Yargı Çalışanları ile İftar Programında Yaptıkları Konuşma

30.05.2019

Adalet Camiamızın Kıymetli Mensupları,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler, Beyefendiler

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Davetimize icabet edip, iftarımızı bizimle paylaştığınız için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Bu akşam yüksek yargı organlarımızın başkan ve üyelerinden baro başkanlarımıza, avukatlardan hakim ve savcılarımıza, infaz koruma memurlarımızdan mübaşirlerimize kadar adalet camiamızın tüm emektarlarıyla birarada olmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.

Ben sizlerin nezdinde adalet camiamızın bütün mensuplarının Ramazan-ı Şerifini gönülden tebrik ediyorum.

Bu salondan ülkemizin dört bir köşesinde ve yurt dışında görev yapan arkadaşlarımıza da selamlarımı gönderiyorum.

Şehit Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere, vazife esnasında şehit olan Adalet Teşkilatımızın tüm mensuplarına Cenabı Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu güzel Ramazan akşamında bu gönül ve bereket sofrasında şahsımı sizler gibi mümtaz bir toplulukla biraya getiren Adalet Bakanlığımıza, Sayın Bakan ve ekibine teşekkür ediyorum.

Artık son dördüncü gününü idrak ettiğimiz Ramazan-ı Şerifin milletimiz, ülkemiz, dost ve kardeşlerimizle tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Rabbim hepimizi huzuru kalple geçireceğimiz, sevincini ailelerimizle, sevdiklerimizle doyasıya yaşayacağımız Ramazan Bayramına da bizleri eriştirsin diyorum.

Değerli Dostlar,

Bugün Türk Adalet Sistemi’ni geleceğe taşıyacak tarihi nitelikte bir adım attık. Adalet Bakanlığımızın uzun soluklu, titiz ve tüm paydaşların dâhil edildiği bir süreçten sonra hazırladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni kamuoyuyla paylaştık. Bu paket 2002’den beri adalet sistemimizin eksikliklerinin giderilmesi yönünde hayata geçirdiğimiz reform adımlarının en son örneğidir.

Göreve geldiğimizden itibaren infaz koruma memurlarının yıpranma paylarından mübaşirlerimizin genel idare hizmetine alınması, hakim ve savcılarımızın özlük haklarından modern adalet saraylarının inşasına kadar her alanda tarihi nitelikte iyileştirmeler yaptık. Son reform paketiyle yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığını güçlendirmeyi, hak arama yollarını genişletmeyi, hukuki güvenlik ve hukuk istikrarını korumayı, hepsinden önemlisi adalette yaşanan gecikmelerin önüne geçmeyi hedefliyoruz. Ana gayemiz, yargının bütün tarafları için güven veren ve erişebilir adalet sistemini tesis etmektir. 82 milyon vatandaşımızın hiçbir engele maruz kalmadan, kalbinde hiçbir şekilde şüphe duymadan arayabileceği ve bu arayışına da cevap bulabileceği bir yapıyı milletimize kazandırmak istiyoruz. Adalet sisteminin işleyişini güçlendirmek, yargıya ve kararlarına güveni en üst düzeye çıkarmak önümüzdeki dönemde de önceliğimiz olacaktır.

Türkiye, geçmişte adalet sisteminden kaynaklanan hataların, gecikme ve tarafgirliklerin bedelini çok ağır ödemiş bir ülkedir. Bu ülke, sözüm ona adaleti tesis adına evlatlarının bir sağdan, bir soldan darağacına gönderildiği çok acı günler yaşadı. Bu millet, bebek davası, affedersiniz köpek davası gibi uyduruk davalarla başbakan ve bakanlarının yargılandığı, asıldığı, şehit edildiği utanç sahnelerine şahit oldu. 17-25 Aralık sürecinde yaşanan hukuk katliamları ise yargının bir dönem oligarşik, hizipçi ve örgütlü bir yapının nüfuz alanına girmesinin can yakıcı ne yazık ki sonuçlardır. Türkiye’nin bir daha benzer hataları tekrarlama lüksü yoktur.

Şüphesiz yargıya güveni perçinleyecek olan yegâne faktör, mahşeri vicdanı ferahlatan doğru ve adil kararlar vermesidir. Bunun için her hal ve şartta Türk yargısı bir çıkar grubunun, ideolojinin, siyasi görüşün, vesayet odağının veya fraksiyonun değil, altını çizerek söylüyorum, Türk milletinin yargısı olmalı, sadece Türk milleti adına karar vermelidir. Bu hedefe ulaşabilmemiz için siyasetçilerle beraber yargı mensuplarımıza da önemli sorumluluklar düşüyor. Hepimiz görevimizi en iyi şekilde yapacak, vatandaşlarımıza en kaliteli hizmeti sunmanın gayretinde olacağız.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, geciken adalet, adalet değildir. Önümüze gelen her dosyanın içinde en az bir insanın hikayesi, en az bir insanın istikbali, geleceği ve kaderi bulunuyor. Vazifemizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine ve masumiyet karinesine leke sürdürülmemesi bu açıdan hayati önem arz ediyor. Ne tek bir vatandaşımızın hakkını yiyeceğiz, ne de tek bir vatandaşımızın hakkının, hukukunun yenilmesine göz yumacağız. Kökeni, maddi durumu, siyasi görüşü, görünüşü ne olursa olsun, 82 milyonun her bir ferdi için adaleti tesis etmenin gayretinde olacağız.

