15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

"Türkiye, İçinde Bulunduğu Coğrafyada Yaşanan Hiçbir Gelişmeye Duyarsız Kalamaz"

10.10.2014
"Türkiye, İçinde Bulunduğu Coğrafyada Yaşanan Hiçbir Gelişmeye Duyarsız Kalamaz"

 

Trabzon'da sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Türkiye'nin tarihî ve coğrafi derinliğine uygun hareket etme çabasında olduğuna işaret ederek, "Bizim komşu coğrafyalara uzanan köklerimiz ne kadar sağlam ve derin olursa Anadolu coğrafyasındaki varlığımız da o kadar güçlü olur" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'da Garnizon Komutanlığını ziyaret etti ve Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen akşam yemeğinde Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ile bir araya geldi.

Garnizon Komutanlığını ziyaretinin ardından katıldığı yemekteki konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine yönelik desteklerden dolayı tüm Trabzonlulara şükranlarını sunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı sıfatıyla bugün ilk defa toplu açılış törenine katıldığını, ilk defa sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldiğini, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin akademik yıl açılış törenine katıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Rize'de, Pazar günü Bayburt ve Gümüşhane'de benzer programlara katılacağını, Pazartesi günü de İstanbul'da bazı programlara katılıp, mezun olduğu Marmara Üniversitesi'nin akademik yıl açılış törenine katılacağını belirtti.

"MİLLETİMİZE HİZMET ÜRETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İçeride, dışarıda butür programları sorumluluğumuz gereği gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Koşacağız, terleyeceğiz ve milletimize hizmet üretmenin çabası içinde olacağız" dedi. Milletin kendisine layık gördüğü her oyun hakkını tam manasıyla dört dörtlük verebilmek için gece-gündüz demeden çalışmak durumunda olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhurbaşkanı olarak hükümetimizle uyum, koordinasyon içinde Türkiye'ye hizmet, eser üretmeyi sürdüreceğiz. Hatırlarsanız 'farklı bir Cumhurbaşkanı' olmaktan bahsediyordum. İşte farklı Cumhurbaşkanlığı bu. Engelleyen, destek, köstek bu tür şeyleri yapan değil. Bunun, tam manasıyla hakkını veren, hele hele halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı olarak, bu noktada hükümetin önünü açabilen anlayışla bunu sürdürmek bizim asli görevimiz. Bizler son halef-selef olduğumuz değerli kardeşim Gül ile bu konuda hamdolsun başarılı bir süreci geride bıraktık ve bu süreç içerisinde yaşadıklarımız zaten hepinizin malumudur. Başarılı bu süreç bizlere ülke olarak başarıyı getirdi. Milletimizin bize layık gördüğü her bir oyun hakkını vermek özellikle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacak bir Türkiye'nin temel taşını teşkil eder. Türkiye, 2023 hedeflerine ulaşmak için ekonomide, demokratikleşmede ve bu alanda uluslararası camiada, iddialı söylüyorum, bugün 'benim' diyen ülkelerden çok daha ileride. Onlar işin lafını yapıyor. Biz ise uygulamasını yapıyoruz. Demokratik ülke olduğunu söyleyenler kendilerine demokratiktir. Teokratik rejimlere karşı maalesef tavırlarının olmadığını görüyorsunuz. Otokratik rejimlere karşı tavırlarının olmadığını görüyorsunuz. İkili görüşmelerde, ‘Hani demokrasi?’ diye sorduğunuzda 'Doğru orada eksiğimiz oldu, ama siz tavır koysaydınız o eksiklikler olmazdı. Sizin koyduğunuz tavrı biz koyamıyoruz' diyorlar. 'Ne demek yani? Siz dünyada güya demokrasinin beşiği olarak adlandırılıyorsunuz. Peki uygulamada niçin bu adımları atmıyorsunuz' diye sorduğunuzda verilen cevap bu" dedi.

