Ak Parti İstanbul Mahalle Başkanları ile İftar Programında Yaptıkları Konuşma

26.05.2019

AK Parti İstanbul Teşkilatımızın Değerli Mensupları,

Ana Kademe,

Kadın Kolları ve Gençlik Kollarımızın Değerli Mahalle Temsilcileri,

Hanımefendiler,

Beyefendiler;

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün 21’nci gününü geride bıraktığımız Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum. Önümüzdeki Cuma günü inşallah Rabbimizin bin aydan daha hayırlı olarak müjdelediği Kadir Gecesi’ne vasıl olacağız. Ardından da bayram için gün saymaya başlayacağız. Rabbim bu mübarek günlerde tuttuğunuz oruçları, eda ettiğiniz ibadetleri, yaptığınız hayırları kabul eylesin. Sizlerin ailelerinizin, milletimizin ve tüm Müslümanların Kadir Gecesi’ni ve bayramını şimdiden tebrik ediyorum. Bu kutlu günlerin özellikle hürmetine ülkemizdeki ve dünyadaki tüm mazlumların, mağdurların, gariplerin Rabbimin ihsanına nail olmasını diliyorum. Ülkemizin her yerinde olduğu gibi İstanbul’da da teşkilatlarımızın iftarıyla, teravihiyle, sahuruyla, gündüzüyle Ramazan ayının her anını milletimizin gönlünde yer edecek şekilde değerlendiğine ve değerlendireceğine inanıyorum. Şatafatlı mekanlarda değil, milletimizin gönül sofralarında, özellikle de garip gurebanın evlerinde geçirilen her iftarı Ramazan’ın en bereketli günü olarak görüyorum.

Çeyrek asırdır hep yanımızda olan, bize destek veren İstanbul’a ve milletimize borcumuzu ancak bu şekilde ödeyebiliriz. AK Parti’nin bunca yıldır belediyelerde ve hükümette, iktidarda bulunuyor olmasının sırrı işte burada gizlidir. Biz milletimizin kalbinde doğdur, orada büyüdük. Milletimizle irtibatımızı hiç kesmediğimiz gibi hep güçlü tuttuğumuz için de bugünlere kadar geldik. Siyasette başarı çıtasını milletimizle olan muhabbetimizden hasbiliğine ve derinliğine güvenerek sürekli yukarıya çıkardık. İlk girdiğimizde seçimde yüzde 34 ile Meclis’in neredeyse 3’te 2’sini kazanmıştık. Şimdi başarı çıtasını yüzde 50’ye çıkardık ve ancak oyumuz oranında temsil imkanı buluyoruz. Bundan da şikayetçi değiliz. Hamdolsun ne halk oylamalarında, ne de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ne de Türkiye genelini ifade eden sonuçlarda hayal kırıklığına uğramadık. Buna rağmen bazı sıkıntılar elbette yaşadık, ecdat “bir musibet bin nasihatten evladır” diyor. AK Parti teşkilatları olarak bizim için de 2015 Haziran seçimleriyle 31 Mart İstanbul Büyükşehir seçimleri işte böyle büyük dersler mahiyetindedir. Hep söylediğimiz gibi bizim siyasetimizle milletle inatlaşmak, millete rağmen iş görmek, millete rağmen yol yürümek diye bir anlayış kesinlikle yoktur. Milletimizin gösterdiği istikamette sürekli kendimizi sorgulayarak, sürekli kendimizi yenileyerek hizmet etmeye, inşa etmeye, üretmeye devam edeceğiz.

