15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Hoşgörü Ülkesi Etiyopya ile Hoşgörü Ülkesi Türkiye’nin İş Birliği, Dünya Barışına Eşsiz Katıklar Sağlayacaktır”

22.01.2015
“Hoşgörü Ülkesi Etiyopya ile Hoşgörü Ülkesi Türkiye’nin İş Birliği, Dünya Barışına Eşsiz Katıklar Sağlayacaktır”

 

Etiyopya’da Addis Ababa Devlet Üniversitesi tarafından Fahri Doktora unvanı verilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya’nın dünyanın en önemli medeniyet merkezlerinden biri olduğunu ve bugüne kadar birçok alanda insanlığa katkılar yaptığını hatırlatarak, “Etiyopya’yı, Afrika’yı ilgilendiren meselelerde üstlendiği sorumluluklar ve bölgesel konulardaki etkisiyle Kıta’da istikrar ve barışın tesisinde önemli bir politik güç olarak görüyoruz” dedi.

Etiyopya’da Addis Ababa Devlet Üniversitesi tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Fahri Doktora unvanı verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Etiyopya Cumhurbaşkanı’nın elinden Fahri Doktora unvanını almanın kendisi mutlu ettiğini belirterek, “Sayın Başkan’a, Adis Abba Üniversitesi’nin çok değerli hocalarına, öğrencilerine, gösterdiğiniz sıcak misafirperverlik için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca tekraren şahsıma tevdi edilen Fahri Doktora unvanından dolayı da büyük bir heyecan duyduğumu belirtiyor, şükranlarımı sunuyorum” dedi. 

“ETİYOPYA, HEM AFRİKA’NIN, HEM DE DÜNYANIN EN ESKİ MEDENİYET MERKEZLERİNDEN BİRİ”

Etiyopya’nın gerek Afrika kıtasında, gerek yeryüzünde çok farklı, çok müstesna bir yeri bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “80’den fazla dilin, farklı kültürlerin, farklı inanç ve etnik kökenlerin Etiyopyalı kimliği altında tam bir uyum ve ahenk içinde varlıklarını idame ettirdiklerini görüyoruz. Üstelik bu uyum ve ahenk yüzyıllardır, hatta bin yıllardır bu topraklarda çok köklü bir şekilde devam ediyor. Etiyopya, kendi takvimiyle, kendi alfabesiyle hem Afrika’nın, hem de dünyanın en eski medeniyet merkezlerinden biri. Yine Etiyopya, hiç sömürge olmamış, olma vasfıyla özellikle de sömürgeciliğe karşı verdiği mücadele ve liderlikle Afrika Kıtasında gerçekten farklı bir yerde durdu, duruyor” dedi. 

“ETİYOPYA İNSANLIĞA ÇOK ŞEY ÖĞRETTİ, BUGÜN DE ÖĞRETMEYE DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya’nın insanlığa çok şey öğrettiğini, bugün de öğretmeye devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Tabii Türkiye tarihinde ve Türkiye’nin bugününde Etiyopya’nın farklı bir yeri var. Türkiye ile Etiyopya ilişkileri bundan 500 yıl önce, 16. yüzyılda başlamış, Memluk Türk Devleti ve Osmanlı Devleti, Habeşistan adı verilen bu geniş bölgeyle ilk irtibatları kurmuş, yüzyıllar boyunca da bu irtibat devam etmiştir. Şu anda halen Harar’da çok sayıda Türk kökenli aile yaşıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Etiyopya, Harar Türklerinin Osmanlı Devleti’ne gönderdikleri yardımı hiç unutmadık ve unutmayacağız. Gerek Harar Türklerine, gerek dost Etiyopya’ya bir vefa göstergesi olarak TİKA aracılığıyla çok sayıda insani yardım ve kültür projesini başarıyla uyguluyoruz. TİKA, Afrika’da ilk ofisini burada, Etiyopya’da açmıştı ve bugün de iki ülkenin dostluğu ve dayanışması için başarıyla çalışmasına devam ediyor. TİKA’nın faaliyetlerinde gösterdikleri yardım için de Etiyopya Hükümetine ve Etiyopya halkına ayrıca teşekkür ediyoruz.”

