Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Sayın İbrahim Kalın’ın Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrasında yaptığı açıklama

13.07.2018

 “Yeni sistemimizdeki ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından, ilk basın toplantımızı da yapıyoruz. Gündemimizdeki birkaç konuyu sizinle paylaşıp, sorularınızı alacağım.

Bildiğiniz gibi bugün 24 Haziran seçimlerinden sonra, yeni sisteme geçmek suretiyle ilk Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantımızı da Cumhurbaşkanımızın başkanlığında gerçekleştirdik. Öncelikle tabi ki yeni sistem, 24 Haziran seçim sonuçları tekrar hepimize hayırlı, uğurlu olsun.

Bu Kabine Toplantısının en önemli vurgularından bir tanesi, hiçbir hız ve vakit kaybetmeden çalışmalara, hizmetlere devam edilmesi. Sayın Cumhurbaşkanımız bu yönde değerli bakanlarımıza gerekli talimatlarını ilettiler.

Şu anda bakanlarımız kendi bakanlıklarında brifinglerini alıyorlar, herhangi bir inkıtaya uğramaması çalışmaların, malum devlette süreklilik esastır, bu çalışmalarını da en kısa süre içerisinde tamamladılar ya da tamamlıyorlar.

Aynı şekilde önümüzdeki günlerde de yapılan çalışmalar çerçevesinde bakanlıklara üst düzey atamalar yapılacak,  bununla ilgili bakan arkadaşlarımız isim çalışmalarını yapıp Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edecekler ve ardından da buralardaki üst düzey atamalar gerçekleştirilecek.

Yeni Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi içerisinde bildiğiniz gibi oluşturulan yeni kurullar var, 9 tane politika kurulumuz var, 4 tane ofisimiz var, ilave olarak kurulan 2 tane başkanlığımız var, buralara da atamalar önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek.

Yeni Kabine toplantısıyla ilgili önemli konu başlıklarından bir tanesi ekonomiydi. Özellikle bu konuyu sizinle de paylaşmak istiyorum. Ekonomi politikalarında yeni dönem için öncelikli konuların tespit edilmesi toplantının önemli konu başlıklarından bir tanesiydi. Cumhurbaşkanlığı Kabinemiz tarafından ortaya konulan hedefler için tüm bakanlıklar ve ekonomideki ilgili bütün birimler arasında tam bir eşgüdümün, koordinasyonun sağlanması için gerekli çalışmalar yapıldı, bundan sonra da bu koordinasyon Cumhurbaşkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili birimler tarafından sağlanacak. Bu çerçevede, özellikle bütçe disiplininin sağlanması, enflasyonla mücadele, gerekli yapısal reformların hayata geçirilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor.

Aynı şeklide Türkiye’nin istikrarlı ve sürdürülebilir bir büyüme hedefi çerçevesinde atılması gereken adımlar da tespit edilmiş durumda. Bununla ilgili daha detaylı çalışmalar yapılıyor, özellikle de ihracat odaklı büyüme noktasında birtakım yeni adımların da hazırlıkları şu anda yapılıyor. Bu çerçevede tüm paydaşlarla istişare hâlinde belirlenecek olan orta vadeli bir program önümüzdeki haftalarda hazırlanıp Cumhurbaşkanımıza arz edilecek ve kamuoyuyla paylaşılacak. Bu özellikle ekonomideki canlılığın devamı açısından önem arz eden bir orta vadeli program olacaktır. Bu konuda detaylı açıklamayı da zaten Hazine ve Maliye Bakanlığımız da bir kısmını paylaştı, bundan sonra da paylaşacak.

Türkiye ekonomisinin son 16 yılda gösterdiği performansı, canlılığı ve bünyesinin sağlamlığını devam ettirecek olan adımları da bundan sonra tüm ilgili kurul ve kurumlarımızın eşgüdümüyle devam edecektir.

