kasım ayında nasıl bir Türkiye’yi biz devraldık, ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi en yakın sizler bilirsiniz. Biz bugüne kadar İstanbul ve ülkemiz için çok şey yaptık, eksikler yine var, hatalar da oldu, ama bunları onlar yapamadı. İstanbul çöp dağlarıyla dolu muydu?

Kardeşlerim,

Ümraniye’de CHP’li Belediye Başkanı vardı, İstanbul’da CHP’li Belediye Başkanı vardı. Ümraniye çöplüğü patladı, 39 vatandaşımız orada öldü. Sorumlusu kim? CHP. Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li, İlçe Belediye Başkanı CHP’li. Ve biz geldik bu çöp dağlarını ortadan kaldırdık. Oraları spor tesisleriyle donattık.

Ve kardeşlerim; doğalgazı İstanbul’umuza getirdik. Göreve geldiğimde İstanbul’da ne kadar doğalgaz kullanılıyordu biliyor musunuz? 50 bin evde doğalgaz vardı. Ben görevi bıraktığımda 1 milyon 250 bin eve doğalgazı getirmiştim. Hamdolsun şimdi 6,5 milyona yakın İstanbul’da doğalgazın girdiği ev var. Yaparsa, AK Parti yapar. Eyvallah. Ve hava kirliliğini de böyle ortadan kaldırdık.

Şimdi diyor ki, ben suyu şöyle ucuzlatacağım. Hangi suyu ucuzlatacaksın ya? Bir defa biz susuz İstanbul’u aldık, susuz İstanbul. Istranca Dağları’ndan dağları delerek İstanbul’a suyu bu kardeşiniz getirdi. Melen’den aynı şekilde İstanbul’a suyu biz getirdik. Yetmedi, ne yaptık biliyor musunuz? Avrupa’da sıkıntı olursa Asya’da, Asya’da olursa Avrupa’dan, dedik ki, bir deplase edelim. Ne yaptık? Boğazın altından bir su tüneli inşa ettik. Bunu tabii kimse bilmez. Ve herhangi bir sıkıntıda artık rahatsızlık yok, hemen bir taraftan bir tarafa deplase etmek suretiyle bu işi çözüyoruz.

Kardeşlerim,

İşte görüyorsunuz, 4 temel taş üzerine Türkiye’yi yükselteceğiz dedik; eğitim dedik, sağlık dedik, adalet dedik, emniyet dedik, bunları yaptık mı? Yapıyor muyuz? İşte Sağlık Bakanım yanımda ve yoğun bir şekilde şehir hastaneleri, bu hastanelerimizi yaygınlaştırıyoruz. Ve benim vatandaşıma artık hastanelerin kapıları asla kapalı olmayacak. Bay Kemal SSK’nın Genel Müdürü olduğu zaman, hatırlayın o günleri, ölülerimiz hastanelerde rehine kalıyordu rehine. Şimdi böyle bir şey var mı? Kapılar açık, istediğin eczaneden ilacını alıyor musunuz? Buralara geldik. Ve şimdi yeni yeni çıkardığımız kararlarla da artık kanser dahil birçok hastalıkların ilaçlarını da biz hastalarımıza temin ediyoruz, öyle mi Sayın Bakan? Buraya geldik. Çünkü halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi; bunu yapan biziz.

Bu ülkenin her bir ferdi şu gerçeği teslim edecektir ki biz her ne yaptıysak samimiyetle yaptık, hüsnüniyetle yaptık, daha iyiye ulaşmak için yaptık. Millete başka söyleyen, milletin karşısında başka davranan, arkamızı döndüğümüzde ise başka şekilde hareket edenlerden kesinlikle olmadık. Sevgimizi de, hoşnutsuzluğumuzu da açıkça ifade ettik, gösterdik. Siyasetlerini çift dillilik, riyakârlık, rol yapma üzerine kuranları hiçbir zaman tasvip etmedik. Mevlana Hazretleri ne buyuruyor: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Bunu kendimize rehber edindik.

Kardeşlerim,

Biz milletimizin arasında ayrımcılığa müsaade etmedik, asla. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Arnavut, Roman, Boşnak demedik. Bir olacağız dedik, iri olacağız dedik, diri olacağız dedik, kardeş olacağız dedik, hep birlikte Türkiye olacağız, dedik. Kardeşlerim, ya ben sizi Yaradan’dan ötürü seviyorum ya, bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bundan daha yüce bir şey olabilir mi? Olay bu. Yaratılanı, Yaradan’dan ötürü sevmek, diğerlerinin hepsi lafı güzaf. Onun için birbirimizi Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abhaza, Roman, Boşnak vesaire bundan dolayı değil. Ne diyeceğiz? Ya beni yaradan Allah seni de yarattı, onun için seviyorum. Makam-mevki için değil, para-pul için değil.

