“DEAŞ Güçleri El Bab’ı Terk Etme Sürecine Girdi”

12.02.2017
“DEAŞ Güçleri El Bab’ı Terk Etme Sürecine Girdi”

Bahreyn’e hareketinden önce gazetecilerin sorularını cevaplandıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fırat Kalkanı operasyonundaki son durum hakkında “El Bab gerek bizim tarafımızdan, gerekse Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından, dört bir yandan kuşatılmış vaziyette. Güçlerimiz, ÖSO ile merkeze inmiş vaziyette. Merkeze girilmesi hasebiyle, artık DEAŞ güçleri tamamıyla El Bab’ı terk etme sürecine girdi. Öyle zannediyorum ki artık bundan sonrası an meselesidir ve planlanan uygulama da şu anda yürütülmektedir” dedi.

Körfez ülkelerinden Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan ziyareti öncesi Atatürk Havalimanında düzenlediği basın toplantısında soruları cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

“EL BAB DÖRT BİR YANINDAN KUŞATILMIŞ VAZİYETTE”

Kendisine yöneltilen bir soruda, Fırat Kalkanı Operasyonu’nun bundan sonraki sürecine ilişkin değerlendirmesi istenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Bab’ın şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından dört bir yanından kuşatılmış vaziyette olduğunu ve şehrin merkezine indiklerini belirtti ve “En önemli nokta olan biliyorsunuz hastane kısmı, zaten birkaç gün önce tamamen alınmıştı ki orası hâkim bir noktaydı. Bu hâkim noktayı bizler ele geçirdikten sonra süreç çok daha hızla lehte gelişmeye başladı. Şu anda da merkeze girilmiş vaziyette ve merkeze de girilmesi hasebiyle, artık DEAŞ güçleri tamamıyla El Bab’ı terk etme süreci içerisine girdi. Öyle zannediyorum ki artık bundan sonra an meselesidir ve planlanan uygulama da şu anda yürütülmektedir. Biz de arkadaşlarımızdan bu bilgileri gerek arazide, gerekse buradan, karargâhtan yapılan takiple alıyoruz, yani planlanan istikamette şu anda gelişmeler devam ediyor” açıklamasını yaptı.

EL BAB’TA RUS HAVA GÜÇLERİNİN KAZAEN TÜRK BİRLİĞİNİ VURMASI

El Bab’ta Rus hava güçleri tarafından kazaen Türk birliğinin vurulması ile ilgili olarak, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarını hatırlatan bir basın mensubunun, görüşlerini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu açıklamalar noktasında benim yapmış olduğum açıklama, tamamıyla gerek Silahlı Kuvvetlerimizin, gerekse Millî İstihbarat Teşkilatımızın bana verdiği bilgiler çerçevesindedir. Bu çerçevede yaptığımız açıklama karşılıklı yapılmıştır. Ve gerek Genelkurmay Başkanlarımızın karşılıklı olarak yaptığı açıklama, gerekse cumhurbaşkanları olarak bizim yaptığımız açıklamalar bu işin gerçek boyutudur. Bunun dışındaki açıklamalar herhâlde itibar edilecek açıklamalar değildir. Ve şunu da tabii kararlılıkla ifade etmem gerekir ki, bu süreç içerisinde bizlerin işleri çok daha hassas, çok daha dikkatli bir şekilde götürme gayretlerimiz var. Zira CIA Başkanını gelişiyle, bu arada Amerika Birleşik Devletleri Başkanıyla yaptığımız görüşme ve bu arzu edilmeyen olay sonrası Sayın Putin’le yapmış olduğumuz görüşme, genelkurmay başkanlarımızın birbirleriyle yaptıkları görüşmeler, hepsi bu hassasiyetin nereden nereye varmakta olduğunu göstermesi bakımından çok çok önemli.”

“TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ HEDEFİ TERÖRDEN ARINDIRILMIŞ GÜVENLİ BÖLGE OLUŞTURMAK”

