Büyük Üsküdar İftarında Yaptıkları Konuşma

31.05.2019

Aziz İstanbullular,

Değerli Üsküdarlı Hemşerilerim,

Kıymetli Kardeşlerim,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Artık son günlerine yaklaştığımız Ramazan-ı Şerifinizi, bu gece idrak edeceğimiz Kadir Gecemizi ve Salı günü vasıl olacağımız Ramazan Bayramımızı tebrik ediyorum.

Tuttuğumuz oruçların, eda ettiğimiz ibadetlerin, yaptığımız hayırların Allah katında kabul olmasını niyaz ediyorum. Rabbimden bu mübarek günlerin hürmetine sizlere, milletimize ve tüm İslam alemine huzur, esenlik, bereket getirmesini diliyorum.

Bu güzel İstanbul akşamında, bu mübarek gecede bizleri biraraya getiren Üsküdar Belediye Başkanı’na ve ekibine teşekkür ediyorum.

İnşallah biraz sonra buradan Esenler ilçemize geçecek, Dörtyol Meydanında düzenlenen 10 bin hatim ve 100 bin dua eşliğinde gerçekleştirilecek Kadir Gecesi programına katılacağız.

İstanbul’dan ülkemizin ve dünyanın dört bir yanında bu gece semaya açılan ellerin boş çevrilmeyeceğine inanıyorum. En makbul dua, Müslümanın Müslümana yaptığı duadır. Bu gerçekten hareketle kendi ailemizden başlayarak, halka-halka tüm milletimizi, tüm Müslümanları kuşatacak dualarla gecemizi inşallah ihya edeceğiz. Rabbim hepinizden razı olsun.

Rabbim bizleri ağız tadıyla daha nice Ramazan’lara, nice bayramlara ulaştırsın. Rabbim bizlere, dünyanın neresinde olursa olsun yardım bekleyen tüm mazlumlara, mağdurlara el uzatacak güç, kuvvet, imkân versin. Rabbim ülkemizin diz çökmesini bekleyenlere, milletimizin birlik ve beraberliğini bozmaya çalışanlara fırsat tanımasın.

Kardeşlerim,

Uzun Ramazan geceleri bizlere iftarla sahur arasında yaptığımız ibadetlerin yanı sıra kendi iç âlemimizde tefekkür, dostlarımızla tezekkür fırsatı da verir. Hem kendi kişisel dünyamızı, hem çevremizin ve ülkemizin meselelerini enine boyuna değerlendirme imkânı elde ettik, elde ederiz.

Tek başına ülkemizin son 6 yılda üst üste yaşadığı hadiseler bile karşı karşıya kaldığımız oyunun büyüklüğünü göstermeye yetecektir. Sokaklarda kaos çıkarmak, mahalleleri çukurlarla bölmek, envaiçeşit terör örgütünün kanlı eylemleriyle milletimizi sindirmek, sınırlarımız boyunca bizi kuşatmak isteyenlerle özellikle hep birlikte mücadele ettik, derslerini verdik. İktidarımızın ilk döneminde vesayete, FETÖ’nün 17-25 Aralık’ta emniyet-yargı darbe girişimine, 15 Temmuz’da ise kanlı darbe teşebbüsüne hep beraber karşı durduk. Yine son yıllarda yoğunlaşan ekonomik saldırıların işimizi, aşımızı, geleceğimizi tehdit eden yıkıcı etkilerine yekvücut olarak direndik. Bu süreçte 81 vilayetiyle ülkemizin tamamından çok büyük destek aldık. Ama İstanbul bu mücadelenin her zaman lokomotifliğini yaptı. Daha önce farklı yerlerde, son dönemde ise Yenikapı’da milyonların katılımıyla düzenlediğimiz her miting, ülkemizin ve milletimizin düşmanlarına karşı İstanbul’un adeta bir meydan okuyuşuydu.