Tamam, gençler, çok çalışacağız, tamam? Çok çalışacağız. Ben de sizleri seviyorum, tamam. Çok çalışacağız, çok gayret edeceğiz, kapı-kapı dolaşacağız.

Şimdi diyor ki, “ben şu kadar para vereceğim gençlere”. Ya yalan söyleme, yalan söyleme. Al bir yalanını daha yakaladım. Bir defa Belediye Başkanlığım döneminde ben üniversite gençliğine burs veriyordum. CHP bunu ne yaptı biliyor musunuz? Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Ve Anayasa Mahkemesi’ne götürmek suretiyle gençlere verdiğimiz bu burs yasaklandı, o zamanki Anayasa Mahkemesi. Sonra iktidar olunca bu defa biz bunu Başbakanlıktan burs vermeye başladık. Bunu da geç, dedik ki; biz bu işi daha kalıcı kılalım ve Kredi Yurtlar Kurumu vasıtasıyla şimdi ne yapıyoruz? Hem kredi veriyoruz, hem burs veriyoruz. İsteyen kredi alır, isteyen burs. Kimseyi boş geri çevirmiyoruz, biz buyuz. Milleti aldatma. Ve belediye olarak şu anda bir defa yasalara göre senin burs verme yetkin yok. Bunu yasaklayan da CHP, Anayasa Mahkemesi’ne götürdü ve yasakladı. Ha biz de bunu ne yaptık? Kredi Yurtlar Kurumu vasıtasıyla çözdük. Şimdi Kredi Yurtlar Kurumu artık bu işi isteyene kredi, isteyene burs, kimseyi ne burs, ne kredi konusunda geri çevirmiyor, isteyene veriyor.

Kardeşlerim,

Bununla beraber, bunca yaşadığımız badireye rağmen milletimizle hasbilik temelinde kurduğumuz güçlü gönül bağı sayesinde işte bu engelleri başardık, bunları atlattık. Milletimiz bize güvendiği için vesayetle mücadelemize destek verdi. Milletimiz bize inandığı için darbecilerin karşısında kanıyla ve canıyla yanımızda yer aldı. Milletimiz bize itimat ettiği için kendimizde yedi++ düvele meydan okuyacak gücü bulduk. Milletimizin desteği sayesinde Suriye’de ve Irak’ta terör örgütlerinin inlerini başlarına yıktık.

Şimdi bir şey daha uydurdular, ne diyorlar? Ya bu Suriyelileri buralara doldurdunuz, bize para vermiyorsunuz Suriyelilere veriyorsunuz. Kardeşlerim, bakın bu gerçeği size anlatayım. Bu yalana sakın aldanmayın, bu yalan CHP’nin yalanıdır.

Biz Suriyelilere parasal bir maaş bağlama diye bir şeyimiz asla yok, yalan söylüyorlar. Ha, biz kamplardaki Suriyelilere sağlık desteği veriyoruz, oralardaki hastanelerde, dispanserlerde, çadır kentlerde orada bu desteği veriyoruz, konteyner kentlerde yiyecek, giyecek, bu tür destekleri veriyoruz, ama asla onlara maaş bağlama diye bir şey yok, bu bir koskoca yalandır.

Peki, biz kime veriyoruz? Söyleyeyim, ülkemin fakir-fukarasına, garip-gurebasına valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız vasıtasıyla biz maaş bağlıyoruz, biz vatandaşımıza veriyoruz vatandaşımıza. Ey CHP, bu yalanları bırak.

Ve ülkemdeki Suriyelilere de biz muhacir olarak bakıyoruz, onlar varil bombalarından kaçtılar, o bombalardan kaçarak bize sığındılar. Bizim tarihimizde bu yok muydu? Vardı. Allah göstermesin, böyle bir şey bizim başımıza gelse biz ne yapardık? Onun için sakın bu sahtekârların uydurdukları yalanlara aldanmayın.

