15 Temmuz

 

10 Soruda FETÖ

 

 

 

“Sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz”

09.02.2019
“Sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz”

Test ve Eğitim Gemisi Ufuk’un (A-591) Denize İniş Töreni'nde yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin bulunduğu zorlu coğrafya bizim sadece ekonomide, tarımda, ticarette, sanayide değil aynı zamanda istihbaratta da çok güçlü bir konumda olmamızı şart koşuyor. Suriye kaynaklı tehditler ile Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaşanan gelişmeler sonrasında bu ihtiyaç daha kritik, çok daha acil hâle gelmiştir. Her zaman ifade ettiğim gibi sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tuzla Tersanesinde gerçekleştirilen Test ve Eğitim Gemisi Ufuk (A-591) Denize İniş Töreni’nde yaptığı konuşmada, Millî Test ve Eğitim Gemisi Ufuk’un Türkiye’yi liderliğe taşıma iradelerinin en somut göstergesi olduğunu kaydetti.

“UFUK KORVETİ, TÜRKİYE’NİN DENİZLERDEKİ GÖREN GÖZÜ, DUYAN KULAĞI OLACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1,5 yıl önce denize indirilen Kınalıada Korvetinin ardından 5’inci gemi olarak da Ufuk Korvetini denize indirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek böylece MİLGEM Projemizin en kritik halkalarından birinin daha hayata geçirildiğini söyledi.

Ufuk Korvetinin fiziki özelliklerini ve imkân kabiliyetini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, alanında liderlerden olmaya namzet korvetin ağır iklim ve deniz şartlarında uluslararası sular dâhil 45 gün boyunca kesintisiz seyir yaparak Türkiye’nin millî güvenliğine yönelik tehditleri anında tespit edebilecek özelliklere sahip olduğunu bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, UFUK Korvetinin, millî imkân ve kabiliyetlerle üretilen Türkiye’nin ilk istihbarat gemisi olduğuna dikkati çekerek, “Dünyada pek az ülkenin sahip olduğu bu teknolojiye, hamdolsun Ufuk Korvetiyle artık Türkiye de kavuşmuş oluyor. Önleyici istihbaratın, özellikle sinyal istihbaratının hayati önem kazandığı günümüz dünyasında, Ufuk Korvetinin çok büyük bir boşluğu dolduracağına inanıyorum. Ufuk korveti, Türkiye’nin denizlerdeki gören gözü, duyan kulağı olacaktır” açıklamasında bulundu.

“ÜLKEMİZİN BULUNDUĞU ZORLU COĞRAFYA İSTİHBARATTA DA ÇOK GÜÇLÜ BİR KONUMDA OLMAMIZI ŞART KOŞUYOR”

Türkiye’nin bulunduğu zorlu coğrafyada sadece ekonomide, tarımda, ticarette, sanayide değil aynı zamanda istihbaratta da çok güçlü bir konumda olması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye kaynaklı tehditler ile Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaşanan gelişmeler sonrasında bu ihtiyaç, daha kritik, çok daha acil hâle gelmiştir. Her zaman ifade ettiğim gibi, sahada varlık göstermeyen, masada kendine yer bulamaz. Hem terörle mücadelede hem de Suriye’den ülkemize yönelen tehditlerin bertaraf edilmesinde bu gerçek kendini defalarca göstermiştir. Türkiye, millî güvenliğine yönelik hususlarda başkalarına umut bağladığı her dönemde hüsrana uğramıştır. Ülkemiz ne zaman kendi hedefleri, ihtiyaçları, öncelikleri ve çıkarları doğrultusunda adımları atmışsa işte o zaman başarılı olmuştur. Şayet bugün PKK terör örgütü tarihinin en büyük hezimetini yaşıyorsa, bunun sebebi terörle mücadelemizin kendi imkânlarımızla yürütülmesidir. Bir diğer önemli sebep de ülkemizin 30 yıllık terörle mücadele yönteminde yaşanan köklü paradigma değişikliğidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2015’ten itibaren “tehdidin sınırlarımız içinde yok edilmesi” yaklaşımından, “terörü kaynağında yok etme” ve “kesintisiz operasyon” stratejisine geçtiklerini vurgulayarak güvenlik güçlerinin yaz kış demeden 365 gün operasyonlar gerçekleştirdiğini, teröristlere nefes aldırmadığını söyledi.

“TÜRK SAVUNMA SANAYİNE YÖNELİK KUŞATMA HİÇBİR ZAMAN TAM ANLAMIYLA KALDIRILMADI”

Teröristleri takip ve imhada emniyet birimlerine asimetrik güç sağlayan İHA ve SİHA’ların sayısını artırdıklarını, sınır güvenliğini tahkim ederek teröristlerin Suriye, Irak ve İran’dan Türkiye’ye sızmalarının önüne geçtiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü terör saldırısına karşı koyabilecek “kalekollar” inşa edildiğini, güvenlik korucularının sayısının artırıldığını, terörle mücadelede profesyonel birimlere geçiş sağlandığını anlattı.

Güvenlik ve istihbarat birimlerini de hem insan kaynağı hem de teknolojik altyapı bakımından çok daha güçlü hâle getirdiklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece son üç yılda DEAŞ ve PKK başta olmak üzere vatandaşların canına kast eden, Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya çalışan tüm terör örgütlerine karşı çok büyük başarılar elde edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çekmiş bir ülke olduğunu dile getirerek, 1974 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’ye uygulanan ambargolar, baskılar, tehditler ve şantajların milletin hafızasında derin izler bıraktığını, son dönemde de parası peşin ödenen uçakların dahi teslim alınamadığını üç sene süresince Amerikan patentli hiçbir silah, yedek parça, cephanenin Türkiye’ye satışına müsaade edilmediğini hatırlattı.