Verdiği cevabın devamında, Türkiye’nin bölgedeki hedefinin ‘terörden arındırılmış bir güvenli bölge’ olduğunu ve bunun için çalıştığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu çalışmanın en doğu ayağında Cerablus vardır şu anda, en batı ayağında El Rai vardır. Ve güneye doğru biliyorsunuz ilk etapta Dabık halloldu, ondan sonra El Bab şu anda hallolmak üzere. Bundan sonraki süreçte doğuya yönelip Münbiç ve Rakka olayı vardır ve bu konuyla ilgili olarak da şu anda Amerika Birleşik Devletleri yeni yönetimiyle, CIA’yle düşüncelerimizi paylaştık ve bundan sonra bu düşüncelerimizin de takipçisi olacağız. Hedef nedir? Hedef, burada 4-5 bin kilometrekarelik bir terörden arındırılmış güvenli bölgedir. Bu güvenli bölgenin halliyle birlikte de hem Suriye’den göçü, ilticayı önlemek, onlara orada yerleşim yerlerini temin etmek, hem de bizim kamplarımızdaki insanları kendi topraklarına döndürmek. Tabii bunu yapabilmek için de onlara bizim oralarda adeta yeni şehirler kurmak gibi bir gayretimiz var. Ben bu düşüncelerimi Sayın Trump’la da paylaştım. Koalisyon güçleriyle, başta Almanya olmak üzere onlarla da paylaştım. ‘Bizler burada her türlü altyapı çalışmalarında görev alırız ve burada dayanışma ile eğer bunu başarırsak, sağlarsak, orada bütün sosyal donatı alanlarına varıncaya kadar konutlarını eğer yapacak olursak, burada yeni bir süreç başlayacaktır. Herkes topraklarında çadırda yaşamak, başka ülkede yaşamak, ister konteynır olsun, ne olursa olsun kendi ülkesi gibi rahat olmayacaktır, onlara da kendi ülkelerine dönme fırsatını vermiş olacağız’ dedik. Ve tabii ikinci bir adımda burada şüphesiz ki uçuşa yasak bölge konusu. Yani siz burayı yapıyorsunuz, ama bu terörden arındırılmış bölgeyi eğer uçuşa yasak bölge olarak ilan etmediğiniz sürece orada güvenlik tabii ki olamayacaktır. Onu da uçuşa yasak bölge olarak ilan edip ki bunu Amerika’yla da, Rusya’yla bunları paylaştık, görüştük. O zaman orada güvenlik olacağı gibi, bir de kendi içinde onlar bir millî ordusunu da oluşturmak suretiyle kendini güvende hissedecektir.”

“ÖZGÜR SURİYE ORDUSU EĞİT-DONAT KAPSAMINDA YETİŞTİRİLDİ”

Konunun önemli başlıklarından birinin ‘eğit-donat’ olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eğit-donatı da başından itibaren zaten bizler yürütüyoruz. Özgür Suriye Ordusu bu eğit-donat kapsamında yetiştirilmiş bir ordudur ve onlar da orada tabii yerli halk olması hasebiyle ağırlıklı olarak oranın insanı olmaları hasebiyle, tabii cansiperane bu mücadelenin içerisinde yer almaları hasebiyle hakikaten şu ana kadar çok çok faydalı olmuşlardır, çok da şehit vermişlerdir. Ama bu mücadelede ortaya koydukları performans inkâr edilemez.” dedi.

16 Nisan’da Anayasa değişikliği ile ilgili yapılacak referanduma ilişkin kendisine gelen anket sonuçlarını soran bir basın mensubunun sorusuna cevaben, kendisine şu an bazı anket sonuçlarının geldiğini; ancak şu anda sağlıklı bir anket döneminde bulunulmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama asıl anketlerin bize akışı araziye çıkışla beraber daha da yoğunlaşacaktır. Şu anda ben halkımızın henüz cumhurbaşkanlığı sistemini tam olarak anlama konumuna geldiğine ihtimal vermiyorum, çünkü bunu halkımıza mal etmemiz lazım, iyice anlatmamız lazım” ifadelerini kullandı.

“16 NİSAN AYNI ZAMANDA 15 TEMMUZ’UN BİR CEVABI OLACAK”

Anayasa değişikliğini kendisinin, Başbakanın, ilgili bakan ve milletvekilleri ile danışmanlarının, televizyonlarda, meydanlarda artık bunu anlatmaya başladıklarına, yazılı materyallerin halka ulaştırılmaya başlandığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuda halkımızın hassasiyetine inanıyorum. Ama şunu da, Mersin ve Aksaray’da gördüm: Yani şu anda daha araziye inilmemesine rağmen halkın birçoğu da bir defa kapmış. Kaptığı şey nedir? ‘Tabii ki evet’ diyor, yani bu noktaya gelmiş vaziyette. Çünkü sıkıntıları halkımız da hakikaten neler olduğunu, işin ucunun nereye vardığını gayet iyi biliyor. Çünkü bir tarafta bu ülkeye bölmeye, parçalamaya çalışan bir terör örgütü var. Bölücü terör örgütünün beraber hareket edenleri var. Şimdi bölücü terör örgütü ne diyor? ‘Hayır’ diyor. Bizim değerler silsilemiz içerisinde şunu unutmayın: ‘Kişi sevdikleriyle beraber haşrolunacaktır.’ Dolayısıyla şu anda Kandil’de olanlarla beraber hareket edenler, onların uzantılarıyla beraber hareket edenler ne diyor? Hepsi birden ‘hayır’ diyor. Öyleyse benim milletim o Kandil’dekilerle beraber, benim 248 şehidimi evet o şehadete gönderenlerle beraber, 2 bin 193 gazimizi gazi yapan ve devletimin, ordumun o uçaklarıyla, helikopterleriyle, tanklarıyla, toplarıyla, modern silahlarıyla bir tarafta öldürenler, yaralayanlar var, onlarla beraber hareket etmeyecektir. Ve onlara da 16 Nisan’da ben inanıyorum ki evet demek suretiyle gereken cevabı verecektir. Çünkü 16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz’un bir cevabı olacaktır. 15 Temmuz’a önemli bir çıkış olacaktır. Ve ‘hayır’ diyenlerin konumu, aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır, bunu kimse sağa-sola çekmesin.”