Ve kesinlikle bizim rahatsızlık uyandıran bu Suriyeliler konusunda tabii ki rahatsızlıklarımız bizim de var, onun için Emniyet Teşkilatımız gerekli tedbirleri alıyor, gerekli uyarıları yapıyor ve bu noktadaki tedbirler de her gün daha da ileriye gidiyor.

Ve şunu unutmayın: Şu an itibarıyla 330 bin Suriyeli zaten topraklarına döndü ve oradaki mücadele başarıldıkça bunlar daha da inşallah kendi evlerine, kendi topraklarına dönecekler.

Bugün de milletimizden aldığımız cesaretle bütün yaptırım tehditlerine, ekonomik tuzaklara, askeri güç gösterilerine eyvallah etmeden dimdik yolumuza devam ediyoruz. Hükümette ve belediyelerde ortaya koyduğumuz yönetim tarzı sayesinde her alanda ülkemize çağ atlattık. Dünyanın ticaret savaşları ve diplomatik ayak oyunlarıyla karanlık bir meçhule doğru sürüklendiği bir dönemde Türkiye hala kendi hedeflerine doğru yürüyor.

Ülkemizin bu istikrarlı gidişinden ve güçlü duruşundan rahatsız olanlar, içerideki her fırsatı bir kriz vesilesi haline dönüştürmenin peşindeler. Şöyle geriye dönüp baktığımızda, 2013 yılındaki Gezi olaylarından beri bunun sayısız örneğini görüyoruz. Kim vardı Gezi Olaylarında? Bay Kemal vardı. Kim vardı? Yandaşları vardı. Yani şu anda bizim karşımızda olanların hepsi Gezi Olaylarında yer almışlardır. Kendi imkânlarıyla Türkiye’ye diz çöktüremeyenler bizi içeriden çökertmek için her yola başvuruyorlar.

İşte buradan bir kez daha tekrarlıyorum; başaramayacaksınız, Türkiye’ye diz çöktüremeyeceksiniz. Türk milletinin ellerine ve ayaklarına pranga vuramayacaksınız. Bu ülkeyi yıkımın, gözyaşının, acının, sefaletin, esaretin kol gezdiği bir yer haline getiremeyeceksiniz. Halkımızı birbirine düşüremeyeceksiniz. Siyasi, askeri ve ekonomik kazanımlarımızı elimizden alamayacaksınız. Üretimimizi, istihdamımızı, ihracatımızı çökertemeyecek, refahımızı geriye götüremeyeceksiniz.

Bir asır önce sinsice yıktığınız koskoca Cihan Devletinin külleri üzerinde doğan Türkiye Cumhuriyeti’ne aynı oyunları oynayamayacaksınız, çünkü bu defa karşınızda, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olarak doğacağız diyen bir Türkiye var.

Ve Rabia’mız neydi Rabia’mız? Coşkulu bir şekilde söyleyelim, hazır mıyız?  Tek millet… Tek bayrak…  Tek vatan… Tek devlet… Evet, işte bu Rabia’yı yıkamayacaklar. İnşallah bu milletin her seçimde geçmişte eşi benzeri görülmemiş destekte güç verdiği bir yönetim var, bir Cumhurbaşkanı var.

Ey İstanbul, 23 Haziran’ı Türkiye’ye ve Türk milletine karşı yürüttükleri mücadelenin aracı haline getirmek isteyenleri sandığa gömmeye hazır mısın?

Ey İstanbul, bu şehrin belediye başkanlığı seçimini 1453’ün rövanşı haline getirmek için yanıp tutuşanlara sandıkta şöyle sağlamından bir Osmanlı tokadı patlatmaya hazır mısın?

Ey İstanbul, dünyada ve bölgemizde bunca hayati sorun yaşanırken, Türkiye’yi kendi iç çekişmeleriyle boğmak isteyenlere cevabını sandıkta vermeye hazır mısın?

Ey İstanbul, Pazar günü sonuç ne olursa olsun, tekrar ediyorum, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için var gücünle çalışmaya hazır mısın? İşte İstanbul budur, işte Türkiye budur.

Kardeşlerim,

Bu şehir ve bu millet arkamızda olduğu sürece, Allah’ın izniyle ne siyasi, ne askeri, ne ekonomik hiçbir meselenin bizi 2023 hedeflerimize ulaşmaktan alıkoyması mümkün değildir. Biz doğduğumuz, büyüdüğümüz, her mücadelemizi birlikte verdiğimiz bu şehre güveniyoruz. Erkeğiyle, kadınıyla, genciyle, yaşlısıyla, işçisiyle, işvereniyle, esnafıyla, memuruyla bu şehrin her bir insanına ibadet şevkiyle hizmet etmek için çalıştık. Biz bu millete efendi olmaya değil, hizmetkâr olmaya geldik.

