“Aynı Gök Kubbe Altında Gönül Dilimiz” Adlı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Buluşmasında Yaptıkları Konuşma

08.03.2019

Çok değerli hanımefendiler,

Kıymetli misafirler,

Sevgili genç kardeşlerim;

Sizleri en kalbi duygularla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Ülkemizin ve dünyanın tüm kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü tebrik ediyorum.

Kadın veya erkek olarak dünyaya gelmek bizim elimizde değil, hayata hangi cinsiyetle başlayacağımız Yaratan’ın takdiridir. Bize düşen, kadın da, erkek de olsak hayatımızı fıtratımıza uygun şekilde ilahi nizam çerçevesinde en güzel şekilde sürdürmektir.

Sırf renginden, sırf sosyal statüsünden, sırf eğitim düzeyinden, sırf gelir seviyesinden dolayı insanları nasıl tasnife tabi tutamazsak, cinsiyetinden dolayı da böyle bir yola başvuramayız. Çünkü her insan eşrefi mahlûkattır, yani yaratılmışların en şereflisidir. Esasen insan dediğimiz varlığın bir yanı kadın, bir yanı erkektir, bunlar ancak bir araya geldiklerinde mana kazanırlar. Nisa, yani insan olan kadına sırf cinsiyetinden dolayı ayrımcılık yapan, her şeyden önce Rabbimizin takdirine aykırı davranmış olur.

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, ülkemizde de kadınlara çok haksızlık, çok adaletsizlik yapılmıştır. Daha da kötüsü, kadınlara yapılan adaletsizliklerin kimi zaman dini, kimi zaman kültürel kılıflara büründürülmesidir. Kadınları bu tür haksızlıklardan kurtarmak için yola çıktıklarını söyleyenler ise, onları çok daha büyük bir felaketin eşiğine getirmişlerdir.

Bunun için hayatımız boyunca hep kadınlara hak ettikleri şekilde, yani insan gibi davranılmasının mücadelesini verdik. Kadına yönelik şiddettin, haksızlığın, kötü muamelenin doğrudan doğruya insanı hedef aldığına inandık ve mücadelemizi de buna göre yürüttük. Kimi zaman en yakınımızdakilerle dahi anlaşmazlığa düşme pahasına hep kadınlarımızın yanında yer aldık. Hayatın her alanında kadınlarımızı hak ettikleri yere getirmenin gayreti içerisinde olduk. Özellikle siyasetteki kadın ağırlığının bugün bulunduğu seviyeye gelmesinde şahsen çok büyük emeğimiz, katkımız vardır.

İstanbul İl Başkanlığı ve 1989 Beyoğlu Belediye başkan adaylığından başlayarak siyasette sorumluluk üstlendiğim her yerde kadınlarımızla birlikte yol yürüdük. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimde sadece siyasi değil, tüm sosyal faaliyetlerde kadınlarımız en başta yer alıyordu. Başbakanlığım döneminde kadınların meselelerinin çözümü daima önceliklerimin ilk sırasında yer almıştır. Cumhurbaşkanlığı dönemimizde de aynı hassasiyetle hareket ettik. Bugün AK Parti, Türkiye’nin en büyük ve etkili Kadın Kolları Teşkilatına sahip partisi haline gelmişse, işte bu çabalar sayesindedir. Yaklaşık 40 yıldır her mücadelemde yanımda olan, her başarımda katkıları bulunan tüm hanım kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.

En başta merhum annem ile eşim ve kızlarım olmak üzere aile hayatımdaki hanımlar daima en büyük motivasyon ve ilham kaynağım, en büyük destekçim olmuşlardır. Hani hep ‘kadın eli değmesi’ diyoruz ya, Tayyip Erdoğan da işte bu kadın ellerinin değmesi sayesinde bugünlere gelmiştir.