 Osmanlı Devleti’nin önemli sultanlarından biri olan Sultan Abdülhamit ile Habeş İmparatoru II. Menelik arasındaki iş birliğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Habeş İmparatoru, II. Menelik Sultan Abdülhamit’ten Kudüs’teki Etiyopyalı rahiplerin dinlerini özgürce yaşamalarıyla ilgili taleplerde bulunmuştur. Sultan Abdülhamit bu talepleri karşıladı ve Kudüs’te Etiyopyalı rahiplerin inançlarını serbestçe yaşamaları imkânını getirdi. Aynı şekilde İmparator Menelik de Etiyopya’da Müslümanların özgürce yaşamalarını temin etmişti. İki devlet adamı arasındaki bu güzel ilişkinin açıkçası bugün bütün insanlık için çok önemli bir örnek teşkil ettiğini, tüm insanlığa çok güzel dersler verdiğini düşünüyorum” diye konuştu. 

7. YÜZYILDA HABEŞİSTAN MELİKİ NECAŞİ’NİN MÜSLÜMANLARA KARŞI HOŞGÖRÜSÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, Etiyopya’nın İslam ve Müslümanlar nezdindeki yerine de değinerek şunları söyledi: “Zira tarihteki bu güzel hadisenin bugün tekrar tekrar hatırlanmasının, üzerinde tekrar tekrar düşünülmesinin çok çok önemli olduğuna inanıyorum. Bildiğiniz gibi Mekke’de İslam Peygamberi Hz. Muhammed (AS) ve arkadaşları çok ağır işkencelere maruz bırakılmıştı. İşkenceler dayanılmaz bir noktaya gelince Hz. Muhammed (AS), bazı ashabına Habeşistan’a göç etmelerini tavsiye etti. İlk Müslümanlardan 15 kişi, denizi tekneyle geçerek buraya ulaştı. Dönemin Meliki Necaşi’ye sığındılar. Mekkeliler, Necaşi’den bu Müslümanları iade etmesini istedikleri halde, Necaşi emin ve adil vasfıyla kendisine sığınanları iade etmedi. İstedikleri kadar topraklarında kalabileceklerini söyledi. Bu hadisenin İslam tarihinde gerçekten çok büyük önemi vardır. Ama burada asıl önemli olan, Hristiyan bir devletin, Hristiyan bir Melikin büyük bir hoşgörü içinde ilk Müslümanlara sahip çıkmış olmasıdır. 615 yılında, yani daha 7. yüzyılda Müslümanlarla, Hristiyanlar arasında böyle bir yakınlaşmanın, böyle bir dayanışmanın yaşanması son derece önemlidir. Etiyopya, işte o tarihten itibaren, 7. yüzyıldan itibaren her zaman hoşgörünün, toleransın, farklılıklara saygının ülkesi olmuştur. Onun için Etiyopya emin bir ülkedir, güvenilir bir ülkedir. Eğer dünya Etiyopya’yı kendisine örnek almış olsaydı, inanın Almanya’da holokost, soykırım diye bir facia yaşanmazdı. Etiyopya örnek alınsaydı Irak’ta, Suriye’de din ve mezhep farklılıklarından dolayı masum insanlar katledilmezdi. Eğer Etiyopya örnek alınmış olsaydı, inanın şu anda Filistin’de, Avrupa’da, diğer bazı ülkelerde Müslümanlara karşı ayrımcılık yapılmaz, zulüm yapılmaz, insanlığın vicdanını karartan acılar yaşanmazdı. Bundan14 asır önce sadece 15 tane Müslüman Etiyopya topraklarına sığınıyor. Dönemin Meliki onları kovmuyor, iade etmiyor, onların inançlarıyla alay etmiyor, onların kutsallarına hakaret etmiyor, onların ibadetlerine karışmıyor, hatta onları geri isteyen zalimlere, o masum insanları teslim etmiyor” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün medeni olduğunu iddia eden bazı ülkelere, toplumlara, bazı aydınlara sorulduğunda 7. asrı karanlık bir asır, geri kalmış, ilkel bir asır olarak niteleyebileceklerine işaret ederek, “Oysa bugün sözüm ona medenilerin yaptıklarını, 7. yüzyılda onların geri ve karanlık dedikleri yapmıyorlardı. İşte onun için biz o 7. asra asla karanlık çağ demiyoruz, asla ilkel, gerici çağ demiyoruz. O asır, Müslümanlar için de, Hıristiyanlar için de gerçekten parlak bir asırdı, aydınlık bir asırdı, gerçekten Asr-ı Saadet’ti” diye konuştu. 