“TARİHİMİZDEN DERS ALARAK SAVUNMA SANAYİMİZİ GELİŞTİRMEYE, GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Türkiye’ye müttefikleri tarafından uygulanan ambargo hafiflese de Türk savunma sanayine yönelik kuşatmanın hiçbir zaman tam anlamıyla kaldırılmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün bile müttefiklerle yaşanılan en küçük anlaşmazlıklarda silah alım anlaşmalarının gündeme getirilmesini eleştirdi. “Bölgemizdeki despotları silah ve mühimmata boğanlar, konu ülkemiz olunca, kırk dereden su getiriyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünyanın en eli kanlı teröristlerine silah desteği verenler, mesele Türkiye olunca, akla, hayale gelmedik engeller çıkartıyor. DEAŞ’tan PKK’ya, El Kaide’den El Şebab’a kadar Müslümanların kanını döken bütün terör örgütlerinin elinde batılı ülkeler mahreçli silahlar var. Suriye’nin kuzeyinde etnik temizlik faaliyeti yürüten PYD-YPG’li katillerin elinde müttefiklerimizin roketleri, bombaları, mühimmatları var. Böyle bir tablo karşısında Türkiye’nin eli kolu bağlı bir şekilde beklemesi, millî güvenliğini başka ülkelere havale etmesi mümkün değildir. Tarih, ders almayanlar için tekerrür eder. Biz de devlet olarak hem karşımızdaki bu tablodan hem bölgemizde yaşananlardan hem de tarihimizden ders alarak savunma sanayimizi geliştirmeye, güçlendirmeye çalışıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayiinde resmî kurumların yanı sıra özel sektöre de güçlü destekler verildiğinin altını çizerek Türkiye’nin kullandığı helikopter, füze, radar sistemleri, telsiz ve uydu teknolojisi gibi birçok teçhizatın, üreticisinin özel sektör olduğuna işaret etti.

Asıl büyük başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizmin birleşince yakalandığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayinde miadı dolmuş eski sistemlerde ısrar etmenin izahının olmadığını, eski yöntemlerde takılıp kalmanın telafisi zor zararlar verebileceğini anlattı.

“TANK-PALET FABRİKAMIZIN SATILMASI, YANİ MÜLKİYETİNİN DEVRİ ASLA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR”

Ana muhalefet partisi genel başkanının Sakarya’daki Tank-Palet Fabrikasına dair iddialarının millî kaygılarla, Türk Savunma Sanayisiyle ve orada çalışanların hassasiyetleriyle hiçbir ilgisi olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP Genel Başkanı, yaptığımız onca açıklamaya rağmen, inatla ve ısrarla, hâlen bu fabrikanın yabancılara satıldığı yalanını söylüyor. Tank-Palet Fabrikamızın satılması, yani mülkiyetinin devri asla söz konusu değildir. Fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” vurgusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu fabrikanın işletmesini alan firmanın yüzde 50-50 Türk-Katar ortaklığında bir firma olduğunu ve fabrikaya ilk etapta 40-50 milyon dolar yatırım yapacağını anlatarak yapılan işin sadece işletme hakkının 25 yıl süreyle belli şartlarla devri olduğunu, işletmeyi devralan firmanın yeni yatırımlarla fabrikayı çok daha güçlü, çok daha verimli hâle getireceğini yineledi.

Fabrikada çalışanların özlük haklarında da hiçbir gerileme yaşanmayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olmadık iftiralarla, yalan yanlış bilgilerle milletimizin kafasını karıştırmaya çalışanlar, en büyük zararı Türk Savunma Sanayine veriyor. Bunlar, akla ve vicdana sığmayan iddialarıyla birçok başarılı projeyi hayata geçiren kamu-özel sektör iş birliğini de dinamitlemeyi hedefliyor” ifadelerini kullandı.

“BUNDAN SONRA DA TERÖR ÖRGÜTÜNE TAŞERONLUK YAPANLARIN DEĞİL, MİLLETİMİZİN NE DEDİĞİNE BAKACAĞIZ”

Savunma sanayinde özel sektör düşmanlığı yapmanın ‘Türkiye İHA üretmesin, SİHA üretmesin, korvetler, istihbarat gemileri üretmesin’ demek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan, millet sevdalılarına Türkiye’yi dar edenlerin şimdi de kendilerine saldırdığını, başarılı özel sektör firmalarını da hedef almalarının tesadüf olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yegâne amacı, Türkiye’yi ekonomide IMF’ye, diplomaside batıya, savunma sanayinde de belli başlı devletlere mahkûm etmektir. Bu anlayış sahipleri, bizim gözümüzde, Türkiye’yi içerden çökertmeye çalışan Truva atlarıdır. Biz şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da terör örgütüne taşeronluk yapanların değil, milletimizin ne dediğine bakacağız. Biz devletimizin beka mücadelesini baltalamaya çalışanların değil, yüreği bu ülke için çarpanların hassasiyetini dikkate alacağız. Biz FETÖ’cü alçaklara alkış tutanlara değil, 15 Temmuz gecesi göğsünü tanklara siper edenlere kulak kabartacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda Ufuk Korvetinin hayırlı olması dileklerini yineleyerek Türkiye’nin bağımsızlığı için şehit olanlara Allah’tan rahmet, gazilere de sağlık diledi.

Tüm Haberler