Şimdi yarın akşam inşallah yine Yenikapı Meydanı’nda bir Enderun teravih kılacağız. Hedef, 313 bin kişiyle bir Enderun teravih. Bedir’de 313 biliyorsunuz mücahit vardı. Şimdi hep birlikte bu 313’ün yanına üç sıfırı da koyarak 313 binle inşallah Yenikapı meydanında Enderun Teravihini Diyanet Vakfı’nın organizesinde orada yaşayacağız.

Yedi düvele karşı başaramayacaklar diye haykırırken arkamızda diğer şehirlerimizle birlikte 15 milyonluk İstanbul’un da olduğunu biliyorduk. Hamdolsun İstanbul 1994 yılından beri bizi hiç yalnız bırakmadı. Hem sahada, hem sandıkta hep yanımızda olan İstanbul’a ne kadar şükran duysak, ne kadar hizmet etsek minnet borcumuzu ödeyemeyiz. Öyle ki bu şehre aşkımızı, sevgimizi, muhabbetimizi, vefamızı anlatacak kelimeler bulmakta dahi zorlanıyoruz. İstanbul’u anlatan şiirler bile artık meramımızı ifade etmeye kâfi gelmiyor. Tabii İstanbul’da da yıllardır ikamet ettiğimiz Üsküdar’ın kalbimizin ayrı bir yeri var.

31 Mart seçimlerinde İstanbul’un 39 ilçesinden Üsküdar’la birlikte 25’inde Cumhur İttifakı olarak seçimleri kazandık. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde ise demokrasiye ve sandığa gölge düşüren bir durumla karşılaştık, oyları çaldılar. Yüksek Seçim Kurulu hem sandık kurullarının oluşumundaki kanunsuzluklar, hem de sandık birleştirme tutanaklarındaki usulsüzlükler, yolsuzluklar sebebiyle Büyükşehir seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Bizim bu süreçteki tek amacımız, milli iradenin sandıktaki tecellisinin kayıtlara en doğru, en sağlıklı şekilde geçmesini sağlamak olmuştur. Şayet bizim teker teker ortaya çıkardığımız, Yüksek Seçim Kurulu’nun da hukuki olarak teyit ettiği sorunlar, sıkıntılar, hukuksuzluklar, yolsuzluklar olmasaydı bugün bunları konuşmayacaktık.

Hiç kimsenin bizi milletimizin iradesine, sandığın namusuna sahip çıktığımız için eleştirmeye hakkı yoktur. Hele hele Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret etmenin, onları çete diyerek hedef göstermenin hiçbir haklı gerekçesi olmaz.

Değerli Kardeşlerim,

Ne zamandan beri hukuk içerisinde hak aramak veya oradaki insanlara çete ifadesini yakıştırmak moda oldu. Asıl eleştirilmesi gerekenler, sandığa, dolayısıyla demokrasiye gölge düşüren uygulamaları yapanlar ve bunları savunanlardır. 23 Haziran’da tüm bu eksikliklerden, kanunsuzluklardan, yolsuzluklardan arındırılmış yeni bir seçimle İstanbul inşallah Büyükşehir Belediyesi başkanına kavuşacaktır. Seçimin kimin kazandığı elbette mühimdir, ancak çok daha önemli olan nasıl kazandığıdır. Hukuka ve vicdanlara uygun şekilde yapılan her seçim sonucunun milletimizin de, bizim de başımızın üzerinde yeri vardır.

Şimdi sizlerden 23 Haziran’da sandığa ve sandık sonuçlarına sıkı bir şekilde sahip çıkmanızı istiyorum. Her ne sebeple olursa olsun sandığa gitmemek, başkalarının o sandıkta ortaya koydukları iradeye teslim olmak demektir. Üsküdarlı hemşehrilerim başta olmak üzere tüm İstanbul halkının kendi iradelerine sahip çıkacaklarına inanıyorum.