Değerli hanımefendiler;

Anadolu demek, Anadolu kadını demektir; çünkü Anadolu kadını tıpkı bu topraklar gibi çilekeştir, kurucudur, yapıcıdır, hep ayakta kalandır. Eğer bu gün bu topraklara vatanımız diye sarılabiliyorsak, bunda kadınlarımızın çok önemli rolü vardır. Her zor dönemde evinin, ocağının bacasını tüttürmeye devam eden, çocuklarını yetiştiren, dişini tırnağına takarak üreten, umudumuzu hep taze tutmamızı sağlayan işte kadınlardır.

Kardeşlerim;

Hayat bize kadınların zorluklar karşısında erkeklerden daha güçlü olabileceğini gösteriyor. Mesela çok enteresan bir şey söyleyeceğim size, iyi bilirsiniz, “tarhana” sözü, tarhana çorba var ya, “dar hane”den gelir, meşhur ezogelin çorbası da aynı maharete işaret eder. Bunlar kadınlarımızın yokluk içinde pratik zekalarıyla ortaya çıkardıkları çözümlerdir. Şartlar ne olursa olsun, kadın ailesi o tencereyi mutlaka kaynatması gerektiğini bilir ve ona göre de hareket eder. Gerektiğinde kan kusar, ama kızılcık şerbeti içtim deyip ailesini korur, bir arada tutar.

Eskiden “Osmanlı kadını” diye bir deyim vardı, dirayetiyle, bilgisiyle, yönetme ve çözüm bulma kabiliyetiyle ailesinin lokomotifi olan kadınlar için bu deyim kullanılırdı. Bir Afrika atasözü, ‘aslanlar kendi tarihçilerine sahip olana dek, av hikâyeleri hep avcıyı yüceltecektir’ der. Kadınlar kendi başarılarına sahip çıkana kadar başarı hikâyeleri hep erkekleri yüceltecektir. Halbuki hayatta ne varsa ve her başarılıyorsa bir tarafında erkek, bir tarafında da kadın vardır, başka türlüsü yaratılışa aykırıdır.

Bizim tarihimizde sembol kadınlar hep olmuştur, az önce de söylendi, Terken Hatun’ları bilmeden Selçuklu anlayamayız. Osmanlı Cihan Devletinin kuruluşunda Hayme Ana’nın rolünü görmezden gelemeyiz. Bacıyan-ı Rum’ları incelemeden Anadolu’yu nasıl vatan haline getirdiğimizi kavrayamayız. Erzurum’da Nene Hatun’u, Adana’da Rahmiye Ana’yı, Kütahya’da Nezahat Onbaşı’yı, Kastamonu’da Şerife Bacı’yı hatırlatmadan kurtuluş mücadelemizi anlatamayız. Terörle mücadelede kimi sivil, kimi kamu görevlisi nice kadınımızın sergiledikleri kahramanlıkları asla unutamayız.

Hanım kardeşlerim;

15 Temmuz gecesi darbecilerin karşına aslanlar gibi dikilen kadınlarımızı ömrümüz boyunca şükranla yad edeceğiz. Bunlar kadınlarımızı niçin toplumsal hayatta, siyasette, ticarette, eğitimde hak ettikleri yere ulaştırmamız gerektiğinin en somut örnekleridir.

Biz kendi partimizde kadınlarımıza her kademede öncelik veriyoruz. Bakın şimdi sizlere burada bir şey söyleyeceğim, bunu diğer siyasi partililer de söyleyin, AK Partinin Kadın Kollarında bizim ne kadar kadın üyemiz var biliyor musunuz? 4,5 milyon kadın üyemiz var. Pek çok siyasi partinin bırakınız üye sayısını, toplam oy sayısından daha büyük bir tabana sahibiz. Gençlik Kollarımızın 1,5 milyonu bulan üyesi var, bunların içinde kızlarımız gerçekten çok aktif ve heyecanlı bir şekilde görev yapıyorlar.

