Yargı Reformu Stratejisi Programı’nda Yaptıkları Konuşma

31.05.2019

Adalet Camiamızın Değerli Mensupları,

Kıymetli Misafirler,

Hanımefendiler,

Beyefendiler,

Sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne, milletin evine, bu gazi mekâna hoş geldiniz.

Yargı Reformu Stratejisi Tanıtım Toplantısı’nın ülkemize, milletimize, Adalet Teşkilatımıza ve yargının tüm taraflarına hayırlı olmasını diliyorum.

Uzun ve emek isteyen bir hazırlık döneminin ardından bu strateji belgesini kamuoyunun huzuruna getiren Sayın Adalet Bakanımıza ve ekibine gönülden teşekkür ediyorum.

Hazırlık sürecinde kıymetli değerlendirmeleriyle, tenkitleri, teklifleriyle Yargı Reformu Strateji Belgesine katkı sağlayan herkese şükranlarımı özellikle ifade etmek isterim.

‘Adalet mülkün temelidir’ diyerek devleti adalet üzerinde inşa eden ve yaşatan bir medeniyetin temsilcileri olarak, bu mesele bizim önceliklerimiz arasında hep ilk sıralarda yer almıştır. Milletimiz 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu bize tevdi ettiğinde, Türkiye’yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet üzerinde yükselteceğimizin sözünü vermiştik. Geçtiğimiz 17 yılda en büyük yatırımları bu alanlarda yaptığımızı, en büyük reformları yine bu alanlarda gerçekleştirdiğimizi görüyoruz. Hayatın bizatihi kendisinin kesintisiz bir değişim süreci olduğu gerçeği, bize bu alanlardaki reformları da sürekli devam ettirmemiz gerektiğine işaret ediyor. Bu sebeple şimdi milletimizle paylaşacağım Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni, aynı zamanda sonraki reform hazırlıklarının da başlangıcı olarak görebiliriz.

Adalet Bakanımız Reform Belgesinin hazırlık sürecini anlattı. Reform Belgesinde yer alan kimi uygulamaları açıklamayı beklemeden hayata geçirmeye başladık. Türkiye Adalet Akademisinin kuruluşu, nöbetçi noterlik uygulaması, hakim ve savcıların uyacakları etik kuralların belirlenmesi gibi hususlar bunlardan bir kısmıdır. Reform belgesinde yer alan diğer başlıkların uygulamaya geçirilmesi sürecini de bizzat yakından takip edeceğiz.

Değerli Arkadaşlar,

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecindeki en büyük kazanımlarından biri, reform çalışmalarını özellikle sistematik şekilde hazırlama, tartışma ve hayata geçirme kabiliyetini geliştirmiş olmasıdır. Bunun için Birliğe tam üyeliğimiz haksız bir şekilde engellendiğinde, reformlar konusundaki kararlılığımızı, Kopenhag Kriterlerinin adını Ankara kriterleri yapar yolumuza devam ederiz, diye ifade etmiştim. Çünkü biz bu reformlara Avrupa Birliği istediği, dayattığı, takip ettiği için değil, milletimizin ihtiyacı olduğu için sahip çıkıyor ve hayata geçiriyoruz.

Yargı Reformu Strateji Belgesi’1)nin hazırlığında da Avrupa Birliği kriterleri elbette gözetilmiş olmakla beraber, asıl milletimizin demokrasi, insan hakları ve adalet talepleri göz önüne alınmıştır. Tarih bize gösteriyor ki, adaletin güçlü, güçlülerin de adaletli olduğu toplumlar hızla büyür, kalkınır, zenginleşir. Buna karşılık, adalet temeli çürük olan hiçbir toplumun ve devletin uzun süre ayakta kalma şansı yoktur.

Ecdadımız yüreğinin ve bileğinin gücüyle ele geçirdiği coğrafyaları adaleti sayesinde asırlar boyunca yönetmeyi başarabilmiştir. Bunun için Kanuni Sultan Süleyman Han, ‘kılıcın yapamadığını adalet yapar’ diyor. Adaletin küçüldüğü yerde zulüm büyüyor demektir. Bunun için adaleti, insan haklarını, özgürlükleri geliştirmek için atılan her adım bizim için değerlidir, kıymetlidir, önemlidir. Yeni nesillere bırakacağımız en büyük miras da işte bu anlayış olacaktır.

Merhum Aliya İzzetbegoviç’in, “Biz savaşı öldüğümüzde değil, düşmanlarımıza benzediğimizde kaybederiz” sözünü asla unutmayacağız. İster ekonomik zenginlik, ister askeri güç, ister toplumsal düzen olsun, her alanda kendi medeniyetimizin kodlarına, özellikle de adalet anlayışına göre hareket etmeyi bıraktığımız gün kaybettiğimiz gün olacaktır.