“EL BAB’DAN SONRA DURMAK YOK”

“Fırat Kalkanı Operasyonuyla ilgili sizin sözlerinizden yola çıkarak ek sorularım olacak. Bir tanesi; uçuşa yasak bölge bu zamana kadar Birleşmiş Milletler’den (BM) hiçbir zaman çıkmadı. Guterres’le de bir görüşme yaptınız, Amerika ve Rusya’yla da görüştüğünüzü söylediniz. Yeni bir tasarı olarak BM’ye sunulması mı gündemde, yoksa bir gönüllüler koalisyonu şeklinde mi hareket etme yolunu arıyor taraflar? İkincisi de; El Bab operasyonuyla ilgili Hükûmet Sözcüsü Numan Kurtulmuş dün bir televizyonda yaptığı açıklamada, ‘El Bab’dan sonra Fırat Kalkanı Operasyonu bitecek’ dedi. Bitecek mi? Bir de El Bab’da nasıl bir tablo ortaya çıkacak, yani kim yönetecek orayı? Buna ilişkin Rusya’yla bir mutabakat var mı?” şeklindeki soruya ise Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “Bizim Sayın Guterres’le dün yaptığımız toplantıda benim başından itibaren teklif ettiğim üç başlık var. Bu üç başlık: Bir; bir defa eğit-donat. İki; uçuşa yasak bölge. Üç; terörden arındırılmış güvenli bölge. Sayın Guterres’le bu başlıklar noktasında zaten biz mutabıkız. Yani BM’den böyle bir şey çıkmadı diye bir şey yok, yani rahatlıkla yeter ki burada BM Güvenlik Konseyi böyle bir kararı versin, bunun gerisi gelir, burada bir sıkıntı yok. El Bab’dan sonra durmak, böyle bir şey de yok. Orada bir iletişim sıkıntısı olabilir. Bir defa El Bab, bizim nihai hedefimiz değildir. Bizim nihai hedefimiz; DEAŞ’tan bu bölgenin temizlenmesidir. Kaldı ki biz şu anda biliyorsunuz 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı etkisiz hâle getirdik. Fakat DEAŞ’ın asıl merkezi El Bab değil, asıl merkezi Rakka. Ve Rakka temizlendiği andan itibaren özellikle bu bölge terörden arındırılmış bir bölge hâline gelmiş olacak.”

“BİZİM BURADA KALMAK GİBİ BİR HEDEFİMİZ YOK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bölgedeki nihai hedefin, 5 bin kilometrekarelik bir alanı temizlemek olduğunu dile getirdi ve sözlerini şu değerlendirmelerle tamamladı: “Bizim Türkiye olarak burada kalmak gibi bir hedefimiz yok, o ayrı bir konu. Ama nasıl Cerablus temizlendi, DEAŞ oradan defedildi ve oraya Cerablus’un kendi insanı yerleşti. El Rai temizlendi, El Rai’ye geldi oranın kendi halkı yerleşti. Dabık, hakeza öyle. Şimdi El Bab, tamamen oradan DEAŞ gittiği zaman bitti demek değil, oraya da gelecek El Bablı yerleşecek. Fakat bakın bir Münbiç’in aslında yüzde 90 halkı Arap’tır, ama şu anda oraya kendi halkı yerleşememiştir, niye? PYD-YPG orayı şu anda işgal etmiş vaziyette. Bize verilen söz; orayı onların boşaltacağıdır, daha boşaltmadı bunlar. İşte şimdi DEAŞ’ı, YPG’yi ve PYD’yi buralardan boşalttıktan sonra, Rakka’dan da DEAŞ’ı boşalttığımız anda, oradan defettiğimiz anda oraya Araplar gelip kendi halkı gelip yerleşecektir. Kendi halkı yerleştikten sonra kendi millî ordusuyla da inşallah buraları güvence altına, koruma altına aldıktan sonra zaten bizim orada kalmamız çok ama çok lüks olur. Bizim orada durma diye bir durumumuz da olmaz. Onun durumunu o gün değerlendirmek lazım, şimdi bunları konuşmak çok da erken olur diye düşünüyorum.”

Basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, beraberindeki heyetle birlikte Bahreyn’in başkenti Manama’ya hareket etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Atatürk Havalimanı’ndan TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve diğer yetkililer uğurladı.

Bahreyn ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Millî Savunma Bakanı Fikri Işık da eşlik ediyor.

Tüm Haberler