Üniversite öğretim elemanlığından yargı kadrolarına, öğretmenlikten diplomatlığa, mimarlıktan bankacılığa kadar her yerde kadınlarımız çok yüksek oranlarla temsil ediliyor. Son seçimlerde Meclis’te kadın temsili 104 milletvekili oldu ve yüzde 17,5 temsil oranıyla tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı. Kabinede 2 kadın bakanımız var, 4 kadın bakan yardımcımız var, bunların hepsi de önemli; ama yeterli değil. İnşallah önümüzdeki dönemde de kadınlarımızı hayatın her alanında hak ettikleri imkanlara kavuşturmanın gayreti içinde olacağız.

Benim şimdi siz hanım kardeşlerimden bir ricam var, burada Şanlıurfa var, görüyorum Gaziantep var, görüyorum Adıyaman var, kardeşlerim, bunun için 31 Mart seçimleri çok önemli, hanım kardeşlerimizin bu seçimlere kadar girmedik ev bırakmamalarını istiyorum, buna var mıyız? Her ne kadar dijitalleşme siyaseti etkiliyor olsa da ru-be-ru, yüz yüze ilişkinin, iletişimin, gönül bağının yerini asla tutmaz.

Hanımlar, 31 Mart’a kadar girmedik ev, dokunmadık gönül bırakmamaya hazır mıyız? Hanımlar, 31 Mart’ta hizmet siyasetini zafere taşımaya hazır mıyız? Hanımlar, 31 Mart’ta sandıktan gönül belediyeciliğin zaferle, başarıyla çıkarmaya hazır mıyız? Hanımlar, 31 Mart’ta geleceğimize, sandığa, demokrasiye sahip çıkıyor muyuz? Hanımlar, 31 Martta barışa, huzura, istikrara sahip çıkıyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart’ta sandıklara sahip çıkıyor muyuz? Türkiye’yi bugünlere sizlerle beraber getirdik, Türkiye’nin geleceğini de sizlerle beraber inşa edeceğiz.

Kardeşlerim;

Aile kurumumuz bizim en çok sahip çıkmamız, üzerinde en çok titizlenmemiz gereken değerimizdir. Batı dünyası aile kurumunu yıktı, şimdi toplumlarının temelleri çatırdıyor. Dün aileyi değersiz hale getirdikleri için, bugün bağımlılık, alkol, uyuşturucu gibi birçok sosyal sorunla etkili şekilde mücadele edemiyorlar.

Ülke ve millet olarak bugüne kadar yaşadığımız onca badireyi sapasağlam atlatabilmemizin en önemli sebeplerinden biri de aile yapımızın gücüdür.

Bunun için uzun bir süredir aile yapımızın sarsmaya yönelik saldırlar altındayız. Üstelik bu saldırılar hep dolaylı yollarla yapılıyor. Bu amaçla milletimize örnek olarak gösterilen medya yoluyla adeta dayatılan çarpık toplumsal ilişki biçimlerine baktığımızda, hepsinin de önce aileyi hedef aldığını görüyoruz. Bireyi ailesinden kopardığımızda, onu istediğiniz gibi savurmanız, biçimlendirmeniz, korkutmanız, yönlendirmeniz, kullanmanız kolaylaşır. Güya ‘tabuları yıkıyoruz’ diye yola çıkanlar, sonuçta insanlarımızı daha büyük tabulara mahkûm ederek ailelerinden koparıyorlar; maalesef bu oyunun kısman başarılı olduğunu da kabul etmek durumundayız.

Hanım kardeşlerim;

Özellikle şehirleşmenin artmasıyla büyükanne, büyükbaba, anne, baba, çocuklar ve torunlardan oluşan o geniş aile yapısı maalesef ciddi oranda ortadan kalktı, şimdi çekirdek aileye dönmüş durumdayız. Birileri buna bile tahammül göstermiyor, çocukları bir an önce aileden kopartacak yollar, yöntemler peşinde koşuyor. Böyle bir felakete asla izin vermeyeceğiz.

Bazıları benim en az 3 çocuk tavsiyemi özel hayata müdahale gibi göstermek için çırpınıyor. Halbuki ben bu tavsiyemle hem en büyük gücümüz olan nüfusumuza sahip çıkıyor, hem de aile yapımızı ayakta tutmanın mücadelesini veriyorum.

