İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni ve Türkiye İhracatçılar Meclisi Olağan Genel Kurulu’nda Yaptıkları Konuşma

16.06.2019

Türkiye İhracatçılar Meclisimizin Kıymetli Üyeleri,

Değerli Misafirler,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum. Konuşmamın hemen başında malum bizim değerlerimizde Babalar Günü her gün, Anneler Günü de her gün, ama bu maalesef bize dışarıdan ithal bir anlayış, dışarıdan bir ithal anlayışla Anneler Gününü senede bir gün, Babalar Gününü de senede bir gün olarak takdim ediyorlar. Biz her gün Babalar Günü, her gün Anneler Günü diyerek, babalarımıza, annelerimize saygı duyduk, sevdik, saymaya ve sevmeye devam edeceğiz.

Türkiye İhracatçılar Meclisimizin 26’ncı Genel Kurulu’nun ülkemize, ekonomimize, ihracatçılarımıza, özelliklere de sizlere hayırlar getirmesini diliyorum. İhracatın şampiyonları olarak ödül alan, alacak olan firmalarımızı ve iş insanlarımızı da tebrik ediyorum. Ülkemizdeki 83 bin ihracatçımızı aynı çatı altında toplayan bu güzide kuruluşumuzu, ticaret, diplomasimizin de amiral gemisi olarak görüyorum. Güçlü Türkiye, güçlü ekonomi, güçlü ihracat, güçlü insan kaynağı, güçlü altyapı ve ihracat ekosistemi olarak ifade edilen 5G vizyonuyla yürüttüğümüz çalışmalarda daima yanınızda oldum, olmayı sürdüreceğim.

Dün Asya Güvenlik ve Ekonomik İşbirliği Toplantısı için Tacikistan’daydık ve Tacikistan’da 30’u aşkın ülke hep birlikte cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarıyla, bakanlarıyla bir aradaydık. Nitekim bunların içerisinde tüm Cumhurbaşkanlarıyla tek tek toplantılar, görüşmeler yaptık ve ülkemizle, ülkeleri arasındaki iş birliğimizi daha nasıl geliştiririz, daha nasıl adımlar atarız bunları onlarla görüşerek, karar altına aldık ve süreci de yanımdaki ilgili bakan arkadaşlarımla beraber başlatmış olduk. Tabii küresel düzeyde Asya önemli bir yer şu anda oluşturuyor. Asya yüzölçümü itibariyle baktığınızda devasa bir kıta. Ve bu kıtada Çin’in çok çok farklı bir yeri var, artık Çin dünyada hangi konuma ulaştığını görüyorsunuz. Öbür tarafta Rusya’nın çok çok farklı bir konumu var, Hindistan aynı şekilde farklı bir konuma sahip, bunların hepsiyle orada yaptığımız görüşmelerle birlikte geleceğe nasıl altyapı oluştururuz, siz değerli ihracatçılarımız için nasıl bir akıncı rolünü oynarız bunun adımlarını attık.

Geçtiğimiz yıl 1 milyar dolar ve üzerinde ihracat yapan firma sayımız hamdolsun 10’dan 13’e çıktı. Aynı şekilde 100 milyon dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayımız da 145’ten 171’e yükseldi. İhracat yapan ilk 1000 firmanın ortalama çalışan sayısı da bir önceki yıl 704’ken geçen yıl 781’e ulaştı. Bir başka ifadeyle, ihracatta ileriye doğru atılan her adımın on binlerce, yüz binlerce istihdam olarak ülkemize katkısını görüyoruz. İhraç birim fiyatlarındaki olumlu yükselişte sürüyor. Geçtiğimiz yıl ilk bin ihracatçımızın ülkemizin 50 şehrine yayılıyor olması Türkiye’nin topyekûn bir kalkınma içinde olduğunun da işaretidir. 2018 ihracatını 168 milyar dolar olarak kapatmıştık, şimdi hedef büyüttük. Bu yıl Mayıs ayı itibariyle ihracatımız 171,4 milyar dolara çıkmış bulunuyor, ihracattaki yükseliş olumlu, ancak yetersiz. Bir an önce 200 milyar dolar sınırını geçmemiz gerekiyor, sizlere bu yakışır, Türkiye’mize bu yakışır.