Bugün Türkiye maruz kaldığı onca saldırıya, önüne kurulan onca tuzağa rağmen dimdik ayakta ise, bunu değerlerine, özellikle de ekonomik ve sosyal adaleti sağlama konusundaki hassasiyetine borçludur. Elbette eksiklerimiz var, elbette bozulmalar yaşadığımız alanlar var, elbette sıkıntıya düştüğümüz konular var, ama her şeye rağmen kendi medeniyetimize, kültürümüze, tarihimize olan bağlarımızı muhafaza ediyoruz. Yitik, kaybedildiği yerde aranır derler, biz de kaybettiğimiz değerlerimizi yine kendi coğrafyamızda, kendi içimizde bulacağız. Bugün tanıtım toplantısını yaptığımız türden reformlarla bu arayışta bize ışık tutacak, yol gösterecektir.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı Reformu Stratejisi Belgesi, eskiden beri devam eden reformların güncellenmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu belge güven veren ve erişilebilir bir adalet vizyonuyla hazırlanmıştır. Amacımız, tüm kurumlarımızın mülkiyet hakkına, seyahat hürriyetine, hukuki güvenliğe, ifade özgürlüğüne ve özgürlükleri kısıtlayan diğer tüm uygulamalara karşı duyarlı olmalarını sağlamaktır. Özellikle mevzuattan kaynaklanan sıkıntıları ve uygulamadaki aksaklıkları süratle çözmekte kararlıyız. Bunun için her alanda ayrı ayrı çalışmalar yürütüyoruz.

Yargı Reformu Belgesi içerdiği birçok amaç ve hedefle hem vatandaşlarımızın sisteme duydukları güveni arttıracak, hem de daha öngörülebilir bir yatırım ortamının oluşmasına yardımcı olacaktır. Bu Reform Belgesiyle, her ne kadar bize verilen sözler tutulmuyorsa da, Avrupa Birliği tam üyelik sürecine bağlılığımızı da ifade etmiş oluyoruz.

Her şeye rağmen 2005 yılından bu yana süren müzakere sürecinin bir an önce tamamlanmasının en az bizim kadar Avrupa için de önem taşıdığına inanıyoruz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz reformlar ve uyum çalışmaları daha özgürlükçü ve katılımcı demokrasiye ulaşma konusundaki irademizin eseridir.

Yargı Reformu Strateji Belgesini de insan odaklı hizmet, hak ve özgürlüklerin daha etkin korunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, hukuki güvenliğin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ve yargıya güvenin arttırılması ilkeleri çerçevesinde hazırladık.

Yargı Reformu Stratejisinde 2 temel perspektif, 9 amaç 63 hedef ve 256 faaliyet bulunuyor. Her bir başlık uzun çalışmaların, emeklerin ve hazırlıkların ürünüdür. Belgenin tam metni hem kitap olarak, hem de internet mecrasında ilgilenenlerin erişimine açılmıştır. Şimdi burada belgedeki perspektif, amaç, hedef ve faaliyetleri ana hatlarıyla sizlere ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar;

Yargı Reformu Strateji Belgemiz iki temel anlayış, iki temel perspektif üzerine oturuyor.

Bunlardan birincisi; hak ve özgürlüklerdir. Bu perspektifin özünde demokrasinin güçlendirilmesi, hak ve özgürlüklerin daha da geliştirilmesi hedefi vardır. Hükümete geldiğimiz 2002 yılından itibaren Türkiye’nin önceliklerini bu başlıklar etrafında şekillendirmeye gayret ettik Her alanda özgürlüklerin genişletilmesi için yaptığımız mevzuat değişiklikleri ve yapısal reformlar burada tek tek sayamayacağımız kadar çoktur. İfade özgürlüğünü demokrasinin en önemli şartı olarak görüyoruz. Bilhassa son 6 yıllık süreçte ifade ve medya özgürlüğünün geliştirilmesine yönelik önemli adımlar attık. Anayasa başta olmak üzere mevzuatımızda köklü değişiklikler yaptık. Bu belgeyle ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi ve daha ileriye taşınması konusunda yeni yaklaşımlar ortaya koyuyoruz.

Türkiye, işkence ve kötü muameleye sıfır tolerans anlayışını benimsemiş bir ülkedir. Geçmişte hep tartışılan sistematik işkence ya da kötü muamele iddiaları artık geride kalmıştır. Bu alandaki kazanımlarımızı korumakta kararlıyız. Tutuklama tedbirinin ölçülü kullanılmasına yönelik yeni adımlar atıyoruz. İnternet üzerinden ifade özgürlüğü konusu günümüzün önemli tartışma alanlarından biri haline gelmiştir. Bu konuda da yeni yaklaşımlar geliştirdik. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkının güvence altına alınması, adil yargılanma hakkının temini gibi birçok konuda önemli yenilikler getiriyoruz.