Tabii Urfa’nın karnesi bu konuda maşallah çok parlak, Urfa ülkemizde çocuk sayısının en çok olduğu illerimizin başında geliyor. Bu örnek tabloyu diğer illerimize de yaymalıyız, öyle mi? Türkiye’nin imkanları daha çok nüfusu barındırmaya yeter. Tek çocuklu, iki çocuklu mikro düzeye indirilmiş, eğitim sürecinin bitmesiyle de tamamen dağılmış aile yapısı geleceğimiz için en büyük tehdittir.

Hiçbir ailemiz geleceğinden endişe duyduğu için daha çok çocuk yapmaktan çekinmesin. Unutmayın, “Er-rızku a’l Allah”, rızık Allah’tandır. Devletimiz de her ailemizin yanındadır; aile sosyal destek programlarıyla, aile destek merkezleriyle, sosyal hizmet ve sosyal dayanışma merkezlerimizle, evlilik öncesi eğitim programlarıyla, aile eğitim programıyla, aile danışmanlığıyla, çeyiz ve konut hesabı desteklerimizle vatandaşlarımızın yanındayız.

Kadınlara, çocuklara, gençlere, yaşlılara, engellilere yönelik sayısız hizmetle milletimizin her bir ferdinin iyi gününde de, kötü gününde de yanındayız. İstihdam seferberliğimizle ve desteklerimizle insanlarımızın gelecek ve geçim endişesi duymadan hayatlarını sürdürebilmeleri için sürekli bir çaba içindeyiz.

Bizim inancımıza göre, her çocuk kendi kısmetiyle, kendi bereketiyle dünyaya gelir, bunu böyle bilelim. Bugün 4 çocuğu sahip olduğum için Rabbime hamd ediyorum. Ama az; keşke daha fazla olsaydı. Şu anda 7 torunum var; ama az, inşallah gerisini de bekliyoruz. Maşallah, bak eller kalkıyor, benim 10 tane var diyor. Maşallah, Allah ziyade etsin. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizi bu konuda daha çok teşvik edecek, daha çok destekleyeceğiz.

Bunun için 31 Mart seçimlerinde demokrasiye, sandığa, milli iradeye, geleceğimize sıkı sahip çıkmamız şart. Hanım kardeşlerim; 31 Mart’ta hep sizin yanınızda olan, sizin için çalışan AK Parti’ye rekor kırdırıyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart’ta kendinizin ve çocuklarınızın geleceği için her yerde gönül belediyeciliğini zafere taşıyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart’ta büyük ve güçlü Türkiye’yi birlikte inşa etmek için yeni bir dönem başlatıyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart’ta sandıkları kadın eli değdirerek patlatıyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart akşamını zaferimizle düğün gecesine dönüştürüyor muyuz?

Rabia’yı biliyor muyuz, hazır mıyız Rabia’ya? Çok coşkulu söyleyelim, Türkiye duysun. Tek millet… Tek bayrak…  Tek vatan… Tek devlet… Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız!

Rabbim hepinizden razı olsun. Bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Gününüzü tebrik ediyorum. Annelerimiz, kız kardeşlerimiz, eşlerimiz, kız çocuklarımız, kız torunlarımız olan tüm hanımefendilere sevgilerimi sunuyorum. İnsanlığın yarısını, kalplerimizin, gönüllerimizin, hayallerimizin tamamını oluşturan tüm hanımefendilere saygılarımı sunuyorum.

Unutmayın, bizim dinimizde kadın çok önemli. Ne buyuruyor Sevgili Peygamberimiz, (SAV) “El-Cennetü tahte akdâmi'l-ümmehât; cennet annelerin ayakları altındadır” diyor. Babaların değil. Onun için gençler, anneleriniz hayattaysa ayaklarının altını öpmekten çekinmeyin. Öpün, orada cennetin kokusu var unutmayın, tamam.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum, sağ olun, var olun.