Değerli Kardeşlerim,

Milletle birlikte siyaset yapmanın gücünü 1989 Beyoğlu Belediye Başkanlığı kampanyamdan beri çok yakından biliyorum. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanmamızda adeta şu anda burada olduğu gibi yekvücut olarak sahada yürüttüğümüz çalışmaların çok büyük payı vardır. Biz AK Parti’yi erkeği kadınıyla, genci yaşlısıyla velhasıl tüm milletimizle beraber kurduk. Türkiye’de özellikle kadınların ve gençlerin gerçek anlamda siyasete dahil olması, taban çalışmasından karar mekanizmalarına kadar her alanda söz sahibi haline gelmesi AK Parti sayesindedir. Siyasetteki bu yüksek temsil oranı hayatın diğer alanlarında da etkisini göstermiştir. Milletimizle kurduğumuz güç bağı da mahalle temsilciliği sistemimizin çok önemli payı vardır. Yaklaşık 10,5 milyon üyesiyle Türkiye’nin yaygın tabanına sahip partisi durumundayız. İstanbul’da 2 milyon 300 bin üyeye sahibiz. Şimdi İstanbul’da bu kadar üyeye sahipsek sadece İstanbul’daki üyelerimizi şöyle ciddi manada bir çalıştıralım, üyelerimiz arazide bir çalışsın. Bir üye yanında iki oy daha getirsin mesele bitti öyle mi? Ama üyelerimizi çalıştıralım önce. Üyeyim ama çalışmıyorum olmaz, üyeliğin bir sorumluluğu var. Kadın kollarımızın 4,5 milyonu aşan, gençlik kollarımızın 1,5 milyonu bulan üye sayıları, Türkiye’deki diğer tüm siyasi partilerin toplam üye sayısından bile fazladır. Genel Başkan olarak teşkilatlarımızın özellikle de mahalle temsilcilerimizin çalışmalarına hep özel önem verdim ve destekledim. Şimdi önümüzde İstanbul’da bir yenileme seçimi var. Yüksek Seçim Kurulu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin 23 Haziran’da yenilenmesine karar verdi. Bu kararın verilmesinin gerisinde 31 Mart seçimlerinde yaşanan ve hepsi de belgeleriyle ispatlanan kanunsuzluklar, organize usulsüzlükler, özensizlikler, hırsızlıklar, yolsuzluklar vardır. Her hırsızlık kötüdür, ama oy hırsızlığı, milli irade hırsızlığı tam bir felakettir. Çünkü bireysel hırsızlıkta bir kişinin malını çalarsınız, milli irade hırsızlığında tüm milletin hakkını çalmış olursunuz.

Biz bu süreçte attığımız adımlarla milletimizin hakkını, hukukunu, iradesini korumak için mücadele ettik. Bu sebeple Yüksek Seçim Kurulu’nun seçimin yenilenmesi kararını isabetli buluyoruz. Seçim tarihine kadar geçecek yaklaşık artık 4 hafta var. Bu sürecin gerekçelerini İstanbul halkına çok iyi bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Yüksek Seçim Kurulunun gerekçeli kararında tüm bilgiler, belgeler, tartışmalar, değerlendirmeler yer alıyor.

Değerli Arkadaşlar,

Ana hatlarıyla baktığımızda Yüksek Seçim Kurulu’nun iptal kararını iki temel sebebe dayandırdığını görüyoruz. Birincisi, memur olması gereken sandık kurulu başkanlarından bir kısmının kanunun açık emrine rağmen özel sektör çalışanlarından, emeklilerden veya ne iş yaptığı bilinmeyen kişilerden seçilmiş olmasıdır. Bilindiği gibi Yüksek Seçim Kurulu seçimin yenilenmesi kararını ancak sonuca müessir olacak neticeler doğuracak durumlar ortaya çıkması halinde alıyor. Yani haklı da olsanız her itiraz seçimin yenilenmesi kararının verilmesini gerektirmiyor.

İstanbul’un kimi ilçelerinde ve ülkemizdeki diğer pek çok yerinde yapılan itirazların önemli bölümü haklı bile olsa sonuca etki edecek rakamlar ortaya çıkmadığı için reddedilmiştir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde ise her iki başlık altındaki oy rakamları da sonucu değiştirecek büyüklüktedir. Mesela, İstanbul genelinde toplamda 212 binin üzerinde seçmeni olan 754 sandıkta sandık kurulu başkanları kanuna açıkça aykırılık teşkil eden kişilerden atanmıştır. İlçe seçim kurulları sandık kurulu başkanı atamalarını niçin bu şekilde yaptıklarını Yüksek Seçim Kurulu’na izah edememişlerdir. Sizlerin de yakından bildiği gibi sandık kurulu başkanları sahip oldukları yetkiler ve fiilen yürüttükleri işler sebebiyle oyların sayımı ve kayda geçirilmesi konusunda çok büyük yetki sahibidir. Bu durumda kanuna aykırı sandık kurulu başkanı tarafından yönetilen sandıklardaki 212 binden fazla oy şüpheli hale geldi demektir.