Belgenin özellikle yükseldiği ikinci temel perspektif, adalet sisteminin işleyişidir. Önümüzdeki dönemde adil yargılanma hakkının daha etkin şekilde korunmasını hedefliyoruz. Aynı şekilde vatandaşlarımızın adalet hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması önceliklerimiz arasında olacaktır. Bu kapsamda adliyelerde vatandaşların işlerinin kolaylaştırılmasına yönelik birtakım hedefler ve faaliyetler belirledik.

Ayrıca mevzuatın sadeleştirilmesi, adli yardım sisteminin ve savunma hakkının güçlendirilmesi hususlarında da atacağımız adımlar bulunuyor. Yargıda sadeleştirilmiş süreçlerin oluşturulması, uyuşmazlıkların mümkün olduğunca ve öncelikle alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle çözülmesi, önleyici ve koruyucu hukuk uygulamalarının sisteme kazandırılması da önceliklerimiz arasındadır.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı reformu stratejisinde yer alan 9 amaçtan ilki, hak ve özgürlüklerin korunması ve geliştirilmesi başlığını taşıyor. Hak ve özgürlüklere ilişkin standartları yükseltmek üzere mevzuatımızı gözden geçirmeye devam ediyoruz. Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, Venedik Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda çeşitli değerlendirmeleri var. Bunları da gözetmek suretiyle hak ve özgürlüklere ilişkin standartların yükseltilmesine yönelik mevzuat paketleri hazırlıyoruz. İfade özgürlüğüne ilişkin mevzuatta yapacağımız düzenlemelerle bu konudaki davalarda kanun yolu güvencesinin artırılmasını sağlayacağız.

Daha önce ifade özgürlüğünün en önemli kriterlerinden biri olan, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz, düzenlemesini zaten mevzuatımıza derç etmiştik. Şimdi de ifade özgürlüğüne ilişkin kararların istinaf aşamasından sonra bir de Yargıtay tarafından incelenmesini sağlayacağız.

Tutuklamayı istisnai tedbir, tutuksuz yargılamayı asıl yöntem olarak görüyoruz. Bu anlayışla tutukluluk tedbirine ancak zorunlu hallerde başvurulmasını sağlayacak değişiklikler yapacağız. Mevzuatımızda tutukluğun azami süresi belirlenmiş olmakla birlikte bu süre tüm safahatı kapsamaktadır. Bu kapsamda tutukluluk sürelerinin soruşturma ve kovuşturma aşamaları için ayrı ayrı düzenlenmesini planlıyoruz.

İnternet erişim engelleme usullerini gözden geçiriyoruz. Bu çerçevede bir internet sitesinin tamamına değil, sadece engellenmesine karar verilen kısmına erişimin sınırlanmasına imkan verecek bir düzenleme yapılacaktır. Böylece uluslararası standartlara uygun bir mevzuat altyapısına da kavuşmuş olacağız. İnsan hakları eylem planının ilkini 2014 yılında hazırlamıştık. İçerisinde ayrıntılı düzenlemelerin yer alacağı yeni insan hakları eylem planı hazırlıkları kısa süre içerisinde tamamlanacaktır.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı Reformu Strateji Belgemizin ikinci amaç başlığı yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığının geliştirilmesidir. Hakim ve savcılar için coğrafi teminat getiriyoruz. Mevcut tayin sistemi mesleki verimliliği olumsuz etkiliyor. Coğrafi teminat hakim ve savcıların isteği olmaksızın çalıştığı yerden başka bir yere tayin edilememesi anlamına geliyor. Bu düzenlemeyle hakim ve savcıların mesleki teminatlarının daha da güçlendirilmesini hedefliyoruz. Hakim ve savcılığa girişteki mülakat heyetini genişletiyoruz. Hali hazırda mülakat kurulu Adalet Bakanının görevlendireceği bakan yardımcısı başkanlığında, teftiş kurulu başkanı, ceza işleri, hukuk işleri ve personel genel müdürlerinden oluşuyordu. Mülakat kurulunda Hakimler ve Savcılar Kurulu ile yüksek mahkemelerden de temsilciler bulundurulmasını planlıyoruz. Belirli görevler için mesleki liyakati ve tecrübeyi arttırmak gayesiyle mesleki kıdem şartlarını yeniden belirliyoruz. Özellikle Yargıtay ve Danıştay üyelikleri, İstinaf Mahkemesi Başkanlığı ve üyelikleri, Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Komisyonu Başkanlığı, mahkeme başkanlığı atamalarında bu çok çok önemlidir.

Aynı şekilde Adalet Bakanlığı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Tetkik Hâkimliği ile müfettişlikleri, yüksek mahkemelerin savcılık ve tetkik hâkimliklerine atanma kriterlerini de yeniden belirliyoruz. Hâkimler ve savcılar hakkındaki disiplin prosedürlerini yeniden yapılandırıyor, kurulun disiplin kararlarına karşı yargı yolunu genişletiyoruz. Böylece Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme, meslekten çıkarma cezalarıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırıyoruz. Ayrıca disiplin işlemlerinin etkinliğinin arttırılması için disiplin cezalarını da yeniden belirliyor, disiplin prosedüründeki güvenceleri arttırıyoruz. 2010 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği ile meslekten ihraç kararlarına karşı yargı yolu zaten açılmıştı. Bu düzenlemeyle diğer disiplin kararlarına karşı da itiraz ve yeniden değerlendirme yollarına başvurmak mümkün hale gelecektir.

