Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Sayın İbrahim Kalın'ın Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı Sonrası Yaptığı Açıklama

16.08.2018

“Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanımızın formüle ettiği şekliyle terörü kaynağında kurutma strateji çerçevesinde terör unsurlarına, örgütlerine, mensuplarına karşı her alanda ve sahada mücadelemiz kararlı bir şekilde bundan sonra da devam edecektir. Türkiye içinde, Türkiye dışında, Suriye’de, Irak’ta, Avrupa’da veya başka yerlerde hangi terör örgütünden gelirse gelsin bu tür saldırılara karşı devletimiz her türlü tedbiri bundan sonra da almaya devam edecek. Ve her platformda bu terör örgütlerine askerî operasyonlardan finansal tedbirlere kadar her alanda tedbirleri etkili bir şekilde hayata geçirmeye devam edecektir.

Bu vesileyle şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: İç güvenlik noktasında bu terörü kaynağında yok etme stratejisi çerçevesinde son dönemde hakikaten önemli mesafeler almış bulunuyoruz. Özellikle katılımların azaldığını, teslimlerin giderek arttığını memnuniyetle ifade edebilirim. Dün de size söylemiştim, terör örgütüne katılım noktasında son 30 yılın en düşük sayısına ulaşmış bulunuyoruz. Burada İçişleri Bakanlığımızın, Millî İstihbarat Teşkilatımızın, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, Jandarmamızın, korucularımızın eşgüdüm içerisinde verdiği mücadelenin neticelerini somut bir şekilde almaya başlıyoruz. Aynı şekilde sınır güvenliği ve diğer konularla ilgili de tedbirler etkin bir şekilde alınıyor.

Bildiğiniz gibi Türkiye üç farklı terör örgütüne karşı PKK, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere mücadele eden tek NATO üyesi ülkedir. Bu terör örgütleri farklı ideolojilere, farklı yöntemlere sahip olabilir. Fakat hepsinin ortak noktası Türkiye düşmanlığı, Türkiye karşıtlığıdır. Ve bunlar farklı yöntemler uygulayabilirler, ama yöntemlerinin nihai amacı Türkiye’ye, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, devletine zarar vermektir. Bunu deneyebilirler, bu yönde çabalar sarf edebilirler, ama bunlar hiçbir zaman bizim azmimizi azaltmayacak, kırmayacak, tersine bu konudaki kararlılığımızı daha da güçlendirecektir.

Yine bunun somut göstergelerinden birisi olarak, bildiğiniz gibi dün Sincar bölgesinde bölücü terör örgütüne mensup çok üst düzey bir terörist etkisiz hâle getirildi. İlgili kurumlarımızın son derece başarılı bir şekilde yaptığı bu operasyonla Sincar ve civarında daha önce de Sayın Cumhurbaşkanımızın müteaddit kereler ifade ettiği şekilde terör örgütünün ve unsurlarının bertaraf edilmesi, etkisiz hâle getirilmesiyle ilgili stratejimiz etkin bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Dünkü operasyon Millî İstihbarat Teşkilatımız, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Jandarmamız, İçişleri Bakanlığımızın yoğun bir koordinasyonuyla son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirildi, bu tür operasyonlar devam edecek, bu konuda hiç kimsenin endişesi olmasın. Sayın İbadi’nin iki gün önce ülkemize yaptığı ziyarette de Sincar başta olmak üzere Kandil gibi, Mahmur Kampı gibi teröre destek veren mevkilerin terör unsurlarından tamamen temizlenmesi konusunda tam bir iş birliği içerisinde çalışmaya da bundan sonra devam edeceğiz.

Gündemimizdeki tabii bir diğer önemli konu arkadaşlar, bildiğiniz gibi son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler. Bu konuda hamdolsun aldığımız tedbirler neticesinde iki gündür bir iyileşme sürecinin hızla yaşandığını görmekteyiz. Bu süreçte öncelikle Cumhurbaşkanımızın bu ekonomik savaşa ve algı operasyonlarına karşı yaptığı millî seferberlik çağrısına olumlu cevap veren bütün vatandaşlarımıza, iş çevrelerimize, yatırımcımıza, sanayicimize, tüccarlarımıza teşekkür ediyoruz.

Ayrıca, yurt içinden, yurt dışından konuyla ilgili gerekli açıklamaları yapıp destek veren paydaşlarımıza, ülkelere, kurum ve kuruluşlara da bu vesileyle teşekkürlerimizi ifade etmek istiyoruz.