"TERÖR ÖRGÜTLERİNİ BU HALE GETİREN ESED REJİMİDİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de ekonomi ve demokrasiyi at başı olarak sürdürmeye devam edeceklerini vurgulayarak, Türkiye'de demokratik standartların yükseldiğini, hak ve özgürlüklerin geliştiğini, yakın çevre başta olmak üzere dünyadaki tüm mazlumlara el uzatmanın, barışın ve insani değerlerin mücadelesini verdiklerini kaydetti. Türkiye'nin son yaşanan olaylarda 4,5 milyar dolar harcadığını, dışarıdan gelen yardımların sadece 200 milyon dolar civarında olduğunu, Birleşmiş Milletler Mülteciler Komisyonu ve diğer kuruluşlardan gelen rakamların çok komik olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Donörler toplantısı yaparlar, Türkiye'ye gelen herhangi birşey maalesef yok. Ondan sonra da hala Türkiye'yi 'acaba biz kara harekatının içine nasıl sokarız...' Türkiye'nin bir gündemi var. Eğer burada müşterek bir şey yapacaksak, kaldı ki NATO ülkesi bir Türkiye ise atılması gereken adımlar var, bunları atmanız lazım. Uçuşa yasak bölgeyi uygulayacaksınız, ondan sonra 'güvenli bölge' tezimizi kabul edeceksiniz, eğit-donatı kabul edeceksiniz ve şu anda devlet terörü estiren Suriye rejimini hedefe koyacaksınız. Çünkü orada terör örgütlerini bu hale getiren başta Esed rejimidir. Eğer bu hedefe konmazsa buradaki mücadeleden netice almak mümkün değil, çünkü Esed rejimi sürekli beslenmektedir, besleyen ülkeler de malum. Daha önce Bosna'da, Kosova'da, Gürcistan'da yaşananlar. Yakın zamanda Tunus, Mısır, Libya gibi ülkelerde ortaya çıkan gelişmeler ardından Ukrayna ve Filistin şu anda Suriye, Irak... Bunları hep yaşadık, yaşıyoruz. Bunların hepsi bizi yakından ilgilendiren hadiseler. Artık dünyadan kopuk bir Türkiye yok. Olamazsın da; zira NATO üyesi bir Türkiye, bütün bu olan olayları adım adım NATO nasıl takip ediyorsa, Türkiye, aynı şekilde bunları takip ediyor" dedi.

"DİĞER COĞRAFYALARDAKİ KARDEŞLERİMİZİN SIKINTILARI BİZİ DE ÜZER"

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine, "Bu coğrafyaların hepsiyle hem tarihi hem insani çok derin ve halen devam eden yakın ilişkilerimiz var. Bu ilişkiler sebebiyle oraların halklarının bizden beklentisi var. Bizim içinde yer aldığımız coğrafyanın herhangi bir köşesinde yaşanan hiçbir gelişmeye Türkiye'nin bağımsız, duyarsız kalması asla düşünülemez. Bizim bu coğrafyalara uzanan köklerimiz ne kadar sağlam, ne kadar derin olursa Anadolu coğrafyasındaki varlığımız da o kadar güçlü olur. Suriye'den, Irak'tan, Filistin'den, Mısır'dan, Kırım'dan, Kıbrıs'tan, Bosna'dan bize ne diyenler ile İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmir'den, Antalya'dan, Kayseri'den, Kars'tan bize ne diyenler arasında hiçbir fark yoktur. Bizim burada, Trabzon'da huzur, güven, refah içinde oturabilmemiz, Batum'daki, Kırım'daki, Halep'teki, Musul'daki kardeşlerimizin de aynı imkânlara sahip olabilmesiyle mümkündür. Vücudun herhangi bir uzvunda yaşanan sıkıntının diğer uzuvları etkilememesi nasıl mümkün değilse, diğer coğrafyalardaki kardeşlerimizin sıkıntılarının bizi etkilememesi de aynı şekilde mümkün değildir. Biz birilerinin sadece istatistik, sadece rakam olarak gördüğü sayıların her birinin birer insan olduğunu, birer dünya olduğunu, kendi kardeşimiz, kendi evladımız hükmünde olduğunu biliyoruz. Bunu kalbimizde hissediyoruz" diye devam etti.

"SURİYE VE IRAK'IN BARIŞ VE HUZURA KAVUŞMASINI ARZU EDİYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin komşularında ve bölgesinde yaşanan hadiseler karşısında sadece insani ve vicdani değerleri savunduğunu, her zaman barışın tarafında olduğunu ifade ederek, "Biz içeride birilerinin yaptığı gibi, sadece kendi mezhebinden olanların hakkını savunanlardan değiliz. Aynı şekilde, yine birilerinin yaptığı gibi sadece kendi etnik kökeninden olanların tarafını tutanlardan da değiliz. İnanç ayrımı yapmadan, etnik köken, mezhep ayrımı yapmadan Irak ve Suriye'de tüm tarafların barış ve huzura kavuşmaları için mücadele veriyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin Ezidilere kucak açtığını, her türlü insani yardımı yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Süryanilerin yıllar sonra Türkiye'ye döndüğünü, yerlerinin, ibadethanelerinin ve mabetlerinin kendilerine verildiğini ifade etti. Ülkede mezhep ayrımına gitmek isteyenlere karşı her türlü tavrı koyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle söyledi: "Azınlıkların hukukunu bu dönemde, bizim yaptığımız şekliyle kimse yaptı mı? Yapmadı. 2 milyar doları aşkın azınlıkların gayrimenkullerini kendilerine biz teslim ettik. Bunu Batılı dahi yapmıyor. Ama biz yaptık. Bunların dünyaya örnek olması lazım. Ama onlar, bir yerde en ufak bir fırsat bulsunlar, bakarsınız ki, Türkiye'nin hakkında kuru iftira atmaya başlarlar."