Büyükşehir seçimlerinin yenilenmesi kararının ikinci önemli sebebi, sandık sayım ve döküm cetvellerinde tespit edilen sorunlardır, yoksuzluklardır. Yapılan incelemelerde 18 sandıkta sayım döküm cetvelinin hiç olmadığı, 90 sandıkta ise sayım döküm cetvelinde sandık kurulunun imzasının bulunmadığı görülmüştür. İmzasız sayım döküm cetvelleri de yok hükmünde kabul edildiği için toplamda 30 binin üzerinde seçmeni olan 108 sandıkta oylar evet şüpheli duruma düşmüştür. 1963’te şüpheli olduğu için seçim iptal edilmiştir. Şimdi aynı durum var daha neyi düşünüyoruz? Buna şaibe karışmıştır dedik nitekim öyle de oldu ve Yüksek Seçim Kurulu ne yaptı? Yenilenmesine karar verdi. Böylece karşımıza bir tarafta 212 bin, diğer tarafta 30 bin şüpheli oy çıkıyor. Peki, AK Parti adayı ile CHP adayı arasındaki fark ne kadar? Seçim gecesi 28 binlerden başlayarak fark yaptığımız itirazlarla azala azala 13 binli rakamlara kadar geldi.

Sandık kurulu başkanlarıyla ilgili 212 bin, sandık sayım döküm cetvelleriyle ilgili 30 bin şüpheli oy 13 binden büyük olduğuna göre bu seçim elbette yenilenecekti. Üstelik daha bunların yanında hukuki olarak hakkı olmadığı için oy kullandığı tespit edilen 706 kişinin durumu ve diğer bazı sorunlarda var. Bu karara karşı çıkan Yüksek Seçim Kurulu üyelerinin gerekçelerine baktığımızda inanın bana dişe dokunur gerçekten vicdanları tatmin edici bir unsura rastlayamıyoruz. Buna karşılık kamuoyunda CHP tarafının tezleriyle bize karşı bir kampanya yürütülüyor. İstiyorlar ki tespit edilen bunca yolsuzluğu, bunca kanunsuzluğa, bunca usulsüzlüğe, bunca hırsızlığa ses çıkarmayalım, göz yumalım. İstiyorlar ki, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı hukuken de, fiilin de seçimi kazanıp, kazanmadığı belli olmayan bir adaya teslim edelim. Hiç kimse kusura bakmasın, Akif ne diyor? “Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum” biz böyle bir davanın mensuplarıyız. Hakkımızı sonuna kadar arayacağız dedik, aradık ve şimdi sandık tekrar önümüzde. Biz ne kimsenin hakkına göz koyar, el uzatırız, ne de kendi hakkımızın özellikle de milletimizin hakkının gaspına evet rıza gösteririz.

Geçmiş seçimlerde ne olduğunu bilemeyiz, ancak 23 Haziran’dan başlayarak bundan sonraki seçimlerde bir daha benzer sıkıntıların yaşanmaması için hem siyasi partiler hem de seçim kurulları çok daha dikkatli olacak. Biz hayatımız boyunca hep milli iradenin üstünlüğünü savunduk. Tüm seçimlerde sandık namustur diyerek, milletimizin tercihlerinin en doğru şekilde tezahür etmesi için çalıştık. Demokrasiye inanan herkesin de böyle yapması gerektiğine inanıyoruz.

Kardeşlerim,

Bu gerçekleri her yerde milletimize anlatacak, CHP tarafının ve onun borazanlığını yapanların zehirli dilinin sandığı kirletmesine izin vermeyeceğiz. Unutmayın, en etkili siyaset yüz yüze yapılan doğrudan gönüllere dokunulan siyasettir. Şu anda Ana Kademe burada, Kadın Kollarımız burada, Gençlik Kollarımız burada inanıyorum ki siz yüz yüze bunu yapacaksınız. Artık şurada 4 hafta kaldı durmak yok yola devam. Birebir görüşmeye var mıyız? Birebir görüşerek bu meseleleri halkımıza anlatmaya var mıyız? Sizlerden mahallelerinizdeki her bir binaya, her bir haneye mutlaka girmenizi, ülkemiz ve İstanbul için yaptıklarımızı, seçimin niçin yenilendiğini 23 Haziran’da niçin AK Parti’ye oy vermeleri gerektiğini bizzat anlatmanızı rica ediyorum.