Bildiğiniz gibi dün Katar Emiri’nin ülkemize yaptığı ziyaretin somut çıktılarından bir tanesi de; Katar Devletinin ülkemize 15 milyar dolar civarında farklı sektörlerde yatırım yapma kararı almış olmasıdır.

Yine bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanımızın son bir haftada yaptığı yoğun temaslar neticesinde Kuveyt’ten, Almanya’dan, Fransa’dan, hatta Rusya’dan olumlu neticeler ve haberler almaya başlamış bulunuyoruz.

Dün Sayın Cumhurbaşkanımızın Almanya Şansölyesi Sayın Merkel’le, bugün Sayın Macron’la yaptığı görüşmelerde de bu konu etraflı bir şekilde ele alındı. Özellikle iki lider de, Avrupa’nın iki önemli ülkesinin liderleri de Türk ekonomisinin güçlü olmasının, ekonomik istikrarın muhafaza edilmesinin sadece Türkiye için değil Avrupa ekonomisi ve dünya ekonomisi için de büyük önem arz ettiğini ifade ettiler. Trump yönetiminin ticareti, doları, vergileri bir silah gibi kullanma eğiliminin ne kadar yanlış olduğunu, bundan kendilerinin de mustarip ve müşteki olduklarını da Sayın Cumhurbaşkanımızla paylaştılar. Bildiğiniz gibi Trump yönetiminin bu konuyla ilgili aldığı kararlar sadece Türkiye ile ilgili değil AB, Eurozone, Avrupa ülkeleriyle ilgili olarak da benzer ilave vergi kararları daha önce alınmıştı ve bunların dünyada bir adeta Çin’i de katacak olursak bir ticaret savaşına doğru evirildiği endişesi herkes tarafından dile getiriliyor. Bu ülkeler de Almanya, Fransa, dediğim gibi Rusya, Katar, Kuveyt ve diğer ülkeler bu süreçte Türkiye’nin yanında olduklarını bir kez daha ifade etmiş bulunuyorlar.

Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak’ın koordinasyonunda tüm kamu kurumları, kamu ve özel bankalar ve Merkez Bankası eşgüdüm içerisinde bildiğiniz gibi bir eylem planını hayata geçirdiler. Böylece Türk Lirası üzerinde spekülasyon yapılmasına imkan sağlayacak o ortam, o spekülatif ya da istismara açık ortam tamamen bertaraf edilmiş durumdadır. Bankalara likidite konusunda rahatlama sağlanmış durumda. Kurdan dolayı sıkıntı çeken reel sektörün sorunlarına çözüm olarak da bir dizi tedbir bildiğiniz gibi alınmış durumda, Merkez Bankamız da bununla ilgili geçenlerde açıklamalarını yaptı.

Bu vesileyle tekrar ifade edeyim, Türk ekonomisi oldukça güçlü ve sağlam temellere sahiptir. Hazine ve Maliye Bakanımızın bugün 4 bine yakın yatırımcıyla yaptığı telekonferansta da dile getirdiği gibi, Türk ekonomisi, Türkiye yatırıma elverişli bir ülke olarak herkese kapılarını açmış durumdadır. Bankacılık sektörümüz bugün dünyada en sağlam temellere sahip olan sektörlerden bir tanesidir. Bu çerçevede, hem bu kısada vadede hayata geçirdiğimiz tedbirler hem de orta ve uzun vadeli program çerçevesinde hayata geçirilecek tedbirlerle Türk ekonomisinin gücü bir kez daha ifade edilmiş olacak, ispatlanmış olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın da bugün Kabinenin açılış konuşmasında da ifade ettiği gibi, Türkiye bu krizi mutlaka fırsata çevirecektir, bu konuda da hiç kimsenin endişesi olmasın. Bu konuda bizim ekonomimize, ekonomik kurumlarımıza olan güvenimiz tam ve bunun da inşallah neticelerini göreceğiz.

Tabii bu çerçevede şunu da ifade etmek isterim: Türkiye kimseyle gerilimden yana değildir, kimseyle bir ekonomik savaş peşinde değildir. Burada serbest piyasa kuralları çerçevesinde dünya ekonomisine entegre olmuş Türk ekonomisinin daha fazla güçlenmesi, gelebilecek muhtemel saldırılara, tehditlere karşı da gerekli tedbirleri alması sürecini hep birlikte yaşıyoruz. Bu anlamda da Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, bu kriz inşallah bir fırsata dönecek ve Türkiye bu süreçten güçlenerek çıkacaktır. Bu süreç içerisinde şu ana kadar sergilediğimiz birlik, beraberlik ruhu da ayrıca önem arz etmektedir, onu da ifade edeyim.