"TÜRKİYE İÇİN BİRLİK ZAMANI"

Türkiye için birlik zamanı olduğunu, parlamentonun içinde grubu olan bir siyasi partinin temsilcilerinin böyle bir zamanda herkesi sokağa davet ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sonra diyor ki 'Ben onları şiddete davet etmedim, sokağa davet ettim. Demokratik haklarınızı kullanın' dedim. Sizin demokratik hak anlayışınız bu, şiddet. Sizin demokratik hak anlayışınızda molotofkokteyli var. Sizin demokratik hak anlayışınızda taş var, silah var. Demokratik özgürlük bu değildir. Karşındaki insanın hakkını, hukukunu da korumak suretiyle gelirsin parlamentoda bunu sözlerinle, ifadenle, herşeyinle yaparsın. Devletin araç gereçlerine, kamu binalarına, okullara, hastanelere saldıranlar, bunların hepsinin bağlantısı sizinle. Bunlar bilinen gerçekler. Sivil vatandaşlarımızın araçlarını yakıyorsunuz, kim bu vatandaşlar? Onlar da Kürt. Onların da araçlarını yakıyorsunuz. Bölgede size hizmet veren esnafın mağazalarını yakıyorsunuz, yakmakla kalmıyorsunuz yağmalıyorsunuz. Bunları neyle ifade edeceksiniz? Artık aklı selim sahibi vatandaşlarımın, hangi etnik unsurdan olursa olsun, bu gerçekleri görmesi lazım. Ben inanıyorum ki, Kürt kardeşlerimin, vatandaşlarımın içinde de aklı selim sahibi olanlar, bu gidişe dur diyeceklerdir. Onların buradaki duruşu bir çok hesabı bozacaktır. Artık bu oyun, şirazesinden çıkmıştır. Olay sadece kendi saltanatlarını devam ettirebilmek için Kobani'yi bahane etmek suretiyle, ülkemizin geneline yaygın, her tarafı kan, ölüm, böyle bir tabloyla karşı karşıya bıraktılar. Gezi olaylarında adım attılar, başaramadılar. 17 ve 25 Aralık'ta adım attılar, başaramadılar. 'Şimdi acaba böyle bir adım atarsak, bunu başarabilir miyiz'. Kobani'yi bahane ediyorsun da Musul'u niye bahane etmiyorsun? 200-250 bin insanın öldüğü Suriye'yi niye bahane etmiyorsun? Onu hiç konuşmuyorsun ama Kobani'yi konuşuyorsun. Bu yaklaşım tarzı, doğru bir yaklaşım tarzı değil. Barışı hedefleyen bir anlayış, bir siyaset böyle bir şeyi konuşamaz. 'Benim terör örgütüm iyi ama onun terör örgütü kötü'. Böyle bir kıyaslamaya gitmek, demokratik, barışçı, insani bir tavır değildir" dedi.

"TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜNE BAŞINDAN BERİ KARŞIYIZ"

NATO Zirvesi ve BM Genel Kurulu başta olmak üzere her zeminde, her platformda Türkiye'nin ilkeli duruşunun çok net bir şekilde ortaya konduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, çözümün herkese eşit muamele ederek ve herkesi kucaklayarak mümkün olacağını ifade ettiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bazı ülkeler ucu kendilerine, dindaşlarına ya da petrol kuyularına dokununcaya kadar sorunlara özellikle de terör örgütlerine kayıtsız kalırken, biz meseleye insani zaviyeden yaklaştık. Bazı ülkeler kendi taraftarlarını korumak için 250 binden fazla insanın ölümüne, 6 milyondan fazla insanın yer değiştirmesine seyirci kalırken biz herkes için barış dedik, herkes için adalet istedik" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda da Suriye ve Irak'ta lokal çözümlerin değil kapsamlı çözümlerin devreye alınmasını savunduklarını kaydetti.