Değerli Arkadaşlar,

Reform Belgemizin üçüncü amaç başlığı insan kaynaklarının nitelik ve niceliğinin arttırılmasıdır. Hukuk fakültelerinin özellikle eğitim süresi ve kontenjanlarıyla, fakülteye girişte aranan başarı sıralaması ölçütü yeniden belirliyoruz. Eğitim süresinin 5 yıla çıkartılması, kontenjanların azaltılması, başarı sıralamasının 190 binden 100 bine yükseltilmesi gibi düzenlemeler planlıyoruz.

Hukuk mesleklerine giriş sınavı önümüzdeki dönemin en önemli yeniliklerden biri olacaktır. ÖSYM tarafından yapılacak bu sınavda belli puan alanlar avukatlık stajına başlayabilecek. Hakim, savcı ve noter olabilmek için ise bunun yanında ayrıca özel meslek sınavlarına girilmesi gerekecek. Bu sınavla devlet ve vakıf üniversitelerini kalite ekseninde bir rekabete ve oto kontrole sevk etmeyi hedefliyoruz. Ayrıca bu yöntemin yargıdaki hizmetlerin nitelikli verilmesine ve mesleki yetkinliklerin arttırılmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz. Reform belgemizde yer alan bir başka yenilikte hakim ve savcı yardımcılığı müessesinin getiriliyor olmasıdır. Hakim ve savcılar eğitimin ardından doğrudan kürsüye çıkmayacak, önce yardımcı olarak göreve başlayacaklar, bu sürenin sonunda ikinci bir sınavla hakimlik ve savcılık mesleğine geçecekler. Mesleğe kabuller sadece yardımcı kadroları arasından yapılacak. Bu uygulamanın gayesi, bir yandan mesleğe hazırlık döneminin daha etkin geçirilmesini temin etmek, diğer yandan da hakim ve savcılara çalışmalarında daha fazla destek sağlayabilmektir. Strateji belgesinde yer alan Türkiye Adalet Akademisi’ni belgeyle ilgili hazırlık süreçlerinin tamamlanmasını beklemeden bu ayın başı itibariyle yeniden kurduk.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı reformu stratejimizin dördüncü amaç başlığı performans ve verimliliğin arttırılmasıdır. Bunun için Hakimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yargıda performans, ölçüm ve takip merkezi kuruyoruz. Uzun süren soruşturma ve davalar bu merkezde oluşturulacak bir sistem vasıtasıyla takip edilecektir. Gerekiyorsa yargı bağımsızlığı ilkesine halel getirilmeden davaların uzamasına sebebiyet veren sorunların çözümü sağlanacak. Yargıda hedef süre uygulamasını daha da geliştiriyoruz. Bu uygulamaya özellikle uzun süren soruşturma ve davaları takip etmek için 2019 yılı başı itibariyle zaten başlamıştık. Bunun dışında makul sürede yargılanma hakkının sağlanması gayesiyle mahkemeler ve savcılıklar için farklı performans kriterleri oluşturmayı planlıyoruz. Hakimleri ceza ve hukuk hakimi olarak ihtisaslaştırıyoruz. Hali hazırda 6052 faal mahkemenin 3067’si hukuk, 2985’i ise ceza mahkemeleridir. Reform düzenlemesiyle birlikte mesleğin başında hâkimleri ceza ve hukuk hâkimi olarak ayıracak ve alanlarında uzmanlaşmalarını sağlayacağız.

Çevre, imar ve enerji gibi alanlarda davaların daha hızlı ve etkin yürütülmesini sağlamak için özel mahkemeler kuruyoruz. Bu tür davaların uzaması hem vatandaşlarımızın, hem de devletin çok büyük zararlara uğramasına yol açıyor. İstinaf mahkemelerini güçlendiriyoruz. Halen ülkemizde Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Samsun, Sakarya ve Konya illerimizde olmak üzere 11 istinaf mahkemesi bulunuyor. Önümüzdeki dönemde Diyarbakır, Kayseri, Trabzon ve Van illerinde dört bölge adliye mahkemesi daha faaliyete geçirilecektir.