“BUGÜN İNSANLIK, 7. ASIRDA ETİYOPYA’NIN SERGİLEDİĞİ HOŞGÖRÜNÜN GERİSİNDE İSE BURADA BİR YANLIŞ VARDIR”

O, karanlık, ilkel dedikleri asırlarda, savaşın dahi bir ahlakının olduğunu; kadınlara, çocuklara, yaşlılara, engellilere dokunulmadığın belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi, “Böyle toplu halde insanların topyekûn katledilmesi diye, soykırım diye bir vahşet yoktur. Bugün atom bombalarının, nükleer silahların, kimyasal ya da konvansiyonel silahların, toplu halde insanları katlettiği bir vahşet, o dönemlerde asla yaşanmıyordu. İnsanlık daha mı ileri gidiyor, yoksa daha mı geriye gidiyor; bunun bugün gerçekten ciddi şekilde tartışılması gerekiyor. İnsanlık daha mı medeni bir yere gidiyor, yoksa daha mı barbarlaşıyor? Bunun bugün samimi şekilde konuşulması lazım. Eğer insanlık 7. yüzyılda Etiyopya’nın sergilediği o büyük hoşgörünün, o çok büyük bir arada yaşama kültürünün daha gerisinde ise orada bir yanlışın olduğu açıktır” dedi. 

“TERÖRÜN DİNİ, MEZHEBİ VE HİÇBİR İNSANİ DEĞERİ OLMAZ, TERÖR CİNAYETTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda Fransa’nın başkenti Paris’te, bir dergiye terörist saldırı yapıldığı ve insanların öldürüldüğünü hatırlatarak şunları söyledi: “Bu terör saldırısının hemen ardından ne yazık ki tüm Avrupa’da, tüm dünyada bütün Müslümanlara yönelik bir hoşgörüsüzlük sergilenmeye başlandı. Camilere, ibadethanelere, Müslümanlara yönelik saldırılar zaten vardı, bu olaydan sonra bu saldırılar daha da arttı. Terörün dini olmaz, terörün mezhebi olmaz, terörün hiçbir insani değeri olmaz, terör cinayettir. Bunu adı Müslüman olan birisi de yapıyorsa teröristtir, Hristiyan olan birisi de yapıyorsa teröristtir, Musevi olan biri de yapıyorsa teröristtir, bunlar katildir, canidir, barbardır. 40 yıldır ülkemizde terörle mücadele ediyoruz ve bölücü terör örgütü şu anda Irak ve Suriye’de kan döken DEAŞ terörü de, Filistinlilere yönelik İsrail devlet terörü de, dünyanın diğer bölgelerindeki tüm terör örgütleri de en başta birer cinayet örgütleridir. Ancak burada şunu da özellikle söylemek durumundayım: Terör ve şiddet sadece silahla yapılmaz. Kutsal değerlere saldırı da bir terördür, bir şiddet eylemidir. İnançlara saldırı, ırkçılık, ayrımcılık bir terör eylemidir, şiddet eylemidir. Dünyanın tüm ülkeleri bunu görmek, terörün ve şiddetin her türüne karşı ortak tavır almak zorundadır. Elbette Paris’te bir dergiye saldıran teröristleri şiddetle kınayacağız, kınıyoruz ve onlara karşı ortak mücadele vereceğiz. Ama aynı şekilde 350 bin insanın ölümüne sebep olan ve hala öldürmeye devam eden Suriye’nin terörist başı olan, başındaki zatı da aynı tavırla kınamak, aynı şekilde onlara karşı tavır belirlemek de bizim insani ve vicdani görevimizdir, 350 bin insan. Şu anda benim ülkemde 1 milyon 700 bin sığınmacı var, Lübnan’da yaklaşık 1 milyon 700 bin sığınmacı var, Ürdün’de 1 milyon sığınmacı var. Bakınız şu anda burada, Etiyopya’da Somali’den 500 bin sığınmacı var. Bu insanlar buraya canlarını kurtarmak için geliyor.” 