Yine bu sürecin belki en önemli neticelerinden bir tanesi, Türkiye’nin alternatiflerini bundan sonra da çoğaltarak yoluna devam edeceği gerçeğidir, yani Türkiye alternatifsiz değildir, enerji konusunda olsun, ticaret konusunda olsun, yatırım konusunda ve diğer alanlarda dünyadaki küresel gelişmelerle uyumlu bir şekilde opsiyonlarını, alternatiflerini çoğaltarak bundan sonra da yoluna devam edecektir. Bunu da bu vesileyle ifade etmek istiyorum.

Son olarak, belki sizin de sorularınız vardır, oraya da biraz zaman ayırmak için onu da ifade etmek istiyorum, bayram tatili yaklaştı, biliyorsunuz önümüzdeki hafta inşallah Kurban Bayramını hep birlikte sağlık ve huzur içerisinde idrak edeceğiz. Şimdiden bütün vatandaşlarımızın Kurban Bayramını tebrik ediyorum.

Hacca giden bütün hacılarımızın dualarını Rabbim makbul eylesin inşallah. Ve inşallah yapılan dualarla da Rabbim onları en güzel şekilde makamında kabul eylesin.

Tabi bayram tatili söz konusu olduğunda da özellikle vatandaşlarımızı seyahat konusunda uyarmak istiyoruz. Konuyla ilgili İçişleri Bakanlığımızın aldığı, Ulaştırma Bakanlığımızın aldı birçok tedbir var, biliyorsunuz bu tedbirlere uyulması büyük önem arz ediyor. Zira her yıl maalesef bayram tatillerinde trafik kazalarında birçok insanımızı kaybediyoruz, bunun azaltılması için birçok tedbir alındı, ama vatandaşlarımızın bu kurallara uyması da büyük önem arz ediyor.

Yine bayram tatili boyunca bildiğiniz gibi ücretli olan yollar ve köprüler ücretsiz olarak kullanılabilecek.

Aynı şekilde emekli ikramiyeleri de bildiğiniz gibi erken verilmek üzere tedbirler alınmış durumda.

Bu vesileyle ben tekrar yaklaşmakta olan Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, tüm İslam âlemine hayırlar, huzur, sağlık ve esenlikler getirmesini diliyorum.”

Peki, ben burada durayım. Sizin sorularınızla devam edelim.

Soru: “Efendim, Katar’ın 15 milyar dolarlık yatırım paketinden siz de söz ettiniz. Bu paketin ayrıntılarını paylaşabilir misiniz, netleşen ayrıntıları? Bir de, farklı sektörlerde dediniz, o sektörler netlik kazandı mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Onunla ilgili Hazine ve Maliye Bakanlığımız bir çalışma yürütüyorlar. Farklı alanlarda, farklı sektörlerde güzel bir paket hazırlandı. Bunun detayları tabii ortaya çıktıkça gerek Bakanlığımız, gerekse Cumhurbaşkanlığı tarafından açıklanacak. Ama burada ben tekrar bu vesileyle Katar Emiri’ne bu gösterdiği hakikaten asaletli duruşundan dolayı tekrar teşekkür etmek istiyorum ülkemiz adına, milletimiz adına. Çünkü Katar Türkiye’nin gerçek bir dostu olduğunu bu vesileyle bir kez daha göstermiştir. Zaman zaman biliyorsunuz Türkiye’yi Katar’a yakın durmakla ya da işte Körfez bölgesinde aktif olmakla eleştiren birtakım seslerin çıktığını da görüyoruz. Hatırlarsanız, geçen yıl yaşanan Körfez krizinde Türkiye oraya bir hem yardım etme hem de askerî bir üs oluşturma konusunda bazı eleştirilere de maruz kalmıştı. Aslında şimdi baktığınız zaman, bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi öngörüsünün ve sezgisinin ne kadar haklı olduğu da bir kez daha ortaya çıkmış oldu.

Şunu da ifade edeyim: Katar Emiri Şeyh Temim, kendisine hakikaten kalben teşekkür ediyoruz bu desteğinden dolayı, hem buraya gelip bu desteğini ifade etmesi bizzat hem de böyle bir paketi açıklaması. Aynı zamanda, Şeyh Temim’in yanı sıra Katar halkının da bu süreçte Türkiye’nin yanında çok açık ve net bir şekilde durduğunu, hatta ellerindeki paraları TL’ye çevirdiklerini, oradan destek mesajları attıklarını, Türkiye’ye gelip tatillerini burada yaptıklarını ve Türkiye’nin yanında olmaları gerektiği konusundaki mesajlarını her platformla çok gür bir şekilde, gür bir sesle ifade ettiklerini gördük. Bu tabii çok memnuniyet verici bir şey.