Adalet Teşkilatımızın bilişim sisteminin yurt dışı temsilciliklerimizle entegrasyonunu sağlıyoruz. Böylece yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın hukuk davalarında bilişim sistemi üzerinden beyanlarının alınabilmesini ve dilekçe sunabilmelerini temin edeceğiz. Adliye bulunmayan ilçelerde ve büyük havalimanlarında uzaktan görüntülü olarak ifade alınabilmesine imkan sağlayan SEGBİS sistemi kuruyoruz. Mahkeme nöbet sistemini geliştirerek ceza mahkemelerinin 24 saat esasıyla hizmet vermesini planlıyoruz. Mahkeme yazı işleri müdürlüklerini güçlendirerek yazı işleri müdürlüğünü kariyer meslek olarak yeniden yapılandırıyoruz. Yazı işleri müdürlüğünü görevde yükselme usulü ile gelinen değil, hukuk eğitimi almış olanların en başta sınavla girebilecekleri bir kariyer mesleği haline dönüştürüyoruz. Bu uygulama yargılamaların daha etkili ve eksiksiz yürütülmesine katkıda bulunacaktır.

Vasilik kararları başta olmak üzere, yabancı mahkemelerce verilen kararların tanıma ve tenfizinin basitleştirilmesini sağlıyoruz. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız özellikle yabancı ülke makamları tarafından verilen vasilik kararlarının tanınmasıyla ilgili önemli sorunlar yaşayabiliyor. Bu reform belgesiyle yurt dışındaki vatandaşlarımızın bu sıkıntılarını da çözüyoruz.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı Reformu Strateji Belgemizin beşinci amaç başlığı, savunma hakkının etkin kullanımının sağlanmasıdır. Bu strateji belgesiyle savunma hakkı ilk defa ayrı bir amaç başlığı altında düzenlenmiş bulunmaktadır. Ülkemizde 2002 yılı itibariyle 46552 olan avukat sayısı, bugün itibariyle 135 bine yaklaşmıştır. Bunun için avukatlık stajına başlamak için hukuk mesleklerine giriş sınavında başarılı olma şartı getireceğimizi daha önce ifade etmiştim. Ayrıca, savunmanın yargılamalara etkin katılımını sağlayacak düzenlemeler yapıyoruz. Bu çerçevede avukatların bilgi ve belge temin etmelerine ilişkin yasal yetkilerini de genişletiyoruz.

Koruyucu hukuk anlayışı kapsamında vatandaşlarımızın mağduriyetlerini önlemek için bazı iş ve işlemlerin avukat aracılığıyla yapılmasını sağlıyoruz.

Kira ve eser başta olmak üzere belirli değerin üzerindeki bazı sözleşmelerin, bağış ve ölüme bağlı işlem gibi tek taraflı tasarrufların avukat yardımıyla hazırlanması zorunlu olacaktır. Avukatlık hizmetlerinin vergilendirilmesi konusunda da iyileştirici düzenlemeler yapıyoruz. Çocuk mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda olduğu gibi aile hukuku ve tüketici uyuşmazlıklarında da vekalet ücretinin KDV oranını indirmeyi planlıyoruz.

Kamuda görev yapan avukatların farklı statülerde çalışmaları, denetimleri, mali ve özlük hakları ile ilgili konuların yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Maaş ve özlük haklarının yetersiz olması sebebiyle kamuda nitelikli avukat çalıştırabilmek güç oluyor. Statülerini ve özlük haklarını yeniden düzenleyerek kamuda görev yapan avukatlarla ilgili sorunları da inşallah çözüyoruz.

Türk avukatlık camiası uluslararası alanda da mesleki faaliyet gösterecek şekilde hızlı bir gelişim içindedir. Avukatlarımızın uluslararası davalarla ilgili mesleki kapasiteleri hızla gelişiyor. Bunun bir gereği olarak avukatlara da belli kriterler dâhilinde, bunu Barolar Birliği Başkanımızla da arkadaşlarımız görüştüler-görüşüyorlar, biz de Kabinede bunları görüştük, avukatlara da yeşil pasaport hakkı vererek, uluslararası faaliyetlerini kolaylaştırmayı planlıyoruz. Tabii tüm avukatlara değil, değil mi?

Değerli arkadaşlar;

Yargı reformu strateji belgemizin 6. amaç başlığı adalete erişimin kolaylaştırılması ve adalet hizmetlerinden memnuniyetin artırılmasıdır. Usul kanunlarında dava açma ve kanun yoluna başvuruda bir hafta, iki hafta, bazen 7 gün, 10 gün, 15 gün, 30 gün gibi farklı süreler bulunuyor. Sürelerin farklı olması sadece karışıklıklara neden olmakla kalmıyor, mağduriyetlere de yol açıyor. Bu sorunu sürelerin yeknesak hale getirilmesi suretiyle inşallah çözüyoruz.

2018 yılı istatistiki verilerine göre Cumhuriyet savcılıklarında yüzde 13.5, ceza mahkemelerinde yüzde 7 ve hukuk mahkemelerinde ise yüzde 4.2 oranında görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmiştir. Ayrıca, görevsizlik ve yetkisizlik sebebiyle bozma kararı verilme oranı da oldukça yüksektir. Bu durum yargılama sürecini ne yapıyor, uzatıyor. Yeni bir sistem kurarak bu tür olumsuzlukların önüne geçmeyi planlıyoruz.