Bildiğiniz gibi, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra özellikle Türkiye’de birtakım ekonomik krizlerin olacağına dair tahminlerde bulunuldu, kehanetlerde bulunuldu, ama hamdolsun bunların hiçbirisi doğru çıkmadı. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi -ki 2 gün sonra 15 Temmuz’un yıl dönümünü anacağız, o bağlamda da özellikle zikretmek istiyorum- Türkiye ekonomisinin, siyasetinin, toplumunun, devlet kurumlarının bünyesinin ne kadar sağlam olduğunu göstermesi açısından da o toparlanma sürecinin çok hızlı bir şekilde gerçekleştiğini tekrar hatırlamakta ada var. Böyle bir darbe girişimi bir başka ülkede olsaydı, o ülkede devlet kurumları çöker, ekonomi dağılır, toplumsal kaos ortaya çıkardı, ama bunların hiçbirisi olmadı. Hatırlarsanız, 15 Temmuz darbe girişiminden hemen birkaç ay sonra biz üçüncü köprünün açılışını yaptık, Fırat Kalkanı Harekatını gerçekleştirdik ve o günden bugüne de hiç hız kaybetmeden iç politikada, dış politikada, güvenlik alanında, ekonomi politikalarında devletimiz, ilgili kurumlarımız tam bir koordinasyon içerisinde çalıştı ve geçtiğimiz yıl bildiğiniz gibi 7,4 büyüme oranı gibi gerçekten dünyada dikkatle izlenen bir büyüme oranını da yakalama imkânımız oldu. 2018’in ilk çeyreğinde de bu rakamlarda bir büyümenin gerçekleşmiş olması tabi ki son derece memnuniyet verici.

Tabii 15 Temmuz’un yıl dönümü de geliyor bildiğiniz gibi arkadaşlar, pazar günü bununla ilgili tüm ülke çapında anma programları yapılacak. Özellikle Cumhurbaşkanımızın programını muhtemelen siz de merak ediyorsunuzdur, bu vesileyle paylaşmak isterim.

Pazar günü sabahleyin bir şehit kabrini ziyaretiyle başlayacak Cumhurbaşkanımızın programı, ardından Millet Camii’nde öğle namazında bir hatmi şerif merasimi gerçekleştirilecek, burada şehitlerimiz için okunan hatimlerin duası yapılacak. Hemen ardından bizim yeni kongre merkezimizde Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımıyla şehit yakınları ve gazilerle bir öğlen yemeği yenilecek. Ardından İstanbul’a geçilecek ve orada da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde şehitler makamı ziyaret edilecek ve halkımızla buluşmak suretiyle de Cumhurbaşkanımızın bir hitabı olacak akşam saatlerinde.

Tabii bu programın dışında, İstanbul, Ankara ve diğer bütün illerimizde valiliklerimiz ve diğer ilgili kurumlarımız marifetiyle de anma programları gerçekleştirilecek.

Ben bu vesileyle, tekrar 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında hayatını yitiren, şehadet şerbetini içen bütün şehitlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum, gazilerimizi tekrar şükranla, minnetle yad ediyorum. İnşallah pazar günü zaten bu anma programıyla da bütün şehitlerimizi tekrar hatırlama imkânımız olacak.

Tabii 15 Temmuz’un yıl dönümü bağlamında FETÖ’yle mücadeleyi de tekrar hatırlatmakta fayda var. Bildiğiniz gibi 15 Temmuz hain darbe girişiminden önce başlayan, ama darbe girişiminden sonra da hız kazanan FETÖ’yle mücadele hiçbir kesintiye uğramadan bugüne kadar devam etti, bundan sonra da devam edecek. Yurt içinde bildiğiniz gibi OHAL’in önemli hedeflerinden bir tanesi de bu darbe girişimini yapanların adalet önüne çıkartılmasıydı. Benzer yapıların, sadece FETÖ terör örgütünü değil PKK gibi, DHKP-C gibi, DEAŞ gibi diğer terör örgütlerinin de ülkemizin güvenliğine yönelik tehditlerini ortadan kaldırmayı hedefleyen bir OHAL uygulaması vardı. Bu bağlamda bizim terör örgütleriyle mücadelemizde kararlı bir şekilde devam edecek. Dünyanın neresinde olursa olsun, FETÖ terör örgütünün mensupları eninde sonunda adaletin önüne çıkacaklardır. Bunun güzel bir örneğini de aslında dün gördük, Millî İstihbarat Teşkilatımızın son derece başarılı bir operasyonuyla bildiğiniz gibi Azerbaycan ve Ukrayna’dan iki tane üst düzey FETÖ imamı ülkemize getirildi. Daha önce bildiğiniz gibi Kosova’da benzer bir operasyonla 6 FETÖ mensubu getirilmişti ve bunların arkası da gelecek arkadaşlar. Ülkemize bu ihaneti yapan, 251 insanımızın kanına giren bu ihanet şebekesinin dünyanın hiçbir yerinde rahat nefes almasına izin vermeyeceğimizi bu vesileyle bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Yine bu bağlamda son iki gün bildiğiniz gibi, yani dün ve önceki gün Sayın Cumhurbaşkanımız Brüksel’de yapılan NATO Liderler Zirvesi’ne katıldı. Orada gündeme getirdiği konulardan tabi ki bir tanesi de Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı güvenlik riskleriydi. Özellikle Türkiye’nin aynı anda üç terör örgütüne karşı, yani PKK, DEAŞ ve FETÖ’ye karşı mücadele eden tek NATO üyesi ülke olduğu gerçeğini de oturumlarda yaptığı sunumlarda ve ikili görüşmelerde Cumhurbaşkanımız dile getirdi. Özellikle NATO’nun genel manada gündemini oluşturan konularda Cumhurbaşkanımız dört oturumda sunumlar yaptılar, birçok ikili görüşmeler yaptılar. NATO sonuç bildirgesi bizim açımızdan memnuniyet vericidir, özellikle Türkiye’nin güvenlik kaygılarının dile getirilmesi ve Türkiye’ye terörle mücadelede daha fazla destek verileceğinin ifade edilmesi bizim açımızdan memnuniyet verici bir paragraf olmuştur.

Bunun dışında, Sayın Cumhurbaşkanımızın ABD, Almanya, Fransa, Bulgaristan, Yunanistan, Ukrayna devlet ve hükûmet başkanlarıyla da görüşmeleri oldu. Buralarda da detaylı bir şekilde hem ikili ilişkilerimiz, hem de bölgesel konular etraflı bir şekilde ele alındı. Önümüzdeki günlerde de gerek terörle mücadele, gerek seçim sonrası kabinenin atacağı adımlar konusunda da çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam edecek. Bu çerçevede özellikle içeriye dönük olarak da 24 Haziran seçimlerinde verilen, yapılan vaatlerin de hayata geçirilmesi için çalışmalar hızlandırılacak.

Ben kısaca bu notlarla iktifa edeyim arkadaşlar, sizin sorularınıza geçebileyim.

Buyurun.

Soru:  “Efendim, yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı Sözcülüğü göreviniz hayırlı olsun diyerek başlamak istiyorum. Bugün, birkaç gündür hatta Ankara’da Amerika’dan bir heyetin olduğunu biliyoruz ortak çalışma grubu, gerek FETÖ’yle mücadele konusunda, Fethullah Gülen’in iadesi, gerekse terörle mücadele konusunda bir iş birliği söz konusu. Somut bir adım ya da bir ilerleme, nedir son durum, buna ilişkin bilgileri isteyeceğim.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi bildiğiniz gibi, Amerika Birleşik Devletleri’yle geçtiğimiz aylarda yapılan anlaşma çerçevesinde üç tane ortak çalışma komisyonu kuruldu. Bunlar bir tanesi, Terörle Mücadele Ortak Komisyonu, PKK ve diğer terör örgütleri. Bir tanesi, Suriye bağlamında, Münbiç anlaşması da bu çerçevede sağlandı. Üçüncüsü de, FETÖ’yle mücadele bağlamında.

Bildiğiniz gibi, bu terör örgütünün lideri ve etrafındaki diğer militanlar Amerika’da yaşıyorlar. Biz bu konuyu müteaddit kereler çeşitli platformlarda hep dile getirdik ve bunun meyvelerini yavaş yavaş almaya başlıyoruz. Arzu ettiğimiz hızda gittiğini söyleyemem, daha hızlı adım atılması gerektiğine inanıyoruz. Bununla ilgili yeteri kadar karinenin bulunduğu açık. Biz konuyla ilgili, yani 15 Temmuz iddianamelerinin bütün belgelerini, bilgilerini, mahkemelerde alınan kararları, verilen hükümleri Amerikalı mevkidaşlarımızla paylaştık, bundan sonra da yeni bilgiler, belgeler ortaya çıktıkça paylaşmaya devam edeceğiz.

Tabii burada birkaç konu var. Birincisi, terör örgütü liderinin Türkiye’ye iadesi ve Türkiye’de yargılanması. Bununla ilgili Amerikalıların bize zaman zaman dile getirdiği birtakım hukuki zorlulukların ya da süreçlerin olduğu meselesi var. Bunu Amerikan sisteminin kendi bağlamı içinde değerlendirmekle beraber, bu terör örgütünün Türkiye’de yaptığı darbe girişimi bu kadar açık, seçik ortadayken, artık bu konuda daha somut adımların atılması gerektiği hususunu da dile getiriyoruz, getirmeye de devam edeceğiz. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımız da Amerikalı mevkidaşıyla yaptığı gerek telefon görüşmelerinde, gerekse Brüksel’de NATO Zirvesi marjında bu konuyu da dile getirdi. Biz de mevkidaşlarımızla bu konuları detaylı bir şekilde dile getirmeye devam edeceğiz.

Bugün yapılan toplantı da bu açıdan önem arz ediyor. Tabi biz gerekli bilgi ve belgeleri sunduk, şimdi Amerikalı yetkililerin bunları alıp kendi sistemleri içerisinde nasıl adım atacaklarını göreceğiz. Ama biz açıkçası ucu açık bir süreçten yana değiliz, yani aylar, yıllar sürecek bir süreçten bahsetmiyoruz, aynı Münbiç meselesinde olduğu gibi takvimi belli, somut sonuç odaklı bir sürecin hayata geçirilmesi bizim temennimiz. İlgili arkadaşlarımız bu konuda çalışmalarını devam ettirecekler.”

Soru: “Efendim, Sayın Cumhurbaşkanı Azerbaycan seyahati dönüşünde başkanlık ve kurulların sayısında arttırılma olabileceğini söylemişti. Bu konuda bir gelişme var mı? Bir de, Bakanlar Kurulu’ydu eski adıyla, şimdi Kabine Toplantısı, hangi aralıklarla toplanacak, buna yönelik bir takvim belirlendi mi?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Arkadaşlar, bildiğiniz gibi şu an itibariyle dokuz tane politika kurulu inşa edildi. Bunların amacı da, özellikle belli konularda, çevre gibi, ekonomi gibi, dış politika gibi, güvenlik gibi, kültür-sanat gibi alanlarda makro düzeyde politika geliştirmeye dönük çalışmalar yapmak. Bu kurallar çalışmalarını yapacaklar, tabi önce kurullar kanunen oluşturuldu ama atamalar yapılacak, çalışmaya başladıkları zaman da bu politika önerilerini, çalışmalarını Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edecekler; çünkü her bir kurulun asli başkanı Cumhurbaşkanımız, orada bir vekili olacak bir kurulun başkanı şeklinde ve onlar ilgili kurumlarla yapılan istişareler neticesinde talimata dönüştürülecek, ilgili bakanlıklar tarafından da hayata geçirilecek. Mekanizmamız ana hatlarıyla bu.

Şu an itibarıyla dokuz politika kurulu belirlendi, ama zaman zaman Cumhurbaşkanımızın iradesi çerçevesinde duyulan ihtiyaca binaen yeni kurullar, geçici kurullar oluşturulabilir. İhtiyaca binaen süreli ve sınırlı birtakım kurullar da oluşturulabilir, ama şu an itibarıyla dokuz kurulumuz var, o manada sayı artabilir, artmayabilir.

Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı sayısını da Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade ettiler, gene ihtiyaca binaen, önümüzdeki süreçte sistemin tam manasıyla oturma sürecini izledikten sonra ihtiyaca binaen, gene Sayın Cumhurbaşkanımızın tasarrufunda olan bir konudur, sayı arttırabilir, bir Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı daha ilave edilebilir, bu Cumhurbaşkanımızın uhdesinde olan bir konu.

Kabinenin, evet dediğiniz gibi artık Bakanlar Kurulu değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ismiyle anıyoruz bu toplantıları, hangi sıklıklarla toplanacağı konusunda da çok kesin belirlenmiş bir takvimiz yok, ihtiyaca binaen haftada bir olabilir, iki haftada bir olabilir. Ama bunun dışında ilgili konuyla bağlı olmak üzere Cumhurbaşkanımız 3-4-5 bakan arkadaşımızla daha dar kapsamlı toplantılar da yapabilir. Yani dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin, yani sistemin bu esnek ve etkin yapısını Kabine toplantılarına da yansıtacağız. Dolayısıyla hafta bir ya da 15 günde yapılacak olan, bütün bakanların katılımıyla gerçekleşecek Kabine toplantıları yanında, daha dar, ilgili bakan arkadaşların katıldığı toplantılar da yapılacak.”

Soru: “Efendim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Zirvesi sonrası Yunanistan Başbakanı Çipras’la bir görüşmesi olmuştu. FETÖ üyelerinin konuşulduğu biliyoruz, iadeleri konusunda bir çalışma ya da kesin bir cevap alabildiler mi? Bu konuda bir net bir açıklama var mı,  görüşme var mı?

Bir de Azerbaycan’daki MİT operasyonu; Azerbaycan güvenlik güçleriyle beraber mi gerçekleştirildi, yoksa MİT’in kendi operasyonu mudur?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “İkinci sorunuzdan başlayayım. Tabi ki Millî İstihbarat Teşkilatımız bunu Azerbaycan’daki karşıtlarıyla, muhataplarıyla birlikte gerçekleştirdiler ve bu manada da biz Azerbaycan makamlarına da teşekkürlerimizi ifade etmek istiyoruz. Aynı şekilde Ukrayna’da da benzer bir süreç işledi.

Şimdi birinci sorunuza gelince, Sayın Çipras’la Sayın Cumhurbaşkanımızın uzun ve kapsamlı bir görüşmesi oldu, bu askerler meselesi dışında tabi birçok konu var bizim Yunanistan’la, onların hepsi ele alındı. Yani Ege meselesinden ikili ekonomik ilişkilere, Kıbrıs meselesinden Yunanistan’da yaşayan Türk Müslüman azınlığın sorunlarına kadar birçok konu, Atina’daki cami dâhil olmak üzere, müftülerin seçim yoluyla işbaşına gelmesi gibi konuların hepsi etraflı bir şekilde orada ele alındı. Tabi bu Türkiye’den kaçan sekiz darbeci asker ve Türkiye’de bulunan, sınır ihlali yaptığı için şu anda tutuklu olan iki Yunan askeriyle ilgili konu da etraflı bir şekilde konuşuldu, yapıcı bir ortamda geçti. Sayın Cumhurbaşkanımız da dün aslında toplantıdan sonra ifade ettiler, Çipras’ın iyi niyetle konuya yaklaştığını görüyoruz, bunu takdirle karşılıyoruz.

Ama somut olarak sürece baktığınız zaman, yaklaşık 1,5 yıl, 1,5 yılı da geçti hatta iki yıla yaklaştı şimdi o hukuki süreç, maalesef giderek Yunan hukuk sistemi içerisinde bu sekiz darbeci askerin tabiri caizse salıverilmeye doğru gittiğini adım adım müşahede ediyoruz; bu bizim için tabi endişe verici bir durum. Yani önce Yunan mahkemelerinde muhakeme edilen, ardından iltica başvurularında bulunan ve bir kısmının ilticaları kabul edilen, bir kısmının reddedilen bu kişilerin şu anda belli bir süre sonunda bir şekilde serbest bırakılacağına dair bizde bir endişe var. Bu açıkça, hangi hukuki gerekçeyle olursa olsun, Türkiye’de darbe girişiminde bulunmuş ve Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ailesinin hayatına kastetmiş kişilerin bu hukuk sistemi içerisinde salıverilmesi gibi bir sonucu doğuracaktır ki bu hukuk adına da bir katliamdır. Çünkü hukukun en önemli umdelerinden bir tanesi, bir kere demokratik kurumları, seçimle işbaşına gelmiş kişileri korumasıdır. İkinci olarak da, tabi ikili ilişkilerimiz anlamında da bunun yaratacağı bir gerginlik olacaktır. Umarız burada Yunan makamları kendi mahkemeleriyle, tabi bu Yunanistan’ın iç işleri, yani bizim oraya doğrudan bir müdahalemiz söz konusu değil, bizim muhatabımız Yunan Hükûmeti’dir, Sayın Çipras’tır. Bu konuyla ilgili darbecileri sevindirmeyecek adımlar atmalarını bekliyoruz.”

Soru: “Benim iki sorum olacak. Öncelikli olarak, gerçi Temmuz ayının artık ortasına geldik ama bundan sonrası için Meclis çalışacak mı, nasıl bir planlama düşünülüyor bu anlamda? Bir anlamda seçim dönemindeki vaatlerin yerine gelmesi anlamında Meclis’in çalışması öngörülüyor mu?  İkinci sorum da, olağanüstü hâlin kaldırılmasından sonra yeni düşünülen sistem nasıl gerçekleşecek, bölgesel OHAL ya da terör olaylarının yaşandığı alanlarda uygulanacak kısmi OHAL şeklinde mi olacak? Bu konu bize bilgi verir misiniz?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi Meclis’in çalışma takvimi tabii ki Meclis’in uhdesinde, tasarrufunda olan bir konudur. Bize gelen haberlere göre şu anda komisyon oluşturuluyor, zannediyorum önümüzdeki birkaç gün içinde bununla ilgili süreç başlayacak. Ardından bir kanun teklifi yapılacağına dair bir bilgi var bizde, tabi bunun ne kadar süreceğini, kanun teklifinin kapsamının ne olacağı Meclis’te belirlenecek. Ama bir müddet daha, birkaç hafta daha Meclis’in çalışacağı gibi bir intiba ediniyoruz biz. Ama dediğim gibi, nihai olarak Meclis’in ne zaman kapatılacağı Meclis’in uhdesinde olan bir konudur.

OHAL meselesine gelince; bildiğiniz gibi 18 Temmuz gecesi mevcut OHAL’in süresi sona eriyor ve bunun uzatılmaması yönünde Sayın Cumhurbaşkanımızın da bir iradesi ve beyanı olmuştu hatırlarsanız. Fakat bu terörle mücadele, FETÖ olsun, PKK olsun, DEAŞ olsun ve diğer terör örgütleriyle ilgili mücadelede bir zaafa yol açabilir, bir şüpheye yol açabilir ya da bir duraklamaya, yavaşlamaya yol açabilir şeklinde kimsenin bir düşüncesi ya da endişesi olmasın, çünkü bu mücadele çok kararlı bir şekilde devam edecek. OHAL kalktıktan sonra da mevcut kanunlar içerinde terörle mücadele yasaları çerçevesinde bu mücadele devam edecek. Çok çok olağanüstü durumlarda, çok olağanüstü bir tehditle karşılaşmamız durumda OHAL mekanizması tekrar hayata geçirilebilir, ama şu an itibariyle 18’inde OHAL’in sona erdirilmesi ve mevcut yasalar ve kanunlar çerçevesinde terörle mücadelenin devam ettirilmesi öngörülüyor.”

Soru: “Ekonomiyle ilgili bir sorum olacak. Özellikle Başkan Recep Tayyip Erdoğan yeni Kabineyi açıkladığında döviz kurunda bir yükselme oldu, özellikle dolar ve euroda, şu anda dolar 4.83, euro da 5,63. Bu doların ve euronun yükselmesinde ne tür tedbirler alınacak? Piyasaları rahatlatacak ne tür tedbirleriniz olacak efendim, bunu öğrenmek istiyorum?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Demin de ifade ettiğim gibi, bu konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma yapılıyor. Ekonomiyle ilgili çalışmaların tabi tek bir elde toplanması bu sürecin aslında en önemli farklarından ve faydalarından bir tanesi olacak. Daha önce biliyorsunuz 5-6 birimde ele aldığımız ekonomi konuları vardı, 5-6 bakanlık ekonomiyle ilgiliydi, şimdi bunlar tek bir elden sevk ve idare edilecek. Bununla ilgili demin bahsettiğim bu orta vadeli program çerçevesinde atılacak adımlar da önümüzdeki günlerde hazırlanıp ilan edilecek. Bununla ilgili tabi her gün spekülatif açıklama yapmak suretiyle piyasalara birtakım yanlış mesajların verilmesi de doğru olmaz. Dolayısıyla burada Hükümetimiz Cumhurbaşkanımızın başkanlığında Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerekli adımları atacaktır, gerekli açıklamaları yapacaktır. Yani bunun ne daha azı, ne daha fazlası kimseye bir fayda sağlamaz. Şu anda bu çerçevede bu adımların atılacağını ifade etmekle yetineyim ben de.”