Değerli Arkadaşlar,

Döviz kurundaki yükseliş finans sektörü gibi kimi alanlarda sıkıntıya yol açarken, ihracatçılarımız için çok büyük imkânları beraberinde getiriyor. Aynı şekilde dövizdeki yükseliş sebebiyle ithalatın pahalı hale gelmesi, çünkü biz ithalata dayalı bir ihracatı prensip olarak kabul etmişiz, adımlarımızı bu şekilde attık, bu şekilde atıyoruz ve çözeceğiz bunu, kesinlikle çözeceğiz. İthalatın pahalı hale gelmesi, pek çok ürünün içeride üretilmesi ve ihraç imkanlarının zorlanması yolunu da açmıştır. Nitekim Nisan ayı itibariyle yıllık cari işlemler açığımız 8,6 milyar dolara kadar gerilemiştir. Hatta altın hariç baktığımızda bu rakam 2,6 milyar dolara kadar iniyor. Bu hesaptan altının yanında enerjiyi de çıkardığımızda son 12 aylık dönemde neredeyse 36 milyar dolar cari fazlamız ortaya çıkıyor. Doğrudan yabancı yatırımlar ise ülkemiz aleyhindeki tüm kampanyalara, bölgemizdeki tüm olumsuzluklara rağmen son 12 ayda 13 milyar doları buldu. Dünyada yatırımların gerilediği bir dönemde ulaştığımız bu rakamlar Türkiye’nin hala cazibe merkezi olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Turizmde geçtiğimiz bereketli bir sezonu geride bıraktık. Bu yıl da 50 milyon turist hedefimizi yakalayacağımızı işaret eden çok haberler alıyoruz. 2023’te hedef 70 milyon turist ve 70 milyar dolar turizm geliri hedefi artık bizler için hayal olmaktan çıkmış, her geçen gün yaklaştığımız bir gerçeğe dönüşmüştür.

Dış finansman ihtiyacımızı azaltan bütün bu gelişmeler en çok da ihracatçılarımız için avantaj sağlıyor. Sizlerden bu imkanları en iyi şekilde değerlendirmenizi bekliyorum. Tabii Türkiye’nin Çin’in ve Rusya’nın yaptığı gibi sürekli olarak örtülü veya açık devalüasyonla parasının değerini aşağıda tutma şansı yoktur. Çünkü Türkiye bu tür yollara başvuran ülkelerin aksine dünya ekonomisiyle özellikle de Avrupa ile çok fazla iç içe girmiş, bütünleşmiş bir ülkedir. Bunun için attığımız adımları serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde yürütmemiz gerekiyor. İhracatımızın yarısından fazlasını yaptığımız ülkemize gelen uluslararası yatırımların yine büyük çoğunluğunda imzası olan Avrupa Birliği ile siyasi ilişkilerimiz ne kadar dalgalı olursa olsun ekonomi boyutunu sağlam tutmak zorundayız. Her ne kadar aynı Avrupa son dönemde ülkemize yönelik spekülatif kur ataklarına karşı sessiz kalmış olsa da biz dik duruşumuzu, tutarlı duruşumuzu bozmayacağız. Hem Avrupa başta olmak üzere gelişmiş ülkeler de yürüttüğümüz ticaretin kurallarına uyacak hem de sürekli yeni pazarlar arayarak, mevcut pazarları genişleterek ihracatımızı artıracağız. Sizler de bu başarıyı gösterecek azmi, kararlılığı ve cesareti görüyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Şunu unutmayın: Rızkın 10’da 9’u ticaret, ticarette başarının 10’da 9’u da cesarettir. Dışarıdaki ve onların taşeronluğunu yapan içerideki kimi kesimlerin eskiden beri milletimizin ve iş dünyamızın moralini bozmak için ellerinden geleni yaptıklarını biliyoruz. Hiç kimse yalan, çarpıtma, art niyet taşıyan bu tür haberlere itibar ederek ne yatırımını ertelesin ne de ticaretini büyütme konusunda tereddüde düşsün. Buradan tüm girişimcilerimize, iş insanlarımıza, sanayicilerimize, tüccarlarımıza, üreticilerimize sesleniyorum, ülkenize güvenin, devletinize güvenin, geleceğinize güvenin. Elinizdeki tüm imkanları yatırıma, üretime, istihdama, ihracata yöneltin. Böylece hem kendiniz kazanın hem de evlatlarınız hayallerinin inşasına katkıda bulunun. Türkiye’yi cari açık veren bir ülkeden, cari fazla veren bir ülkeye taşımaya çok yaklaştık. Biz sizlere güveniyoruz, sizlerin de bizlere güvenmenizi istiyoruz. Gelin hep birlikte ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştıralım. İşte o zaman hep birlikte bambaşka, özlediğimiz, hayal ettiğimiz büyük ve güçlü Türkiye’yi karşımızda bulacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.