Dediğim gibi diğer ülkelerden de benzer destekler gelmeye başladı. Zaten kamuoyu noktasında da dünyanın birçok yerinden bu konuda destek geliyor ve hamdolsun bunun neticelerini de dediğim gibi somut olarak görmeye başladık ve Türkiye ekonomisi bundan sonra da daha da güçlenerek bu süreçten çıkacak. Bu paketin detayları da zaten açıklandıkça piyasalarda etkisini de zaten hep birlikte göreceğiz.”

Soru: “Efendim, müsaadenizle iki sorum olacak. Birincisi; biraz önce siz İbadi görüşmesine değindiniz, Sincar noktasında hava operasyonları devam ediyor, ilerleyen günlerde bir kara operasyonu olacak mı, yani beklemeli miyiz böyle bir şeyi? İkincisi de,  dokuz günlük bayram tatili var, bu noktada Türk Lirası yönünden spekülasyonlar noktasında herhangi bir tedbir alınacak mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “İkinci sorunuzdan başlayayım. Türk Lirası üzerinden yürütülen bu spekülasyon algı, operasyonlarıyla ilgili kanallar kapatılmış durumda arkadaşlar. Bu konuda vatandaşlarımız da, tüketicimiz de, iş adamlarımız da, üreticimiz de, iş verenimiz de, herkes bir kere rahat olsun. Yani hiçbir panik havasına kapılmadan, sakin, rasyonel adımlarla biz bu süreci inşallah atlatacağız. Zaten dediğim gibi iyileşme emarelerini dün itibarıyla görmeye başladık. Bu inşallah bayram sürecinde daha da devam edecektir.

Sincar meselesine gelince, Sayın İbadi buradayken tabii bu konu da etraflı bir şekilde ele alındı. Demin de ifade ettiğim gibi, sadece Sincar değil, Kandil, Mahmur gibi bölücü terör örgütünün örgütlendiği yerlerle ilgili kapsamlı bir güvenlik paketi üzerinde zaten uzun süredir görüşmelerimiz devam ediyordu. Dün Sincar’da yapılan operasyonu da bu çerçevede değerlendirebilirsiniz.

Burada Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik birimleri ihtiyaç duydukları ve gerekli gördükleri anlarda ve şekilde bu müdahaleleri bundan sonra da yapacaktır; karadan olur, havadan olur, başka yollardan olur. Çünkü biz ülkemize dönük bu tür saldırılara asla tabii ki müsamaha etmeyiz. Aynı zamanda, Irak makamlarının da açıkça ifade ettiği, Irak topraklarının Türkiye’ye dönük saldırılar için kullanılmasına onların da rıza göstermesi, göz yumması mümkün değil. Bazen bu bir kapasite sorunu olabiliyor Irak tarafında. Mesela Kandil’le ilgili işte ulaşımı zor bir yer vesaire gerekçelerle, ama bizim bu konuda terörü yerinde bitirme kararlılığımız tamdır ve Sincar benzeri operasyonlar bundan sonra da yoğun bir şekilde gelecektir.”

Soru: “Efendim, bugün Beyaz Saray’dan bir açıklama geldi, Türkiye’nin koyduğu ek vergilerin Amerika’nın koymasına karşın, bunun yanlış ve üzücü olduğuna yönelik. Bir de aynı zamanda, rahip bırakılsa bile bu vergilerin kaldırılmayacağını, çünkü bunun ABD’nin ulusal güvenlik sorunu olarak görüldüğünü ve bunun için alındığını söyledi. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Açıkçası burada bir terminoloji sorunu yaşıyoruz diye düşünüyorum. Yani Türkiye’den giden demir-çelik, alüminyum ürünlerine vergi getirilmesini ulusal güvenlikle ilişkilendirmesi Beyaz Saray’ın, buna karşılık Türkiye’nin meşru ulusal güvenlik taleplerine âdeta sessiz kalması ya da kulak kapaması, göz kapaması, yani acaba ulusal güvenlik deyince farklı şeyleri mi kastediyoruz gibi bir şey getiriyor insanın aklına.