Tanıklık uygulaması; maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına ve adaletin tecellisine doğrudan etki eden bir yöntemdir. Yargı süreçlerinde tanığa özgü uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Bunun için tanıklığı zorlaştıran uygulama ve yaklaşımların ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapılacaktır.

Mesela bazı ülkelerde tanıklar için özel bekleme odaları oluşturularak, davaların taraflarıyla yüz yüze gelmeleri ve psikolojik olarak yıpranmaları engelleniyor. Benzer uygulamaların yapılmasına olanak sağlayacak önemli değişiklikler bizde de yapılacaktır.

Ayrıca mevzuatta yer alan tanıklık ücretinin yeniden belirlenmesi gerekiyor. Reform çalışmaları kapsamında tanıklara yaklaşımla ilgili standartların yükseltilmesi için gereken adımlar atılacaktır.

Değerli arkadaşlar,

Strateji Belgemizin 7’nci amaç başlığı, ceza adaleti sisteminin etkinliğinin arttırılmasıdır, bu kapsamda Cumhuriyet savcılarının takdir yetkileri genişletilecektir.

Mevzuatımıza göre, yeterli şüphenin varlığı halinde kamu davası açılması zorunludur. Buradaki yeterli şüphe kavramı, uygulamada basit şüphe olarak tatbik edilmekte, bu durumda açılan dava sayısını ne yazık ki artırmaktadır. Şüpheli hakkında mahkumiyet kararı verilmesi ihtimali çok düşük olan soruşturmalarda dahi Cumhuriyet savcılıklarında dava açılmaktadır. Neticeye baktığımızda, 2018 yılında şüphelilerin yüzde 52,6’sı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir, açılan davalardaki mahkumiyet oranı ise yüzde 48,1’dir. Sistemi mahkumiyet ihtimali az olan davaların açılmaması yönünde geliştirmemiz gerekiyor. Bunun yolu da, Cumhuriyet savcılarına takdir hakkını genişletmekten geçiyor.

Dünya genelinde adalet sistemleri uyuşmazlıkların öncelikle soruşturma aşamasında çözülmesi ve önemli konularda dava açılması yönünde reformlara yönelmektedir. Ülkemizde de ön ödeme ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulamalarının genişletilmesine ihtiyaç bulunuyor. Savcılık aşamasında ne kadar çok sorun çözebilirsek, mahkemelerdeki yargılamaları o derece sağlıklı hale getiririz.

Halen ön ödeme müessesesi sadece adli para cezasını gerektiren veya üst sınırı 6 ayı aşmayan suçlar için uygulanıyor. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ancak şikayet bağlı ve üst sınırı 1 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda devreye giriyor. Uzlaşma ise şikayete bağlı suçlar ve kanunda öngörülen diğer bazı suçlar için düzenlenmiştir. Her 3 konuda da bu sınırlı uygulamayı genişletmeyi hedefliyoruz.

Bazı fiillere yönelik soruşturmaların fail ile savcı arasında anlaşmayla sonlandırılabileceğini özellikle sağlayacağımıza inanıyorum. Bu hususun uygulama örnekleri yurt dışında zaten var. Önceden belirlenecek belli suçlarda suçunu ikrar eden şüphelinin hemen mahkemeye sevk edilmesi ve kanunda yer alan indirimden faydalanarak cezalandırılması sistemi rahatlatacaktır. Bu uygulama cezada pazarlık yönetiminin aslında bir modelidir. Türkiye’de bu yöntemi kanunda yüksek ceza öngörülmeyen suçlar için getirmeyi planlıyoruz. Ayrıca bu süreçte mağdurun rızası ve mahkemenin onayı da mutlaka aranacaktır.

Nitelikli yargılama ancak yeterli bir soruşturma ile mümkündür; bunun sağlanması için mevzuatımızda iddianamenin iadesi usulü düzenlenmiştir. Soruşturması eksik yürütülmüş bir iddianame ise savcılığa iade ediliyor. Aksi takdirde mahkemelerin soruşturma sırasında tamamlanması gereken işlemleri yapması ya da yapılmış işlemleri tekrar etmesi gerekiyor. Sonuçta ortaya hem önemli bir verimlilik sorunu çıkıyor, hem de taraflar örseleniyor. Cumhuriyet savcılıklarının ve adli kolluğun güçlendirilmesine, aynı zamanda iddianamenin iadesi müessesesine de işlerlik kazandırılmasına ihtiyaç vardır. Hali hazırda iade edilen iddianamelerin oranı yüzde 2,6’dır, bunun için iade kapsamı yeniden belirlenecektir.