Hangi görevi üstlenirsek üstlenim, kardeşlerim, kalbimizin de, mesaimizin de bir yarısı hep İstanbul oldu. Bu seçimlerde de İstanbul’a en güzel hizmeti getirecek bir isimle karşınıza çıktık. Kendisiyle 1994 yılından beri birlikte çalışıyoruz, İstanbul’la birlikte tüm Türkiye’nin ulaşım sorununu birlikte çözdük. Başbakanlık ve Melis Başkanlığı gibi en üst sorumlulukları başarıyla yerine getirdi. İstanbul’a proje adamı yakışır dedik ve Büyükşehir Belediye başkanı adayımız olarak Binali Yıldırım’la karşınıza çıktık. Bu dönem her ikimizin de İstanbul’a olan vefa borcumuzu ödemek için tüm birikimimizi ortaya koyacağımız bir dönem olacaktır.

Şimdi ne diyor? Biz diyor 18 günde ne yaptık? Ne yaptın 18 günde? 18 günde sadece Başkanvekilinin odasının kilidini söktün, 18 günde bunu yaptın. 18 günde İstanbul’a ne yapılır ya? Niye yalan söylüyorsun? Yalan üstüne yalan.

Binali kardeşimiz ise 25 ilçesindeki belediye başkanlarımızla, Cumhur İttifakı olarak Büyükşehir Belediye Meclisindeki 180 üyemizle el ele, Hükümetimizle el ele, gönül gönle verecek, 2023’ün İstanbul’unu inşa edeceğiz. Biz de Cumhurbaşkanı olarak, Hükümet olarak tüm bakanlıklarımızla, kurumlarımızla her alanda kendisinin yanında yer alacağız. Derin bir aşkla, muhabbetle, sevdayla bağlı olduğumuz İstanbul’a kazandıracağımız her yeni hizmet bizim için bir gurur vesilesi olacaktır.

Yaşadığı şehrin geleceğini düşünen, sorunlarının, sıkıntılarının çözümünü arzu eden, bu şehrin terör örgütlerinden mafyatik yapılara kadar çapulcuların elinde örselenmesine gönlü razı olmayan herkesi 23 Haziran’da sandık başına davet ediyoruz.

Unutmayın, Erzincanlı topal Dursun’un oğlu Binali Yıldırım’ın hikâyesi, babası veya kendisi ülkemizin dört bir yanından gelip bu şehre yerleşen her İstanbullunun hikâyesidir. Binali Yıldırım üstlendiği her görevi başarıyla yerine getiren, başladığı her projeyi sonuçlandıran, söylediğini yapan, yapamayacağını söylemeyen bir kardeşimizdir. Bunun için şehir dışında yaşayan İstanbullulardan seçim günü mutlaka gelip, oylarını kullanmalarını rica ediyorum. Her şehirdeki AK Parti teşkilatları bu konuda tüm vatandaşlarımızın emrindedir.

Pazar günü için özellikle hanım kardeşlerime çok görev düşüyor. Hanım kardeşlerimden, kale içeriden fethedilir sözünde olduğu gibi, sadece kendileri oy vermekle kalmayacak, tüm aile fertlerinin sandığa gitmeleri ve doğru tercih kullanmaları konusunda seferber olmalarını bekliyorum.

Bir çağrı da gençlerimize yapmak istiyorum. Gençler, şöyle ellerinizi göreyim. Adaylar arasında istihdamdan teknolojiye, spordan sosyal faaliyetlere kadar sizlere hitap eden, projeleri ve bunları uygulama iradesi bulunan tek kişinin Binali Yıldırım olduğunu hatırlatmak isterim. Kaldı ki, sadece Binali Yıldırım Beyle değil, aynı zamanda Cumhurbaşkanı ve Kabinem olarak biz de gençlerimizin hizmetkârı olarak eğitimden sağlığa her alanda yanınızda olduğumuzu, olacağımızı bilmenizi istiyorum. Kendi geleceğiniz için Pazar günü tercihinizi doğru yapacağınıza inanıyorum. Binali Yıldırım kardeşimi ben sizlere emanet ediyorum.

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.