Maliki ile ilgili düşüncelerini yıllardan beri açık ve net bir şekilde dile getirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun arkasında duranlar, onu savunanlar maalesef ona verdikleri silahlarla, Irak'ın üçte birini, malum terör örgütüne, IŞİD terör örgütüne şu anda teslim ettiler. Musul'u terk ederken, Maliki ordusu, terör örgütünün elindeki silahlar -ki ağır silahlar hepsi bunların- ne yazık ki Amerika'nın silahlarıydı. Bunları da kendilerine söyledim. 'Bunlar sizin silahlarınız' dedim. Şimdi Batı ülkeleri, 'Biz silah göndereceğiz'. Tamam da silahı nereye göndereceksiniz, kime göndereceksiniz? 'Yönetime göndereceğiz'. Tamam da o yönetim bunu nerede kullanacak, bugüne kadar kullandı mı? Bundan önce gönderilenler şimdi kimlerin elinde. Bu terör örgütünün tedarikçisi kim? Bu tedarik nereden oluyor? 'Çok güçlü bir istihbarat örgütüne sahibiz' diyor, o büyük ülkeler. Madem böyle büyük bir istihbarat örgütünüz var da, bu istihbarat örgütünüz niçin bu tedarik noktasında sizden başka kimlerin onlara tedarikçi olduğunu söylemiyor. Türkiye'ye geliyorlar, fatura kesiyorlar. IŞİD'e biz silah yardımı yapmışız. Hala bunu maalesef insafsızca, edepsizce kullanıyorlar. Kimse Türkiye'nin IŞİD'e silah temin ettiğini, bu tür bir yardımda bulunduğunu asla ispat edemez, asla söyleyemez. Biz terörün her çeşidine bugüne kadar nasıl karşı olduysak bundan sonra da karşı olacağız. Asla biz bunların yanında olmadık, olmayız ve olmayacağız."

"BARIŞ DİNİ OLAN İSLAM'I TERÖRLE BİR ARAYA GETİRMEYE KİMSENİN HAKKI YOK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam’ın kelime itibariyle "silm" yani "barış" kelimesinden türediğine dikkati çekerek, "Bir barış dini olan İslam’ı kimsenin terörle bir araya getirmeye hakkı yoktur, buna da müsaade edemeyiz. Bunun da önünü asla açamayız. Bu örgütün İslam adına konuşmaya zaten yetkisi yok, böyle bir hakkı da yok. Bu, İslam’ın adeta şu anda kara lekesidir. Bunlar sebebiyle İslam karalanıyor. Fakat Batı kısmen bunu anladı ve bunların İslam ile asla bağdaştırılamayacağını, dünyadaki yetkililer, gerek Obama olsun gerek İngiltere Başbakanı olsun onlar da bunu konuşmaya başladı, demek ki anlattıklarımızın bir tesiri oldu" değerlendirmesini yaptı.

Diyanet İşleri Başkanlığının uluslararası camiada İslam’ın barış dini olduğu, terörle bağdaşmadığını anlatmaya yönelik çalışmaları olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmaların İslam dünyasına da anlatılması gerektiğini, İslam dünyasının ortak deklarasyonlarla terör örgütlerinin konumunu, yerini çok açık ve net olarak ortaya koyması gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde yaşanan sorunlar devam ederken son günlerdeki olaylarda da 31 vatandaşın öldürüldüğünü bunların içerisinde 2 emniyet mensubunun da bulunduğunu belirterek, yaralı emniyet müdürünün eşi ve yaralı polis memuruyla görüşerek sağlık durumları hakkında bilgi aldığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ölenlere Allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diledi. "İLLEGAL YOLLARA BAŞVURANLAR BUNUN HESABINI ÖDEYECEK" Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, "Tesellimiz güvenlik güçlerimizin, bu adice, alçakça girişimi yapanları bulup onlara gerekli cezayı vermiş olmasıdır. Bizler için bu noktada; demek ki anında böyle bir şey yapmanız halinde bunun bedelini ödersiniz ve bedelini de ödediler. Ama yeterli değil. Bundan sonraki süreçte bu çok daha farklı bir şekilde yürüyecek. Zaten bu noktada bizim ülkemizdeki can, mal güvenliği sorumluluğumuz kesinlikle neyi gerektiriyorsa bunu yapmak durumundayız, bunu yapacağız. Ben şunu açık ve net söylüyorum; bizler asla illegaliteye ülkemizde müsaade edemeyiz. Her şey legal çizgide olacak. İllegaliteye başvuranlar bunun bedelini er veya geç ödeyecek" dedi.

Tüm Haberler