“ANTİSEMİTİZME OLDUĞU KADAR İSLAMOFOBİ VE KUTSAL DEĞERLERE SALDIRIYA KARŞI DA İNSANLIK ORTAK TAVIR ALMALI”

Bugün Somali’de gerçekleşen terör eylemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şey çok açık ortada. Ne adına yapıyorlar bunu? Eğer ‘İslam adına yapıyoruz’ diyorlarsa, ben bir Müslüman’ım, İslam’da böyle bir şey yok. Bir Müslüman bir defa intihar edemez. Öldürdüğü insan kim? Onlar da Müslüman. Böyle bir İslam kesinlikle yok, bizim dinimizde de böyle insanları git, öldür, böyle bir şey yok. DEAŞ terör örgütüne, diğer terör örgütlerine karşı aynı ortak ve samimi mücadelenin sergilenmesi şart. İsrail’in Filistinlilere karşı uyguladığı sistematik teröre karşı da aynı ortak tavrın, aynı ortak mücadelenin sergilenmesi şarttır. Antisemitizme karşı olduğu kadar İslamofobiye, ırkçılığa, ayrımcılığa, kutsal değerlere saldırıya karşı da insanlığın ortak tavır takınması şarttır. Eğer bu samimi ve ortak tavır takınılmazsa, işte bugün olduğu gibi vicdanlar yaralanır, vicdanlarda adalet duygusu zedelenir” dedi. 

“İSLAMİ TERÖR SON DERECE YANLIŞ BİR İSİMLENDİRMEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin terör karşısında tavrının net olduğunu vurgulayarak, “Kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin, hangi bahanenin, hangi maskenin arkasına saklanırsa saklansın, biz ülke olarak terörün tamamen karşısındayız. Biz, İslami terör gibi son derece yanlış bir isimlendirmeye karşıyız. Kimse İslam’la terörü bir arada anamaz, zira İslam barıştır. Kelime itibariyle de silm kökünden gelmek suretiyle, barıştır. ‘Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir’, bu İslam’ın hükmüdür. ‘Bir insanın yaşamasına vesile olan da tüm insanlığın yaşamasına vesile olmuş gibidir’, bu İslam’ın hükmüdür. Dolayısıyla bu tür terör saldırıları da, farklı inançlara yönelik bu tür saldırılar da ne yazık ki dünyada birlikte yaşama kültürünü yok ediyor. Biz Türkiye olarak bunu görüyor, bütün dünyaya da bu noktada uyarılarımızı yapıyor, barış çağrılarımızı hiç bıkmadan, usanmadan yapmaya devam ediyoruz” diye konuştu. 

Etiyopya ile ülkemizin bölgelerimize ilişkin aynı hassasiyeti, aynı düşünceleri taşıyor olmasından da büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakanlığı sırasında Etiyopya’yı birkaç kez ziyaret ettiğini, o dönemde kapsamlı görüşmelerde bulunduğu Müteveffa Başbakan Zenawi’in, ülkesi için yaptığı hizmetlerin her türlü takdirin üzerinde olduğunu söyledi. 