Değerli Arkadaşlar,

İktidara geldiğimiz günden beri Türkiye’yi demokrasi ve ekonomi temelleri üzerinde büyütmenin mücadelesini veriyoruz, bunu sizlerle beraber yaptık. Ekonomi üretimiyle, istihdamıyla, özellikle de ihracatıyla bizim hep önem verdiğimiz bir alan olmuştur. İhracatçılarımıza destek olmak için her alanda çok büyük reformları hayata geçirdik. Hem dış ticaret altyapısında hem de gümrük süreçlerinde yaptığımız iyileştirmelerle ihracatımızı artırmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Gümrük kapılarının fiziki modernizasyonu kesintisiz sürüyor. Bunun yanında gümrüklerde dijitalleşmeye yönelik projelere de hız verdik. İhracat işlemlerinde kağıdı ortadan kaldırarak gümrük beyannamesi ve eklerinin elektronik ortamda verilebilmesini temin ettik. İhracatta kullanılan menşei ispat ve dolaşım belgeleriyle, tır sistemine kabul işlemleri artık elektronik ortamda düzenlenebiliyor. Serbest bölgelere giriş çıkışa ilişkin işlemleri de elektronik ortama aldık. Karayoluyla ihracatta ihracat refakat belgesi bu uygulamayı başlatarak ihracat operasyonlarında zaman ve maliyet tasarrufu sağladık. Tek pencere sistemiyle dış ticaret ürünleri için gerekli tüm bilgi ve belgeleri artık tek bir başvuru noktasından sunuyoruz. Konteynır ve liman takip sistemiyle konteynır trafiğinin yüzde 92’sine tekabül eden limanlarımızı etkin bir şekilde izleme imkanı elde ettik. Ticaretimizin yoğun olduğu ülkelerle yaptığımız girişimlerle ihracat ve transit verilerini elektronik yolla paylaşıyor, böylece gümrük işlemlerini basitleştiriyoruz. İhracatçılarımızı desteklemek için geçtiğimiz yıl 2 milyar lira, bu yıl ise 3,1 milyar lira kaynak ayırdık. Türk Eximbank’ın sermayesini 3 milyar liradan, 10 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sektöre kredi ve sigorta destekleriyle birlikte toplam 44,2 milyar dolar tutarında finansman desteği sağladık. Böylece toplam ihracatımızın yüzde 26’sını finanse etmiş olduk. KOBİ’lerle birlikte ihracatçılarımıza sunduğumuz desteklerden 11489 firma faydalandı. Üretime ve istihdama verdiğimiz her destek doğrudan veya dolaylı olarak ihracatçımıza da katkı sağlıyor.