Değerli Kardeşlerim,

Türkiye’nin önünde hem çok büyük zorluklar, hem de çok büyük fırsatlar vardır. Bu zorlukları fırsatlara dönüştürmek bizim elimizdedir. Şayet millet olarak birliğimizden, beraberliğimizden, kardeşliğimizden taviz vermezsek, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasına kimse engel olamaz.

Şimdi hedef; tüm birikimleriyle 1994’te Belediye Başkanı olduğum zaman İDO’nun Genel Müdürü, daha sonra Ulaştırma Bakanı. Daha sonra Başbakan, daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ve bu görevlerde bulunmak suretiyle gerek ulusal, gerek uluslararası camiada çok ciddi birikimlere sahip olan yol arkadaşım, dava arkadaşım Binali Yıldırım Beyi İstanbul’a Büyükşehir Belediye başkan adayı olarak bizler sunduk. Ve bu tür bir birikime sahip olan belediye başkan adayı ile İstanbul’umuzu farklı bir yere taşımak istiyoruz.

Ben inanıyorum ki tüm İstanbullu hemşehrilerim 23 Haziran’da Binali Beye sahip çıkmak suretiyle İstanbul’umuza inşallah gölge düşmesin. Hedeflerimize ulaştığımızda da artık ülkemizin önünde bambaşka kapılar açılacak ve dünyada devler ligine çıkmış olacağız demektir. Ülkemizde bir kesim hala bu büyük oyunu görmekte zorlanıyor. Suriye, Irak, Libya, Kıbrıs meselelerini sadece bu ülkelerin meselesi sananlar dünyaya gözlerini kapatanlardır. Ekonomide yaşadığımız sıkıntıları sadece kendi dinamiklerimizin ürünü zannedenler oynanan büyük oyundan bihaber olanlardır. Milli güvenliğimizi güçlendirmek için attığımız adımlara gösterilen tepkileri sıradan refleksler olarak görenler ülkemize yönelik tehditleri kavrayamayanlardır. İşte bakın şu anda yüzlerce teröristi etkisiz hale getiren şu Pençe Hareketiyle de evvel Allah askerimiz artık hangi konumda olduğunu ortaya koymuştur.

Türkiye her alanda son bir asrının en kritik mücadelelerini vermektedir. Son dönemdeki her seçim gibi İstanbul seçimleri de bu mücadelenin bir parçasıdır. Eğer bu seçimlerin sonuçlarını dışarıda birileri İstanbul halkından dahi yakından takip ediyor, saf tutuyor, sevinç çığlıkları veya üzüntü beyanları serdediyorsa ortada başka bir oyun var demektir.

Kardeşlerim,

Unutmayın, 31 Mart’ta Batı, Avrupa’nın değişik ülkeleri kazandı diye zannettikleri isim için nasıl eğlendiklerini gördünüz değil mi? Bu işin arkasında nelerin olduğunu hala anlamadık mı? Nelerin döndüğünü anlamadık mı? İstanbul halkının karşısına çok büyük imaj kampanyalarıyla hoşgörü, diyalog, çağdaşlık abidesi olarak çıkartılan kişilerin suratındaki makyaj döküldükçe gerçek yüzü ortaya çıkmaya başladı. Hayatında hiçbir başarı hikâyesi olmayan, eserleriyle değil, sadece hoyratlık, hakaret, tehdit, tahammülsüzlük, bütün bunlarla gündeme gelen bir kişiye benim vatandaşımın İstanbul’u emanet etmeyeceğine inanıyorum.

İnşallah 23 Haziran’da İstanbullular en doğru tercihi yapacaklardır. Ve tüm hemşehrilerim bütün yakınlarına, dostlarına bence bunu iletmeleri lazım. Bu duygularla bir kez daha Ramazan-ı Şerifinizi, Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.

Üsküdar Belediye Başkanımıza ve ekibin bu güzel buluşma için teşekkürlerimi sunuyorum.

Kardeşlerim,

Bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, beraber olalım, hep birlikte Türkiye olalım. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.