“TÜRKİYE İLE ETİYOPYA; TERÖRE, YOKSULLUĞA, SÖMÜRÜYE VE ADALETSİZLİĞE KARŞI KARARLI MÜCADELE VERECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ziyareti sırasında da Başbakan Hailemariam ile çok verimli görüşmeler yaptıklarını, Türkiye’de Büyükelçi olarak uzun yıllar görev yapmış, Cumhurbaşkanı Mulatu ile de bu defa ülkesinde Cumhurbaşkanı olarak bir araya gelmenin kendisine ayrı bir mutluluk verdiğini dile getirdi. Türkiye ile Etiyopya gerek teröre, gerek yoksulluğa, sömürüye, adaletsizliğe karşı kararlı mücadele vereceklerini ve dünyaya örnek ülkeler olmaya devam edeceklerini umduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: “Özellikle hoşgörü ülkesi Etiyopya ile hoşgörü ülkesi Türkiye’nin iş birliği dünya barışına inanıyorum ki eşsiz katıklar sağlayacaktır. Biz Etiyopya’yı, Afrika Kıtası’nı ilgilendiren meselelerde üstlendiği sorumluluklar ve bölgesel konulardaki etkisiyle Kıta’da istikrarın ve barışın tesisinde önemli bir politik güç olarak görüyoruz.  Afrika Birliği Örgütü ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi Örgütü’nde Etiyopya’nın üstlendiği yapıcı rolü takdirle takip ediyoruz. Somali ve Güney Sudan başta olmak üzere, bölgesel istikrarın teminine verdiğiniz katkılara bilhassa önem veriyoruz. Özellikle Somali’nin istikrarı ve kalkınmasına yönelik çalışmalardaki ortaklığımızı daha da geliştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz; bu konuları da bugün ele aldık. Heyetimizdeki iş adamları da bugün Addis Ababa’da muhataplarıyla görüştüler, iş formunu gerçekleştirdik, gerçekleştirdiler. İnanıyorum ki, ekonomik anlamda da Türkiye ve Etiyopya’nın işbirliği daha da yoğunlaşacaktır.” Türkiye’nin, ekonomik ortaklığının yanı sıra, her ihtiyaç duyulduğunda tereddüt etmeksizin Afrikalı kardeşlerinin yardımına koşan bir ülke olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin tahsis ettiği Türkiye burslarının, bu alanda çok önemli, çok hayati bir boşluğu doldurduğunu söyledi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3095 Afrikalı öğrencinin lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde burslar sayesinde ülkemizde bulunduklarını belirterek, “Etiyopya’dan da 181 öğrenci bu kapsamda Türkiye’nin en kaliteli üniversitelerinde hiçbir masraf ödemeden eğitim hayatlarına devam ediyorlar. Bugün Sayın Başbakana da söyledim, daha da bu noktada gelecek öğrencilerimiz olursa, bunları da kabule hazırız dedim. Önümüzdeki dönemde yine imkânlar nispetinde bu sayıyı arttırarak daha fazla Etiyopyalı öğrenciye inşallah eğitim fırsatı sunacağız” diye konuştu. 

EBOLA İLE MÜCADELE İÇİN TÜRKİYE’DEN 5 MİLYON DOLAR

Türkiye’nin, küresel bir sağlık meselesi olarak gördüğü Batı Afrika’daki Ebola salgınının bir an önce durdurulması için ülkemizin her türlü katıyı sağladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ebola salgınıyla mücadele için ayırdığımız 5 milyon dolarlık katkıyı ve muhtelif tıbbi malzemeyi salgından etkilenen ülkelere ulaştırıyoruz” dedi. 

TİKA’nın, Addis Ababa ofisi aracılığıyla Etiyopya’da da muhtelif alanlarda çok sayıda projeyi desteklediğini, kalkınma faaliyetlerine katkıda bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkemizin her zaman Afrika’nın yanında olmaya devam edeceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Başkaları gibi elmas için, kömür için, petrol için, ucuz iş gücü için değil, kardeşimiz, dostumuz gördüğümüz, yani özellikle o dostluk bağı içinde gördüğümüz Afrikalılarının her durumda yanlarında olacağız. Bir kez daha sıcak misafirperverliğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Şahsıma tevdi edilen fahri doktora unvanından dolayı sizlere şükranlarımı sunuyorum.” 

ETİYOPYA BAŞBAKANI DESSALEGN’DAN CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN ONURUNA AKŞAM YEMEĞİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra da Etiyopya Başbakanı Dessalegn tarafından onuruna verilen resmî akşam yemeğine katıldı.

 

Tüm Haberler