Bir kere, Ticaret Bakanımızın da açıkladığı gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nin bu ürünlere getirdiği ilave vergi yükü, bildiğiniz gibi Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına da aykırıdır ve bu konuda müşteki olan tek ülke de değildir. Daha önce de ifade ettim, çeşitli vesilelerle başka ülkelere uygulanan bu vergi yaptırımları konusunda da bütün dünyanın bir tepkisi var şu anda. Zaten bunu Amerika içinden de yavaş yavaş daha güçlü bir şekilde eleştirilmeye başladığını da görüyoruz. Amerikan Ticaret Odasının yaptığı açıklamalar vardı biliyorsunuz, Amerikan basınında bu konuda daha fazla tepkiler de verilmeye başladı. Bütün bunlar aslında Türkiye’nin durduğu yerin doğru, meşru ve rasyonel olduğunu teyit etmektedir.

Demin de ifade ettiğim gibi, bizim kimseyle gerilimi artırmak, yeni bir ekonomik savaş vesaire başlatmak gibi bir niyetimiz, düşüncemiz yok. Ama kendi ulusal çıkarlarımız söz konusu olduğunda, ekonomimiz, Türk Liramız söz konusu olduğunda tabii ki Türkiye gerekli tedbirleri bundan sonra da alacaktır. O konuda hiç kimsenin endişesi olmasın.”

Soru: “Efendim, Merkel ve Macron görüşmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığından da bazı açıklamalar geldi, siz de değerlendirdiniz ama ben birazcık daha açmanızı isteyeceğim. Özellikle ekonomi konusunda Katar’la olan benzer bir durum ileriki süreçte Almanya ve Fransa’yla da söz konusu mu, Türkiye’ye yönelik yeni yatırımlar ve ikili ticaretlerde yerli para birimlerinin kullanılması gibi? Bir de, hem Merkel’den hem Macron’dan Türkiye’nin ekonomisindeki sıkıntının Avrupa Birliği’ni de, dolayısıyla Almanya’yı ve Fransa’yı da rahatsız edeceğine ilişkin değerlendirmeler geldi. Bunları birazcık daha detaylandırmanız söz konusu mu?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi dün de ifade etmiştim arkadaşlar, bu iki telefon görüşmesi talebi de karşı taraftan geldi ve görüşmeler son derece olumlu geçti. Sayın Merkel, Hazine, Maliye ve Ekonomi bakanlarının bir an önce görüşmesi teklifinde bulundu, aynı teklif Sayın Macron’dan da geldi. Dolayısıyla bugün de zaten Hazine ve Maliye Bakanımız bir telefon görüşmesi yaptı, önümüzdeki günlerde de biraya gelecekler. Aynı şekilde, gene Hazine ve Maliye Bakanımız Fransız mevkidaşlarıyla da önümüzdeki günlerde biraraya gelerek bu konunun detaylarını konuşacaklar.

Nasıl bir paket ortaya çıkar, onu tabii göreceğiz o müzakereler neticesinde. Şimdiden benim bir şey demem doğru olmaz. Ama bu iyi niyetin gösterilmesi önem arz ediyor. Daha önce biliyorsunuz AB’den, İtalya’dan ve benzeri ülkelerden de pozitif açıklamalar gelmişti. Demin de ifade ettiğim gibi, bu Türk ekonomisinin dünya ekonomisi içerisindeki yerini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Yani Türk ekonomisinin zayıflaması sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir konu olmaktan çoktan çıkmıştır. Çünkü dünyaya entegre olmuş, serbest piyasa kuralları içerisinde işleyen bir ekonomik sistemden bahsediyoruz. Burada binlerce Avrupalı şirket var, Amerikalı şirketler var, Körfez Bölgesi’nden, Asya’dan şirketler var. Hiçbirimiz bunların zarar görmesini tabii ki istemeyiz. Tam tersine, biz yatırımcının daha fazla Türkiye’ye gelmesi için gerekli şartları zaten oluşturduk, bunları daha da güçlendireceğiz. Nitekim bugün Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak’ın yaptığı telekonferansta da bu konular özellikle vurgulandı. Bu kadar büyük bir başvurunun, ilginin olması da Türk ekonomisine olan bu ilginin ne kadar üst düzeyde olduğunu gösteriyor.

Tabii özellikle Almanya ve Fransa gibi, yani Eurozone ekonomisinin iki güçlü aktörünün bu konuda bir adım atmak niyetini ifade etmesi bizim açımızdan son derece önemli. Önümüzdeki günlerde, zaten bu iki ülkeyle bizim iyi ticaret ilişkilerimiz var, ama bunları daha ileri noktalara çıkartmak için bunun bir fırsat olduğunu düşünebiliriz. Biz bir fırsat olarak görüyoruz zaten.