Şimdi sizlere bir müjde daha vermek istiyorum. Bugün imzaladığım inşallah yarın da Resmi Gazetede yayımlanacak bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla sanayi sicil belgesi sahipleri ve ihracatçı birlikleri üyelerine yapılan döviz satımlarına muafiyet getiriyoruz. Teşekkür ediyorum. Bir başka ifadeyle, artık ihracatçılarımız döviz alırken binde 1’lik Kambiyo Vergisi ödemeyecekler. Böylece döviz spekülasyonlarını önlemek için aldığımız tedbirlerin ihracatçılarımızı etkilemesinin de önüne geçiyoruz. Bu Cumhurbaşkanlığı kararının ekonomimiz ve sizler için hayırlı olmasını diliyorum.

Tabi bunun bir özelliği daha var, işte bu yönetim sistemindeki değişikliğin faydası bu, eğer bunlar böyle Meclis’ten geçme yoluna gitseydi aman Yarabbi uğraş dur, ne kadar zaman alacaktı. Ama bu konuda kararı verdik hemen Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle işi bitirdik, çünkü beklenti buydu ve bu beklentiyi de süratle başarmış olduk hayırlı olsun.

Değerli Arkadaşlar,

Siyasi ve ekonomik olarak küresel düzeyde yeni bir dünya düzeni inşa ediliyor. Bu süreç dünya ekonomisinde Amerika, Avrupa Birliği, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya, Japonya, Hindistan gibi ülkelerin hemen ardından gelen grupta yer alan Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. Çünkü bizim 2023 hedeflerimizin en önemli başlıklarından biri dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmektir. Şimdi bu ay sonu Osaka’da G-20 toplantısı var ve Osaka’daki G-20 Zirvesinde orada olacağız. Şu anda zaten önceden ilgili bakanlarımız, Merkez Bankamız, bütün yetkililer öngörüşmeleri yapmak için ne yapıyorlar? Buralara gidiyorlar. Biz de nasip olursa ay sonu oradayız ve ay sonu orada dünya devleriyle, Sayın Trump olsun, Şi Cinping olsun, Sayın Putin olsun, hepsiyle Almanya vesaire onlarla tekrar ikili görüşmeler yapmak suretiyle G-20’deki konuları ikili ele alma ve her iki ülke arasındaki birçok konuyu değerlendirme fırsatını bulacağız. Dolayısıyla, G-20’den 1 yıl önce ve 1 yıl sonrasına yönelik neler yapacağız bunları konuşma fırsatını yakalamış olacağız. Ve tabi ardından da Temmuz 2 inşallah oradan Çin Halk Cumhuriyetine geçeceğiz ve Çin Halk Cumhuriyetinde inşallah çok önemli bir Türkiye-Çin müzakeresini yapma fırsatını bulacağız. Nitekim dün de yine Şi Cinping ile bir görüşme yaptık, ama asıl görüşmeyi Çin’e bıraktık, Çin’de asıl görüşmemizi yapacağız. Neler yapmamız lazım ki Türkiye Çin arasındaki bu ilişkileri siyasi, ekonomik, ticari, kültürel bunları daha da geliştirelim. Ve yoğun bir süreç önümüzde var ve bunları devam ettiriyoruz. Zaten ardından da Eylül ayında malum Birleşmiş Milletler Genel Kurulu geliyor orada da yine ayrıca bu yoğun süreç devam edecek. Tabi biz bunları hedeflerken başka birilerinin de ülkemizle ilgili daha farklı hesapları ve niyetleri var. Hep söylediğim gibi önemli olan başkalarının ne dediği değil, bizim ne istediğimiz, ne yaptığımızdır. Şayet biz kendi hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkar, bunun gereklerini yerine getirirsek Allah’ın izniyle hiç kimse bizim önümüzü kesemez bunu böyle bilelim.