Soruşturmaların kalitesinin arttırılması için hukuk fakültesi mezunlarının adli kollukta istihdam edilmesi sağlanacaktır. Emniyet hizmetleri sınıfında görev yapacak hukukçuların çoğalması, ceza mevzuatı ile kolluğa verilen görev ve yetkilerin daha nitelikli yürütülmesine katkı sağlayacaktır. Birçok ülkede bu doğrultuda uygulama bulunmaktadır.

Ülkemizde Kabahatler Kanunu’nda yer alması ve kabahat olarak tanımlanması gereken bazı fiiller halen suç olarak ceza mevzuatında yer almaktadır. Mevzuatın bu açıdan taranarak bazı fiillerin idari yaptırıma dönüştürülmesi, mahkemelerin iş yükünü de azaltacaktır.

Şahsa karşı işlenen özellikle basit yaralama ve tehdit gibi suçların nitelikli hallerinin şikayete bağlı hale getirilmesi planlanıyor. Bu kapsama giren suçların türlerinin arttırılması bir yandan mahkemelerin iş yükünün azaltılmasını sağlarken, diğer yandan uyuşmazlıkların derinleşip çoğalmasını önleyecektir.

Konusu suç teşkil eden bazı basit fiillere ilişkin süreçlerin kısaltılması için yeni usuller getirilecektir. Basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulünün birçok ülkede farklı uygulamaları bulunmaktadır. Suç teşkil eden bazı fiillerde daha hızlı ve basit bir usulle sanıkların doğrudan mahkeme önüne getirilmesi, bir an önce yargılamanın başlamasını sağlayacaktır.

Ülkemizde 12-15 yaş arası çocuklar hakkında önceki yıl itibariyle yaklaşık 40 bin dava açılmıştır. Burası çok önemli, bazı ağır suçlar hariç olmak üzere 15 yaşından küçük çocukların ilk defa işledikleri fiiller soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmeden çocuklara özgü koruma mekanizmaları içerisinde değerlendirilecektir. Bu tür çocukların durumlarının sosyal tedbirlerle takip edilmesi, kendilerine daha iyi bir gelecek kurma şanslarını da güçlendirecektir. Mevcut uygulamada kamu davasının açılmasının ertelenmesi, yetişkinler ve çocuklar için aynı hükümlere tabidir. Bu uygulamanın çocuklara yönelik kısmı genişletilecektir. Ayrıca, çocuklar hakkındaki davaların ilk derece yargılamaları ile istinaf ve temyiz incelemeleri öncelikli olarak yapılacaktır.

Şiddet içermeyen bazı suçlardan yükümlü olan yaşlı, hamile ve çocukların cezalarının elektronik izleme merkezi aracılığıyla evde infazına imkan tanınacaktır. Bu durum bir yandan sosyal fayda sağlarken, diğer yandan ceza infaz kurumlarının maliyetlerinde tasarruf yapılmasını temin edecektir.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı reformu stratejimizin 8’inci amaç başlığı, hukuk yargılaması ile idari yargılamanın sadeleştirilmesi ve etkinliğinin arttırılmasıdır.

Özellikle küçük miktarlı talep ve davaların basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulü ile çözülmesi yoluna gidilecektir. Avrupa Konseyi’nin de tavsiye kararının bulunduğu bu konuda diğer ülkelerdeki uygulamalar da incelenerek, yeni bir usul ihdas edilecektir.

Mal varlığı haklarına ilişkin küçük miktarlı talep ve davalarda yazılı ya da sözlü yargılama usullerine benzer yöntemler kullanılacaktır. Bunun için uyuşmazlığın basitleştirilmiş ve hızlı bir yargılama usulü içerisinde çözümlenebilmesine yönelik bir yargılama usulü ihdas edilecektir. Örneğin, 5 bin liranın altındaki uyuşmazlık konularının tebligatlar, yargılama, itiraz, istinaf, temyiz gibi yıllara sari bir süreç işletilmeksizin hızlı bir şekilde çözümü sağlanacaktır.

Yargı harçlarının hesaplanması son derece karışıktır, mahkemelerin iş yükünü ciddi şekilde arttırmaktadır. Verimliliğin arttırılması ve yargılamaların hızlandırılması için yargı harçlarında da basitlik ve sadelik sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.

Çocukla kişisel ilişki kurulması yönündeki mahkeme kararlarının icra müdürlükleri vasıtasıyla infaz edilmesi ciddi sorunlara yol açıyor. Bu yöntem çocuğun sosyal ve psikolojik yapısını bozmanın yanında mahşeri vicdanı sızlatan görüntülere de sebebiyet verebiliyor.

Çocukla şahsi münasebet kurulmasına yönelik kararların infazında daha insani ve çocuğa uygun yöntemler geliştirilecektir. Bu kapsamda Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı ortak bir birim kuracaktır. Bu birim vasıtasıyla çocukla ilgili kararların icra edilmesi hem masrafları azaltacak, hem de çocuğun menfaatlerini gözetecek bir yöntem olacaktır.