Trump yönetiminin konuyla ilgili yaptığı açıklamalar ve aldığı tutumların dediğim gibi birtakım politik adımların Avrupa’da da rahatsızlık yarattığını ifade etmiştim ve bunlar da zaten ifade edildi bu görüşmelerde. Bunun doğru bir yöntem ve yol olmadığına dair hem Alman hem de Fransız liderinin Sayın Cumhurbaşkanımıza aktardığı konular oldu. Bu konuda da biz zaten mutabıkız, aynı sayfadayız; yaptırımlar konusu olsun, ticaret konusu olsun, vergiler konusu olsun. Zaten iyi ilişkilerimizin olduğu Avrupa ile bu süreçte biz belki daha da iyi, farklı alanlarda daha güzel ilişkiler geliştirme fırsatını da yakalamış olacağız. Önümüzdeki günlerde Hazine ve Maliye Bakanımızın, belki Ticaret Bakanımızın da devreye girmesiyle yapılacak görüşmeler neticesinde inşallah bunun somut sonuçlarını da hep birlikte göreceğiz.”

Soru:  “Efendim, siz hükûmet olarak özellikle Türk Lirasıyla alışveriş, Türk Lirasına dönüş çağrısı yapıyoruz, ama son dönemde özellikle Türkiye’deki turizm şirketlerinden gelen bazı şikâyetler var. Bazı havayolu firmaları ve Türkiye’deki otellerin özellikle satışlar konusunda dövizle satışta ısrar ettikleri, bu yüzden birçok firmanın da zarar ettiği bilgisi elimize ulaştı. Türkiye’deki bu firmalara dönük bir düzenleme yapılacak mı, döviz kurunda bir sabitleme düşünüyor musunuz?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Bizim çağrımız son derece net. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki çağrısı son derece açık. İnşallah ilgili özel sektör kuruluşlarımızın da bu çerçevede adım atmalarını bekliyoruz ki bu süreçte, yani bir âdeta millî seferberlik hâline gelen bu süreçte herkesin aynı yerde durması ve Türk Lirasına sahip çıkması, ekonomimizi güçlendirmesi noktasında somut neticeler üretsin. Dolayısıyla o konuda ilgili dediğim gibi özel sektör birimlerinin de gerekli hassasiyeti göstereceğini ümit ediyoruz ve bekliyoruz.”

Soru: “Kabine toplantılarının aslında biz Pazartesi günleri olmasına alışkınız, ama bu birazcık mevcut durum üzerine yapılan bir toplantı olduğunu en azından tahmin ediyoruz. Acaba toplantıda ekonomi konusunda önümüzdeki süreçte hayata geçecek yeni bir düzenleme, yeni bir plan, bir karar alındı mı acaba?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Herhangi bir olağanüstülük yok arkadaşlar. Bir kere dediğim gibi, yani günlerdir zaman zaman böyle son dakika haberleriyle yaratılmaya çalışılan bu olağanüstülük duygusu, sıra dışılık duygusundan bir kere kurtulalım. Bir normalleşme sürecine girmiş durumdayız, bir iyileşme trendi var. Bunu koruyacak şekilde adımlarımız bundan sonra atılacak. Tabii ki ekonomi konusu elbette konuşuldu, gündemimizde zaten var. Güvenlik konuları var, iç politika-dış politika konuları var, ticaret vesaire diğer konular var. Ama burada böyle bir yeni bir şey geliyor gibi bir algı yaratmak yerine, alınan tedbirler neticelerini vermeye başladı. Biz bunun sonuçlarını takip edeceğiz bugün de, yarın da, öbür gün de.

Tabii bugün olmasını sebebi, bildiğiniz gibi Cumartesi günü Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kongresi var. Sayın Cumhurbaşkanımız bir yandan da oraya hazırlanıyor, AK Parti’nin Genel Başkanı sıfatıyla. Bayramdan önce bu kabine toplantısının yapılması da tabii ki isabetli olacaktı, çünkü Pazartesi’den itibaren de yoğun bir program vardı. O anlamda Perşembe olmasının da bir olağanüstülüğü yok. Normal seyri içerisinde dediğim gibi sakin bir şekilde biz bu rasyonel özgüvenli adımlarımızı bundan sonra da atmaya devam edeceğiz inşallah.”