Ülkemizin özellikle son yıllarda yaşadığı hadiselerin tamamı da bu büyük mücadelenin tezahürlerinden başka bir şey değildir. Eğer hala 15 Temmuz darbe girişimini tiyatro olarak veya ordu içindeki bir grubun yoldan çıkması gibi görenler varsa gafil değilse, art niyetli demektir. Eğer hala S-400 meselesini sıradan bir savunma sistemi tartışması olarak görenler varsa, bu büyük fotoğrafı okuyamıyor demektir. Eğer hala Suriye meselesini ülkemizdeki Suriyelilerin sahilde dolaşmaları seviyesinde tartışan varsa, bölgemizdeki acımasız oyundan tümüyle bihaber demektir. Hatta hatta kusura bakmasınlar, yani bizim devletimizin bunlara aylık maaş bağladığını söyleyecek kadar gaflet içerisinde olanlar varsa, bu nadanları da hep birlikte uyaralım diyorum. Biz hiçbir Suriyeliye maaş bağlamadık, biz sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yetim, öksüz, fakir, fukaraya valiliklerimiz ve kaymakamlıklarımız vasıtasıyla maaş veriyoruz, bunu zaten benim vatandaşım da biliyor.

Eğer hala Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon arama tartışmalarını basit bir petrol, doğalgaz kavgası olarak görenler varsa, bu işlerden hiç anlamıyor demektir.

Değerli Kardeşlerim,

Biz Doğu Akdeniz’de bu sularda münhasır ekonomik bölgelerde bu lopların içerisinde biz bize ayrılmış olan yerlerde aramalarımızı devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. Bizim dört tane gemimiz var; bunlardan iki tanesi sondajdır, iki tanesi aramadır. Ve şu anda bunlar eskiden tabii biz kiralık filan falan arıyorduk bulamıyorduk. Birçok sıkıntılarımız var, ama şimdi bizim dört tane kendimize ait gemimiz var, biz şimdi bunlarla yapıyoruz bu işi. Hep söylüyorum ya nereden nereye geldik, artık bunlar bize ait gemiler, bunlarla bunu yapıyoruz. Birileri kaşını gözünü oynatırsa biz de bütün firkateynlerimizle beraber, gerektiğinde uçaklarımızla beraber hemen o gemilerimizin yanında yerimizi alıyoruz ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Talimat vermiş bir tanesi, talimat vermişler, tutuklatacaklarmış o gemilerdeki personel, avucunuzu yalarsınız neyi tutuklatıyorsunuz, neyi tutuklatıyorsunuz? Bizim Silahlı Kuvvetlerimiz bütün buradaki imkânlarımızla biz de Doğu Akdeniz’de şu anda zaten yerimizi almış vaziyetteyiz, oralardayız. O personeli korumak bizim görevimizdir ve sonuna kadar, baştan sona kadar bunu devam ettiriyoruz, ettireceğiz. Şu anda bu çalışmalarımız devam ediyor aralıksız. Bunun yanında eğer hala Filistin Kudüs meselesini, Libya meselesini, Irak’taki, İran’daki, Körfez’deki gelişmeleri mahalli çekişmeler olarak değerlendirenler varsa hiç kusura bakmasın ayakta uyuyor demektir.

Değerli Kardeşlerim,

Dikkat edin, biz Türkiye’yiz. Dün de uçakta gelirken gazeteci arkadaşlarıma söyledim, biz bir kabile devleti değiliz, biz Türkiye Cumhuriyetiyiz bunu bir defa çok iyi bilmemiz lazım. Bizim devraldığımız tarih 2200 yıla dayanıyor, öyle sıradan değil, bunu çok iyi bilmemiz lazım. Türkiye’nin tüm bu tartışmaların merkezinde yer alıyor olmasının sebebi geleceğimizi buralardaki gelişmelerin yönünün belirleyecek olmasıdır. Fransa Cumhurbaşkanı bizim bu aralamalardan çekilmemizi istiyor, sen ne diyorsun ya, senin orada ne işin var bir defa? Biz buralara kıyıdaşız kıyıdaşız. Biz Kıbrıs’ta garantörüz, Yunanistan garantör, İngiltere garantör peki, sen nesin? Senin orada hiçbir hüviyetin yok. Ha Total Şirketi adına sen böyle bir açıklama yapıyorsan o zaman vekâletini göster bir, demek ki Cumhurbaşkanlığını bırakmış avukatlığa başlamışsın. Ama Tayyip Erdoğan konuştuğu zaman garantör ülke olarak konuşuyor, Yunanistan konuşursa garantör ülke olarak konuşur, İngiltere konuşursa garantör ülke olarak konuşur, sen ne olarak konuşuyorsun? Ve biz yükümüzün ağırlığını iyi biliyoruz, ama sen bu yükün farkında değiliz. Biz ne siyasi, ne de diplomatik, ne askeri, ne de toplumsal olarak gerilime, tartışmaya, kavgaya, acıya meraklı değiliz. Her şehit haberiyle yüreğimiz dağlanıyor, ekonomide sıkıntıya düşen her firmamızın, her vatandaşımızın derdini kendi sırtımızda hissediyoruz. Kaybettiğimiz her toplumsal ve ekonomik değerimizle biz de hüzünleniyoruz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak geçmişte nice haleflerimizin yaptığı gibi gayet rahat bir programla hayatımızı sürdürmeyi biz de bilirdik. Bu ülkenin en kıdemli siyasetçisi olarak sahip olduğumuz desteği ve prestiji hiç riske atmadan iktidarın keyfini sürmeyi biz de bilirdik. Şayet böyle davransaydık şahsen belki rahat bir dönem geçirirdik, ama ülkemizin ve milletimizin kayıplarını da seyrediyor olurduk. Biz kendi çıkarımız için olup bitenleri seyretmeyi değil, ülkemiz ve milletimiz için mücadele yolunu seçtik, bu yola böyle çıktık.

Sonuçlarını bilerek ve isteyerek her taraftan darbe almamızın, her tarafımızın adeta kan revan içinde kalmasının kaçınılmaz olduğu bir mücadele döneminin içine girdik. Çünkü tarihte öyle dönemler vardır ki ancak yaptığınız fedakarlıklar, verdiğiniz mücadeleler, çektiğiniz sıkıntılar, aldığınız riskler ölçüsünde kazanımlar elde edersiniz. Türkiye tam da işte böyle bir dönemden geçiyor. Bize de ülkemize ve milletimize karşı sorumluluğumuzun gereği olarak bu dönemi zaferle sonuçlandırmak için var gücümüzle çalışmak düşüyor. Siyasetçinin gücü halkından aldığı destekle ölçülür. Biz de bu tarihi mücadelede en büyük desteği milletimizden alıyoruz.

Örneğin, 31 Mart seçimlerinde milletimiz il genel meclisinde yaklaşık yüzde 60’lık, büyükşehir belediye başkanlıklarında yüzde 52’lik, il belediye başkanlıklarında yüzde 55’lik bir oran ile yanımızda olduğunu göstermiştir. Daha önce 24 Haziran seçimlerinde Cumhurbaşkanlığında yine yüzde 53’e yakın bir oy oranıyla milletimiz bizim yanımızda olduğunu ilan etmişti. Bazılarının dudak bükerek dinlediği bu neticeler Türk siyasi hayatında eşi benzeri olmayan bir başarının ifadesidir. Şimdi önümüzde bir İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçimi var önümüzdeki Pazar günü. Sadece bir belediye başkanlığı, yani vitrinde bir değişiklik. Meclis’te kahir ekseriyetle zaten partimiz açık ara önde, komisyonların tamamı partimizde. Bunun yanında yine aynı şekilde, temsil noktasında vekâletler bizde, böyle bir konu. Şimdi bu seçimde sadece bir vitrin 39 belediyenin 25’i partimizde böyle bir durum. Burada bir hafta sonra yapılacak seçimle sadece bir belediye başkanı sadece bu seçilecek. Seçimdir, daha doğrusu olması gereken neyse o olacak, milli iradenin bir tecellisidir, ama tabii öyle bir şey var ki, şu anda yurt dışındaki medya İstanbul seçimiyle acaba niye bu kadar ilgileniyor bu soruyu bir sormak lazım. Onların siyasetçileri acaba sadece bir belediye başkanlığı seçiminin yapılacağı bu süreçle niye bu kadar ilgileniyor? Sivil toplum kuruluşu görünümlü mahfiller, bunları takip eden varsa gayet iyi bileceklerdir ki bazıları niçin bu seçime böyle bakıyor? Yine terör örgütlerine, onların yaptığı açıklamalara baktığımız zaman acaba bu terör örgütleri niçin İstanbul’daki bu seçimi bu kadar masaya yatırarak biz filancanın yanındayız diyerek öne çıkıyorlar? Bunlar terör örgütü, kendileri aday göstermiyor. Aday göstermemenin yanında da ‘biz filancanın yanındayız’ diyorlar, herhalde bunlar bize bir şeyler vermesi gerekir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine verdiğimiz önem işte biz bu terör örgütlerine karşıyız, bu terör örgütlerinin destekledikleri yapılara da karşıyız farkımız bu.

Hamdolsun gene bugün sekiz tane terörist etkisiz hale getirildi ve şu Pençe Harekâtında sayı şu anda 60’a doğru yaklaştı. Çünkü inlerine kadar kovalayacağız dedik hem içeride hem dışarıda. Şimdi neredeyiz? Irak’ın kuzeyinde bütün oralardaki bu teröristlerle mücadele içindeyiz.

İnşallah bu seçimin yenilenmesi kararı tamamen hukuki sebeplerle alınmıştır. Demokrasiye ve hukuka saygısı olan herkesin Pazar günkü seçimin sonucuna rıza göstermesi, teslim olması da şarttır. Sonuç ne olursa olsun inşallah kazanan Türkiye olacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

Dikkat ederseniz sürekli olarak demokrasi ve ekonomiyi birlikte zikrediyorum. Bu iki ayaktan biri eksik olduğunda bir ülkenin gerçek anlamda ve sürekliliği sağlayacak şekilde kalkınması mümkün değildir. Tek başına zenginliğin de tek başına özgürlüğünde toplumları mutlu etmeye yetmediğini çevremizdeki pek çok örnekten biliyoruz. Türkiye’yi hedefleri konusunda öne çıkartan en önemli husus her iki alanda da gelişme iradesini ortaya koyabiliyor olmasıdır. İnşallah küresel düzeyde yaşanan değişim sürecini ülkemiz lehine en iyi neticeleri alacak şekilde değerlendireceğiz. Bunun için siz ihracatçılarımıza çok önemli görevler düşüyor. Hep birlikte çalışarak üretimi ve istihdamı artıracak, ekonomide hedeflerimize ulaşmamızın en başta gelen şartı olan cari açığımızın fazlaya dönüştürülmesini inşallah sağlayacağız bundan hiç endişeniz olmasın. Dünyanın dört bin yanında ülkemizin bayrağını dalgalandıran siz ihracatçılarımızla bizi yol arkadaşı yapan Rabbime hamdolsun diyorum.

Bu duygularla bir kez daha Türkiye İhracatçılar Meclisinin 26. Genel Kurulu’nun başarılı geçmesini diliyorum. Bugün ödüllerini vereceğimiz Türkiye geneli ilk 10 ihracatçımız ile 27 farklı sektörde ilk sırada yer alan ihracatçılarımızı şahsım, milletim adına tebrik ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.  Kalın sağlıcakla.