Hâlihazırda Noterlik Belgesi, Adalet Bakanlığı tarafından başvuru yapan hukukçulara veriliyor. Boşalan noterliklere yapılan başvurular sıraya göre değerlendiriliyor ve atama yapılıyor. Noter yardımcılığı ihdas edilerek noterliğin asli bir meslek haline gelmesi sağlanacaktır. Sınavla noter yardımcılığına girileceği için noterlik kariyer mesleği haline dönüşecektir. Noterliklerin sayısı da artırılacaktır. Halihazırda ülkemizde 1931 noterlik bulunmaktadır.

Geçtiğimiz 17 yılda noterliklerin sayısı yüzde 56 oranında artmıştır. Sayının artması, vatandaşların işlerini kolaylaştırmıştır. Yeni noterlikler, Türkiye Noterler Birliği’nin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından açılıyor. Her Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yargı çevresinde bir noterlik kurulması zorunlu hale geliyor. Bazı çekişmesiz yargı işlerinin noterlikler tarafından da yapılabilmesine imkan sağlanarak, bu kurumun daha işlevsel hale gelmesi temin edilecektir. Yargının iş gücünü azaltacak şekilde tevdi mahalli tayini, iddet müddetinin kaldırılması, vasiyetnamenin açılması, mirasçı atama belgesinin verilmesi, mirasın reddi beyanının tespit edilmesi, delil tespiti talepleri gibi işlerin noterlikler tarafından yürütülmesini hedefliyoruz. Daha önce veraset ilamlarının noterlikler tarafından verilmesi, biliyorsunuz sağlanmıştı. Halihazırda toplam veraset ilamlarının yüzde 50’si noterlikler tarafından yürütülüyor. Bu başarılı uygulamayı diğer alanlara da yaygınlaştıracağız. Noterliklerin resmi çalışma saatleri dışında ve tatil günlerinde de hizmet sunmaları uygulamasını ise, Nisan ayı başı itibariyle zaten başlatmıştık.

Değerli Arkadaşlar,

Yargı reformu stratejimizin 9’ncu son amaç başlığı; alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılmasıdır. Bunun için cezada uzlaştırmanın kapsamı genişletilecektir. Bilindiği gibi uzlaşma, şikayet bağlı suçlar ve kanunda öngörülen diğer bazı suçlar için düzenlenmiştir. Geçtiğimiz yıl uzlaşma bürolarına gönderilen dosya sayısı ne biliyor musunuz? 380 bin. Uzlaşma ile sonuçlanan dosya sayası ise 150 bin olmuştur. Mahkeme temelli aile arabuluculuğu uygulaması getirilecektir. Şiddet içermeyen uyuşmazlıklarda aile arabuluculuğu getirilmesi, uyuşmazlıkların derinleşmeden çözülmesine imkan sağlayacaktır. Uygulama mahkeme temelli olarak yapılandırılacaktır. Yani açılan dava hakim tarafından arabuluculara havale edilecektir. Hali hazırda zorunlu arabuluculuk iş uyuşmazlıklarında ve ticari uyuşmazlıklarda uygulanıyor. Tüketici uyuşmazlıkları gibi alanlarda da arabulucuya başvuran dava şartı haline getirilmesi planlanıyor.

Kamunun taraf olduğu davalarda ihtiyari sulh yönteminin kapsamı genişletilecektir. Evet, işte böylece 9 amaç başlığı altında toplamda 63 hedef ve 256 faaliyeti kapsayan yargı reformu strateji belgemizi özetlemiş olduk. Tabi bu belge Bakanlığımızın barolardan hukuk fakültelerine, akademisyenlerden medya mensuplarına kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirdiği istişareler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın yasal düzenleme gerektiren konularının muhatabı Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

İdari tasarruf gerektiren konularının muhatabı da Cumhurbaşkanlığı, Adalet Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlardır. Amacımız milletimizin adalet duygusunu güçlendirecek, beklentilerine cevap verecek, vicdanları mutmain ve hukuka güveni tahkim edecek bir yargı uygulamasını hayata geçirmektir. Bunu da hem kendi medeniyetimize olan bağlılığımızı koruyacak hem de günümüz dünyasının uygulamalarıyla uyumlu olacak bir yaklaşımla gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sizlerle paylaştığımız yargı reformu strateji belgesinin bu doğrulta da atılmış önemli bir adım olduğuna inanıyorum. Bu belgede yer alan hususların kanun veya diğer düzenlemeler vasıtasıyla hayata geçirilmesi aşamalarında da sizlerin özellikle katkılarını almayı sürdüreceğiz.

Bir kez daha emeği geçen tüm arkadaşlarımızı şansım, milletim adına tebrik ediyorum. İnşallah iftarda tekrar sizlerle bir arada olacağız. Şimdiden mübarek Kadir Gecenizi ve Ramazan Bayramınızı kutluyorum.

Sizlere sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum.