“Sistem Değişikliğiyle Türkiye'yi Çok Daha İleri Seviyelere Taşıyacağız”

20.04.2017
“Sistem Değişikliğiyle Türkiye'yi Çok Daha İleri Seviyelere Taşıyacağız”

A News televizyonuna mülakat veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halk oylaması ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin “1923'te Türkiye'nin rejim sorunu hallolmuş ve Cumhuriyet rejimine geçilmiştir. Ondan sonra zaten böyle bir sorun söz konusu değil ama artık bir sistem meselesi vardır. Yeni yönetim sistemiyle ilgili bir adım atıyoruz. 14-15 yıllık tecrübeyle, böyle bir sistem değişikliğiyle Türkiye'yi çok daha ileri seviyelere taşıma imkânını yakalayacağımıza inandık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, A News televizyonuna bir mülakat verdi. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleşen mülakatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“1923'TE REJİM SORUNU HALLOLDU VE CUMHURİYET REJİMİNE GEÇİLDİ”

16 Nisan halk oylaması sürecinde, yapılan düzenlemeyle ilgili bir rejim-sistem kavgası yapıldığına işaret ederek, “1923'te Türkiye'nin rejim sorunu hallolmuş ve Cumhuriyet rejimine geçilmiştir. Ondan sonra zaten böyle bir sorun söz konusu değil ama artık bir sistem meselesi vardır. Yeni yönetim sistemiyle ilgili bir adım atıyoruz. 14-15 yıllık tecrübeyle, böyle bir sistem değişikliğiyle Türkiye'yi çok daha ileri seviyelere taşıma imkânını yakalayacağımıza inandık” diye konuştu.

Geçmişte de Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun, bu eksikliğin farkında olduğunu ve bu sistemin gerekliliği yönünde açıklamalar yaptığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mesele insan meselesinden öte bir yönetim sistemini değiştirmek suretiyle Türkiye'de kim yüzde 50 artı 1'i yakalarsa, onunla birlikte bu ülkede bir sıçramanın çok daha hızlı bir yükselişin olması... Yani muasır medeniyetler seviyesinin üstüne eğer çıkacaksak ancak bu şekilde çıkabiliriz” dedi.

“DIŞ POLİTİKADA DA YENİ BİR SÜREÇ BAŞLAYACAK”

Yapılan halk oylamasında Türk milletinin yüzde 51,5 oy oranıyla ‘evet’ diyerek yeni sistemi kabul ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemde erken seçim olmadığını belirterek, “Tabii ki Türkiye'nin altyapıda, üstyapıda bu 14-15 yıl içerisinde attığı çok büyük adımlar var ama yeterli mi? Değil. Eğitimde attığımız adımlar var, sağlıkta attığımız adımlar var, adalette, emniyette attığımız adımlar var, ulaşımda, enerjide, gıda, tarımda attığımız adımlar var ama bütün bunlarla beraber sizlerin de ifade ettiği gibi dış politikada da tabii yeni bir süreç başlayacaktır" ifadelerini kullandı.

YURT DIŞI TEMASLAR

Halk oylamasının ardından dünyanın en ileri gelen ülkelerinin liderlerinin kendisini arayarak tebrik ettiğini ve ‘bundan sonraki süreçte beraber yapılacak çok şeyin olduğunu’ söylediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, önünde Çin, Hindistan, ABD ve Rusya’nın da içinde olduğunu Mayıs ayı sonuna kadar yoğun bir yurt dışı seyahat programının olduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ziyaretler, Türkiye'nin özellikle dünyada çok ciddi bir konuma sahip olan bu ülkelerle ilişkilerini çok daha farklı bir şekilde gelişmesine vesile olacaktır” dedi.

“BAZI BATI ÜLKELERİ BİZE ÇOK ÇİRKİN SALDIRILARDA BULUNDU”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi AB ülkelerinin Türkiye'ye yönelik tavrını değerlendirmesinin istendiği soruya, “Batı'nın bazı ülkeleri gerçekten bize çok, çok çirkin saldırılarda bulundular ve bütün bu saldırılara rağmen bizler tabii hep sabrettik. AB'nin müzakereci bir ülkesi olmamıza rağmen, AB üyesi birçoğu, maalesef çok çirkin adımlar attılar, kapılarını kapattılar. Düşünün yani Türkiye Cumhuriyeti'nin Dışişleri Bakanı'na uçuş izni vermeyen bir anlayışı biz nereye sığdıracağız, hangi demokrasinin içerisine sığdıracağız?” diyerek cevap verdi.

Hollanda'nın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'ya yönelik skandal tavrını da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir bayan bakanımı kalkıp da arabanın içerisine mahkûm eden zihniyeti biz demokrasinin neresine sığdıracağız? Yani bunlara bizim kalkıp da 'Bunlar olumlu, hakikaten iyi niyetle yapılmıştır' dememiz mümkün mü?" diye konuştu.

AGİT’İN TÜRKİYE’YE GÖNDERDİĞİ GÖZLEMCİ HEYETİ

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatının (AGİT) Türkiye'ye gönderdiği gözlemci heyetine ilişkin değerlendirmesi sırasında, bazı heyet üyelerinin bölücü terör örgütü mensupları ile çekilmiş fotoğraflarını gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakın Avrupa'daki ülkeler kimlerle çalışıyor, bunu görme bakımından bunları ben çok çok önemli görüyorum. Zira AB biliyorsunuz PKK terör örgütünü, terör örgütleri listesinde kabul etmiştir ve Avrupa'nın mevcut ülkelerinin tamamı bunu terör örgütü olarak kabul etmiştir” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, halk oylaması sürecinde Almanya, Avusturya, Belçika, İsviçre, İsveç ve Fransa'da ‘hayır’ kampanyalarının yürütüldüğünü hatırlattı ve şunları söyledi: “Şimdi mesela Fransa'da bir seçim var bu hafta. Fransa'daki bu seçimde çok ilginçtir Türkiye üzerinden hâlâ orada kampanya yapılıyor. Bu çok çirkin bir şey… Türkiye orada seçime girmiyor ki veyahut da Erdoğan orada seçime girmiyor ki. Bizim üzerimizden niçin böyle bir kampanya yapıyorsunuz veya PKK terör örgütünü niye yanınıza alıyorsunuz? Bakın şu anda şurada göreceğiniz bir kişi Türkiye'ye AGİT üyesi olarak gelmiş bir kişidir. Bu bir Alman parlamenterdir ve ilginç olan AGİT üyesi olarak buraya gelen bir kişinin tarafsız ve bağımsız olması lazım. Yani o buraya bir rapor yazmak için geliyor. Herhangi bir siyasi partinin veyahut da terör örgütünün propagandasını yapmak üzere değil. Ama şimdi burada bakıyorsunuz, 'Hayır' kampanyasına burada destek vermek üzere orada çekilmiş resimler. Bakın burada PKK terör örgütünün paçavrasının arkasında çekilmiş resimler ve bu kişi AGİT'in mensubu olarak Türkiye'ye gönderiliyor."

“AGİT HEYETİ’NİN TARAFSIZLIĞINA VE BAĞIMSIZLIĞINA İNANMIYORUM”

Böyle bir kişi Türkiye'ye gönderildiği zaman AGİT'in tarafsızlığına, bağımsızlığına inanılamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle davam etti: “Mesela yine Danimarkalı bir milletvekili PKK paçavralarının dalgalandırıldığı, terör örgütünün başının aynı şekilde posterlerinin olduğu bir kalabalığa nutuk atıyor. Bu da AGİT üyesi. Şimdi bu insanlar benim ülkeme geldiği zaman AGİT'in adil davrandığına inanabilir miyim? AGİT üyelerini seçerken hem tarafsız hem bağımsız rapor hazırlasınlar diye seçip göndermekle yükümlü. Şimdi biz bu belgeleri ortaya koyduktan sonra AGİT kendini neye göre savunacak? Aynı şekilde burada aynı kişi burada 'hayır' kampanyasının önünde. Bütün bu ispatların dışında yine bir başka örnek vereceğim. Bakın bunlar da yine ne yazık ki orada yapılan çalışmaların bir başka boyutu. Bunların hepsi 'hayır' kampanyası yapan PKK terör örgütünün mensupları. Şimdi bunların hepsine Avrupa'da müsaade ederlerken, Türkiye'den benim bakan arkadaşlarım oraya gittiği zaman bunlara yol vermediler, müsaade etmediler. Salonları vermediler, verilen salonları sonradan iptal ettiler. Bütün bunlar yapıldı. Ben tabii bütün bunları gördüğüm zaman ne dedim? 'Bu faşizan bir baskıdır, bu bir Nazizm baskısıdır' dedim. İsyan ettiler, niye isyan ediyorsunuz? Siz değil misiniz bizim camilerimizi orada yakan, yıkan. Yönetimin bunlara karşı bir tedbir alması gerekmez mi? Camilerin duvarlarına gamalı haç işaretlerini yapanlar onlar. Böyle elimizde bizim yüzlerce örnek var.”

Birçok AB üyesi ülkeyle NATO çerçevesinde de Türkiye'nin bir arada olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sizlerle NATO'da beraber olacağız, dost olacağız, AB'de de müzakereci ülke olacağız. Siz ise bizim burada yapılacak bir seçime ülkenizden müdahil olmaya gayret edeceksiniz. Netice ne oldu, başarabildiniz mi? Başaramadınız. Yine benim milletim, tüm Avrupa'daki vatandaşlarım, halkım, toplamda AB üyesi ülkelerde yüzde 59 gibi oranda ‘evet’ demek suretiyle tavrını ortaya koydu. Yani 'Siz bizi değiştiremeyeceksiniz. Bizim tavrımız bellidir.' dedi” şeklinde konuştu.

“GÜNEYDOĞU HALKI DEVLETİN HER ZAMAN KENDİLERİNİN YANINDA OLDUĞUNU GÖRDÜ”

Mülakatta Güneydoğu Anadolu bölgesindeki halk oylaması sonuçlarını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte terör örgütü PKK’nın, bölge halkının iradesini silah tehditleriyle farklı mecralara sevk ederek onlara oy kullandırttığını, buna uymayanları kimi zaman öldürüp kimi zaman yurdundan kovduğunu hatırlattı.

Son dönemde bölgede terör örgütüne yönelik gerçekleştirilen mücadeleye ve yaklaşık 11 bin teröristin etkisiz hâle getirildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güneydoğu halkının artık devletin her zaman kendilerinin yanında olduğunu ve kendilerine terör örgütlerinden bir zarar geldiği zaman devletin hemen bütün kurumlarıyla zarar verenlerin tepesine bineceğini görmeye başladığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Görmeye başladığı için, görüldüğü gibi çok ciddi manada Güneydoğu'da 'evet'in lehine bir oy patlaması oldu. Bunu inşallah böylece sürdürmek suretiyle gerek Mart 2019 seçimleri bunun için çok çok önemli, gerekse ardından, tabii Kasım 2019 seçimleri bunun için çok çok önemli bir süreç olacak ki hizmet görsünler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin halk oylaması sonuçlarına itiraz edeceğine yönelik açıklamaların hatırlatılması üzerine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun öncelikle bir genel başkan olarak dersini iyi çalışması, nerede Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) gidilir, nerede Anayasa Mahkemesine gidilir, nerede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) gidilir, bilmesi gerektiğini dile getirdi.

“MİLLÎ İRADENİN ÜSTÜNDE BİR İRADE YOKTUR”

Sonuçlara göre, şu anda 1 milyon 400 bin oy farkı bulunduğunu kaydeden Erdoğan, konu ile ilgili değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “YSK bir defa seçimlerde nihai kararı veren mercidir, bunu bilmesi lazım. Bunu ben de yaşadım, çok iyi biliyorum. O zaman da yine aynı zihniyette bunların bir adamı vardı. O yetkiyi kendine devşirmek istedi. YSK'nın başında o zaman bulunan zat, isim vermeyeceğim, dedi ki 'Bu yetki senin değil, bu yetki benim' dedi. 'Nihai kararı, YSK Başkanı olarak ben veririm' dedi ve ikileyemediler. YSK olarak kararı verdi ve o karar uygulamaya girdi. Anayasa Mahkemesinin özellikle bireysel başvuruda, bu, onun yetki alanı içinde değil. Yetki alanı içinde neyse, Anayasa Mahkemesi de o konuda çalışma yapar, onun da kararını verir. AİHM kesinlikle zaten ilgi alanı içinde değil. Bu, Türkiye'nin kendi iç meselesidir, kendi yasal düzenlemeleri içinde bu yapılır ve adım da buna göre atılır. Dolayısıyla oralardan alınacak cevap, YSK'dan aldığı cevap dışında bir cevap olmayacaktır. Yüzde 86 katılım olan halk oylamasını şaibeli hâle düşürme gayretinden başka bir şey değildir. Buna hakkın yok. Kendi tabanında veyahut da ona biliyorum ki inanarak, 'hayır' veren vatandaşlara da 'Ne yapmak istiyorsun sen?' sorusunu sorduracaktır. Ortada bir gerçek var artık, boşuna uğraşma. Sen bu işi götüremiyorsun, anlatamıyorsun.”

Millî iradenin üstünde bir irade olamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâlâ kalkıp, YSK'yı suçlu duruma düşürmenin ana muhalefet partisine bir şey kazandırmayacağını sözlerine ekledi.

AK PARTİ ÜYELİĞİ

AK Parti'ye ne zaman üye olacağının sorulması üzerine, YSK'nın kesin neticeleri açıklayıp, Resmî Gazete'de yayımlanmasının ardından, kurucusu olduğu partiye gidip üye olmayı düşündüğünü bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Olağanüstü kongreyle ilgili ise bu konu tabii ki şu anda partimizin yetkili kurullarının vereceği bir karardır. Yetkili kurulları bu kararı vermek suretiyle, ne zaman olacağına yönelik kararı verir, ha bizler de üzerimize düşen neyse, o görevi yerine getiririz” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2017'de sizi yine partinizin başkanı olarak görecek miyiz?” sorusuna ise, “Böyle bir kararı, eğer partimizin yetkili kurulları alıyorsa, aldıktan sonra da böyle bir görev şahsıma tevdi ederse, ben tabii bu hizmeti partimde de seve seve vermeye her zaman hazırım” cevabını verdi.

FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ BAŞININ İADESİ

ABD Başkanı Donald Trump ile Washington'da ilk yüz yüze görüşmesinden beklentilerinin sorulduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan, belgeler ve atılacak adımlar noktasında ciddi bir hazırlık içinde olduklarını, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) başının, stratejik ortak olan ABD'de barınıyor olmasının, sadece kendisini değil, tüm milleti üzdüğünü belirtti ve şöyle konuştu: “İnanıyorum ki Sayın Trump bu konuda Sayın Obama'nın yapamadığını yapacaktır. En azından idari noktada bir karar vermek suretiyle, onun böyle elini kolunu sallayarak, ‘Pensilvanya'dan 170 ülkeyi idare ediyorum’ diye beyanatlar veren bu adamı oradan kalkıp, ‘Nasıl idare ediyorsun, sen böyle bir terör örgütünü?’ bunun hesabını herhâlde soracaklardır. En azından idari noktada böyle bir hesaplaşma olacaktır diye düşünüyorum.”

“SURİYE’DE HALKIN TAKDİR EDECEĞİ BİR İSİMLE ADIM ATILMASI İSABETLİ OLUR”

Bölgedeki diğer önemli konuların Suriye ve Irak olduğunu, bu konuda da stratejik ortaklığın gereğini yerine getireceklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konusunda muhalefetin veya halkın takdir edeceği bir isimle adım atılması veya ülkenin kanaat önderlerinin, üstünde ittifak edecekleri geçici bir kurulla bu işin sürdürülmesinin çok daha isabetli olacağını düşündüklerini hep söylediklerini, şu anda da böyle bir sürece doğru gidildiğini söyledi.

Münbiç'te PYD ve YPG'nin bulunduğunu, kentin yüzde 85-90 oranında Araplara ait olduğunu, Rakka'da da 3-4 bin kadar DEAŞ'lının yer aldığının söylendiğini, bu kentin de Araplara ait olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikalı yetkililere “Burada sizlerle iş birliği yapalım. DEAŞ'ı burada bitiririz ama bunu ÖSO ile beraber yaparız. Bunları buradan temizleyip, atalım ve buranın kendi halkı gelsin” dediklerini hatırlattı.

“MUSUL GERÇEK SAHİPLERİNE VERİLMELİ”

Irak'ta da durumun yine sıkıntılı olmaya başladığını, Musul'da DEAŞ'ın temizlenemediğini belirten Erdoğan, şu değerlendirmelere yer verdi: "Dert başka. Eğer mezhebi bir mantıkla yaklaşırsanız bu işi çözemezsiniz. Diyelim Haşdi Şabi. Kim bu Haşdi Şabi? Irak Parlamentosu 'terör örgütü değildir' diye aklıyor. Hâlbuki öyle değil, bal gibi de terör örgütü. Kabul edersin, etmezsin. Ama nedir, bir mezhebi mantığın ileri sürdüğü ve Pers milliyetçiliğinin aslında öncüleri olarak bunlar bir terör örgütü olarak mücadele veriyorlar. Ee şimdi ne yapıyorlar? Dertleri, Telafer'i ele geçirmek, ondan sonra Sincar'da gerekirse bazı adımlar atmak. Telafer'in yarısı Türkmen’dir, Sünni’dir, diğer yarısı yine Türkmen’dir ama onlar Şia’dır. Şimdi burada adil bir yaklaşımı sergilememiz lazım. Ama her şeyden önce Musul'un gerçek sahiplerine verilmesinin önünü açmamız lazım. Orada bizim biliyorsunuz çok ciddi çalışmalarımız oldu. Ve bu çalışmalar içerisinde, Musul'daki bu işin mücadelesini veren, daha önce oranın valisi olan Esil Nuceyfi'nin riyasetinde oluşturulmuş olan muhafızları ki Ninova Muhafızları deniyor bunlara, Ninova Muhafızları'nın verdiği bir mücadele var. Bunları biz yetiştirdik, eğittik, hâlâ da eğitmeye devam ediyoruz ki, sayı artsın ve onlar Musul halkıyla bütünleşerek, bir an önce Musul'a, kendi topraklarına sahip olsunlar, bu mücadele devam ediyor."

TRUMP İLE HER GÖRÜŞMEDE UMUTLARIM DAHA DA ARTIYOR”

Türkiye'nin ABD ile savunma sanayindeki ikili ilişkilerine değinerek, bu ilişkilerin kesintiye uğradığını; ancak hızla geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın eski Başkan Barack Obama ile karşılaştırıldığında daha iyi bir ortak olup olmayacağının sorulması üzerine “Bunu söylemek için daha erken” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yola bir çıkalım, yola çıktıktan sonra tek avantajımız şu, Sayın Trump tabii başarılı bir iş adamı. Özellikle emlakçılık sektöründe bir marka oluşu önemliydi. Biz de özellikle piyasadan geliyoruz. O yönde bir deneyimimiz var. Ama dediğim gibi şu andaki yaptığımız 3 telefon görüşmesinde, umutlarım her görüşmede daha da artıyor. Temennim odur ki ABD'deki bu görüşmede, bu noktadaki umutlarımız perçinlenir. Ondan sonra ardından NATO zirvesinde, Brüksel'de tekrar bir araya geleceğiz. Orada da görüşeceğiz. Her geçen gün daha iyiye giden bir süreç olur diye umudum var” değerlendirmesinde bulundu.

Münbiç'e bir Türk askerî operasyonunun mümkün olup olmadığının ve ABD'nin Rakka'ya Türkiye'nin dahli olmadan bir operasyon yapması durumunda Türkiye'nin tepkisinin ne olacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda ilişkilerin iyi gittiğini dile getirdi. Türkiye, Rusya ve ABD genelkurmay başkanlarının, üçlü ve koordineli bir çalışma yürüttüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda görevli generallerin de bölgede çalışmalar yaptığını anlattı ve “Şu anda koordinasyon iyi” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ARTIK KENDİ KADERİNİ KENDİSİ TAYİN ETME İMKÂN VE GÜCÜNE SAHİP”

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki gerilen ilişkilerin ardından, sorunların çözülmesine yönelik bir zirve yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dışişleri bakanları zirvesinin zaten yapılacağını ve bu zirvede AB'nin tavrını göreceklerini söyledi ve şunları söyledi: "Çünkü şu ana kadar kapıyı kapatan maalesef hep Avrupa Birliği oldu. Hâlâ kapıyı kapatmaya ne yazık ki direniyor. Tabii bu şekilde bu giderse, kolay değil. Mesela bir vize sorunu yaşıyoruz, hâlâ devam ediyor. Bundan ötede mültecilerle ilgili verilmiş sözler var, bunların hiçbirisi yerine gelmiyor. Tabi bütün bunlarla beraber bizim Avrupa Birliği'ne tahammülümüz daha ne kadar olacak? Çıkıyor bakıyorsun birisi, bir açıklama yapıyor, ‘Türkiye'yi biz müzakereleri durdurmak suretiyle askıya alacağız’ diyor. Şimdi bütün bu şeyler, Türkiye'nin AB'ye bakışını olumsuz yönde etkilemektedir. Ve ben arkadaşlarıma da onu söylüyorum. Diyorum, öyle çok fazla bundan sonra Avrupa Birliği'ne minnette bulunmayın. Dürüst davranacaklar, bize verdikleri sözleri yerine getireceklerse getirsinler. Ha getirmeyeceklerse, aynı şekilde İngiltere bir Brexit yapmıştır, işi bağlamıştır. Ha biz de kalkar kendimiz kamuoyu araştırmamızı yaparız, ona göre adımımızı da atarız. Yani 54 sene biz Avrupa Birliği ile mi yaşadık? Avrupa Birliği bize verdi de biz onla mı ayakta durduk? İşte şurada son 14-15 senedir Türkiye 3 kat büyüdü. Onların desteğiyle mi büyüdük? Türkiye artık kendi kaderini kendisi tayin etme imkânına, gücüne sahiptir. Ha biz istiyoruz ki, bizim AB'ye vereceğimiz çok şey var, ama AB de bize vereceklerini, katkılarını bir defa Türkiye'den esirgemesin. Dürüst olsun ve ikide bir hakaret etmesinler. Şunu bilsinler; ‘Eğer biz Türkiye'ye hakaret edersek, bu karşılıksız kalmaz.’ Bunu bilecekler. Artık böyle bir Türkiye var.”

“ŞU ANDA AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATININ GEREKLERİ NEYSE, BUNLAR BİZDE VAR”

AB'ye tam üyeliğin hâlâ Türkiye'nin stratejik hedefi olup olmadığının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu cevabı verdi: “Eğer siz bu konuda bizi oyalamaya devam ederseniz, biz Ankara siyasi kriterlerini ortaya koyar ve yola böyle devam ederiz. Çünkü sizin Kopenhag siyasi kriterleri dediklerinizi biz zaten hayata geçirdik. Şu anda Avrupa Birliği müktesebatının gerekleri neyse, bunlar bizde var. Ama siz kalkıyorsunuz, teröristlerden raportörler oluşturuyorsunuz, onlara rapor hazırlattırıyorsunuz. Böyle bir anlayış bizim tarafımızdan kabul görmez ve bugüne kadar hazırladığınız ne kadar rapor varsa hepsi de ideolojiktir, siyasidir. Ve bu ideolojik raporlarla Türkiye'yi hep mahkûm etmek istediniz. Kusura bakmayın, bundan sonraki süreç böyle işlemeyecektir; bunu görmeleri, bilmeleri lazım.”

 

Tüm Haberler