Ben bugün buraya nereden geldim biliyor musunuz? Bugün buraya Yassıada’dan geldim, yani yaslı ada. Ne oldu orada? Orada Adnan Menderes ve iki arkadaşı biliyorsunuz idam edildi. Şimdi biz o yaslı adayı Demokrasi ve Özgürlükler Adası yapıyoruz. İnşaatın yarıdan fazlası bitti, inşallah büyük ihtimalle fevkalade bir durum olmazsa Aralık ayında açılışını yapacağız ve burada uluslararası toplantıları yapacağız, burada ulusal toplantıyı yapacağız, yani artık yaslı ada idamla anılmayacak, demokrasi ve özgürlüklerle anılacak. Ama orada bir Başbakanın ve iki bakanın idam edildiğini de gelenlerin hepsine müzede ve oradaki yapacağımız yayınlarla anlatacağız ki bu CHP zihniyetinin ne olduğunu anlasınlar. Çünkü bir Başbakanın idamının arkasında CHP zihniyeti var. Bizi buraya gönderen irade böyle istediği için bu idamı yaptık diyenler işte onlara diyorum ki, 23 Haziran’da gereken dersi sandıklarda verelim. Onun için çalışacağız.

Değerli Arkadaşlar,

Şahsımın 40 yılı aşan siyasi tecrübesiyle 31 Mart seçimlerinde yaşadıklarımız bize şu gerçeği bir kez daha gösterdi: Seçimi kazanmak için önce parti olarak bizim kendi aramızda birlik, beraberlik, dayanışma içinde olmamız şarttır. Saygıyı, sevgiyi evvela kendi içimizde tesis etmeden milletimize söyleyeceğimiz hiçbir sözün kıymeti yoktur. AK Parti olarak biz kendi içimizde sağlam durduğumuzda topyekun milletimizi de ortak değerlerimizin etrafında buluşturabiliyoruz. Onu buluşturduğumuzda zaten her şey biter. Vesayete karşı yürüttüğümüz mücadelede, Gezi olaylarında, 17-25 emniyet, yargı darbe girişiminde, çukur eylemlerinde, terör örgütlerinin saldırılarında ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünde bun şahit olduk, dik durduk ve bunları gönderdik.

Bugün ülkemizin önünde gerçekten çok önemli sınamalar var. Ülkemize terör örgütleriyle, ihanet çeteleriyle, envaı çeşit tuzakla, tehditle diz çöktüremeyenler, şimdi aynı oyunu ekonomi üzerinde oynuyorlar. Milli güvenliğimizle ilgili attığımız adımları bahane ederek ülkemiz ekonomisini yaptırım tehditleriyle yıpratmaya çalışıyorlar. Doğu Akdeniz’de tamamen ekonomik çıkarlara dayalı bir mücadeleyi, güvenlik sorununa ve diplomatik krize dönüştürmek için zemin hazırlıyorlar. Esasen önümüze çıkartılan siyasi ve ekonomik sıkıntıların kat be kat fazlası bize bu tuzakları kuranların başında var. Kendi durumlarını gizlemek için dünyayı kaosa ve hatta gerekirse kana bulamaya hazır bu çevrelere aradıkları fırsatı inşallah vermeyeceğiz. Allah’ın izniyle sorunlarımız hepsinin de üzerinde gelecek gücü ve kararlılığa sahibiz. En büyük hesap sahibi unutmayın, Allah’tır. Biz çalışacağız, çabalayacağız, elimizden geleni yapacağız gerisini Rabbimize bırakacağız.

Bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemde üzerine en çok titrememiz gereken husus millet olarak birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi sağlam tutabilmemizdir. Bunun içinde İstanbul Büyükşehir Seçimleri gibi tartışmaların asıl mecrasından çıkartılarak milletimizin birliğine, beraberliğine yönelik sabotaj araçları haline dönüştürülmesine izin vermeyeceğiz. Bu konuda en büyük görev sizlere, teşkilatımıza ve mahalle temsilcilerimize düşüyor. Hem büyükşehir seçimleri hem de ülkemizin karşı karşıya bulunduğu sıkıntılar konusunda milletimizi doğru şekilde bilgilendirip desteklerini alırsak meseleyi büyük ölçüde halletmiş oluruz. Ben sizlere güveniyorum, sizlere dağıtılan broşürler bunların her yere ulaşması lazım. Tabii ben bu duygularla bir kez daha Ramazan-ı Şerifinizi, Kadir Gecenizi ve Bayramınızı tebrik ediyorum, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.