Özellikle cezasızlık algısının toplumumuzda yaygınlaşmasına asla müsaade etmemeliyiz. Böyle bir algının yaygınlaşması, insanların adaleti mahkeme kapıları yerine başka yerlerde, başka güç odaklarında aramalarına yol açar. Bu ise devletin ontolojik varlığına, yani bekasına yönelik en büyük tehdittir. Adalete olan güvenin sarsıldığı bir toplumda, barış, huzur ve istikrar da kalmaz.

Kıymetli Dostlar,

Türkiye olarak, son birkaç yıldır gerek iç siyasette ve ekonomide, gerekse dış politikada birbirinden önemli sınamalara maruz kalıyoruz. Tam 6 yıl önce Gezi Olaylarıyla fitili ateşlenen bu süreç 17-25 Aralık girişimi, bölücü örgütün çukur eylemleri, DEAŞ terörü, 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve ekonomik saldırılarla bugünlere kadar geldi. Özellikle bir gerçeğin altını çizmem gerekiyor; atlattığı her badirenin ardından ülkemiz yeni bir engelle, engelleme girişimiyle karşılaştı. Türkiye bağımsızlığını her alanda ilerlettikçe sabotajların dozu da arttı. Biz milli bekamıza yönelik karaları kendimiz verdikçe, milli menfaatlerimizi korumaya dair adımları Suriye’de, Irak’ta, Ege ve Doğu Akdeniz’de cesaretle attıkça bu tür teşebbüsler devam edecektir. Çünkü bu dönem muhataplarımızın büyük ve güçlü Türkiye’ye alışma, sindirme, kabullenme dönemidir. Eski alışkanlıkları kısa sürede değiştirmek ebette kolay değildir. Ülkemize karşı gösterilen yersiz ve zamansız tepkilerin sebebi de budur. Türkiye’ye şaşı bakanlar, eski Türkiye’ye alışanlar maalesef yeni dönemin dinamiklerini okumakta, anlamakta, politikalarını bu yeni duruma adapte etmekte zorlanıyorlar. Biz, er ya da geç yeni Türkiye’yi kabullenme sorunun içeride olduğu gibi dışarıda da aşılacağına inanıyoruz. Bu kabullenme dönemi atlatıldığında inşallah ülkemizin önünde yepyeni bir dönemin kapıları açılacak, Türkiye’nin bölgesel ve küresel konumu daha da güçlenecektir.

Her imtihan aynı zamanda bir imkandır, bir fırsattır. İnşallah bu imtihan sürecinden de başarıyla çıktığımızda ülkemiz 2023 hedefleriyle, 2053 ve 2071 vizyonu doğrultusunda çok farklı bir ivme yakalayacaktır. Geleceğimiz aydınlık, istikbalimiz parlaktır, Türkiye’nin yolu hiç olmadığı kadar açıktır. Bu salonda bulunan siz kardeşlerim başta olmak üzere, 82 milyonun her bir ferdinden felaket tellallarına pirim vermemesini rica ediyorum. Ben tüm vatandaşlarımdan Türkiye’nin potansiyeline güvenmesini, bu ülkeye inanmasını, umudunu asla yitirmemesini istirham ediyorum. Çünkü biz 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimiz boyunca aşılmaz denilen nice engeli açmış, akrebin kıskacında yoğrularak bugünlere gelmiş bir milletiz.

Biz, 1071’den beri ebedi vatanımız olan bu coğrafyada tarihin en zor sınamalarına, en büyük saldırılarına maruz kalmış bir halkız. Şimdiye kadar hiçbir başarımız bize altın tepside sunulmadı. Ekonomi, siyaset, dış politika, savunma, terörle mücadele, bizim için asla dikensiz bir gül bahçesi olmadı. Yükselttiğimiz her zafer sancağının altında şehitlerimizin mübarek kanı, aziz milletimizin fedakarlığı bulunuyor. Kazandığımız her başarının gerisinde çok ciddi mücadeleler vardır. El ele verirsek, her birimize özellikle büyük bir yükün kavrayacağımıza inanıyorum. Hele hele bir olur, iri olur, diri olur, kardeş olur, hep birlikte Türkiye olursak, Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sıkıntı yoktur. Bunun için her fırsatta müştereklerimize vurgu yapıyor, vatandaşlarımızı Türkiye ortak paydasında buluşmaya çağırıyoruz. Bunun için 82 milyon her ferdinin sadece kardeş değil, aynı zamanda kaderdaş olduğunu, aynı geminin yolcuları olduğunu söylüyoruz. Hiç kimsenin milletimizin arasına nifak tohumları ekmesine, insanlarımızı birbirine düşürmesine müsaade etmeyeceğiz. Farklılıklarımızı kucaklayacak, onları zenginlik bilerek, 82 milyon gönül birliği içinde inşallah geleceğimizi hep beraber inşa edeceğiz.

Ben bu düşüncelerle sözlerime son verirken, bir kez daha ülkenize ve milletinize yaptığınız hizmetlerden dolayı sizlere şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Adalet Teşkilatımızın tüm şehitlerini tekrar rahmetle, minnetle yad ediyorum.

Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen Kadir Gecemizi ve Ramazan Bayramımızı şimdiden kutluyorum.

Allah yardımcınız olsun diyor, sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum, kalın sağlıcakla.